İçeriğe atla

Ekosistem Yaklaşımı

Ekosistem yaklaşımı, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 5. Taraflar Konferansı V/6 No'lu kararı, Ek-A, Bölüm 1'de “arazi, su ve canlı kaynakların entegre yönetimi için koruma ve sürdürülebilir kullanımı hakkaniyetli bir şekilde teşvik eden bir strateji” olarak tanımlanmıştır.[1] Ekosistem yaklaşımı sürdürülebilir yönetimin en temel ilkelerinden biridir.

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ BM Biyoloijk Çeşitlilik Sözleşmesi Resmi Sitesi

http://www.cbd.int 23 Şubat 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sürdürülebilirlik</span> insanların doğayla uyum içinde ve devamlı şekilde yaşayabilmesi durumu

Sürdürülebilirlik daimi olma yeteneği olarak adlandırılabilir. 21. yüzyılda genel olarak biyosfer ve uygarlığın bu yeteneğine atfen kullanılır. Aynı zamanda, kaynakların sömürülmesi, yatırımların yönü, teknolojik gelişmenin yönlendirilmesi ve kurumsal değişimin uyum içinde olduğu ve insan ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılayabilme potansiyelinin hem günümüzde hem de gelecek için korunduğu dengeli bir ortamda değişimin sağlanması olarak tanımlanabilir. Bu alanda çalışanların birçoğu için, sürdürülebilirlik birbirine bağlı şu etki alanları ile tanımlanır: çevre, ekonomik ve sosyal; ve bunlar Fritjof Capra'ya göre Sistemsel Düşüncenin prensiplerine dayanmaktadır. Sürdürülebilir gelişmenin alt etki alanları kültürel, teknolojik ve politik olarak kabul edilir. Bazıları için sürdürülebilir gelişme sürdürülebilirlik için ana prensip olmasına karşın diğerleri için bu iki terim paradoksaldır. Sürdürülebilir gelişme gelecek neslin ihtiyaçlarını karşılama yetisine zarar vermeden günümüzdeki ihtiyaçları karşılayabilen gelişmedir. Sürdürülebilir Gelişme terimi Çevre ve Gelişme Dünya Komisyonu için Brundtland Raporu (1987) tarafından ortaya atılmıştır.

Dünya Doğayı Koruma Birliği veya tam adıyla Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği doğal kaynakların korunması amacı ile kurulmuş uluslararası bir organizasyondur. Merkezi Gland, İsviçre'de bulunur. IUCN dünya çapında 160 ülkeden 1.400'ün üzerinde devlet kuruluşu ve sivil toplum örgütünü aynı çatı altında toplamaktadır.

Sürdürülebilir gelişme ya da Sürdürülebilir kalkınma, doğal sistemlerin, ekonominin ve toplumun dayandığı doğal kaynakları ve ekosistem hizmetlerini sağlama yeteneğini sürdürürken, insani gelişme hedeflerine ulaşmak için örgütlenme ilkesidir. Arzulanan sonuç, yaşam koşullarının ve kaynakların, doğal sistemin bütünlüğünü ve istikrarını baltalamaksızın insan ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmek için kullanıldığı bir toplumsal durumdur. Sürdürülebilir gelişme, gelecek nesillerin yeterliklerinden ödün vermeden günümüzün ihtiyaçlarını karşılayan bir gelişme olarak tanımlanabilir.

<span class="mw-page-title-main">Eurocontrol</span>

Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL); öncelikli amacı Avrupa hava trafik yönetimini geliştirmek olan uluslararası bir örgüttür. Merkezi Brüksel'de bulunan örgütün 41 üyesi bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">BM Kampüsü, Bonn</span>

Birleşmiş Milletler Kampüsü, Almanya'nın Bonn kentinde Birleşmiş Milletler'e bağlı çeşitli kurum ve birimlerin yoğunlaştığı bölge. Kampüsün temeli 11 Temmuz 2006'da Almanya Başbakanı Angela Merkel ve eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından atıldı. BM Bonn kuruluşları iklim değişikliği, arazi bozulması, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetleri, vahşi yaşamın korunması, gönüllülük, sağlık, insan güvenliği, afet riskinin azaltılması, turizm, eğitim ve öğretimin yanı sıra Küresel Kalkınma Hedeflerine ulaşılması üzerine çalışıyor. Birleşmiş Milletler'in 20 farklı teşkilat ve programı Bonn'da faaliyet göstermekte. Şu anda, Bonn'daki Birleşmiş Milletler kuruluşlarında, programlarında ve ofislerinde çalışan yaklaşık 1000 personel bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Corbin Bleu</span> Amerikalı film yapımcısı ve sinema oyuncusu

Corbin Bleu Reivers bir oyuncu, model, şarkıcı ve Jamaika ve İtalyan kökenli ve İtalyan-Amerikalı dansçı. Halen ailesi ile birlikte Los Angeles, Kaliforniya'da yaşıyor.

<span class="mw-page-title-main">2007 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı</span>

2007 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı ya da Bali konferansı, 3 Aralık - 15 Aralık 2007 tarihleri arasında Endonezya'nın Bali Adası'nda yer alan Nusa Dua kentinde yapılmış olan iklim ve çevre konulu bir konferanstır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenen on üçüncü konferans olduğu için "COP 13", Kyoto Protokolü yürürlüğe girdikten sonra düzenlenen üçüncü konferans olduğu için de "MOP 3" olarak adlandırılmaktadır. 180 ülke temsilcisinin yanı sıra çok sayıda hükûmet ve sivil toplum kuruluşu gözlemcisi de konferansta hazır bulunmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Ramsar Sözleşmesi</span> neden yapıldı

Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımını sağlamayı amaçlayan uluslararası bir sözleşmedir. Sözleşme adını 2 Şubat 1971 tarihinde İran'da imzalandığı şehir olan Ramsar şehrinden almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Biyoçeşitlilik</span> Yaşam formlarının çeşitliliği ve değişkenliği

Biyoçeşitlilik, bir ekosistem, biyom veya tüm Dünya'da bulunan yaşam formlarının çeşitliliğidir. İnsanların yaşamlarını sürdürebilmesi için yaşadıkları çevrede, temiz su ve havanın, verimli toprakların, besinlerin ve diğer gereksinimlerinin karşılandığı, kullanacağı çeşitli maddelerin bulunması gerekir. Yaşam için gerekli madde ve koşullar, çevrenin abiyotik etkenleri ile bakteri, Protista, mantar, bitki ve hayvanlar tarafından sağlanır. Bu canlıların tamamına biyoçeşitlilik denir. Bu çevredeki biyoçeşitlilik arttıkça o çevrenin ekolojik hizmetleri de o oranda artar. Yalnız bu artış biyolojik çeşitliliği oluşturan türler arasında dengeli etkileşimin gerçekleşmesi durumunda geçerlidir. Bu nedenle biyolojik çeşitlilik arttıkça, ekosistemlerdeki madde dolaşımı ve enerji akışları daha etkin halde gerçekleşir. Bunun aksine, ekosistemdeki biyolojik çeşitlilik azaldığında, ekosistem hizmetlerinde azalma olur. Örneğin, yılan bulunduğu ekosistemdeki fare ve kurbağa gibi türleri besin olarak kullanır. Böylece fare ve kurbağa popülasyonlarının aşırı artışı engellenir. Bunun sonucunda, fare ve kurbağalarla aynı besini paylaşan diğer hayvanların besinlerden yararlanmalarına olanak verilmiş olur.

<span class="mw-page-title-main">Elinor Ostrom</span> Amerikalı ekonomist (1933 – 2012)

Elinor Ostrom, Amerikalı politika bilimci ve ekonomist. "Özellikle toplumsal malların, iktisadî bakımdan kontrol ve işletilemesi analizi" konusunda yaptığı orijinal katkılarıyla 2009 yılında Oliver E. Williamson ile birlikte Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazanmıştır. Nobel Ekonomi Ödülü kazanan ilk kadın bilimcidir.

Genetik çeşitlilik, bir biyolojik çeşitlilik düzeyi olup bir türün gen havuzundaki genetik özelliklerinin toplam sayısını gösterir. Genetik çeşitlilik, çeşitlenen genetik özelliklerin eğilimini tanımlayan genetik değişkenlik terimi ile aynı şey olmayıp bundan ayrılır.

<span class="mw-page-title-main">OpenCL</span>

OpenCL,, Apple tarafından 2008 yılında kâr amacı gütmeyen teknoloji şirketleri birliği Khronos Group'a önerilen, kabul gördükten sonra spesifikasyonu pek çok şirketin katkılarıyla hazırlanan heterojen hesaplama platformudur. OpenCL; destekli grafik işlemcileri, genel amaçlı işlemciler ve FPGA ler gibi farklı platformlarda hesaplama yapılmasına olanak sağlar. OpenCL AMD, Intel, NVIDIA ve ARM tarafından desteklenmektedir. Ayrıca OpenCL kullanılarak Sony Playstation cihazlarında kullanılan Cell işlemcilerde de hesaplama yapılabilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">88. Akademi Ödülleri</span>

88. Akademi Ödülü, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (AMPAS) tarafından 2015'in en iyi filmlerine 28 Şubat 2016'da, Hollywood, Kaliforniya'daki Dolby Theatre'da, Pasifik Zaman Dilimine göre 17:30 / Doğu Zaman Dilimine göre 20:30'da verilen ödüllerdir. Ödüller 24 kategoride dağıtılmıştır. Ödül töreni David Hill ve Reginald Hudlin'in yapımcılığında ABD'de ABC tarafından yayınlanmıştır. Oyuncu Chris Rock 2005'teki 77. Akademi Ödülleri'nden sonra ikinci defa bu ödül törenini sunmuştur.

Telif kanunu, telif haklarını düzenleyen kanunlardır. Uluslararası telif hakları için imzalanmış anlaşmalardan biri Edebi ve sanatsal eserlerin korunmasına dair Bern Konvansiyonu'dur. Bern Konvansiyonu'na 1886 yılından beri 170 ülke ve Vatikan imza atmıştır. Amerika Birleşik Devletleri önderliğinde 18 tane Amerika kıtası ülkesi de Bern Konvansiyonu'nun yanında Buenos Aires Konvansiyonu'na taraf olmuştur. Bu ülkeler daha sonra Evrensel Telif Hakları Konvansiyonu'na (ETHK) taraf olan ülkeler arasında yer almışlardır. ETHK tarafı olan ülkeler genel itibarı ile Dünya Ticaret Örgütü ülkeleri olduğu için 1995 yılındaki Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TBFMHA) anlaşması ile ETHK etkisiz hale gelmiştir. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (DFMÖ) çerçevesinde 2002 yılında bir telif hakları konvansiyonu düzenlenmiştir. DFMÖ Telif Hakları Anlaşması'nı 2016 itibarı ile 94 ülke imzalamıştır. İmzalanmış olan uluslararası anlaşmalar gözetilerek ülkeler kendi telif kanunlarını çıkarmışlardır. Bunlara hiçbir uluslararası telif hakkı anlaşmasını imzalamamış olan İran gibi ülkeler de dahildir.

<span class="mw-page-title-main">Meksika'nın belediyeleri</span>

Meksika'nın belediyeleri, Meksika'nın ikinci düzey idari bölümleridir. İç siyasi örgütlenme ve sorumlulukları, 1917 Anayasası'nın 115. maddesinde ana hatlarıyla belirtilmiş ve bağlı oldukları eyaletlerin anayasalarında detaylandırılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Barselona Sözleşmesi</span>

Kısaca Barselona Sözleşmesi olarak bilinen Akdeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) 1974 yılında kurduğu “Bölgesel Denizler Programı” kapsamında Akdeniz'deki gemilerin, uçakların ve kara taşıtlarının yol açtığı kirlenmeyi önleyerek ve azaltarak Akdeniz'in korunması hedefini içeren sözleşmedir. Bölgesel Denizler Programı, Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla, Akdeniz Eylem Planı’nın (MAP) 1975 yılında oluşturulmasıyla sonuçlanmıştır. MAP ise daha sonra “Akdeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi” 1976 yılında Barselona'da kabul edilmesine zemin olmuş, 1978 yılında BS yürürlüğe girmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Sürdürülebilir tarım</span> Mümkün olduğunca yenilenebilir kaynaklara dayalı tarım

Sürdürülebilir tarım, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden toplumun mevcut gıda ve tekstil ihtiyaçlarını karşılayacak sürdürülebilir yollarla yapılan tarım anlamına gelir. Ekosistem hizmetleri anlayışına dayanabilir. Tarımın sürdürülebilirliğini artırmanın birçok yöntemi vardır. Sürdürülebilir gıda sistemleri içinde tarım geliştirirken, esnek iş süreci ve tarım uygulamalarının geliştirilmesi önemlidir.

<span class="mw-page-title-main">Ekosistem hizmetleri</span> Sağlıklı doğa, ormanlar ve çevresel sistemlerin sağladığı faydalar

Ekosistem hizmetleri insanlara doğal çevre ve sağlıklı ekosistemler tarafından sunulan birçok ve çeşitli faydalardır. Bu tür ekosistemler arasında, örneğin, tarımsal ekosistem, orman ekosistemi, otlak ekosistemi ve su ekosistemleri bulunmaktadır. Sağlıklı ilişkiler içinde çalışan bu ekosistemler, bitkilerin doğal tozlaşması, temiz hava, aşırı hava koşullarını hafifletme, insan zihinsel ve fiziksel refahı gibi şeyler sunar. Toplu olarak, bu faydalar 'ekosistem hizmetleri' olarak bilinir ve genellikle temiz içme suyu, ayrışma ve gıda ekosistemlerinin dayanıklılığı ve verimliliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Pekin Sözleşmesi</span>

Pekin Sözleşmesi veya Birinci Pekin Sözleşmesi, 1860 yılında Çing Hanedanı ile Büyük Britanya, Fransa ve Rus İmparatorluğu arasında imzalanan üç farklı antlaşmadan oluşan bir sözleşmedir. Sözleşme, Çin'de eşitsiz anlaşmalar arasında kabul edilir.

Uluslararası insan hakları hukuku, insan haklarını sosyal, bölgesel ve yerel düzeylerde geliştirmek için tasarlanmış uluslararası hukuk bütünüdür. Bir uluslararası hukuk biçimi olarak, uluslararası insan hakları hukuku, öncelikle egemen devletler arasında, üzerinde anlaşmaya varan taraflar arasında bağlayıcı yasal etkiye sahip olmayı amaçlayan antlaşmalardan oluşur; ve geleneksel uluslararası hukuk kapsamındadır. Diğer uluslararası insan hakları belgeleri, yasal olarak bağlayıcı olmamakla birlikte, uluslararası insan hakları hukukunun uygulanmasına, anlaşılmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunur ve bir siyasi yükümlülük kaynağı olarak kabul edilir.