İçeriğe atla

Dolaptan Temaşa

Dolaptan Temaşa Ahmet Mithat Efendi‘nin yazdığı 1890 yılında Tercüman-ı Hakikat gazetesinde 23 bölüm halinde tefrika edilen[1] hikâyedir. Yeniçeri dönemine ait adetleri esprili bir üslupla aktaran hikâyede helva sohbetine gitmek isteyen bir akşamcının başına gelen hadiseleri anlatır.

Konusu

Hikâyenin ana karakteri Behram Ağa'dır. Bir gün iki arkadaşıyla beraber helva sohbetine gitmek üzere yola çıkarlar. Fakat Balat'ta içki içmek için mola verdiklerinde arkadaşları ortadan kaybolur. Kendilerine şaka yaptıklarını düşünen Behram Ağa yoluna devam eder. Ancak hava karardığı ve yolu tam olarak bilemeyip tahmin etmeye çalışarak ilerlediği için bir yerden sonra iyice yorulur ve dinlenmek ister. Bir evin kapısına duvar zannederek yaslanır ve bir anda kendini evde bulur. Evin hanımı Dilber Leyla tarafından zorla içeri davet edilir ve mecburen Behram Ağa eve girip oturmak durumunda kalır. Fakat bu sırada Dilber Leyla'nın sevgilisi yeniçeri çıkagelir. Behram Ağa bir dolaba saklanarak yeniçeriden kurtulur. Yeniçeri evdeyken bu sefer de Dilber Leyla'nın kocası paşa eve gelir. İçeride yeniçeriyi görünce kendisine bir teklif sunar fakat yeniçeri bunu kabul etmez. Paşa bunun üzerine hem yeniçeriyi hem de Dilber Leyla'yı öldürür. Tüm bu yaşananlara Behram Ağa dolabın içinden şahit olur. Ortaya çıkıp kendisini paşaya tanıtır ve başına gelenleri anlatıp af diler. Paşa ile birlikte helva sohbetinin yapıldığı eve giderler ve paşa Behram Ağa'nın anlattıklarına ikna olarak canını bağışlar.[2]

Ahmet Mithat Efendi Dolaptan Temaşa kitabıyla yeniçerilik kaldırılmadan önceki zamanların siyasi ve toplumsal yapısına böylece değinmekte olup Behram Ağa karakteri üzerinden o dönemin insanlarını da hicvetmektedir.

Kaynakça

  1. ^ "Dolaptan Temaşa - Ahmet Mithat Tefrika Listesi" (PDF). 20 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 20 Ocak 2021. 
  2. ^ "Ahmet Mithat Efendi'nin Hikaye, Roman ve Tiyatrolarında İnsan" (PDF). 1999. 20 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 20 Ocak 2021. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kütahya</span> Kütahya ilinin merkezi olan şehir

Kütahya, Ege Bölgesi'nde yer alan Kütahya ilinin merkezi olan şehirdir. Kütahya bölgesi, kuzey ve batıdaki yüksek dağ sırtlarında doruğa ulaşan tarım arazileri ile geniş bir yamaç alanına sahiptir. Kentin Yunanca adı Kotyaion, Roma dönemindeki adı ise Cotyaeum'dur.

<span class="mw-page-title-main">II. Osman</span> 16. Osmanlı padişahı (1618–1622)

II. Osman ya da Genç Osman, divan edebiyatındaki mahlasıyla Farisî, tahttan indirildikten sonraki adıyla Osman Çelebi ; 16. Osmanlı padişahı ve 95. İslam halifesidir. Babası I. Ahmed, annesi genel kanıya göre Mahfiruz Hatice Sultan'dır. II. Osman 13 yaşında iken, amcası Sultan I. Mustafa'nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. II. Osman iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. Bazı batı kaynaklarında Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi batı dillerini öğrendiği kaydedilirse de bunun doğru olma ihtimali olmadığı iddiasına karşın yabancı asıllı olan annesi tarafından bu dillere eğitildiği söylenir. Osmanlı şehzadeleri arasında en kültürlüsü olduğu belirtilir.

Türk edebiyatında roman, 19. yüzyılda ortaya çıkan bir yazım türüdür. Roman, Tanzimat'la başlayan batılılaşma sürecinin bir parçası olarak Türk edebiyatına girmiş olup, Fransız edebiyatından eserler başta olmak üzere ilk Türkçe örnekleri çeviri eserlerde gözlemlenmiştir. Şemseddin Sâmi’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseri sıklıkla "ilk Türkçe roman" olarak adlandırılsa da daha önce yazılmış başka romanlar da mevcuttur. Fransız romantizm akımından etkilenmiş ve ağırlıklı olarak aşk ve "yanlış batılılaşma" konularını ele almış ilk Osmanlı romanları genellikle oldukça zayıf olup, karakterler yüzeysel işlenmiş ve karikatüre benzeyen tipler ortaya çıkarmıştır. Servet-i Fünûn edebiyatı döneminde romanlar gelişmeye başlamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Lale Devri</span> Osmanlı Devleti tarihinde bir döneme verilen isim

Lâle Devri, Osmanlı Devleti'nde, 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona eren gerileme devri içinde yaşanmış bir ara dönemdir. Bu dönemin padişahı III. Ahmet, sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır.

<span class="mw-page-title-main">Serdar Ferhat Paşa</span> 43. Osmanlı sadrazamı

Serdar Ferhat Paşa, III. Murad saltanatı döneminde 1 Ağustos 1591-4 Nisan 1592 tarihleri arasında yaklaşık sekiz ay, 16 Şubat 1595-7 Temmuz 1595 tarihleri arasında da yaklaşık dört ay sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Ohrili Hüseyin Paşa, II. Osman saltanatı döneminde 9 Mart 1621-17 Eylül 1621 tarihleri arasında altı ay dokuz gün ve 20 Mayıs 1622'de bir gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Kara Davud Paşa ya da Sultan II. Osman'ı öldürdükten sonraki unvanıyla Hain Davud Paşa, Sultan I. Mustafa'nın ikinci padişahlık döneminde, 20 Mayıs 1622 - 13 Haziran 1622 tarihleri arasında 24 gün Veziriazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Mere Hüseyin Paşa, II. Osman'ın yeniçeriler tarafından tahttan indirilerek öldürüldüğü ve amcası I. Mustafa'nın ikinci kez tahta geçirildiği anarşi sırasında 13 Haziran 1622 - 8 Temmuz 1622 ve 5 Şubat 1623 - 30 Ağustos 1623 tarihleri arasında iki kez olmak üzere toplam yedi ay on sekiz gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Muhsinzade Abdullah Paşa I. Mahmud saltanatında, 6 Ağustos 1737 - 19 Aralık 1737 tarihleri arasında dört ay on dört gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Burdurlu Derviş Mehmed Paşa, (1765 - 1837, Yenbu, Hicaz II. Mahmud saltanatı döneminde 5 Ocak 1818 - 5 Ocak 1820 tarihleri arasında iki yıl bir gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Vaka-i Hayriye, 16 Haziran 1826 tarihinde, İstanbul'da Osmanlı Padişahı II. Mahmut tarafından Yeniçeri Ocağının topa tutularak yok edilmesi ve sağ kalanların ise 16-17 Haziran'da idam edilmesi ile sonuçlanan olaylara verilen isimdir.

Melek Girmez Sokağı, Osmanlı İmparatorluğu'nda Yeniçeri Ocağı'nın bozulup önüne geçilemez hale geldiği dönemde İstanbul Bahçekapı'da bulunan fuhuş ve cinayet yuvası olan bir sokaktır. İki tarafında ahşap dükkânlar, kahvehaneler ve kayıkhaneler bulunur, bunların üst katları da bekâr odaları olarak kullanılırdı.

<span class="mw-page-title-main">Yeniçeri</span> Osmanlı Devletinde askerî bir sınıf

Yeniçeri Ocağı, Osmanlı İmparatorluğu'nda padişaha bağlı kapıkulunun en büyük birimiydi. Kesin kuruluş tarihi bilinmese de, on dördüncü yüzyılın son yarısında I. Murad döneminde (1362-1389) kurulduğu kabul edilir. Avrupa'nın ilk modern daimi ordusudur.

Sofu Mehmet Paşa veya Mevlevi Mehmed Paşa, Osmanlı Padişahı I. İbrahim'in saltanatının son döneminde ve IV. Mehmed saltanatında 7 Ağustos 1648-21 Mayıs 1649 tarihleri arasında dokuz ay on beş gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamı. 18 Ağustos 1648'de İstanbul'da liderliğini yaptığı isyanda Sultan İbrahim'in boğdurulması emrini vermiştir.

Ağa Hüseyin Paşa, Osmanlı ordusu kumandanı, serasker, vali, vezir ve devlet adamı.

Yeniçeri askerlerinin ve komutanları Ağa ve Çorbacıları'nın toplananıp cem ettikleri, "seğirtme" denen yarışmaları ve talimlerini yaptıkları, zaman zaman koyun keserek yedikleri meydandır. “Yeni Odalar” denen Yeniçeri kışlalarının bulunduğu ve Yeniçeri ayaklanmalarının genellikle başladığı yer olan Etmeydanı'nın bulunduğu bölge günümüzde İstanbul Üniversitesi arkasındaki Ağa Kapısı civarındadır. Bu meydanda Etmeydanı Tekkesi de bulunur ve Bektaşi Ocağına mensup Yeniçeriler ibadetlerini bu tekkede yaparlardı.

Nişli Mehmet Paşa. 1763-1764 döneminde kaptan-ı derya ve birçok askeri görev ve eyalet valiliği yapmış olan Osmanlı devlet adamı.

<i>Çengi</i> (roman) Türk Romanı

Çengi, 1877'de yayımlanan Ahmed Midhat Efendi romanı. İlkin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika edilmiş, ardından kitap olarak yayımlanmıştır. Eser her birine "kitap" adı verilen dört bölümden oluşur; her bir bölümünün başlı başına bir hikâye olduğu romanın ilk bölümü yedi yıl sonra 1884'te, olaylar Ahmet Mithat Efendi tarafından müzikli bir sahne eseri haline getirilmiş ve Çengi yahud, Daniş Çelebi adıyla kitap halinde basılmıştır. İspanyol yazar Miguel de Cervantes Saavedra'nın romanı Don Kişot'a öykünerek yazılmıştır. Cervantes'in Don Kişot'una mukabil Ahmet Mithat da romanının karakteri olan Danış Çelebi'yi bir "Türk Don Kişot"u olarak takdim etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Haile-i Osmaniye</span>

Haile-i Osmaniye, Osmanlı Padişahı II. Osman'ın öldürüldüğü olaya verilen isimdir. 20 Mayıs 1622'de Yeniçeri Ocağı içindeki başıboş ve emir komuta zincirinden ayrı hareket eden bir tugay tarafından gerçekleştirilmiş olaydır. Olay sonucu Sultan II. Osman öldürülmüş, imparatorluğun dört bir yanında isyanlar çıkmıştır. Bu isyanlara Abaza İsyanları denmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Tahin helvası</span>

Tahin helva, ana maddeleri tahin, şeker, çöven suyu, vanilya olan, ünlü bir Türk tatlısıdır. Çeşitlerine göre içerisine kakao, antep fıstığı, sakız, bal ve ceviz eklenir. 700 yıl önce Denizli’de Hasan Basri Efendi tarafından keşfedilmiştir. Son yıllarda tahin helva sanayinde şeker yerine glikoz oranı yüksek fruktoz oranı düşük mısır şurupları, yağ ve proteini bağlayıcı çeşitli katkılar kullanılmaktadır.