
Osmanlı Devleti kuruluş döneminde Ermeniler, genellikle Çukurova, Doğu Anadolu Bölgesi ile Kafkasya bölgelerinde bulunan beyliklerin egemenliği altında yaşamışlardır. Bursa'nın başkent olduğu dönemde Ermeni ruhani reisliği başkente alınmıştır. İstanbul'un fethinden sonra da İstanbul'a taşınmış ve daha sonra da İstanbul Ermeni Patrikhanesi kurulmuştur. Ermeniler Anadolu'dan gelen göçlerle İstanbul'da büyük bir cemaat oluşturmuştur.

Bir Zamanlar Ermeniler Vardı!.., 2008 yılında Türkiye'de basılan Türkçe kitaptır. Kitap, Hrant Dink'in öldürülmesinden bir yıl sonra, anısına hazırlanan Birikim dergisi yazılarının bir derlemesidir.

Ermeni Kırımı, 1915 Olayları/Ermeni Tehciri veya Ermeni Soykırımı, Osmanlı hükûmetinin Ermenilere karşı gerçekleştirdiği sürgün ve katliamlardır. Etnik temizliğin sonucunda ölen Ermenilerin sayısı tartışmalıdır; sayı, çeşitli araştırmacılara göre 600.000 ile 1,5 milyon arasında değişiklik gösterir. 1914 yılında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni nüfusu yapılan farklı tahminler mevcuttur. Osmanlı resmî kayıtlarına göre 1.2 milyon ile Ermeni Patrikhanesi'ne göre 1 milyon 914 bin 620 Ermeni yaşamaktaydı. 1922 sayımlarına göre ise 817 bin Ermeni 'mülteci' olarak Osmanlı topraklarını terk etmiş, 95 bin Ermeni ise din değiştirerek Türkiye topraklarında yaşamaya devam etmiştir. Bu tahminlere göre Osmanlı topraklarında bulunan 900 bin hayatta kalmışken, 300 bin ile 1 milyon arasında Ermeni hayatını kaybetmiştir. Olayların başlangıç tarihi çoğunlukla 250 Ermeni aydının ve komite liderinin Osmanlı yöneticileri tarafından İstanbul'dan Ankara'ya sürüldüğü ve birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 ile ilişkilendirilmektedir. Ermeni Kırımı, sağlıklı erkek nüfusun toptan öldürülmesi ya da askere alınarak zorla çalıştırılması ve sonrasında kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte ölüm yürüyüşü koşullarında Suriye Çölü'ne sürülmesi gibi olaylarla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında iki aşamada gerçekleşti. Osmanlı askerlerinin koruması eşliğinde yaşadıkları yerlerden sürülen Ermeniler; sürgün sırasında yiyecek ve su sıkıntısı yaşadı; ayrıca çeşitli raporlara göre zaman zaman soygun ve katliamlara maruz kaldı. Ülke genelindeki Ermeni diasporası, genel anlamda Ermenilerin Doğu Anadolu'dan sürülme işleminin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Rupen Zartaryan Osmanlı Ermenisi yazar, eğitimci ve siyasi aktivist. 1915 Ermeni Kırımı sırasında öldürüldü.

Tılgadindzi veya Tlkatintsi Osmanlı Ermenisi yazar, öğretmen ve Ermeni kırsal edebiyatının önemli temsilcilerinden biri.

Aram Yerganyan (Ermenice: Արամ Երկանեան;, Ermeni devrimci. Ermeni Kırımı'nda ve Bakü'deki Ermenilerin katledilişinde rol aldıkları iddiasıyla intikam eyleminde bulunarak Bahattin Şakir ve Fetali Han Hoyski'ye suikast düzenlemiştir. Ermeni ulusal kahramanı olarak kabul edilir.

Leslie A. Davis (1876–1960) Amerikalı diplomat ve 1914 - 1917 arası ABD'nin Harput konsolosu. Ermeni Soykırımı konusundaki çalışmaları ile tanınır. New York'ta avukat olarak başladığı kariyerine diplomat olarak devam etmiştir. Batum, Özbekistan, Kafkasya elçiliklerinden sonra Osmanlı Devleti'nin Harput elçisi olarak görevlendirilmiştir. Ermeni Kırımı sırasında Hazar Gölü ve civarında Ermenilerin, Türk hükûmetinin desteklediği Kürt çeteler tarafından toplu katliama tabi tutulduğunu iddia etmiştir. Ayrıca 1 milyon Ermeni'nin soykırıma uğradığını ilk ortaya atan kişidir.

Ulukent, Elazığ ilinin bir mahallesidir.

Gizli Ermeniler veya Kripto Ermeniler, genelde Ermeni kimliğini Türk toplumundan gizleyen, tam ya da kısmi etnik Ermeni kökenli insanları tanımlamak için kullanılan şemsiye bir terimdir. Genellikle Ermeni Kırımı sırasında "fiziksel yokoluş tehdidi altında" İslamlaşan Osmanlı Ermenilerinin torunlarıdır.

Osmanlı İmparatorluğu'nda Amele Taburları, son dönem Osmanlı İmparatorluğu'ndaki zorla çalıştırma yöntemlerinden biri. I. Dünya Savaşı döneminde ortaya çıkan taburlar, Osmanlı Ermenisi ve Osmanlı Rumu askerlerin silahsızlandırılması, zorla çalıştırılması ve öldürülmesiyle ilgilidir.
Ermeni Kırımı kurbanları listesi, Ermeni Kırımı sırasında hayatını kaybedenlerden oluşan bir listedir.

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı, yaşanmasından uzun yıllar sonra bile Türk toplumunda hissedilecek derin etkiler bıraktı .Anadolu Hareketi'nin 1919 tarihli bir yayını, Ermenilere karşı sistematik bir "imha" politikasının uygulandığını ve İttihat ve Terakki liderlerinin "insanlığın en büyük suçluları arasında" olduğunu kabul ediyordu. Ermeni tarihçi Vahan Avetyan'a göre, 1920ler boyunca Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni bir devlet kurma projesinin önemli bir parçası olarak Kırım'ın Türk tarihinden silinmesi denenmişti.
1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı boyunca birçok Türk sivil, siyasetçi ve askerî lider katliamlara ve yağmaya katılmayı reddedip Ermenilerin tehcir edilmesini ve katledilmesini durdurmaya çalıştı. Bu kişilerin çoğu eylemlerinin sonucu olarak pozisyonlarını kaybettiler ve bazıları öldürüldü.

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı'nın tarihyazımı I. Dünya Savaşı'nın sonundan beri değişikliklere uğradı. Türkiye'nin dışındaki tarihçilerin çoğu Kırım'ın meydana geldiğini ve olayların bir soykırım olduğunu savunmaktadır, ancak bununla birlikte Kırım'ın sebepleri ve motivleri gibi bazı önemli hususların yorumlanmasında büyük farklılıklar vardır.

Hovhannes Bucikanyan Osmanlı'da Ermeni akademik, profesör ve öğretmen. Osmanlı İmparatorluğu içinde İkinci Meşrutiyeti'nin savunucusuydu ve ünlü Fırat Koleji'nde etkili bir memurdu. Ermeni Soykırımı kurbanlarındandır.

1919-1920 İstanbul yargılamaları, I. Dünya Savaşı sonrasında, Mondros Mütarekesi'nden kısa bir süre sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun askerî mahkemelerinde görülen davalardır. İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) lider kadrosu ve seçilmiş bazı eski yetkililer, anayasayı ihlal etme, savaş zamanında vurgunculuk ile hem Ermenilerin hem de Rumların katledilmesi gibi çeşitli suçlamalarla itham edildi. Mahkeme, katliamların organizatörleri olarak görülen Enver Paşa, Talât Paşa ve Cemal Paşa ile diğerlerini ölüm cezasına mahkûm eden bir karara vardı.
Talat Paşa: İttihatçılığın Beyni ve Soykırımın Mimarı, Hans-Lukas Kieser tarafından 2018 yılında yazılan bir akademik kitaptır. Kitap, Princeton University Press tarafından yayınlanmış olup Talat Paşa'nın biyografisidir. Kitap, yazarın Talat Paşa'nın, Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte modern Türk milletinin eş-babası olduğu tezini ve ayrıca Talat'ın egemenliğini ve önemini tartışmaktadır.
Millî İktisat, Ziya Gökalp tarafından tasavvur edilen ve birbirini takip eden Osmanlı ve Türk hükûmetleri tarafından yürütülen, yerli Hristiyan burjuvazinin sistematik olarak mülksüzleştirilmesini ve onların yerine Müslüman Türklerin geçmesini, ayrıca Hristiyanların mülkiyetindeki mülklerin büyük çapta müsaderesini ve yeniden dağıtımını içeren ekonomik plandır. Türk Yurdu, 1915'i Millî İktisat'ın başlangıç yılı ilan etti. Talat Paşa, Emil Ludwig'e Ermeni işgücünün kaybının ekonomiye kısa bir süreliğine zarar vereceğinden ancak yakında Türklerin onların yerini alacağından bahsetti.
Fırat Koleji, Harput'ta, Amerikalı misyonerler tarafından kurulup yönetilen ve eğitimine devam edilen bir karma eğitim lisesiydi. Çoğunlukla bölgedeki Ermeni toplumuna hizmet vermiştir.
Dilman Muharebesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Dilman'da Rus İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında yapılan bir muharebedir.