İçeriğe atla

Europa'yı dünyalaştırma

Europa'nın yaklaşık doğal renkleri

Europa'yı dünyalaştırma Europa uydusunun iklimini insanların yaşaması için uygun hale getirmek için olan varsayımsal süreçtir. Jüpiter'in etrafında çok büyük bir radyasyon kemeri var [1] ancak uzay teknolojisi ile bunun üstesinden gelinebileceği öne sürülüyor. Europa'yı dünyalaştırmak için büyük değişimler gerekecektir:

  • Bir ozon tabakası ultraviyole radyasyon emer ve yüzeye ulaşan zararlı radyasyon miktarını azalır.
  • Manyetik alan kurulması gerekir.
  • Oksijenin yüzdesinin uygun olması gerekir (Dünya'da atmosferin yaklaşık %21 dir).
  • Atmosferik basınçın artması gerekir.
  • Fazla yüzey suyunun veya buzun çıkarılması gerekir.

Nedenler

Astronomlar üç milyar yıl sonra Güneş'in %33 daha aydınlık olacağını tahmin ediyor. Güneş'in ısınması ve artan güneş radyasyonu Dünya'nın okyanuslarının buharlaşmasına neden olur. Yaşanabilir bölge Güneş'te daha uzağa taşınır.

Europa Jüpiter gibi aynı yerçekimsel kinetik ve elektromanyetik enerjiyi aldığında bile,[2] Güneş Europa'nın yaşanabilir olması için uzak gelecekte yeterince büyük olacaktır.

Avantajlar

Europa'nın iki olası modeli

Suyun Europa'nın alt bölümünde bulunabileceği ileri sürülmüştür.[3] Su gerçekten yüzeyinin altında mevcut değilse, donmuş olsa bile, hayat sadece basit olabilir, ancak aynı zamanda, derin suda hayat gelişebilir.[4][5] Süngerler, tarak, salyangoz, balık ve birçok mikroorganizma soğuk koşullara rağmen, New Harbor Antarktika bölgesinde buzun altında gelişmişlerdir.

Gerekli değişiklikler

Kuru ortam karşılaştırılması
EuropaDünya
Basınç0.1 μPa (10−12 bar)101,325 kPa (14,6959 psi)
Karbon dioksit (CO2)0%0.04%
Azot (N2)0%78.08%
Argon (Ar)0%0.93%
Oksijen (O2)100%20.95%

Europa'da Dünya'ya göre ince ve daha az basınca sahip atmosfer vardır.

Atmosfer inşası

Pratikte daha yüksek bir toplam basınç gerekli olmasına rağmen bir oksijen için en az 0.2 bar basınç insan solunumu için gereklidir.

Amonyak göndermek

Bir başka, daha karmaşık bir yöntem ise güçlü bir sera gazı olan amonyak kullanmak. Amonyak büyük miktarda Güneş Sistemindeki Gezegenlerde mevcut olabilir. Sürekli küçük etki de, atmosferin sıcaklığı ve kütle artışına katkıda bulunacaktır.

Metan göndermek

Bu gazlar suyun ve CO2 in üretimi için, bitkilerin fotosentez işlemini başlatmak için kullanılabilir.

Uyduyu ısıtma olarak kullanma

Uyduyu Isıtma aracı olarak kullanmak yüzeydeki buzu eriterek sıvı haline getirebilir.

Bombardıman

Bombardıman ile Europa yüzeyine amonyağın,[6] sera gazının, yukarıda belirtilenlerin ve tohumun yönlendirilmesi sağlanabilir.

Manyetik alan ve Jüpiter radyasyon kuşakları

Europa günde yaklaşık 540 rem alır (500 zaten potansiyel olarak ölümcüldür)canlılar için bir sağlık tehdidi oluşturur.

Buna rağmen, UV radyasyonu bloke edilebilir. Üst atmosferik bileşenler koruma sağlayabilir.

Ayrıca bakınız

  • Terraforming
  • Mars'ı dünyalaştırma
  • Venüs'ü dünyalaştırma

Kaynakça

  1. ^ "Jupiter Radiation Belts Harsher Than Expected". ScienceDaily. 29 Mart 2001. 2 Kasım 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Eylül 2014. 
  2. ^ Peter Ahrens. "The Terraformation of Worlds" (PDF). Nexial Quest. 14 Aralık 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ekim 2007. 
  3. ^ "Jupiter's Moon Europa: What Could Be Under The Ice?". ScienceDaily. 14 Aralık 2007. 19 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Temmuz 2011. 
  4. ^ Emma Harding (4 Şubat 2010). "Could life exist on Jupiter moon?". BBC News. 22 Mart 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Temmuz 2011. 
  5. ^ Robert Sanders (22 Şubat 2007). "Looking for life on Jupiter's moon Europa". University of California, Berkeley. 11 Ekim 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Temmuz 2011. 
  6. ^ Ian Randall (1 Mart 2011). "Ammonia-rich meteorite may explain life on Earth". Cosmos Magazine. 16 Ekim 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Temmuz 2011. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Satürn</span> Güneş Sisteminin 6. gezegeni

Satürn veya Eski Türkçedeki adıyla Sekentir ya da Sekendiz, Güneş'e en yakın altıncı gezegen ve Jüpiter'den sonra Güneş Sistemi'ndeki en büyük ikinci gezegendir. Ortalama yarıçapı Dünya'nın yaklaşık dokuz buçuk katı olan bir gaz devidir. Dünya'nın ortalama yoğunluğunun yalnızca sekizde birine sahiptir, ancak Dünya'dan 95 kat daha büyüktür. Satürn, neredeyse Jüpiter büyüklüğünde olmasına rağmen, Jüpiter'in kütlesinin üçte birinden daha azına sahiptir. Satürn, Güneş'in etrafında 9,59 AU (1.434 milyon km) mesafede 29,45 yıllık bir yörünge periyoduyla dolanır.

<span class="mw-page-title-main">Jüpiter</span> Güneş Sisteminde yer alan en büyük gezegen

Jüpiter, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegenidir. Güneş'ten uzaklığa göre beşinci sırada yer alır. Adını Roma mitolojisindeki tanrıların en büyüğü olan Jüpiter'den alır. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devi sınıfına girmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Jüpiter'in doğal uyduları</span> Vikimedya liste maddesi

Jüpiter'in bilinen 95 doğal uydusu vardır. Bu uydular yörüngeleri, boyut ve fiziksel özellikleri ve bu verilere göre tahmin edilebilecek oluşum mekanizmaları ile çok büyük çeşitlilik göstermektedir. Jüpiter'in, halkaları, manyetik alanı ve uyduları ile birlikte oluşturduğu ve küçük bir güneş sistemini andıran bu karmaşık yapı, Güneş Sistemi'nin evrimini aydınlatabilecek çok sayıda ipuçları barındırmaktadır. İç uyduları olan İo, Europa, Ganymede ve Callisto büyük ve aydın iken diğerleri soluk ve küçüktür.

Jüpiter'in kalın ve karmaşık bir atmosfer tabakası bulunmaktadır. Bu atmosferi oluşturan gazların bileşim açısından Güneş Sistemi'nin kökenini oluşturan Güneş Bulutsusu'nun varsayılan yapısına yakın olduğu ve aynı şekilde güneş sisteminin ilkel bulutsudan en az farklılaşmış gezegeni olduğu tahmin edilen Jüpiter'in iç yapısını da kabaca yansıttığı düşünülür. Atmosferin iki temel bileşeni moleküler hidrojen (H2) ve helyum (He)'dur. Bu gazların moleküler dağılımı %88 - %12 civarındadır. Bunları %0.1 oranla su buharı (H2O) ve metan (CH4) ve %0.02 oranla amonyak (NH3) izler. Azot, hidrojen, karbon, oksijen, kükürt, fosfor ve diğer elementleri içeren çeşitli bileşiklere milyonda bir düzeyini geçmeyen oranlarda rastlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Metan</span> formülü CH4 olan doymuş hidrokarbon

Metan, kimyasal formülü CH4 (Karbon ve 4 Hidrojen atomu) olan bileşiktir. Normal sıcaklık ve basınçlarda gaz halinde bulunan metan, kokusuzdur. Doğalgazın bir bileşenidir ve önemli bir yakıttır. Oksijenin varlığında bir mol metanın yanmasıyla bir mol karbondioksit ve iki mol su ve 55.5 MJ/kg ısı açığa çıkar:

CH4 + 2 O2 → CO2 + 2H2O+55.5 MJ/kg
<span class="mw-page-title-main">İo (uydu)</span> Jüpiterin uydusu

İo veya Io, Jüpiter'in Galilei uydularından yörüngesi en içte bulunanı ve üçüncü en büyük olanıdır. Güneş Sisteminin en büyük dördüncü uydusudur. 1610 yılında Galileo Galilei tarafından keşfedilmiştir. Adını Yunan mitolojisinde Zeus'un sevgililerinden biri olan "Io" karakterinden alır. Güneş Sistemi'nde üzerinde sürekli olarak gazlar ve lav püskürten yanardağlar bulunan tek uydudur.

<span class="mw-page-title-main">Europa (uydu)</span> Jüpiterin Uydusu

Europa, Jüpiter'in yörüngesinde bulunan dört Galilei uydusunun en küçüğüdür. Galileo Galilei tarafından keşfedilen dört büyük uydudan gezegene yakınlık açısından ikinci sırada bulunur, bu nedenle Jüpiter'in "II" numaralı uydusu olarak adlandırılmıştır. Jüpiter'in bilinen 80 uydusu arasında gezegene en yakın altıncı uydudur ve ayrıca Ay'dan biraz küçük olan 3.100 kilometrelik çapı ile Güneş Sistemi'ndeki altıncı en büyük uydudur. 1610 yılında Galileo Galilei tarafından keşfedildi ve adını Girit Kralı Minos'un Fenikeli annesi ve Zeus'un sevgilisi olan Europa'dan aldı.

<span class="mw-page-title-main">Sera gazları</span> Atmosferde bulunan ve termal kızılötesi aralıktaki radyasyonu emen ve yayan gaz

Sera gazları, Dünya'nın yüzeyi, atmosferi ve bulutları tarafından yayılan kızılötesi radyasyon spektrumu dahilinde belirli dalga boylarındaki radyasyonu emen ve yayan, atmosferin hem doğal hem de antropojenik gaz hâlindeki bileşenleridir. Bu özellikleri nedeniyle, sera etkisine neden olurlar. Su buharı (H2O), karbondioksit (CO2), nitröz oksit (N2O), metan (CH4) ve ozon (O3) başlıca sera gazlarıdır. Sera gazları olmadan, Dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığı mevcut ortalama olan 15 °C yerine yaklaşık -18 °C olurdu.

<span class="mw-page-title-main">Dünyalaştırma</span> bir gezegeni veya uydusunu yaşanabilir hale getirme işlemi

Terraforming, dünyalaştırma ya da yeryüzü şekillendirme, bir gezegenin ya da uydusunun koşullarını Dünya'ya benzetme, yani insanların yaşayabilmesi için uygun hâle getirme sürecidir.

Süperkritik akışkan, belirgin sıvı ve gaz fazının olmadığı kritik noktanın üzerinde basınç ve sıcaklığa sahip madde. Katıların içinde gaz gibi dağılabilir ve maddeleri sıvı gibi çözebilir. Ayrıca süperkritik akışkanın kritik noktasına yakın durumlarda, sıcaklık ve basınçtaki küçük değişimler, yoğunlukta büyük değişimlere sebep olabilir bu da süperkritik akışkanın birçok özelliğinin üzerinde ince ayar yapılabilmesini sağlar.

Paleoklimatoloji, doğrudan ölçümlerin alınmadığı iklimlerin incelenmesidir. Araçsal kayıtlar Dünya tarihinin yalnızca küçük bir bölümünü kapsadığından, eski iklimin yeniden inşası, doğal çeşitliliği ve mevcut iklimin evrimini anlamak için önemlidir. Paleoklimatoloji, kayalar, tortular, sondaj delikleri, buz tabakaları, ağaç halkaları, içinde korunmuş verileri elde etmek için Dünya ve yaşam bilimlerinden çeşitli PROXY yöntemlerini kullanır. Vekilleri tarihlendirme teknikleriyle birleştirilen bu paleoiklim kayıtları, Dünya atmosferinin geçmiş durumlarını belirlemek için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Mars'ı Dünyalaştırma</span> Mars gezegenini yaşanabilir hale getirme işlemi

Mars'ı Dünyalaştırma, Mars iklimi üzerindeki varsayımsal süreçtir. Mars iklimindeki bilinen ve yüzeysel özellikleri kısıtlayarak insan kolonileşmesi için çok daha güvenli ve daha sürdürülebilir olacaktır.

Huronian Buzul Çağı, 2.400 milyon ile 2.100 milyon yıl öncesi arasında gerçekleşmiştir. Jeolojik geçmişin en sert ve en uzun buzul çağıdır. Paleoproterozoik dönemin Siderian ve Rhyacaian alt bölümleri boyunca gerçekleşmiştir. Bu dönemlerde yeryüzünde sadece Tek hücreliler için yaşam mevcuttu. Huronian Buzul Çağı boyunca yeryüzü Kartopu halini aldı. Kartopu Dünya yine bir başka buzul çağına bağlı olarak 650 milyon yıl önce de yaşanmıştır. Kartopu Dünya dönemlerinde yeryüzü birkaç kilometre kalınlığında buz ile kaplanmıştır, bu nedenle Buztopu Dünya denilse daha yerinde bile olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Yaşanabilir bölge</span> bir gezegenin, yıldızına olan uzaklığının, gezegenin yüzeyinde sıvı su bulundurabilmesine olanak tanıdığı alan

Yaşanabilir bölge, astronomi ve astrobiyolojide, bir gezegenin, yıldızına olan uzaklığının, gezegenin yüzeyinde sıvı su bulundurabilmesine olanak tanıdığı alandır. Yaşanabilir bölgenin sınırları, Dünya'nın biyosferi, Güneş Sistemi'ndeki yeri ve Güneş'ten aldığı ışınımsal enerjin gibi miktarını bildiğimiz nicelikler kullanılarak bulunur. Gezegenin yüzeyinde sıvı su bulunması hayat için çok büyük bir önem teşkil eder. Bu nedenle yaşamsal bölgede bulunan doğal özelliklerin ve objelerin Dünya benzeri akıllı yaşam formlarının yerlerinin belirlenmesinde çok önemli bir yol oynadığına inanılır.

<span class="mw-page-title-main">Nadir Dünya hipotezi</span>

Nadir Dünya hipotezi, gezegen bilimi, astronomi ve astrobiyolojide, hayatın kaynağının ve dünyadaki gibi üremenin, çok çekirdekli organizmaların evriminin biyolojik bir kompleksliğe ulaşmasında, astrofiziksel ve jeolojik durumların ve olayların umulmadık bir birleşimi ile mümkün olabileceğini söyler. Aynı hipotez, dünya dışı akıllı yaşam formlarının varlığının da oldukça az olması gerektiğini ileri sürer. "Nadir Dünya" teriminin özü, Nadir Dünya: Evrende Karmaşık Yaşam Neden Yaygın Değil? (2000) isimli, Peter Ward tarafından yazılan kitaba ve bir astronot ve astrobiyolog olan Donal E. Brownlee'nin yazılarına dayanır.

<span class="mw-page-title-main">Europa'nın kolonileştirilmesi</span>

Jüpiter'in dördüncü büyük uydusu olan Europa, hem Bilimkurgu hem de gelecekteki insanlar tarafından yapılması öngörülen uzay kolonizasyonu alanında bilimsel spekülasyonlara konu olmuştur. Europa'nın buzaltı su okyanusları dahil olmak üzere jeofiziksel özellikleri, yüzeyinin üzerinde veya altında insan yaşamı için mümkünlük arz etmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Okyanus gezegeni</span>

Okyanus gezegeni, okyanus dünyası, su dünyası, su gezegeni ya da pantalasik gezegen, yüzeyinde ya da alt yüzeyinde önemli miktarda su içeren bir astronomik nesne türüdür. 'Okyanus Dünyası' terimi bazen lav veya amonyak gibi farklı bir sıvıdan oluşan bir okyanusu olan astronomik cisimler için de kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Titan'da yaşam</span>

Titan'da yaşam olup olmadığı sorusu; halen bilimsel değerlendirme ve araştırma konusu olarak ucu açık bir sorudur. Titan, Dünya'dan çok daha soğuktur ve yüzeyi sıvı sudan yoksundur, bu da bazı bilim insanlarının Titan'da yaşamı olası görmemesine neden olan etkenlerdendir. Öte yandan, kalın atmosferi kimyasal olarak aktiftir ve karbon bileşikleri bakımından zengindir. Yüzeyde sıvı metan ve etan gövdeleri vardır ve buz kabuğunun altında sıvı halde bir su tabakası olduğu düşünülmektedir; bazı bilim insanları, bu sıvı karışımların Dünya'daki hücre yapısından farklı canlı hücrelerin gelişimi için yaşam alanı sağlayabileceğini düşünüyor.

Dünya dışı sıvı su, doğal haliyle Dünya dışında meydana gelen sıvı haldeki sudur. Geniş ilgi gören bir konudur, çünkü bildiğimiz gibi su yaşamın temel ön koşullarından biri olarak kabul edilir ve bu nedenle dünya dışı yaşam için gerekli olduğu düşünülür.

<span class="mw-page-title-main">Doğal uyduların yaşanabilirliği</span>

Doğal uyduların yaşanabilirliği, bir uydunun yaşam için habitat sağlama potansiyelinin incelenmesini tanımlar, ancak yaşam barındırdığının bir göstergesi değildir. Doğal uyduların sayısının gezegenlerden büyük bir farkla fazla olması beklenmektedir ve bu nedenle bu çalışma astrobiyoloji ve dünya dışı yaşam arayışı için önemlidir. Bununla birlikte, uydulara özgü önemli çevresel değişkenler vardır.