İçeriğe atla

Dünya'nın yerkabuğu

yerkabuğumantomantoyerçekirdekyerçekirdek

Yer kabuğu, taş küre veya litosfer, Yerküre'nin en dış kısmında bulunan yapıdır.

Yerin iç yapısını gösteren kesit

Karalarda daha kalın (35–40 km), Tibet Platosunda ise 70 km, deniz ve okyanus tabanlarında ise daha ince (8–12 km) olan yer kabuğunun ortalama kalınlığı 33 km kadardır. Kimyasal bileşimi ve yoğunluğu birbirinden farklı iki kısımdan meydana gelir. Bunlardan biri granit bileşimindeki kayaçlardan oluşan granitik yer kabuğu; diğeri ise bazalt bileşimindeki kayaçlardan oluşan bazaltik yer kabuğudur.

Granitik yer kabuğunda silisyum ve alüminyum elementleri hakimdir. Bu nedenle daha hafiftir; yoğunluğu 2,7-2,8 g/cm3 arasında bulunur. Silisyum (Si) ve alüminyum (Al) elementlerinden oluştuğu için "sial" olarak da adlandırılır.[1] Yer kabuğunun üst kısmını teşkil eder. Bazaltik yer kabuğunda ise silisyum ve magnezyumlu unsurlar hakimdir. Dolayısıyla granitik kabuktan daha ağırdır; yoğunluğu 3-3,5 g/cm3 arasında değişir. Granitik yer kabuğunun altında ve okyanus tabanlarında yer alır. Bu nedenle bazaltik yer kabuğuna "okyanusal kabuk" adı da verilir.

Bu iki kısım bütün kıtaların altında bulunmaktadır. Buna karşılık okyanusların altında durum farklıdır. Burada bazaltik kabuk birkaç kilometre kalınlıkta ince bir tabaka halinde uzanır. Buna karşılık granitik kabuk ya hiç yoktur (örneğin Büyük Okyanus) ya da çok incedir (Atlas ve Hint Okyanusları).

Kabuğun sıcaklığı derinlere gidildikçe artar.[2] Sıcaklık, kabuğun üst kısmında her kilometre için 30 °C (54 °F) artar. Altta yatan manto ile sınırında yaklaşık 200 °C (392 °F) ila 400 °C (752 °F) arasındaki değerlere ulaşır. Daha derin kabukta jeotermal gradyan daha küçüktür.[3]

Kabuk ile manto arasındaki sınıra Mohorovicic Süreksizliği (Moho) denilir. Bu kesimde yoğunluğa bağlı olarak sismik P dalgalarının hızı litosferde 7,2 km/s iken, mantonun üst kısmında 8,1 km/s'ye çıkar.

Dünya'nın kabuğu temel olarak ikiye ayrılır:

Dünya'nın çekirdeği, yeryüzünden 2900 km derinlikten başlayıp, 6370 km derinliğe kadar uzanır. Mantodan Wiechert-Gutenberg kesintisiyle ayrılır. En içte bulunur. Büyük basınç altında bulunur. Sıcaklığı 4000 °C nin üzerindedir.[1] Bileşimi demir ile kalayca bileşik oluşturan az miktarda oluşumlar içerir. Bunlar; kükürt, silisyum ve oksijen içeren demir-nikel alaşımıdır.

İki kısımdan oluşur:

Himalayalar

1) Dış çekirdek: 2270 km kalınlıktadır. Sıvı bir katmandır. Dünya'nın manyetik alanını oluşturan metalik demir bu zon içinde hareketlidir.[4]

2) İç çekirdek: 1216 km yarıçaplıdır. Dış çekirdeğe göre daha yüksek sıcaklığa sahiptir ancak bu sıcaklığa rağmen; gezegenin merkezindeki çok büyük basınçtan dolayı demir katı halde bulunur.[4]

Mohorovicic süreksizliği, yoğunluk bakımından bir sıçrama ile kendini gösteren ve ultrabazik kayalardan oluşan geçişe karşılık gelen sınıra denir. Kara ve okyanus tabanı yoğunluk farkı ancak moho seviyesinin üstteki kısmında görülür.

Yer kabuğunun ortalama bileşimi (%)[1]
Bileşimler %
SiO2 59,47
Al2O3 15,47
Fe2O2 3,10
MgO 3,51
CaO 5,11
FeO 3,82
NaO2 3,86
K2O 3,14
H2O 1,15
TiO2 0,91
P2O6 0,24
MnO 0,09
Diğerleri 0,15
Toplam100,00

Sial

Yer kabuğunun üst tabakasıdır. Bünyesinde daha çok silisyum ve alüminyum bulundurduğundan bu tabakaya sial adı verilmiştir (Si=silisyum, Al=alüminyum). Jeokimyasal bir terimdir.[5] Silisyum ve alüminyum, yeryüzü elementlerinin çoğundan daha az yoğun olduğu için kabuğun üst tabakasında yoğunlaşma eğilimindedirler.

Ortalama kalınlığı yüzeyden derine 25 km kadardır. Kıtalar esas olarak silikon ve alüminyumdan oluşan daha hafif kaya malzemesinden oluşur. Bu nedenle sial, kıtalar üzerinde kalındır. Özellikle Pasifik okyanusu olmak üzere diğer okyanus tabanlarında çok ince veya yoktur. Ortalama sial yoğunluğu 2.7 gm/cc’dir.

Jeologlar bu tabadaki kayaları felsik olarak adlandırırlar. Çünkü alüminyum silikat mineral serisi yüksek miktarda feldspat içermektedir. Sial, “birçok miktarda bazaltik kayada dahil olmak üzere oldukça çeşitli kaya türlerine sahiptir." [6]

Sial’in tabanı katı bir sınır değildir. Conrad süreksizliği sınırı öne sürülmüştür ancak bu konu hakkında çok az bilgi bilinmektedir.[7]

Büyük baskılar nedeniyle, sima viskozitesi yüksek bir sıvı gibi akar, bu yüzden siya simanın üzerinde izostatik dengede yüzmektedir.[8] Dağlar, okyanustaki buz dağları gibi yukarı ve aşağı doğru uzanır.[8] Kıtasal plakalarda sial 5 km ila 70 km derinliğine kadar uzanmaktadır.[9]

Sima

Sial tabakasının altında yer alır. Bileşiminde daha çok silisyum ve magnezyum bulunduğundan bu tabakaya "sima" adı verilmiştir (Si=silisyum, Ma=Magnezyum). Sima yüzeye geldiğinde bazalttır, bu nedenle bazen bu tabakaya 'bazalt tabakası' denilmektedir. Magnezyum silikat mineralleri bakımından zengin kayalardan oluşmuştur.

Yoğun sima yüzeye geldiğinde mafik kayaçları oluşturur. En yoğun sima, daha az silikata sahiptir ve ultramafik kayaçları oluşturur.

Kabuk (jeoloji)

Jeolojide kabuk, kayalık bir gezegenin, cüce gezegenin veya doğal uydunun en dıştaki katı kabuğudur. Genellikle altta yatan mantodan kimyasal bileşimi ile ayırt edilir; bununla birlikte, buzla kaplı uydularda, fazına (katı kabuk ve sıvı manto) göre ayırt edilebilir.

Dünya, Merkür, Venüs, Mars, İo, Ay ve diğer gezegensel cisimlerin kabukları magmatik süreçler yoluyla oluşmuştur ve daha sonra erozyon, çarpma krateri, volkanizma ve sedimantasyon ile düzenlenmiştir.

Karasal gezegenlerin çoğu oldukça düzgün kabuklara sahiptir. Bununla birlikte, Dünya iki farklı kabuk türüne sahiptir: kıtasal ve okyanusal kabuk. Bu iki kabuk farklı kimyasal bileşimlere ve farklı fiziksel özelliklere sahiptir. Farklı jeolojik süreçlerle oluşmuşlardır.

Kabuk türleri

Gezegenlerle ilgilenen jeologlar, kabuğu nasıl ve ne zaman oluştuklarına göre üç kategoriye ayırırlar.[10]

Birincil kabuk/ilkel kabuk

Bu bir gezegenin "orijnal" kabuğudur. Magma okyanusunun katılaşmasıyla oluşur. Gezegensel birikimin sonuna doğru, karasal gezegenlerin muhtemelen magma okyanusları olan yüzeyleri vardı. Bunlar soğudukça kabuğa dönüştüler.[11] Bu kabuk muhtemelen büyük etkilerle tahrip edilmiş ve Ağır Bombardıman Dönemi sona erdiğinde defalarca kez yeniden şekillenmiştir.[12]

Birincil kabuğun doğası tartışılmaktadır: kimyasal, mineralojik ve fiziksel özellikleri ve bunları oluşturan magmatik mekanizmalar hala bilinmemektedir. Dünya'nın birincil kabuğunun hiçbiri günümüze ulaşamadığı için bunun üzerine çalışmak zordur.[13] Dünyanın plaka tektoniklerinden yüksek oranda erozyon ve kabuk geri dönüşümü nedeniyle Dünya'nın sahip olduğu birincil kabuk da dahil olmak üzere yaklaşık 4 milyar yıldan eski kayalar yok olmuştur.

Bununla birlikte, jeologlar birincil kabuk hakkında diğer karasal gezegenlerde çalışarak bilgi toplayabilirler. Merkür'ün yüksek alanları tartışılsa da birincil kabuğu temsil edebilir.[14] Ay'ın anortozit yaylalarında birincil kabuk vardır. Ayın birincil kabuğu olan plajiyoklazlar ilk magma okyanusunu kristalleştirip üzerinde yüzmüşlerdir.[15] Bununla birlikte, Ay'ın susuz bir sistem olması ve Dünya'da su olması nedeniyle, Dünya'nın benzer bir şekil izlemesi pek olası değildir.[16] Mars göktaşı ALH84001, Mars'ın birincil kabuğunu temsil edebilir ancak bu konu tartışılmaktadır.[14] Dünya gibi, Venüs de birincil kabuktan yoksundur, çünkü tüm gezegen tekrar tekrar yeniden ortaya çıkmış ve değişmiştir.[17]

İkincil kabuk

İkincil kabuk, mantodaki silikat malzemelerin kısmi erimesi ile oluşur ve genellikle bileşimde bazaltiktir.[10]

Bu, Güneş Sistemindeki en yaygın kabuk türüdür. Merkür, Venüs, Dünya ve Mars'ın yüzeylerinin çoğu, Ay'ın bazaltik ovaları gibi ikincil kabuklardan oluşur. Yeryüzünde, öncelikle manto adyabatik yükselişinin kısmi erimeye neden olduğu okyanus ortası yayılma merkezlerinde ikincil kabuk oluştuğunu görüyoruz.

Üçüncül kabuk

Ay'ın katmanları

Üçüncül kabuk, birincil veya ikincil kabuğa kıyasla kimyasal olarak daha çok düzenlenmiştir. Birkaç şekilde oluşabilir:

  • Magmatik süreçler: ikincil kabuğun kısmi erimesi, farklılaşma veya dehidratasyon ile birleşimi[14]
  • Erozyon ve sedimantasyon: birincil, ikincil veya üçüncül kabuklardan elde edilen çökeltiler

Üçüncül kabuğun bilinen tek örneği Dünya'nın kıtasal kabuğudur. Diğer karasal gezegenlerin üçüncül kabuğa sahip oldukları söylenip söylenemeyeceği bilinmemekle birlikte, şimdiye kadar elde edilen kanıtlar olmadığını göstermektedir. Bunun nedeni, üçüncül kabuk oluşturmak için plaka tektoniğine ihtiyaç duyulmasıdır ve Dünya, Güneş Sistemimizde plaka tektoniği olan tek gezegendir.

Ay'ın kabuğu

"Theia" adlı teorik bir gezegenin, çarparak Dünya'yı oluşturması ve bu çarpışmayla uzaya fırlatılan malzemelerle Ay'ın oluşturduğu düşünülmektedir. Ay oluşurken, dış kısmının "ay magma okyanusu" olarak erimiş olduğu düşünülmektedir. Plajiyoklaz feldspat, bu magma okyanusunu büyük miktarlarda kristalleştirmiş ve yüzeye doğru yüzdürmüştür. Kabuğun üst kısmı muhtemelen ortalama %88 plajiyoklaz içermektedir. Kabuğun alt kısmı ise piroksen ve olivin gibi daha yüksek bir ferromagnez mineral yüzdesi içerebilmektedir ancak bu alt kısım muhtemelen ortalama %78 plajiyoklaz içermektedir.[18]

Kabuğun kalınlığı yaklaşık 20 ila 120 km arasında değişmektedir. Ay'ın uzak tarafındaki kabuk, yakın taraftakinden yaklaşık 12 km daha kalındır. Ortalama kalınlık tahminleri yaklaşık 50 ila 60 km arasındadır. Plajiyoklaz bakımından zengin bu kabuğun çoğu, ayın oluşumundan kısa bir süre sonra, yaklaşık 4.5 ila 4.3 milyar yıl önce oluşmuştur. Kabuğun belki %10'u veya daha azı, başlangıç plajiyoklaz bakımından zengin materyalin oluşumundan sonra eklenen magmatik kayadan oluşur. Daha sonraki eklemelerin en iyi karakterize edilen ve en hacimli olanı, yaklaşık 3.9 ila 3.2 milyar yıl önce oluşan mare bazaltlardır. Küçük volkanizma 3.2 milyar yıl sonra, belki de 1 milyar yıl kadar önceye kadar devam etti. Levha tektoniğinin kanıtı yoktur.

Ay'ın çalışması, Dünya'dan önemli ölçüde daha küçük kayalık bir gezegenin gövdesinde bir kabuğun oluşabileceğini göstermiştir. Ay'ın yarıçapı Dünya'nın sadece dörtte biri olmasına rağmen, ay kabuğunun ortalama kalınlığı daha fazladır. Bu kalın kabuk, Ay'ın oluşumundan hemen sonra oluşmuştur. Magmatizma, yaklaşık 3.9 milyar yıl önce sona eren yoğun meteorit etkileri döneminden sonra da devam etti, ancak 3.9 milyar yıldan küçük magmatik kayaçlar kabuğun sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor.[19]

Dünya'nın yer kabuğunun oluşumu ve evrimi

Dünya'daki jeolojik sahalar

Dünya yaklaşık 4.6 milyar yıl önce Güneş'in etrafında dönen bir toz ve gaz diskiydi. Gezegenlerin ve diğer küçük kayalık cisimlerin çarpıştığı ve sıkıştığı, yavaş yavaş bir gezegene dönüşen toplanma yoluyla oluştu. Bu süreç, erken Dünya'nın tamamen erimesine neden olan muazzam miktarda ısı üretti. Gezegensel toplanma yavaşladıkça, Dünya soğumaya başladı ve birincil veya ilkel kabuk olarak adlandırılan ilk kabuk oluştu.[20] Bu kabuk muhtemelen büyük etkilerle defalarca kez yok edilmiş, maruz kaldığı etkilerle magma okyanusları oluşmuş ve yeniden düzenlenmiştir. Dünya'nın birincil kabuğunun hiçbiri günümüze ulaşamamıştır; bunların hepsi son birkaç milyar yıl boyunca erozyon, etkiler ve levha tektoniği ile yok edilmiştir.

Okyanus tabanı yayılması

O zamandan beri, dünya ikincil ve üçüncül kabuk oluşturmaya devam ediyor. Altta yatan mantonun kısmi erimesiyle bazaltik magmalar ve yeni okyanus formlarını verdiği okyanus yayılma sırtında ikincil kabuk oluşmaya devam etmektedir. Bu uzaklaşan levhaların itici gücüdür ve sürekli yeni okyanus kabuğu oluşturur. Bu, eski kabuğun bir yerde imha edilmesi gerektiği anlamına gelir, bu nedenle, bir yayılma merkezinin karşısında genelde bir batma bölgesi vardır. Yeni okyanus kabuğu yaratma ve eski okyanus kabuğunu yok etmenin bu sürekli süreci, bugün dünyadaki en eski okyanus kabuğunun yaklaşık 200 milyon yaşında olduğu anlamına gelir.

Buna karşılık, kıtasal kabuğun büyük kısmı çok daha eskidir. Dünya üzerindeki en eski kıtasal kabuk kayaların yaşları 4,28 milyar ile 3,7 milyar yıl arasındadır.[21][22] Batı Avustralya'da Narryer Granit Dağlık Bölge içerisinde bulunmuştur. Kuzeybatı toprakları üzerindeki Kanada kalkanı ve Baltık kalkanı gibi kratonik bölgelerde acasta gnayslar bulunmuştur.

Okyanus tabanı yayılması sırasında oluşan manyetik şeritler

Mevcut Dünya'nın kıtasal kabuğunun ortalama yaşının yaklaşık 2,0 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir.[23] 2,5 milyar yıl önce oluşan kabuklu kayaların çoğu kratonlarda bulunur. Bu tür eski kıtasal kabuk ve altta yatan astenosfer Dünya'nın başka yerlerinde daha az yoğundur ve bu nedenle batma ile kolayca yok edilemez. Yeni kıtasal kabuğun oluşumu yoğun orojenik dönemlerle bağlıdır. Bu dönemler Rodinia, Pangea ve Gondwana gibi süper kıtaların oluşumlarıyla çakışır. Kabuk kısmen ada yaylarının toplanmasıyla ve metamorfik kıvrım kemerlerinin toplanmasıyla oluşur. Altta yatan mantonun litosferik manto oluşturmak üzere tükenmesiyle korunur.

Yüzey şekilleri - Yer kabuğu etkinlikleri

Dünyadaki tektonik plakalar

Yerkürenin iç ısı kaynağı ve mantonun konveksiyon hareketleri, yer kabuğunun günümüzdeki fiziksel özellikleri (kalınlık, bileşim, esneklik ve kırılganlık), atmosfer ve gezegenin su kütlesi uygun bir birleşim ve karşılıklı etkileşme ile, Yer'in Güneş Sistemi içinde benzerine rastlanmayan bir jeolojik etkinliğe sahip olmasını sağlar. Birlikte evrimleşme ile ortaya çıkmış ve yaşamın yeryüzünde varlığını sürdürebilmesi için vazgeçilmez olan bu sistem, gezegen tarihi boyunca belli sınırlar içinde sabit kalabilmiştir.

Yer kabuğunda kayaların yüzey kısmında yoğunlukları ve bunların yayılış alanları biliniyor ve kabuğu oluşturan farklı parçalar, yani kıtaların yüzey kısımlarının yoğunluklarını hesap etmek mümkün oluyor. Erinç, Washington'a dayanarak 2000'e yakın kabuğun farklı büyük parçaları için aşağıdaki tabloyu oluşturmuş ve şu sonuçlar ortaya çıkmıştır:

Yer kabuğu parçalarının yüzeysel yoğunluğu (Erinç 2000:104)[1]
Kabuk parçası Ortalama yükselti Yoğunluk (%)
Amerikalar 650 m 2,78
Afrika 650 m 2,78
Asya 950 m 2,77
Avrupa 300 m 2,79
Avustralya 350 m 2,18
Antarktika 2000 m 2,81
Atlas Okyanusu -4116 m 3,00
Büyük Okyanus -4520 m 3,09
Yer kabuğunun bazı bölgelerinin yüzeysel kısmında ortalama yoğunluk[1]
Bölge Ortalama yükselti (m) Yoğunluk
Kuzey Amerika 700 2,78
Grönland 980 2,78
Kolorado 2134 2,76
Andlar 1820 2,75
Büyük Britanya 100 2,83
Almanya 300 2,81
İsviçre ve Tirol 1550 2,78


Kaynakça

  1. ^ a b c d e "Kabuk". 22 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ Peele, Robert (1911) . Chisholm'da Hugh (ed.). Britannica Ansiklopedisi . 4 (11. baskı). Cambridge Üniversitesi Yayınları. s. 251.
  3. ^ "Kabuğun sıcaklığı". 27 Aralık 1996 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  4. ^ a b c d Genel Jeoloji Temel Kavramlar. ss. 23-24. 
  5. ^ Smith, Frederick Gordon (1963). Physical Geochemistry. Reading, Massachusetts: Addison-Wesley. p. 379. OCLC 253612701
  6. ^ Ritter, Michael E. (2006). "Chapter EM: Earth Materials and Structure: The Earth's Interior: The Crust". The Physical Environment: An Introduction to Physical Geography.
  7. ^ Monastersky, Richard (1989), "Inner Space". Science News. 136 (17): 266-268, page 266.
  8. ^ a b Bridges, Edwin Michael (1990). World Geomorphology. Cambridge, England: Cambridge University Press. p. 13. ISBN 978-0-521-38343-1.
  9. ^ Lliboutry, Luis (2000). Quantitative Geophysics and Geology. London: Springer-Praxis. p. 152. ISBN 978-1-85233-115-3
  10. ^ a b Hargitai, Henrik (2014). "Crust (Type)". Encyclopedia of Planetary Landforms. Springer New York. pp. 1–8. doi:10.1007/978-1-4614-9213-9_90-1 ISBN 9781461492139.
  11. ^ Chambers, John E. (2004). "Planetary accretion in the inner Solar System". Earth and Planetary Science Letters. 223 (3–4): 241–252. Bibcode:2004E&PSL.223..241C. doi:10.1016/j.epsl.2004.04.031
  12. ^ Taylor, Stuart Ross (1989). "Growth of planetary crusts". Tectonophysics. 161 (3–4): 147–156. Bibcode:1989Tectp.161..147T doi:10.1016/0040-1951(89)90151-0
  13. ^ Earth's oldest rocks. Van Kranendonk, Martin., Smithies, R. H., Bennett, Vickie C. (1st ed.). Amsterdam: Elsevier. 2007. ISBN 9780080552477. OCLC 228148014
  14. ^ a b c 1925–, Taylor, Stuart Ross (2009). Planetary crusts : their composition, origin and evolution. McLennan, Scott M. Cambridge, UK: Cambridge University Press. ISBN 978-0521841863. OCLC 666900567
  15. ^ Taylor, G. J. (2009-02-01). "Ancient Lunar Crust: Origin, Composition, and Implications". Elements. 5 (1): 17–22. doi:10.2113/gselements.5.1.17 ISSN 1811-5209
  16. ^ Albarède, Francis; Blichert-Toft, Janne (2007). "The split fate of the early Earth, Mars, Venus, and Moon". Comptes Rendus Geoscience. 339 (14–15): 917–927. Bibcode:2007CRGeo.339..917A doi:10.1016/j.crte.2007.09.006
  17. ^ Venus II—geology, geophysics, atmosphere, and solar wind environment. Bougher, S. W. (Stephen Wesley), 1955–, Hunten, Donald M., Phillips, R. J. (Roger J.), 1940–. Tucson, Ariz.: University of Arizona Press. 1997. ISBN 9780816518302. OCLC 37315367
  18. ^ Wieczorek, M. A. & Zuber, M. T. (2001), "The composition and origin of the lunar crust: Constraints from central peaks and crustal thickness modeling" Geophysical Research Letters, 28 (21): 4023–4026, Bibcode:2001GeoRL..28.4023W, doi:10.1029/2001GL012918
  19. ^ Herald Hiesinger ve James W. Head III (2006). Ay jeobiliminin yeni görüşleri: Giriş ve genel bakış. Reviews in Mineralogy & Geochemistry. 60 (1): 1–81. Bibcode:2006RvMG...60....1H. doi:10.2138/rmg.2006.60.1.
  20. ^ Erickson, Jon (2014). Historical Geology: Understanding Our Planet's Past. Infobase Publishing. p. 8. ISBN 978-1438109640.
  21. ^ P. J. Patchett and S. D. Samson, 2003, Ages and Growth of the Continental Crust from Radiogenic Isotopes. In The Crust (ed. R. L. Rudnick) volume 3, pp. 321–348 of Treatise on Geochemistry (eds. H. D. Holland and K. K. Turekian), Elsevier-Pergamon, Oxford ISBN 0-08-043751-6
  22. ^ "Dünya'nın en eski kayaları bulunuyor". 8 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Mayıs 2020. 
  23. ^ A. I. S. Kemp and C. J. Hawkesworth, 2003, Granitic Perspectives on the Generation and Secular Evolution of the Continental Crust. In The Crust (ed. R. L. Rudnick) volume 3, pp. 349–410 of Treatise on Geochemistry (eds. H. D. Holland and K. K. Turekian), Elsevier-Pergamon, Oxford ISBN 0-08-043751-6

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Levha tektoniği</span> Litosferin yapısını inceleyen jeoloji dalı

Levha tektoniği } Dünya'nın litosfer'inin yaklaşık 3,4 milyar yıl öncesinden beri yavaş hareket eden birçok büyük tektonik levha içerdiği düşünülen genel kabul görmüş bilimsel bir teoridir.

Manto, yer kabuğu ile çekirdek arasında yer alan, derinliğe göre değişen ısıya sahip bir yer katmanıdır. Mantonun üst kesimi yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastikimsi özellik gösterir. Alt kesimleri ise sıvı halde bulunur. Bu nedenle mantoda sürekli olarak alçalıcı-yükselici hareketler görülür. Kalınlığı 2.860 kilometreye yakındır. Ultra bazik kayaç veya ultramafik kayaçlardan oluşur. Dünya'nın en kalın katmanıdır. Ağır olup yoğunluğu 3,5–6 g/cm³ arasında bulunur. Bazı gezegenler, bazı asteroitler ve bazı gezegen uyduları mantoya sahiptir. Sıcaklığı 1900-3700 °C arasında değişir. Yapısında silisyum, magnezyum, nikel ve demir bulunmaktadır. Okyanus ortası sırtlarında oluşan kısmi manto erimesi okyanusal kabuğu, Yitim zonlarında meydana gelen kısmi manto erimeleri ise kıtasal kabuğu oluşturmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Granit</span>

Granit, sert, kristal yapılı minerallerden meydana gelen tane görünüşlü magmatik felsik müdahaleci magmatik bir kaya türüdür. Granit kelimesi, tamamen kristalli bir kayanın kaba taneli yapısında bulunan Latince granumdan gelir. Plüton içindeki taneler çoğunlukla gözle görülebilir büyüklüktedir. Feldispatın esas mineralleri ortoklas cinsi ile az miktarda plajioklas ve kuvarstır. Ayrıca mika, hornblend, piroksen ve ikinci gruba giren turmalin, apatit, zirkon, grena, manyetit gibi mineraller de bulunabilir. Ancak genellikle "granit" terimi daha geniş bir yelpazede ifade etmek için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Bazalt</span>

Bazalt, volkanik kaya kütlelerinden biri. Siyah renkte ve kesif yığınlar halindedir. Doğada kütle, damar ve akıntı halinde bulunur. Başlıca özelliklerinden birisi, altıgen prizmalar biçiminde, büyük sütunlar meydana getirmesidir. Bu sütunlar, mağma akıntılarının soğuyup büzülmesinden ileri gelmiştir. Sert ve dayanıklı bir taş olduğundan kaldırım, yapı taş, demiryolu, köprü malzemesi olarak kullanılır. Yeryüzünde çok bol olan bazalt, bazı memleketlerde, binlerce kilometrekarelik yerleri örter. Birleşik Krallık'ın kuzeyi, İrlanda, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük Hindistan'da Dekkan bölgesindeki bazalt yığınları 300.000 kilometrekarelik geniş bir bölgeyi kaplar.

<span class="mw-page-title-main">Magma</span> yeraltında bulunan, erimiş haldeki kayaçlar

Magma, yeraltında bulunan, ergimiş haldeki kayaçlar. Kayaçların basınç düşmesi, sıcaklık yükselmesi, H2O ilavesi gibi etkenler altında erimesi sonucu oluşan silikat hamuru durumundaki eriyiklerdir. Yeryüzüne ulaşarak yanardağlardan püsküren magmaya lav denir. Magma, dünya yüzeyinin altında bulunur ve diğer karasal gezegenlerde ve bazı doğal uydularda da magmatizmanın kanıtı keşfedilmiştir. Erimiş kayanın yanı sıra, magma ayrıca kristaller ve volkanik gazlar içerebilir.

<span class="mw-page-title-main">Magmatik kayaçlar</span> Magmanın yeryüzüne çıkarken soğumasıyla meydana gelen kayaçlardır.

Magmatik kayaçlar, magmanın yükselerek yer kabuğunun içerisine girip veya yeryüzüne ulaşıp soğuyarak katılaşması sonucu oluşan kayaç türüdür. Üç ana kaya türünden biridir, diğerleri tortul ve metamorfiktir. Magmatik kaya magma veya lavın soğutulması ve katılaşmasıyla oluşur. Magmatik kayaçlar çok çeşitli jeolojik ortamlarda meydana gelir: kalkanlar, platformlar, orojenler, havzalar, büyük magmatik bölgeler, genişletilmiş kabuk ve okyanus kabuğu. (Resim1) Magmatik kayaçlar temel olarak silikat minerallerinden oluşmuşlardır. Magmanın bileşimi temel bazı elementlerin dağılımını yansıtsa da oranları değişmekte ve bu da belli başlı magma tiplerinin oluşmasına neden olur.

<span class="mw-page-title-main">Andezit</span>

Andezit, porfiritik dokuya sahip ara bileşimin magmatik yüzey kayasıdır. Genel anlamda bazalt ve riyolit arasındaki ara tiptir ve TAS diyagramında gösterildiği gibi, silisyum dioksit (SİO2) oranı %57 ve %63 arasında değişmektedir. Kıtasal kabuğun ortalama bileşimi andeziktir. Bazaltlarla birlikte Mars kabuğunun da önemli bir bileşeni olduğu tahmin edilmektedir. Andezit adı Andes Dağı silsilesinden türetilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Volkanizma</span>

Volkanizma, erimiş kayalardan oluşan magmanın sırf gazdan oluşmayan bir gök cisminin yüzeyine magma ve gazın yüzeydeki çatlak ya da yanardağ ağzından yüzeye çıkması fenomenindir. Gök cisminin kabuğu veya mantosu magmadan kaynaklanan veya onu oluşturarak yüzeye çıkana kadar olan bütünü kapsar.

<span class="mw-page-title-main">Kıtasal çarpışma</span>

Kıtasal çarpışma Dünya'nın yakınsak sınırlarında meydana gelen bir levha tektoniğidir. Kıtasal çarpışma yitim zonu üzerinde olan bir olaydır, bu çarpışma süreci boyunca yitim bölgesi yok edilir ve bu sayede dağlar oluşur, iki kıta bir araya gelir. Kıtasal çarpışma sadece; bu gezegende bilinen farklı kabukların, okyanus ve kıta arasında, nasıl davrandığını gösteren ilginç bir örnektir.

<span class="mw-page-title-main">Kayaç döngüsü</span>

Yer kabuğunu oluşturan üç temel kayaç türü vardır. Bunlar; magmatik kayaçlar, tortul kayaçlar ve başkalaşım kayaçlarıdır. Bu kayaçlar oluştukları günden bugüne kadar geçen zamanda birçok değişikliğe uğramışlardır. Her ne kadar bulundukları yerde hiç hareket etmeden kalsalar da, her biri çok uzun yıllardır süren bir değişikliğin parçasıdır. Kayaçların oluştukları günden bu yana devam eden ve farklı tür kayaçların doğal yollarla birbirine dönüşmesini açıklayan bu olaya "kayaç döngüsü" denir. Kayaç döngüsünü devam ettiren etken, doğal olaylardır. Kayaç döngüsünün geçtiği evreler:

Volkanik yay. Adalar dizisi (yayı); çoğunlukla birbirine yaklaşan iki tektonik plaka arasında bulunan sınıra, paralel ve yakın olarak konumlanan, yay şeklinde hizalanmış, volkan zincirlerinden oluşan takımada, yani içinde çok ada olan bir deniz türüdür. Volkanik yay ada yayının alt başlığı altında incelenmektedir. Kısmen deniz seviyesinin altında olan ada yayları, tektonik olarak yay şeklindeki dağ kuşağını oluşturur. Aslında ada yayları, okyanusun altında kısmi olarak kalan bir dağ bendinde bulunan özel bir coğrafik-topoğrafik durumu simgeler. Bunların çoğu volkanlardan oluştuğu için volkanik ada yayları olarak da sınıflandırılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Okyanusal kabuk</span>

Okyanus tabanlarında magmadan gelen malzemenin katılaşması ile oluşan kabuk. Okyanusal kabuk dünyanın bir parçası olan litosfer kabuğunun üzerinde bulunan okyanus havzalarıdır. Mafik kayaçlardan ya da demir ve magnezyum açısından zengin olan sima dan oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Selenoloji</span> ayın fiziksel özelliklerinin bilimsel çalışması

Selenoloji ya da aybilim, Ay'ı inceleyen bilim dalına denir. Ay'ın yapısı, Dünya'nınkinden apayrıdır. Ay'ın hatırı sayılır bir atmosferi olmadığından hava durumu ve dolayısıyla ondan kaynaklanacak bir erozyon görülmez; Ay'ın levha tektoniği yoktur ve kütleçekimi, Dünya'nınkinden azdır. Küçük boyutlarından dolayı daha çabuk soğumuştur. Yüzeyinin karmaşık morfolojisi farklı süreçlerin kombinasyonuyla, bilhassa çarpma kraterleri ve volkanizmayla meydana gelmiştir. Ay farklılaşmış bir cisim olup kabuk, manto ve çekirdekten meydana gelir.

<span class="mw-page-title-main">Gabro</span>

Gabro, yeryüzü yüzeyinin altında yer alan bir holoskristalin kütlesine magnezyum ve demir bakımından zengin magmanın yavaş soğumasından meydana gelen magmatik bir kayadır. Dünyanın okyanusal kabuklarının çoğu, okyanus ortasındaki sırtlarda oluşan gabrodan meydana gelir. Gabro ayrıca kıtasal volkanizma bağlı plütonlar olarak bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Yakınlaşan levha sınırları</span>

Yakınsak bir sınır Dünya üzerinde iki veya daha fazla litosfer plakasının çarpıştığı bir alandır. Bir plaka sonunda diğerinin altına kayar ve batma olarak bilinen bir işleme neden olur. Batırma bölgesi, Wadati – Benioff bölgesi adı verilen birçok depremin meydana geldiği bir düzlemle tanımlanabilir. Bu çarpışmalar milyonlarca ila on milyonlarca yıl arasında gerçekleşir ve volkanizmaya, depremlere, orojeneze, litosferin yok edilmesine ve deformasyona yol açabilir. Yakınsama sınırları okyanus-okyanus litosferi, okyanus-kıta litosferi ve kıta-kıta litosferi arasında meydana gelir. Yakınsak sınırlarla ilgili jeolojik özellikler kabuk türlerine bağlı olarak değişir.

<span class="mw-page-title-main">Litosfer</span> Dünyanın kabuklaşmış ve katılaşmış dış yüzeyidir

Litosfer, eski Yunancada "kayalık" Hintçede "küre" anlamlarına gelir. Tanım olarak ise, sert ve mekanik özellikleri ile tanımlanan karasal tipte bir gezegenin veya doğal uydunun en dış kabuğudur. Litosfer, kabuk ve üst mantonun binlerce yıl veya daha büyük zaman ölçeklerinde elastik olarak davranan üst mantonun en üst bölümünden oluşur. Gezegenimizin kaya kısmını oluşturan ve en dış katmanı olan kabuğu tanımlamada kimyasal ve mineraloji yapısı kullanılır. Litosferin altındaki katman, astenosfer olarak bilinir.

Dünya'nın iç yapısı küresel katmanlardan: bir dış (silikat) katı kabuk, son derece viskoz astenosfer ve üst manto, alt manto ve daha az viskoziteye sahip bir sıvı dış çekirdek ve katı bir iç çekirdekten oluşmaktadır. Dünya'nın iç yapısının bilimsel anlayışı topografya ve kaya gözlemleri, volkanlar veya volkanik aktivite tarafından daha büyük derinliklerden yüzeye getirilen örnekler, Dünya'nın içinden geçen sismik dalgaların analizi, Dünya'nın yerçekimi ve manyetik alanlarının ölçümleri ve basınç ve sıcaklıklarda değişiklik gibi deneyler Dünya'nın derin iç karakteristik özelliklerini oluşturmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kara (coğrafya)</span> yeryüzünün denizlerle kaplı olmayan bölümü

Kara, coğrafyada yeryüzünün denizlerle kaplı olmayan bölümü, yer, toprak anlamına gelir. Yeryüzündeki en büyük kara parçası kıtadır.

Manto, gezegen kütlelerinin çekirdekleri ve kabukları arasında yer alan jeolojik bir katmandır. Bu katman sıcak, yoğun, demir ve magnezyum bakımından zengin ve görece katı bir yapıdadır.

<span class="mw-page-title-main">Kabuk (jeoloji)</span> bir gezegenin, cüce gezegenin veya doğal uydunun en dıştaki katı kabuğu

Kabuk, jeolojide bir gezegenin, cüce gezegenin veya doğal uydunun en dıştaki katı kabuğudur. Kimyasal yapısıyla genellikle alttaki mantodan ayırt edilir. Bununla birlikte, buzlu uydular durumunda, fazına göre ayırt edilebilir.