İçeriğe atla

Dâvûd-i Kayserî

Dâvûd-i Kayserî
DoğumDâvûd bin Mahmûd bin Muhammed er-Rûmî el-Kayserî es-Sâvî Dâvûd-i Kayserî
veya Dâvûd bin Mahmûd bin Muhammed er-Rûmî el-Kayserî es-Sâvî

1260
Kayseri
Ölüm1350
MilliyetFars
DinSünni İslam
Kariyeri
DalıKelam, Tasavvuf ve Felsefe
Doktora
danışmanı
Siraceddin Urmevi

Dâvûd-i Kayserî (Osmanlıcaː داوود قيصرى), Osmanlı devletinin kuruluş döneminde yaşamış İran'lı mutasavvıf, filozof ve yazar.

İlk Osmanlı medreselerinin kurucusu, başmüderrisidir.[1] Muhyiddin Arabi'nin Vahdet-i Vücud denilen sufi öğretisinin Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ilk temsilcilerinden ve yorumcularından birisidir.

Ailesi ve kökeni

Dâvûd-i Kayserî, günümüzde İran sınırları içindeki Save'den Moğol saldırıları sırasında kaçarak Kayseri'ye yerleşen bir aileye mensuptur.

1258 veya 1261 yılları civarında Kayseri'de doğdu. Kayseri'nin o dönemde Selçuklu ilim ve kültür hayatındaki yeri oldukça iyiydi. Burada dönemin tanınmış alimlerinden Kadı Sirâceddin Urmevî'den dersler aldı. Onun Konya'ya tayin edilmesinden sonra burada diğer hocalardan eğitim gördü.

Davud el- Kayseri, kendisini yetiştirdikten sonra Kahire'ye gitti. Bir süre burada da eğitim gördü. Dört yıl kadar kaldığı Kahire'den Kayseri'ye döndü. Hatta ilim aşkı ve çabası, Onu dönemin şöhretli alimi Abdürrezzak Kaşani ile görüşmek için İran yollarına düşürdü. Orada ondan tasavvuf dersleri aldı. Böylece Din ilimlerinde hem de dünya ilimlerinde büyük şöhret oldu. Konya, Aksaray ve Bursa'ya gitti. Yazdığı Matla'u hususi' l Kelim filmaani Fususi'l Hikem adlı eseriyle Osmanlı Padişahı Orhan Gazi'ye kadar ulaştı. Davudu Kayseri Nihayet-ül Beyan fi drayetizzaman adlı eserini de bitirdikten sonra şöhreti Anadolu sınırlarının dışına taşmaya başladı. Bunun üzerine 1336 yılında Orhan Gazi kendisini İznik'e çağırdı. Günlük 30 akçe maaşla burada kurduğu Osmanlıların ilk medresesine Başmüderris tayin edildi. 15 yıl süreyle çalıştığı bu medresesinin sistemini kurdu. Böylece Osmanlılarda medrese eğitiminin temeli fiziki olarak Orhan Gazi, ilmi olarak da Davud-u Kayseri tarafından atılmış oldu.

Davud el-Kayseri'nin Osmanlı medrese eğitim sistemine verdiği disiplin asırlarca devam etti. Dünya çapında binlerce ilim adamı, sanatkar ve edebiyatçı yetişti. Bu bakımdan Davud-u Kayseri'ye o dönemlerde Din ve milletin Şerefi anlamına gelen Şerefu'd Din ve' Mille lakabı verildi. Tasavvuf yönündeki bilgisi ve yaşayışından dolayı Şeyh ve Hanefi mezhebinde olduğu için de El Hanefi gibi unvanlar verildi.

Tasavvuf Anlayışı

Davud el-Kayseri, eI-Kaşani Sadreddin Konevî kanalıyla Muhyiddin İbn Arabi'ye bağlanan tasavvufi görüşünde Vahdet-i Vücud'u kabul eder. Onun ancak son asırda çözülen astrofizik ilminde çok dikkate değer görüşler ortaya koyduğu bilinmektedir. (Tabiatın enerjiden meydana geldiği) görüşünü savunan ilk kişi odur.[] (Kainata Küll Unsur, suya beyaz atom, varlıklara sabit öz) diyen Davud-u Kayseri hayatın sevgi üzerine kurulduğu ve insanın insanı sevmesiyle Allah'ı sevip ona ulaşabileceğini savunur.

6. asırdan bu yana metafizik alanında, tasavvufta ve dini bilgilerde önderliği ve tesiri hala devam etmektedir. Kayserili Davud 1350 yılında öldü. Kendisi İznik'e defnedildi.

Kayseri, Vahdet-i Vücud'u felsefi bir dille izah etmeye çalışanların başında gelmektedir. Hocası yine bir Vahdet-i Vücud savunucusu ve Fusus yorumcusu olan Kaşanidir. Kendisinin bu alandaki eserleri Arabi'nin eserlerinin yorumu olmakla birlikte hem İslam tarihinde hem de hali hazırdaki Batılı araştırmalarca müstakil olarak değerlendirilip üzerine yorumları yapılmıştır. Zamanın felsefe ve ilim dili olarak Arapça kullanıldığından kendisi de kitaplarını Arapça kaleme almıştır. Kendisinden yapılan ilk çevirinin tarihi 1997'dir.

Kitapları

Türkçe

  • er-Resail / Şerefüddin Davud b. Mahmud b. Muhammed Davud-i Kayseri, 751/1350 ; yay. haz. Mehmet Bayrakdar, İstanbul : Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 1997. (Giriş bölümü Türkçedir)
  • Mukaddemat; Matlau hususi'l-kelim fi meani fususi'l-hikem / Şerefüddin Davud b. Mahmud b. Muhammed Davud-i Kayseri, 751/1350 ; thk. Turan Koç, Hasan Şahin, Seyfullah Sevim, Kayseri : Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 1997.
  • Ledünni İlim ve Hakiki Sevgi, Çeviri Mehmet Bayrakdar, Kurtuba Kitap, 2009
  • Mukaddemat-Fusûsu'l-Hikem'e Giriş, Çeviri Turan Koç ve Mehmet Çetinkaya, İnsan Yayınları, 2011
  • Aşk Şarabı ve Hayat, Çeviri Turan Koç ve Mehmet Çetinkaya, İnsan Yayınları, 2011
  • Tasavvuf İlmine Giriş, Çeviri Muhammed Bedirhan, Nefes Yayıncılık, 2013
  • Vahdet-i Vücud Felsefesi, Çeviri Mehmet Bayrakdar, MÜİF Vakfı Yayınları, 2013

Arapça

  • Şerhu Füsûsı'l-Hikem
  • Risâletü fî'ilmi't-Tasavvufi
  • Şerhu Te'vilâti'l-Besmele bi's-Sûrâti'n-Nev'iyyeti'l-İnsâniyyeti
  • Keşfu'l-Hıcabi 'an Kelâmi Rabbi'l-Erbâbi
  • Risaletü fi Marifeti'l-Mahabbeti'l-Hakikiyyeti
  • Esasü'l-Vahdaniyyeti ve Menbâ'i'l-Ferdaniyyeti
  • Nihayetü'l-Beyan fi Dirâyeti'z-Zemân

Kaynakça

  1. ^ "Arşivlenmiş kopya". 7 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Temmuz 2015. 

Konuyla ilgili yayınlar

Dış bağlantılar


İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Muhyiddin İbnü'l-Arabî</span> Endülüslü İslam düşünürü, sufi ve filozof (1165–1240)

Muhyiddin İbnü'l-Arabî ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî, ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Abdülkâdir Geylânî</span> Alim, mutasavvıf

Muhyiddin Ebû Muhammed Abdülkādir b. Ebî Sâlih Mûsâ Zengîdost el-Geylânî ya da daha bilinen adıyla Abdülkādir Geylânî, Büyük Selçuklu Devleti döneminde, günümüz İran'ının Hazar Denizi kıyısındaki Gilan Eyaleti'nde doğan âlim ve mutasavvıf olan Kadiriye tarikatının kurucusu ve İslam filozofu. Türbesi Bağdat'tadır.

Sufi metafiziği başlıca vahdet (birlik) düşüncesi etrafında gelişmiştir. Öyle ki varlık bir "Mutlak Varlık" ve O'nun aynada yansımalarından oluşan görüntülerden ibarettir. Bu anlayışı açıklayan iki farklı ifade biçimi kullanılır; Vahdet-i vücud ve vahdet-i şuhut. Bazı İslami reformcular bu iki deyim arasındaki farklılığın sadece semantik ve deyimle ilgili olduğunu, özünde bir farklılık içermediğini söylerler. Sufi metafiziğinde diğer dikkat çeken konular hulul, teşkik ve maksut birliği gibi konulardır. Allah ile evren arasındaki ilişkinin tarzı sufiler arasında olduğu gibi, sufi olmayan müslümanlar arasında da tartışılagelmekte olan bir konudur.

Abdurrezzak Kemaleddin b. Ebi'l-Ganâim el-Kâşânî. Tam adı Abdürrezzâk b. Ebi'l-Ganâim b. Ahmed Ebi'l-Fazâil b. Muhammed el-Kāşânî'dir.

Niyâzî-i Mısrî,, Halvetiye tarikatının Mısriyye kolunun kurucusu olan mutasavvıf ve şair.

<span class="mw-page-title-main">Sadreddin Konevî</span>

Sadreddin Konevî, Fars sufi. Malatya'da doğmuştur.

Abdullah Bosnevi (1584-1644), Osmanlı Devleti'nde Melami mutasavvıf ve şair.

Kara Davud Muhammed bin Kemal İzmitî, Osmanlı dönemi bilim insanı. Bursa'da ölmüş olup, Bursa'da bir semte adını vermiştir. En meşhur eseri halk arasında Kara Davud olarak da bilinen Tevfîk-i Muvaffık il-Hayrât li-Neyl'il-berekât fî Hidmet-i Menbâ'üs-sa'adât isimli Delail-i Hayrat Şerhi'dir.

Ekrem Demirli, Türk ilahiyatçı akademisyen ve yazar.

Ekberilik, Muhyiddin İbn Arabi'nin temel kavramlarını geliştirdiği sufi metafiziğinin Vahdet-i Vücud denilen meşrep veya okuluna bağlı olan sufileri tanımlamakta kullanılan bir terim.

Kırımlı Selim Baba, 18. asırda yaşamış mutasavvıf ve şair. Diğer adı Selim-i Divâne'dir.

Osmanlı döneminde yaşamış sufi, şair, hattat ve mesnevihan.

Abdullah-ı İlahi Osmanlı dönemi sufilerindendir. Abdullah-ı Simavi veya Şeyh İlahi isimleriyle de bilinir. Şiirlerinde İlahi mahlasını kullanmıştır.

Ahmed İbn Acibe, 18. yüzyılda yaşayan Faslı sufidir.

Afifüddin Tilimsânî, sufi Muhyiddin İbn Arabi'nin öğrencilerinden sufi ve yazar. Daha çok sufilerin eserlerine yazdığı şerhlerle (yorum) tanınmış Ekberi sufilerdendir.

İbn Sevdekin; Sufi, Muhyiddin İbn Arabi'nin öğrencilerinden ve yorumcularındandır.

<span class="mw-page-title-main">Âmülî</span>

Haydar Amuli, İran kökenli Şii sufi, filozof ve mistik.

Ali el-Karî, İslam bilgini, mutasavvıf ve hattat.

Nâsıreddin Muhammed Bey Dulkadiroğulları Beyliği'nin beşinci hükümdarı ve altıncı Osmanlı padişahı II. Murad'ın dedesidir.

Bu sayfada 1350'lerde Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan olaylar yer alır.