İçeriğe atla

Ekspresyonist mimarlık

Basel, İsviçre yakınlarındaki Dornach'ta Goetheanum, 1924–28 (Rudolf Steiner)

Ekspresyonist veya dışavurumcu mimarlık, modern mimarlık akımlarından biridir. Almanya’da I. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan Ekspresyonist mimarlık, 1930’a kadar varlığını sürdürmüştür. Çok kesin ve çizgileri belirlenmiş bir üsluba sahip değildir. Ekspresyonist mimarlık, genelde tarihten biçim aktarmaları yapmayı yadsımış olmasına rağmen ortaya çıkan bazı ürünlerde geçmişi yorumlama çabası görülmektedir. Yine de ekspresyonistlerin ana özelliği hiçbir biçimsel ön yargı taşımamaları ve daima yaratma sorunsalını ön plana çıkarmalarıdır.

P. Behrens, ilk Ekspresyonist mimar olarak bilinmektedir. Onun 1908–13 yılları arasında Berlin’de AEG firması için yaptığı yapılar akımın başlangıç ürünleri sayılırlar. Daha sonraları H. Poelzig ve E. Mendelsohn gibi mimarlar da Ekspresyonizme yönelirler. Berlin yakınlarındaki Postdam’daki Einstein Kulesi (1920) Ekspresyonizmin klasik yapıtı sayılır.

1920’li yıllarda Hollanda’da Ekspresyonist doğrultusunda ürünler belirmeye başlandı. En önemli sanatçı M. de Klerk’tir.

Ekspresyonist mimarlardan seçmeler

Ekspresyonist mimarlık ile ilgili yayınlar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Dışavurumculuk</span> Duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımı

Dışa vurumculuk (ekspresyonizm), doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımı. Politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında Almanya'da pozitivizm, naturalizm ve empresyonizm akımlarına karşı olarak ortaya çıkmıştır. 19. yüzyıl gerçekçilik ve idealizmine karşıt anti-natüralist öznelliğe sahip bir bakış açısı içerir. Ayrıca kuzeyli, Cermen halk sanatı biçimleri ve kabile sanatları da etkilendiği diğer kaynaklardır. Dışa vurumcu sanatın amacı, sanatçının duyguları ve iç dünyasını renk, çizgi, düzlem ve kütle aracılığıyla dışa vurmasıdır. Bu duyguları daha iyi yansıtabilmek için sanatçı geleneksel kuralların dışına çıkarak gerçeğin biçimini bozma yöntemini kullanır ve sanatçının öznel duygularına dayanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de mimarlık</span> Türkiyenin mimari geçmişine genel bir bakış

Türkiye'de mimarlık, Türk mimarisi veya Cumhuriyet Dönemi Türk Mimarisi 1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin toprakları üzerinde süregelen mimarlık sürecini inceler. Türkiye’deki mimarlık uygulamaları belli dönemlerde yaygın olan mimari akımlardan, cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan belli sorunlardan ve çelişkilerden etkilenerek veya onlara tepki olarak oluşmuştur. Bu çelişkilerden başta geleni özellikle cumhuriyetin ilk dönemlerinde gündeme gelen Doğu-Batı ikilemidir. Buna ek olarak ulusal-evrensel, geleneksel-modern veya dindarlık-laiklik gibi ikilemler ve farklı siyasi görüşler de mimarlık uygulamalarının seyrini etkilemiştir. Bu dönemlerin birbirinden kesin olarak ayrılması pek mümkün değildir. Bazı akımlar diğerleri ile iç içe belirli bir zaman dilimine kadar varlığını sürdümüşler; bir dönemin veya ekolün temsilcisi olarak nitelendirilen bazı Türk mimarlar, kariyerlerinin ileriki dönemlerinde daha farklı stillerde de eserler tasarlamışlardır.

<span class="mw-page-title-main">Modern mimarlık</span>

Modern mimarlık, 19. yüzyıl'ın Eklektisist mimarlığına karşı çıkan özgün yaratma yanlısı tüm mimari akımların genel adıdır. Eklektisizmin geçmişten biçim aktarmaları yapan tutumuna karşıt olarak, tüm modern akımlar mimari biçimlerin çağa ve güncel koşullara göre oluştuğu görüşü doğrultusunda çalışmışlardır. Kabaca, Art Nouveau'nun ortadan kalkışından, 1910'dan sonra, 1970'lere dek gelişen tüm akımlar modern mimarlık kapsamı içinde değerlendirilebiler. Bunlar tasarım anlayışları açısından birbirlerinden çok farklı kutuplarda yer alsalar da temelde tarihten yararlanmayı yadsıyışlarıyla ortaklaşırlar. 1970'lerden bu yana modern mimarlık Postmodernizm karşısında sürekli gerileyerek, yerini tarihselci bir akıma terk etmektedir.

Rudolf Belling, Alman heykeltıraş. Soyut heykel üreten ilk Alman sanatçılardandır. II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’ye göçmüş ve 40 yıl boyunca Türkiye’de yaşayarak Türk heykeltıraşlarının yetişmesinde emek vermiştir.

Bruno Julius Florian Taut, Alman mimar ve şehir plancısı. Türkiye'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin (1937-39), Ankara Atatürk Lisesi'nin (1937-40), Atatürk'ün katafalkının (1938), Trabzon Fen Lisesi (1938) ve Cebeci Ortaokulu'nun (1938-39) planlarını çizen mimardır.

<span class="mw-page-title-main">Fonksiyonalizm (mimarlık)</span>

Fonksiyonalizm, mimarların binaları sadece amaçlarına göre tasarlamasını öngören bir prensip ve mimari akım. İlk aşamada oldukça net görünen bu tanım, modern mimarlık başta olmak üzere farklı mimarlık alanlarında kafa karışıklığına ve hararetli tartışmalara yol açmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Aldo Rossi</span>

Aldo Rossi İtalyan bir mimar ve tasarımcı. Uluslararası üne sahip bir mimar olarak dört alanda başarılı çalışmalar yaptı: mimarlık teorisi, çizimler, mimarlık projeleri ve endüstriyel tasarımlar.

<span class="mw-page-title-main">Dekonstrüktivizm</span> 1980lerin sonunda ortaya çıkan postmodern mimari akım

Dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 1980'lerin sonlarında ortaya çıkan postmodern mimari akımı. Yapıyı oluşturan mimari unsurların bütünlüğünün parçalanması, yüzeylerle yapılan oyunlar, dış cephe gibi mimari unsurların dikaçılı olmayan köşelerle yamultulması ve kaydırılması gibi yöntemlere dayanır. Dekonstrüktivist tarza sahip binalar bakanlara belirsizlik ve kargaşa hissi verir.

Konstrüktivizm veya Konstrüktivist Mimari modern mimarinin bir formu olup daha çok Sovyetler Birliği'nde 1920'li yıllarda ve 1930'lu yılların başında yaygınlık kazanmış bir mimarlık akımıdır.

Uluslararası üslup veya uluslararası tarz veya Enternasyonal Stil 1920'li ve 1930'lu yılarda popüler olmuş bir modern mimari akımıdır.

Mimarlık teorisi veya mimari teori mimarlık hakkında düşünmek, tartışmak ve en önemlisi yazmak eylemlerine verilen isimdir. Mimarlık teorisi dünyanın birçok yerinde mimarlık fakültelerinde öğretilmekte ve bazıları da belli mimarlar tarafından benimsenip uygulanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Mimarlık tarihi</span>

Mimarlık tarihi farklı uygarlıklar, ülkeler ve zamanlardaki mimarlık tarihininin gelişimini inceler.

Biçim işlevi takip eder 20. yüzyılda ağırlıklı olarak modern mimarlık ve endüstri ürünleri tasarımı alanlarında eklektisizme karşı çıkıp daha işlevselci bir üslup takınmasıyla geçerliliğini korumuş bir prensiptir. Bu prensibin en önemli dayanak noktası bir yapının veya cismin şeklinin sadece onun işlevine veya amacına göre şekillenmesidir.

1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni bir devlet olması ve kendini mümkün mertebe Osmanlı İmparatorluğu'nu temsil eden kavramlardan uzak tutması mimariye de yansıdı. Aynı bağlamda iç politik nedenlerden dolayı Osmanlı döneminde çalışmış kadrolardan da uzak durulması tercih edilmeye başlanmıştı. Bu sebeple 1920'li yıllar ile 1940'lı yıllar arasındaki süreçte kalifiye yerli mimar eksikliğini telafi etmek için ve yeni gelecek idari kadroları eğitmek için ağırlıklı olarak başkent Ankara'nın mimarisinde Avrupa kökenli mimarlar tercih edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Nazi mimarisi</span>

Nazi mimarisi, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin egemen olduğu 1933 ile 1945 arası Nazi Almanyası'nda hüküm süren mimari akımlar ve uygulamalar bütünüdür.

<span class="mw-page-title-main">Mimarlık sosyolojisi</span>

Mimarlık sosyolojisi, yapılmış çevrenin sosyolojik çalışması ve modern toplumlarda mimarların rolü ve kapsamıdır. Mimarlık temel olarak estetik, mühendislik ve sosyal kavramlardan meydana gelir. Yapılmış çevre, insanların aktivitelerinden oluşan tasarlanmış alanlardır. Bu alanlar birbiriyle ilişkili ve birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Birbirinden farklı birçok sosyal kurum bulunmaktadır. Bu sosyal kurumlar, bazen binayı kullanan insanların hem binada yaşayanların amacından hem de çeşitli yapı ve organize iletişim akışından tüm yönlerden faydalanmalarını sağlamak için işlevsel alanlara ihtiyaç duyar. Binaların bu sosyal kurumların ihtiyaçlarını, toplumsal gereksinimleri, karşılamak üzere tasarlanma biçiminin, mimaride sosyal yönlerin uyumu olduğu söylenebilir.

<span class="mw-page-title-main">Hans Poelzig</span>

Hans Poelzig bir Alman mimar, ressam ve set tasarımcısıydı.

Heinrich Tessenow, Weimar döneminde aktif olan bir Alman mimar, profesör ve şehir planlamacısıydı.

Maarif Vekâleti Kültür Pavyonu, Türkiye'nin İzmir şehrinde, Kültürpark içerisinde yer alan bir binadır.

<span class="mw-page-title-main">Klasik mimarlık</span>

Klasik mimarlık, genellikle klasik antik Yunan ve Roma mimarisinin ilkelerinden veya bazen daha spesifik olarak Romalı mimar Vitruvius'un De architectura eserinden az çok bilinçli bir şekilde türetilen mimariyi ifade eder. Karolenj Rönesansı'ndan beri farklı klasik mimari stilleri var olmuştur ve İtalyan Rönesansı'ndan beri belirgin bir şekilde var olmuştur. Klasik mimari stilleri büyük ölçüde değişebilse de, genel olarak hepsinin dekoratif ve yapıcı unsurların ortak bir "kelime dağarcığından" yararlandığı söylenebilir. Batı dünyasının çoğunda, farklı klasik mimari stilleri Rönesans'tan II. Dünya Savaşı'na kadar mimarlık tarihine hakim olmuştur. Klasik mimari birçok mimarı bilgilendirmeye devam etmektedir.