İçeriğe atla

Elizabeth Báthory

Elizabeth Báthory
Doğum adıBáthori Erzsébet
Diğer ad(lar)ıNádasdy Ferencné Báthori
Erzsébet
Doğum7 Ağustos 1560
Nyírbátor, Macaristan Krallığı
(Şuanki Čachtice, Slovakya)
Ölüm21 Ağustos 1614 (54 yaşında)
Csejthe, Macaristan Krallığı
Evlilik(ler)Ferenc Nádasdy
Çocuk(lar)8
CezaMüebbet hapis
Kurbanların sayısı≥80-650
Cinayetlerin süresi1590–1610
Cinayetlerin yer(ler)i Macaristan Krallığı
Tutuklama tarihi30 Aralık 1610

Elizabeth Báthory, (7 Ağustos 1560 - 21 Ağustos 1614) Macar soylu ve seri katildir.

Báthory, "Kanlı Kontes" olarak da anılmıştır. Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraştığı, at ve türevleri gibi hayvanların kurban edildiği ayinlere katıldığı da söylenmektedir.

40 yaşına geldiğinde, yaşlanıp güzelliğini kaybedeceğini düşünen Báthory, bir gün hizmetkârı olan genç bir kızın saçlarını tararken canını acıtması üzerine ona sert bir tokat atmış, genç kızın yüzünden düşen bir damla kan Báthory'nin ellerine dökülmüştür. Báthory bu kanla, kızın gençliğini ve güzelliğini aldığını zannetmiş ve uşağına emir vererek kızın bütün kanını bir küvete doldurtup "kan banyosu" yapmıştır.

Bu olaydan sonra Báthory, tahminlere göre 612 bakire kızı kaçırtıp, bu kızlara tepesinden asılı bir kafeste işkence çektirmiş, kafesten akan kanlarla ise duş almıştır.

Yaptıkları anlaşılan Báthory şatoda hücreye kapatılmış, sadece küçük bir boşluk bulunan hücresinde 1614 yılında ölü olarak bulunmuştur.[1] Şizofreni hastasıdır. Aynı zamanda Bram Stoker'in Dracula isimli romanının, III. Vlad'dan sonraki en büyük esin kaynaklarından birisidir.

Madam Báthory'nin küçüklükte yaşadığı düşünülen bir rivayet vardır. Bu rivayete göre Báthory, annesiz ve babasız olması sebebiyle amcasının evinde yaşamaktadır. Küçüklükte kişilik bozukluğu yaşamıştır. Bunun sebebi amcasının ve yengesinin işkenceye düşkün insanlar olmasıdır. Bir gün, küçük bir kız olan Báthory'nin önünde bir adama işkence etmek için bir atı ikiye bölüp atın içine o adamı koymuş ve yine Báthory'nin önünde bu atı tekrar dikmişlerdir. O günden sonra Báthory işkenceye meraklı olmaya ve normal çocukların oynadığı oyunlardan uzak durmaya başlamıştır. Madam Báthory, küçüklükten gelen kişilik bozukluğu yüzünden ruhsal olarak üzerine sıçrayan kanın onu güzelleştirdiğini düşünmektedir.

Hayatı

Macaristan Krallığı'nın en ünlü soylu ailelerinden biri olan Báthory ailesinden gelen Kontes Elizabeth Báthory ve kızı Celile, tarihin en kötü şöhretli kadınları listesinde kuşkusuz ilk sıralarda yer alıyorlar. Báthory, 54 yıllık yaşamı boyunca işlediği korkunç cinayetler nedeniyle de dünyanın en ünlü kadın seri katili unvanını taşıyor. 15 yaşındayken evlendirildiği kocası Ferenc Nádasdy'nin ölümünden sonra suç ortağı hizmetçileriyle birlikte yüzlerce (söylentiye göre 650) genç kızın işkence edilerek öldürülmesinden sorumlu tutulan Báthory, ömrünün kalan 4 yılını kendi şatosu olan Csejte'de küçük bir odaya hapsolmuş bir şekilde geçirdi. Cinayetleri bizzat işlettiği yardımcıları korkunç cezalar alırken, Báthory bir soylu olduğu için ne yargı önüne çıkartılmış ne de söz konusu suçlardan hüküm giymiştir. Öte yandan Csejte Şatosu'nda kapısı tuğlalara örülen bir odada unutulmaya terk edilen kontesin adını anmak bile yasaklanmıştır. Báthory'nin gençliğini koruyabilmek amacıyla bakire kızların kanlarıyla banyo yaptığı söylentileri onun uzaktan akrabası sayılabilecek Eflak prensi Vlad Tepeş gibi bir vampir olduğuna inanılmasına yol açmıştır.[2]

Macarca ismiyle Erzsébeth Báthory, 1560 yılında doğdu ve çocukluğunu Ecsed Şatosu'nda geçirdi. Macaristan'ın Osmanlılar ve Avusturyalılarla gerçekleştirdiği savaşların yaşandığı bu dönemde Báthory; Latince, Almanca ve Yunanca dillerini iyi derecede bilen bir Protestan genç kız olarak yetiştirilmiştir. Acımasızlığıyla şöhret kazanan kuzeni Transilvanya prensi Stephen gibi Elizabeth de çocukluğundan itibaren ani öfke nöbetleri geçirmektedir. Araştırmacılar bunun aileden gelen genetik bir bozukluk olduğuna ve Báthory'nin epilepsi hastası olduğuna inanmaktadır. Günümüzdeki tarih uzmanları ve psikiyatrlar Báthory'nin aynı zamanda cinsel kimlik bozukluğuna da sahip olduğunu belirtmişlerdir. Henüz 14 yaşındayken hamile kalan Elizabeth, söylenene göre kadın ya da erkek istediği herkesle birlikte olabilmektedir. Öte yandan Báthory'nin kimi akrabalarının da sicili pek parlak değildi. Halasının lezbiyen bir cadı, amcasının şeytana tapan bir simyacı ve erkek kardeşinin ise birlikte yalnız kalınmaktan korkulan bir cinsi sapık olarak tanınması Báthory'nin çevresinde öyküneceği yeterince kötü örnek olduğunu göstermektedir. Çocukluğundan beri Elizabeth'le ilgilenen bakıcısının da kara büyüyle uğraştığı bilindiğine ve ayinlerinde küçük çocukları kurban etmekten çekinmemesi bilindiğini eklersek, Báthory'nin bu durumda bir seri katile dönüşmesi öngörülebilir.

Elizabeth, evlendikten sonra kocasının evlilik hediyesi olan Csejte Şatosu'na yerleşti. Şato etrafındaki birbirine bitişik 17 köy ve tarım arazileriyle çevrili olup Küçük Karpat Dağları'nın kayalıkları üzerinde yükseliyordu. Kocasının sürekli savaşta ve evden uzakta oluşu Báthory'i ticari ve politik konularla ilgilenmek zorunda bırakmıştı. Tarihçilere göre Báthory bu konuda da oldukça başarılıydı. Öte yandan Báthory güzelliğiyle övünmek, aynalar karşısında zaman geçirmek ve günde neredeyse beş defa kıyafet değiştirmekten de geri kalmıyordu. Báthory'nin amcası ve kocasından öğrendiği acımasızlığı, sarayındaki hizmetçilere göstermesi ise en sıradan uğraşıydı. Yaşlanmaya başladığını düşündüğü andan itibaren cildini yenileyebilmek için kendini farklı büyülerle uğraşmaya verdiği de biliniyor.

Başka kaynaklara göre Báthory'nin bölgedeki savaşta çaresiz kadınların koruyuculuğunu üstelendiği söylentileri de bulunmaktadır. Örneğin Báthory, kocası Osmanlıların eline esir düşen bir kadın ya da kızı tecavüze uğrayıp hamile bırakılan bir kadın için politik hünerlerini sergilemekten çekinmemişti. Diğer yandan şatosunun bir bölümünde istemeden hamile kadınların çocuklarının düşürüldüğü de biliniyor. Báthory'nin bunları daha fazla genç kızı öldürebilmek için yaptığı düşünülüyor. Önceleri sadece köylü kızlarını katlederken kocasının ölümünden sonra artan kan arzusu bu seri katilin soyluların kızlarına da göz dikmesini sağlıyor. Böylece görgü ve terbiye öğrenmeleri için sarayına kabul ettiği kızların tamamı sırra kadem basıyor. Öte yandan bölgedeki kız kaçırma olayları da artıyor. Saray çevresindeki dedikodular ayyuka çıktığında kralın emriyle görevlendirilen György Thurzó şatoya incelemeye geliyor ve yaklaşık 300 kişilik bir tanık ordusu dinlendikten sonra korkunç gerçekle yüzleşiyor. Kralın, Bathroy'nin kocasına olan borcu nedeniyle eyleme geçtiği ve böylece Báthory'den kurtulmak istediği de bir başka korkunç gerçekti. Bugüne dek Elizabeth'in suçsuzluğunu savunanlar krallık tarafından gerçekleştirilen bir komploya kurban gittiği ve bir Protestan olmanın cezasını çektiğini öne sürüyor.

Elizabeth Báthory, özellikle kocasının ölümünün ardından işkence yöntemlerini giderek artırmıştı. Psikologlar, Báthory'nin yaşlandıkça artan akıl hastalığının bu dönemde iyice kötüleştiğini iddia ediyorlar. İyi ödeme vaatleriyle kandırılan ya da kaçırılan genç kızları mahzene kapatılıyor ve bedenleri tanınmaz hale gelene dek dövülüyor, sonra da yakılıyor ya da parçalanıyordu. Kurbanların ölesiye dövüldüğü, açlığa terk edildiği, canlı olarak yakıldığı, iğnelerle işkenceye uğradığı, kışın dışarıda üzerlerine su dökülerek donmaya bırakıldığı, yüzlerinin, kollarının ve cinsel organlarının ısırıldığı ve cinsel anlamda tacize uğradıkları da biliniyor. Báthory'nin bu korkunç işkencelerini 1585 yılından 1610'a kadar sahip olduğu tüm şatolarda gerçekleştirdiği ortaya çıkmıştır. 650 kişilik kurban sayısına Báthory'nin hâlâ hükûmet arşivlerinde saklı olduğuna inanılan günlük ve mektuplarından ulaşılmıştır. Báthory, bir seri katil olarak çok da becerikli sayılmazdı, bir asil olmasının avantajlarını sonuna kadar kullanmış fakat işlediği cinayetlerin üzerini örtmek konusunda da yeterince titiz davranmamıştır. Tüm bu imtiyaz ona sadece mahkeme aşamasında yaramıştır, yargılanmadan doğruca kendi şatosunda müebbet hapse konulmuştur. Öte yandan kralın Báthory'e borcunu ödemesine gerek kalmadığı hükmüne de varılmıştır.

Báthory, Csejte Şatosu'nda ölü bulunduğunda odasında el sürülmemiş pek çok kap yemek bulunuyordu, bu nedenle tam ölüm tarihi bilinemiyor. Önce Csejte kilisesinin bahçesine gömülen cesedi, Csejteli köylülerin ayaklanması sonucu Ecsed'deki Bathory aile kabristanına defnedilmek üzere buradan taşınmıştır. Kontes Elizabeth Báthory denince aklımıza gelen kan banyosunun bu efsaneye sonradan eklendiğini de belirtelim. Báthory aleyhine ifade veren tanıklardan hiçbiri bir kan banyosundan söz etmediği ve bunun sadece Transilvanya vampir inanışıyla alakalı olarak uydurulmuş olduğu bilinmektedir. Báthory'nin hikâyesi farklı perspektifler ya da kurgusal olaylar içeren pek çok filme de konu olmasının yanı sıra sulandırılarak “Kontes Dracula” ve benzeri filmlerin yapılmasına da esin kaynağı olmuştur.

Kaynakça

  1. ^ "Death of Countess Elizabeth Bathory | History Today". www.historytoday.com. 22 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Aralık 2021. 
  2. ^ "Elizabeth Bathory | Biography & Facts | Britannica". www.britannica.com (İngilizce). 24 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Nisan 2022. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Vampir</span> insanların kanını emdiğine inanılan yaratık

Vampir, günbatımı ile şafak arasında dirilerek mezarından çıktığına, insanlara saldırıp kanlarını emdiğine inanılan mitolojik bir varlıktır.

<i>Vadideki Zambak</i>

Vadideki Zambak, Fransız yazar Honoré de Balzac'ın romanıdır. 1835'te yayımlanan ve yazarın en bilinen kitaplarından biri olan roman, Balzac'ın İnsanlık Komedyası'nın "Taşra Yaşamından Sahneler" bölümünde yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kurt adam</span> kurda veya kurda benzer antropomorfik bir yaratığa dönüşebilen mitolojik insan veya insanı yaratıklar

Kurt adam, dolunay sırasında kurt gibi korkunç bir yaratığa dönüşen efsanevi insan. Bir insanın bir hayvan, özellikle de kurt biçimine girebilmeye yetenekli olması, kurt adam söylencesinin çıkış kaynağı hakkında yeterli bir açıklama değildir. Genellikle bir kurt tarafından ısırılma ya da belirli ayda doğma olayı diye bilinir. Çok eskiden beri çeşitli kaynaklarda ve toplumlarda kurt adam öykülerine rastlanmaktadır. Farklı coğrafyalarda yaşayan insan topluluklarında sadece kurt adamlık değil çeşitli insan hayvan karışımı yaratıklara da rastlanmaktadır. İskandinavların ayı adamları, Kızılderililerin bizon adamları, Afrikalıların sırtlan adamları, Türklerin itbarakları ve İstanbul’un kedi kadınları bunlara örnektir.

<i>Elm Sokağında Kâbus</i> Amerikan yapımı korku filmi

Elm Sokağında Kâbus, Wes Craven tarafından yazılmış ve yönetilmiş 1984 yapımı Amerikan korku filmidir. John Saxon, Heather Langenkamp, Ronee Blakley, Amanda Wyss, Jsu Garcia, Robert Englund ve Johnny Depp adlı oyuncular filmin kadrosunda yer almaktadır. Johny Depp, oyunculuğa ilk adımını bu filmle atmıştır. Film, Ohio'da Springwood isimli kurgusal bir kasabada birkaç gencin rüyalarında seri çocuk katili Freddy Krueger'ın hayaleti tarafından katledilmelerini konu alır. Wes Craven filmi yaklaşık 1.8 milyon $ bütçeyle çekmişti. Gösterimde daha ilk haftada bu miktarı telafi etti. ABD'de 25.5 milyon $ gişe hasılatı elde etmiştir. Film, korku türünde çok önemli bir yere kavuşmuş, filmin kötü adamı Freddy sinema tarihinde en çok bilinen kötü karakter olmuştur. Hem eleştirmenler hem de Craven filmin başarısında slasher türü korku filmlerin altın çağını başlatan Halloween (1978) filminin önemli rol oynadığını ifade ediyorlardı.

İşkence, ister fiziksel olsun ister ruhsal, bir göz korkutma, caydırma, intikam alma, cezalandırma veya bilgi toplama amacı olarak bilinçli şekilde insanlara ağır acı çektirmekte kullanılan her türden faaliyetlerdir.

<i>III. Richard</i> (oyun)

Kral III. Richard'ın Trajedisi William Shakespeare'in Kral III. Richard'ın kısa hayatını anlattığı oyunudur. Yazarın ilk oyunlarından biri olduğu düşünülmektedir. 1592-3 yılları arasında yazıldığı varsayılmaktadır. III. Richard Shakespeare'in bir tarihi oyunlar dörtlüsünün sonuncusudur. Pek çok edebiyat ve tiyatro otoritesi tarafından Shakespeare'in en önemli oyunlarından biri olduğu kabul edilmektedir.

<i>Şeytanın Kurbanları</i> (film, 1968)

Şeytanın Kurbanları 1968 Fransa, İtalya ortak yapımı korku filmidir. Özgün adı olağanüstü öyküler anlamına gelen Histoires Extraordinaires dir. ABD'de Spirits of the Dead adı ile gösterilmiştir. Üç farklı bölümden oluşan bu antolojik film Amerikalı yazar Edgar Allan Poe'nun 1832-1839 yılları arasında yazdığı üç korku hikâyesinin, üç ünlü Avrupalı yönetmen Federico Fellini, Louis Malle ve Roger Vadim tarafından sinemaya aktarılması ile oluşmuştur. Filmin hem Fransızca hem de İngilizce versiyonları vardır. İngilizce versiyonunda anlatıcı dış ses korku filmlerinin ünlü oyuncusu Vincent Price'a aittir. Filmin başlıca rollerinde Brigitte Bardot, Alain Delon, Jane Fonda, Peter Fonda ve Terence Stamp oynamışlardır. Her üç yönetmen de kendilerine ait olan bölümlerin senaryolarına katkıda bulunmuşlardır.

<i>Drakula</i>

Drakula (özgün adı: Dracula), İrlandalı yazar Bram Stoker'ın 1897 yılında yayınlanan gotik korku romanı. Olay örgüsü; mektuplar, gazete makaleleri ve günlük alıntıları aracılığıyla anlatılır. Bu çerçeveden bakıldığında bir mektup roman olma özelliği de taşır. Kurgunun tek bir baş kahramanı yoktur; ancak roman Avukat Jonathan Harker'ın Transilvanyalı Kont Drakula'nın şatosuna varmak üzere bir iş seyahatine çıkması ve Drakula'nın bir vampir olduğunu öğrenmesiyle başlar.

<span class="mw-page-title-main">Albert Fish</span> Amerikalı seri katil ve yamyam (1870 – 1936)

Albert Hamilton Fish, Amerikalı seri katil, tecavüzcü ve yamyamdır.

<span class="mw-page-title-main">Rigoletto</span>

Rigoletto Giuseppe Verdi tarafından bestelenmiş üç perdelik bir operadır. İtalyanca liberetoyu Victor Hugo'nun Le roi s'amuse adlı oyundan uyarlayarak Francesco Maria Piave yazmıştır. Operanın prömiyeri 11 Mart 1851 tarihinde Venedik'teki La Fenice opera evinde yapılmıştır. Bu opera çok kişi tarafından çalışma hayatının orta yıllarında Verdi'nin ortaya çıkardığı başyapıtlardan biri olarak görmektedirler. Modern çağlarda standard opera repratuvarının vazgeçilmez bir eseri olarak devamlı olarak sahneye konulmaktadır. Kuzey Amerika'da en çok oynanan 20 opera eseri arasında 9. sırayı almıştır.

<span class="mw-page-title-main">Figaro'nun Düğünü</span>

Figaro'nun Düğünü asıl İtalyanca ismiyle Le nozze di Figaro, ossia la folle giornata K. 492 katalog sayılı bir opera buffa 'dir. 1786'da Wolfgang Amadeus Mozart tarafından bestelenmiş; liberettosu Lorenzo Da Ponte tarafından hazırlanmıştır ve bir sahne piyesi olan 1784'te Pierre Beaumarchais tarafından Fransızca olarak yazılmış olan La folle journee ou le Mariage de Figaro eserden adapte edilmiştir.

<i>Sonu İyi Biterse</i>

Sonu İyi Biterse ünlü İngiliz yazarı William Shakespeare tarafından yazılmış bir oyundur. Ne zaman yazıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber 1601 ile 1608 arasında Shakespeare kariyerinin ikinci yarısının başlangıç yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir. Bu eser 1623te Shakespeare eserlerinin tümünü kapsayan Birinci Folyo içinde yayınlanmıştır. Önceleri bu oyun komedi olarak sınıflandırılmakta idi. Ancak çağımızda bu sınıflama değiştirilmiş kolayca komedi veya trajedi olarak sınıflandırma yapılamadığı için bu eserin problem oyunlar olarak sınıflanması kabul edilmektedir

<span class="mw-page-title-main">Diyarbakır Cezaevi</span> Diyarbakırda yer alan bir cezaevi

Diyarbakır Cezaevi ya da Diyarbakır Askerî Cezaevi, Diyarbakır'da kurulan bir cezaevidir. 1972'de yapımına başlandı, 4 Temmuz 1980'de açıldı. 12 Eylül Darbesi'den sonra askerî yönetime devredilerek Sıkıyönetim Askerî Cezaevi olarak kullanıldı. Yaşandığı iddia edilen işkenceler ile ön plana çıktı. The Times gazetesine göre "dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer almaktadır. 1981 ve 1984 yılları arasında cezaevinde 30 kadar kişi öldü. 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi. Cezaevi hakkında belgeseller çekildi ve kitaplar yazıldı. Günümüzde ise müze olması planlanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Seri katil</span> bir aydan fazla bir süre içinde üç veya daha fazla kişiyi öldüren kişi

Seri katil, anormal kişisel bozukluklar sonucu, 30 günden daha uzun bir zaman diliminde ve arada bekleme dönemleri de olacak şekilde 3 veya daha fazla kişiyi öldüren kişidir. Kurbanlar sıklıkla aynı kurguda öldürülmekte ve benzer özellikleri taşıyabilmektedirler.

<span class="mw-page-title-main">Stephen Báthory</span> Polonya kralı ve Litvanya Büyük Dükü

Stephen Báthory, Erdel (Transilvanya) prensi (1571-76) ve Polonya kralı (1575-86). Habsburgların Polonya tahtını ele geçirme girişimini engellemiş, Baltık Denizi'nin doğusundaki Polonya topraklarını Rus saldırılarına karşı korumuş, Polonya, Moskova Büyük Prensliği ve Erdel'i birleştirerek büyük bir devlet oluşturmayı amaçlamıştır. Polonya tarihinin en güçlü ve en hırslı hükümdarlarından biridir.

<span class="mw-page-title-main">Báthory ailesi</span>

Báthory Ailesi, Macaristan'ın soylu ailelerinden olan Gutkeled Hanedanı'nın bir kolu oup, Macaristan Krallığı başta olmak üzere Lehistan ve Erdel (Transilvanya) gibi ülkelerde yönetim sahibi olmuşlardır.

Kız kardeş katili kişinin kendi kız kardeşini öldürmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Deianeira</span>

Deianeira, Yunan Mitolojisinde Kalidon Prensesidir ve Herakles'in karısıdır. Mitolojik hikâyelere göre Deianeira, Herakles'i Nessos adlı kentaurdan aldığı zehirli bir gömlekle öldürmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Władysław Mazurkiewicz</span>

Władysław Mazurkiewicz, II. Dünya Savaşı sonrası'nda Polonyalı bir seri katildi. Krakov'da yaşayan Mazurkiewicz'in Varşova'da da mülkü bulunuyordu. Stalinist Polonya'daki ekonomik konumu ve kibar tavırları ona "Centilmen Katil" ve "Yakışıklı Władek" lakaplarını kazandırmıştır.

Catherine Woodville Buckingham Düşesi ve bir Orta Çağ İngiliz soylu kadınıydı.