
Lezbiyen, başka bir kadına fiziksel ve/veya duygusal çekim hisseden kadındır. Lezbiyen, eşcinsel kadın anlamına gelmektedir. Hem kadınlara hem de erkeklere çekim hisseden kadınlar ise biseksüeldirler. Kişinin kendini tanımlaması veya kendine biçtiği cinsel kimlik, davranışlarıyla örtüşmüyor olabilir.

Feminizm, kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik çeşitli ideolojiler, toplumsal hareketler ve kitle örgütlerinden oluşan hareket. Sözcüğün köken olarak Latince "femina" ve onun Fransızca türevi olan "féminisme" sözcüğünden geldiği ve Türkçe eş anlamlısının hatunculuk olduğu belirtilmektedir. Kadın hareketi doğrudan kadınları ilgilendiren ve dolaylı olarak kültürü ilgilendiren konularda bilinç uyandırır. Feminizmin temel amaçları; eğitim, iş, çocuk bakımı, yönetim gibi konularda eşit haklara sahip olmaktan, yasal kürtaj hakkından, kadın sağlığı konusunda ilerlemelere, tacizin ve tecavüzün engellenmesinden lezbiyen haklarına kadar uzanır.
İslami feminizm, modern düşün hayatında yer bulmaya başlayan melez ideolojilerin bir örneği. İslami paradigma içinde dile getirilen feminist söylem ve uygulamalar bütününe verilen adlandırma. Modern İnsan Hakları bildirgelerinde tüm insanların eşit olduğu söylenirken, İslam dünyasında, gündelik yaşamda geleneksel inanışlar ve dini inanca dayalı, konjonktür ile uyuşmayan kadın-erkek ayrımı ve erkeklerin üstünlüğü söylemine karşı, kadınların eşitliği ve/veya üstünlüğünü savunan bir düşünce sistemiyle İslam düşüncesini harmanlamaya itmiştir.
Erkek düşmanlığı erkeklerden nefret etme, aşağılama ve her türlü önyargıyı içeren bir cinsiyet ayrımcılığıdır. Sosyal dışlama, cinsiyetçilik, kin, kadın merkezcilik (gynocentrism), alay, erkeklerin aşağılanması, erkeklere şiddet uygulanması ve erkeklerin cinselleştirilmesi gibi çeşitli yollarla gerçekleştirilebilir.

Mary Wollstonecraft, İngiliz yazar, filozof ve kadın hakları savunucusu. Kısa kariyeri süresince romanlar, felsefi inceleme yazılarının yanı sıra bir seyahatname, bir conduct book, bir çocuk kitabı ve bir Fransız Devrimi tarihçesi de yazmıştır. Wollstonecraft en çok kadınların erkeklerden yaradılış icabı daha değersiz olmadığını ancak eğitimsiz oldukları için daha değersiz göründüklerini savunduğu, 1792 yılında yayımlanan Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi kitabıyla tanınır. Hem erkeklerin hem de kadınların akıl ve muhakeme sahibi varlıklar olarak kabul edilmelerini önerirken mantık üzerine kurulu bir toplumsal düzen tahayyül eder.
Marksist feminizm, marksizm ve feminizmin bileşimi olan bir feminist harekettir.

Huriye Baha Hafiz Öniz, Türk eğitimci, siyasetçi ve yazardır.

Donald Rayfield, Britanyalı Gürcü ve Rus edebiyatları profesörüdür. Gürcü ve Rus edebiyatları, Stalin ve onun gizli polisi üzerine kitaplar yazdı. Rus yazarlar ve entelejansiyası üzerine bir dizi kitabın editörlüğünü yaptı. Rayfield'in The Literature of Georgia: A History adlı kitabı, Gürcü edebiyatı üzerine İngilizce yazılmış en önemli çalışmadır. Rayfield, Gürcü ve Rus şairleri ve yazarları İngilizceye çevirmişitir.

Vissariyon İvanoviç Cugaşvili, Josef Stalin'in babasıdır. Genellikle gerçek adını değil, takma adı olan "Viso"yu kullandı. Yoksulluk içinde yaşadı. Ayakkabıcılık yaptı. Eşi, Stalin'in annesi olan Ketevan Geladze'dir.

Mısır'daki feminizm, tarih boyunca birtakım toplumsal ve politik olayları içerir. Her ne kadar Mısır birçok açıdan reform konularında, özellikle de "milliyetçiliğin, emperyalizme ve feminizmin direniş hareketlerinde" öncülük etmiş olmasına rağmen kadınların erkeklerle eşit olması kolay olmamıştır.
Türkiye'de feminizm kavramının literatüre girişi, Türk milliyetçiliğinin ve Türkçülüğün düşünce babalarından Ziya Gökalp'in "Türkçülüğün Esasları" adlı kitabının "Türk Feminizmi" adlı bölümünde "feminizm" kavramına övücü bir dille değinmesiyle oldu. Jön Türkler ve İttihat & Terakki Cemiyeti içerisinde oldukça yetkili olan; Ziya Gökalp, Ahmet Rıza, İbrahim Hilmi ve Enver Beylerin başını çektiği Türk milliyetçisi kanat kadınların özgürleşmesinin milletin bir bütün olarak özgürleşmesindeki önemine dikkat çekerek kadınların eğitimine yönelik oldukça yoğun çabalar harcadılar. Bu çabalar sonucunda kadınlar için İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi ve İnâs Darülfünunu gibi üniversite düzeyinde eğitim veren kurumlar yanında İstanbul'da ve Anadolu'da kız liseleri açılmasını sağladılar. Ayrıca yine bu milliyetçi kanat Türkiye tarihindeki ilk feminist kadın derneği olan Teali-i Nisvan Cemiyeti ile dönemi için oldukça sert taleplerde bulunan Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti'nin ve kadınların iş gücüne katılımı için mücadele yürüten Osmanlı Kadınları Çalıştırma Cemiyeti'nin kuruluşuna önayak oldular. Ek olarak günlük yaşamda kadınları rahatlatmak için kadınlara uygulanan tek başına faytona binememek ve giyim-kuşam kısıtlamaları gibi bazı yasakları da kaldırdılar.
Osmanlı İmparatorluğu'nda feminizm genel olarak II. Meşrutiyet sonrasındaki göreceli özgürlük ortamında ivme kazandı. Daha öncesinde ise dinsel ve geleneksel nedenlerden dolayı kısıtlı olan kadın yaşamı Tanzimat ile değişime uğramıştı. Tanzimat döneminde yetişen eğitimli kadınlar sonraki kuşaklarda Osmanlı'da hak arayışlarına girdi. II. Meşrutiyet döneminde ise örgütlü hareket edilmeye başlandı ve çeşitli kadın cemiyetleri kurulup kadın dergileri çıkarıldı. 19. Yüzyılda Avrupa feminizmi oy hakkını savunup bu konuda mücadele verirken Osmanlı kadını daha fazla özgürlük, iş olanağı, eğitim ve sosyal yaşam mücadelesi veriyordu. Özellikle Kadınlar Dünyası adlı dergi ile Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti feminizm bağlamında Osmanlı'da uç noktalardaydı. Ülkeye geç gelen milliyetçilik anlayışı doğrultusunda da bazı kadınlar eski Türklerde var olan kadın-erkek eşitliğini verdikleri mücadelede dile getiriyordu.

Barbare Corcadze, Gürcü yazar, şair ve kadın hakları savunucusu. Gürcü mutfağı konusunda yazdığı kitap, yüzyılı aşkın bir süre sonra, unutulmuş Gürcü yemeklerinin yeniden hayata döndürülmesini sağlamıştır.

Tigva Meryem'in ölümü Manastırı tartışmalı Güney Osetya bölgesindeki Prone nehri vadisinin Tigva köyünde yer alan bir Gürcü Ortodoks manastır kilisesidir. Manastır binası kubbeli Yunan haçı planı tasarımına sahiptir. Gürcüce bir yazıta göre, Kral IV. Davit'in kızı Tamar tarafından 1152 yılında yaptırılmıştır.

Ekateriné Dadiani, Gürcü aristokrat ve Megrelya Prensliği'ne fiili olarak hükmetmiş son prenses. Megrelya'nın Osmanlı etkisine direnmesinde önemli rol oynamış, hem yurt içi hem de yurt dışında Gürcü sosyetesinin merkezinde olmuştur.

Grigol Dadiani Megrelya'da prenslik yapmış Dadiani hanedanının bir üyesiydi. Megrelya Prensi V. Levan Dadiani'nin oğlu olan Grigol, yeğeni I. Niko Dadiani'nin küçüklüğünde Megrelya'nın naip konseyi üyesiydi. Rus İmparatorluğu'nda subay olarak görev yapan Grigol, Rus-Türk, Kırım ve Kafkasya savaşlarında yer almış ve tümgeneral rütbesi ile emekli olmuştur. Aynı zamanda bir edebiyat tutkunu olan Dadiani, Kolhideli mahlasıyla Romantizm akımından şiirler yazmıştır.

Niko Lomouri Gürcü yazar ve eğitimcidir.

İakob Gogebaşvili, Gürcistan'daki bilimsel pedagojinin kurucusu olarak kabul edilen Gürcü eğitimci, çocuk yazarı ve gazeteci. Çocukların Gürcüce okuma yazma öğrenmesi için 1876 yılında hazırladığı Deda Ena isimli kitabı, değiştirilmiş bir biçimde 1880'den beri Gürcü okullarında ders kitabı olarak kullanılmaktadır.
Feminizm tarihi, kadınlara eşit hakların sağlanmasını amaçlayan hareketlerin ve ideolojilerin kronolojik veya tematik anlatılarını içerir. Dünyanın dört bir yanındaki feministlerin sebepleri, hedefleri ve niyetleri ; zamana, kültüre ve ülkeye bağlı olarak değişmiş olsa da çoğu Batılı feminist tarihçi, kadın haklarını elde etmek için çalışan tüm hareketlerin, feminizm terimini kendilerine uygulamamış olsalar bile feminist hareket olarak değerlendirilmeleri gerektiğini iddia ediyorlar. Diğer bazı tarihçiler "feminist" terimini modern feminist hareket ve onun devamıyla sınırlandırır ve daha önceki hareketleri tanımlamak için "protofeminist" etiketini kullanır.

Kalliroi Parren 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Yunanistan'da feminist hareketi başlatan bir gazeteci ve yazardır.