İçeriğe atla

Dihidroksiaseton

Dihidroksiaseton
Kimyasal adıDihidroksiaseton
Diğer adları DHA
Gliseron
Kimyasal formülC3H6O3
Molekül ağırlığı 90.08 g/mol
CAS numarası 96-26-4
Ergime noktası 75-80 °C
Kaynama noktası°C
SMILESOCC(=O)CO
Kaynakça ve sorumluluk reddi

Dihidroksiaseton veya bilinen adlarıyla DHA, Gliseron, ışıksız solaryum ve gıda sektörlerinde kullanılan basit bir üç karbonlu karbonhidrattır. Bu şeker türü çoğu zaman şeker pancarı ve şeker kamışından gliserinin fermantasyonuyla elde edilir.

Kimya

DHA, C3H6O3 formülüyle gösterilen üç karbonlu bir şekerdir. Higroskopik kristal toz halinde bulunan DHA, şekerli bir tada ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Tüm ketozlar arasında en basiti olan DHA, bu grup içinde optik etkinliği olmayan tek şeker olup, yine kiraliteye (moleküllerin karşılıklı simetrik olma durumu) sahip olmayan da tek şekerdir. Normal halde çift molekül halinde bulunan DHA, suda ve etanolde yavaşça çözünür.[1] Taze olarak hazırlandığında yavaşça monomer haline geri döner. DHA molekülü, monomer halde suda, etanolde, dietil eterde ve asetonda çok rahat çözünebilir.

DHA, gliseraldehit ile beraber, gliserol ile olan yavaş yanma ile hazırlanabilir. Örneğin katalizör olarak hidrojen peroksit ve demir tuzlarının kullanılması bu yönteme girer.

Biyoloji

DHA'nın fosfat formu olan dihidroksiaseton fosfat, (DHAP) glikolizde kullanılır. Pirüvat ile karşılaştırıldığında, DHA, spor besini şeklinde satılmaktadır. Bu sayede sporcuların ağız yoluyla aldığı DHA, yağ yakıcı ve kas arttırıcı olarak işlev görmektedir.[2][3]

Kullanım

DHA, 1920'lerde ilk kez bir deri renklendirme ürünü olarak Alman kimyacılar tarafından keşfedildi. X ışını işleminde kullanılan DHA'nın, deriye döküldüğünde deriyi kahverengiye çevirdiği gözlemlenmişti. II. Dünya Savaşı başladığında DHA üretimi savaş ürünlerinin bir parçası oldu.

1950'lerde Cincinnati Üniversitesi'nden Eva Wittgenstein, dihidroksiaseton ile yaptığı çalışmalarla tanındı.[4][5][6][7] Wittgenstein'ın çalışmaları arasında çocuklardaki glikojen depolama hastalığını önlemek amacıyla DHA'nın hap olarak çocuklara verilmesi yer almaktaydı. Çocuklar üzerindeki bu çalışma sırasında birtakım denekler DHA'yı üstüne döktü ve bunu izleyen birkaç saat sonra dökülen bölgenin kahverengiye döndüğü keşfedildi.

Eva Wittgenstein bu madde üzerinde çalışmaya devam etti. Önce kendi derisini DHA ile boyadı ve bunun bir pigmentasyon ürünü olarak kullanılabileceğini fark etti. Tüm bunların yanında DHA maddesi, derinin biraz daha altındaki tabakalara kadar ulaşamamaktaydı. Aynı şekilde çözelti, ölü derilerde etkisizdi. Bu keşif, vitiligo hastalığı için yeni bir çözümdü. Bu renklendirme yöntemi toksik olmadığı gibi Maillard tepkimesine benzerdir. Günümüzde gıda sanayisinde önemli bir yere sahip olan bu tepkime, 1912 yılında ilk kez Louis Camille Maillard tarafından keşfedilmiştir.

DHA molekülleri, aminoasit gruplarıyla tepkimeye girebilir. Bunun en bilinen örneği de bir çeşit protein olan keratin kaplı olan deride yol açtığı renk değişikliğidir. Her bir aminoasit türü, DHA ile farklı şekilde tepkimeye girer. Bu tepkimeler sonucunda, sarıdan kahverengiye kadar olan bir renk aralığında renk değişimleri gözlenir. Bu yeni pigmentler de melanoidin olarak adlandırılır. Bunlar melanine yakın bir pigmenttir ve ultraviyole ışınların etkisi kadar koyu bir renk verebilir.

Şarap yapımı

Asetik asit bakterileri olan A. aceti ve G. oxydan gliserolü bir karbon kaynağı olarak kullanır. Sonuç olarak da bu tepkimelerden dihidroksiaseton çıkar. DHA, bir bakıma gliserolün ketogenezidir.[8] DHA, bir şarabın kalitesine ve tadına etki edebilir. Yine DHA, prolin ile birleşerek kabuksu bir aroma elde etmede kullanılabilir.[8][9][10] Dihidroksiaseton, şarapta SO2 moleküllerini bağlayarak antibakteriyel bir etki de gösterir.[11]

Işıksız solaryum

Coppertone adlı güneşsiz solaryum losyonları ilk defa 1960'larda tüketiciye tanıtıldı. Başta "Quick Tan" veya "QT" olarak tanınan ürünün ardından aynı formülle diğer markalar izledi. Ancak tüketiciler bu ürünlerden kısa sürede ümidini kesti. Çünkü bu losyonların birçoğu hafif bir renk koyulaştırma dışında hiçbir pigment değişimi göstermemekteydi. 1970'lerde FDA, DHA'yı kozmetik kataloğuna ekledi.[12]

1980'lerde ise yeni nesil güneşsiz solaryum ürünleri marketlerde yerini aldı. Bu kuşaktaki ürünler daha tatmin ediciydi. Bu başarıların ardından birçok firma kendine ait formüle sahip ve renk çeşidi olan ürünler çıkardı. Günümüzde dihidroksiaseton, bu koyulaştırıcı ürünlerin temel maddesidir. Tene değen bir DHA solüsyonu, su veya başka çözücülerle geçmemektedir. Bu koyu rengin açılması için 3 ilâ 10 günün geçmesi gerekmektedir.

Kaynakça

  1. ^ Merck Index, 12th Edition, 3225.
  2. ^ "Pyruvate Biochemical Information". 26 Haziran 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Şubat 2009. 
  3. ^ "Pyruvate combined with DHA as a supplement". 30 Eylül 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Şubat 2009. 
  4. ^ "Eva Wittgenstein and DHA". 1 Şubat 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Şubat 2009. 
  5. ^ WITTGENSTEIN E, GUEST GM (1961). "Biochemical effects of dihydroxyacetone". J. Invest. Dermatol. Cilt 37. ss. 421-6. PMID 14007781. 
  6. ^ GOLDMAN L, WITTGENSTEIN E, BLANEY D, GOLDMAN J, SAWYER F (1961). "Studies of some physical properties of the dihydroxyacetone color complex". J. Invest. Dermatol. Cilt 36. ss. 233-4. PMID 13706567. 
  7. ^ WITTGENSTEIN E, BERRY HK (1960). "Staining of skin with dihydroxyacetone". Science. Cilt 132. ss. 894-5. doi:10.1126/science.132.3431.894. PMID 13845496. 
  8. ^ a b Drysdale, G.S. and Fleet, G.H. (1988). "Acetic acid bacteria in winemaking: a review". American Journal of Enology Viticulture. Cilt 39. ss. 143-154. 
  9. ^ Margalith, Pinhas Flavor microbiology Thomas, 1981. ISBN 0-398-04083-4
  10. ^ Roger B. Boulton, Vernon L. Singleton, Linda F. Bisson, Ralph E. Kunkee Principles and Practices of Winemaking Springer, 1999. ISBN 0-8342-1270-6
  11. ^ Eschenbruch R, Dittrich HH. (1986). "Metabolism of acetic acid bacteria in relation to their importance to wine quality". Zentrablatt für Mikrobiologie. Cilt 141. ss. 279-289. 
  12. ^ "FDA Approval of DHA". 3 Aralık 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Şubat 2009. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Bakteri</span> mikroorganizma üst âlemi

Bakteri (İngilizce telaffuz: [bækˈtɪəriə] ( dinle); tekil isim: bacterium), tek hücreli mikroorganizma grubudur. Tipik olarak birkaç mikrometre uzunluğunda olan bakterilerin çeşitli şekilleri vardır, kimi küresel, kimi spiral şekilli, kimi çubuksu, kimi virgül şeklinde olabilir. Yeryüzündeki her ortamda bakteriler mevcuttur. Toprakta, deniz suyunda, okyanusun derinliklerinde, yer kabuğunda, deride, hayvanların bağırsaklarında, asitli sıcak su kaynaklarında, radyoaktif atıklarda büyüyebilen tipleri vardır. Tipik olarak bir gram toprakta bulunan bakteri hücrelerinin sayısı 40 milyon, bir mililitre tatlı suda ise bir milyondur; toplu olarak dünyada beş nonilyon (5×1030) bakteri bulunmaktadır, bunlar dünyadaki biyokütlenin çoğunu oluşturur. Bakteriler gıdaların geri dönüşümü için hayati bir öneme sahiptirler ve gıda döngülerindeki çoğu önemli adım, atmosferden azot fiksasyonu gibi, bakterilere bağlıdır. Ancak bu bakterilerin çoğu henüz tanımlanmamıştır ve bakteri şubelerinin sadece yaklaşık yarısı laboratuvarda kültürlenebilen türlere sahiptir. Bakterilerin araştırıldığı bilim bakteriyolojidir, bu, mikrobiyolojinin bir dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Süt</span> Memelilerin meme bezleri tarafından üretilen beyaz sıvı

Süt, dişi memelilerin yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek olan beyaz bir sıvıdır. Ayrıca bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz suya ve erkek balığın tohumuna da süt denir.

<span class="mw-page-title-main">Karbon</span> sembolü C ve atom numarası 6 olan kimyasal element; bilinen tüm yaşamın ortak unsuru

Karbon, doğada yaygın bulunan ametal kimyasal elementtir. Evrende bolluk bakımından altıncı sırada yer alan karbon, kızgın yıldızlarda hidrojenin termonükleer yanmasında temel rol oynar. Dünyada hem doğal halde, hem de başka elementlerle bileşik halinde bulunan karbon, ağırlık olarak Dünya'nın yerkabuğunun yaklaşık %0,2'sini oluşturur. En arı (katışıksız) biçimleri elmas ve grafittir; daha düşük arılık derecelerinde maden kömürünün, kok kömürünün ve odun kömürünün bileşeni olarak bulunur. Atmosferin yaklaşık % 0,05'ini oluşturan ve bütün doğal sularda erimiş olarak bulunan karbon dioksit, kireç taşı ve mermer gibi karbonat mineralleri, kömürün, petrolün ve doğalgazın başlıca yapıtaşları olan hidrokarbonlar, en bol bulunan bileşikleridir.

<span class="mw-page-title-main">Antioksidan</span>

Antioksidan veya yükseltgeme önleyici, yağların oksidasyonunu yavaşlatan madde. Canlılarda, kimyasal süreçler, özellikle oksitlenme, erkin radikallerin oluşmasına neden olur. Yüksek derecede ayıraç olan serbest radikaller farklı moleküller ile kolayca tepkimeye girebilir ve böylece hücrelere, canlıya zarar verebilir. Antioksidanlar serbest radikallerle tepkimeye girerek hücrelere zarar vermelerini önler. Bu özellikleriyle hücrelerin anormalleşme ve sonuç olarak tümör oluşturma risklerini azalttıkları gibi, hücre yıkımını da azalttıkları için, daha sağlıklı ve yaşlılık etkilerinin en az olduğu bir yaşam yaşama şansını yükseltir.

<span class="mw-page-title-main">Pigment</span>

Pigment ya da boyar madde, suda tamamen veya hemen hemen çözünmeyen renkli bir malzemedir. Bunun tersine, boyalar genelde, en azından kullanımlarının bir aşamasında çözünürdür. Boyalar genellikle organik bileşik pigmentler ise genellikle inorganik bileşikdir. Tarih öncesi ve tarihi değeri olan pigmentler arasında koyu sarı, odun kömürü ve lapis lazuli bulunur. Sanayide olduğu kadar sanatta da kalıcılık ve istikrar istenen özelliklerdir. Kalıcı olmayan pigmentler kaçak olarak adlandırılır. Kaçak pigmentler zamanla veya ışığa maruz kaldıkça solarken bazıları sonunda kararır. Pigmentler boya, mürekkep, plastik, kumaş, kozmetik, gıda ve diğer malzemeleri renklendirmede kullanılır. İmalat ve görsel sanatlarda kullanılan çoğu pigment kuru renklendiricidir ve genellikle ince bir toz hâlinde öğütülür. Boyada kullanım için bu toz, pigmenti askıya alan görece nötr veya renksiz bir malzeme olan bağlayıcıya eklenir ve boyaya yapışkanlık verir. Genellikle aracında çözünmez olan bir pigment ile kendisi bir sıvı olan veya aracında çözünen boya arasında bir ayrım yapılır. Renklendirici, ilgili araca bağlı olarak bir pigment veya bir boya görevi görebilir. Bazı durumlarda pigment, bir metalik tuzla çözülebilir bir boyanın çökeltmesi ile boyadan üretilebilir. Oluşan pigmente göl pigmenti denir. Biyolojik pigment terimi, çözünürlüklerinden bağımsız olarak tüm renkli maddeler için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Fruktoz</span> altı karbonlu bir monosakkaritt

Fruktoz, birçok besin maddesinde bulunan altı karbonlu bir monosakkarittir. Beyaz katı bir görünüme sahip olan fruktoz, suda çok kolay çözünür. Bal, ağaç meyveleri, kavun ve karpuzun da dahil olduğu familyadaki meyveler, dutsu meyveler (berry) ve bazı kök sebzeleri, kayda değer miktarlarda fruktoz içeren sükroz içerir. Sükroz, glukoz ve fruktozun bir araya gelmesiyle meydana gelen bir disakkarittir. Dünya çapında her yıl doğal olarak 240.000 ton fruktozun ototrof canlılar aracılığıyla üretildiği tahmin edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Bağışıklık sistemi</span> canlılarda hastalıklara karşı koruma sağlayan biyolojik savunma sistemi bütünü

Bağışıklık sistemi, bir canlıdaki hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin toplamıdır. Sistem, canlı vücudunda geniş bir çeşitlilikte, virüslerden parazitik solucanlara, vücuda giren veya vücutla temasta bulunan her yabancı maddeye kadar tarama yapar ve onları, canlının sağlıklı vücut hücrelerinden ve dokularından ayırt eder. Bağışıklık sistemi, çok benzer özellikteki maddeleri bile birbirinden ayırabilir, örneğin; bir amino asidi farklı olan proteinleri bile birbirinden ayırabilecek özelliğe sahiptir. Bu ayrım, patojenlerin konak canlıdaki savunma sistemine rağmen enfeksiyon yapmaları için yeni yollar bulmalarına, bazı uyumlar sağlamalarına neden olacak kadar karmaşıktır. Bu mücadelede hayatta kalmak için patojenleri tanıyan ve onları etkisizleştiren bazı mekanizmalar gelişmiştir. Doğadaki tüm canlılar kendilerinden olmayan doku, hücre ve moleküllere karşı savunma sistemlerine sahiptirler. Hatta bakteriler gibi basit tek hücreli canlılarda da onları viral enfeksiyonlara karşı koruyan enzim sistemleri bulunur. Yüksek canlılardaysa çok daha karmaşık bir bağışıklık sistemi vardır. Omurgalılarda bağışıklık sistemi özel işlevlere sahip çok sayıda farklı hücre ve molekül içermektedir.

<span class="mw-page-title-main">Enzim</span> biyomoleküller

Enzimler, kataliz yapan biyomoleküllerdir. Neredeyse tüm enzimler protein yapılıdır. Enzim tepkimelerinde, bu sürece giren moleküllere substrat denir ve enzim bunları farklı moleküllere, ürünlere dönüştürür. Bir canlı hücredeki tepkimelerin neredeyse tamamı yeterince hızlı olabilmek için enzimlere gerek duyar. Enzimler substratları için son derece seçici oldukları için ve pek çok olası tepkimeden sadece birkaçını hızlandırdıklarından dolayı, bir hücredeki enzimlerin kümesi o hücrede hangi metabolik yolakların bulunduğunu belirler.

<span class="mw-page-title-main">Gıda katkısı</span>

Gıda katkıları, gıda endüstrisinin gıdanın üretimi, hazırlanması, ambalajlaması ve/veya depolamasında gıdaya dayanıklık, yoğunluk, renk vermek için katılan madde veya madde karışımlarıdır.

Ultraviyole (UV) veya morötesi; dalga boyu görünür ışıktan kısa, ancak X-ışınlarından uzun olan bir elektromanyetik radyasyon şeklidir. Güneş ışığında bulunur ve Güneş'ten çıkan toplam elektromanyetik radyasyonun yaklaşık %10'unu oluşturur. Ayrıca elektrik arkları, Çerenkov radyasyonu, cıva buharlı lambalar, bronzlaşma lambaları ve siyah ışık gibi kaynaklar tarafından üretilir. Uzun dalga boylu UV fotonları atomları iyonize edecek enerjiye sahip olmadığı için iyonlaştırıcı bir radyasyon olarak kabul edilmese de, kimyasal reaksiyonlara neden olabilir ve birçok maddenin parlamasına neden olabilir. Kimyasal ve biyolojik etkiler de dahil olmak üzere pek çok pratik uygulama, UV radyasyonunun organik moleküllerle etkileşime girmesinden türer. Bu etkileşimler emilimi veya ısıtma dahil moleküllerdeki enerji durumlarının ayarlanmasını içerebilir.

<span class="mw-page-title-main">Kozmetik</span>

Kozmetik, bir kimseyi daha çekici hâle getirmek ya da görünüm sorunlarını gidermek için kullanılan ürünleri, uygulanan bakım ve tedavileri kapsayan bir kavram. Kozmetiğin bir alt alanı olan makyaj; ruj, maskara ve fondöten gibi yüzü ve çevresini güzelleştirmek veya farklı bir görünüm vermek için uygulanan kozmetik ürünleri ve işlemleri kapsar. Makyaj malzemeleri haricinde saç bakımı ve cilt bakımı ürünleri, saç boyası, saç spreyi, saç jölesi, parfüm, makyaj fırçası, pudra pomponu, banyo tuzu, vücut yağ ve kremleri gibi pek çok ürün, kozmetik sınıfına girmektedir. Kozmetoloji hizmetler güzellik salonu, klinik, poliklinik, hastane'lerde uzmanlar tarafından, ayrıca bireysel olarak evde yapılabilir. Dünya çapında L'Oréal, Maybelline, IsaDora, Kiehl's, Coty, Wella, Faberlic, Oriflame, Chanel, Johnson & Johnson, Procter & Gamble, Unilever, Shiseido, Beiersdorf, LVMH, Kao, Mary Kay, Revlon ve Estée Lauder Companies, Dolce & Gabbana, Gucci gibi büyük kozmetik şirketleri vardır. Nadir hallerde erkek kozmetiği de yaygındır. Dünya çapındaki kozmetik endüstrisi şu anda 170 milyar ABD Doları tutarında tahmini bir yıllık ciro üretmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Sülfürik asit</span> Kimyasal Madde

Sülfürik(VI) asit ya da halk arasında bilinen ismi ile zaç yağı, H2SO4, güçlü bir mineral asididir. Olası kâşifi 8. yüzyıl simyacısı Cabir bin Hayyan tarafından yenime uğratıcı, renksiz ve yoğunluğu yüksek sıvı olarak tanımlanmıştır. Suda her konsantrasyonda çözünebilir. Büyük ölçüde korozif oluşu, güçlü asidik yapısından ve dehidrasyon özelliğinden kaynaklanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Miller-Urey deneyi</span> Kimyasal evrimin oluşumunu denemek üzere oluşturulan deney

Miller-Urey Deneyi kimyasal evrimin oluşumunu denemek üzere, 1952'deki bilimsel görüşe göre dünyanın ilk zamanlarında var olduğu koşulların benzetim yöntemiyle oluşturulduğu bir deneydi. Bu deney, özellikle Aleksandr Ivanovich Oparin ve J.B.S. Haldane'in, ilkel dünya üzerindeki koşullarda var olan inorganik öncüllerinin kimyasal tepkimeler yoluyla organik bileşikleri sentezlediği hipotezini sınamak içindi. Abiyogenez konusunda klasik bir deney olduğu kabul edilen bu deney, 1952 yılında Stanley Lloyd Miller ve Harold Urey tarafından Chicago Üniversitesi'nde yapılmıştı.

<span class="mw-page-title-main">Kapsaisin</span>

Kapsaisin (8-metil-N-vanilil-6-nonenamid), Biber cinsine ait bitkiler olan acı biberlerin aktif bileşenidir. İnsanlar da dahil olmak üzere memeliler için tahriş edici ve nörotoksin kimyasaldır ve temas ettiği herhangi bir dokuda yanma hissi üretir. Kapsaisin ve birkaç ilgili alkaloid'e kapsaisinoidler denir ve muhtemelen belirli memelilere ve mantarlara karşı caydırıcı olarak acı biber tarafından ikincil metabolitler olarak üretilir. Saf kapsaisin hidrofobik, renksiz, çok acı, seffaftan mumsu katıya değişen bir bileşiktir.

<span class="mw-page-title-main">Diyabet</span> Kandaki glikoz seviyesinin aşırı artmasından kaynaklanan metabolik bozukluk

Diabet ya da Diabetes mellitus, sıklıkla yalnızca diabet ya da diyabet veya halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kandaki glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok sayıda kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. Diyabetes Mellitus ya insülin salgılanmasındaki yetersizlik ya da insülinin etkisindeki veya insülin cevabındaki bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan yüksek kan şekerinin yol açtığı birkaç grup hastalığı tanımlamak için kullanılan ortak bir terimdir.

<span class="mw-page-title-main">Şelatlama</span>

Şelasyon iki veya çok dişli bir kimyasal ligandın iyonik bir substrata bağlanması veya komplekslenmesidir. Bu ligandlar ki genelde organik bileşiklerdir, şelatör veya şelat ajanı olarak adlandırılır. Şelatörler, ASTM-A-380 standardına göre, "belli metal iyonları ile suda çözünür kompleksler oluşturan kimyasallardır, bu sayede iyonu etkinsizleştirerek onun başka elementler veya iyonlarla tepkitmeyerek, çökelek veya tortu oluşmamasını sağlar". Ligand, substrat ile birleşip bir şelat kompleksi meydana getirir. Bu terim, metal iyonunu şelatördeki iki veya daha çok atomla bağlandığı kompleksler için kullanılır. Literatürde metal iyonu tutan bağların sayısına değinmek için dişlilik terimi kullanılır, örneğin yandaki resimde görülen EDTA altı dişli bir şelatördür.

Bu, gıda katkı maddelerinin listesidir.

<span class="mw-page-title-main">Akrilamid</span> kimyasal bileşik

Akrilamid (ya da akrilik amid) C3H5NO kimyasal formülüne sahip kimyasal bileşik. IUPAC ismi prop-2-enamiddir. Beyaz kokusuz bir kristal katıdır, su, etanol, eter ve kloroform içinde çözünür. Akrilamid asit, baz, oksitleyici ajanlar, demir ve demir tuzlarının bulunduğu ortamda parçalanır. Termal olmayarak bozunması amonyak ve termal bozunması karbon monoksit, karbon dioksit ve azot oksitleri üretir.

<span class="mw-page-title-main">Kan şekeri seviyesi</span>

Kan şekeri seviyesi, kan şekeri konsantrasyonu veya kan glukoz seviyesi, insanların ve hayvanların kanında bulunan glukoz miktarıdır. Glukoz basit bir şekerdir ve her zaman 70 kilogram ağırlığında bir insanın kanında yaklaşık 4 gram glukoz bulunur. Vücut, metabolik homeostazın bir parçası olarak, başta karaciğer ve pankreas ve bunların yanında ekstrahepatik dokular ve birkaç hormonun rol oynadığı, çok duyarlı homeostatik bir mekanizma ile kan glukoz seviyelerini sıkı bir şekilde düzenler. Glukoz, iskelet kası ve karaciğer hücrelerinde glikojen formunda depolanır. Aç kalan bireylerde, kan glukozu karaciğer ve iskelet kasındaki glikojen depoları harcanarak sabit seviyede tutulur.

<span class="mw-page-title-main">Carmine</span> Karminik asitten türetilen parlak-kırmızı renkte bir pigmenttir

Carmine, ayrıca kırmız, kırmız özü, kıpkırmızı göl veya karmin gölü, doğal kırmızı 4, CI 75470 veya E120 , karminik asit'ten türetilen alüminyumdan kompleks elde edilen parlak-kırmızı renkte bir pigment'tir. Aynı zamanda özellikle koyu kırmızı renk için genel bir terimdir.