İçeriğe atla

Divertikül

Divertikül, sindirim kanalı çeperini geçen mukoza fıtığı. Sindirim kanalının her yanında görülebilirse de, en çok kalınbağırsakta oluşur.

Divertikülum kelimesi kolon gibi içi boş bir organın duvarından dışarı doğru çıkıntı yapan anormal bir kese veya poş olarak tarif edilir. Gerçek divertikül bu poşun tüm bağırsak duvarını içerdiğini ifade ederken, yalancı (sahte) divertikül bağırsak duvarının bir kısmının eksikliğini işaret etmektedir. Özel olarak kolon divertiküllerinde mukoza, musküler tabaka arasından çıkıntı oluştururken kas tabakasını içermez ve bu nedenle yalancı divertikül sayılmaktadır.

Divertiküler hastalık veya divertikülozis kolonik divertikül varlığını belirtmek için kullanılan terimlerdir. Bu hastalık 30 yaştan önce nadirdir, yaş arttıkça görülme sıklığı da artar ve 50 yaşını geçmiş Amerikalıların 1/3ünde, 80 yaşını geçenlerinin ise %50-75'te bulunur. Kadın-erkek farkı yoktur.

Divertiküler hastalık endüstriel gelişmenin ve batı toplumunun bir hastalığı olarak düşünülmektedir. Et ve şeker kullanımının artması ile daha sık gözükmekte ve posa bırakan diyet kullanımı azalmasıyla da bu sıklık daha da artmaktadır. Fiber kullanımı azalımı da yine görülme sıklığı artışı ile birlikte gitmektedir. Fiber tüketimini çok olduğu sahra çölü yakınlarındaki Afrikalılarda hemen hiç rastlanmazken, düşük fiberlı diyetle beslenen güney Afrikalı beyazlarda daha sık rastlanılmaktadır.

Hastaların %30 semptom verir, %15'i kanar ve kanayanların %20-30 kadarı cerrahiye gider. Sağ kolon divertikülleri daha genç yaşta ve erkeklerde sıktır.

Etiyoloji

Kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Anatomik çalışmalar divertiküllerin arteriollerin muskuler tabakayı penetre ettiği yerlerde, mukozanın kolondan herniasyona uğradığını göstermektedir. Bu bölgeler antimezenterik tenyaların mezenterik tarafında lokalize olmaktadırlar. Antimezenterik tenyalar arasında daha az sayıda rastlanılırlar. Bazı hastalarda arterler, bir dalı divertikül duvarını penetre edecek, diğeri ise musküler tabakanın dışında gidecek şekilde bölünmektedir. Arter ve divertikülüm arasındaki bu ilişki bazen görülen masif kanamalardan sorumludur.

Lifli gıdaların yeterince tüketilmediği kişilerde gaita hacmi azalır ve kolondaki geçiş zamanı uzar. Kolonda gereğinden fazla kalan gıda artıklarından sıvı emilimi ile gaita sertleşir. Az hacimli ve katı gaita atılımı için kolon basıncı yükselir ve kalın bağırsağın en dar kısmı olan sigmoit kolonda segmentleşme oluşur. Bu basınç artışı ve segmentleşme ana patogenetik nedendir. Normalde 10 mmHg olan sigmoit basınç, düşük hacimli ve sert gaita atılımı sırasında 90 mmHg ye yükselir.

Divertiküler hastalık patogenezinde rol oynayan bir diğer etken kolon duvarındaki kas liflerinin gerilme gücündeki azalmadır. Gerilme gücü azalımı yaşla ilgilidir.

Divertiküloziste diğer önemli bir anatomik bozukluk tutulan kolon duvarındaki belirgin kalınlaşma ve bağırsak duvarındaki kısalmadır. Böylece bağırsak lümeni de daralır. Elastin lifleri artışının buna neden olduğu düşünülmektedir. Koln adelesinde hipertrofi ve hiperplazi saptanmamaktadır. Musküler anomali divertikül görünümünden önce başlar ve özellikle sigmoit kolonda saptanır. Olguların yarısında sadece sigmoit kolon tutulurken diğer bölgeler % 40 oranında tutulur.Tüm kolon olguların %5-10 unda hastalığa katılır.

Düşük fiberli diyet de yine dar bir sigmoit kolonla birliktedir. Bu küçük lümen, kolonun yüksek basınca maruz kalacak şekilde izole kompartmanlaşmasına neden olur.

Divertikülitis divertikülle birlikte enfeksiyon oluşumu anlamındadır. Ancak enf oluşumu aslında perikoliktir ve özellikle mezenter ve komşu organlar gibi çevre yumuşak dokuyu ve kolon serozasını tutar.

Peridivertikülitis terimi bu hastalık için daha doğru bir terimdir. Enfeksiyon divertikül perforasyonunun bir sonucudur,böylelikle feçes kolon lümeninden kolonun serozal yüzeyine bulaşmaktadır. Çoğu durumda fekal kontaminasyon azdır ve vücudun savunma sistemleri bu durumla başa çıkar. Kontaminasyon belirginse veya hastanın enfeksiyona yanıtı bozuksa lokal peritoneal savunma mekanizmaları yenilgiye uğrar ve apse teşekkülü ya da generalize peritonitis oluşur. Divertikül perforasyonunun nedeni ister artan kolonik basınç, ister kurumuş feçesle divertikül boynunun tıkanması, isterse de dışarı doğru çıkıntı yapan mukozal kesenin enflamasyonu olsun sonuç aynı olup perikolik enfeksiyondur. Olguların % 75'te mixt flora tespit edilir.

Akut divertikülitisli hastalar sol alt kadran ağrısından şikayet ederler. Ağrı suprapubik bölge, sol kasık ve sırta yayılabilir. Bağırsak alışkanlıklarında genellikle konstipasyon ve ara sıra diyare saptanacak şekilde değişkenlikler olur. Ateş ve titreme görülebilir, enflamasyon mesaneye yakınsa acil ve sık idrar ihtiyacı doğar. Rektal kanamaya divertikülitis sırasında az rastlanılır.

Fizik bulgular enfeksionun şiddetine bağlıdır. En sık rastlanılan bulgu sol alt kadrandaki hassasiyettir. Belirgin enflamasyon varlığında kötü sınırlı bir endürasyon bölgesi palpe edilebilir. Sol alt kadranda hassas bir kitle bir flegmon veya daha çok olasılıkla bir apseyi gösterir. Ara sıra ileus veya ince bağırsağın kısmi tıkanıklığı dolayısıyla abdominal distansiyon olur. Rektal muayene pelvik hassasiyeti gösterebilir ve vaginal veya rektal muayene ile pelvik apse palpe edilebilir.

Ateş %60-100, lökositoz %70-85 hastada saptanır.

Sınırlı bir sigmoidoskopik muayene bir rektal Ca'yı ayırt edebilmek için endikedir. Divertikülitis düşünülürse sigmoidoskopi sırasında hava verilmez çünkü bu anda sadece kolon görülür ve perfore divertikülden daha fazla feçesin lümen dışına çıkmasına neden olur. Genelde sigmoidoskop 12 cm den fazla ilerletilemez zira hasta çok rahatsız olur. Fiberoptik endoskopi perikolik kontaminasyon riskini arttırır.

Genelde divertikülitis tanısı hikâye ve FM'ye dayanır. Tanı şüpheliyse üç test daha yapılabilir; CT, US ve kontrastlı grafi. CT ve US kalınlaşmış kolon duvarı ve apseyi gösterebilir.

CT kolaylıkla enflamasyon lokalizasyonunu tespit eder ve apse, ureteral tıkanıklık veya fistül oluşumu hakkında bilgi verir.Doğruluk derecesi % 98 kadardır CT eşliğinde perkütan drenaj da yapılabilir. Buna karşın baryumlu grafi enf.nu yayma riski taşır, lokalize bir enf.nu generalize hale getirebilir. Baryumla feçes birleşirse şiddetli peritonitis oluşturabilirler. Suda eriyen madde ile çekilen grafiler baryum peritonitisi riski taşımazlar ama yine de peritonitisi yaygınlaştırabilir. US nin tanı değeri % 80-90 dır.

Asemptomatik. Başka bir nedenle araştırılırken tespit edilen hastaların ileri tetkiklerine gerek yoktur.

Hastalığın şiddeti ve tedavisi Hincley sınıflamasına göre düzenlenir.

Tedavi

Komplike olmayan divertikülitis

Hastaların %10-20 sinde görülür. Divertikülitis tedavisi hastalığın şiddetine bağlıdır. Enflamasyon belirtileri ve semptomları minimal olan hastalar sıvı diyet ve geniş spekturumlu antibiyotiklerle ayaktan tedavi edilebilirler. Antibiyotiğe 7-10 gün devam edilir.Metranidazol ve siproflaksazin en çok tercih edilen antibiyotiklerdir. Ağrı kesiciler verilmemelidir, eğer analjezik gereksinimi olursa hasta yatırılmalı ve İV antibiyotik verilmelidir. Morfin veriliminden özellikle kaçınılır, çünkü intrakolonik basıncı arttırır ve inflamatuar işlevi alevlendirir. Meperidin ise intraluminal basıncı azaltır ve çok daha uygun bir analjeziktir.

En sık sol alt kadranda ağrı (%93-100), ateş (%60-95) ve lökositoz (%70-85) en sık görülen belirtilerdir.

Enflamasyon belirtileri şiddetliyse hastalar hastahaneye yatırılır; bağırsak istirahati, İV sıvı ve İV geniş spekturumlu antibiyotikler verilir. Enflamasyon ileus veya obs.la birlikte olmadıkça NG gerekli değildir.

Hastaların semptomları genellikle nonoperatif tedaviye yanıt verir, 48 saat içinde yanıt alınır. Klinik durum müsaade ettikçe diet başlanılır ve üç hafta sonra araştırma çalışmaları başlar. Enf yatışınca kolonoskopik muayene endikedir, böylelikle divertikülozisin yaygınlığı değerlendirilir ve karsinom varlığı ekarte edilir. Baryumlu grafi de divertikülozisin yaygınlığını gösterir, ancak fazla sayıda divertikül varsa küçük polipler veya malign gelişmeler iyi şekilde tespit edilemez.

Bir hasta basit, komplike olmayan bir divertikülitis atağını takiben iyileşirse yüksek fiberli diyet önerilir. Hastaların % 70 şi bir daha rekürrens göstermez; bunlarda daha sonraki yıllarda atak şansı %2 kadardır, ancak birden fazla atak geçirenlerde cerrahi girişim düşünülmelidir. İkinci bir atak geçirende yeni bir atak geçirme şansı % 50 den fazladır. Bu ataklar da ilk atak gibi tedavi edilirler. Atak geçtikten 4-6 hafta sonra hastalıklı kolonun çıkarılması düşünülür.

Generalize peritonitis

Perfore divertikülden kaynaklanan enf eğer normal peritoneal savunma mekanizmalarıyla hemen lokalize edilmezse generalize peritonitis oluşur. Bu komplikasyon nadirdir, ancak acil cerrahi girişim endikedir. Hastalar şiddetli abdominal ağrıdan şikayet ederler ve tüm abdominal kadranlar gergindir. Abdominal X raylerde intraperitoneal serbest hava bulunabilir, ancak hava bulunmaması tanıyı ekarte etmez. Lökositozis ve sola kayma olabilir. Laparatomi sırasında peritonitis intestinal rezeksiyonu önleyecek kadar şiddetli değilse perforasyonu da içeren hastalıklı segment çıkarılır. Proksimal bağırsak kolostomi haline çevrilir, distal uç ise müköz fitül haline getirilir veya kapatılır (Hartman girişimi).

Fekal akımın çevrilmesi, uygun antibiyotik ve besin desteği peritonitisi yatıştırır. Yatışma 10 haftadan önce olmaz ve kolostomi bu süreden sonra kapatılır.

Mortalite % 30-35 civarındadır.

Apse teşekkülü

Divertikülitislerin tedavisinde önemli bir gelişme abdominal apselerin perkütan drenajıdır. Apseli hastada sol alt kadrana lokalize ağrı bulunur. Yanı sıra hassas bir abdominal kitle palpe edilebilir. Apse pelvis alt tarafındaysa rektal muayeneyle palpe edilebilir. Abdominal CT tanıyı onaylar. Yine CT eşliğinde apse drene edilebilir.Drenajdan sonra 48 saat içinde iyileşme olmalıdır. İyileşme saptanınca fistülografi çekilir ve hasta takibe alınır. Pelvis alt tarafındaki apse karından boşaltılamazsa rektuma transanal veya transvaginal olarak drene edilebilir. Drenajdan sonra hemen ameliyat endikasyonu doğmamaktadır.

Apse böyle drene edilmezse laparatomide ya Hartmann operasyonu ya da rezeksiyon+primer anastomoz+proksimal saptırıcı kolostomi yapılır. Perkütan drenaj elektif bir ameliyat yapılmasını temin eder. Ameliyatta tüm kalınlaşmış kolon segmentleri çıkarılmalıdır. Tüm kolon divertiküllerle de kaplı olsa sadece kalınlaşmış kısım çıkarılır. Rektumu sakral promontoryumun 2 cm altına kadar mobilize etmek yeterli olmaktadır.....

Fistülle birlikte olan divertikülitis

Sigmoit kolonla mesane, vagina, ince bağırsak vederi arasındaki fistüller divertikülitisin göreceli olarak sık görülen komplikasyonlarıdır. Divertikülitis sırasında mesane fistülü oluşma riski, kolon tümörü veya CH sırasında fistül gelişme riskinden daha yüksektir. Fistül komşu organa drene olan bir apse nedeniyle gelişir. E te K dan daha fazla sıklıkta görülür.

Kolo-vezikal fistüller rekürrens gösteren idrar yolu enf.ları, fekalüri veya pnematüri ile görülürler. E te prostat hipertrofisinde olduğu gibi distal idrar yolu tıkanıksa asendan idrar yolu enf. Ve sepsis görülür. Fistülü en iyi gösteren tetkik CT dir. Baryumlu grafinin fistülü gösterme şansı %50 den azdır. Sistoskopi sistit olduğunu ve fistül civarında büllöz ödem olduğunu gösterir.

Acil cerrahi girişim genellikle gerekmez. Bir drenaj sağlandığı için hastanın durumu düzelir. İlk tedavi sepsisin kontrolüdür. Distal idrar yolu tıkanıklığı foley katater veya suprapubik sistostomi ile giderilir, aynı anda antibiyotik de verilir.

Kesin tedavi girişiminden önce fistülün nedeni aydınlatılmalıdır. Sigmoido vezikal fistülün en sık rastlanılan ikinci nedeni sigmoit tümördür. Kolonoskopiyle sigmoit nekrozun görülmesi ve karsinomanın ekarte edilmesi gerekir. Karsinom varken daha geniş bir diseksiyona ihtiyaç vardır.

Fistülün nedeni divertikül olarak saptandıktan ve sepsis kontrol edildikten sonra, fistül bölgesindeki inflamasyonun yatışması gerekir. Bu birkaç hafta antibiyotik tedavisini gerektirir. Bazı hastalarda iyileştirmeyi hızlandırmak için TPN, bağırsak istirahati ve İV antibiyotik gerekir.

Divertikülitise bağlı fistülün cerrahi tedavisi perforasyon yeri de dahil olmak üzere hastalıklı kolon segmentinin çıkarılmasıdır. Ameliyattan evvel üreterlere katater konmalıdır. Mesaneye katater konarak veya suprapubik sistostomi yapılarak 7-10 gün beklenilir. İnflamasyon yaygın değilse tek seanslı ameliyat yapılır, değilse Hartman prosedürü gündeme gelir. Bazen de kolo-rektal anastomoz yapılır ve yanında koruyucu kolostomi veya ileostomi uygulanır.

Çok nadiren inflamasyon ve sepsis çok şiddetliyse perforasyon proksimaline sadece kolostomi uygulanır.

Bu durumda divertiküler hastalıkta cerrahi endikasyonlar şöyle sıralanmaktadır.

1 - Acil Cerrahi:
a - Serbest perforasyon (diffüz peritonitis),
b - Dirençli masif kanama,
c - Tam kolonik obs.
2 - Erken Cerrahi:
a - Hastahaneye yatırılan hastada medikal tedavinin yetersiz kalması,
b - Kısa ara ile nüks görülmesi,
c - Kısmi kolon obs.
3 - Elektif Cerrahi:
a - Tekrarlayan ağrılı ataklar,
b - Fistül gelişimi,
c - Tekrarlayan kanamalar.

Divertiküler hastalıkta kanama

Divertiküllere ait kanama alt GIS kanamalarının % 40 ını oluşturur. Divertiküllerin arteriollerin kolonik musküler tabakayı penetre ettiği yerde oluştuğu bilinmektedir; böylece arteriol ile divertikül arasında bir ilşki olduğu ortaya çıkmaktadır. Bazı hallerde arteriol divertikül tepesinde yer değiştirir. Zaman içerisinde kronik travmaya bağlı olarak damar duvarında yapısal değişiklikler olur. İntimada kalınlaşma olur.Arter ya divertikül tepesinde veya antimezenterik hudutta boynundan zedelenir. İnflamasyon kanamada rol oynamaz. Masif alt GİS kanaması meydana gelir. Belirgin kronik kanama yapmaz. Vasküler bozukluk daima mukozal tarafta olur ve kanama daima lümen içinedir. Divertiküler hastalığa ait kanama alt GIS kanamalarının yaklaşık % 40 ını oluşturur.

Kanama şiddetli divertikülozisi olanların %15'te gelişir. Bunların da 1/3 de kanama şiddetlidir ve hemodinamik instabilite yaratır.

Sağ kolon divertikülleri soldaki divertiküllerden daha fazla kanarlar, zira daha büyük lümenli divertiküllerdir.

Agrısız ve parlak kırmızı kanama olur. Birlikte divettikülitis hali nadirdir.

Kanmanın yerinin tespiti için altın standart anjiografidir. Dakikada 0.5-1 ml üzerindeki kanamalarda sensitivite ve spesifitesi %40-92 arasında değişir, komplikasyonu %2'dir. Kanama yeri bulununca ya vazopressin verilir veya Gelfoam veya benzeri madde ile embolize edilir. Vazopresin infüzyonu ile etkinlik % 47-92 kesilince tekrar kanama % 30-40'tır. Embolizasyonla başarı % 76-100, yeniden kanama %7-33, iskemi ise %8-13 oranında saptanır. Yani bu girişimlerin belirli mortalite ve morbiditeleri vardır ve ayrıca pahalıdırlar. Teknisyumla işaretli KK scannigler daha yavaş kanamaları gösterir sensitiviteleri %80-90, doğruluk dereceleri ise %37-98'dir.

Stabil veya kanamanın çok az olduğu hastalarda kolonoskopi bazen ilk tercih edilen girişim olmaktadır. Özellikle rigit proktoskopi tercih edilir.Tanıda doğruluk derecesi % 74-87 dir. Divertiküllerde kanama sırasında endoskopik tedavide şunlar yapılabilir.

  • epinefrin enjeksiyonu,
  • görünür damarın bipolar koagülasyonu,
  • Yeniden kanamanın görülmesi için işaretleme (tatuaj).

Stabil olmayan hastalarda cerrahiye gidilir.Bunlar hastaların % 10-20 sini oluşturur. Kanama yeri belli ise segmenter kolektomi, degilse subtotal kolektomi yapılır zira körlemesine segmental kolektomide tekrar kanama şansı % 4-75 dir ve acil ameliyatlarda mortalite % 10 üzerindedir. Lokalize olgularda ise yeniden kanama % 15 altındadır.

Kanama sırasındaki cerrahi endikasyonlar;

  • Günde 1500 ml den fazla kan transfüzyonu,
  • Kanamanın 72 saatten fazla devam etmesi,

Durmuş kanamanın 1 hafta içinde tekrarlaması.

İlk kanamadan sonra tekrar kanama riski %20-30, ikinci kanamadan sonra %50'dir. Kanamaların %80'ni kendiliğinden durmaktadır.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kalın bağırsak kanseri</span> Hastalık

Kalın bağırsak kanseri veya kolorektal kanser kalın bağırsak, rektum ve apandiste görülen kanserli büyümeleri kapsar. Batı dünyasında en sık rastlanan üçüncü kanser tipi ve ölüme yol açan kanserler arasında ikinci sıradadır. Çoğunlukla kalın bağırsakta meydana gelen adenom poliplerden ortaya çıkar.

<span class="mw-page-title-main">Ateroskleroz</span>

Ateroskleroz, atardamarları (arterleri) etkileyen bir hastalıktır. Yaygın olarak "damar sertleşmesi" olarak adlandırılan arteriosklerozun bir türüdür. Orta boy ve büyük arterlerde görülen "aterom" veya "plak" olarak adlandırılan yapısal bozukluklardan (lezyonlardan) oluşur. Aterom, hangi safhada olduğuna bağlı olarak çeşitli yapılar barındırabilir:

<span class="mw-page-title-main">Salmonelloz</span>

Salmonelloz, Salmonella türünden patojenik bakteri'nin neden olduğu bir semptomatik enfeksiyondur. İnsanlarda en yaygın semptomlar ishal, ateş, karın krampları ve kusmadır. Belirtiler tipik olarak maruziyetten 12 saat ila 36 saat sonra ortaya çıkar ve iki ila yedi gün arasında sürer. Bazen daha önemli hastalık dehidrasyon ile sonuçlanabilir. Yaşlı, genç ve bağışıklık sistemi zayıf olan diğerlerinin ciddi hastalık geliştirme olasılığı daha yüksektir. Belirli "Salmonella" türleri, tifo ateşi veya paratifo ateşi ile sonuçlanabilir.

<span class="mw-page-title-main">Anevrizma</span> kan damarlarının duvarında oluşan baloncuk şeklindeki patolojik genişlemeler

Anevrizma, kan damarlarının duvarında oluşan baloncuk şeklindeki patolojik genişlemeleri tarif eden genel tıbbi tanımlamadır. Beyin atardamarları ve aort, anevrizmaların en sık yerleştiği bölgelerdir. Anevrizmalar biçimlerine, bulundukları bölgelere, duvar yapılarına veya boyutlarına göre sınıflandırılabilirler. Anevrizmalar, toplardamarlara kıyasla atardamarlarda çok daha sık görülür.

Crohn hastalığı, kronik ve iltihabi bir bağırsak hastalığıdır. Ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde ya da aynı anda birkaç farklı bölümünde aralıklı iltihaplar ile kendini gösterir. Bulaşıcı olduğu kanıtlanamamıştır. Bir diğer kronik iltihabi bağırsak hastalığı olan ülseratif kolit ile beraber bu grubun ana öğelerini oluştururlar. Her yıl 100.000 kişiden 5-7'si bu hastalığa yakalanır. Sıklığı kuzeye gidildikçe artar. Onlu, yirmili yaşlarda ve 45 ile 65 yaşları arasında daha çok görülmektedir. Ancak her yaş grubundan insan bu hastalığa yakalanabilir. Hastalığın 3 belirgin tipi vardir. Bunlar inflamatuar crohn, fistülize crohn ve fibrostenoze crohn'dur. Ülseratif kolit ile benzer özellikler taşıması nedeniyle adı geçen hastalık ile Crohn arasında karar vermeyi güçleştiren vakalarda entermediyer bağırsak rahatsızlığı ifadesiyle adlandırılan bir ara kategori de yaygındır.

<span class="mw-page-title-main">Basur</span> bağırsak ve anüs ile ilgili bir hastalık

Basur veya hemoroid ayrıca halk arasında bilinen adıyla mayasıl, anal kanalda dışkı kontrolüne yardımcı olan vasküler yapılardır. Bunlar şiştiği veya iltihaplandığı zaman patolojik hale veya hemoroid memesi hâline gelir. Fizyolojik durumdayken, arteryo-venöz kanallar ve bağ dokudan oluşan bir tampon görevi görürler.

<span class="mw-page-title-main">Fistül</span> epitelleşmiş iki yüzey, genellikle organlar arasındaki anormal bağlantı

Anatomide fistül, kan damarları, bağırsaklar veya diğer içi boş organlar gibi iki içi boş alan arasındaki anormal bir bağlantıdır. Fistül tipleri bulundukları yere göre tanımlanabilir. Anal fistüller, anal kanal ile perianal cilt arasında bağlantı kurar. Anovajinal veya rektovajinal fistüller anüs veya rektum ile vajina arasında bir delik oluştuğunda meydana gelir. Kolovajinal fistüller kolon ve vajina arasında meydana gelir. İdrar yolu fistülleri idrar yolundaki anormal açıklıklar veya idrar yolu ile başka bir organ arasındaki anormal bağlantılardır; örneğin vezikouterine fistülde mesane ile rahim arasında, vezikovajinal fistülde mesane ile vajina arasında ve üretrovajinal fistülde üretra ile vajina arasında. Bağırsağın iki kısmı arasında meydana geldiğinde enteroenteral fistül, ince bağırsak ile cilt arasında enterokutanöz fistül ve kolon ile cilt arasında kolokutanöz fistül olarak bilinir.

Akut pankreatit, üst abdominal ağrı ve yükselmiş pankreas enzimleriyle karakterize enflamatuvar bir rahatsızlıktır.

<span class="mw-page-title-main">Diklofenak</span>

Diklofenak enflamasyonu azaltmak ve ağrıyı dindirmek için artrit ve akut sakatlanmalarda kullanılan bir non steroidal antiinflamatuar ilaçtır. Âdet sancısı ve ağrılı âdet görmede de kullanılır. Diklofenak en güçlü analjezik etkiye sahip narkotik olmayan bir ağrı kesicidir.

<span class="mw-page-title-main">Piyelonefrit</span> Hastalık

Piyelonefrit böbreğin piyelumuna (pelvisine) ulaşmış bir yükselen idrar yolu enfeksiyonudur. Eğer enfeksiyon ciddi ise "ürosepsis" terimi ile eşanlamlı olarak kullanılır. Tedavisi için antibiyotik, ayrıca hastalığın temel nedeninin giderilmesi gerekir. Nefritin bir türüdür. Piyelit olarak da adlandırılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Kolorektal cerrahi</span> Rektumdaki sorunlar için tıp uzmanlığı

Kolorektal cerrahi ve proktoloji; kalın bağırsak (kolon), rektum ve makat bölgesi hastalıkları ile ilgilenen Tıp dalına verilen addır. Günümüzde proktoloji terimi ile; makat hastalıkları ile ilgilenen bölüme, proktoloji uzmanı ise makat hastalıkları üzerine uzmanlaşan Genel Cerrahlar ifade edilmektedir. Kolorektal Cerrahi ve proktoloji alanında çalışan cerrahlara ise Kolorektal Cerrah veya proktolog adı verilir. Proktoloji kelimesi Yunancadaki makat anlamına gelen ‘Proktos’ ve bilim anlamına gelen ‘Logos’ kelimelerinden türetilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kolonoskopi</span>

Kolonoskopi, kalın bağırsağın makattan girilerek, sakinleştirici ilaç (sedasyon) veya anestezi altında bir fiberoptik kamera ile monitör altında incelenmesi. Kolonoskopi işleminden bir gün önce hastaya müshil ilacı verilerek bağırsak temizliği veya bağırsak hazırlığı yapılır. Kolonoskopi uygulaması sırasında hastalar anestezi ile uyutulduğu veya sakinleştirici verildiği için ağrı ve acı hissetmemektedir.

<span class="mw-page-title-main">Rektum kanseri</span>

Kalın bağırsağın makata yakın olan bölümüne rektum adı verilir ve bu bölümden kaynaklanan kötü huylu tümörlere rektum kanseri adı verilir. 35 yaştan itibaren sıklığı artmakla birlikte en sık 70 yaştan sonra rastlanır. Batı dünyasında en sık rastlanan üçüncü kanser tipi ve ölüme yol açan kanserler arasında ikinci sıradadır. Çoğunlukla kalın bağırsakta meydana gelen adenom poliplerden ortaya çıkar. Kalın bağırsak kanseri her yaşta görülmesine karşın, hastaların % 90'ından fazlası, kırk yaş ve üzerindedir. Bu yaştan itibaren her on yılda risk yaklaşık iki katına çıkar. Ailesinde kalın bağırsak kanseri veya kalın bağırsak polipi bulunanlar ve ülseratif kolit hastalığı olanlarda risk artar.

<span class="mw-page-title-main">Divertiküler bağırsak hastalığı</span>

Divertiküler hastalık veya diğer adı ile divertiküloz kalın bağırsağın mukoza adı verilen iç yüzeyinin zayıfladığı belirli alanlarda dışarıya doğru cepleşmesi veya fıtıklaşmasıdır. En sık olarak bağırsak içi basıncın artmasına bağlı olarak, kalın bağırsağın nispeten makata yakın olan ‘sigmoid kolon’ adlı bölümünde görülürler. Genellikle 40 yaştan sonra yaşla orantılı olarak artarak görülürler.

Aspirasyon pnömonisi, katı, sıvı ya da gaz niteliğindeki zararlı maddelerin solunum yollarına girerek akciğerlere ulaşmasıyla ortaya çıkan akciğer yangısıdır. Etyolojisinde, çoğunlukla bilinç kaybına neden olan risk faktörleri ön plandadır.

<span class="mw-page-title-main">Akut karın</span>

Akut karın aniden, şiddetli bir şekilde ortaya çıkan karın ağrısı anlamına gelir. Çoğu vakada acil ve spesifik tanı gerektiren tıbbi bir acil durumdur. Bazı durumlarda acil cerrahi müdahale gerektirir.

<span class="mw-page-title-main">Karın ağrısı</span> mide ağrıları

Karın ağrısı, ciddi ve ciddi olmayan tıbbi durumlarla ilişkili olabilen bir semptomdur.

<span class="mw-page-title-main">Künt travma</span>

Künt travma veya perforan (delici) olmayan travma; bir fiziksel travma sonrası ortaya çıkan durumdur. Bir nesne cildi deldiğinde ve vücudun bir dokusuna girerek açık bir yara ve çürük oluşturduğunda ortaya çıkan delici travmadan (penetran) farklı bir durumdur.

<span class="mw-page-title-main">Divertikülit</span> sindirim kanalı çeperini geçen mukoza fıtığı.

Divertikülit, özellikle kolon divertiküliti, kalın bağırsağın duvarında gelişebilen anormal keselerin (divertikül) iltihaplanması ile karakterli bir mide-bağırsak hastalığıdır. Semptomlar tipik olarak ani başlayan alt karın bölgesi ağrısını içerir ancak başlangıç birkaç gün içinde de ortaya çıkabilir. Mide bulantısı ve ishal veya kabızlık görülebilir. Dışkıda kan görülmesi veya ateş bir komplikasyon olduğunu düşündürür. Tekrarlanan ataklar meydana gelebilir.