İçeriğe atla

Eğitim ekonomisi

Ekonomi

Ana hatlar
Genel sınıflandırma
Teknikler
Dalları ve alt dalları

Davranışsal · Kültürel · Çevresel
Büyüme · Gelişme · Tarih
Uluslararası · Ekonomiler
Monetarizm ve Finansal ekonomi
Kamu ve Refah ekonomisi
Sağlık · Çalışma · Yönetimsel
İşletme · Bilgi · Eğitim · Oyun kuramı
Endüstriyel organizasyon · Hukuk
Tarım · Yeşil · Ekolojik
Kent · Kırsal · Bölgesel
Ekonomik coğrafya

Listeler

Kategoriler · Başlıklar · Ekonomistler

Eğitim ekonomisi, ekonomi biliminin kural ve bulgularını eğitime uygulayarak eğitim talebi, finansmanı ve çeşitli eğitim programları ile politikalarının karşılaştırmalı analizinin yapıldığı; ekonomi ve eğitim arasındaki çok boyutlu ilişkilerin incelendiği disiplinler arası bir çalışma alanıdır. Eğitim ekonomisi alanı, okullaşma ve bireylerin işgücü piyasasındaki konumları arasındaki ilişki üzerine yapılan ilk çalışmalardan itibaren, eğitimle bağlantılı hemen hemen tüm alanları kapsayacak şekilde hızla büyümüştür. İnsan sermayesi, işgücü piyasasının analizi, istihdam politikası, kazancın belirleyici unsurları ve gelir dağılımı, eğitim ekonomisinin incelediği temel konulardır.[1]

Eğitim talebi

Liberal yaklaşım

Eğitim talebine ilişkin baskın model beşeri sermaye teorisine dayanmaktadır. İnsan sermayesi, çoğu zaman fiziki sermayeden daha çok yarar sağlayan bir konumdadır. Kişilerin eğitim alarak beceri ve bilgiler edinmesi, kazançların artmasını veya kültürel sermayenin gelişmesini ve bununla birlikte uzun vadeli faydaların sağlanacağı bir yatırım aracı olarak görülür.[2] İster üretim sürecini anlamada ister makineleri çalıştırmada olsun, becerilerine duyulan ihtiyaç nedeniyle bilgili çalışanlar talep edildiğinden, beşeri sermayedeki bir artış teknolojik ilerlemeyi takip edebilir. 1958'den itibaren yapılan çalışmalarda ek eğitimin getirileri hesaplanmaya çalışılmıştır (ek bir eğitim yılı ile elde edilen gelirdeki yüzde artış). Daha sonraki sonuçlar, kişiler arasında veya eğitim seviyesine göre farklı getirilerin olduğunu göstermiştir.[3]

İstatistikler, kayıt/mezuniyet oranlarının yüksek olduğu ülkelerin bu oranlara sahip olmayan ülkelere kıyasla daha hızlı büyüdüğünü göstermektedir.[4] Eğitimdeki cinsiyet farklılıkları ile büyüme düzeyi arasında da bir korelasyon var gibi görünmektedir; liseden mezun olan kadın ve erkek yüzdesinin eşit dağıldığı ülkelerde daha fazla gelişme gözlenmektedir. Verilerdeki korelasyonlara bakıldığında, eğitimin ekonomik büyüme yarattığı görülmektedir; ancak bu nedensellik ilişkisi tersten kuruluyor olabilir. Örneğin, eğitim lüks bir mal olarak görülüyorsa, daha zengin haneler, eğitimin zenginlik göstergesi olmasından ötürü, bir statü sembolü olarak eğitim kazanımını arıyor olabilir.

Ancak eğitimdeki ilerleme ekonomik büyüme için tek değişken değildir, zira 1915-2005 yılları arasında işgücü verimliliğindeki ortalama yıllık artışın sadece %14'ünü açıklamaktadır. Örgün eğitim başarısı ile verimlilik artışı arasında daha anlamlı bir korelasyon olmamasından hareketle, bazı iktisatçılar günümüz dünyasında pek çok beceri ve yeteneğin geleneksel eğitimin dışında ya da tamamen okul dışında öğrenildiğine inanmak için neden görmektedir.[5]

Genellikle tarama olarak adlandırılan alternatif bir eğitim talebi modeli, sinyalizasyon ekonomi teorisine dayanmaktadır. Ana fikir, eğitimin başarılı bir şekilde tamamlanmasının bir yetenek sinyali olduğudur.[6]

Marksist eleştiri

Marx ve Engels, eğitimin toplumsal işlevleri hakkında geniş kapsamlı yazmamış olsalar da, eğitimin kapitalist toplumların yeniden inşasında kullanılması nedeniyle kavram ve yöntemleri Marx'ın etkisiyle teorileştirilmekte ve eleştirilmektedir. Marx ve Engels eğitime "devrimci eğitim" olarak yaklaşmış, eğitimin işçi sınıfının mücadelesi için bir propaganda işlevi görmesi gerektiğini savunmuşlardır.[7] Klasik Marksist paradigma, eğitimi sermayenin çıkarlarına hizmet etmek olarak görür; öğrencileri ve yurttaşları daha ilerici sosyalist toplumsal örgütlenme biçimlerine hazırlayacak alternatif eğitim biçimleri arar. Marx ve Engels, eğitim ve boş zamanın özgür bireyler yetiştirmek ve çok yönlü insanlar yaratmak için gerekli olduğunu düşünmektedir; dolayısıyla onlara göre eğitim, esas olarak çalışma ve meta üretimi etrafında örgütlenen kapitalist toplumun aksine, insanların yaşamının daha önemli bir parçası haline gelmelidir.[7]

Eğitim finansmanı

Eğitim finansmanı, eğitim-öğretim sürecinin işleyişinin sürekliliği için parasal kaynakların sağlanması, elde edilen kaynakların bölgesel farklılıklar ve kurumlar, kademeler ve sosyo-ekonomik düzeydeki çeşitliliğin etkisinde bireylere ve gruplara paylaşımı sürecidir.[8]

Eğitime yönelik finansman kaynakları genel olarak üçe ayrılır. Eğitimin parasal kaynaklarının kamu aracılığıyla vergilerden sağlanmasına "kamu finansmanı" denilmektedir. Eğitimin parasal kaynaklarının aileler ve öğrenciler tarafından karşılanmasına "özel finansman" denilmektedir. Eğitim finansmanın hem kamu kaynaklarından hem de aileler, öğrenciler, işletmeler ve gönüllüler tarafından karşılanmasına "karma finansman" adı verilmektedir.[9]

Kaynakça

  1. ^ Woodhall, M. (1994). "Eğitim Ekonomisi: Toplu Bir Bakış" (6). M. Ü. Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi: 281-293. 22 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Haziran 2024. 
  2. ^ Checchi, Daniele (2006). The Economics of Education: NYUMBANI Human Capital. Cambridge: Family Background and Inequality. ISBN 0-521-79310-6.  978-0-521-79310-0
  3. ^ Card, David. Returns to Schooling (2 bas.). The New Palgrave Dictionary of Economics. 3 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Haziran 2024. 
  4. ^ C., Morrison, Michael (2006). Structural Determinants of Graduation Rates A Causal Analysis. Distributed by ERIC Clearinghouse. OCLC 1064128728. 
  5. ^ Kling, Arnold and John Merrifield (2009). "Goldin and Katz and Education Policy Failings in Historical Perspective". 1 (6). Econ Journal Watch: 2-20. 10 Aralık 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Haziran 2024. 
  6. ^ Hörner, Johannes (2008). Signalling and Screening (2 bas.). The New Palgrave Dictionary of Economics. 3 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Haziran 2024. 
  7. ^ a b "Douglas Kellner, Marxian Perspectives on Educational Philosophy: From Classical Marxism to Critical Pedagogy" (PDF). 23 Kasım 2010 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mayıs 2011. 
  8. ^ Tipi, S (2020). "Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Almanya ve Türkiye'de Neoliberal Ekonomi Politikaları Dönüşüm Sürecinde Eğitim Finansmanında Yaşanan Değişimler". Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. 5 Haziran 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Haziran 2024. 
  9. ^ Sarpkaya, Y.; Yılmaz, T. (2016). Eğitim Ekonomisi Eleştirel Bir Yaklaşım (1 bas.). Ankara: Anı Yayıncılık. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Karl Marx</span> Almanya doğumlu filozof (1818–1883)

Karl Marx, 19. yüzyılda yaşamış Alman filozof, politik ekonomist ve bilimsel sosyalizmin kurucusu. Bir müddet gazetecilik de yapan Marx, iktisadi ve beşerî konularda eleştirel fikirler ve tespitler ortaya koymuştur.

<span class="mw-page-title-main">Ekonomi</span> belirli bir alandaki farklı temsilciler tarafından sınırlanmış mal veya hizmetlerin üretimi, dağıtımı veya ticaretinden oluşan sistem

Diğer anlam için Ekonomi sayfasına bakınız

<i>Kapital</i> Karl Marxın bir eseri

Kapital, Kapitalist Üretimin Eleştirel Bir Tahlili, Das Kapital veya Kapital, 1867, 1885 ve 1894 yıllarında üç cilt olarak yayınlanan, Karl Marx tarafından yazılmış, politik ekonomi eleştirisi ve tarihsel materyalizm teorisinin kurucu metinlerinden biridir. Marx'ın yaşamı boyunca yaptığı çalışmaların ürünü olan bu metin, Adam Smith, Jean-Baptiste Say, David Ricardo ve John Stuart Mill gibi klasik politik iktisatçıların görüşlerini izleyerek, kendi ifadesiyle “modern toplumun ekonomik işleyiş yasasını ortaya koymak amacıyla” tarihsel materyalizm teorisini uygulayarak ortaya koymaya çalıştığı bir kapitalizm analizi ve eleştirisidir. Metnin ikinci ve üçüncü ciltleri, notlarını derleyen meslektaşı Friedrich Engels tarafından Marx'ın ölümünden sonra yayımlanmıştır. Kapital, sosyal bilimler alanında 1950'den önce yayımlanmış olan en çok atıf yapılmış kitaptır.

Sosyalizm, sosyal ve ekonomik olarak toplumsal refahın, katılımcı bir demokrasiyle gerçekleşeceğini ve üretim araçlarının hakimiyetinin topluma ait olduğunu savunan, işçi sınıfının yönetime katılmalarına ağırlık veren, özel üretim yerine kamu bazlı üretimi destekleyen, telkin ve propagandalarını eğitim, tarım ve vergi reformları üzerinde yoğunlaştıran ekonomik ve siyasi bir teoridir. Siyasi yelpazede ve dünyanın çoğu ülkesinde sosyalizm, standart sol ideoloji olarak kabul edilir. Sosyalizm türleri, kaynak tahsisinde piyasaların ve planlamanın rolüne ve kuruluşlardaki yönetim yapısına göre değişir.

<span class="mw-page-title-main">Finans</span> Akademik disiplin

Finans, para, döviz ve sermaye varlıklarının incelenmesi ve disiplinidir. Mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve tüketiminin incelenmesi olan ekonomi ile ilgilidir ancak ondan farklıdır. Kapsama dayalı olarak Finansal sistemlerde finansal faaliyetlere ilişkin disiplin, kişisel, kurumsal ve kamu finansmanı olarak ayrılabilir.

22 Haziran 1993 tarihinde yapılan Kopenhag Zirvesi'nde, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği'nin genişlemesinin merkezi Doğu Avrupa ülkelerini kapsayacağını kabul etmiş ve aynı zamanda adaylık için başvuruda bulunan ülkelerin tam üyeliğe kabul edilmeden önce karşılaması gereken kriterleri de belirtmiştir. Bu kriterler siyasi, ekonomik ve topluluk mevzuatının benimsenmesi olmak üzere üç grupta toplanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Kent sosyolojisi</span>

Kent sosyolojisi, tanım olarak Batı'da 19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmış olan disiplinin adıdır. Sosyoloji disiplinleriyle aynı zemini paylaşmakla birlikte büyük ölçüde bu disiplinlerden ayrılan yönlere sahip olarak şekillendi. Kent sosyolojisinin ana sorunu ya da meselesi, modern kent toplumlarının yapısal özelliklerini ve sorunlarını anlamaya çalışmak olarak şekillenmiştir. Buna göre, kent sosyolojisi alanı içinde, belirli bir yöntemsel tercihle araştırmacılar, kentte meydana gelen sosyal gruplaşmaları, bu grupların birbirleriyle olan ilişkilerini, etkileşim ve çatışmalarını, kentsel kurumlaşmaları ve örgütlenme biçimlerini, demografik dağılımın sosyal bağlantılarını ve söz konusu grupların kent sosyal yaşamına uyum problemlerini vb. ele alıp irdeleyebilirler.

Halk eğitimi, toplumun eğitimini kapsayan çalışmaların tümüne verilen ad.

<span class="mw-page-title-main">Antikapitalizm</span>

Antikapitalizm ya da kapitalizm karşıtlığı, bugüne kadar genel veya özel bir isim almamışsa da, genellikle sosyalist ya da anarşist politik görüşlü insanların istediği düzen biçiminin bir parçasıdır.

Serbest piyasa, ürün fiyatının alıcı ve satıcının karşılıklı anlaşmasıyla belirlendiği, arz ve talebe hükûmet tarafından müdahale edilmeyen piyasadır. Ekonomik faaliyet tam rekabet şartları içinde serbestçe yapılır, ekonomik sorunların çözümünde müdahale değil, fiyat mekanizmasının kullanımı esastır. Fakat, her ne kadar serbest piyasa, hükûmetin arz, talep veya fiyatlar üzerine herhangi bir müdahale yapmamasını gerektirse de, tüccarların birbirlerini zorlamamasını ya da aldatmamasını da gerektirir. Bu yüzden tüm alım ve satımlar gönüllü olarak yapılır.

<span class="mw-page-title-main">Ekonomik düşünce okulları</span>

İktisadi düşünce okulları, bir "düşünce okulu" olarak tanımlanabilecek kadar önemli iktisat teorilerini kapsamaktadır. Buradaki sınıflandırmada iktisadi düşünce okullarının ve temsilcilerinin bir sınıflandırması yapılmasıyla birlikte günümüzdeki çoğu ekonomistin bir düşünce okulundan bağımsız olarak teoriler öne sürdüğü bilinmektedir. İktisadi düşünce kabaca üç evreye ayrılabilir: Modern dönem öncesi, Erken modern ve Modern dönem Ekonomi sistematik olarak modern dönemde gelişmiştir.

Klasik iktisat, klasik politik ekonomi ya da Smithyen ekonomi, 18. yüzyılın sonlarında ve 19. yüzyılın başlarından ortalarına kadar özellikle İngiltere'de gelişen politik ekonomide bir düşünce okuludur. Başlıca düşünürleri Adam Smith, Jean-Baptiste Say, David Ricardo, Thomas Robert Malthus ve John Stuart Mill olarak kabul edilmektedir. Bu ekonomistler, üretim ve mübadelenin doğal yasaları tarafından yönetilen, büyük ölçüde kendi kendini düzenleyen sistemler olarak piyasa ekonomilerine dair bir teori üretmişlerdir.

Ekonomik sistem, bir toplumda mal ve hizmetlerin üretimini, ticaretini, dağıtımını ve kaynakların üretime tahsis edilmesini düzenleyen, ayrıca üretimi kimlerin yapacağına karar veren uygulama ve ilkeler bütünüdür.

<span class="mw-page-title-main">Malthusçuluk</span>

Malthusçuluk, 1766-1834 yılları arasında yaşayan İngiliz ekonomisti Thomas Malthus tarafından ortaya atılan ekonomik doktrin. Bu teoriye göre, nüfus katlanarak artarken, nüfusu besleyen kaynaklar aritmetik oranla artış gösterecektir. Bu dengesizlik büyük bir nüfus artışını beraberinde getirerek, kıtlık, savaşlar, salgın hastalıklar gibi nedenler sonucunda fazla nüfusun yok olması kaçınılmaz olacaktır. Malthus, öngördüğü bu soruna karşı ahlakî çözümler önermiştir. Bu teori Charles Darwin’i etkilemiş, Sosyal Darwinizm Malthusçu ilkeyi biyoloji ve toplumun ortak bir yasası olarak ele almıştır. Marksistler Malthus’un ekonomi ve toplumla ilgili savlarını, doğa bilimci Kropotkin ise Darwin’in kuramının Malthusçu ve rekabet odaklı temellerini yoğun bir şekilde eleştirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Marksist ekonomi</span>

Marksist iktisat veya Marksist iktisat okulu, politik iktisadi düşüncenin heterodoks bir okuludur. Temelleri Karl Marx'ın ekonomi politik eleştirisine kadar uzanmaktadır. Bununla birlikte, ekonomi politik eleştirmenlerinin aksine, Marksist iktisatçılar ekonomi kavramını ilk bakışta kabul etme eğilimindedir. Marksist ekonomi birkaç farklı teoriden oluşur ve bazen birbirlerine karşıt olan birden fazla düşünce okulunu içerir; birçok durumda Marksist analiz diğer ekonomik yaklaşımları tamamlamak veya desteklemek için kullanılır. Ekonomik olarak Marksist olmak için siyasi olarak Marksist olmak gerekmediğinden, iki sıfat eşanlamlı olmaktan ziyade kullanımda bir arada bulunur: Anlamsal bir alanı paylaşırken, aynı zamanda hem yananlamsal hem de düzanlamsal farklılıklara izin verir.

Beşeri sermaye, üretim faktörlerinin daha verimli kullanılmasını sağlayan tecrübe, bilgi, beceri gibi değerlerin toplamı olarak kabul edilebilir.

Ekonomi eğitimi veya iktisat eğitimi, iktisat içinde iki ana temaya odaklanan bir alandır: (i) iktisat müfredatının mevcut durumu ve iyileştirme çabaları, tüm eğitim seviyelerinde iktisat öğretmek için kullanılan materyaller ve pedagojik teknikler; ve (ii) iktisatta alternatif öğretim tekniklerinin etkinliği, çeşitli grupların iktisadi okuryazarlık düzeyi ve ekonomik okuryazarlık düzeyini etkileyen faktörlerin araştırılması. Ekonomi eğitimi, eğitim kurumunun ekonomisine odaklanan eğitim ekonomisinden farklıdır. Bu makale alanı kavramsal olarak tartışmakta ve ayrıca tipik müfredatın genel bir taslağını sunmaktadır.

Rehn-Meidner modeli, 1951 yılında İsveç Sendikalar Konfederasyonu (LO), Gösta Rehn ve Rudolf Meidner araştırma departmanında çalışan iki iktisatçı tarafından geliştirilen bir ekonomi ve ücret politikası modelidir. Ulaşılması gereken dört ana hedef şunlardı:

Eğitimin ekonomik rolüne dair beşeri sermaye yaklaşımı, eleme hipotezi, kuyruk hipotezi, ikili işgücü piyasaları yaklaşımı ve radikal yaklaşımlar şeklinde çeşitli yaklaşımlarda bulunulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Sermaye birikimi</span>

Sermaye birikimi, söz konusu varlığın başlangıçtaki parasal değerini kâr, kira, faiz, telif hakları veya sermaye kazançları şeklinde bir mali getiri olarak artırmak amacıyla paranın veya herhangi bir mali varlığın yatırımını içeren, kâr peşinde koşmayı motive eden dinamiktir.