İçeriğe atla

Esin Güneş cinayeti

Esin Güneş
Doğum20 Mart 1984(1984-03-20)
Siirt, Türkiye
Ölüm24 Ağustos 2010 (26 yaşında)
Siirt, Türkiye
Ölüm sebebiKadın Cinayeti (Femicide)
MeslekÖğretmen

Esin Güneş cinayeti, sınıf öğretmeni Esin Güneş'in 24 Ağustos 2010 günü Siirt'te, boşanmak istediği eşi tarafından uçurumdan atılarak öldürülmesidir.

Eşi, Esin Güneş'in Siirt'in Tillo olarak adlandırılan uçurum bölgesinde intihar ettiğini iddia etmiş, böylece olayın üstü kapatılmaya çalışmış, ölüm sebebinin intihar değil cinayet olduğu, 3 yıl süren hukuk mücadelesi ile ortaya çıkmıştır. Dava süreci, uzun süren gerçeğin ortaya çıkarılması ve adalet arayışıyla Türkiye’nin gündemine geldi.

Cinayet ile ilgili ilk soruşturmanın ardından takipsizlik kararı verilerek kapatılan dava, ailesinin verdiği mücadele ile tekrar açılıp, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun konuyu gündeme taşıması ve bölgedeki birçok kadın derneği ile beraber dava takibi sonucu aydınlandı. 3 yıl boyunca tutuksuz yargılanan ve hakkında savcı tarafından beraat talep edilen failin suçu işlediğini, Adli Tıp Kurumu kanıtlayamadı. Esin’in avukatlarının ODTÜ Fizik Bölümü’ne yaptıkları başvuru sonucu alınan rapor ile “fizik kanunlarına göre Esin Güneş’in, herhangi bir dış etken olmadan düşme ihtimalinin %0 olduğu” ortaya çıktı, cinayet ispatlandı ve fail müebbet hapis cezası aldı. Bu karar ve dava süreci, diğer şüpheli ölümlerin yargılanma süreci için emsal oluşturarak hukuk literatürüne girdi.

Arka plan

Esin Güneş 1984 yılında Siirt’in Kurtalan ilçesinde dünyaya gelmiş; Siirt Üniversitesi’nde sınıf öğretmenliği bölümünden mezun olup öğretmenlik yapmaya başlamıştı. 2008 yılında güvenlik görevlisi Güven Güneş ile evlendi. İki yıl sonra eşinden şiddet gördüğünü ve bu yüzden boşanmak istediğini söyleyerek ailesinin yanına döndü. Güven Güneş, şiddet göstermeyeceğine ve baskı uygulamayacağına söz vererek Esin Güneş’in tekrar eve dönmesini istedi; Esin Güneş, cinayetten on gün önce tekrar Güven Güneş’in yanına yerleşti. Eşinin yanına yerleşme kararının baskı altında verildiği; ablasına attığı mesajlar ile anlaşılmıştır. Güven Güneş, Esin Güneş’in ailesine "Bizde boşanma yok, ölüm vardır." demiştir.

Cinayet günü

Esin Güneş, 24 Ağustos 2010 günü ablası ile konuşup çarşıya gitmek üzere sözleşti. Ancak daha sonra mesaj atarak eşinin izin vermediğini haber verdi. Annesi ve ablası daha sonra kendisine ulaşamadı, telefona eşi Güven Güneş çıkarak Esin'in dışarı çıkmasına izin vermediğini söyledi. Hemen kızının evine giden Esin Güneş’in annesi Fahriye Işık, pencerenin açık olduğunu ama evde kimsenin olmadığını fark etti, komşudan kızının eşiyle beraber evden hızla çıktıklarını öğrendi. Akşam, Güven Güneşin babası telefon ederek Esin’in uçurumdan düştüğünü söyledi. Dava sürecinde öğrenildiği üzere ise Güven Güneş, Esin Güneş'i öldürmek üzere taksici arkadaşı Beşir Üzüm'den yardım alarak bağımlılarının gittiği, ıssız ve uçurumun kenarında bulunan “Kale” diye bilinen mesire alanına götürmüştü. Esin Güneş, eşinin uçurumdan atması sonucu ölmüştür.

Dava süreci

Esin Güneş'in ölümü ilgili dosya başlangıçta takipsizlik kararı verilerek kapatıldı.[1] Esin Güneş'in tırnaklarında farklı bir kişiye ait DNA’ya rastlanması, başörtülü bir kadın olmasına rağmen olay günü evden başörtüsü olmadan çıkması, katilin piknik yapmaya gittiklerini söylediği yerin ıssız ve daha çok madde bağımlılarının gittiği bir yer olduğunun anlaşılması göz önüne alınmadı. Esin Güneş'in ailesi, kızlarının kaza sonucu ölmediğini, damatları tarafından öldürüldüğünü iddia etti ve kendi imkanlarıyla topladıkları delillerle Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak olayın soruşturulmasını istedi. Savcılık, Esin Güneş’in eşi ile taksici arkadaşı Beşir Üzüm hakkında, ’kasten adam öldürmek’ suçlamasıyla dava açtı. Aile fertleri, adalet arayışını kamuoyuna yansıtmak istediği için Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na bir mektupla ulaştı.

Dava, 30 Kasım 2011 tarihinde tekrar açıldı. Görülen ilk duruşmada Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adliye önünde basın açıklaması yapmış ve Çağdaş Hukukçular Derneği’nin avukatları ile beraber duruşmaya katılmıştır.[2]

Duruşmaya sanık olarak çıkan Güven Güneş ifadesinde “Taksici arkadaşım Beşir Üzüm’ün kullandığı araçla bölgeye gittik. Eşim hava alsın, gezelim, piknik yapalım istedik. Kamelyada otururken ayağa kalkmak istedi. Bu sırada ayağı takıldı ve düştü” diyerek ifade verdi.[3] Mahkeme Esin Güneş'in düşüp düşmediğini anlamak için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor istedi. Adli tıp raporunda mevcut adli ve tıbbi belgelerle tıbben tayininin yapılamadığına oy birliği ile karar verildiği belirtildi.[1]

Güven Güneş ve Beşir Üzüm 10 duruşma boyunca tutuksuz yargılandı. 11. duruşma öncesinde Siirt Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunmak üzere ODTÜ Fizik Bölümü’nden ikisi profesör, biri doçent olmak üzere üç akademisyen bir rapor hazırladı.[4] Ölümün “yatay ilk hız”, “serbest düşme”, “çarpmayla kazanılan hız” gibi fizik bilimi kavramlarıyla irdelendiği raporun sonuç kısmında “24 Ağustos 2010 tarihinde, 16:30 sıralarında, Siirt ilinin Aydınlar ilçesi Kale mevkiinde meydana gelen, 1985 doğumlu Esin Güneş’in “Şüpheli Ölüm Olayı” ile ilgili olarak vardığımız sonuç, herhangi bir dış etki olmadan, ikinci zemini atlayıp, üçüncü zemine düşmesi ihtimalinin neredeyse sıfır olduğudur" ifadesine yer verildi.[5] Bu tespit üzerine savcılık iki isim hakkında da müebbet hapis istedi.[4] 10 Şubat 2013 tarihinde Sabah gazetesi haberi manşetine taşıdı.[6]

27 Şubat 2013’te görülen 11. duruşmada gazete manşetini Güven Güneş'in avukatı mahkemeye sunarak "Hakkımızda karalama kampanyası yapılıyor" dedi. Aynı duruşmada Güven Güneş için tutuklama kararı çıktı. Mahkeme, Beşir Üzüm için ise denetimli serbestlik ve yurt dışına çıkma yasağı kararı aldı.[7]

13 Mart 2013 günü görülen karar duruşmasında Güven Güneş Esin Güneş’i kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi cezasına çarptırıldı. Güven Güneş’in duruşmadaki “iyi hali” gerekçe gösterilerek cezası müebbet hapse çevrildi. Beşir Üzüm'e beraat verilmekle birlikte, hakkında suça yardım etmekten mahkeme tarafından suç duyurusu yapıldı.[8]

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanık ve mağdur tarafın karşılıklı temyiz ettiği kararı Haziran 2015'te onadı. Bu kararla, bu tür suçlarda üniversitelerin hazırladığı raporların kanıt sayılmasının önü açıldı.[4]

Tepkiler

Dosyanın kapanmasının ardından tekrar başlayan duruşmaları Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu takip etti; her duruşma adliye önünde basın açıklaması yaptı. Dönemin milletvekilleri Melda Onur ve Nursel Aydoğan duruşmaları takip etti.[9][10] Son duruşmaya Berfin Kadın Danışma Merkezi, ÇHD'li avukatlar, İHD Siirt Şubesi, DÖKH, EHP'li Kadınlar, EKH, DÖKH, BDP kadın meclisi üyeleri, Siirt Barış Anneleri İnisiyatifi, EPİDEM, DİKASUM, Ceren Kadın Derneği, Bağlar Kadın Kooperatifi, Ekin Ceren Kadın Merkezi, Kardelen Kadın Merkezi, Bismil Nujin Kadın Merkezi, Lice Nujiyan Kadın Merkezi, Ergani Selis Kadın Merkezi, Çınar Jinvar Kadın Merkezi çalışanları, CHP'li kadınlar, DİSK ve KESK kadın komisyonu üyeleri, İMECE Kadın Derneği üyeleri de katıldı.

Temyiz süresinin ardından Yargıtayın davada uygulanan iyi hal indirimlerini onaması da kadın derneklerinin tepkisine ve protesto eylemlerine sebep oldu.[11]

Kaynakça

  1. ^ a b Koyuncu, Turan (27 Şubat 2013). "Esin öğretmen davasında şüpheli eş tutuklandı". Milliyet gazetesi. 11 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Eylül 2021. 
  2. ^ "Esin Güneş Davası Başladı". kadincinayetlerinidurduracagiz.net. 7 Şubat 2013. 25 Eylül 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Eylül 2021. 
  3. ^ Koyuncu, Turan (13 Mart 2013). "Esin öğretmenin eşine müebbet hapis cezası". Hürriyet gazetesi. 12 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Eylül 2021. 
  4. ^ a b c "Uçurumdan itip öldürene 'iyi hal indirimi'". Hürriyet gazetesi. 26 Haziran 2015. 11 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Eylül 2021. 
  5. ^ "Arşivlenmiş kopya". 14 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Aralık 2016. 
  6. ^ "Esin Güneş davası Sabah gazetesinin manşetinde". yarinhaber.net. 10 Şubat 2013. 11 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Eylül 2021. 
  7. ^ "Esin Güneş davasında tutuklama kararı çıktı". Sabah gazetesi. 27 Şubat 2013. 2 Mart 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Eylül 2021. 
  8. ^ "Katil zanlısı eşe müebbet". İhlas Haber Ajansı. 13 Mart 2013. 14 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Eylül 2021. 
  9. ^ "Kadınlar Esin Güneş davasının takipçisi... - Muhalefet". www.muhalefet.org. 9 Ocak 2013. 22 Ocak 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Eylül 2021. 
  10. ^ "Esin öğretmen cinayetine müebbet". NTV. 11 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Eylül 2021. 
  11. ^ "Kadın Derneklerinden Esin Güneş Davasına İlişkin Açıklama". Haberler.com. 29 Haziran 2015. 11 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Eylül 2021. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

İbrahim Şahin, emekli Emniyet Müdürü, eski Özel Harekat Daire başkanı, derin devlet mensubu, Susurluk davası mahkûmu, Ergenekon, JİTEM ve Ankara Faili Meçhul Cinayetler davası sanığı.

Barış Derneği Davası veya Barış Davası, 12 Eylül Darbesi'nden sonra 17 Mayıs 1982'de Barış Derneği'ne karşı açılan dava.

Ergenekon davaları veya Ergenekon kumpası, iddia olunan Ergenekon örgütü kapsamında açılan davalardır.

<span class="mw-page-title-main">Münevver Karabulut cinayeti</span> Türkiyede işlenmiş bir kadın cinayetidir

17 yaşındaki lise öğrencisi Münevver Karabulut, 3 Mart 2009 tarihinde Cem Garipoğlu tarafından öldürüldü. Cinayet duyulduktan sonra Türkiye kamuoyunda dikkat çekmiş ve büyük tepki oluşmuştur. Katil zanlısı Cem Garipoğlu cinayetten 197 gün sonra teslim olmuştur. Yargılama süreci 18 Kasım 2011 tarihinde mahkûmiyet kararının verilmesiyle sona ermiştir. Garipoğlu, 10 Ekim 2014 tarihinde Silivri'de cezasını çektiği 5 No'lu L Tipi Kapalı Cezaevi'nde bir ip ve poşet kullanarak intihar etmiştir.

28 Şubat davası, 28 Şubat Süreci'nde Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirakla suçlanan 103 sanık hakkında 2 Eylül 2013'te başlayan davadır. Dava Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Mısır Çarşısı Patlaması</span>

Mısır Çarşısı Patlaması, İstanbul, Eminönü'deki tarihî Mısır Çarşısı'nda 9 Temmuz 1998 tarihinde meydana gelen patlama.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kısaca KCDP, 2010 yılında, Türkiye'de artan kadın cinayetlerine dikkat çekmek ve önlemek amacıyla çeşitli kadın ve LGBT örgütlerinin katılımıyla kurulmuş bir platform.

Nahide Opuz davası, kadına yönelik aile içi şiddet nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’de Türkiye’ye karşı 2002 yılında açılmış bir davadır.

<span class="mw-page-title-main">Besime Konca</span>

Besime Konca, Türk siyasetçi. 2015 genel seçimleri ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Siirt milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil etti. 2017 yılında hakkındaki kesinleşmiş hapis cezası sebebiyle milletvekilliği düşürüldü.

12 Eylül Davası, 12 Eylül Darbesi'ni gerçekleştiren komutanlardan hayatta kalanların yargılandığı dava. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, 765 sayılı TCK'nin "Devlet Kuvvetleri Aleyhine Cürümler" başlıklı 146. maddesi uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tahsin Şahinkaya'nın, Kenan Evren’den iki ay sonra, 90 yaşında ölmesiyle Yargıtay aşamasındaki dava düştü ve kararlar kesinleşmedi. Yıllar sonra, 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrası; Kenan Evren'in ifadesini alan dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'ya dava açan dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı, açılan davaya ilk bakan hâkimler ve iddia makamında bulunan savcılar, "Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması" kapsamında meslekten ihraç edildi. Daha sonra bazıları yargılandı ve mahkûm oldu.

Ankara faili meçhul cinayetler davası, 1993-1996 yılları arasında zorla kaybedilen veya infaz edilen Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan, ANAP Keskin İlçe Başkanı Metin Vural, Behçet Cantürk ve şoförü Recep Kuzucu, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Avukat Yusuf Ekinci, Ömer Lütfi Topal, Hikmet Babataş, Avukat Medet Serhat, Fevzi Aslan ve yeğeni Salih Aslan, Lazem Esmaeli, Asker Sımıtko, Tarık Ümit ve Avukat Faik Candan'ın öldürülmesine ilişkin 20 Aralık 2013 tarihinde açılan ve Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş olan davadır. 2019 yılında sanıklar 19 cinayetin 17'sinden delil yetersizliği nedeniyle beraat etmiştir.

Gezi Parkı davası, 28 Mayıs - 30 Ağustos 2013 tarihleri arasında gerçekleşen Gezi Parkı olaylarını organize ettikleri iddiası ile 16 kişinin yargılandığı davadır.

Emine Bulut cinayeti, 38 yaşındaki Emine Bulut'un 18 Ağustos 2019'da Kırıkkale'de eski eşi Fedai Varan tarafından bıçaklanarak öldürülmesidir.

Şule Çet cinayeti, 29 Mayıs 2018 tarihinde Ankara'da 23 yaşındaki Şule Çet'in tecavüz edildikten sonra öldürülmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de kadın cinayeti</span> Türkiyede kadınların toplumsal rollerine bağlı nedenlerle öldürüldükleri cinayet vakaları

Türkiye'de kadın cinayeti, Türkiye'de kadınların "namus temizleme" gerekçesiyle öldürülmek gibi, toplumsal rollerine bağlı nedenlerle öldürüldükleri cinayet vakalarını ifade eder.

Fatma Şengül cinayeti, İstanbul'da çaycılık yapan Fatma Şengül'ün 30 Mart 2019'da kendisi ile aynı işyerinde çalışan Zeynel Akbaş adlı erkek tarafından evinin önünde öldürülmesidir.

Ferdane Çöl cinayeti, 13 Ekim 2011'de İzmir'de dört çocuk annesi Ferdane Çöl'ün boşanma davası açtığı eşi Sedat Çöl tarafından öldürülmesidir.

Ayşe Paşalı cinayeti, 7 Aralık 2010'da Türkiye'nin başkenti Ankara'da Ayşe Paşalı'nın şiddet gördüğü eski eşi tarafından bıçaklanarak öldürülmesidir.

15 ve 20 Kasım 2003 tarihlerinde, Türkiye'nin İstanbul şehrindeki dört noktada, her bir günde ikişer patlayıcı yüklü kamyonetin infilak ettirilmesiyle dört intihar saldırısı gerçekleştirildi. 15 Kasım'da sırasıyla Şişli'deki Bet İsrael Sinagogu ile Beyoğlu'ndaki Neve Şalom Sinagogu, 20 Kasım'da ise Beyoğlu'ndaki Birleşik Krallık'ın İstanbul Başkonsolosluğu binası ile Beşiktaş'taki HSBC Genel Merkezi binası, saldırıların hedefiydi.

Seyhan Yüksekova cinayeti, 18 Ocak 2020 tarihinde İstanbul'da çiçekçilik yapan Zülfiye Yüksekova ve Seyhan Yüksekova'nın, Tahsin Yüksekova adlı erkek tarafından silahla vurularak öldürülmesidir.