İçeriğe atla

Ermeni Kırımı'na Türk muhalefeti

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı[1] boyunca birçok Türk sivil, siyasetçi ve askerî lider katliamlara ve yağmaya katılmayı reddedip Ermenilerin tehcir edilmesini ve katledilmesini durdurmaya çalıştı. Bu kişilerin çoğu eylemlerinin sonucu olarak pozisyonlarını kaybettiler ve bazıları öldürüldü.

Önemli muhalifler

Ahmed Rıza

Ahmed Rıza, 1909

İttihat ve Terakki'nin önde gelen kurucularından olan Ahmed Rıza, 1915'te Ermeni Kırımı'nı kınayan sayılı Osmanlı siyasetçilerinden biriydi. Ahmed Rıza, Tehcir Kanunu'na da kanun Osmanlı Parlamentosu tarafından hiçbir zaman oylanarak kabul edilmediği için anayasaya aykırı olduğunu söyleyerek karşı çıkıyordu. Daha sonra, tehcirlerin savaş sonrasına kadar askıya alınmasını talep eden ve sınır dışı edilenlerin güvenliğini sağlamayı öneren bir yasa tasarısı sundu. Ancak tasarı kabul edilmedi.[2] Bununla birlikte, Rıza'nın sebep olduğu tartışma ve varlığını ortaya çıkardığı sorunlar, Tehcir Kanunu hakkında hiçbir milletvekiline bilgi verilmediğini gösterdi.[3] Ahmed Rıza; 30 Kasım 1915'te, Ermeni mallarına el konulmasına ilişkin kanunla ilgili olarak parlamentoda "Kanunda belirtilen malları terk edilmiş mal olarak sınıflandırmak da yasal değildir, çünkü bu malların sahipleri olan Ermeniler onları isteyerek terk etmediler, sürgüne gönderildiler, zorla kovuldular." dedi.[3] Bu tür bir müsaderenin Kânûn-ı Esâsî'ye aykırı olduğunu belirterek sözlerine şunları ekledi: "Beni silah zoruyla köyümden kov, sonra malımı sat: Bu asla hukuka uygun değildir. Hiçbir Osmanlı vicdanı veya hukuku bunu asla kabul edemez".[4]

Ali Faik Ozansoy

Ali Faik Ozansoy

Ali Faik Ozansoy, Tehcir Kanunu'nun çıkarıldığı zaman Kütahya mutasarrıfı olarak görev yapıyordu. Tehcir Kanunu ilk çıkarıldığında, kardeşi Süleyman Nazif, Ali Faik'e yazdığı bir mektupta onu "ailelerinin onuru için" tehcirlere katılmaması için ikna etmeye çalıştı. İstanbul'dan kendisine tehcir emri verildiğinde Talat Paşa'nın baskılarına rağmen Ali Faik bunu uygulamayı reddetti; aksine, Kütahya üzerinden başka yerlere tehcir edilen Ermenilerin Kütahya'ya geldiklerinde orada bekletilmelerini ve bu süre içerisinde kendilerine iyi davranılmasını söyledi.[5] Kısa süre sonra, davranışlarını açıklaması için İstanbul'a çağrıldı. Hatıra yazarı Stepan Stepanian, Ali Faik'in Talat Paşa ile karşılaşmasını şöyle anlatır:[6]

Talat, ona şehrinin Ermenilerini neden tehcir etmediğini sorar.

O, sancağının Ermenilerinin her zaman sadık Osmanlılar olduğunu ve Türklerle hep kardeş gibi yaşadıklarını söyler.

Talât, tehcir kararının tüm Ermeniler için olduğuna ve bu kararın bir istisnası olamayacağına işaret eder.

Ali Faik Bey, "Öyleyse katil olmak istemiyorum. Lütfen istifamı kabul edin ve böyle bir politika uygulamaya istekli bir halef bulun" der.

Ancak o zaman Talat, "Peki, peki. Ermenilerinizi alın ve oturduğunuz yerde oturun" der.

Ali Faik'in İstanbul'a çağrılmasını bir fırsat olarak gören Kütahya polis şefi Kemal Bey şehirdeki Ermenileri eğer İslam'a geçmezlerse tehcire maruz kalacakları konusunda tehdit etti. Ermeniler dinlerini değiştirmeye karar verdiler. Ali Faik geri döndüğünde ve bunu öğrendiğinde durumu öfkeyle karşıladı. Polis şefini görevinden aldı ve Ermenilere hâlâ İslam'a geçmek isteyip istemediklerini sordu. Biri hariç bütün Ermeniler Hristiyan kalmaya karar verdiler. Ali Faik'in kardeşi Süleyman Nazif, Ali Faik'i Ermenileri koruması için ikna etmekte etkiliydi. İstifa başvurularına rağmen Ali Faik, görevinden alınmadı ve Kütahya mutasarrıfı olarak görev yapmaya devam etti. Bu dönem içerisinde Kütahya'nın tüm Ermeni nüfusunu korudu.[7][8][9]

Ermeni Kırımı sonrasında Ali Faik, Ermeniler tarafından kendisine verilmek istenen 500 altından oluşan bir hediyeyi reddetti ve bunun yerine altını Ermeni mültecilerin yaşam koşullarını iyileştirme çalışmalarına harcadı.[8] Altınlar bir aşevi ve bir okul kurmak için kullanıldı.[8] Ali Faik, Stepan Stepanian'ı açılan okulun ilk müdürü olarak atadı.[9] Ermeni Kırımı'ndan sonra Kütahya'nın Ermeni topluluğu, Faik Ali için Kütahya Ermeni Kilisesi'ne bir şükran kitabesi koydu.[10] Günümüzde her yıl 24 Nisan günü Kütahya'nın Ermeni toplumunun üyeleri mezarı başına gelip hatırasına saygılarını sunmaktadır.[11]

Hasan Mahzar Bey

18 Haziran 1914'te Ankara valisi olarak atanan Hasan Mahzar Bey, tehcir emirlerini uygulamayı reddeden Osmanlı valilerinden biriydi. Bu yüzden Ağustos 1915'te Ankara'daki valilik görevinden alındı ve yerine Teşkîlât-ı Mahsûsa'nın önde gelen bir üyesi olan Atıf Bey getirildi. Daha sonra Mazhar bu olayı şöyle anlattı:[12]

Bir gün Atıf Bey yanıma geldi ve otoritelerin tehcir sırasında Ermeniler'in öldürülmesine dair talimatını sözlü olarak iletti. "Hayır, Atıf Bey. Ben bir valiyim, haydut değil, bunu yapamam, bu görevi bırakacağım ve istersen sen gelip bunu yapabilirsin" dedim.

— Hasan Mahzar Bey

Mazhar, görevinden alınmasından sonra, "bölgede, hem memurlar hem de halk tarafından Ermeni mallarının yağmalanmasının inanılmaz boyutlara ulaştığını" rapor etti.[13]

Hüseyin Nesimî Bey

Hüseyin Nesimî Bey

Kırım sırasında Diyarbekir Vilayeti valisi olan Mehmed Reşit Bey, uzun ve zahmetli bir tehcir yerine Diyarbekir bölgesindeki Ermenileri hızlı bir katliam ile imha etmeyi tercih edip Diyarbekir'deki tüm Ermenilerin toplu katlini düzenledi. Bu sırada Lice kaymakamı olan Hüseyin Nesimî, toplam nüfusları 5.980 olan Lice Ermenilerini Reşit Bey tarafından gönderilen birimlere teslim etmeyi reddetti ve onları korudu.[8][14] Bunun üzerine Reşit, Hüseyin Nesimî'yi konu hakkında tartışmak için Diyarbakır'a çağırdı, ancak bir grup Çeçen askeri Nesimî'yi yoldayken durdurup öldürmesi için tuttu.[15][16] 15 Haziran 1915'te Hüseyin Nesimî Çeçen askerler tarafından öldürüldü ve cesedi yol kenarındaki bir çukura atıldı.[17] O günden beri, cinayetin yaşandığı bölge Turbe-i Kaymakam olarak bilinir.[8] Nesimî Bey'in ölümüyle birlikte, Lice'deki Ermenilerin katli başladı ve binlerce Ermeni öldürüldü.[5]

Mehmed Celal Bey

Mehmed Celal Bey, 1911

Mehmed Celal Bey, Ermenilerin kuzey ve batı Anadolu'dan Suriye Çölü'ne tehcir edildiği yolların merkezi olan Konya Vilayeti'nin valisiydi. Konya valiliği görevinden önce Halep Vilayeti'nde de valilik yapan ve bu sırada Ermenilerin kaderine tanık olan Celal Bey, Ermenilerin bu yollar üzerindeki tehcirlerinden sağ kurtulup Deyrizor Kampları'na ulaşmaları durumunda ne yaşayacaklarını biliyordu. İttihat ve Terakki liderlerini Anadolu ve Halep'te bir Ermeni isyanının var olmadığını ve bu yüzden Ermenilerin tehcir edilmesi için hiçbir gerekçe olmadığını söyleyerek ikna etmeye çalışmıştı.[8] Ancak Celal Bey'in Zeytun'daki astlarından birinin bu sırada bölgede başlayan Ermeni isyanı üzerine Zeytun ve Maraş'ta birkaç önde gelen Ermeni'yi tutuklaması ve infaz etmesi durumu kızıştırdı. Bunun bir sonucu olarak, Celal Bey Halep valiliği görevinden alındı ve Konya'ya nakledildi.[18] Oradaki görevine başladığında, Bâb-ı Âli'den tekrarlanan emirlere rağmen Konya'daki Ermenilerin tehcirini planlamayı ve düzenlemeyi reddetti ve defalarca kez otoritelerden yerlerinden edilen Ermeniler için sığınak sağlanmasını talep etti. Bu taleplerin yanı sıra, Bâb-ı Âli'ye "Ermenilere karşı alınan tedbirlerin her açıdan anavatanın yüksek menfaatlerine aykırı olduğunu" belirten birçok telgraf ve protesto mektubu gönderdi. Ancak talepleri ve protestoları göz ardı edildi.[19] Celal Bey, başka vilayetlerden tehcir edilirken Konya üzerinden geçen bazı Ermenileri de korumayı başardı.[20] Bu dönem içerisinde kendisine Bâb-ı Âli tarafından gönderilen bir elçinin Ermenilerin tehcirinin bir "milli mefkûre" olduğunu söylemesi üzerine Celal Bey şunları söyledi:[21]

Hangi milli mefkûre? Türkler ve Müslümanlar, bu cinayetlerden dolayı kan ağlıyor, fakat engellemek için çare bulamıyorlardı. Böyle zulümlere milli mefkûre demek, millet için en büyük iftira ve hakarettir.

3 Ekim 1915'te Konya valiliği görevinden alınmasına dek Celal Bey, binlerce Ermeni'nin hayatını kurtardı.[18] Görevinden alınmasından sonraki 3 gün içerisinde bölgede geriye kalan 10.000 Ermeni tehcir edildi.[22][23] 10-13 Aralık 1918 tarihlerinde Vakit'in baş sayfasında yayınladığı 3 bölümlük yazısında Ermeni vatandaşların tehcir sırasında uğradıkları kötü muameleyi önlemek için elinden geleni yaptığını fakat bunları önleyemediği için görevinden ayrılmak zorunda kaldığını belirtti.[24] Konya valiliği hakkındaki hatıralarında Celal Bey, kendisi hakkında şunları söyledi:[25]

Bir nehrin yanında oturan ve ondan birini kurtarmasının hiçbir yolu olmayan bir kişiydim. Nehirde kan akıyordu; binlerce masum çocuk, hatasız yaşlı ve çaresiz kadın nehirden unutulmaya doğru akıyordu. Çıplak ellerimle kurtarabildiğim herkesi kurtardım ve geri kalanlar asla geri dönmemek üzere nehirde inmeye devam ettiler.

Mustafa Azizoğlu Bey

Mustafa Azizoğlu Bey, tehcirin başladığı dönemde tehcir yollarının üzerinden geçtiği bir şehir olan Malatya'da mutasarrıf olarak görev yapıyordu. Tehcirleri engelleme çalışmalarında başarısız olsa da, kendi evinde birkaç Ermeni'yi saklamayı başladı. Mustafa'nın İttihat ve Terakki'nin sadık bir üyesi olan oğlu, "gâvurlara baktığı için" kendi babasını öldürdü.[18][26]

Mustafa Kemal (Atatürk)

Mustafa Kemal (Atatürk), 1923

Dönemin bir gazete haberine göre, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında, Nureddin Paşa tarafından TBMM'ye Anadolu'da hayatta kalan veya bölgeye geri dönen tüm Ermeni ve Rumları öldürme önerisi sunuldu. Öneri Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından reddedildi.[12] Rauf Orbay'ın hatıralarında belirttiğine göre de Mustafa Kemal "Ermeni katlini takbih ediyordu".[27]

Cezalar

Talat Paşa, 4. Ordu'ya Hristiyanlarla işbirliği yapan her Müslüman'ın askerî mahkemeye çıkarılması emrini verdi. Benzer olarak, 3. Ordu komutanı Mahmut Kâmil Paşa, askerlerine "bir Ermeni'yi koruyan her Müslümanı evlerinin önüne asmalarını" söyledi.[28]

Ermenilerin tehcirine ve katliamına karşı çıkan siyasetçiler ve askerî liderlerin çoğunlukla görevlerinden alındı, bazıları ise daha sonra İttihat ve Terakki veya Ermeni katliamlarını gerçekleştirmeye istekli diğer liderler tarafından öldürüldü. Kırım'a karşı çıkan diğer liderleri görevlerinden almakla ve öldürmekle bilinen isimlere bir örnek Diyarbekir valisi Mehmed Reşit Bey idi. Çermik kaymakamı Mehmet Hamdi Bey, Savur kaymakamı Mehmet Ali Bey, Silvan kaymakamı İbrahim Hakkı Bey, Mardin kaymakamı Hilmi Bey ve sonraki Mardin kaymakamı Şefik Bey; 1915 yılında Reşit Bey tarafından tehcir kararlarına uymadıkları için kovulan siyasetçiler arasındaydı.[8] Önce Midyat ve daha sonra Derik kaymakamı olarak görev yapan Nuri Bey, tehcir kararlarına uymadığı gerekçesiyle Reşit Bey tarafından kovuldu ve daha sonra Reşit Bey'in muhafızları tarafından öldürüldü.[8] 15 Haziran 1915'te, Lice Ermenilerini koruyan Hüseyin Nesimî Bey de Reşit Bey tarafından bazı Çeçen askerler aracılığıyla kendisine düzenlenen bir saldırıda öldürüldü.[15][17] İsmail Mestan gibi tehcirlere muhalif bazı gazeteciler de Reşit Bey tarafından öldürülenler arasındaydı.[8] Ermenileri koruma çalışmalarında bulunan mutasarrıflardan biri olan Mustafa Azizoğlu Bey, kendi oğlu tarafından "gâvurlara baktığı için" öldürüldü.[26]

Kaynakça

  1. ^ Suny, Ronald Grigor (2015). "They can live in the desert but nowhere else" : a history of the Armenian genocide (İngilizce). Princeton. ss. 245, 330. ISBN 978-1-4008-6558-1. OCLC 903685759. 28 Temmuz 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Nisan 2021. 
  2. ^ Dadrian, Vahakn N. (2003). The history of the Armenian genocide : ethnic conflict from the Balkans to Anatolia to the Caucasus. 4th rev. ed. New York: Berghahn Books. s. 384. ISBN 1-57181-666-6. OCLC 702181955. 
  3. ^ a b Powell, Christopher John (2011). Barbaric civilization : a critical sociology of genocide. Montreal [Que.]: McGill-Queen's University Press. s. 260. ISBN 978-0-7735-8556-0. OCLC 806255370. 
  4. ^ Kieser, Hans-Lukas (2018). Talaat Pasha : father of modern Turkey, architect of genocide. Princeton, New Jersey. s. 269. ISBN 978-1-4008-8963-1. OCLC 1031214381. 
  5. ^ a b Kévorkian, Raymond H. (2011). The Armenian genocide : a complete history. Londra: I.B. Tauris. s. 564-565. ISBN 978-0-85771-930-0. OCLC 742353455. 
  6. ^ Alboyajiyan, Arshak (1961). Memorial Book of Kutahya Armenians (Ermenice). Donikian Publishing House. ss. 218-228. 
  7. ^ "Serhan Yedig, Ersin Kalkan, Osmanlı'nın Sıradışı Bürokratı Faik Ali Ozansoy, Hürriyet Gazetesi, 22.04.2007". 2 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Nisan 2021. 
  8. ^ a b c d e f g h i Opçin, Tuncay (2007). "Ermenilere Kol Kanat Gerdiler". Yeni Aktüel, 142. 
  9. ^ a b Seropyan, Sarkis (23 Nisan 2013). "Ali Faik Bey'in vicdan direnişi". Agos. 2 Mayıs 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  10. ^ "'Bu cinayetleri işlemeyeceğime göre istifamı kabul buyurun!'". Agos. 30 Mart 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Eylül 2022. 
  11. ^ İlgili BBC Türkçe video haberi 26 Nisan 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. 26 Nisan 2021 tarihinde erişilmiştir
  12. ^ a b Akçam, Taner (2006). A Shameful Act: The Armenian Genocide and the Question of Turkish Responsibility. New York: Metropolitan Books. ISBN 0-8050-7932-7. 29 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Ağustos 2018. 
  13. ^ Hull, Isabel V. (15 Şubat 2013). Absolute Destruction: Military Culture and the Practices of War in Imperial Germany (İngilizce). Cornell University Press. s. 273. ISBN 978-0-8014-6708-0. 13 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  14. ^ Resisting genocide : the multiple forms of rescue. Jacques Sémelin, Claire Andrieu, Sarah Gensburger. New York: Columbia University Press. 2011. s. 45. ISBN 978-0-231-70172-3. OCLC 500818338. 
  15. ^ a b Bilican, Yılmaz Murat (21 Nisan 2015). "Soykırım, Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi Bey, Walter Benjamin ve yüzleşme". T24. 22 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  16. ^ Üngör, Ugur Ümit (2012). The Making of Modern Turkey : Nation and State in Eastern Anatolia, 1913-1950. Oxford: OUP Oxford. ISBN 978-0-19-161908-3. OCLC 784886710. 
  17. ^ a b Işık, İhsan (2006). Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi. 
  18. ^ a b c Akçam, Taner (2006). A shameful act : the Armenian genocide and the question of Turkish responsibility. 1st U.S. ed. New York: Metropolitan Books. ISBN 0-8050-7932-7. OCLC 64844685. 14 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Nisan 2021. 
  19. ^ Derogy, Jacques (1990). Resistance and revenge : the Armenian assassination of the Turkish leaders responsible for the 1915 massacres and deportations. New Brunswick, U.S.A. s. 32. ISBN 978-1-4128-3316-5. OCLC 971493703. 
  20. ^ Gerçek, Burçin (26 Şubat 2006). "Celal Bey ve diğerleri". Radikal. 
  21. ^ Hür, Ayşe (28 Nisan 2013). "1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler". Radikal. 5 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  22. ^ Gerçek, Burçin; Akçam, Taner. "Report on Turks who reached-out to Armenians in 1915" (PDF). International Raoul Wallenberg Foundation. 28 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 1 Mayıs 2021. 
  23. ^ Gerçek, Burçin. "Celal Bey". Aurora Prize. 100 Lives. 1 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  24. ^ Vakit gazetesi arşivleri, 10-13 Aralık 1918 (Rumi: 10-13 Kanunuevvel 1334), Sayfa:1, İstanbul.
  25. ^ Donef, Racho (Kasım 2010). "Righteous Muslims during the Genocide of 1915" (PDF). Assyrian Information Management. 25 Şubat 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 1 Mayıs 2021. 
  26. ^ a b "1915'te Ermenileri koruyan Türk üst düzey yetkilileri". Ermeni Haber Ajansı. 29 Mayıs 2015. 1 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  27. ^ Rauf Orbay'ın hatıraları, 1914-1945. Osman Selim Kocahanoğlu. İstanbul: Temel Yayınları. 2005. ISBN 975-410-086-1. OCLC 64374161. 
  28. ^ Üngör, Uğur Ümit (2008). "Seeing like a nation-state: Young Turk social engineering in Eastern Turkey, 1913–50". Journal of Genocide Research. 10 (1). s. 24. doi:10.1080/14623520701850278. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Taner Akçam</span> Alman akademisyen, sosyolog, yazar

Altuğ Taner Akçam, Türk tarihçi ve sosyolog.

<span class="mw-page-title-main">Guenter Lewy</span> Amerikalı siyasetbilimci ve yazar

Guenter Lewy (1923-), ABD'nin Massachusetts eyaletinde bulunan Massachusetts Üniversitesi'nden emekli profesör ve tarihçidir.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı Ermenileri</span> Osmanlı Devletinin Ermeni halkı

Osmanlı Devleti kuruluş döneminde Ermeniler, genellikle Çukurova, Doğu Anadolu Bölgesi ile Kafkasya bölgelerinde bulunan beyliklerin egemenliği altında yaşamışlardır. Bursa'nın başkent olduğu dönemde Ermeni ruhani reisliği başkente alınmıştır. İstanbul'un fethinden sonra da İstanbul'a taşınmış ve daha sonra da İstanbul Ermeni Patrikhanesi kurulmuştur. Ermeniler Anadolu'dan gelen göçlerle İstanbul'da büyük bir cemaat oluşturmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı</span> Osmanlı İmparatorluğunda ikamet eden Ermenilerin savaş boyunca göçe zorlanması ve sistematik katli

Ermeni Kırımı, 1915 Olayları/Ermeni Tehciri veya Ermeni Soykırımı, Osmanlı hükûmetinin Ermenilere karşı gerçekleştirdiği sürgün ve katliamlardır. Etnik temizliğin sonucunda ölen Ermenilerin sayısı tartışmalıdır; sayı, çeşitli araştırmacılara göre 600.000 ile 1,5 milyon arasında değişiklik gösterir. 1914 yılında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni nüfusu yapılan farklı tahminler mevcuttur. Osmanlı resmî kayıtlarına göre 1.2 milyon ile Ermeni Patrikhanesi'ne göre 1 milyon 914 bin 620 Ermeni yaşamaktaydı. 1922 sayımlarına göre ise 817 bin Ermeni 'mülteci' olarak Osmanlı topraklarını terk etmiş, 95 bin Ermeni ise din değiştirerek Türkiye topraklarında yaşamaya devam etmiştir. Bu tahminlere göre Osmanlı topraklarında bulunan 900 bin hayatta kalmışken, 300 bin ile 1 milyon arasında Ermeni hayatını kaybetmiştir. Olayların başlangıç tarihi çoğunlukla 250 Ermeni aydının ve komite liderinin Osmanlı yöneticileri tarafından İstanbul'dan Ankara'ya sürüldüğü ve birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 ile ilişkilendirilmektedir. Ermeni Kırımı, sağlıklı erkek nüfusun toptan öldürülmesi ya da askere alınarak zorla çalıştırılması ve sonrasında kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte ölüm yürüyüşü koşullarında Suriye Çölü'ne sürülmesi gibi olaylarla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında iki aşamada gerçekleşti. Osmanlı askerlerinin koruması eşliğinde yaşadıkları yerlerden sürülen Ermeniler; sürgün sırasında yiyecek ve su sıkıntısı yaşadı; ayrıca çeşitli raporlara göre zaman zaman soygun ve katliamlara maruz kaldı. Ülke genelindeki Ermeni diasporası, genel anlamda Ermenilerin Doğu Anadolu'dan sürülme işleminin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktı.

<i>Andonyan Belgeleri</i>

Naim Beyin Anıları: Ermeni Tehciri ve Katliamları ile ilgili Resmi Türk Belgeleri, Osmanlı Ermenisi Aram Andonyan'a ait 1919 ve 1920 senesinde Londra'da Hodder & Stoughton yayınevinde basılmış bir kitap. İçinde Andonyan belgeleri diye bilinen ünlü Talat Paşa telgraflarının kopyalarını barındırıyor.

<span class="mw-page-title-main">Soğomon Tehliryan</span> Ermeni kontrgerilla (1896-1960)

Soğomon Tehliryan, Osmanlı İmparatorluğu'nun eski sadrazamı Talat Paşa'ya, 15 Mart 1921'de Berlin'de suikast düzenleyerek öldüren Osmanlı Ermenisi devrimci ve komitacıydı. Daha önce Osmanlı gizli polis servisi için çalışan ve 24 Nisan 1915'te tehcir edilen Ermeni aydınların listesinin hazırlanmasına yardımcı olan Harutyan Mıgırdiçyan'ı öldürdükten sonra bu suikastı gerçekleştirmekle görevlendirilmiştir. Bu suikast, Nemesis Operasyonu'nun bir parçasıydı ve Ermeni histografisine göre Birinci Dünya Harbi sırasında Osmanlı İmparatorluk Hükûmeti tarafından düzenlenen Ermeni Kırımı'nın bir nevi intikam planıydı. Tehliryan, Ermeniler tarafından ulusal bir kahraman olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">24 Nisan 1915'te Ermeni aydınların sürgünü</span>

Ermeni aydınların sürgünü veya diğer adıyla Kızıl Pazar, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı içerisinde iken başkent İstanbul'daki Ermeni toplumunun önde gelen insanları tutuklaması ve tehcir etmesidir. Tutuklular, 24 Nisan 1915 tarihinde Dahiliye Nazırı Talat Paşa'nın emriyle Ankara yakınlarındaki iki merkeze taşındı. 27 Mayıs 1915 tarihinde Tehcir Kanunu'nun kabulü ile birlikte daha sonra sürdürülen bu aydınların çoğu öldürüldü. 24 Nisan, Ermeni tehcirinin başlangıç günü olarak kabul edilmekte ve Ermenistan'da ve Ermeni toplulukları tarafından "Ermeni Soykırımını Anma Günü" olarak anılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Ohannes Vartkes Efendi</span>

Ohannes Vartkes Efendi veya Vartkes Serengülyan Osmanlı Ermenisi siyasetçi ve aktivist. Meclis-i Mebûsan Erzurum milletvekiliydi. Ermeni Kırımı sırasında öldürülmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Mehmed Celal Bey</span> Osmanlı devlet adamı

Mehmed Celâl Bey Osmanlı Devleti'nin son döneminde birçok valiliklerde ve Dahiliye Nazırlığı'nda bulunmuş bir devlet adamı ve Ermeni Kırımı şahidiydi.

<span class="mw-page-title-main">Batı Ermenistan</span> Tarihsel iddiaların olduğu bir bölge

Batı Ermenistan, Ermenilerin tarihî ana vatanının bir parçası olan ve günümüzde Türkiye'nin doğusunda kalan bir bölgedir. Bizans Ermenistanı olarak da anılan Batı Ermenistan, MS 387'de Büyük Ermenistan'ın Bizans İmparatorluğu ve Sasani İmparatorluğu arasında bölünmesinden sonra ortaya çıkmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Soykırımı'nın inkârı</span> Ermenilere soykırım yapılmadığı iddiasını savunan tez

Ermeni Soykırımı'nın inkârı, Ermeni Kırımı'nın soykırım olarak tanımlanamayacağını savunan veya iddiaların bilimsel yollarla, belgelerle açıklanması gerektiğini savunan tezdir. Ermeni Soykırımı'nın inkârı, bazı ülkelerde tamamen yasaklanmışken bazı ülkelerde soykırım olduğunu ifade etmek hoş karşılanmamaktadır. Pek çok kaynakta ölen insanların sayısı soykırım olduğuna kanıt olarak gösterilmektedir. Ancak bazı araştırmacılara göre de bir soykırım söz konusu değildir. Bu yaklaşımda olanlar, zamanın hükûmetinin bir Ermeni Tehciri gerçekleştirdiğini, olumsuz şartlardan dolayı birçok insanın öldüğünü söylemektedir.

<span class="mw-page-title-main">Deyrizor Kampları</span>

Deyrizor Kampları, Ermeni Kırımı sırasında binlerce Ermeni'nin ölüm yürüyüşü sonrası son durağı olarak belirlenen toplama kamplarıdır. İskenderun'daki Amerikan konsolosu Jesse B. Jackson, 300.000 Ermeni'nin Deyrizor'a sürüldüğünü belirtmiştir.

Resulayn Kampları, Ermeni Kırımı sırasında 1915 yılında çıkarılan Tehcir Kanunu ile birlikte göç ettirilen Ermeniler için, Resulayn şehri yakınındaki çöl alanda kurulan 25 toplama kampından biridir. Bu kamplar Ermeniler için anma alanlarına dönüştürülmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Mehmed Reşid</span> Türk doktor, asker ve vali

Mehmed Reşid, Daha sonraları İttihat ve Terakki Fırkası adını alacak olan İttihad-ı Osmani Cemiyeti’nin ilk 5 kurucu üyesinden biri ve I. Dünya Savaşı sırasında Diyarbekir Valisi olan Çerkes asıllı Osmanlı doktor, asker ve politikacıdır. Diyarbekir'de Ermeni Kırımı'nın yanı sıra Arami Soykırımı'nı da yürütmekle görevlendirildi.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı terminolojisi</span>

Ermeni Kırımı terminolojisi İngilizce, Türkçe ve Ermenicede farklıdır ve Ermeni Soykırımı'nın reddi ve Ermeni Soykırımı'nın tanınması sorunları çerçevesinde siyasi tartışmalara yol açmıştır. Çalışmalarını İngilizce dilinde yapan tarihçilerin çoğu olayları tanımlamak için "soykırım" sözcüğünü kullansa da başka terimler de vardır.

<span class="mw-page-title-main">Talat Paşa suikastı</span> 214. Osmanlı Sadrazamının uğradığı suikast

Talat Paşa suikastı, 15 Mart 1921'de eski Osmanlı sadrazamı ve İttihat ve Terrakinin kurucularından Talat Paşa'nın Berlin'de Ermeni öğrenci Soğomon Tehliryan tarafından yapılan suikast sonucu öldürülmesidir. Duruşması sırasında Tehliryan, "Bir adam öldürdüm ama katil değilim" dedi ve jüri kararıyla beraat etti.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de Ermeni Kırımı'nın mirası</span>

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı, yaşanmasından uzun yıllar sonra bile Türk toplumunda hissedilecek derin etkiler bıraktı .Anadolu Hareketi'nin 1919 tarihli bir yayını, Ermenilere karşı sistematik bir "imha" politikasının uygulandığını ve İttihat ve Terakki liderlerinin "insanlığın en büyük suçluları arasında" olduğunu kabul ediyordu. Ermeni tarihçi Vahan Avetyan'a göre, 1920ler boyunca Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni bir devlet kurma projesinin önemli bir parçası olarak Kırım'ın Türk tarihinden silinmesi denenmişti.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı'nın tarihyazımı</span>

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı'nın tarihyazımı I. Dünya Savaşı'nın sonundan beri değişikliklere uğradı. Türkiye'nin dışındaki tarihçilerin çoğu Kırım'ın meydana geldiğini ve olayların bir soykırım olduğunu savunmaktadır, ancak bununla birlikte Kırım'ın sebepleri ve motivleri gibi bazı önemli hususların yorumlanmasında büyük farklılıklar vardır.

<span class="mw-page-title-main">1919-1920 İstanbul yargılamaları</span>

1919-1920 İstanbul yargılamaları, I. Dünya Savaşı sonrasında, Mondros Mütarekesi'nden kısa bir süre sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun askerî mahkemelerinde görülen davalardır. İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) lider kadrosu ve seçilmiş bazı eski yetkililer, anayasayı ihlal etme, savaş zamanında vurgunculuk ile hem Ermenilerin hem de Rumların katledilmesi gibi çeşitli suçlamalarla itham edildi. Mahkeme, katliamların organizatörleri olarak görülen Enver Paşa, Talât Paşa ve Cemal Paşa ile diğerlerini ölüm cezasına mahkûm eden bir karara vardı.

<span class="mw-page-title-main">Nusret Bey</span> Türk öğretmen, devlet adamı (1875-1920)

Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey, Türk öğretmen ve idarecidir. Ermeni Tehciri'inde vazife almasıyla ve bu tehcirde Ermenileri öldürdüğü ve mallarından kazanç sağladığı iddia edilerek idam edilmesiyle bilinir. 15 ay kürek cezasına çarptılırmış olduğu hâlde Divân-ı Harp-i Örfi yasadışı şekilde toplanıp cezası idam cezasına dönüştürdü. 5 Ağustos 1920'de Beyazıt Meydanı'nda idam edildi. Ferid Paşa hükûmetinden sonraki Ahmet Tevfik hükûmeti iktidara gelince ailesi suçsuz olduğunu iddia ederek davaların tekrar incelenmesini talep etti. İncelemelerin ardından Nusret Bey'in suçsuz yere asıldığı kanıtlanmıştır. 25 Aralık 1921'de TBMM tarafından "millî şehit" ilan edilmiştir.