İçeriğe atla

Fatih bin Kağan

FatIh bin Kağan (tam adı: Ebu Muhammed FatIh b. Kağan bin Ahmed bin Ortaç Et-Turki ; D.? - ölüm 861) - Hazar asıllı bir şair.

Menşei

Türk (Hazar) kağanlarının soyundan olup, Halife Mutasım'ın yakınlarından Kağan bin Ortac'ın (Ahmed) oğludur. İbn Tağriberdi, Fatih'in babası hakkında şu bilgileri verir: "Fatih'in babası, Halife Mutasım'ın ayrılmaz bir dostuydu. Soylu bir Türk ailesindendir ve halife ona çok değer verirdi. Fatih, çocukları ile birlikte halifenin sarayında büyümüş ve eğitim görmüştür.

Hayatı

Fatih muhtemelen Samarra'da doğmuştur. Tüm çocukluğunun, onun çok yönlü ve yetenekli olduğunu gören halifenin koruması altında geçtiğine inanılıyor. İsfahani'ye göre halife, babasının rızasıyla onu "evlat edindi" . Halife Mutasım ve Mütevekkil döneminde halifenin iç ve dış istihbaratının başında Fatih bin Kağan vardı. Kaynaklara göre, büyük bir zeka ve bilgiye sahip olan Fatih, cesur ve nazikti. Kendisini sadece bir devlet adamı olarak değil, aynı zamanda yetenekli bir şair, yazar, hatip ve kitapsever olarak da ortaya koydu.

Faaliyetleri

Dönemin birçok bilim adamı (Cahiz, Ebu Cafer Muhammed b. Habib, el-Buhturi, Muhammed b. Harik ve diğerleri) eserlerini Fatih b. Kağan'a ithafen yazdılar. Örneğin Cahiz ünlü eseri "Fazail ül Atrak"ı (Türklerin Erdemleri) onun için yazmıştır. Türklerin İran dünyasının kuzey-doğusuna erken gelişinin savunucuları[1] Cahiz tarafından Faieh bin için yazılan Risala fi manaqib al-atrak wa'ammat junud al-khilafa adlı Türklerin erdemleri üzerine risaleden alıntı yapıyor. Cahiz, Türklerin bu imajını ve onlara yönelik bu tavrı yumuşatmak, onlara layık bir yer vermek ve belki de F. Gabrieli'nin varsaydığı gibi onları Hilafette Araplar ve İranlılar arasında "üçüncü bir güç" haline getirmek istedi. Cahiz, amacını ta'lif al-kulub wa ittifaq al-asbab ("kalpleri uzlaştırmak" ve "bağları güçlendirmek") olarak tanımlar. Risalesinin bir yerinde Türkler ile Horasanları esasen aynı kavim olarak, aynı özelliklere sahip olarak ve bitişik yerlerde yaşadıklarını belirtir.[2]

Fatih'in kendisi bir şair olarak meslektaşlarına yardım etti. Böylece daha sonra Arap-Müslüman dünyasının en ünlü şairi olan Buhturi, onun tavsiyesi üzerine Halife Mütevekkil'in sarayına girdi. Fatih'i öz kardeşi gibi seven Al-Buhturi, 30 parlak gazelini ona adadı.

Fatihin sonu trajikti. 10 Aralık 861'de bir saray darbesi sonucu Halife Mütevekkil ile birlikte öldürüldü. Halifeyi bedeniyle örttü. İbn Takiberdi, "Mütevekkil ve Fetih'in cesetleri, fesatçılar tarafından Müslüman adetleri dışında alelacele aynı halıya sarılarak aynı mezara gömüldü" diyor.

Edebi miras

Ne yazık ki Fatih'in edebi mirası hakkında sadece eserlerinin isimlerinden bilgi sahibi oluyoruz: Kitab Ahlak e-Mülk; Kitab'dan Seyd ve Cevahir; Kitabul-Rovze ve'z-Zuhr; Divanü'ş-Şir; Kitab el-Bostan. Kitabü'l-Rovze wa'z-Zuhr'un Fatih'in kendi şiirlerinden, Kitabü'l-Bustan'ın ise edebiyat teorisi üzerine yazdığı eserlerinden oluştuğunu belirtmek gerekir.

Kaynakça

Notlar

  1. ^ Frye, Sayılı,s.206; Şəmsəddin Günaltay. Abbas oğulları imparatorluğunun kuruluş və yüksəlişində Türklərin rolü.-"Belleten". Vol.6. Ankara, 1942, s.178-179
  2. ^ Мусульманский мир 950-1150. Издательство "Наука" Главная редакция восточной литературы. Москва 1981.Birinci bölmə K.E. Bosfort Barbarların hücumları: Türklərin müsəlman aləmində zühuru səh. 22

Ayrıca bakınız

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sarı Saltuk</span> Türk ermiş

Sarı Saltuk Baba Balkanların Osmanlılar tarafından fethedilmesinden önce başlıca Balkanlarda ve civârındaki bölgelerde seyahat ederek insanlara İslâm'ı tebliğ eden Alevî-Bektâşî şeyhi ve Türkmen bir Derviştir.

<span class="mw-page-title-main">İslam tarihi</span> İslam medeniyetinin tarihî gelişimi

İslam tarihi, Müslüman medeniyetinin geçmişten günümüze dek siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmeleri ile ilgili olan tarihsel çalışma alanıdır. Çoğu tarihçi, İslam dininin MS 7. yüzyılın başında Arap Yarımadası'ndaki Mekke ve Medine şehirlerinde ortaya çıkıp yayıldığını kabul etmektedir. Müslümanlar, İslam'a Âdem, Nuh, Musa, Davud, Süleyman, İsa gibi peygamberlerden beri var olan bir din ve Allah'ın iradesine teslimiyetle gerçekleşen bir dönüş olarak inanırlar.

<span class="mw-page-title-main">Abbâsîler</span> 750–1258 yılları arasında hüküm süren Müslüman Arap hanedanlığı ve üçüncü İslam hâlifeliği

Abbâsîler, Emevî Hanedanı'ndan sonra başa gelerek İslam Devleti'nin yönetimini ve halifeliği beş yüzyıldan daha uzun bir süre elinde tutan Müslüman Arap hanedanı.

İsmâil Hakkı Bursevî,, mutasavvıf, Celvetî şeyhi, müfessir, şâir.

<span class="mw-page-title-main">Memlûk Devleti</span> Geç dönem Orta Çağda Mısır ve Suriyede hüküm sürmüş olan bir devlet (1250–1517)

Memlûk Devleti resmî adıyla ed-Devletü't-Türkiyye, Eyyûbîlerin çöküşü ile Osmanlı İmparatorluğu'nun Mısır'ı ele geçirmesi arasında geçen üç yüzyıla yakın zaman diliminde Mısır ve Suriye'de hüküm sürmüş olan devlet. Memlûk Devleti'ni 1250 ve 1382 yılları arasında kurucu aile Bahrî Memlûkler idare etmiş, 1517 yılına kadar ise Burcî Memlûkler yönetimi ele almıştır. Tarihyazınında devlet bu iki hâne başlıkları altında incelenmiş olup Bahrî Memlûklerin Türk kökenli olması dolayısıyla bu devirde yöneticiler daha çok Türklerden oluşurken daha sonraki dönemde Çerkesler asıl unsur olmuşlardır. Tarihçiler arasında; Memlûk devletinin Türk sultanlar döneminde askeri ve siyasi olarak doruğa ulaştığı, ardından ise Çerkesler döneminde uzun süreli bir gerileme dönemine girdiğine dair evrensel bir fikir birliği vardır.

Kalenderîlik ya da Kalender'îyye 10. yüzyılda İran'da, Horasan Melametiliği'nden kaynaklanan bir sufilik akımı olarak ortaya çıkan 12. yüzyılın sonunda Cemaleddin-i Savi adlı Safevi Devletinden bir sufinin gayretiyle teşkilatlanarak Orta Doğu'da ve Orta Asya'da geniş taraftarlar toplayan bir tasavvuf akımıdır. Kalenderîler, mala, mülke ve şöhrete önem vermeyen, toplumdan önemli ölçüde kendilerini tecrid etmiş, kanaat anlayışına sahip bir topluluktu. Kalenderilik, yaşadığı toplumun nizamına karşı çıkararak dünyayı kaale almaya değer görmeyen ve bu düşünce tarzının günlük hayat ve davranışlarıyla da açığa vuran tasavvuf akımıdır. Kalenderîlik söz konusu mistik temelini ve sosyal niteliğini tarihî akış içinde İslâm dünyasının çeşitli yerlerinde ve değişik zamanlarda yeni unsurlarla zenginleştirerek geliştirmiş ve hep muhalif bir çevre olarak süregelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Arap-Türk ilişkileri</span>

Türk kavimleri ile Araplar arasındaki ilişkiler Arapların İslam öncesi döneminde İpek Yolu vasıtasıyla ticaret ile sınırlıydı.

<span class="mw-page-title-main">İldenizliler</span> Azerbaycanda Kurulmuş Bir Türk Atabeyliği

Eldenizler, ayrıca Eldegezler, İldenizliler veya Azerbaycan Atabeyleri [Azerice: Eldənizlər] - 1136-1225'te Azerbaycan'ı, Doğu Anadolu'yu, Kuzey Irak'ı, İran'ı ve Cibal'ı yöneten tarihi bir devlet. Hanedanlığın kuruluşu Kıpçak asıllı Şemseddin İldeniz ile bağlantılıdır. Böylece Arran'ı Sultan Mesud'dan ikta olarak alan Eldeniz, gücünü kısa sürede tüm Azerbaycan'a yaydı. Eldeniz, oğulluğu Arslanşah'ı 1160 yılında hükümdar yaptıktan sonra Irak Selçuklu Devleti'nde fiilen iktidarı ele geçirdi. Şemseddin İldeniz döneminde Azerbaycan atabeylerinin toprakları Arran, Azerbaycan, Şirvan, Cibal, Hemedan, Gilan, Mazenderan, İsfahan, Rey, Musul, Kirman, Fars, Huzistan, Ahlat, Erzurum ve Meraga topraklarını içeriyordu.

<span class="mw-page-title-main">Hazar Kağanlığı</span> Musevi Türk devleti

Hazar Kağanlığı ya da kısaca Hazarlar, 7. ve 11. yüzyıllar arasında; Hazar Denizi'nin çevresinde; Van Gölü'nden, Karadeniz kıyılarından, Kiev'e; Aral Gölü'nden, Macaristan'a kadar olan geniş topraklarda hüküm sürmüş, Doğu Avrupa'da yerleşik bir Türk devletidir. Hazar kelimesi, gez(mek) anlamına gelen kaz- kökünden türemiştir. Ka-zar; gezer yani serbest dolaşan, bir yere bağlı olmayan anlamına gelmektedir. Hudūd al-'Ālam adlı esere göre, Hazar kağanları Ansa' sülalesindendir ve Orta Asya'dan gelmişlerdir. Hazarların bir süre Büyük Hun Devleti'ne bağlı kavimler arasında bulunmuş olmaları ihtimali vardır. 586'dan sonraki Bizans kaynaklarında Hazarlar, "Türkler" olarak geçmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Mütevekkil</span>

Mütevekkil veya Câʿfer el-Mütevekkil, onuncu Abbasi Halifesi (847–861).

<span class="mw-page-title-main">Cahiz</span> Basra doğumlu Arap bilim insanı

Cahiz veya el-Cahız gerçek ismi ve tam künyesi Ebu Osman Amr bin Bahr el-Kinani el-Fukaimi el-Basri olan, Basra doğumlu Afro-Arap yazar ve bilim insanı.

<span class="mw-page-title-main">Fergânî</span>

Ebu el-Abbas Ahmed bin Muhammed bin Kesir el-Fergani Batı'da Alfraganus olarak da bilinen Türk Müslüman astronom ve 9. yüzyıl'da yetişmiş en ünlü astronomlardan biridir. Ay'daki "Alfraganus" kraterinin ismi O'na ithafen verilmiştir.

Vasık veya Hârûn el-Vâsık Billâh, dokuzuncu Abbasi halifesi olarak 842 ile 847 döneminde hüküm sürmüştür.

Mustain veya el-Mûsta'in bi’l-Lâh Tam Adı: Ebû'l-'Abbâs "el-Mûsta'in bi’l-Lâh" ʿAhmed bin Muhammed el-Mu'tasım 862-866 döneminde hükümdarlık yapan on ikinci Abbasi halifesi.

<span class="mw-page-title-main">Bâtınîlik</span> İslam dininin kutsal kitabı olan Kuranın bâtıni tevillere dayanan ezoterik yorumu

Bâtınîlik ya da Bâtınîyye ; İslamda Kur'an ayetlerinin görünür anlamlarının dışında, daha derinde gerçek anlamları bulunduğu inancı, ayetleri buna göre yorumlayan akıma Bâtınîlik, bu düşünceyi benimseyen kişiye de Bâtınî denir. Şiîlikte bu anlamları ancak Tanrı ile ilişki kurabilen ve Ali'nin soyundan gelen masum On İki İmam'ın bilebileceğine inanılır.

<span class="mw-page-title-main">Beytü'l-Hikme</span> Abbâsîlerin 800lü yılların başında Bağdatta kurduğu, dönemin en büyük kütüphanesi ve çeviri merkezi

Beytülhikme veya Bilgelik Evi, aynı zamanda Büyük Bağdat Kütüphanesi olarak da bilinen, ya büyük bir Abbasi devlet akademisini ve Bağdat'taki entelektüel merkezini ya da İslam'ın Altın Çağı sırasında Abbasi halifelerine ait büyük bir özel kitaplığı belirtir. Bilgelik Evi, Abbasi Halifeliğinin çöküşünün ardından fiziksel kanıt eksikliği ve bir anlatı oluşturmak için edebi kaynakların doğrulanmasına güvenerek, resmi bir akademi olarak işlevlerine ve varlığına ilişkin aktif bir tartışmanın konusudur. Bilgelik Evi, 8. yüzyılın sonlarında Halife Harun Reşid'in koleksiyonları için bir kütüphane olarak veya el-Mansur (754-775) tarafından hem Arapça hem de Farsça nadir kitaplara ve şiir koleksiyonlarına ev sahipliği yapmak üzere oluşturulan özel bir koleksiyon olarak kuruldu.

İlhanlılar devrinde Alevîler Moğolların en güçlü devirlerinde Kara-Kurum saraylarında itibar sahibi olan Budist ve Hristiyan din adamlarıyla karşı karşıya gelen İslâmiyet mensupları çok büyük tehlikelere maruz kalmışlardı. İlhanlılar’ın henüz kudret sahibi olmadıkları devirlerde Cengiz’in kurduğu büyük imparatorluk henüz parçalanmamıştı. Onun yerine geçen “Oktay Han” ise Cengiz’in koyduğu yasaları taviz vermeden uygulamaktaydı. Bilhâssa Kayuk Han devrinde Moğol âdetlerinden kaynaklanan yasaların hâkimiyeti altında yaşayan Müslümanlar büyük işkencelere maruz kalarak ezilmekteydiler. Argon Han devrinde ise Müslümanlar çok şiddetli bir mezâlime maruz kaldılar.

Menâkıbnâme ; velilerin, tarikat büyüklerinin ve şeyhlerin kerametlerini konu alan eserlere verilen addır.

Şemseddin Sivasi, Halvetiyye tarikatının Şemsiyye kolunun kurucusu, âlim ve şair.

<span class="mw-page-title-main">Humâreveyh bin Ahmed bin Tolun</span> Mısırlı emir (884-896)

Ebü'l-Ceyş Humâreveyh bin Ahmed bin Tolun Tolunoğulları hanedanının kurucusu Ahmed bin Tolun'un oğluydu. Mısır ve Suriye'nin özerk hükümdarı olan babası onu halefi olarak atadı. İbn Tolun Mayıs 884'te öldüğünde, Humâreveyh onun yerine geçti. Kendisini tahttan indirme girişimini bozguna uğrattıktan sonra, 886'da Abbasi Halifeliği'nden miras kalan bir vali olarak Mısır ve Suriye üzerindeki yönetiminin tanınmasını başardı. 893'te anlaşma yeni Abbasi Halifesi Mutazıd ile yenilendi ve kızı Katr en-Nada'nın halifeyle evlenmesiyle mühürlendi.