
Uğur Mumcu, Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar.

Osman Zeki Üngör, şair, besteci, orkestra şefi, keman virtüözüdür.

Hrant Dink, Türkiye Ermenisi gazeteci.

Antisemitizm (anti-semitizm), Yahudi milletine karşı duyulan düşmanlık, nefret, ön yargı veya ayrımcılıktır. Bu tür pozisyonlara sahip bir kişiye antisemit denir. Antisemitizm bir ırkçılık olarak kabul edilir.

Türkiye'deki Yahudilerin tarihi, Yahudilerin Anadolu'da bulundukları yaklaşık 2400 yılı kapsar. Anadolu'da en az MÖ beşinci yüzyıldan beri Yahudi toplulukları bulunuyordu ve Elhamra Kararnamesi ile 15. yüzyılın sonlarına doğru İspanya'dan sürülen İspanya ve Portekiz Yahudilerinin birçoğu Osmanlı İmparatorluğu'na kabul edildiler ve Osmanlı Yahudilerinin çoğunluğunu oluşturdular. Bugün Türkiye Yahudilerinin büyük çoğunluğu İsrail'de yaşarken günümüz Türkiye'si, yaklaşık 14 bin kişilik bir Yahudi nüfusuna ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.
Çorum Olayları veya Çorum Katliamı Çorum'da 1980 Mayıs-Temmuz aylarında meydana gelen, siyasi ve dini temelli olarak ortaya çıkan kanlı olaylardır. Ülkücülerin, Alevi mahallesi olarak bilinen Milönü mahallesine saldırması üzerine, çoğu Alevi olmak üzere resmî kaynaklarca 57 yurttaşın ölümü ve yüzlercesinin yaralanmasıyla sonuçlanmıştır.

Ahmet Taner Kışlalı, Türk siyaset bilimci, siyasetçi, eski Kültür Bakanı, yazar ve öğretim üyesi.
Rıfat N. Bali, Türkiye Yahudisi yazar, tarihçi ve bağımsız araştırmacı. Özellikle Türkiye Yahudilerinin tarihi üzerine çalışmalar yapan bir araştırmacıdır. 2008'de LİBRA Kitap adlı yayınevini kurdu.
"Tan gazetesi olayı" ya da "Tan gazetesi baskını", 4 Aralık 1945 tarihinde sol eğilimli, günlük Tan gazetesinin bir grup tarafından yağmalanması olayıdır.
Bahçelievler Katliamı, 8 Ekim 1978 günü Ankara'nın Bahçelievler mahallesinde Türkiye İşçi Partisi üyesi Latif Can, Efrahim Ezgin, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar, Serdar Alten, Faruk Erzan ve Salih Gevence isimli gençlerin öldürüldüğü olaydır.

Şehitler Hiyabanı", 1918 yılında Bakü Muharebesinde öldürülmüş Azerbaycan Türk'ü ve Türkiye Türk'ü askerlerin defnedildiği yer. 1924-1990 yılları arasında Hiyaban adı değiştirilmiş ve bolşevikler burada eğlence kompleksleri yaparak adını Dağüstü Park olarak değiştirmişlerdi. 1990 yılında Kara Ocak denilen olaydan sonra bu alan yine "Şehitler Hiyabanı" adını almıştır.
1934 Trakya Olayları, 1934 Trakya Pogromu ya da Furtuna, 21 Haziran ile 4 Temmuz 1934 tarihleri arasında Türkiye'nin Trakya Bölgesi'nde Yahudilere karşı gerçekleştirilen şiddet eylemleri. Olaylar sonrasında çok sayıda Yahudi başka ülkelere göç etti.

Hasan Fehmi, Osmanlı gazetecisi.
Maraş Katliamı veya Maraş Olayları, 19 Aralık ile 26 Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta meydana gelen Aleviler'e, Kürtler'e ve solculara yönelik katliamdır. Yedi gün süren olaylar sırasında iddianameye göre 111 kişi öldürüldü. Aleviler'e ait 559 ev yakıldı, 290'a yakın iş yeri tahrip edildi. 23 yıl süren davalar sonunda 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezası aldı. Katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise ulaşılamadı. 12 Eylül Darbesi'ne sebep olan olaylardan biri olarak kabul edilmektedir.

Türkiye'de linç, Millî Mücadele'nin sonlarında ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde başlayıp günümüze dek ülke çapında zaman zaman karşılaşılan yargısız infaz olaylarıdır. Batı Anadolu'nun Yunan işgalinden kurtarılması sırasında linç kurbanları çoğunlukla Millî Mücadele karşıtları olsa da, yüzyılın ortalarına doğru, özellikle 1970'li yıllar ve 12 Eylül İhtilali arasındaki dönemde, linçlerin hedef aldığı kesimler azınlıklar, Aleviler ve komünistler, daha küçük bir ölçekte de ülkücüler idi; 2000'lerde ise PKK isyanının bir parçası olarak Türk milliyetçileri tarafından PKK sempatizanlığı ile suçlanan Kürtlere ve Kürt milliyetçileri tarafından Türklere yöneltildi. 2005 yılında ülke genelindeki linç olayları artış gösterdi ve özellikle 2013'teki Gezi Parkı olayları ile 2014'teki Kobani Olayları gibi toplumsal eylemler sırasında linç örnekleri sıklıkla görüldü.
Sami (Samuel) M. Günzberg, bir rivayete göre ailesi Rus, bir rivayete göre ise Macar olan Aşkenaz Yahudi asıllı Türk diş hekimi. Muayenehanesi Mısır Apartmanı'nda bulunuyordu.

Osmanlı İmparatorluğu'nda kadının toplumdaki yeri geleneksel ve dinsel birçok nedenden dolayı kısıtlıdır. Bu tutum Tanzimat Dönemi'ne kadar devam etmiş olup Tanzimat döneminin getirdiği eşitlik anlayışı kadın ile erkek arasındaki eşitsizliklere de yansımıştır. Tanzimat döneminde kâğıt üzerinde eşitlik sağlansa bile uygulamada önceki tutum devam etmiştir. Osmanlı'da hukuk kurallarının İslami kaynaklarca belirlenmesi kadın hakları üzerinde de etkisini göstermiştir. Ayrıca Türklerin Orta Asya kökenli olmasından dolayı İslamiyet öncesi dönemlerdeki Türk kültürü, Osmanlı döneminde kadınların sahip oldukları hakların kısıtlı olmasına neden olmuştur. Teokratik ve monarşik rejimli Osmanlı İmparatorluğu'nda şeriat hükümlerinin etkili olması kadınları ev yaşamına itmiştir. Osmanlı'da miras konusunda da kadınların erkeklere oranla daha az miras payına sahip olduğu gözlenmiştir. Osmanlı Mahkemelerinde 2 kadın ancak bir erkeğe denk tutulmuş, dini eğitimde ise kız-erkek ayrımı yapılmayıp kız çocukları sıbyan mekteplerinde eğitim görmüşlerdir. Köydeki kadınlar ise erkekler gibi tarlalarda çalışarak evini yönetip, halı ve kilim dokumasına karşın asla erkekler ile eşit haklara sahip olmamışlardır.
Türkiye'de sağ-sol çatışması, 1968 yılında başlayıp 12 Eylül 1980 Darbesi'ne kadar süren bir siyasal şiddet sürecidir. Sağcı ve solcuların mahalleleri kapatması, katliamlar, sokaklarda kim tarafından işlendiği bilinmeyen cinayetler ve bombalı saldırılar nedeniyle süreç bazı kesimler tarafından "örtülü iç savaş" ve "küçük çaplı iç savaş" olarak da adlandırılmaktadır.
Türkiye'de 12 Eylül 1980 Darbesi'ne giden süreç ; Türkiye'de siyasi, ekonomik, sosyal krizlerin yaşandığı ve 4.250'den fazla kişinin öldürüldüğü dönemdir. "Örtülü iç savaş" ve "küçük çaplı iç savaş" olarak da tanımlanmıştır.
Türkiye'de mülteciler ve suç, Suriye İç Savaşı sonucunda başlayan sığınmacı krizi sonucunda Türkiye'ye göç eden çoğunluğu Suriyeli ve Afgan olmak üzere 6-8 milyon mülteci, sığınmacı ve Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) altında statüsü tanımlanmış göçmenlerin toplumsal suç oranlarına katkısını ve buna bağlı olarak çıkmış sivil itaatsizlikleri ifade eder.