İçeriğe atla

Değişim körlüğü

Değişim körlüğü görevinde örnek olarak kullanılabilecek resimler

Değişim körlüğü, görsel uyaranın bir değişiklik tanıtıldığında ve gözlemci bunu fark etmediğinde oluşan şaşırtıcı bir algısal fenomendir. Örneğin, gözlemciler genellikle bir görüntüde oluşan, kapatılıp tekrar açılan büyük farklılıkları fark etmede başarısız olurlar.[1] İnsanların değişiklikleri belirlemedeki zayıf yetenekleri, temel sınırlamaları yansıtmak için öne sürülmüştür. Değişim körlüğü çok araştırılan bir konu haline gelmiş, görgü tanığı ifadelerinde ve araba kullanırken dikkat dağılması gibi alanlarda önemli pratik sonuçları olabileceği iddia edilmiştir.

İnsanlar odak noktalarını sabit tuttukları zaman bu durumu daha sık yaşamaya mecbur kalırlar

Değişim körlüğünün tarihi

Değişim körlüğünün erken anekdotsal gözlemleri

Psikoloji alanının dışında, değişim körlüğü fenomeni 19. yüzyıldan beri tartışılmaktadır.[2] Sinema alanında, film düzenleme piyasaya sürüldüğünde, editörler arka plandaki değişikliklerin izleyiciler tarafından fark edilmediğini anladılar.[2] Daha geriye gidildiğinde, William James (1842-1910) değişimi algılama yeteneğinden ilk kez kendi kitabı olan Psikolojinin İlkeleri'nde (1890) bahseden kişi olmuştur.[2]

Değişim körlüğünde ilk deneysel raporlar

Değişim körlüğü üzerine yapılan araştırmalar, göz hareketleri ve işler bellek gibi diğer olguların araştırılmasıyla gelişti.[2] Hafızası çok iyi olan bireylerde dahi imaja ait arka planda kalan küçük detayların hatırlanmasında güçlük gözlenmiştir.[3][4] Kompleks bir imaja bakması istenen bireylerin; fotoğrafın ana temasını hatırlamakla birlikte bütün olarak tüm fotoğrafı hatırlayamadıkları görülmüştür.

Değişim körlüğünde laboratuvar çalışmaları; göz hareketleri üzerine yapılan çalışmalarla birlikte 1970'lerde başlamıştır. Değişim körlüğü üzerine ilk çalışmaları yapan McConkie; metin ve kelimelerdeki değişimin gözlemci tarafından farkındalığı ile ilintili bir çalışma yapmıştır. Çalışmada; metin üzerindeki değişimler gözlemci sekmeli göz hareketinde iken yapılmış ve gözlemciler genellikle değişimi algılayamamıştır.[5]

1980'lerin sonlarında göz hareketlerinden bağımsız olarak; değişim körlüğü fenomeni deneysel çalışmalarla açıkça ortaya konmuştur. Pashler'in (1988) çalışması göstermiştir ki; gözlemciye 67 milisaniye verilse dahi mektup üzerindeki dizilerin değişimleri nadir olarak algılanmıştır. Pashler çalışmasının sonunda gözlemcilerin değişimleri saptamalarındaki güçlüğü raporlamıştır. []

1990'larda ve 2000'lerdeki Araştırmalar

Bilgisayar ekranında kompleks gerçek dünya imajlarının gösterilmesi ile birlikte; Dr. George McConkie, Beckman Gelişmiş Bilim ve Teknoloji Enstitüsünde yeni araştırmalara başladı.[6][7] John Grimes ve Dr. George McConkie'nin (1996) gerçek fotoğraflar üzerinden görsel istikrar üzerine çalışmaya başlaması ile birlikte; McConkie, gözdeki sekmelere karşın dünyanın nasıl stave devamlılık içinde algılandığı sorusu üzerine araştırmalara başladı.[8] Bu gelişimler değişim körlüğünün, gerçek dünya üzerindeki fenomenler üzerinden çalışılmasına hizmet etti.[9] Ek olarak; ileri çalışmalar göstermiştir ki, gözdeki sekme hareketleri sırasında büyük değişimlerin gözlenmesinde de güçlük yaşanmaktadır.[10] Bu bağlamdaki ilk çalışmalardan birinde; Blackmore (1995) gözdeki sekmelerle eş zamanlı olarak değişen imajlar üzerinden çalışma yapmıştır. Çalışma sonucunda gözlemcilerin değişimi algılama olasılığının düştüğü gözlenmiştir. Fenomenin etkisi sahneler arası geçişte gri tema kullanımında artmıştır. Araştırmanın bir başka sonucu ise gözlemcinin sabit bir noktaya odaklandığındaki fenomen etkisinin artışı olmuştur. Sonuç olarak; göz bir noktaya sabit odaklandığında arka plan değişimlerin algılanma olasılığı düşmektedir. Bu durum; görsel istikrarla birlikte geçişken hafızanın sekme hedefi oluşturmasından kaynaklanmaktadır.[6][7][11] Bununla birlikte 1990'ların ortalarında yapılan başka bir an göstermiştir ki, belirli bir sahneye odaklanan gözlemcinin değişimi algılama olasılığı düşüktür. Rensink, O'Regan & Clarke ortaya koymuştur ki değişim körlüğü belli bir sahneye odaklanılmasına karşın yaşanabilir. Örtülü bir uyarıcı gözün sekme hareketinde verildiğinde bunun algılanma olasılığının düşük olduğu gözlemlenmiştir.[9] Bu araştırma; değişim körlüğünün, ufak bir engellenmede bile etkili olabileceğinden bu yöndeki çalışmalara kritik bir katkıda bulunmuştur. Değişim körlüğü üzerindeki pratik uygulamalar fenomen üzerindeki çalışmaları bir adım daha  taşımıştır. Örneğin; örtülü bir uyarıcı konmamasına karşın gözlemcinin sahne kaçırma olasılığı bulunmaktadır. Gözlemcilerin genellikle zıt imajlar bulunduğu durumda değişiklikleri fark etme olasılığının arttığı görülmüştür.[12] Bu durum arabasının ön camına sinek konan bir sürücünün konumuna benzemektedir. Bu blokaj bireyin arka planda olan biteni kavram olasılığını olumsuz etkilemektedir.

Günümüzdeki Araştırmalar (2010 – 2012)

Değişimi Bulma

Araştırmalar gösteriyor ki, bir değişim körlüğü görevinde değişimleri fark etmek objeler bütünsel olarak işlendiğinde (yüzler gibi) daha kolay oluyor. Kişiler yüz özelliklerindeki değişimleri fark etmeleri gerektiğinde, ev resimlerindeki değişikliğe oranla değişimi daha hızlı fark ediyorlar.[13] Buna rağmen, evin değişimindeki yapıyı daha iyi belirliyorlar.[13] Diğer araştırmacılar değişim körlüğündeki zihinsel değişimin değişiklik daha ortaya çıkmadan başladığını keşfettiler. Daha detaylı olarak, bir değişim körlüğü görevindeki değişimin oluşması öncesinde, beyindeki parietal-oksipital ve oksipital bölgelerde beyin aktivitesi artış gösteriyor.[14] Araştırmacıların belirttiğine göre, değişimi belirlemek ve bir resimdeki değişimi anlamak arasında beyin aktivitesi açısından farklılıklar var. Değişimi belirlemek yüksek ERP (olaya ilişkin potansiyel) ile ilişkilendirilirken, değişimi anlamak değişim öncesi ve sonrası ERP artışıyla ilişkilendiriliyor.[15] ERP'deki dalgalanmaların kullanılarak yapıldığı ek araştırmalar gösteriyor ki, algılayan kişi bilinçsel olarak değişimi fark edemese de resimlerdeki değişiklikler (değişim körlüğü) beyinde algılanıyor.[16]

Berrak Rüya

Berrak rüya, kişinin rüya esnasında olayların garip olduğunu ve gerçek hayatta görülmeyen şeyler olduğunu anladığında meydana gelir. Rüyaların garipliğini fark edememe bir değişim körlüğü örneği olarak gösterilebilir, bu tip kişiler berrak rüya göremeyenler olarak adlandırılırlar. Ancak, son zamanlardaki bir çalışma, berrak rüya görenlerin bir değişim körlüğü görevinde berrak rüya görmeyen kişilere oranla daha iyi performans göstermediğini ortaya koydu.[17] Bu yüzden, berrak rüya görenler ile değişim körlüğü arasındaki ilişki bir noktaya kadar güvenilir değildir.

Takımlarda Değişim Körlüğü

Bu konuyla ilgili ilginç bir araştırma gösteriyor ki, değişim körlüğüne maruz kalma, kişiler takım içinde olunca azalıyor. Değişim körlüğü takım içinde hala görülse de, araştırmalar resimler arasındaki değişikliğin bireylere oranla takımlar tarafından daha çok fark edildiğini gösteriyor.[18] Takım çalışması ve iletişim, takımlara resimler arasındaki değişikliği bulma konusunda yardımcı oluyor.[18]

Uzmanlık ve Değişim Körlüğü

Uzmanlık ve değişim körlüğü arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma gösteriyor ki, fizik uzmanları iki fizik problemi arasındaki değişikliği fark etme konusunda acemilerden daha iyiler.[19] Uzmanlar daha derin seviyedeki problemleri analiz etme konusunda daha iyiyken, acemiler yüzeysel seviyedeki analizlerde daha iyiler. Bu araştırmaya göre, değişim körlüğü duruma ve şartlara bağlı olarak değişebilir.

Seçim Körlüğü

Bilişsel psikologlar değişim körlüğü araştırmasını seçim yapmaya kadar genişlettiler. Bir çalışmada, katılımcılara on çift yüz gösterildi ve hangi yüzün daha çekici olduğu soruldu. Bazı çiftler için araştırmacı, katılımcılara seçmedikleri bir yüzü gösterdi. Katılımcıların sadece %26'sı onlara gösterilen yüzün aslında seçtikleri yüz olmadığını fark etti. Araştırmacılar benzerlik oranı yüksek ve düşük çiftleri denediler, fakat değişimi belirleme oranı bu iki durumda farklılık göstermedi. Katılımcılara seçtikleri yüzleri neden seçtikleri de soruldu (seçmedikleri yüz onlara gösterilmesine rağmen). Seçimleri dışında yüzler gösterilmesine rağmen, katılımcılar seçtikleri veya seçmedikleri yüzler için duygusallık, özgüllük ve kesinlik ile ilgili kıyaslanabilir cevaplar verdiler.[20] Farklı bir çalışma gösteriyor ki, niyet ve sonuç arasındaki uyumsuzluğu fark etmedeki başarısızlık, tüketicinin ürün seçiminde[21] ve kişilerin politik tutumlarında yaşanıyor.[22]

Değişim Belirleme Yöntemleri

Sekme Zorlaması Yöntemi

Bu yöntem ilk defa 1995'te bir deneyde kullanılmıştır. Bir resimde bir değişiklik yapılırken aynı anda bilinemeyen yönde bir yöne doğru hareket ettirilir yani sekmeye zorlanır. Bu yöntem göz hareketlerini kopya eder ve değişim körlüğünü boş ekran ve maskeleme uyaranı olmadan tespit edebilir.[10]

Titreme Yöntemi

Bu yöntemde, bir görüntü ve değiştirilmiş başka bir görüntü aralarında boş bir ekran olacak şekilde ileri geri oynatılır.[1] Bu prosedür çok yüksek bir hızda uygulanır ve gözlemcilere iki resim arasındaki farkı görür görmez butona basmaları söylenir.[1] Bu araştırma yöntemi araştırmacılara çok önemli iki bulguyu keşfettirmiştir. İlk bulgu, bir değişim bulmaları gerektiği söylenmiş olsa da bireylerin değişikliği bulma süreleri biraz zaman almaktadır.[1] Hatta bazı durumlarda bireylerin sürekli hareket halinde olan resimlerde değişimin nerede olduğunu algılamaları bir dakikadan fazla sürmüştür. İkinci önemli bulgu resmin ortasına doğru olan değişiklikler, resmin yan taraflarında olan değişikliklere nazaran daha çabuk algılanmıştır.[1] Titreme yönteme 1990'ların sonlarına doğru kullanılmış olsa da, hala yaygın bir şekilde değişim körlüğü çalışmalarında kullanılmaktadır ve bu konudaki bilgi birikimine önemli katkılarda bulunmuştur.

Zorla Seçim Belirleme Yöntemi

Zorla seçim belirleme yöntemine tabi tutulan bireylere seçimlerini yapmadan önce sadece iki resim gösterilmiştir.[9] Bu iki resim de eşit sürelerde gösterilmiştir.[9] Titreme yöntemi ve zorla seçim yöntemi kasti değişim belirleme görevleri olarak bilinirler bu da demektir ki katılımcılar bir değişim saptamaya çalıştıklarını bilirler. Bu çalışmalar, katılımcılar bir değişim algılamaya odaklanmış olsalar bile bu değişimi bazen saptayamadıklarını göstermiştir.

Çamur Sıçramaları

Çamur sıçramaları, küçük, yüksek kontrastlı bir resmin üzerine dağılmış şekillerdir fakat değişimin olduğu alanı kaplamaz. Bu çamur sıçraması efekti bireylerin iki resim arasındaki değişimi algılamalarını engeller.[12] Bu yöntemin pratik uygulaması eğer bireyin görüş alanında hafif bir engel varsa tehlikeli bir uyaran birey tarafından algılanmaması olabilir. Daha önceleri, insanların görsel uyaranları çok iyi bir şekilde içsel temsili yapabildiği söylenirdi. Çamur sıçramaları çalışmaları, değişim körlüğü oluşmasının nedenini görsel uyaranların içsel temsilini daha önceki çalışmalarda bulunanın aksine çok daha kötü gerçekleştirmemiz olduğunu göstermiştir.[12] Çamur sıçramaları yöntemi, titreme ve zorla seçim yöntemi kadar sık kullanılmamaktadır fakat birçok değerli ve çığır açan sonuçlar vermiştir.

Ön Plan – Arka Plan Ayrımı

Bu metotta ön plan ve arka planı belirgin olan manzara fotoğrafları kullanılır. Bu yöntemi kullanan araştırmacılar, bireylerin genellikle ön planda olan nispeten küçük değişimleri fark edebildiklerini görmüşlerdir.[23] Ayrıca, arka planda yapılan büyük renk değişimleri önemli ölçüde daha geç tespit edildiği görülmüştür.[23] Bu yöntem değişim körlüğü araştırmasında önemli bir yere sahiptir çünkü daha önceki birçok çalışma görüş alanındaki değişimin yerini incelememiştir.

Değişim körlüğünün nöroanatomisi

Nörogörüntüleme

Çeşitli çalışmalarda, bireylerin ortamdaki değişiklikleri tespit ettiğinde beyin aktivitesini ölçmek (veya algılamakta başarısız olduklarında) için MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme ) kullanılmıştır. Bireyler, bir değişiklik tespit ettiklerinde, parietal ve sağ dorsolateral prefrontal lob bölgelerindeki sinir ağları güçlü bir şekilde aktive edilir.[24][25] Bireyler yüzlerdeki değişiklikleri tespit etmek için talimatlandırıldığında, fusiform yüz alanı da önemli ölçüde aktive edildi. Buna ek olarak, bireyler bir değişim algıladıklarını bildirdiklerinde pulvinar, serebellum ve alt temporal gyrus gibi diğer yapılar da aktivasyonda artış göstermiştir.[25] Beyincik (serebellum) ve pulvinar ile birlikte parietal ve frontal korteksin, organizmanın çevredeki değişikliğe karşı dikkati için kullanılabileceği ileri sürülmüştür. Organizma tarafından bir değişim tespit edilmediyse bu beyin bölgelerinde aktivasyonun azaldığı gözlemlendi.[24] Ayrıca, bireyin fiziksel değişimle değil bilinçli değişim farkındalığı ile, vurgulanan beyin bölgelerinin nörolojik aktivasyonu arasında bir ilişki bulunmuştur.[25] fMRI (Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme) kullanılan diğer çalışmalarda, değişim bilinçli tespit edilmediğinde dorsolateral prefrontal ve parietal lob bölgelerinde belirgin bir azalma görülmüştür.[24] Bu sonuçlar dorsolateral prefrontal ve parietal korteksin, görsel değişimi saptamadaki önemini daha da arttırmıştır. fMRI çalışmalarına ek olarak, son araştırmalarda katılımcıların iki görüntü arasındaki farkı tespit etmeleri için talimatlandırıldıklarında beyin alanlarını engellemek için transkranial manyetik stimülasyon (TMS) kullanıldı.[26] Bu sonuçlar, parietal korteks (PPC) inhibe edildiğinde, bireylerin değişimleri tespit etmede önemli ölçüde yavaşladıklarını gösterir.[26] PPC'nin kodlama ve kısa süreli çalışma belleğinde görsel görüntüleri korumada kritik rol oynaması, görseller arasındaki değişimi tespit etmedeki önemini ortaya koymaktadır.[26] Bir değişiklik tespit edilebilmesi için, ikinci resme kıyasla ilk resmin bilgilerinin çalışan hafızada tutulması gerekmektedir. Eğer PPC inhibe edilirse, beynin görsel görüntüleri kodlamadan sorumlu olan bölgesi düzgün çalışmaz. Bilgi kodlanmayacak ve çalışan hafızada tutulmayacak ve ikinci resimle karşılaştırıldığında değişim körlüğüne sebep olacaktır.

Dikkatin Rolü

Dikkatin organizmanın değişimi algılama yeteneğinde kritik bir rolü vardır. Organizmanın değişimi algılaması için, görsel uyarı göze girmeli ve beyindeki görsel akışa (visual stream) doğru devam etmelidir. 2004 yılında yapılan bir araştırma, eğer bir maymunun beynindeki superior colliculus (göz hareketlerinden sorumlu) elektrikle uyarılırsa, değişikliği algılamadaki reaksiyon süresinde önemli bir azalma olacağını gösterdi.[27] Bu nedenle, organizmaların değişikliğe dikkat etmesi, tespit etmede kritiktir. Organizmalar değişimi sadece, görsel uyarı gözden gelip (hareketleri superior colliculus tarafından kontrol edilir) visual stream (görsel akışta) işlendiğinde tespit edebilirler.

Değişim körlüğünü etkileyen faktörler

• Yaş

Yaş, değişim körlüğünün şiddetini hafifletme konusundaki bir faktörden biridir. Veiel ve arkadaşları tarafından yürütülen bir çalışmada, yaşça büyük bireylerin değişimleri fark etmede daha genç olan bireylere göre daha yavaş oldukları tespit edilmiştir.[28]

• Odaklanma

Değişim körlüğünün içerdiği bir diğer faktör ise odaklanma faktörüdür.[29] Odaklanmadaki artan değişimler, değişim körlüğünün şiddetinde azalmaya etken olmakla birlikte; kasıtlı önyargı öğelerinin ön planda olması, arka plan öğeler ile kıyaslandığında değişim körlüğü üzerinde daha çok etkiye sahiptir.[30]

• Nesne sunumu

Nesne sunumu, nesnelerin görünüm şeklini ve değişim körlüğünü belirleyen bir faktördür. Eğer görüntüdeki değişiklik izleyiciyi görüntüdeki nesneleri tekrar tanımlamaya zorlarsa, orijinal görüntü ve değişmiş görüntü arasında bir gecikme olmadan da değişim körlüğü yaşanabilir.[31] Buna ek olarak, yeni bir nesnenin görünümü, belli belirsiz görünen bir nesneye göre değişim körlüğüne daha dirençlidir. Yeni bir nesnenin görünümü ve belli belirsiz görünen bir nesne, uzaklaşan bir nesneye göre değişim körlüğüne daha dirençlidir.[32] Ayrıca, bir nesnenin görünümü veya başlangıcı, kaybolması veya kaymasına göre değişim körlüğüne daha dirençlidir.[33]

• Madde Kullanımı

Değişimi algılama görevlerinde, madde kullanımının algılamadaki önyargıları etkilediği bulundu. Kişiler aynı anda iki değişime maruz kaldığında, kullandıkları maddeyle ilgili uyaranlardaki değişimi yaşayanlar, nötr uyaranlardaki değişimi yaşayanlara oranla bu maddeyi daha çok kullandığını belirtti.[34] Bu durum, bir değişim körlüğü paradigmasındaki madde kullanımı ve değişim algılama ilişkisini gösteriyor. Kullanılan maddeyle ilgili uyarana daha çok dikkat verme ön yargısı alkoliklerde görülüyor. İleri seviyede içki sorunu yaşayan kişiler, içkiyle ilgili uyaranlardaki değişimi nötr uyaranlardakine oranla daha hızlı algılıyor.[35]

Kaynakça

  1. ^ a b c d e Rensink, Ronald A.; O'Regan, J. Kevin; Clark, James J. (Eylül 1997). "To See or not to See: The Need for Attention to Perceive Changes in Scenes". Psychological Science. 8 (5). ss. 368-373. doi:10.1111/j.1467-9280.1997.tb00427.x. 30 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Mayıs 2016. 
  2. ^ a b c d Simons, D.J.; Levin, D.T. (1997). "Change blindness". Trends in Cognitive Sciences. 1 (7). ss. 261-267. doi:10.1016/s1364-6613(97)01080-2. PMID 21223921. 
  3. ^ Nickerson, R.S.; Adams, M.J. (1979). "Long-term memory for a common object". Cognitive Psychology. 11 (3). ss. 287-307. doi:10.1016/0010-0285(79)90013-6. 
  4. ^ Shepard, R.N. (1967). "Recognition memory for words, sentences, and pictures". Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior. Cilt 6. ss. 156-163. doi:10.1016/s0022-5371(67)80067-7. 
  5. ^ McConkie, G.W., & Rayner, K. (1976). Identifying the span of the effective stimulus in reading: Literature review and theories of reading. In H. Singer & R.B. Ruddell (Eds), Theoretical models and processes of reading (2nd ed., pp. 137–162)
  6. ^ a b McConkie, George W.; Currie, Chris,B. (1996), "Visual stability across saccades while viewing complex pictures", Journal of Experimental Psychology: Human Perception & Performance, 22 (3), ss. 563-581, doi:10.1037/0096-1523.22.3.563 
  7. ^ a b Currie, Christopher B.; McConkie, George W.; Carlson-Radvansky, Laura A.; Irwin, David E. (2000). "The role of the saccade target object in the perception of a visually stable world". Perception & Psychophysics. 62 (4). ss. 673-683. doi:10.3758/BF03206914. 
  8. ^ Grimes, J. (1996), "On the failure to detect changes in scenes across saccades", Akins, K. (Ed.), Perception (Vancouver Studies in Cognitive Science), 2, New York: Oxford University Press, ss. 89-110 
  9. ^ a b c d Simons, Daniel J. (2000). "Current Approaches to Change Blindness". Visual Cognition. 7 (1-3). ss. 1-15. doi:10.1080/135062800394658. 
  10. ^ a b Blackmore, S.J; Brelstaff, G; Nelson, K; Troscianko, T (1995). "Is the richness of our visual world an illusion? Transsaccadic memory for complex scenes". Perception. 24 (24). ss. 1075-1081c. doi:10.1068/p241075. 
  11. ^ Henderson, J.M. (1997). "Transsaccadic memory and integration during real-world object perception". Psychological Science. 8 (1). ss. 51-55. doi:10.1111/j.1467-9280.1997.tb00543.x. 
  12. ^ a b c O'Regan, J.K.; Rensink, R.A.; Clark, J.J. (1999). "Change-blindness as a result of "mudsplashes"". Nature. 398 (6722). s. 34. doi:10.1038/17953. 
  13. ^ a b Wilford, M.M.; Wells, G.L. (2010). "Does Facial Processing Prioritize Change Detection?: Change Blindness Illustrates Costs and Benefits of Holistic Processing". Psychological Science. 21 (11). ss. 1611-1615. doi:10.1177/0956797610385952. PMID 20935169. 
  14. ^ Darriba, A.; Pazo-Alvarez, P.; Capilla, A.; Amenedo, E. (2012). "Oscillatory brain activity in the time frequency domain associated to change blindness and change detection awareness". Journal of Cognitive Neuroscience. 24 (2). ss. 337-350. doi:10.1162/jocn_a_00073. PMID 21671737. 
  15. ^ Busch, N.A; Fruend, I.; Herrmann, C.S. (2010). "Electrophysiological evidence for different types of change detection and change blindness". Journal of Cognitive Neuroscience. 22 (8). ss. 1852-1869. doi:10.1162/jocn.2009.21294. PMID 19580382. 
  16. ^ Lyyra, P.; Wikgren, J.; Astikainen, P. (2010). "Event-related potentials reveal rapid registration of features of infrequent changes during change blindness". Behavioral and Brain Functions. 6 (12). s. 12. doi:10.1186/1744-9081-6-12. 
  17. ^ Blagrove, Mark; Wilkinson, Amy (Jun 2010), "Lucid dreaming frequency and change blindness performance", Dreaming, 20 (2), ss. 130-135, doi:10.1037/a0019248 []
  18. ^ a b Tollner-Burngasser, A.; Riley, M.A.; Nelson, W.T. (2010). "Individual and team susceptibility to change blindness". Aviation, Space, and Environmental Medicine. 81 (10). ss. 935-943. doi:10.3357/ASEM.2809.2010. 
  19. ^ Feil, A.; Mestre, J.P. (2010). "Change blindness as a means of studying expertise in physics". Journal of the Learning Sciences. 19 (4). ss. 480-505. doi:10.1080/10508406.2010.505139. 
  20. ^ Johansson, P.; Hall, L.; Sikström, S.; Olsson, A. (2005). "Failure to detect mismatches between intention and outcome in a simple decision task". Science. 310 (5745). ss. 116-119. doi:10.1126/science.1111709. PMID 16210542. 
  21. ^ Hall, L.; Johansson, P.; Tärning, B.; Sikström, S.; Deutgen, T. (2010). "Magic at the marketplace: Choice blindness for the taste of jam and the smell of tea". Cognition. 117 (1). ss. 54-61. doi:10.1016/j.cognition.2010.06.010. PMID 20637455. 
  22. ^ Hall, L.; Johansson, P.; Strandberg, T. (2012). "Lifting the veil of morality: Choice blindness and attitude reversals on a self-transforming survey". PLoS ONE. 7 (9). s. e45457. doi:10.1371/journal.pone.0045457. 
  23. ^ a b Mazza, V.; Turatto, M.; Umiltà, C. (2005). "Foreground-background segmentation and attention: A change blindness study". Psychological Research. 69 (3). ss. 201-10. doi:10.1007/s00426-004-0174-9. PMID 15597185. 
  24. ^ a b c Beck, D. M.; Rees, G.; Frith, C. D.; Lavie, N. (2001). "Neural correlates of change detection and change blindness". Nature Neuroscience. 4 (6). ss. 645-650. doi:10.1038/88477. PMID 11369947. 
  25. ^ a b c Pessoa, L.; Ungerleider, L. G. (2004). "Neural correlates of change detection and change blindness in a working memory task". Cerebral Cortex. 14 (5). ss. 511-520. doi:10.1093/cercor/bhh013. PMID 15054067. 
  26. ^ a b c Tseng, P.; Hsu, T.; Muggleton, N. G.; Tzeng, O. J. L.; Hung, D. L.; Juan, C. (2010). "Posterior parietal cortex mediates encoding and maintenance processes in change blindness". Neuropsychologia. 48 (4). ss. 1063-1070. doi:10.1016/j.neuropsychologia.2009.12.005. PMID 20005882. 
  27. ^ Cavanaugh, J.; Wurtz, R. H. (2004). "Subcortical modulation of attention counters change blindness". The Journal of Neuroscience. 24 (50). ss. 11236-11243. doi:10.1523/jneurosci.3724-04.2004. PMID 15601929. 
  28. ^ Veiel, Lori L.; Storandt, Martha; Abrams, Richard A. (Aralık 2006), "Visual search for change in older Adults", Psychology and Aging, 21 (4), ss. 754-762, doi:10.1037/0882-7974.21.4.754, PMID 17201495, 11 Kasım 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 28 Temmuz 2016 
  29. ^ Smith, DT; Schenk, T (2008). "Reflexive attention attenuates change blindness (but only briefly)". Attention, Perception, & Psychophysics. 70 (3). ss. 489-495. doi:10.3758/pp.70.3.489. 
  30. ^ Veronica, M; Massimo, T; Carlo, U (2005). "Foreground-background segmentation and attention: a change blindness study". Psychological Research. 69 (3). ss. 201-210. doi:10.1007/s00426-004-0174-9. PMID 15597185. 
  31. ^ Landman, R; Spekreijse, H; Lamme, VAF (2004). "The role of figure-ground segregation in change blindness". Psychonomic Bulletin & Review. 11 (2). ss. 254-261. doi:10.3758/bf03196567. 
  32. ^ Cole, GG; Liversedge, SP (2006). "Change blindness and the primacy of object appearance". Psychonomic Bulletin & Review. 13 (4). ss. 588-593. doi:10.3758/bf03193967. 
  33. ^ Cole, GG; Kuhn, G; Liversedge, SP (2007). "Onset of illusory figures attenuates change blindness". Psychonomic Bulletin & Review. 14 (5). ss. 939-943. doi:10.3758/bf03194125. 
  34. ^ Jones, BC; Jones, BT; Blundell, L; Bruce, G (2002). "Social users of alcohol and cannabis who detect substance-related changes in a change blindness paradigm report higher levels of use than those detecting substance-neutral changes". Psychopharmacology. 165 (1). ss. 93-96. doi:10.1007/s00213-002-1264-2. PMID 12474123. 
  35. ^ Jones, BT; Bruce, G; Livingstone, S; Reed, E (2006). "Alcohol-related attentional bias in problem drinkers with the flicker change blindness paradigm". Psychology of Addictive Behaviors. 20 (2). ss. 171-177. doi:10.1037/0893-164x.20.2.171. PMID 16784363. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Otizm</span> Bilinçsel ve zihinsel rahatsızlık

Otizm, üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. Bu belirtiler otizmi, Asperger sendromu gibi daha hafif seyreden otistik spektrum bozukluğundan (OSB) ayırır. Otizm kalıtımsal kökenlidir ancak kalıtsallığı oldukça karmaşıktır ve OSB'nin kökeninin çoklu gen etkileşimlerinden mi yoksa ender görülen mutasyonlardan mı kaynaklandığı çok açık değildir. Nadir vakalarda, doğum sakatlıklarına neden olan etmenlerle yakından bağlantılıdır. Diğer görüşlere göre ise çocuklukta yapılan aşılar gibi nedenler tartışmalıdır ve aşı kökenli varsayımların ikna edici bilimsel kanıtları yoktur. 2007 yılında yapılan araştırmalara göre otizmin prevalansını 1.000 kişiye bir ya da iki vaka olarak tahmin eder, aynı araştırmalardaki tahminlere göre OSB yaklaşık 1.000 kişide altı vakadır ve erkeklerde rastlanma oranı kadınlara göre 4,3 kat daha fazladır. 2022 yılı CDC verilerine göre otizmin görülme sıklığı 44 çocuktan 1'e yükselmiştir. Otizm vakalarının sayısı 1980'lerden beri oldukça fazla oranda artmıştır. Bunun nedeni kısmen tanı koyma yöntemlerindeki değişikliklerdir; gerçek prevalansın artıp artmadığı anlaşılamamıştır.

Mutasyon ya da değişinim, bir canlının genomu içindeki DNA ya da RNA diziliminde meydana gelen kalıcı değişmelerdir. Mutasyona sahip bir organizma ise mutant olarak adlandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Transseksüellik</span> kişinin kendisini farklı bir cinsiyet kimliğinde hissetmesi veya cinsiyet değiştirmesi

Transseksüellik, kişinin, kendisini atanmış cinsiyetine ait hissetmeyerek farklı bir cinsiyet kimliğini benimsemesi durumudur. Transseksüellik, kişinin cinsiyet kimliğini belirtir, bu sebeple cinsel yönelim ile karıştırılmamalıdır. Transseksüel bir kişi heteroseksüel, homoseksüel, aseksüel ya da biseksüel gibi cinsel yönelimlere sahip olabilir.

Agnozi, duyusal bilgiyi işleme yetersizliğidir. Genellikle özel bir duyu ya da hafıza kaybının olmadığı durumlarda nesneleri, kişileri, sesleri, şekilleri, kokuları tanıma yeteneğinin kaybıdır.

<span class="mw-page-title-main">Bipolar bozukluk</span> Depresyon dönemlerine ve anormal derecede yüksek ruh haline neden olan zihinsel bozukluk

Bipolar bozukluk veya İki uçlu duygudurum bozukluğu, her biri günlerden haftalara kadar süren depresif ve manik periyotlar ile karakterize edilen, bireyin tamamıyla sağlıklı bir duygudurum (ötimik) vaziyetine de girebildiği, bir duygudurum bozukluğudur. Yaşanan bu iki dönemin ortak özelliği, kişilerin duygudurumunda olağan seyrinden farklı özellikte ve süreklilik arz eden bir yaşantısı olmasıdır. Bu farklılıklar depresif dönemde yaşanan hüzünlü, özgüveni düşük ruh halindeki artış (disfori) ve bununla birlikte manik dönem olarak nitelendirilen neşedeki artıştır (öfori).

<span class="mw-page-title-main">Körlük</span>

Körlük, tamamen veya neredeyse tamamen görme yetersizliği yaşama durumudur.

<span class="mw-page-title-main">Yanılsama</span> hokkabazlık

İllüzyon ya da yanılsama, duyu yanılsaması ve yanılsama olarak bilinir. Gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir. Bazı devletler için Büyü olarak nitelendirilir.

<span class="mw-page-title-main">Asperger sendromu</span> belirge

Asperger sendromu (AS) ya da Asperger bozukluğu, sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlı, basmakalıp ilgi ve etkinliklerle tanımlanan otistik spektrum bozukluklarından (OSB) biridir. AS diğer OSB’lerden dil ve bilişsel gelişimde genel bir gecikme olmamasıyla ayrılır. Her ne kadar standart tanı ölçütleri arasında belirtilmemişse de motor sakarlık ve sıra dışı dil kullanımına sıklıkla rastlanır.

<span class="mw-page-title-main">Dikkat</span>

Dikkat, düşünceyi belli bir şey üstünde yoğunlaştırabilme gücü. Nesnel olarak, bütün duyumsal ya da belleğe yerleştirilmiş bilgilerden, daha sonra kullanmak için bir bölümünü seçmeyi gerektirir. Bir toplantıda konuşan çeşitli kişiler arasında yalnızca birini dinlerken bir resme bakarken şekilleri dikkate almaksızın yalnızca renklere yoğunlaşırken, kalabalıkta bir tanıdığı ararken ya da akıl bir problemi çözmeyi yoğunlaştırılırken, farklı verimlilik derecelerinde farklı dikkatler söz konusudur. Bireyin seçmek zorunda kalması algılamanın, düşünmenin ya da birçok şeyin aynı anda yapmanın bir sınırı olduğunu gösterir.Dikkat, bir bilginin belli öznel veya nesnel olarak dikkate alınan yönünü seçerek ona odaklanan, diğer bir taraftan o bilginin algılanabilen diğer yönlerini göz ardı eden davranışsal ve bilişsel süreçtir. Dikkat, sınırlı işlenen kaynakların paylaştırılmasıdır.

Mikro evrim, tek bir canlı türü ve bu türün popülasyonları içinde çeşitli seleksiyonlar sonucu oluşan tüm küçük değişimler ve evrimleşme olayları. Bu anlamda mikro evrim, bir popülasyonun gen sıklığında küçük ölçekte oluşan değişimlerin evrimidir.

Psikofizik nicelik bakımından, fiziksel uyaranın ve etkilediği algı ve hislerin arasındaki ilişkiyi inceler. Psikofizik, "uyarıcı ile algının arasındaki ilişkinin bilimsel çalışmasıdır ya da tam olarak "anlayış sürecinin, öznenin deneyimlerinin veya davranışlarının değişken özelliklerinin bir veya birden fazla fiziksel boyutların uyarıcılığındaki analizidir." diye tanımlanmıştır." Psikofizik, ruhi olanla fiziki olan arasındaki münasebetleri, deneysiz olarak inceler. Psikofiziğe göre, beden ve zihin iki farklı ama birbiri ile etkileşim içinde olan; birbirini değiştiren/dönüştüren, bir yapıda hareket etmektedir.

İstem dışı körlük, dikkatsiz körlük veya algısal körlük, hiçbir şekilde görme bozukluğu ya da görme kusuru ile ilişkilendirilmeyen psikolojik bir dikkat eksikliği. İstem dışı körlük bir bireyin normal bir görüşte beklenmedik uyarıcıyı (stimuli) fark edemediği olay olarak da tanımlanabilir. Biri için tüm uyarıcılara dikkat etmek imkânsız olduğunda sonuç olarak istem dışı körlük anlamına gelen oldukça belirgin ve beklenmedik nesneleri görememe durumu oluşur. Terim, Arien Mack ve Irvin Rock tarafından 1992’de bulunmuştur ve içeriğinde olayın buluşunu ve onu tanımlamak için yöntemleri anlatan 1998’de MIT Press tarafından yayımlanan kitaplarının adı olmuştur. İstem dışı körlük üzerine yapılan çalışma, olayın bilişsel bozukluktan bağımsız olarak her bireyde ortaya çıkabileceğini belirtmiştir.

McGurk etkisi, işitme ve görme duyuları arasındaki etkileşimin konuşma algısı üzerindeki etkisini gösteren algısal bir olgudur. Buna göre, bir sesin işitsel bileşeni ile başka bir sesin görsel bileşeninin eşleşmesi, farklı üçüncü bir sesin algılanmasına neden olur. Konuşan kişiden gelen görsel bilgi, sesin duyuluş biçimini etkiler. Bu durum, dublaj yapılmış filmlere alışkın insanlar üzerinde çok etkili değildir. Çünkü dublaj oyuncuların dudak hareketlerini, yani görsel bilgiyi, önemsiz sayarak izleyicinin işitsel bilgiye odaklanmasını sağlar. Eğer kişi düşük ses kaliteli işitsel bir bilgiyle, yüksek görüntü kaliteli görsel bir bilgiye aynı anda maruz kalırsa McGurk etkisi yaşamaya daha yatkındır. Ayrıca görsel ve işitsel bilgiyi sentezleme kabiliyeti de kişilerin McGurk etkisi yaşayıp yaşamayacağı konusunda belirleyicidir. Duyusal sentez beceresi yüksek olan kişilerde bu etkinin görülme ihtimali oldukça yüksektir. Bunların dışında insanlar beyin hasarı ve birtakım rahatsızlıkları da içine alan birçok faktöre bağlı olarak bu etkiyi farklı şekillerde tecrübe ederler.

Proteus etkisi, çevrimiçi sanal oyun içindeki bireyin davranışlarının, kendi avatarının görsel özellikleri ile ilişkili olarak değişmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu değişim, o sanal ortama dahil diğer kullanıcıların bu karakterlerle tipik bir biçimde eşleştirdiği davranışlar hakkındaki bilgiden kaynaklanmaktadır. Değişken (protean) sıfatına benzer olarak, kavramın ismi Yunan tanrısı Proteus'un şekil değiştirme yeteneğine yapılan bir imadır. Proteus etkisi ilk kez 2007 Haziranında Stanford Üniversitesi'nde Nick Yee ve Jeremy Bailenson tarafından kullanılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Prosopagnozi</span> kişinin insan yüzlerini ayırt etmekte zorlandığı bilişsel bozukluk

Prosopagnozi veya yüz körlüğü, insanın kendi yüzü dahil olmak üzere çevresindeki insanların yüzlerini ayırt etmekte zorlandığı yüz algısıyla ilgili bir bilişsel bozukluktur. Bundan bağımsız olarak kişinin entelektüel işlevsellik ve görsel işleme yeteneği gibi diğer yönleri bozulmadan kalır. Terim başlangıçta akut beyin hasarını takip eden bir durumu tanımlamak için kullanılsa da, bozukluğun yaygınlık oranı %2.5 olan konjenital veya gelişimsel bir formu da vardır. Prosopagnozi ile ilişkili spesifik beyin alanı genellikle insanların diğer insanların yüzlerini benzer karmaşıklığa sahip cansız nesnelerden ayırt etmesini sağlayan fusiform girustur. Fusiform girusun işlevselliği çoğu insanın yüzleri kompleks cansız objelere göre daha detaylı olarak tanımasına izin vermesidir. Prosopagnoziye sahip kişiler için yüz tanımak için kullanılan yeni method daha az hassas olan obje-tanıma sistemine dayanır. Tanıdık yüzleri tanımada sağ yarımküre fusiform girus, sola göre daha önemli yer tutmaktadır. Fusiform girusun sadece insan yüzlerinin tanınması için spesifik olup olmadığı ise belirsizliğini korumaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Hayvan bilişi</span> insan olmayan hayvanların zekası

Hayvan bilişi, insan-olmayan hayvanların zihinsel kapasitelerini kapsayan bir alandır. Bu alanda kullanılan hayvan koşullandırma ve öğrenim çalışmaları, karşılaştırmalı psikolojiden geliştirilmiştir. Aynı zamanda etoloji, davranışsal ekoloji ve evrimsel psikolojinin etkisinde kalmıştır; bazen bu alandan bilişsel etoloji adıyla da bahsedilir. Hayvan zekası terimiyle ilişkilendirilen pek çok davranış aynı zamanda hayvan bilişinin de kapsamındadır.

<span class="mw-page-title-main">Bilgisayarlı görü</span> görsellerden veri bilgisi çıkartmak

Bilgisayarlı görü, bilgisayarların dijital görüntülerden veya videolardan nasıl bir anlam kazanabileceğiyle ilgilenen disiplinler arası bilimsel bir alandır. Mühendislik yöntemleriyle, insan görsel sisteminin yapabileceği görevleri anlamaya ve otomatikleştirmeye çalışmaktadır.

Biçim algısı, nesnelerin görsel öğelerinin, özellikle şekiller, desenler ve önceden tanımlanmış önemli özelliklerle ilgili olanların tanınmasıdır. Bir nesne retina tarafından iki boyutlu bir görüntü olarak algılanır, ancak görüntü aynı nesne için görüntülendiği bağlam, nesnenin görünen boyutu, bulunduğu açı açısından farklılık gösterebilir. Görüntülendiğinde ne kadar aydınlandığını ve görüş alanının neresinde bulunduğunu gösterir. Bir nesneyi gözlemlemenin her örneğinin benzersiz bir retina tepki modeline yol açmasına rağmen, beyindeki görsel işleme, bu deneyimleri benzer olarak tanıyabilir ve değişmez nesne tanımaya izin verir. Görsel işleme, en düşük seviyelerin çizgileri ve konturları tanıdığı ve biraz daha yüksek seviyelerin sınırları tamamlama ve kontur kombinasyonlarını tanıma gibi görevleri yerine getirdiği bir hiyerarşide gerçekleşir. En yüksek seviyeler, tüm bir nesneyi tanımak için algılanan bilgiyi bütünleştirir. Esasen nesne tanıma, onları kategorize etmek ve tanımlamak için nesnelere etiketler atama, böylece bir nesneyi diğerinden ayırt etme yeteneğidir. Görsel işleme sırasında bilgi oluşturulmaz, bunun yerine uyarıcının en ayrıntılı bilgisini ortaya çıkaracak şekilde yeniden biçimlendirilir.

İkonik hafıza, görsel alanla ilgili görsel duyusal bellek kaydı ve hızla bozulan görsel bilgi deposudur. Görsel kısa süreli bellek (VSTM) ve uzun süreli bellek (LTM) içeren görsel bellek sisteminin bir bileşenidir. İkonik bellek, çok kısa, kategori öncesi, yüksek kapasiteli bellek deposu olarak tanımlanır. Çok kısa bir süre için tüm görsel algımızın tutarlı bir temsilini sağlayarak görsel kısa süreli belleğe katkıda bulunur. İkonik hafıza, sakkadlar sırasında değişim körlüğü ve deneyimin sürekliliği gibi fenomenleri açıklamaya yardımcı olur. İkonik hafıza artık tek bir varlık olarak düşünülmemekte bunun yerine en az iki ayırt edici bileşenden oluşmaktadır. Sperling'in kısmi rapor paradigmasının yanı sıra modern teknikleri içeren klasik deneyler bu duysal hafıza deposunun doğası hakkında fikir vermeye devam etmektedir.

<span class="mw-page-title-main">James J. Gibson</span> Amerikalı psikolog (1904 – 1979)

James Jerome Gibson Amerikalı bir psikologtu.