İçeriğe atla

Emisyon kuramı

Emisyon teorisi, diğer adlarıyla emitör teorisi veya ışığın balistik teorisi 1887'deMichelson-Morley deneyinin sonuçlarını açıklayan, özel izafiyet teorisine rakip bir teoriydi. Emisyon teorileri ışık iletimi için belirli bir çerçevesi olmadığından izafiyet yasalarına uyar, fakat değişmezlik esasını uygulamak yerine ışığın kaynağına bağlı olarakc hızında yayıldığını söyler. Böylece emitör teorisi elektrodinamik ve mekaniği basit bit Newton teorisi ile kombine eder. Temel bilimsel görüşün dışında hala yanlıları olsa da, bu teori bilim adamlarının çoğunluğu tarafından kesinlikle gözden düşmüş sayılmaktadır.[1][2]

Tarih

Emisyon teorisi ile en çok anılan isim Isaac Newton’dur. Kendisinin parçacık teorisinde Newton ışık ‘parçacıklarının’ kaynağına bağlı olarak sıcak vücutlardan sembolik bir c hızıyla atıldığını, bu arada genel Newton yasalarına uyduğunu görselleştirmiştir ve biz ışığın bize doğru uzak emitörün hızına bağlı olarak hareket ettiğini varsayarız (c± v).

20. yüzyılda, özel izafiyet Albert Einstein tarafından elektrodinamik veizafiyet prensiplerinin bariz çatışmasını çözmek için yaratıldı. Teorinin geometrik açıdan basitliği ikna ediciydi ve bilim adamlarının çoğu izafiyeti 1911'de kabul etti. Yine de birkaç bilim adamı izafiyetin ikinci temel şartına itiraz etti: ışık hızının tüm eylemsiz çerçevelerde sabit olması. Bu yüzden emisyon teorisinin ışık hızının kaynağın hızına bağlı olduğu değişik tipleri önerildi ve Lorentz dönüşümü yerine Galileo dönüşümü kullanıldı. Hepsi Michelson-Morley deneyinin negatif sonuçlarını açıklayabiliyordu, ışık hızının tüm referans çerçevelerinde interferometreye bağlı olarak sabit olması. O teorilerden bazıları:[1][3]

  • Işık orijinal hareket halindeki kaynağından aldığı hızın bileşenlerini takip ederek yolunu tamamlar ve yansımadan sonra küresel formda orijinal kaynakla aynı hızdaki bir merkez etrafında yayılır (Walt Ritz tarafından 1908 de önerilmiştir).[4] Bu model en eksiksiz emisyon teorisi olarak dikkate alınmıştır. (Aslında, Ritz Maxwell-Lorentz elektrodinamiğini modeliyordu. Sonraki bir belgede [5] Ritz teorisindeki emisyon parçacıklarının yollarındaki yüklerle olan etkileşimden zarar göreceğini bu yüzden dalgaların (onlar tarafından üretilen) orijinal emisyon hızlarını koruyamayacağını söyledi.
  • Yansıyan bir aynanın uyarılmış kısmı yeni bir ışık kaynağı olarak davranır ve yansıyan ışık orijinal ışığın kendi kaynağına bağlı olan hızı gibi aynaya bağlı aynı değerde bir c hızına sahiptir. (özel izafiyete destek vermesine rağmen 1910'da Richard Chase Tolman tarafından tasarlanmıştır.).[6]
  • Aynadan yansıyan ışık kaynağın aynadaki görüntüsünün hızına eşit bir hız bileşeni kazanır. (Oscar M.Stewart tarafından 1911'de tasarlanmıştır.).[7]
  • • Ritz-Tolman teorisinin bir modifikasyonu J.G. Fox tarafından açıklanmıştır (1965). Fox sönme teorisinin (örneğin, ışığın yeniden oluşmasının çapraz ortamda olması) göz önünde bulundurulması gerektiğini savunmuştur. Havada, sönme mesafesi yalnızca 0.2 cm olacaktır, yani bu uzaklığı çaprazlayınca ışığın hızı ilk ışık kaynağına değil ortama bağlı bir sabit olacaktır. (Fox'un kendisi, özel izafiyeti destekliyordu.)[1]

Albert Einstein’ın kendiemisyon teorisi üzerinde onu özel izafiyet teorisinin himayesinden çıkarmadan önce çalıştığı düşünülmektedir. Yıllar sonra R.S Shankland Einstein’ ın Ritz teorisinin ‘çok kötü’ olduğunu ve kendisinin emisyon teorisinden herhangi bir diferansiyel formunun teoriyi açıklayamadığını, bu yüzden ışık dalgalarının ‘tamamen karıştığını’ düşündüğü için vazgeçtiğini söylediğini bildirmiştir.[8][9][10]

Emisyon teorisine karşı çürütmeler

Aşağıdaki eşitlikler emisyon teorilerini test etmek için de Sitter[11] tarafından ortaya koyulmuştur:

c ışık hızıdır, v kaynağın hızıdır, c' çıkan ışığın hızıdır ve k 0 ve 1 arasında değerler alabilen ve kaynağa bağımlılık boyutunu gösteren bir sabittir. Emisyon teorileri değerin 1 e kadar çıkmasına izin verirken özel izafiyete ve değişmez esire(ağırlıksız töze) göre, k=0 dır. ‘Işık sürüklenmesinin’ veya söndürme efektinin olmadığı çok kısa mesafelerde sayısız karasal deneyler yapıldı ve sonuçta emisyon teorisi kesin bir şekilde inkâr edilerek ışık hızının kaynağın hızından bağımsız olduğu kanıtlandı

Astronomik kaynaklar

1910 yılında Daniel Frost Comstock ve 1913 yılında Willem de Sitter, ikili yıldız sistemi hakkında görünen yıldızdan gelen ışık iç taraftaki partnerinden gelen ışıktan daha hızlı olabilir ve onu geçebilir diye yazdılar. Eğer mesafe yeterince iyi olsaydı, görünen yıldızın'hızlı' ışığı iç taraftayken yaydığı ‘yavaş’ ışığı yakalayıp geçebilirdi ve yıldız sisteminin görüntüsü tamamen karmaşık bir biçimde ortaya çıkardı. De Sitter üzerinde çalıştığı hiçbir yıldız sisteminin bu ekstrem optik davranışı göstermediğini savundu ve bu Ritz teorisi ve olarak emisyon teorisi için ölüm çanları olarak addedildi. ().[11][12][13]

de Sitter'in deneye tükenme etkisi Fox tarafından ayrıntılı olarak kabul edilir ve bu muhtemelen ikili yıldızlı dayanan de Sitter tipi kanıt inandırıcılığa zayıflatmaktadır edilmiştir. Bununla birlikte, benzer gözlemler sonucu etkilemeyecek gerektiği yeterince uzun bir yok olma mesafeye sahip Brecher (1977), X-ışını spektrumunda daha yakın yapılmıştır. gözlemler, ışığın hızı kaynağının hızından bağımsız olduğunu teyit etti .[2]

Hans Thirring 1926'da emisyon işlemi sırasında güneşteki termal çarpışmalar tarafından hızlandırılan bir atomun, başlangıç ve son noktadaki hızları farklı olan ışık ışınları yaydığını iddia etmiştir. Bu sayede ışık ışınının ucu diğer kısımları geride bırakabilir ve netice olarak dünyaya ulaşana kadar aradaki mesafe 500 km ye kadar uzayabilir, güneş radyasyonunda kendiliğinden oluşan keskinspektral doğrular balistil modeli çürütür..[14]

Yeryüzü Kaynakları

Sadeh (1963) 'in pozitron imhasından türeyen ve zıt yönlerde hareket eden fotonlar arasındaki hız farklarını ölçmek için kullandığı uçuş zamanını tekniğini de içeren deneyleri vardır.[15] Diğer bir deney Alvager(1963) tarafından yönetilmiştir. Alvager sabit veya hareket eden kaynaklardan gama ışınlarının uçuş zamanlarını karşılaştırmıştır.[16] İki deney de izafiyete paralel olarak bir fark bulamamıştır.

Filippas ve Fox (1964)[17] Sadeh ve Alvager'in söndürme efektini tam olarak hesaba katmadıklarını düşünmediler ve bu ikili özellikle söndürme efekti hesabı için tasarlanmış bir deney yaptılar. Çeşitli dedektör-hedef uzaklarından toplanan sonuçlar ışık hızı ile kaynak hızının bir bağlantısı olmadığını kesin olarak gösterdi ve c ± v nin davranışını söndürme ve söndürmesiz olarak tutarsız bir şekilde ele aldı. .

Önceki araştırmalarını devam ettiren Alvager (1964) ışık hızının %99.9 unda fotonlara ayrışan π0 mezonlarını gözlemledi. Deney gösterdi ki fotonlar kaynaklarının hızını kazanmadı ve hala ışık hızıyla hareket etti(). Fotonlar tarafından çizilen görüntü söndürme payının sonucu dikkate değer derecede etkileyemeyeceğini gösterdi.[18]

Bundan başka nötrino hız ölçümleri yapıldı. Kaynak olarak ışık hızına yakın hızlarda hareket eden mezonlar kullanıldı. Nötrinolar yalnızca zayıf elektronik etkileşimde bulunduğundan söndürme efekti bir rol oynamadı. Karasal ölçümler üst limitini şart koydu.

İnterferometri

Sagnac efekti dönen bir platform üzerindeki elektron demetinin diğer demetten daha az mesafe kapsayarak girişim modelinde bir değişiklik yarattığını gösterir. George Sagnac'ın orijinal deneyi sönme etkilerinden zarar görmüş, fakat ondan sonra Sagnac efekti vakumlu yani sönme etkilerinin rol oynamadığı bir alanda meydana gelmiştir.[19][20]

Emisyon teorisinin Ritz versiyonun tahminleri hareket halindeki ortamda ışığın yayılmasını içeren neredeyse tüm karasal interferometrik testler hakkında tutarlıydı ve Ritz testler tarafından ortaya konan zorlukların Fizeau deneyleri gibi aşılmaz olabileceğini düşünmemiştir. Neyse ki Tolman, Michelson-Morley deneyinin yeryüzü dışından bir ışık kaynağı kullanılarak yapıldığında Ritz hipotezine kesin bir test sağladığını belirtmiştir. 1924'te Dayton Miller güneş ışığını kullanırken Rudolf Tomaschek geliştirilmiş yıldız ışığını kullanarak bir Michelson-Morley deneyi yapmıştır. İki deney de Ritz hipotezi konusunda tutarsızdır.[21]

Babcock ve Bergman (1964) dönen cam plakaları ortak yol interferometresinin aynaları arasına yerleştirdi ve durgun bir Sagnac Konfigürasyonu kurdu. Eğer cam plakalar yeni bir ışık kaynağı gibi davranırsa yüzeylerinden çıkan ışığın toplam hızı c+v olmalı, girişim modelinde bir değişim olmalıydı. Ancak yine özel izafiyeti doğrulayan ve ışık hızının kaynaktan bağımsızlığını kanıtlayan bir etki görülmedi. Deney havasız ortamda yapıldığınan söndürme etkisi rol oynamadı.[22]

Albert Abraham Michelson (1913) ve Quirino Majorana (1918/9) hareket etmeyen kaynaklar ve hareket eden aynalarla (ve tam tersi şekilde) interferometre deneyleri yaptılar ve havada ışık hızının kaynağa bağımlı olmadığını gösterdiler. Michelson'un düzenlemesi hareketli aynalarla ışığın üç muhtemel etkileşimini ayırt etmek için dizayn edilmişti. (1) ışık zerrecikleri elastik duvardan yansıyan mermi gibi yansır. (2) ayna yüzeyi yeni bir kaynak gibi davranır. (3) ışığın hızı kaynağın hızından bağımsızdır. Sonuçlar ışık hızının kaynaktan bağımsız olduğu konusunda tutarlıydı.[23] Marojana hareket eden kaynak ve aynalardan gelen ışığı dalgaboyu değişimlerine oldukça hassas bir eşit olmayan kollu Michelson interferometresi kullanarak analiz etti. Emisyon teorisi hareketli bir kaynaktan çıkan ışığın Doppler değişiminin dalga boyu aynı kalmak şartıyla bir frekans değişimi olduğunu savunur. Ancak, Marojana Emisyon teorisine aykırı olarak dalga boyu değişimleri tespit etmiştir.[24][25]

Beckmann ve Mandics (1965)[26] Michelson (1913) ve Marojana(1918) nın hareket eden ayna deneylerini yüksek vakumda k değerini 0.09'dan düşük bularak tekrar ettiler. Uygulanan vakumun söndürme efektini tamamen saf dışı bırakamaması negatif sonuçlar için bir sebepti. Hareketli aynadan gelen ışık bir Lloyd interferometresinden geçti, elektron demetinin fotografik filme gittiği kısım, Lloyd aynasından yansıdığı kısım. Bu deney varsayımsal olarak hareket eden aynalardan gelen c+v hızındaki ışığı ve Lloyd aynasından çıkan c hızındaki ışığı karşılaştırdı.

Diğer Çürütmeler

Emisyon teorileri çerçeve değiştirirken zaman koordinatlarının değişmez olduğu Galileo dönüşümlerini kullanır (salt zaman). Böylece rölativistikzaman genişlemesini doğrulayan Ives–Stilwell deneyi aynı zamanda ışığın emisyon teorisini de çürütür. Howard-Percy Robertson tarafından gösterildiği gibi, Ives–Stillwell deneyi Michelson- Morley deneyi ve Kennedy-Thorndike deneyi ile birlikte düşünüldüğünde Lorenz dönüşümünün tamamı türevlenebilir.[27]

Ayrıca kuantum elektrodinamiği ışık yayılmasını tamamiyle farklı ancak hala rölativistik ve ışık hızının kaynağa bağlı olduğunu şart koşan hiçbir teoriyle tamamen uyumlu olmayan bir içeriğe yerleştirir

Ayrıca bakınız

  • Özel Görelilik Kuramı Tarihi

Kaynakça

  1. ^ a b c Fox, J. G. (1965), "Evidence Against Emission Theories", American Journal of Physics, 33 (1), ss. 1-17, Bibcode:1965AmJPh..33....1F, doi:10.1119/1.1971219. 
  2. ^ a b Brecher, K. (1977), "Is the speed of light independent of the velocity of the source", Physical Review Letters, 39 (17), ss. 1051-1054, Bibcode:1977PhRvL..39.1051B, doi:10.1103/PhysRevLett.39.1051. 
  3. ^ Tolman, Richard Chace (1912), "Some Emission Theories of Light", Physical Review, 35 (2), ss. 136-143, Bibcode:1912PhRvI..35..136T, doi:10.1103/physrevseriesi.35.136 
  4. ^ Ritz, Walter (1908), "Recherches critiques sur l'Électrodynamique Générale", Annales de Chimie et de Physique, cilt 13, ss. 145-275, 14 Aralık 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 13 Mayıs 2016 .
  5. ^ Ritz,Walther (1908), "Recherches Critiques sur les Theories Electrodynamiques de Cl. Maxwell et de H.-A. Lorentz", Archives des Sciences physiques et naturelles, cilt 36, s. 209, 11 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 13 Mayıs 2016 
  6. ^ Tolman, Richard Chace (1910), "The Second Postulate of Relativity", Physical Review, 31 (1), ss. 26-40, Bibcode:1910PhRvI..31...26T, doi:10.1103/physrevseriesi.31.26 
  7. ^ Stewart, Oscar M. (1911), "The Second Postulate of Relativity and the Electromagnetic Emission Theory of Light", Physical Review, 32 (4), ss. 418-428, Bibcode:1911PhRvI..32..418S, doi:10.1103/physrevseriesi.32.418 
  8. ^ Shankland, R. S. (1963), "Conversations with Albert Einstein", American Journal of Physics, 31 (1), ss. 47-57, Bibcode:1963AmJPh..31...47S, doi:10.1119/1.1969236 
  9. ^ Norton, John D., John D. (2004), "Einstein's Investigations of Galilean Covariant Electrodynamics prior to 1905", Archive for History of Exact Sciences, cilt 59, ss. 45-105, Bibcode:2004AHES...59...45N, doi:10.1007/s00407-004-0085-6, 11 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 13 Mayıs 2016 
  10. ^ Martínez, Alberto A. (2004), "Ritz, Einstein, and the Emission Hypothesis", Physics in Perspective, 6 (1), ss. 4-28, Bibcode:2004PhP.....6....4M, doi:10.1007/s00016-003-0195-6 
  11. ^ a b De Sitter, Willem (1913), "On the constancy of the velocity of light", Proceedings of the Royal Netherlands Academy of Arts and Sciences, 16 (1), ss. 395-396 
  12. ^ Comstock, Daniel Frost (1910), "A Neglected Type of Relativity", Physical Review, 30 (2), s. 267, Bibcode:1910PhRvI..30..262., doi:10.1103/PhysRevSeriesI.30.262 
  13. ^ De Sitter, Willem (1913), "A proof of the constancy of the velocity of light", Proceedings of the Royal Netherlands Academy of Arts and Sciences, 15 (2), ss. 1297-1298 
  14. ^ Thirring, Hans (1924), "Über die empirische Grundlage des Prinzips der Konstanz der Lichtgeschwindigkeit", Zeitschrift für Physik, 31 (1), ss. 133-138, Bibcode:1925ZPhy...31..133T, doi:10.1007/BF02980567. 
  15. ^ Sadeh, D. (1963). "Experimental Evidence for the Constancy of the Velocity of Gamma Rays, Using Annihilation in Flight". Physical Review Letters. 10 (7). ss. 271-273. Bibcode:1963PhRvL..10..271S. doi:10.1103/PhysRevLett.10.271. 
  16. ^ Alväger, T.; Nilsson, A.; Kjellman, J. (1963). "A Direct Terrestrial Test of the Second Postulate of Special Relativity". Nature. 197 (4873). s. 1191. Bibcode:1963Natur.197.1191A. doi:10.1038/1971191a0. 
  17. ^ Filippas, T.A.; Fox, J.G. (1964). "Velocity of Gamma Rays from a Moving Source". Physical Review. 135 (4B). ss. B1071-1075. Bibcode:1964PhRv..135.1071F. doi:10.1103/PhysRev.135.B1071. 
  18. ^ Alväger, T.; Farley, F. J. M.; Kjellman, J.; Wallin, L. (1964), "Test of the second postulate of special relativity in the GeV region", Physics Letters, 12 (3), ss. 260-262, Bibcode:1964PhL....12..260A, doi:10.1016/0031-9163(64)91095-9. 
  19. ^ Sagnac, Georges (1913), "L'éther lumineux démontré par l'effet du vent relatif d'éther dans un interféromètre en rotation uniforme" [The demonstration of the luminiferous aether by an interferometer in uniform rotation], Comptes Rendus, cilt 157, ss. 708-710 
  20. ^ Sagnac, Georges (1913), "Sur la preuve de la réalité de l'éther lumineux par l'expérience de l'interférographe tournant" [On the proof of the reality of the luminiferous aether by the experiment with a rotating interferometer], Comptes Rendus, cilt 157, ss. 1410-1413 
  21. ^ Martínez, A.A. (2004). "Ritz, Einstein, and the Emission Hypothesis" (PDF). Physics in Perspective. Cilt 6. ss. 4-28. Bibcode:2004PhP.....6....4M. doi:10.1007/s00016-003-0195-6. 2 Eylül 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Nisan 2012. 
  22. ^ Babcock, G. C.; Bergman, T. G. (1964), "Determination of the Constancy of the Speed of Light", Journal of the Optical Society of America, 54 (2), ss. 147-150, doi:10.1364/JOSA.54.000147 
  23. ^ Michelson, A.A. (1913). "Effect of Reflection from a Moving Mirror on the Velocity of Light". Astrophysical Journal. Cilt 37. ss. 190-193. Bibcode:1913ApJ....37..190M. doi:10.1086/141987. 
  24. ^ Majorana, Q. (1918). "On the Second Postulate of the Theory of Relativity: Experimental Demonstration of the Constancy of Velocity of the Light reflected from a Moving Mirror". Philosophical Magazine. 35 (206). ss. 163-174. doi:10.1080/14786440208635748. 
  25. ^ Majorana, Q. (1919). "Experimental Demonstration of the Constancy of Velocity of the Light emitted by a Moving Source". Philosophical Magazine. 37 (217). ss. 145-150. doi:10.1080/14786440108635871. 
  26. ^ Beckmann, P.; Mandics, P. (1965). "Test of the Constancy of the Velocity of Electromagnetic Radiation in High Vacuum". Radio Science Journal of Research NBS/USNC-URSI. 69D (4). ss. 623-628. doi:10.6028/jres.069d.071. 
  27. ^ Robertson, H. P. (1949). "Postulate versus Observation in the Special Theory of Relativity". Reviews of Modern Physics. 21 (3). ss. 378-382. Bibcode:1949RvMP...21..378R. doi:10.1103/RevModPhys.21.378. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Genel görelilik</span> kütle-zaman ilişkisini tanımlayan teori

Genel görelilik teorisi, 1915'te Albert Einstein tarafından yayımlanan, kütleçekimin geometrik teorisidir ve modern fizikte kütle çekiminin güncel açıklamasıdır. Genel görelilik, özel göreliliği ve Newton'un evrensel çekim yasasını genelleştirerek, yerçekimin uzay ve zamanın veya dört boyutlu uzayzamanın geometrik bir özelliği olarak birleşik bir tanımını sağlar. Özellikle uzayzaman eğriliğine maruz kalmış maddenin ve radyasyonun, enerjisi ve momentumuyla doğrudan ilişkilidir. Bu ilişki, kısmi bir diferansiyel denklemler sistemi olan Einstein alan denklemleriyle belirlenir.

<span class="mw-page-title-main">Elektron</span> Temel elektrik yüküne sahip atomaltı parçacık

Elektron, eksi bir temel elektrik yüküne sahip bir atomaltı parçacıktır. Lepton parçacık ailesinin ilk nesline aittir ve bileşenleri ya da bilinen bir alt yapıları olmadığından genellikle temel parçacıklar olarak düşünülürler. Kütleleri, protonların yaklaşık olarak 1/1836'sı kadardır. Kuantum mekaniği özellikleri arasında, indirgenmiş Planck sabiti (ħ) biriminde ifade edilen, yarım tam sayı değerinde içsel bir açısal momentum (spin) vardır. Fermiyon olmasından ötürü, Pauli dışarlama ilkesi gereğince iki elektron aynı kuantum durumunda bulunamaz. Temel parçacıkların tamamı gibi hem parçacık hem dalga özelliklerini gösterir ve bu sayede diğer parçacıklarla çarpışabilir ya da kırınabilirler.

Takyon, ışıktan hızlı giden farazi parçacıklardır. İlk tanımı Arnold Sommerfeld'e atfedilmişse de, aslında ilk olarak George Sudarshan ve Gerald Feinberg tarafından yazılmıştır. Çoğu fizikçi için fiziğin bilinen yasaları ile tutarlı değildir, çünkü ışıktan daha hızlı parçacıkların olamayacağı tahmin edilmektedir. Takyonlar, Albert Einstein'in ünlü Genel görelilik yasasındaki v2 /c2 ifadesindeki cismin hızı (v) ışık hızından (c) büyük olursa ne olur sorusunun cevabıdırlar. Bu nedenle takyon parçacıklarının kütleleri reel sayı ile değil karmaşık sayılar ile ifade edilir aynı zamanda v daima c den büyük olacağından, takyonlar için en yavaş hız ışık hızıdır. Ancak tam olarak ışık hızında da olamazlar çünkü ışık hızında olursalar v2/c2 = 1 olacağından bu ifade tanımsız olur. Bununla birlikte, negatif kare kütle alanlar genellikle, "takyonlar" olarak adlandırılır ve aslında modern fizikte önemli bir rol oynamaya başlamıştır. Potansiyel tutarlı teoriler, ışıktan daha hızlı parçacıkların Lorentz değişmezinin kırılmasına dahil olanlara izin verir böylece özel göreceliğin altında yatan simetriye, ışığın hızı bir bariyer değildir, Böylece gerçek dünya için sınır olan ışık hızı burada da değerini korur. Buradan çıkarılacak sonuç ise, takyonların varlığının fizik ve matematik kurallarına aykırı olmadığıdır. Bunu takyonların varlığına delil olarak gösterenler vardır. Aynı (v)>(c) değerlerinin zaman denklemi içinde yerine konulması sonucunda zaman kavramının takyonlar için tıpkı kütle gibi imajiner olduğunu gösterir. Zaman gerçek olmadığı içinde zamanın oku olan entropi artışı söz konusu olmaz ve bu nedenle takyonlar evreni gerçek evrenin aksine büzüşmezler tam tersine sanal kütleleri nedeniyle çekim etkisine girmediklerinden evreni gererler. Böylece, başlanılan noktaya geri dönülen bir küresel evren modeli yerine takyon evreni için kenarları olmayan bir sonsuz evren söz konusudur. Ayrıca takyonların hızı enerjileri azaldıkça artar. Bu nedenle radyasyon yaydıkları varsayıldığında, azalan enerjileri nedeniyle sürekli hızlanırlar ve nihayet sıfır enerji için sonsuz hıza ulaşırlar. Enerji azaldıkça hızları arttığından dolayı kuvvet denilen etki hareketle aynı yönde olduğunda takyonların hızını arttırmaz tam tersine yavaşlatır. Birçok fizikçinin nötrino ve teorik takyonların özellikleri arasındaki olası bağlantıyı anlamaya çalışmış olduğuna dikkat etmek önemlidir.

Madde dalgaları veya de Broglie dalgaları, maddenin dalga-parçacık ikiliğini yansıtan kavramdır. Kuram 1924'te, Louis de Broglie tarafından doktora tezinde önerilmiştir. De Broglie denklemleri dalga boyunun parçacığın momentumuyla ters orantılı olduğunu gösterir ve ayrıca de Broglie dalga boyu diye isimlendirilir. Ayrıca madde dalgalarının tekrarsıklığı, de Broglie tarafından türetildiği gibi, parçacığın toplam enerjisi E'ye – kinetik enerjisinin ve potansiyel enerjisinin toplamı – doğru orantılıdır.

<span class="mw-page-title-main">Hendrik Lorentz</span> Hollandalı fizikçi (1853–1928)

Hendrik Antoon Lorentz, Hollandalı fizikçidir. Zeeman etkisini aydınlattığı için 1902 Nobel Fizik Ödülü'nü Pieter Zeeman ile paylaştı.

Einstein senkronizasyonu, farklı yerlerdeki saatlerin sinyal değişimleri vasıtasıyla senkronize edilmesi yöntemidir. Bu senkronizasyon yöntemi, halihazırda 19. yüzyılın ortalarında telegrafçılar tarafından kullanılmıştır; ancak ışık sinyalleri üzerine uygulayan ve görelelik teorisindeki temel rolünü fark eden Henri Poincaré ve Albert Einstein tarafından meşhur edilmiştir. Temel değeri, tek bir eylemsiz çerçevedeki saatler içindir.

Per-Olov Löwdin İsveçli fizikçi, Uppsala Üniversitesi'nde profesör, paralel olarak 1993'e kadar Florida Üniversitesi'nde profesör. Ivar Waller adı altındaki eski lisans öğrencisi, Löwdin 1950 yılında moleküler orbital hesaplamalar için simetrik ortogonalizasyon düzenlemeleri yapmıştır. Bu şema Yarı-ampirik teorileri kullanılan sıfır diferansiyel örtüşme (ZDO) yaklaşım temelidir. Löwdin ayrıca kolay kuantum mekaniğinin çeşitli teoremlerin türetmelerini matrisleri için sembolleri kullanarak oluşturmuştur. ROHF,UHF ve RES-GVB teorilerinde kullanılan meşhur “Löwdin’s pairing theorem” onun değildir. Kendisine göre George G. Hall ve King Löwdin 'in resmi olmayan önerisinden sonra resmi bir sunum yapmışlardır. 1963 ve 1971 yılları arasında yayınlanmış pertürbasyon teorisi üzerindeki 14 sayfa dizi kuantum kimyası için en iyi bölümleme tekniği olarak görülmüştür. Löwdin ayrıca 1958 yılında Uppsala'da kuantum kimyası yaz okulundan başlayarak çok etkili ve aktif bir öğretmendir. 1958 ve 1960'ta Uppsala Üniversitesi kuantum kimyası grubuna kardeş olarak Florida Üniversitesi'nde kuantum teorisi projesine başlamıştır. Uluslararası Kış Enstitüleri yüzlerce Latin Amerikanların seksenler ve doksanlar boyunca katılımlarını sağladı. 1960 yılında Kış Enstitüsünün içindeki birleşimde Sanibel sempozyumunu kurdu. 1960'tan sonra her yıl düzenlenmiştir. Löwdin 1969'da İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi üyesi olarak seçilmiş ve 1972'den 1984'e kadar Fizik Nobel Ödülü komitesinde bulunmuştur. Kuantum kimyası uluslararası gazetesi ve kuantum kimyası gelişmeler serisi kurucudur. Uluslararası Kuantum Moleküler Bilimler Akademisi'nin de vakıf üyesidir.

19. yüzyılda, ışığın yayılması için varsayımsal aracı olarak esîr teorisi yaygın olarak tartışıldı. Bu tartışmanın önemli bir parçası, bu ortama göre Dünya'nın hareket durumu ile ilgili soru oldu. Esîr çekim hipotezi esîrin hareket eden madde tarafından çekildiği ya da birlikte sürüklendiği ile ilgilenir. İlk değişkene göre Dünya ve esîr arasında bağıl bir hareket yoktur; ikinciye göre bağıl hareket vardır ve böylece ışık hızı, Dünya yüzeyinde ölçülen hareket hızına("esîr rüzgarı") dayanır. Özgül esîr modellerini bulan Augustin-Jean Fresnel tarafından 1818 yılında esîrin maddeyle beraber sürüklendiğini önermiştir. Diğer model George Stokes tarafından 1845 yılından ortaya atılan esîrin maddenin içinde ya da civarında sürüklenmesidir.

<i>Annus Mirabilis</i> makaleleri Einstein tarafından yayımlanan bazı makaleler

Annus Mirabilis makaleleri, Albert Einstein tarafından 1905 yılında Annalen der Physik bilim dergisinde yayınlanan makalelerdir. Bu dört makale modern fiziğin temelinin oluşturulmasına büyük ölçüde katkıda bulunmuş ve uzay, zaman, kütle ve enerji üzerindeki görüşleri değiştirmiştir. Annus Mirabilis, İngilizcede Miracle Year veya Almancada Wunderjahr olarak adlandırılır ve mucize yıl anlamına gelir.

<span class="mw-page-title-main">Gökkuşağı kütle çekimi teorisi</span>

Gökkuşağı kütleçekimi teorisi, bir prizmanın ışığa etki ediş şekli gibi kütleçekiminin farklı dalga boylarında etki ettiğini söyler.

Süperakışkan Helyum-4, helyum elementi helyum-4 ün oluşturduğu bir süper akışkandır. Bir süperakışkan maddenin 0 viskoziteli bir akışkan gibi davrandığı durumudur. Normal bir sıvı gibi görünen madde her tür yüzeyde sürtünmesiz şekilde engellerin etrafından dolaşır ve kabının gözeneklerinden yalnızca kendi eylemsizliğine bağlı olarak akar.

<span class="mw-page-title-main">Görelilik teorisi</span> zamanın göreceli olduğunu söyleyen teori

Görelilik teorisi, Albert Einstein'ın çalışmaları sonucu önerilen ve yayınlanan, özel görelilik ve genel görelilik adlarında birbirleriyle ilişkili iki teorisini kapsar. Özel görelilik, yer çekiminin yokluğunda tüm fiziksel fenomenler için geçerlidir. Genel görelilik, yer çekimi yasasını ve bu yasanın diğer doğa kuvvetleri ile ilişkisini açıklar. Astronomi de dahil olmak üzere kozmolojik ve astrofiziksel alem için geçerlidir.

Tetrakuark, parçacık fiziğinde, dört valans kuarktan oluşan ve varlığı tahmin edilmesine karşın henüz kanıtlanamamış egzotik mezondur. Prensipte, bir tetrakuark durumu kuantum renk dinamiği içinde yer alabilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Egzotik hadron</span>

Egzotik hadron, kuarklar ile gluonlardan meydana gelen, sıradan hadronların aksine iki ya da üç kuarktan fazlasını içeren atomaltı parçacıktır. Egzotik baryonlar, üç kuarka sahip sıradan baryonlardan; egzotik mezonlar ise birer kuark ve antikuarka sahip sıradan mezonlardan ayrılır. Teoride, renk yükü beyaz olduğu müddetçe bir hadronun kuark sayısında herhangi bir limit yoktur.

Parçacık fiziğinde asimptotik özgürlük, enerji ölçeği yükseldikçe ve ilgili uzunluk ölçeği azaldıkça iki parçacık arası bağın asimptotik olarak zayıf olmasına sebebiyet veren ayar teorilerinin özelliklerinden biridir.

Ksi baryonları, birinci çeşni nesillerinden bir kuarka, daha yüksek çeşnili nesillerinden ise iki kuarka sahip, Ξ sembolüyle gösterilen hadron parçacığı ailesidir. Bu nedenlerden ötürü bu tip parçacıklar birer baryondur, toplam izospinleri 1/2'dir ve nötr olabildikleri gibi +2, +1 ya da -1 temel yüke sahip olabilirler. Yüklü Ksi baryonları ilk kez 1952'de, Manchester grubu tarafından gerçekleştirilen kozmik ışın deneyleri sırasında gözlemlenmiştir. Nötr Ksi baryonlarının ilk kez gözlemlenmesi ise 1959'da, Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı'nda gerçekleştirildi. Kararsız durumları, bozunma zinciri sonucunda daha hafif parçacıklara bozunmaları sebebiyle geçmişte çağlayan parçacıklar olarak da anılmaktaydılar.

<span class="mw-page-title-main">Elektron-pozitron annihilasyonu</span>

Elektron-pozitron anhilasyonu, bir elektron ve bir pozitron çarpıştığı zaman oluşur. Düşük enerjilerde, çarpışmanın sonucu elektron ve pozitronun anhilasyonu (imhası) ve gama ışını fotonlarının oluşmasıdır:


e-
 + 
e+
→ 
γ

γ

Parçacık fiziğinde Peccei – Quinn teorisi, güçlü CP sorununun çözümü için iyi bilinen, uzun süredir devam eden bir öneridir. 1977 yılında Roberto Peccei ve Helen Quinn tarafından formüle edildi. Teori, QCD Lagrangian'ın “terim” olarak bilinen CP'yi ihlal eden bir terimle uzatılmasını önermektedir.

<span class="mw-page-title-main">Negatif indisli metamalzeme</span>

Negatif indisli metamalzemeler (NIM), kırılma indisi belli frekans aralıklarında negatif değer alan metamalzemelerdir. Kırılma indisinin negatif olması bu yapay malzemelerde "negatif kırılma" gibi doğal malzemelerde bulunmayan özelliklere sahip olmasını sağlamaktadır. Bu malzemelerin yapay tepkileri dolayısıyla elektrodinamikteki standart sağ el kuralı kuralı bu ortamlarda tersine döner; bu nedenle negatif indisli metamalzemeler aynı zamanda "solak malzemeler" olarak bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">David Finkelstein</span> Amerikalı fizikçi (1929 – 2016)

David Ritz Finkelstein, Georgia Teknoloji Enstitüsü'nde emeritus fizik profesörüydü.