Führer, Adolf Hitler'in, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin ve Üçüncü Alman İmparatorluğu'nun yöneticisi olduğu dönemde kullandığı ve “önder” anlamına gelen unvan. Führer, “tek halk, tek imparatorluk, tek önder” ilkesinin gerektirdiği şekilde, tüm yurttaşların temsilcisi olmakla beraber halkın, partinin ve devletin önderidir. Ulusal toplumculuk' ta halkın ulusal ve toplumsal bütünlüğünü ile eşitliğini sağlamakla sorumlu olan Führer, halkın ve devletin lehine işlerde bulunmakla görevlidir. Kesin kararlar alır. O, halkın isteklerini kendi benliğinde hissederek gerçekleştirir ve dikkate alır. Ulusun yol göstericisidir ve ulusu için çalışır. Führer, ulusunun parçası olan insanların yaşadığı ülke için en iyi olanı yapmalıdır. Kanunları Führer yapar ve denetler.

Devlet sanatçısı, sanata üstün hizmette bulunan bazı sanatçılara Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından verilmiş olan ünvandır.

Doktor, hekim veya tabip, tıp alanında çalışan profesyoneldir. Hastalık, yaralanma ve diğer fiziksel ya da zihinsel bozuklukların incelenmesi, tanısı, prognozu ve tedavisi yoluyla sağlığın iyileştirilmesini, sürdürülmesi veya eski haline getirilmesi ile ilgilenirler. Doktorlar uygulamalarını belirli hastalık kategorilerine, hasta türlerine ve tedavi yöntemlerine odaklayabilir ve bireylere, ailelere ve topluluklara sürekli ve kapsamlı tıbbi bakım sağlanması sorumluluğunu üstlenirler.

Profesör, en yüksek düzeydeki akademik rütbe ve akademik ünvana sahip kişilere verilen ünvandır. Bilimler akademisi, üniversite, okul ve diğer yükseköğretim kurumlarında çalışır. Profesörler üniversite dersi ve seminerler, bilimsel araştırmalarlar yapabilir. Bazı ülke ve kurumlarda "profesör" kelimesi üye profesör, yardımcı doçent ve doktora gibi ünvanlarda da kullanılmaktadır.
Earl, konta denk bir İngiliz asalet unvanı. Eski Norveççede jarl unvanı ile ilişkilidir. Kökenine bakıldığında "cesur adam" veya "savaşçı" anlamlarına gelir.
Asturias Prensi veya Prensesi İspanya tahtının kesin veliahtı veya muhtemel veliahtı tarafından kullanılan ana asalet ünvandır. 1978 İspanyol Anayasasının 57. maddesine göre İspanya tahtının ilk sırasındaki kişiye verilir. Şu andaki sahibi Prenses Leonor'dur.
Atabeg, atabey ya da atabekü'l-asâkir, Selçuklu Devleti'nde ve sonrasında bazı Türk devletlerinde şehzadeleri eğitip yetiştiren memurlara verilen ünvandır.

WWE Championship , WWE'de iki dünya ünvanından biri olarak Raw'a ait şampiyonluk ünvanı. Ünvanın şu anki sahibi, bu ünvanı ilk kez kazanan Cody Rhodes'dur. En çok kazanan kişi, bu unvanı 13 kez kazanan John Cena'dır.

Sezar, Jül Sezar'ın ölümünün ardından Roma İmparatorluğu'nda imparatorlara verilen bir ünvan. Tetrarşi döneminde, en yüce ünvan olan Augustus ünvanını taşıyan imparatorun emri altında çalışan alt-imparatorlara Sezar ünvanı verildi. Bu dönemde Sezar ünvanı taşıyan yardımcılar, Augustus'un emri altında halefleri olarak bulunur ve Augustus'un ölümü veya görevi bırakması sonrası onların yerlerine geçip Augustus olurlardı. Esas imparator Augustus'un yokluğunda, Sezar ünvanını taşıyan yardımcılar bazen imparator olarak da anılırlardı ama esas güç Augustus olduğundan ona hesap vermekle yükümlüydüler.

Ayetullah, Şiilik'te özellikle Caferiliğinin başlıca ekolü olan Usulî kolunda kullanılan bir ünvandır.

Doktora, bir lisans ve yüksek lisans programını bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen bir derece veya basamaktır. Bu dereceyle "bilim doktoru" veya uluslararası kısaltmayla "PhD" ünvanı alınır.
Polis Memuru, Polis Teşkilatında kullanılan bir ünvandır. Teşkilatın büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır.
Büyükusta, çok güçlü satranç oyuncularına FIDE tarafından verilen bir ünvandır. "Dünya Şampiyonu" ünvanı bir yana bırakılırsa büyükusta, bir satranç oyuncusunun erişebileceği en yüksek onurdur.
Bugüne dek kullanılmış başlıca soyluluk unvanları şunlardır:

Sebastokratōr, Geç Bizans İmparatorluğu kıdemli saray ünvanıdır. Ayrıca İmparatorluğun komşusu ve etkisindeki devletlerde de kullanılmıştır. Sebastokratores karısına verilen dişil ünvan sebastokratorissa, sebastokratitsa idi.

Başpolis Memuru, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde rütbesi Polis Memuru ile Kıdemli Başpolis arasında olan ilk kademe Polis ünvanıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü'nde istihdam edilen Polis Memurları arasından kıdemli ve sicili düzgün olanlara 10 Nisan 2011'den itibaren verilmeye başlanmıştır. Kıdemli Başpolislik rütbesine Başpolislik Yönetmeliği 23. Maddenin ikinci fıkrasındaki süreler düşürülünce 6 yıl fiilen çalıştıktan sonra terfi alırlar.

Lâkap ve Unvanların Kaldırılması Hakkındaki Kanun, 26 Kasım 1934 tarihli, 2590 numaralı kanundur. 29 Kasım 1934'te Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Güncelliğini yitirdiği gerekçesiyle mecliste tartışılmıştır. Kanuna göre:
- Madde 1 – Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lakap ve ünvanlar kaldırılmıştır. Erkek ve kadın vatandaşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılırlar.
- Madde 2 – Sivil ve rütbe ve resmi nişanlar ve madalyalar kaldırılmıştır ve bu nişan ve madalyaların kullanılması yasaktır. Savaş madalyaları istisnadır. Türkler yabancı devlet nişanları da taşıyamazlar.
- Madde 3 – Askeri rütbelerden adın başına gelmek üzere kara ve havada Müşürlere Mareşal, Birinci Ferik, Ferik ve Livalara General, denizde Birinci Ferik, Ferik ve Livalara Amiral denilir. Generallerin ve Amirallerin derecelerini gösteren ünvanlarla deniz görevlileri ünvanlarının ve diğer askeri rütbelerin karşılıkları Âlî Askerî Şûrası kararı ve İcra Vekilleri Heyetinin onayı ile konulur.

Hâdimü'l-Haremeyn ya da iki kutsal caminin hizmetkârı, Eyyûbî sultanları, Memlûk sultanları, Osmanlı padişahları ve günümüzde Suudi kralları dâhil olmak üzere İslam hükümdarları tarafından kullanılan kraliyet ünvanı. Bu ünvan, İslam dünyasının en kutsal iki mescidi olarak kabul edilen Mekke’deki Mescid-i Haram ve Medine’deki Mescid-i Nebevî'nin hükümdar tarafından korunması, sorumluluğunun garanti altına alınması ve sürdürülmesi anlamına gelir.

Emir, Arap ülkeleri, Batı Afrika, Afganistan ve Hindistan altkıtasındaki çeşitli yerlerde kullanılan bir kral, aristokrat veya askerî olarak yüksek bir makam ünvanını ifade eder. Terim, bir "komutan", "general" veya "lider" anlamına gelecek biçimde de Emîrü'l-mü'minîn olarak yaygın biçimde kullanılmıştır. Dişil formu emire kelimesidir. "Prens" olarak çevrildiğinde, "emirlik" kelimesi egemen bir prensliğe benzer. Çağdaş kullanımda bu terim, bir Emirliğin Müslüman bir devlet başkanını veya İslamî bir örgütün liderini belirtebilir.

Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu'ndan miras kalan karmaşık bir aristokrasi ve bürokrasi sistemine sahipti. Hiyerarşinin zirvesinde imparator duruyordu; ancak "Bizans bir cumhuriyetçi mutlak monarşiydi ve ilahi haklara sahip bir monarşi değildi". İmparatorluk verasetiyle ilgili yazılı yasalar yoktu ve Roma Cumhuriyeti hiçbir zaman resmen kaldırılmadı, bu nedenle İmparator, hem Senato (Synkletos) hem de Ordu tarafından resmi olarak seçilmeliydi. Gerçekte, Senato yetkisi zamanla ciddi şekilde kısıtlandı ve Ordu pratikte seçim konusunda tekel konumuna geçti. Ayrıca, yarı cumhuriyetçi bir varlık iken, İmparatorlar genellikle çocuklarının halefini dolaylı yollarla, örneğin onları ortak imparator olarak atamak gibi, sağlamayı başardılar. Yazılı veraset kanunlarının ve usullerinin yokluğu ve İmparatorluğun askerileştirilmiş devleti, çok sayıda darbe ve isyana yol açarak, Malazgirt yenilgisi gibi birçok feci sonuçlara yol açtı.