İçeriğe atla

Edith Kramer

Edith Kramer' in kendi portresini çizdiği çalışması.

Edith Kramer (1916–2014), psikanalitik teorinin takipçisi ve sanat terapisi öncüsüdür. Aynı zamanda toplumsal gerçekçi resmi destekleyen Avusturyalı bir ressamdı.[1][2]

Hayatı ve eserleri

Edith Kramer, 1916'da Viyana, Avusturya-Macaristan'da doğdu. Kramer, 13 yaşında Friedl Dicker ile sanat derslerine başladı. Dicker, Almanya'nın Weimar kentindeki Bauhaus'tan mezun oldu ve önemli bir sanatçı ve sanat öğretmeniydi. Kramer çizim, heykel ve resim eğitimi aldı ve Bauhaus sanatçısı Johannes Itten tarafından geliştirilen sanat öğretme yönteminden etkilendi. Kramer, Realgymnasium' dan mezun olduktan sonra 1934'te 18 yaşındaydı. Dicker' ı Prag'a kadar takip etti ve onun altında çalışmaya devam etti. Prag'da geçirdiği bu süre boyunca Kramer, siyasi mültecilerin çocuklarına sanat öğretmede Dicker' a yardım ettiği esnada sanatın terapötik etkisine tanık oldu.[3]

Nazi işgali tehdidinin yaklaşmasıyla Kramer, 1938'de Amerika'ya sığındı. New York'ta, Little Red School House adlı ilerici bir okulda üç yıl heykel öğretmenliği yaptı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Kramer, New York şehrinin Soho semtinde bir alet ve kalıp dükkanında makinist olarak çalıştı. Diğer işçileri endüstriyel ortamlarına çizmek için vardiyasından sonra kaldı. Bu eserler toplumcu gerçekçi tarzda yapılmıştır. 1944 yılında ABD vatandaşı olmuştur. 1947'de Kramer, Lascaux' daki mağaralarda bilinen en eski sanat eserlerinden bazılarını ziyaret etti. Kramer, sanatın evrensel dilinin bir örneği olarak bu mağara resimlerinden bahsetti.

33 yaşında, hayatını bir sanatçı olarak kazanma umuduyla New York'a döndü. Hâlâ 33. yılında olan Kramer' e, davranışsal ve duygusal ihtiyaçları olan çocuklar için bir okul ve yatılı tedavi tesisi olan Wiltwyck Erkek Okulun' dan bir iş teklif edildi.[3] Bu işi onun için Wiltwyck' te psikanalist ve yönetim kurulu üyesi olan Dr. Viola Bernard ayarladı. Dr. Bernard, Kramer' e " Sanat Terapisti " unvanını verdi ve çok az öğretmenin bu kadar zorlu öğrencilerle çalışmaya istekli olduğunu belirtti.[3] Kramer, sonraki yedi yıl boyunca 8 ila 13 yaşları arasındaki rahatsız çocuklarla burada çalıştı.[4]

Psikanalitik kuramla ilgilenen bir ailede büyüyen Kramer, Sigmund Freud' un takipçisi oldu. Kramer özellikle yüceltme kavramına inanıyordu. Freudcu teori, yüceltmeyi, id' den gelen ilkel dürtülerin, orijinal dürtünün tatmin edilmesine yol açan sosyal olarak üretken faaliyetlere dönüştürüldüğü bir süreç olarak tanımlar. Kramer' in eğitimi sanat, sanat eğitimi ve psikanalitik olarak bilgilendirilmiş psikoterapi üzerineydi. Kramer, yüceltmenin sanat terapisinin en hayati hedeflerinden biri olduğuna inanıyordu. Sanat aracılığıyla, olumsuz ve yıkıcı duygu ve dürtülerin faydalı ürünlere dönüştürüldüğüne inanıyordu. Kramer, terapinin başarısının görsel ürünle ölçülebileceğini ileri sürmüştür.[3]

Kramer ve Amerikan sanat terapisinin öncülerinden Margaret Naumburg, sanat ve psikolojiyi birleştirmek gibi benzer bir hedefe sahip olsalar da, inançları farklı bir yol izledi ve Kramer terapi olarak sanat, Naumburg ise terapide sanatı savundu.

Kramer' in hayatı, genellikle duygularını kelimelerle açıklayamayan çocuklar ve ergenlerle geçti. 1958'de Kramer, Wiltwyck Okulu' ndaki öğrencilerle birlikte çalıştığı döneme dayanan ‘’Çocuk Topluluğunda Sanat Terapisi’’ kitabını yayınladı.[5] Kramer ayrıca Jacobi Hastanesi' nin çocuk psikiyatri servisinde 13 yıl çalıştı. 1971' de Kramer, ‘’Çocuklarla Terapi Olarak Sanat' ı’’ yayınladı. Kramer, danışanlarıyla olan deneyimlerini kitaplarına yazdı. Kramer, körler için olan Yahudi Derneğinde 14 yıl çalıştı. 1976' da Kramer, Dr. Laurie Wilson' ın yardımıyla New York Üniversitesin' de Sanat Terapisi yüksek lisans programını kurdu. New York Üniversitesindeyken Kramer, programın önemli bir yöntemini buldu ve buna "Sanat Terapistinin üçüncü el müdahalesi" adını verdi.

Bu kavram, sanat terapistinin çok yönlülüğünü gerektiriyordu. ‘’Üçüncü el, sanat terapistinin bir kişinin sanatsal sürecini kolaylaştırma yeteneği olarak özetlenebilir.’’ (Örneğin, bireyin istenen bir renk için boyaları karıştırmasına stratejik olarak yardım etmek veya sanat yapımı sırasında kritik anlara müdahale etmek gibi).[2] Kramer' in Sanat Terapisi ürünün süreç kadar önemli olduğunu savunur. Danışanın nihai ürünün hazzından mahrum bırakmanın onu yoksun bırakmak olduğunu hisseder. Kramer, Sanat Terapisinin psikolojiden çok beşeri bilimler alanına girmesi gerektiğine inanıyordu.[6] Sanat terapisinin psikoterapinin yerine geçmediğini, tamamlayıcı olduğunu iddia etti.[3]

Aktif olarak çalıştığı dönemde Kramer, resim, gravür ve heykel yaptığı bir stüdyoya sahipti. Kramer, sanatın kişisel olması ve sanatçının çevresini yansıtması gerektiğine inanıyordu. Genellikle kendisi, diğer insanlar, manzaralar ve şehir manzaraları gibi fiziksel ve somut nesneleri tasvir etti. Etkileyici renklerle resim yapmayı tercih etti. Kramer, sanat terapistlerinin "yorucu klinik çalışma" ile başa çıkmak için kendi sanatlarını yapmaları gerektiğini savunmuştur.[3]

Kramer 1996 yılında Northfield, Vermont'taki Norwich Üniversitesi'nden fahri doktora unvanı almıştır. Kramer sonunda Avusturya'daki evine geri döndü ve 2014 yılında, 97 yaşında öldü.[2]

Kaynakça

  1. ^ "Artist Biography & Facts - Edith Kramer". 7 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ağustos 2023. 
  2. ^ a b c "Edith Kramer Art Theraphy tells The Truth". 22 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Nisan 2023. 
  3. ^ a b c d e f Junge, Maxine (2010). The Modern History of Art Therapy in the United States. Springfield, Illinois: Charles C. Thomas. pp. 44–49. 
  4. ^ Jung, M. B., & Wadeson, H. (Eds.) (2006). Architects of art therapy. Springfield, IL: Charles C. Thomas. 
  5. ^ Kramer, Edith (1958). Art Therapy in a Children's Community. Springfield, Illinois: Charles C. Thomas. p. 15. 
  6. ^ Kramer, E. (2000). Art as therapy: Collected papers. London: Jessica Kingsley Publishers. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Psikoterapi, bireylerin duygusal ve davranışsal sorunlarının çözümünü, ruh sağlıklarının geliştirilmesi ve korunmasını amaçlayan tekniklerin genel adı. Psikoterapi her zaman sadece tek tek bireyleri konu almaz, zaman zaman incelenen tüm bir ailenin etkileşimsel meseleleri zaman zamansa incelenen bir çiftin birbiriyle olan ilişkisindeki bazı sorunların ruh sağlığı temelindeki kökleri olabilir. Ruh-zihin sağlığına dair sorunların psikolojik, sosyolojik veya somatik boyutları olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Sanat</span> duygusal veya estetik çekicilik yoluyla dışsal değerler yaratma sürecine denir

Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler sürekli değişmiş, bu geniş anlama zaman içinde değişik kısıtlamalar getirilip yeni tanımlar yaratılmıştır. Bu tanımlardan en yaygın kabul göreni sanatın edebiyat, resim, müzik, tiyatro, sinema, mimari ve heykel alt türlerinden oluştuğu görüşüdür. Bugün sanat terimi birçok kişi tarafından çok basit ve net gözüken bir kavram gibi kullanılabildiği gibi akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlanabileceği, hatta tanımlanabilir olup olmadığı bile hararetli bir tartışma konusudur.

<span class="mw-page-title-main">Josef Albers</span>

Josef Albers,, Alman asıllı Amerikalı sanatçı ve öğretmen.

<span class="mw-page-title-main">Irvin D. Yalom</span> Psikanalist, Psikiyatrist, Psikoterapist

Irvin David Yalom, Yahudi asıllı Amerikalı psikanalist, psikiyatrist, psikoterapist ve yazardır.

<span class="mw-page-title-main">Psikanaliz</span> Freudun çalışmaları üzerine kurulmuş bir psikolojik kuramlar ve yöntemler ailesi

Psikanaliz, kısmen bilinçdışı zihinle ilgilenen ve birlikte zihinsel bozukluklar için bir tedavi yöntemi oluşturan bir dizi teori ve terapötik tekniktir. Bu disiplin 1890'ların başında, çalışmaları kısmen Josef Breuer ve diğerlerinin klinik çalışmalarından kaynaklanan Sigmund Freud tarafından kurulmuştur. Freud, 1939'daki ölümüne kadar psikanaliz teorisini ve pratiğini geliştirmiş ve rafine etmiştir. Bir ansiklopedi maddesinde, psikanalizin temel taşlarını "bilinçdışı zihinsel süreçler olduğu varsayımı, bastırma ve direnç teorisinin kabulü, cinselliğin ve Oedipus kompleksinin öneminin takdir edilmesi" olarak tanımlamıştır. Freud'un meslektaşları Alfred Adler ve Carl Gustav Jung, psikanalizin bireysel psikoloji (Adler) ve analitik psikoloji (Jung) olarak adlandırdıkları dallarını geliştirdiler, ancak Freud'un kendisi bunlara yönelik bir dizi eleştiri yazdı ve bunların psikanaliz biçimleri olduğunu kesinlikle reddetti. Psikanaliz daha sonra Erich Fromm, Karen Horney ve Harry Stack Sullivan gibi neo-Freudyen düşünürler tarafından farklı yönlerde geliştirilmiştir.

Film terapisi, sinema filmlerinin psikoz bozukluklar haricinde bazı psikolojik sorunların tedavisinde kullanılması yöntemi.

Albert Ellis, Amerikalı evlilik ve seks terapisi gibi alanlarda çalışmış Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi'nin kuramcısı psikoterapist.

Akılcı (Rasyonel) Duygusal Davranışçı Terapi, Albert Ellis tarafından geliştirilmiş br psikoterapi yöntemidir.

<span class="mw-page-title-main">Aaron T. Beck</span> Amerikalı ruh hekimi (1921 – 2021)

Aaron Temkin Beck, Amerikalı psikiyatr. Bilişsel davranışçı terapinin kurucusu olarak kabul edilmektedir. 1954 yılında geçtiği Pensilvanya Üniversitesi'nin psikiyatri bölümünde vefatına kadar emekli öğretim üyesi olarak çalışmalarına devam etmekteydi. Ayrıca Beck, dört çocuğundan birisi olan, Dr. Judith Beck tarafından yönetilen bir araştırma ve eğitim merkezi olan, Beck Enstitüsü'nün de kurucusudur.

Dönüşüm terapisi, bireyin cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya cinsiyet ifadesini tıbbi veya psikolojik yöntemler kullanarak eşcinsel veya biseksüelden heteroseksüele, transtan cisgendera dönüştürmeyi amaçlayan sözdebilim uygulamalarına verilen genel isimdir. Cinsel yönelim veya kimliğin değiştirilebileceğine dair güvenilir bir kanıt yoktur ve sağlık kurumları dönüşüm terapisi uygulamalarının etkisiz ve potansiyel olarak zararlı olduğu konusunda uyarılarda bulunmuştur. Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık'taki tıp, bilim ve devlet kuruluşları, dönüşüm terapisinin geçerliliği, etkinliği ve etiği konusundaki endişelerini dile getirmişlerdir. Günümüzde birçok sağlık kuruluşu bireylerin cinsel kimlik veya yönelimlerini patolojize etmenin depresyon, anksiyete, intihar eğilimi, benlik utancı gibi ağır ruh sağlığı sorunlarına sebep olduğunu belirterek dönüşüm terapisi uygulamasına şiddetle karşı çıkmaktadır. Asya, Avrupa, Okyanusya ve Amerika'daki çeşitli devletler dönüşüm terapisine karşı yasalar çıkarmıştır. Birçok sivil toplum örgütü dönüşüm terapisi uygulamasının bir insan hakkı ihlali olduğunun altını çizmektedir.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) ruh sağlığını geliştirmek amacıyla yapılan bir psikososyal müdahaledir. BDT tipi terapide, bireye fayda sağlamayan bilişsel bozulmalara odaklanır ve bu bilişsel bozulmalar değiştirilmeye çalışılır. Bireyin duygusal denge haline gelmesini ve kendi günlük yaşam problemlerini çözebilmesi için kişisel başa çıkma stratejileri geliştirmesini sağlamayı hedefler. Yöntem depresyon tedavisinde kullanılmak için tasarlanmış olsa da günümüzde anksiyete dahil birçok ruh sağlığı bozukluğunda kullanılmak üzere geliştirilmiştir. BDT bilişsel ve davranışçı psikoterapilerin kanıta dayalı teknik ve stratejilerini birlikte kullanarak psikopatolojileri tedavi etmektedir.

Psikoloji, davranış ve zihinsel süreçlerin bilimidir. Öncelikli hedefi, hem genel prensipler oluşturarak hem de spesifik vakaları araştırarak bireyleri ve grupları anlamaktır.

<span class="mw-page-title-main">Otto Rank</span> Yazar

Otto Rank, Avusturyalı psikanalist, yazar ve filozoftu.

Marsha M. Linehan Amerikalı bir psikolog ve yazardır. Davranış bilimini kabul ve farkındalık gibi kavramlarla bağdaştıran bir tür psikoterapi olan diyalektik davranış terapisinin (DBT) yaratıcısı ve geliştiricisidir.

Psikanalitik teori, psikopatolojiyi tedavi etmek için klinik bir yöntem olan psikanalizi yönlendiren kişilik organizasyonu teorisi ve kişilik gelişiminin dinamiğidir. İlk olarak 19. yüzyılın sonlarında Sigmund Freud tarafından ortaya konan psikanalitik teori, ortaya atılışından bu yana birçok iyileştirme geçirdi. Psikanalitik teori, yirminci yüzyılın son üçte birinde, 1960'lardan sonra psikolojik tedavilerle ilgili eleştirel söylem akışının bir parçası olarak tam olarak öne çıktı. Freud, beyin analizini ve fizyolojik çalışmalarını durdurmuş ve odağını zihni ve zihni oluşturan ilgili psikolojik özellikleri incelemeye, özgür birliktelik ve aktarım olgularını kullanarak tedaviye kaydırmıştı. Çalışması, yetişkinlerin zihinsel işleyişini etkileyebilecek çocukluk olaylarının tanınmasını vurguladı. Genetik ve daha sonra gelişimsel yönleri incelemesi psikanalitik teoriye özelliklerini kazandırdı. 1899'da Rüyaların Yorumu'nu yayınlamasıyla başlayan teorileri öne çıkmaya başladı.

<span class="mw-page-title-main">Psikoterapinin tarihi</span>

Modern, bilimsel psikoloji genellikle 1879'da Wilhelm Wundt tarafından ilk psikolojik kliniğin açılışına dayansa da, zihinsel sıkıntıyı değerlendirmek ve tedavi etmek için yöntemler yaratma girişimleri çok daha önce vardı. Kaydedilen en eski yaklaşımlar, dini, büyüsel ve/veya tıbbi bakış açılarının bir kombinasyonuydu. Bu tür psikolojik düşünürlerin ilk örnekleri arasında Patanjali, Padmasambhava, Rhazes, Avicenna ve Rumi bulunmaktadır.

Susie Orbach İngiliz bir psikoterapist, psikanalist, yazar ve sosyal eleştirmen. İlk kitabı, Şişman Feminist Bir Sorundur 'da; kadınlarda diyet yapma ve aşırı yeme psikolojisini analiz etti ve fiziksel görünümlerinden memnun hissetmemeleri için kadınların üzerindeki medya baskısına karşı kampanya yürüttü. Yazar Jeanette Winterson ile 2015 yılında evlendi. 2013 ve 2014 yıllarında BBC'nin 100 Kadın listesinde onurlandırıldı 1990'larda Galler Prensesi Diana'nın terapistiydi.

<span class="mw-page-title-main">Helen Singer Kaplan</span>

Helen Singer Kaplan Avusturyalı-Amerikalı bir cinsel terapisttir. Amerika Birleşik Devletleri'nde bir tıp fakültesinde kurulan, ilk cinsel terapi kliniğinin kurucusudur. New York Times, Kaplan'ı "bilim odaklı seks terapistleri arasında lider olarak kabul edilen biri" olarak tanımladı. Psikanalizin bazı vizyonlarını ve tekniklerini davranışsal yöntemlerle birleştirme çabalarıyla dikkat çekti." 1960'ların Amerika'sındaki cinsel devrim sırasında cinsel terapi konusundaki önderliği ve cinselliği müstehcen görmenin aksine cinsel aktivitelerden olabildiğince zevk alınması gerektiği fikrini savunduğu için "Seks Kraliçesi" olarak da anıldı. Tezinin temel amacı, psikoseksüel işlev bozukluklarını değerlendirmektir çünkü bu sendromlar modern zamanların en yaygın, endişe verici ve sıkıntı verici tıbbi şikayetleri arasındadır.

Laura Perls, Gestalt psikoterapi okulunun kurulmasına yardımcı olan, Almanya doğumlu ünlü bir psikolog ve psikoterapistti. Aynı zamanda ünlü bir psikoterapist ve psikiyatrist olan Friedrich (Frederick) Perls'in karısıydı.

<span class="mw-page-title-main">Pozitif psikoterapi</span>

Pozitif psikoterapi, psikiyatrist ve psikoterapist Nossrat Peseschkian ve çalışma arkadaşları tarafından 1968'den itibaren Almanya'da geliştirilen bir psikoterapi yöntemidir. PPT, hümanistik psikodinamik psikoterapinin bir biçimidir ve insan doğasının pozitif bir anlayışına dayanır. Hümanistik, sistemik, psikodinamik ve bilişsel-davranışçı unsurları içeren bütünleştirici bir yöntemdir. 2014 yılı itibarıyla yirmi ülkede merkezleri ve eğitimleri mevcuttur. Pozitif psikoloji ile karıştırılmamalıdır.