İçeriğe atla

Eşikağasıbaşı

Eşikağasıbaşı, Safevilerde "Ümera-yi devlethane-yi mübarek"in dört emirinden biri olup, sarayda merasim kurallarına bakan memurların başıdır. Bazı kaynaklar onu "saray dergahının reisi" olarak tanımlamaktadır. O, şah divanının tüm yasavullarının, eşikağalarının, kapıcılarının ve çavuşlarının reisi olup, şah meclislerinin organizasyon ve düzenlemesinden sorumluydu.

Hiyerarşideki yeri

"Ümera-ye devlethane-ye mübarek" mübarek devlet hanesi emirleri; korçubaşı, kullarağası, eşikağasıbaşı, tüfenkçibaşı olmak üzere 4 ana görevden oluşuyordu. Saray içi görev sahiplerini bazen "Ərkani dövlət-e qahirə" de adlandırıyorlardı.[1]

Eşikağasıbaşı bu emirlerin 4.sü, yani sonuncusuydu. Eşikağasıbaşı görevi, eşikağasıbaşı-i Divan ve eşikağasıbaşı-i Harem olarak iki kısma ayrılırdı.[2][3] Genellikle kim eşikağasıbaşı görevine atanırsa, Rey ve Tahran ona tiyul olarak verilirdi.[4]

Tarihi

Eşikağasıbaşı görevini Şah I. İsmail’in hükümdarlığı döneminde Ülema Sultan Tekeli icra ediyordu. Bilinmeyen bir yazar tarafından kaleme alınan "Tarih-i alemara-yi Şah İsmail" eserinde, Şah İsmail döneminde eşikağasıbaşı görevini icra eden bir başka kişi olarak Durmuş Han Şamlı'nın adı geçmektedir. O, "han-i ali-şan" (yüksek şanlı han) rütbesine sahipti. Saray hayatıyla ilgili tüm işleri denetim altında tutan bu kişi, aynı zamanda devlet hanesinin korumasına liderlik eder, yabancı elçilerin kabulü veya özel merasimler sırasında elinde taşlarla süslenmiş görkemli bir asa tutarak şahın yanında durur, bazen şahın talimatıyla eyalet yöneticilerine mektuplar yazardı. Buna ek olarak, askeri operasyonlarda da aktif olarak yer alırdı.[5]

Şah I. Tahmasb hükümdarlığa geldikten sonra Şahkulu Halife Kavurkalı uzun yıllar bu görevi icra etmiş, 1532'de mühürdar olarak tayin edilip görevinden azledilmişti.[6][7] Bu konuda Abdi Bey Şirazi şöyle yazıyor:

"O günlerde Şah Tahmasb'ın mühürdarı Mahmud Bey Zülgedar kopuk oyunu meydanında huysuz attan düşüp öldüğü için, eşikağası olan Şahkulu Halife Kurqulu Zülgedar'ı onun yerine mühürdar tayin etti. Karavulçu Arapkirlu onun (Şahkulu'nun) yerine eşikağası koydular."[8]

Buradan anlaşılıyor ki, Şahkulu Halife'den sonra Arapkirlu adlı bir kişi bu görevi icra etmeye başlamıştır. Abdi Bey ayrıca eşikağasıbaşı görevinde Seyid Bey adıyla tanınan Seyid Mansur ibn Seyid Muhammed Kamuna'nın adını anmaktadır.[9]

1554'te Şah I. Tahmasb tarafından Sultan I. Süleyman Kanuni'nin sarayına barış görüşmeleri için gönderilmiş Karadağ sofilerinden olan Farruhzad Bey de bir süre eşikağasıbaşı görevinde çalışmıştı.[10][6][11][12] Onun Osmanlı sarayına devlet şurasının üyesi olarak gönderilmesi eşikağasıbaşı görevinin merkezi idaredeki nüfuzunu göstermektedir.

Dönemin kaynaklarında eşikağasıbaşı görevine Kızılbaş-Türk asillileriyle birlikte şehzadelerin de tayin edilmesine rastlanmaktadır. Memmed Yusuf Kazvini şöyle yazmaktadır: Şah I. Tahmasb, kardeşi Behram Mirza'nın oğlu İbrahim Mirza'ya kızı Gövher Sultan Begümü vermiş ve ona Ali Divan eşikağasıbaşı görevini tevdi etmişti.[2][13] İbrahim Mirza, Şah I. Tahmasb'ın vefatından sonra da Şah II. İsmail döneminde bir süre bu görevi icra etmiş, 1576'da görevden azledilerek mühürdar tayin edilmişti. Onun ardından 1580'de Hüseynkulu Sultan Şamlı eşikağasıbaşı tayin edilmiştir.[14][15]

Onun ardından oğlu Mehdikulu bey Şamlı kısa bir süre bu görevi icra etmiş, daha sonra Korkmaz han Şamlı eşikağasıbaşı olmuştur.[16]

Muhammed Hudabende'nin iktidarı döneminde Şamlı ve Ustaclı aşiretleri ile Türkmen ve Tekeli aşiretleri arasında çıkan düşmanlık sırasında Hüseyinkulu han Şamlı öldürülmüş, Korkmaz han Şamlı'ya yardımı karşılığında eşikağasıbaşı görevi vaat edilmiştir.

Kaynaklarda, I. Şah Abbas'ın iktidarının ilk yıllarında Kazı bey, Korkmaz han, Piri bey İnalulu Şamlı adında Türk beylerinin eşikağasıbaşı olduklarına rastlanır. I. Şah Abbas 1592 yılında eşikağasıbaşı görevine Şamlı elinin Arapgirli obasından Şamlı Mehmedkulu beyi atar.[17] İskender Bey Münşi 1602 yılında bu görevde Mehdikulu Han'ın olduğunu yazar. 1604 yılında ise Rumlu elinden Alikhan bey eşikağasıbaşıydı. Alikhan beyden sonra eşikağasıbaşı görevi Şamlı elinin Kerametli obasından Alikulu bey (han) verilmişti. I. Şah Abbas'ın talimatıyla 1611 yılında Orta Asya'dan Safevi sarayına gelen Özbek padişahı Vali Muhammed hanın İsfahan'da karşılanması ona görev verilmişti. O, 1625 yılında vefat eder. Onun vefatından sonra eşikağasıbaşı görevine Şamlı elinin Beydili obasından Zeynal bey atanır. Zeynal beyden sonra 1628 yılında bu göreve Mehdikulu Han'ın oğlu Şamlı elinin Kerametli obasından Alikulu Han atanmıştı.[18]

I. Şah Safi'nin iktidarı döneminde bu göreve atanan kişiler genellikle Kızılbaş-Türk beyleri arasından seçilirdi. Şah Safi döneminin ilk eşikağasıbaşı Zeynal han Şamlı idi.[19] Zeynal han Şamlı 1630 yılında Osmanlılarla savaşta hata yaptığı için idam edildi ve görevi Mehdikulu han Şamlı'nın oğlu Uğurlu han Şamlı'ya verildi.[18] 1634 yılında Uğurlu han Şamlı saray defterhanesine nezaretçi atandığı için eşikağasıbaşı görevi İmamkulu han Şamlı'ya verildi. 1635 yılında Canı bey Şamlı bu görevi icra etmeye başlar. 1637 yılında ise eşikağasıbaşı Murtuzakulu bey Şamlı olur. Molla Kemal 1643 yılında eşikağasıbaşı Heyder bey'in Etimadetdevle Sarı Tağı ile çekiştiğini ve görevinden istifa edip Kum şehrine gittiğini belirtmiştir. Heyder bey 1629 yılında Şah Safi'nin taç giyme törenine katılmıştı ve Karadağ sufilerinden Kızılbaş Ebulkasım bey Evoğlu'nun oğluydu. Heyder beyden sonra bu göreve Mirzalı sultan Çelebi Evoğlu'nun oğlu Alikulu bey atanır.[20]

II. Şah Abbas döneminde de bu göreve seçilen kişiler Türk-Kızılbaş aşiretlerinden olan kişilerdir. 1645 yılından 1661 yılına kadar Mehdikulu han Şamlı bu görevi icra etse de, 1661 yılında kardeşi Necefkulu bey Şamlı eşikağasıbaşı olur.[20]

Eşikağasıbaşı-i Divan ve Divan eşikağasıbaşı

İskender Bey Münşi, iki tür eşikağasıbaşı görevi olduğunu bildirmektedir. Bunlardan biri divan eşikağasıbaşı, diğeri ise harem eşikağasıbaşıdır.

Görevleri

  • Devlet şurası emirlerinden olan eşikağasıbaşı, devletin en önemli görevlilerindendir ve onlara elçilik gibi sorumluluk gerektiren görevler de verilmektedir. Adam Olearius, bu konuda şöyle yazmıştır: İmamkulu Han, şu anda Holstein dükünün sarayına gönderilmişti. Adam Olearius'un yazdığına göre, Holstein elçileri İsfahan’a geldiklerinde Murtuzkulu Han adında biri eşikağasıbaşı görevindeydi ve kendisinden önceki eşikağasıbaşını ihbar ederek idam ettirdikten sonra bu görevi üstlenmişti. O, çoban oğlu olup babası çadır ya da komada yaşıyordu. Bu tür insanlara burada "Türk" denilmektedir.[21]
  • Eşikağasıbaşı, saray meclislerinde düzen ve disiplini sağlamaktan doğrudan sorumluydu. Eşikağasıbaşı hakkında Mirza Semia şöyle yazmaktadır: O, tüm sohbet yasavullarının, divan eşikağasılarının, divan kapıcıları ve ağalarının, divan çarçı ve yasavullarının başıdır ve Şah meclisinde bulunan yabancı ülke elçilerinin, asilzadelerin, hizmetçilerin, görevlilerin davranış kurallarını belirlemek, düzeni ve disiplini korumak onun yetki alanına giriyordu. Meclisteki düzen ve kurallara sıkı sıkıya uyulması konularında da eşikağasıbaşı doğrudan emirler doğrultusunda sorumluluk taşırdı. Tavernier, birkaç yüksek rütbeli memura başkanlık eden eşikağasıbaşı görevini, Fransa'daki teşrifat reisliğine benzetmiştir.[6]
  • Eşikağasıbaşının emri altındakilerin maaş, tımar ve diğer hakları hakkında, onun sunduğu raporu baş vezir kabul ettikten sonra yazılı emir verilirdi. Belirli hizmetlilerin yerine geçmek isteyenlerin maaşı, tımarı, baratı eşikağasıbaşının izni ve mührü ile belirlenirdi. Eşikağasıbaşı, kendine bağlı olan hizmetlilerin maaşlarına yapılacak eklemelerle ilgili emirleri, onların tımar, maaş ve diğer haklarına dair emirleri imzası ve mührü ile onaylamalıydı. Yüksek divan askeri yazmanı, veziri ve baş yazmanı, eşikağasıbaşının yönetimindeki muhasebecilerdi.[6]
  • Sohbet ve meclis yasavullarını da eşikağasıbaşı göreve alır ve maaşlarını da o belirlerdi.

Eşikağasıbaşı-i Harem və ya Harem eşikağasıbaşı

İskender Bey Münşi, harem eşik ağası başı hakkında divan eşik ağası başından sonra bilgi verir. Bunun nedeni, görevlerinin önem derecesindeki farklılıktı. Şah I. Abbas döneminde de bu göreve atanan kişiler Türklerden seçilirdi. İskender Bey Münşi harem eşik ağası başlarından aşağıdakilerin isimlerini zikreder:

Ebülkasım Bey Evoğlu, kardeşi Çelebi Bey, oğlu Haydar Bey Evoğlu, onun oğlu Alikulu Bey Evoğlu

Görevleri ile ilgili bilgiyi bize Rus doğubilimci Vladimir Minorski verir. O, harem eşik ağası başının görev yerinin sarayın ana kapısı olan Ali Kapı'nın yanındaki saray olduğunu ve görevlerinden birinin saray kapısında nöbet tutmak olduğunu belirtir. Ancak o, sadece muhafızları getirmek için saray kapısına giderdi. Görev yeri, sarayın dışından başlayıp hareme kadar uzanıyordu. Harem kapısının önünde harem eşik ağası başı dururdu.[22] Minorski'ye göre harem eşik ağası başı, divan eşik ağası başından rütbece daha düşük bir görevdi ve o da divan eşik ağası başının emirlerine tabi idi. Minorski, sultana gelen hediyelerin %10'unun harem eşik ağası başına verildiğini yazar. Ayrıca Hacasarlar da onun emrindeydi. [23]

Safevilerin saray teşkilatında çok önemli bir görev olan harem eşik ağası hakkında "Tezkiret el-Müluk"ta belirtilir ki, bu görev, Şah sarayına mahrem, yaşlı, tecrübeli, dürüst ve sadık iman sahibi kişilere verilirdi. Onlar gece ve gündüz harem kapısında dururlardı. Harem kapıcıları, eşik ağaları ona tabi olup, onun emrini yerine getirirlerdi. O, haremde ciddi bir disiplin sağlamalı, yabancı kişilerin girişini engellemeliydi. Harem hizmetçilerini de o atar ve maaşlarını kendisi belirlerdi. "Tezkiret el-Müluk"ta tecrübeli, sadık iman sahibi denildiğinde aslında çeşitli devlet görevlerinde çalışmış yaşlı, güvenilir Kızılbaş soyluları kastedilir. İskender Bey Münşi Türkmen'in, Şah I. Abbas dönemindeki atamalarla ilgili verdiği bilgiler de bu görüşümüzü doğrulamakta ve Şah I. Abbas'ın, devletin içerden korunmasını selefleri gibi Türklere emanet ettiğini göstermektedir. İskender Bey Münşi Türkmen, 1618'de Şamlı elinin Beydili obasından olan harem eşik ağası başı Haydar Sultan öldüğünde, Şah'ın bu göreve Kızılbaşlardan Alikulu Bey Evoğlu'nu atadığını yazar. Şah I. Safi döneminde ise harem eşik ağası başı yine aynı soydan Çelebi Bey Evoğlu olmuştu.[24]

Sınır emirlerinin eşik ağası başlarına gönderdiği dilekçeler veya şahın kapısında görev yapan emirlerin harem kapıcısına gönderdiği dilekçeler, öncelikle belirli bir bekçi odası olan saygın harem eşik ağası başına verilirdi. Harem eşik ağası başı ise bunları harem hadım ağalarının başına sunardı.[25]

Eşikağasıbaşına bağlı görevler

«Tezkiret-ül-mülk»de eşikağasıbaşının emrinde çalışan memurlardan Leşkernavis-i Divani Ali ve Ziru Serhatnavis-i Divani Ali görevlerinin isimleri geçmektedir. Onlar eşikağasıbaşının maliye müfettişleri idiler.[26] Eşikağasıbaşının emrinde çalışan kişilerin bir yere toplanması, onların sefere gönderilme emri bu kişiler tarafından kaydedilirdi ve leşkernavisler tarafından eşikağasıbaşının huzurunda okunurdu. Eşikağasıbaşının çalışanlarla ilgili verdiği kararlar da leşkernavis ve serhatnavis tarafından imzalanırdı.[26]

Vladimir Minorski mukarreb el-hazretten bahsederken belirtir ki, onlar eşikağasıbaşına bağlıydılar. Minorski yazıyor: “Bu sınıfa güvenilir hizmetçilerin görevleri dahildir. Ancak onlar padişaha yakın değildiler. Onlar iki gruba bölündüler. Birincisi, Eşikağasıbaşı ebvab-ı cemi, ikincisi, vezire bağlı olan Hassa-i Saltanat'ın liderleri.[27]

Eşikağasıbaşının emrinde büyük bir saray memurları kontenjanı bulunuyordu.

  1. Yasavullar bu memurların en önemlilerindendi. Yasavul terimi “kanun” ve “ferman” anlamına gelen “yasa” kelimesinden türemiştir ve bu görevin taşıyıcıları hükümdarın huzurunda emir ve fermanları icra eden kişilerdi. Onlar yürüyüşler sırasında süvari halde şaha eşlik eder, bazen önemli haberlerin, fermanların, mektupların iletilmesi için ulak ya da çapar olarak gönderilir, altın ya da gümüş değneğe sahip olurlardı. Safevi sarayında iki grup yasavul bulunuyordu: sohbet yasavulları ve kur-yasavullar. “Tezkiret-ül-mülk”te denir ki: “Sohbet yasavulları yalnız itibarlı emirlerin oğulları olabilirdi ve eski zamanlarda sayıları 8-9 kişiden fazla olmazdı. Özel meclislerde onlar eşikağasıbaşının yerine hizmet ederlerdi. Genel meclislerde ise hükümdarın yanında dururlar ve meclise eşikağasılar hizmet ederdi. Onlar Ali Divanın eşikağasıbaşının emrine bağlıdırlar ve o, onların maaş ve ücretlerini onaylar”. “Alemara”da belirtilir ki, İlyas Bey Halvacıoğlu'nun oğlu Hasan Bey “naib-i eşikağasıbaşı” ve “emirşikarbaşı” görevlerini yürütmekle birlikte “yasavul-i sohbet-i meclis-i behişt-ayin” unvanını da taşımaktaydı. Buradan anlaşılıyor ki, sohbet yasavullarının en ünlüsü aynı zamanda eşikağasıbaşının naibi (yardımcısı) görevini de üstleniyordu. Yabancı elçilerin kabulü sırasında sohbet yasavulları hükümdarın huzurunda dururlardı.[28]
  1. Saray memurlarının diğer bir kısmı eşikağası olarak adlandırılıyordu. Eşikağasıbaşını “baş marşal” olarak adlandıran Adam Olearius'a göre ise onun emrinde kırk eşikağası çalışıyordu ve bu kişiler dört dört veya beş beş nöbetleşerek yarım yıl boyunca sarayda görev yapıyorlardı. Eşikağaslar meclis görevi taşıyan kişiler olup, emirlerin ve diğer itibarlı beylerin hükümdarın huzurunda hizmet etmeye layık olan oğullarından oluşuyordu. “Onlar genel meclislerde hizmet ederler ve divan eşikağasıbaşına bağlıdırlar. O, onların maaş ve ücretlerini verir ve onlara ne yapacaklarını ve ne yapmayacaklarını talimatlandırırdı”. Yabancı elçilerin kabulü sırasında eşikağasılar hükümdarın huzurunda dururlardı. Eşikağasılar harem ağalarıyla birlikte seferler sırasında şah haremini korurlardı.[29]
  1. "Alemara”da eşikağasıbaşının emrinde olan saray hizmetlileri arasında kapıcılar da belirtilmektedir. İki kapıcıbaşı vardı: divan kapıcıbaşısı ve halvet (özel daireler) kapıcıbaşısı. Tüm kapıcılar bu iki kişiye bağlıydı.[28]

Kaynakça

  1. ^ Süleymanov 2018, s. 612.
  2. ^ a b Bayramlı 2015, s. 103.
  3. ^ Vəliyeva 2007, s. 200.
  4. ^ Məhəmmədi 1993, s. 19.
  5. ^ Musalı 2011, s. 317.
  6. ^ a b c d Bayramlı 2015, s. 102.
  7. ^ Məhəmmədi 1993, s. 16.
  8. ^ Şirazi 1996, s. 50.
  9. ^ Şirazi 1996, s. 67.
  10. ^ Şirazi 1996, s. 77.
  11. ^ Əfəndiyev 2007, s. 138.
  12. ^ Süleymanov 2020, s. 535.
  13. ^ Münşi 2009, s. 302.
  14. ^ Əfəndiyev 2007, s. 200.
  15. ^ Münşi 2009, s. 421.
  16. ^ Əfəndiyev 2007, s. 202.
  17. ^ Münşi 2009, s. 518.
  18. ^ a b Bayramlı 2015, s. 104.
  19. ^ Çingizoğlu 2009, s. 32.
  20. ^ a b Bayramlı 2015, s. 105.
  21. ^ Bayramlı 2015, s. 101.
  22. ^ Vəliyeva 2007, s. 227.
  23. ^ Vəliyeva 2007, s. 228.
  24. ^ Vəliyeva 2007, s. 225.
  25. ^ Vəliyeva 2007, s. 226.
  26. ^ a b Vəliyeva 2007, s. 229.
  27. ^ Vəliyeva 2007, s. 230.
  28. ^ a b Musalı 2011, s. 318.
  29. ^ Musalı 2011, s. 319.

Kaynak

  • Şirazi, Xacə Zeynalabidin Əli Əbdi bəy (1996). TƏKMİLƏTÜL-ƏXBAR (PDF) (Azerice). Bakı: Elm. ISBN 5-8066-0436-5. 
  • Oqtay Əfəndiyev (2007). Azərbaycan Səfəvilər dövləti. Bakı: Şərq-Qərb. ISBN 978-9952-34-101-0. 
  • Musalı, Namiq (2011). I ŞAH İSMAYILIN HAKİMİYYƏTİ (“TARİX-İ ALƏMARA-Yİ ŞAH İSMAYIL” ƏSƏRİ ƏSASINDA) (Azerice). Bakı: Nurlan. 
  • Bayramlı, Zabil Həsrət oğlu (2015). AZƏRBAYCAN SƏFƏVİ DÖVLƏTİNİN QURULUŞU VƏ İDARƏ OLUNMASINDA TÜRK QIZILBAŞ ƏYANLARININ ROLU (Azerice). Bakı: «AVROPA» nəşriyyatı. 
  • Vəliyeva, Zülfiyyə (2007). Səfəvi Dövlət Təşkilatı (Təzkirətül-Mülükə əsasən). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. 
  • Mehman Süleymanov (2018). Şah İsmayıl Səfəvi. Bakı: Elm və təhsil. ISBN 978-9952-8176-9-0. 
  • Çingizoğlu, Ənvər (2009). Şamlı elinin tanınmış simaları (Azerice). 9(29). Bakı: "Soy" dərgisi. 
  • Münşi, İsgəndər bəy (2009). Tarix-i Aləmara-yi Abbasi (Abbasın dünyanı bəzəyən tarixi) (PDF) (Azerice). I. Bakı: «Təhsil» nəşriyyatı. 
  • Məhəmmədi, M.Ə (1993). Tarix-i Qızılbaşan. Bakı: Azərbaycan nəşriyyatı. 
  • Rumlu, Həsən bəy (2017). Əhsənüt-təvarix (Azerice). Bakı: Uzanlar. ISBN 978-605-030-641-5. 
  • Məmməd, R.Ə (2015). Dəstur ül-Müluk. Hökmdarlar üçün nizamnamə (Azerice). Bakı: Mütərcim. 
  • Sümer, Faruk (1976). Safevi devletinin kuruluşu və gelişmesinde Anadolu türklerinin rolu. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Safevîler</span> 1501–1736 arasında İranda varlığını sürdürmüş devlet

Safevî İmparatorluğu, Safevîler veya Safevî Devleti, 1501 ve 1736 yılları arasında varlığını sürdürmüş, sıkça modern İran tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen, İran tarihindeki en önemli hanedanlıklardan biri olan Türk kökenli Safevi Hanedanı tarafından yönetilmiş devlet. Bugünkü İran, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, Afganistan, Türkmenistan ve Türkiye'nin doğu kesiminde varlığını sürdürmüş, Şiî Onikiciliği resmî mezhep olarak kabul etmiş ve İran'ın varisi olduğu Safevî Hanedanı'nın devletidir.

Kabakulak İbrahim Paşa I. Mahmud saltanatında, 22 Ocak 1731 - 10 Eylül 1731 tarihleri arasında yedi ay on dokuz gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamı. Kabakulak İbrahim Paşa Patrona Halil ve ekibini tasfiye eden paşa olarak tarihinde yerini almıştır.

<span class="mw-page-title-main">Karakoyunlular</span> 1380-1469 yılları arasında bugünkü Doğu Anadolu Bölgesi, Güney Kafkasya, Azerbaycan ve Kuzey Irak topraklarında egemenlik sürmüş Oğuz Türklerinin kurduğu bir devlet

Karakoyunlular ya da Karakoyunlu Devleti, başkenti Tebriz olan ve 1380-1469 yılları arasında bugünkü Doğu Anadolu Bölgesi, Güney Kafkasya, Azerbaycan ve Kuzey Irak topraklarında egemenlik sürmüş Oğuz Türklerinin kurmuş olduğu bir devlettir.

Osmanlı devlet teşkilatı, Osmanlı İmparatorluğu'nun idari, askeri ve siyasi olarak teşkilatlanmasını, yapılanmasını bütünüyle ele alan konudur. Osmanlı, genel olarak merkeziyetçi bir yapıya sahipti. Padişah, devlet teşkilatında en üst mertebede sayılmasına rağmen Harem, Divan ve çeşitli odakların fikirleri baskın olabiliyordu. II. Abdülhamid, kendi devrinde devletin yönetim şeklini değiştirerek meşrutiyet şeklini getirdi.

<span class="mw-page-title-main">Bıyıklı Mehmed Paşa</span> Şark serdarı ve Diyarbakır beylerbeyi

Bıyıklı Mehmed Paşa, sancakbeyi, beylerbeyi ve vezir görevlerinde bulunmuş Osmanlı devlet adamıdır. Fırat-Dicle Seferi ile geniş bir coğrafyada Safevi hakimiyetini bitirerek Fatih Paşa unvanı aldı ve Diyarbakır'ın da ilk Osmanlı valisi olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">I. Tahmasb</span> 2. Safevî şahı

I. Tahmasb, Safevî Devleti'nin ikinci hükümdarıdır.

Kalgay, Kırım Hanlığı'nda veliahda verilen unvan.

Muhammed Hüdabende veya Hudabende, Muhammed Şah, Sultan Muhammed, 1578 ve 1587 yılları arasında hükümdarlık yapmış Safevî Devletinin 4. şahı.

Elmakulak Muharebesi ya da Hemedan Savaşı - Akkoyunlu sultanı Murat ile Şah İsmail arasında 21 Haziran 1503'te, günümüzde İran sınırları içinde bulunan Hamedan şehri yakınında yer alan Elmakulak dağının eteklerinde yapılan savaş. Savaş Safevî ordusu'nun kesin zaferiyle sonuçlandı.

Emirgûneoğlu Yusuf Paşa, Safevi Devleti ve Osmanlı İmparatorluğunda valilik ve vezirlik yapmış devlet adamı. Doğum adı Tahmaspkulu'dur, Revan'ın Osmanlılarca alınması sonucu Osmanlı hizmetine geçerek Yusuf adını almıştır. Babası Safevilerin Erivan Beylerbeyi Emirgûne Han Kaçar'dır. Büyükbabası Gülabi Han Kaçar'dır. Ailesi, Kaçar boyunun Ağcakoyunlu oymağına mensuptur. Büyük ninesi Safevi sultanı olduğundan ona "sultanzade" veya "şehzade" de denilmiştir.

Ustaclu Muhammed Han, Türkmen komutan, Safevilerin Diyarbekir valisi. Şah İsmail'in Anadolu ve Mezopotamya'daki fetih ve genişlemelerinde kilit rol oynamıştır. Şah İsmail, Dulkadiroğlu Alâüddevle Bey'in üzerine yürürken Diyarbekir Valisi Emir Bey şehri Şah'a teslim etti. Bunun üzerine Şah Diyabekir valiliğine Ustaclu Muhammed Han'ı getirdi. Ustaclu Muhammed Han, Ulaş Bey'in kardeşi Mirza Bey'in oğlu ve Şah İsmail'in kız kardeşlerinden birisinin kocasıydı. Adı bilinmeyen bir yazarın "Tarih-i Kızılbaşan" adlı eserinde kendisi hakkında kısa bilgi verilmektedir:

<span class="mw-page-title-main">Botan Emirliği</span> Osmanlı İmparatorluğunda bir Kürt beyliği

Botan Emirliği, 1338-1855 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğuna bağlı Güneydoğu Anadolu'da topraklarında bulunan Kürt Emirliklerinden birisidir. Cizre, Şırnak ve Siirt'in Eruh ilçesini içine almaktadır. Emirliğin adını aldığı Bûhtî Kürtleri Orta Çağlarda günümüz Hakkâri ili ile Musul arasında yaşamışlardır. Ayrıca Bûhtî Kürtleri, bazı tarihçiler nezdinde köken olarak Mervani hanedanının kurucusu olan Humeydi Kürtleri ile ilişkilendirilmişlerdir. 16. Yüzyılda yaşamış olan Kürt tarihçi Şerefhan-ı Bitlisi kaleme aldığı Şerefname adlı eserinde; Botan Emirliğinin, isminin cesaret ve savaşçılıklarıyla tanınmış olan Bûhtî aşiretinden aldığını ifade etmektedir. Antropolog Martin van Bruinessen, Botan Emirliğinin askerî gücünün Şıllet ve Çoxsor olarak ikiye ayrıldığını söylemiştir.

I. Mirza Muhammed Han, Bakü Hanlığı'nın kurucu hanıydı.

<span class="mw-page-title-main">I. Tahmasbın Seferi (1552)</span>

I. Tahmasb'ın Anadolu seferi (1552) — Safevi imparatorluğunun ikinci hükümdarı Şah Tahmasb'ın Sultanı Süleyman'ın seferlerine yanıt olarak gerçekleştirilen yürüyüşü kabul edilir. Seferin amacı, Osmanlı İmparatorluğu'nun Osmanlıların bir sonraki seferde erzak sıkıntısı çekmesi, esir almak ve barışa zorlamaktı.

Şah Abbas'ın Babür sarayına gönderdiği elçilik, Safevi Şah Abbas'ın 1620'de Babür İmparatoru Sultan Cihangir Şah'ın sarayına gönderdiği elçiliği ifade eder. Elçiliğin asıl amacı, Kandehar'ın Safevi İmparatorluğu'na ilhakını sağlamaktı.

Halil sultan Zülkadir- Şiraz hükümdarı Şah I. İsmail'in emirlerinden biri olan Zülkadir hanedanına ait bir Kızılbaş savaşçısı.

Hamza sultan Kazah'ın oğlu Şahkulu Sultan Ustaçlı (?-1568), Kızılbaş komutanı, Astrabad ve Çukur Saad eyaletinin Beylerbeyi (1551-1568), olan Azerbaycan ve Horasan emiri el-umarası.

Sadık Bey Sadıki, Safevi dönemi ressamı, şairi, biyografi yazarı, askeri ve minyatürcüsü olmuştur. 1533 yılında Tebriz'de doğdu, Kazvin'e yerleşmeden önce birkaç yılını gezgin bir derviş olarak geçirdi ve burada Şah sarayında çeşitli görevlerde bulundu. Nihayetinde 1596'da Şah kütüphanesindeki görevinden azledildi ve 1610'da İsfahan'da ölmeden önce son yıllarını kendi yazılarına odaklanarak geçirdi.

Divanbeyi - Safevi devletindeki en yüksek mevkilerden biri. Divanbeyi, Sadrazam ve Vagi'anavis ile birlikte eski zamanlardan beri topluca "Umara-ye cengi" olarak bilinirdi. Jean Chardin'e göre ülkedeki en önemli ikinci pozisyon Divanbeyi'dir. Adaletin ya da yargının başı, başka bir deyişle tüm ülkenin Kazi-ül Kuzzat'ıdır. Divanbeyi, hakimler ve hakemler kurulunun başıdır. "Bey" terimi lider anlamına gelirken, "divan" yargı işlevlerini yerine getirmekten sorumlu meclis veya konsey anlamına gelir.

Abdi bey Şamlı veya Ebdi bey Şamlı - Herat'ın hükümdarı Şamlı ailesine mensup Kızılbaş emiri. Anonim bir yazarın yazdığı "Tarih-i Kızılbaşan" adlı eserde onun hakkında şöyle denilmektedir: "Abidin Bey, Şam şehirlerinden 200 gençle birlikte Sarıtarcan'dan Şah I. İsmail'in yanına gelerek, Hazretlerinin dikkatini çekti. Bütün emirlerin arasından seçilerek, Emir Han'ın ardından Herat'ın hükümdarı olmuş ve 931 (hicri) yılında vefat etmiştir. Fermana göre kardeşi Herat hükümdarlığına atandı."