
Avram Noam Chomsky (,

Yapısalcılık, 1950'lerde dilbilimden doğmuş; sanat, antropoloji ve psikolojiyi de etkilemiş bir eleştirel analiz biçimidir. Yapısalcılığa göre, kültürel olaylar sözlü ve sözsüz işaret sistemlerinden oluşur. Bu tür sistemler bir "dil" içerir ve bu diller insan aklının ve davranışlarının belirleyici unsuru olma işlevini taşır.

Dilbilim, dil bilimi, lengüistik ya da lisaniyat; dilleri dilbilgisi, söz dizimi (sentaks), ses bilgisi (fonetik), ses bilimi (fonoloji), biçimbilim (morfoloji) ve edimbilim (pragmatik) gibi çeşitli yönlerden yapısal, anlamsal ve bildirişimin çıkış bağlamını temel alarak sözlerin gönderimlerini ve iletişimde dilin yaptırım gücünü inceleyen bilim dalıdır.

Endonezce ya da Endonezya dili, Endonezya ve çevresinde yaklaşık 300 milyon kişi tarafından konuşulan Avustronezya dil ailesine bağlı bir dil. Malaycanın standartlaştırılmış bir değişkesi olan Endonezce Endonezya'nın dünyanın en kalabalık dördüncü ülkesi olmasına bağlı olarak dünyanın en çok konuşulan dillerinden biridir. Tarih boyuncaGüneydoğu Asya takımadaları üzerinde lingua franca olarak kullanılmıştır. 700'den fazla yerel dilin konuşulduğu Endonezya'nı resmî dilidir. 1976-1999 yılları arasında Endonezya hakimiyetine bağlı olarak Doğu Timor'da resmî dil olarak kullanılmış olup daha sonra İngilizce ile birlikte çalışma dili olarak kabul edilmiştir. Kasım 2023'te UNESCO'nun resmî dillerinden biri olarak kabul edilmiştir. Endonezya'nın 1945'te bağımsızlığını ilan etmesinden sonra standartlaştırılmış bir Malayca şivesi olmasına bağlı olarak Endonezce ve Malayca farklı diller olarak kabul edilmelerine rağmen neredeyse aynıdırlar.
Edimbilim, edim bilimi veya pragmatik, işaretlerin kullanımı ve işaretler ile işaretlerin kullanıcıları arasındaki ilişkiyi inceler. Edimbilim, dilsel fiilleri ve dilin kullanımını araştıran dilbilimsel bir alandır. Sözdizim ve anlambilimin yanı sıra dilsel göstergelerin özellikleriyle uğraşan göstergebilimin alt alanıdır.

Roman Osipoviç Jakobson, Rus düşünür.
Sözdizim, söz dizimi ya da Fransızcadan ödünçleme biçimiyle sentaks, doğal dillerdeki cümle kurma ilke ve kurallarını inceleyen ve bu dildeki cümlelerin esnekliğini inceleyen dilbilim dalıdır.
Eski Yunanca "birlikte düzenleme, dizme" anlamına gelen sentaks terimi dilbilimde, doğal dillerde nasıl cümle oluşturulacağına dair bir kurallar ve prensipler çalışmasıdır. Bir bilim dalına ait olmasına ek olarak “Modern İrlandacanın Sözdizimi"nde olduğu gibi, sözdizim terimi herhangi bireysel bir dilin cümle yapısına hâkim olan kurallara ve prensiplere de doğrudan ilgili olarak da kullanılır. Sözdizim, dilin yatay, yani satır şeklinde dizilen bir sistem olduğunu gösterir. Bu diziliş, sesten, morfemlere, morfemlerden daha büyük öbeklere dilin her seviyesinde mevcuttur. Sözdizimin yalnız cümle seviyesini gösteren bir terim olarak kullanılması doğru ama eksik bir kullanımdır.
Leonard Bloomfield yapısal dilbilim üzerinde çok kapsamlı araştırmalar yapan ve bu araştırmalarıyla dilbilim tarihini etkilemiş ünlü Amerikalı dilbilimcidir.

Edward Sapir, Amerikalı dilbilimci ve etnologtur. Öncelikli unvanıysa, Amerikan yapısal dilbilimcisidir ve Sapir-Whorf Hipotezi'nin kurucularından biridir.
Psikodilbilim veya ruhdilbilim, psikolojik süreçlerle dilsel etkenler arasındaki iletişimi çalışan disiplindir. Bu disiplin başat olarak dilin nasıl işlendiği, zihin ve beyinde nasıl temsillendiği ile ilgilenir; yani, insanların dili edinmesini, kullanmasını, anlamasını ve üretmesini sağlayan psikolojik ve nörobiyolojik faktörlerle...
Dil biliminde karşılıklı anlaşılabilirlik, farklı fakat birbiriyle ilgili dil türleri konuşanların kasıtlı bir çalışma yapmadan ya da özel çaba harcamadan birbirlerini kolayca anlayabilecekleri diller ya da lehçeler arasında bir ilişkidir. Bu, dilleri lehçelerden ayırt etmekte genellikle en önemli kriter olarak kullanılır, fakat sosyodilbilimsel faktörler de göz önüne alınır.

Formosa dilleri, Tayvan aborjinlerinin konuştuğu dillerdir. Tayvan aborjinleri günümüzde ada nüfusunun yaklaşık %2.3'ünü oluşturmaktakla birlikte, yüzyıllarca süren dil değişikliğinden sonra ana dillerini daha az konuşmaktadırlar. Tayvan kökenli yaklaşık 26 dilden en az 10'u ölü, dördü tehlike altında ve bir kısmı daha az tehlike altındadır.

Sinirdilbilim, sinir dil bilimi, beyin dil bilimi ya da nörolinguistik; insan beyninde dil kavraması, üretimi ve edinilmesini denetleyen sinirsel mekanizmalara ilişkin çalışmaları kapsayan akademik alandır. Disiplinlerarası bir alan olarak sinir dil bilimi; sinir bilimi, dil bilimi, bilişsel bilim, iletişim bozuklukları ve nöropsikoloji gibi dallardan yöntemler ve teorilerden faydalanır. Birçok farklı geçmişi olan sinir dil bilimi araştırmacıları, bu alana çeşitli deneysel tekniklerin yanı sıra büyük oranda farklılık gösteren teorik bakış açıları getirmiştir. Sinir dil bilimi dalında yapılmış çalışmalar ağırlıklı olarak ruh dil bilimi (psikolinguistik) ve kuramsal dil biliminden kaynaklanan modellerin kullanımıyla şekillendirilmiş ve beynin ruh ile kuramsal dil bilimi dallarında dilin üretimi ve kavrayışı için şart olduğu önerilen işlemleri nasıl uyguladığını araştırmaya odaklanır. Sinir dil bilimcileri, beynin dil ile ilgili bilgileri işleme almak için kullandığı işlevbilimsel mekanizmaları araştırır ve afaziyoloji, beyin görüntüleme, elektrofizyoloji ve bilgisayar modellemesini kullanarak dilbilimsel ve ruhdilbilimsel teorileri değerlendirirler.
Bilişsel dilbilim, dili anlama, dil üretimi ve dil ediniminin bilişsel yönleriyle ilgilenen bir bilişsel bilim dalıdır. Bilişsel dilbilimin ana araştırma alanları arasında doğal dillerde kategorizasyon, sözdizimi ve anlambilim arasındaki arayüz, dilin deneyim ve algıdaki temeli ve dil ile düşünce arasındaki ilişki yer almaktadır. Dilin bilişle nasıl etkileşime girdiğini, dilin düşünceleri nasıl oluşturduğunu ve dilin zaman içindeki ortak zihniyetteki değişime paralel olarak evrimini açıklar.
Uygulamalı dilbilim, genel dilbilimin bir alanıdır. Dil öğrenimi araştırmaları, dil betimlemesi, ayrıca dilbilimsel görüş altında doğa bilimleri, kültür bilimi, bilgi bilimi, hukuk ve ruhbilimdeki sorunlarla disiplinlerarası olarak ilgilenmektedir. Diğer alanlardaki dille ilgili problemlerin çözümlenmesinde dilbilimsel teori, metot ve bilgilerin kullanımı da bu alanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırma nesnesi olarak dille ilgili çok farklı görüşler ile farklı yaklaşımlar ve dilbilimin başka bilimlerden yararlanma özelliğinden dolayı genel dilbilim ve uygulamalı dilbilim arasında genel belirlenmiş bir sınırlama yoktur. "Uygulamalı dilbilim" kavramı altında ne anlaşıldığı tam olarak net değildir. Bir taraftan gerçek uygulamalı dilleri araştıran bir alt alan olarak anlaşılırken, diğer taraftan uygulama sonunda elde edilen araştırma sonuçlarının kullanılmasıyla ilgili bir alt alan olarak anlaşılmaktadır. Genel/teorik ve uygulamalı dilbilim arasındaki bu özel durum sorun yaratmaktadır. İngiliz dili ile ilgili bilimsel alanda "applied linguistics" mi yoksa "linguistics applied" kavramının kullanılacağı konusundaki adlandırma karşıtlığı tartışılmaktadır.
Bilişsel dil bilgisi, Ronald Langacker tarafından geliştirilen ve dil bilgisi, anlambilim ve sözlükçenin ayrı süreçler olarak var olmadıklarını; aksine, bir süreklilik içinde var olduklarını varsaydığı dilde bilişsel bir yaklaşımdır. Dile dair bu yaklaşım, bilişsel dilbilimin ilk projelerinden birisidir. Bu yaklaşıma göre dil bilgisi, anlamdan bağımsız olarak çalışan bir biçimsel sistem değildir. Aksine, dil bilgisi kendi başına anlamlı ve anlambilimden ayrılmazdır.
İletişimsel yeterlilik, bir dil kullanıcısının sözdizimi, morfoloji, fonoloji ve benzerlerine ilişkin gramer bilgisini ve ayrıca ifadelerin nasıl ve ne zaman uygun şekilde kullanılacağına ilişkin sosyal bilgiyi kapsar.
Gülşat Aygen, Türkiye'de doğmuş bir dilbilimci, eğitimci, yazar, editör ve çevirmendir. Dr. Aygen'in araştırma gündemi, hem kuramsal hem de uygulamalı dilbilimi, biçim-sözdizimini, dil eğitimini ve ana dili Türkçe başta olmak üzere birçok Türk dilini kapsar. Halen Northern Illinois Üniversitesi'nde dilbilim alanında seçkin bir öğretim profesörüdür.

Ternate veya Ternatese Doğu Endonezya'nın bir Kuzey Halmahera dilidir. Ternate Adası'nda ve Halmahera, Hiri, Kayoa ve Bacan Adaları dâhil olmak üzere Kuzey Maluku'daki bazı komşu bölgelerde konuşulmaktadır. Tarihsel olarak, baharat ticaretindeki rolüyle ünlü Ternate Sultanlığı'nın dilidir. Bir Kuzey Halmahera dili, Endonezya'nın Avustronezya dil ailesine ait çoğu dilinden farklıdır.
Dil emperyalizmi, baskın bir dilin diğer dillere kıyasla toplumlar ve ülkeler üzerinde hakim olmasıdır. Bu tek taraflı dil dayatması emperyalizm sayesinde gerçekleşir ve milletlerin kimliklerini zayıflatmak için kullanılan bir sömürü şeklidir.