
Kar, beyaz, parlak, çoğunlukla altıgen şekilli, buz kristallerinden oluşan bir yağış çeşididir. Buz kristalleri 0 °C altında su buharının yoğunlaşması ile oluşur.

Kasırga ya da tropikal siklon, büyük çaplı ve çok şiddetli, Beaufort ölçeğine göre saatte 118 km'den fazla hızla ve dönerek esen tropik rüzgârdır.

Ilıman kuşak iklimi, tropikal bölgeler ile tundralar arasında kalan bölümde görülen iklim çeşididir. İklim özelliklerinin çeşitliği ve aşırı sıcak veya soğuk olmayışı en önemli özelliğidir. Dünya'nın yüzde 15'ini oluşturan bu kuşakta toplam nüfusun %48'i yaşar. Ekonomik ve teknolojik açıdan en güçlü ülkeler bu kuşak üzerinde yer alır.

İklim, bir yerde uzun bir süre boyunca gözlemlenen sıcaklık, nem, hava basıncı, rüzgâr, yağış, yağış şekli gibi meteorolojik olayların ortalamasına verilen addır. Hava durumundan farklı olarak iklim, bir yerin meteorolojik olaylarını uzun süreler içinde gözlemler. Bir yerin iklimi o yerin enlemine, yükseltisine, yer şekillerine, kalıcı kar durumuna ve denizlere olan uzaklığına bağlıdır. İklimi inceleyen bilim dalına klimatoloji adı verilir. İklim türleri, sıcaklık ve yağış rejimi gibi durumlara bakılarak sınıflandırılabilir. Ancak günümüzde en çok kullanılan sınıflandırma sistemi, aslen Wladimir Köppen tarafından geliştirilmiş olan Köppen iklim sınıflandırmasıdır.

Yağmur, atmosferik su buharından yoğunlaşan ve daha sonra yerçekiminin etkisiyle düşen su damlacıklarıdır. Yağmur, su döngüsünün önemli bir bileşenidir ve Dünya'daki tatlı suyun çoğunun birikmesinden sorumludur. Hidroelektrik santralleri, mahsul sulama ve birçok ekosistem türü için uygun koşullar için su sağlar.

İklim değişikliği, küresel ısınmayı ve bunun Dünya'nın iklim sistemi üzerindeki etkilerini ifade eder.

Yağış, hava kütlelerinin soğuk bir hava tabakası ile karşılaşarak, soğuk bir yerden geçerek ya da yükselerek soğuması sonucunda içerisindeki su buharının yoğuşarak sıvı veya katı halde yeryüzüne inmesi olayıdır. Plüvyometre adı verilen bir âletle ölçülür. Yıllık yağış miktarı mm, cm ve m olarak, günlük yağış miktarı ise kg/m² ile ifade edilir. Yıllık toplam yağış miktarının bir alanda oluşturduğu yükseklik baz alındığı için uzunluk birimleriyle ifade edilir. Birçok farklı formda meydana gelebilir, bunlar yağmur, kar, graupel, dolu ve sulusepkendir.

Sera gazları, Dünya'nın yüzeyi, atmosferi ve bulutları tarafından yayılan kızılötesi radyasyon spektrumu dahilinde belirli dalga boylarındaki radyasyonu emen ve yayan, atmosferin hem doğal hem de antropojenik gaz hâlindeki bileşenleridir. Bu özellikleri nedeniyle, sera etkisine neden olurlar. Su buharı (H2O), karbondioksit (CO2), nitröz oksit (N2O), metan (CH4) ve ozon (O3) başlıca sera gazlarıdır. Sera gazları olmadan, Dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığı mevcut ortalama olan 15 °C yerine yaklaşık -18 °C olurdu.

Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli, Birleşmiş Milletlerin iki örgütü Dünya Meteoroloji Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından 1988 yılında insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim değişikliğinin risklerini değerlendirmek üzere kurulmuştur.

Bu liste, hava durumu rekorları listesidir. Bu listeye göre çeşitli kategorilerde dünyada gözlenmiş ve ölçülmüş hava olaylarının en uç rakamları listelenmiştir. Birçok hava durumu kaydı, Dünya'daki ölçümler arasında tutarlılığı korumak için yüzey sıcaklığı ve rüzgar hızı gibi belirli koşullar altında ölçülür. Bu kayıtların her biri, resmî olarak gözlemlenen kayıtlar olarak görülür. Çünkü bu kayıtlar, modern hava durumu cihazları icat edilmeden önce veya resmi bir meteoroloji istasyonu olmayan uzak bölgelerde ölçülmüş olabilir. Bu liste, uydu ölçümleri gibi uzaktan algılanan gözlemleri içermez, çünkü bu değerler resmi kayıtlar olarak kabul edilmez.

Türkiye'de iklim değişikliği, Türkiye iklimindeki değişiklikleri, bu değişikliklerin etkilerini ve ülkenin bu değişikliklere nasıl uyum sağladığını kapsamaktadır. Türkiye'nin yıllık sıcaklıklarının yanı sıra en yüksek sıcaklıkları da yükselmektedir. 2020 yılı, Türkiye'de kayda geçmiş en sıcak üçüncü yıldı. Türkiye, iklim değişikliğinden büyük ölçüde etkilenecek olmakla beraber, şimdiden sert hava koşullarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumun başlıca tehlikeleri kuraklık ve sıcak hava dalgalarıdır. Türkiye'nin mevcut sera gazı emisyonları, küresel toplamının yaklaşık %1'ine karşılık gelmektedir ve kömüre yoğun bir şekilde devlet desteği yapılması, Türkiye'nin enerji politikası kapsamındadır. Türkiye, Paris Anlaşması'nı Aralık 2015 yılında imzalamıştır. 4 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe giren anlaşma, Türkiye tarafından ancak 6 Ekim 2021 tarihinde onaylandı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum sağlamasını koordine etmektedir. Nehir havzasındaki su kaynakları ve tarım için iklim değişikliğine uyumu, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından planlanmıştır.

Deniz yüzeyi sıcaklığı bir okyanusun yüzeyine yakın bir noktada ölçülen sıcaklık değeridir. Yüzeye yakınlık ölçüm yöntemine göre farklılık göstermekte ve 1 milimetre (0,04 in) ile 20 metre (70 ft) arasında olmaktadır. Dünya atmosferindeki hava kütleleri deniz yüzeyi sıcaklığından yoğun biçimde etkilenmektedir.

Buz örtüsü veya örtü buzulu, 50.000 km²'den büyük buzulsal buz kütlesi. Dünya üzerine yayılmış olan büyük boyutlardaki buz tabakalarıdır. Bu tabakalar genelde yüksek kutuplarda bulunur ve etrafında yüzeyin yüksekliği azalmaktadır. Örtü buzulları yüksek kutuplarda bulunan volkanik adalar, vadiler ve dağları kaplar. Örtü buzulları, yüzeylerinde bulunan buzun tabakalarının aşındırılması ve yerleştirilmesi sonucu oluşan yüksekliği ile önemli bir geçiş noktası oluştururlar. Örtü buzulları, aşırı soğuk iklim koşulları nedeniyle etrafında pek çok bitki ve hayvan türünün yaşamasına olanak vermezler.

Meteorolojideki bir Konverjans bölgesi, atmosferde iki hakim akışın buluştuğu ve etkileşime girdiği ve genellikle farklı hava koşullarına neden olan bir bölgedir. Bu, sonunda dikey bir harekete ve bulutların ve yağışların oluşumuna yol açan bir kitle birikimine neden olur. Sinoptik ölçekli konverjans olarak adlandırılan büyük ölçekli (yakınsama) konverjans, baroklinik oluklar, düşük basınçlı alanlar ve siklonlar gibi hava sistemleri ile ilişkilidir. Ekvator Hadley Hücresi üzerinde oluşan büyük ölçekli konverjans bölgesi, küresel sıcaklık artışının bir sonucu olarak yoğunlaşmış ve şiddetlenmiştir. Küçük ölçekli yakınsama, izole kümülüs bulutlarından geniş fırtına alanlarına hava olaylarını beraberinde getirecektir.
2017 İstanbul yağmur ve dolu felaketi, İstanbul'da 18 Temmuz 2017 ve 27 Temmuz 2017 tarihlerinde gerçekleşen aşırı yağmur ve dolu yağışının neden olduğu doğal afettir.
Antik Roma'nın iklimi, bu medeniyetin varlığı boyunca çeşitlilik gösterdi. MÖ 1. binyılın ilk yarısında, İtalya'nın iklimi şimdi olduğundan daha nemli ve serindi ve şu anda kurak olan güneyde daha fazla yağış görülürdü. Kuzey bölgeleri ılıman iklim bölgesinde yer alırken, İtalya'nın geri kalanı sıcak ve ılıman bir iklime sahip bir subtropik bölgeydi. Dağlardaki karın yıllık erimesi sırasında küçük nehirler bile taşarak araziyi suyla kaplardı. Roma uygarlığının varlığı sırasında görülen iklim üç iklimsel döneme ayrılmıştır: Erken Subatlantik, Orta Subatlantik (175–750) ve Geç Subatlantik.

2021 Avrupa selleri, 12 Temmuz 2021'den itibaren başta Almanya olmak üzere Avusturya, Belçika, Fransa, İtalya, Hollanda ve İsviçre gibi kıta Avrupa'sı ülkelerini ve Birleşik Krallık'ı etkileyen bir felakete dönüşen geniş çaplı meteorolojik olaydır. Avrupa genelinde can kaybı sayısı şimdilik 180 olarak belirlenmiş ve afet bölgelerinde büyük yıkımın yaşandığı kayda geçmiştir.
İklim değişikliği komplo teorileri, küresel ısınma hakkındaki bilimsel fikir birliğinin, güdülenmiş veriler üretme ya da karşıtlığı bastırma amaçlı komplolara dayandığını iddia eder. Bu fikir birliğine karşı çıkan siyasal ve kamusal tartışmalar üretmeye çalışmak, iklim değişikliğinin yadsınmasında kullanılan bir dizi yöntemden biridir. Komplo teorisyenleri tipik olarak, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin arkasındaki bilimin, dünya çapındaki uzmanca ve cezai suistimal eylemleri yoluyla ideolojik ya da finansal nedenlerle icat edildiğini ya da çarpıtıldığını iddia ederler.
Ecocrop, bir ekinin belirli bir ortam için uygunluğunu belirlemek için kullanılan bir veritabanıydı. Birleşmiş Milletler'e bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından geliştirilen bu sistem, farklı yerlerde ve iklim koşullarında ekin canlılığını tahmin eden bilgiler sağlamıştır. Aynı zamanda bir bitki kataloğu ve bitki büyüme özellikleri olarak da hizmet etti.

İklim göçü, “anormal derecede şiddetli yağışlar, uzun süreli kuraklıklar, çölleşme, çevresel bozulma veya deniz seviyesinin yükselmesi ve siklonlar" gibi ani veya kademeli olarak iklimle şiddetlenen felaketlerin etkisiyle, öncelikle gönüllü hareketi ifade eden, iklimle ilgili hareketliliğin bir alt kümesidir. İklim göçmenlerinin çoğu kendi ülkeleri içinde yer değiştirir ancak az sayıda iklim nedeniyle yerinden edilmiş insan da farklı ülkelere yönelir.