İçeriğe atla

Diyajenez

Tortul kayaç
Kosta Rika'nın Orosí kenti yakınlarında yer alan sedimanter bir kayaç yüzleği

Genel anlamı “İki kök” olan Diyagenez, kaya oluşumu sırasında veya sonrasında tortuların veya mevcut tortul kayaçların başkalaşmış kayaçların oluşumu için gerekli olandan daha az sıcaklık ve basınçta farklı bir tortul kayaca dönüşmesidir. Hava etkisiyle alakalı değişiklikler içermez. İlk tortu tabakasından, taşlamadan sonra tortu tarafından geçirilen herhangi kimyasal, fiziksel veya biyolojik değişikliklerdir. Yüzey değişimi (Hava Etkisi) ve başkalaşma bu sürecin dışında kalır. Bu değişiklikler nispeten düşük sıcaklık ve basınçlarda olur ve kayanın mineralojisinde ve özelliğinde değişiklikler ile sonuçlanır. Kaya oluşumu ve başkalaşım arasında kesin bir sınır yoktur ama ikincisi birincisinden daha yüksek sıcaklık ve basınçlarda meydana gelir. Hidrotermal çözümler, meteorik yer altı suyu, geçirgenlik, gözeneklilik, çözünürlük ve zaman etkileyici faktörler. Tortulaşma sonrası tortullar, üst üste olan tortu tabakalarının altına gömülür gibi sıkılaştırılır ve çözeltiden oluşan mineraller ile güçlendirilirler. Kayaç tanecikleri, kaya parçaları ve fosiller, kaya oluşumu sırasında diğer mineraller tarafından yenileriyle değiştirilebilirler. Gözeneklilik, kaya oluşumu sırasında dolomitizasyon ve minerallerin çözünmesi gibi nadir durumlar haricinde genellikle azalır. Kayalardaki oluşum çalışması, geçirdikleri jeolojik tarihi ve dolaşım halinde oldukları değişken türlerini anlayabilmek için kullanılır. Ticari bir bakış açısıyla bu tür çalışmalar, ekonomik olarak uygulanabilir olan çeşitli minerallerin ve hidrokarbon tortuların bulunması olasılığının hesaplanmasına yardımcı olur. Kaya oluşumu işlemi ayrıca kemik dokusu incelemesi için de önemlidir.

Kaya Oluşumunun Antropoloji ve Paleontolojideki Rolü

Kaya oluşumu terimi kapsamlı olarak jeolojide kullanılır ama bu terim iskeletsel (biyolojik) materyalde yer alan değişim ve başkalaşmayı tanımlamak adına antropoloji, paleontoloji ve arkeoloji alanına da sızmıştır. Özellikle kaya oluşumu, giderek artan fiziksel, kimyasal ve fiziksel çevredir; bu süreçler, muhafaza ve tatbikat bakımından organik maddenin asıl kimyasal ve yapısal özelliğini değiştirir ve kesin sonunu yönlendirir. Kaya oluşumunun gömülmüş lokal yerlerin yanı sıra kaplama toprağın ve kemiğin mineralojik ve temel oluşumundan başlayarak arkeolojik ve fosil kemik üzerindeki potansiyel etkisini hesaplamak için, birçok faktörün göz önüne alınması gerekli. (Jeoloji, klimatoloji, yer altı) Kemiğin üçte bir organik (başlıca protein kolajeni) ve üçte iki mineral (çoğunlukla hidroksiapatit oluşumundaki kalsiyum fosfat) içeren karma yapılışı, kaya oluşumunu daha karışık bir hale getirir. Değişim, moleküler kayıp ve yer değişimden kristalitin yeniden yapılanması, gözeneklilik, mikro yapısal değişikliklere, eksiksiz bütünün ayrışmasına kadar birçok durumda oluşur. Kemik oluşumunun 3 genel yolu tespit edilmiştir;

  1. Organik evrenin kimyasal bozulması
  2. Mineral evrenin kimyasal bozulması
  3. Bileşimin (mikro) biyolojik saldırısı

1. Kolajenin çözünmesi zamana, sıcaklığa ve çevresel ph’a bağlıdır. Yüksek sıcaklıklarda kolajen kaybının oranı hızlanır ve en uç ph kolajen yükselmesine ve artan hidrolize yol açabilir. Kolajen kaybı sırasındaki kemiklerin gözenekliliğindeki artış sebebiyle kemik hidrolitik hidroksiapatitin amino asitler için yakınlığı ile birlikte iç ve dış kaynak kökenli yüklenmiş çeşitlerine yerleştiği yerlerdesızmaya duyarlı hale gelir.

2. Hidrolitik aktivite kolajeni hızlanmış kimyasal ve biyolojik bozulmaya maruz bırakanmineral evre dönüşümünde anahtar bir rol oynar. Kimyasal değişimler kristalliği etkiler. F− or CO3 çıkışı gibi kimyasal değişim teknikleri, harici materyali yerine koyma işleminin birleşmesi için izin verilen hidroksiapatitin çözüldüğü ve yeniden çöktürüldüğü yerlerde yeniden kristalleşmeye neden olabilir.

3. Bir birey defnedildiğinde, mikrobik saldırı, en genel kemik bozulması tekniği çabucak oluşur. Bu evre sırasında birçok kemik kolajeni kaybolur ve gözeneklilik artar. Düşük ph’ın sebep olduğu mineral evrenin erimesi, ekstraselüler mikrobik enzimler ve mikrobik saldırılar tarafından kolejene geçişi sağlar.


Hidrokarbon Denetiminde Kaya Oluşumunun Rolü

Crossbeddingbressay

Tortullaşma süresinde bir hayvan veya bitki gömüldüğünde, bileşen organik moleküller (lipidler, proteinler, karbonhidratlar ve lignin-humik bileşenler) ısı ve basınçtaki yükselme nedeniyle bozulurlar. Bu dönüşüm ilk olarak definin birkaç yüz metresinde meydana gelir ve iki ana bileşkenin oluşumuyla sonuçlanır; kerogenler ve bitümler. Hidrokarbonların bu kerogenlerin termal değişimiyle oluştuğu genel olarak kabul edilir (biyojenik teori). Böylelikle belli şartlarda (genellikle sıcaklık bağımlı) kerogenler, parçalanma ya da kakojenez olarak bilinen kimyasal bir süreçte hidrokarbonları oluşturmak için bozulur. Deneysel verinin baz alındığı kinetik bir model, kaya oluşumunun başlıca dönüşümünün çoğunu ele geçirir, çözünme-çökelme tekniğine model olması için geçirgen bir ortamda matematiksel bir ortam. Bu modeller üzerinde yoğun olarak çalışıldı ve gerçek jeolojik uygulamalarda kullanıldı. Kaya oluşumu, hidro karbon ve kömür oluşumu baz alınarak bölünür; eadiyojenez (erken), mezodiyajenez (orta) ve telodiyajenez (geç). Erken veya eadiyojenez süreçte, şistler boşluk suyunu kaybeder, düşük ihtimalle hidrokarbonlar oluşur ve kömür lingit ve sübbitümlü arasında değişkenlik gösterir. Mezodiyajenez sürecinde, kil minerallerinin dehidrasyonu meydana gelir. Yağ jenezinin başlıca gelişimi oluşur ve düşük ihtimalle bitümlü kömür oluşur. Telodiyajenez sürecinde organik cisim parçalanmaya uğrar ve kuru gaz üretilir, yarı antrasit kömürler gelişir. Su ile ilgili olan tortularda yeni ortaya çıkmış olan erken diyajenez, farklı elektron akseptörlerini kullanarak mikroorganizmalar tarafından yöneltilir. Oraganik madde mineralleştirilir, durumlara bağlı olarak boşluk suyundaki özgürleştirici karbondioksit (CO2(gas)) su kolonlarına dağıtılabilir. Bu evredeki mineralizasyonun çeşitli süreçler nitratlaşma, nitratını giderme, manganez oksit azalması, demir hidroksit azalması, sülfat azalması ve fermentasyondur.

Kemik Analizinde Kaya Oluşumunun Rolü

Kaya oluşumu organik koljen oranını ve kemiğin çevresel koşullara (özellikle nem) maruz kalan inorganik bileşenlerini (hidroksiapatit, kalsiyum, magnezyum) değiştirir. Bu, doğal kemik bileşenlerinin değişimiyle, tortulaşma, kemik yüzeyindeki yüzetutunma ve kemikten sızdırma ile başarılır.

Kaynakça

  • Marshak, Stephen, 2009, Essentials of Geology, W. W. Norton & Company, 3rd ed. ISBN 978-0393196566
  • Hedges, R. E. M., "Bone Diagenesis: An Overview of Processes". Archaeometry, 2002. 44(3): p. 319–328.
  • Wilson, L. and M. Pollard, "Here today, gone tomorrow? Integrated experimentation and geochemical modeling in studies of archaeological diagenetic change". Accounts of Chemical Research, 2002. 35 (8): p. 644–651
  • Zapata, J., et al., "Diagenesis, not biogenesis: Two late Roman skeletal examples". Science of Total Environment, 2006. 369: p. 357–368.
  • Nicholson, R. A., "Bone Degradation, Burial Medium and Species Representation: Debunking the Myths, and Experiment-based Approach". Journal of Archaeological Science, 1996. 23(513–533).
  • Nielsen-Marsh, C. M., "Patterns of Diagenesis in Bone I: The Effects of Site Environments". Journal of Archaeological Science, 2000. 27: p. 1139–1150.
  • Collins, M. J., et al., "The Survival of Organic Matter in Bone: A Review". Archaeometry, 2002. 44(3): p. 383–394.
  • H. J. Abercrombie, I. E. Hutcheon, J. D. Bloch, P. Caritat, "Silica activity and the smectite-illite reaction", Geology, 22, 539–542 (1994)
  • A. C. Fowler and X. S. Yang, "Dissolution/precipitation mechanisms for diagenesis in sedimentary basins", J. Geophys. Res., vol. 108, B10, 1029/2002JB002269, (2003)
  • A. E. Foscolos, T. G. Powell and P. R. Gunther, "The use of clay minerals and inorganic and organic geochemical indicators for evaluating the degree of diagenesis and oil generating potential of shales", Geochimica et Cosmochimica Acta Volume 40, Issue 8, August 1976, pp. 953–966 http://dx.doi.org/10.1016/0016-7037(76)90144-7
  • Lovley D. R., "Dissimilatory Fe(II) and Mn(IV) reduction". Microbiological Reviews, 1991. 55(2): p. 259-287.
  • "Beyond the grave: understanding human decomposition" A. A. Vass Microbiology Today 2001

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kireç taşı</span> genellikle mercan, foraminifera ve yumuşakçalar gibi deniz canlılarının iskelet parçalarından oluşan bir karbonat tortul kayaç

Kireç taşı genellikle mercan, foraminifera ve yumuşakçalar gibi deniz canlılarının iskelet parçalarından oluşan bir karbonat tortul kayaçtır. Başlıca maddeleri kalsiyum karbonatın farklı kristal formları olan kalsit ve aragonit minerallerdir. Yakından ilişkili bir kaya, yüksek oranda mineral dolomit içeren dolomittir. Eski USGS yayınlarında, dolomit magnezyum kireç taşı olarak anılırdı, artık magnezyum eksikliği olan dolomitler veya magnezyum açısından zengin kalkerler olarak ayrılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Dolomit</span> kalsiyum ve magnezyumlu karbonat birleşiminde mineral

Dolomit, kalsiyum ve magnezyumlu karbonat birleşiminde meydana gelen bir mineral.

<span class="mw-page-title-main">Kumtaşı</span>

Kumtaşı, kum tanelerinin doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır. Bir kumun doğal çimentolaşmasından doğan ve kuvars taneleri oranı yüksek olan tortul kayaç; kumtaşı inşaatta, yol ve kaldırımlara taş döşemede, çok ince olanları da bileme taşı olarak kullanılır. Kalkerli kumtaşı ise içinde kireçtaşı taneleri bulunan yeşilimsi bir tür kumtaşı.

<span class="mw-page-title-main">Jeokronoloji</span> kayaların kendisinde bulunan imzaları kullanarak kaya, fosil ve sediman yaşını belirleme bilimi

Jeokronoloji, kayaların kendisinde bulunan imzaları kullanarak kaya, fosil ve sediman yaşını belirleme bilimidir. Mutlak jeokronoloji radyoaktif izotoplarla gerçekleştirilebilirken, göreceli jeokronoloji paleomanyetizma ve kararlı izotop oranları gibi araçlarla sağlanır. Birden fazla jeokronolojik göstergeleri birleştirerek, geri kazanılan yaşın hassasiyeti geliştirilebilir.

<span class="mw-page-title-main">Petrol</span> doğal olarak oluşan yanıcı sıvı

Petrol, neft ya da yer yağı, hidrokarbonlardan oluşmuş, sudan yoğun kıvamda, koyu renkli, arıtılmamış, kendisine özgü kokusu olan, yer altından çıkarılmış doğal yanıcı mineral yağı. Latincede taş anlamına gelen "petra" ile yağ anlamına gelen "oleum" sözcüklerinden oluşmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Kayaç</span> doğal olarak oluşan mineral agregası

Kayaç, çeşitli minerallerin veya mineral ve taş parçacıklarının bir araya gelmesinden ya da bir mineralin çok miktarda birikmesinden meydana gelen katı birikintilerdir. Kayaç terimi eski Türkçede sahre, yeni Türkçede külte ve yabancı dillerdeki rock, roche, gestein sözcükleri karşılığı kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Sedimantoloji</span>

Jeolojinin bir alt bilimi olan sedimantoloji biliminin konuları, yer kabuğundaki tortulların ve tortul kayaçların tanımlanması, sınıflandırılması ve orijininin araştırılması olarak sıralanabilir. Sedimantoloji, jeoloji içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bunun nedeni yerkürenin yüzeyinin %75'i kadarının tortul (sedimanter) kayaçlardan oluşmuş olması ve şu anda kullanılan karbon bazlı (hidrokarbonik) enerji kaynaklarının tamamına yakınının bu tortul kayaçlardan çıkarılıyor olmasıdır. Ayrıca sedimenter sahalar çok verimli topraklara sahiptir. İklim şartlarının da uygunluğu yanında diğer şartların uygun olması durumunda tarım için çok önemli alanlar olabilirler.

<span class="mw-page-title-main">Tortul kayaçlar</span>

Üç ana kayaç türünden biri olan tortul kayaçlar, yeryüzünde en çok görülen kayaç türüdür. Dünya'nın yüzeyinin yaklaşık yüzde 75'ini yerkabuğunun ise yaklaşık yüzde 8'ini kaplarlar. Bu kayaçlar genellikle tabakalı olarak bulunurlar ve içerisinde organizma kalıntıları (fosil) bulundururlar. Sarkıt ve dikitler bu kayaçların oluşturduğu jeolojik yapılara örneklerdir. Tortul kayaçların büyük bir kısmı dış etmenler tarafından yeryüzünün aşındırılmasıyla meydana gelen çeşitli büyüklükteki unsurların (sediman) taşınarak çukur sahalara biriktirilmesi sonucu oluşmuşlardır. Bu olaya genel anlamda tortullaşma denir. Biriken unsurlar önceleri boşluklu gevşek bir yapıya sahiptirler. Fakat zamanla sıkışıp sertleşirler. Bir birikme sahasında, sonradan biriken unsurlar öncekiler üzerinde birikerek ağırlıkları vasıtasıyla basınç yaparlar. Bu basınç sonucu unsurlar, aralarındaki boşlukların küçülmesi ve büyük ölçüde ortadan kalkmasıyla sıkışır ve sertleşirler. Tortul depoların veya kayaçların oluştukları ortamlar yerden yere farklılık gösterirler.

<span class="mw-page-title-main">Fosil</span> Geçmiş bir jeolojik çağa ait organizmaların korunmuş kalıntıları veya izleri

Fosil veya taşıl, yer kabuğunun en üst bölümünü oluşturan tortul kayaçların çoğunda, bazen iyi korunmuş, bazen de erozyon ve sedimantasyon sırasında tahrip olmuş, ölü organizma kalıntılarıdır.

<span class="mw-page-title-main">Başkalaşım kayaçları</span> Isı ve basınca maruz kalan kaya

Başkalaşım kayaçları ya da metamorfik kayaçlar, magmatik ve tortul kayaçların çeşitli etkilerle değişime uğraması sonucu oluşurlar. Mermer, başkalaşım kayaçlarına bir örnek olarak verilebilir. Gnays, elmas ve şist de bu kayaçlara verilebilecek diğer örneklerdir.

<span class="mw-page-title-main">Magma</span> yeraltında bulunan, erimiş haldeki kayaçlar

Magma, yeraltında bulunan, ergimiş haldeki kayaçlar. Kayaçların basınç düşmesi, sıcaklık yükselmesi, H2O ilavesi gibi etkenler altında erimesi sonucu oluşan silikat hamuru durumundaki eriyiklerdir. Yeryüzüne ulaşarak yanardağlardan püsküren magmaya lav denir. Magma, dünya yüzeyinin altında bulunur ve diğer karasal gezegenlerde ve bazı doğal uydularda da magmatizmanın kanıtı keşfedilmiştir. Erimiş kayanın yanı sıra, magma ayrıca kristaller ve volkanik gazlar içerebilir.

<span class="mw-page-title-main">Magmatik kayaçlar</span> Magmanın yeryüzüne çıkarken soğumasıyla meydana gelen kayaçlardır.

Magmatik kayaçlar, magmanın yükselerek yer kabuğunun içerisine girip veya yeryüzüne ulaşıp soğuyarak katılaşması sonucu oluşan kayaç türüdür. Üç ana kaya türünden biridir, diğerleri tortul ve metamorfiktir. Magmatik kaya magma veya lavın soğutulması ve katılaşmasıyla oluşur. Magmatik kayaçlar çok çeşitli jeolojik ortamlarda meydana gelir: kalkanlar, platformlar, orojenler, havzalar, büyük magmatik bölgeler, genişletilmiş kabuk ve okyanus kabuğu. (Resim1) Magmatik kayaçlar temel olarak silikat minerallerinden oluşmuşlardır. Magmanın bileşimi temel bazı elementlerin dağılımını yansıtsa da oranları değişmekte ve bu da belli başlı magma tiplerinin oluşmasına neden olur.

<span class="mw-page-title-main">Şist</span>

Şist orta dereceden bir tür başkalaşım kayacı'dır. Şist kelimesi Yunanca bir sözcük olan σχίζειν (şizin)'den gelmektedir. Kelimenin anlamı "bölmek"tir. Şist'in anlamının Yunanca "bölmek" olmasının sebebi büyük olasılıkla, şistin alüminyum levhalar halinde kolayca ayrılabilir yapıda olmasından kaynaklanıyordur. Şistler genellikle orta veya büyük, düz, tabaka benzeri tanelere sahiptir. %50'den fazla şist, uzun mineraller içermesiyle tanımlanır.

<span class="mw-page-title-main">Ayrışma (jeoloji)</span>

Ayrışma, çözünme veya günlenme, yerkabuğunu oluşturan kayaçların yüzey kısımlarında fiziksel ve kimyasal etkenlerle meydana gelen değişimlerdir. Bu etkenlerin yanında atmosferdeki gazlar, sıcaklık, su, organizmalar da ayrışmada etkilidir.

<span class="mw-page-title-main">Kayaç döngüsü</span>

Yer kabuğunu oluşturan üç temel kayaç türü vardır. Bunlar; magmatik kayaçlar, tortul kayaçlar ve başkalaşım kayaçlarıdır. Bu kayaçlar oluştukları günden bugüne kadar geçen zamanda birçok değişikliğe uğramışlardır. Her ne kadar bulundukları yerde hiç hareket etmeden kalsalar da, her biri çok uzun yıllardır süren bir değişikliğin parçasıdır. Kayaçların oluştukları günden bu yana devam eden ve farklı tür kayaçların doğal yollarla birbirine dönüşmesini açıklayan bu olaya "kayaç döngüsü" denir. Kayaç döngüsünü devam ettiren etken, doğal olaylardır. Kayaç döngüsünün geçtiği evreler:

<span class="mw-page-title-main">Tane boyu</span>

Tane boyutu münferit tortu tanelerinin çapı veya kırıntılı kayaçlardaki lithified parçacıklardır. Terim ayrıca diğer zerre şekilli malzemelere de uygulanabilecektir. Bu, bir parçacık veya tahıl içindeki tek bir kristalin boyutunu ifade eden kristalit boyutundan farklıdır. Tek bir tane birkaç kristalden oluşabilir. Granül malzeme çok küçük kolloidal parçacıklardan kil, silt, kum, çakıl ve parke taşlarından kayalara kadar değişebilir.

<span class="mw-page-title-main">Kaynak kaya</span>

Petrol jeolojisinde, kaynak kaya, yeterli jeolojik zaman ve ısıl şartlarda petrol ve doğalgaz oluşturabilen organik maddece zengin kayalardır.

<span class="mw-page-title-main">Çamurtaşı</span>

Çamurtaşı, silt ve kil parçacıklarının bir karışımını içeren silisli bir tortul kayaçtır. "Çamurtaşı" terminolojisi, kireç taşları için Dunham sınıflandırma şeması ile karıştırılmamalıdır. Dunham'ın sınıflandırmasına göre, çamurtaşı yüzde ondan daha az karbonat taneleri içeren herhangi bir kireç taşıdır. Not, bir silisiklastik çamurtaşı karbonat taneleri ile ilgilenmez. Friedman, Sanders ve Kopaska-Merkel (1992), silisiklastik kayaçlarla karışıklığı önlemek için "kireç çamurtaşı" kullanımını önermektedir.

Fiziksel olgunluğa ulaşmamış bir organizma tarafından üreme konusu için Pedogenesis sayfasına bakınız.

<span class="mw-page-title-main">Kayaçların oluşumu</span>

Kayaç, bir veya birden fazla mineralin birleşmesinden oluşan katı ve doğal bir maddedir. Kayaçları inceleyen bilim dalına Petrografi adı verilir. İnsanlar kayaçları geçmişten bu yana çeşitli alanlarda kullanmış ve ondan yararlanmıştır. Örneğin, eskiden av ve savaş aleti yapmak için obsidyen kullanılırdı. Kayaçlar aynı zamanda mutfak gereçleri, süs eşyası, ulaşım ve enerji üretimi gibi daha birçok farklı alanda kullanılır.