İçeriğe atla

Demir meteorit

Demir meteorit
— Tip —
1864 yılında Sahra'da bulunan ve yaklaşık 500 kg (1.100 lb) ağırlığındaki Tamentit Demir Meteoriti.[1] Fransa'daki Vulcania parkında sergileniyor.
Bileşimsel tipDemir
Ana cisim>50
Bileşim>%95 demir, nikel ve kobalt; %5–25 nikel
Toplam bilinen ağırlıky. 500 küçük ton (450 t)
Seymchan meteoritinin kazınmış ve cilalanmış bir diliminde görülen Widmanstätten deseni. Ölçek bilinmiyor.

Demir meteoritler (sideritler veya demirli göktaşları olarak da bilinir), genellikle iki mineral fazı kamasit ve taenit içeren ve büyük ölçüde meteorik demir olarak bilinen demir-nikel alaşımından oluşan bir meteorit türüdür. IIE demir meteorit grubu hariç,[2] demir meteoritlerin çoğu gezegenimsi cisimlerin çekirdeklerinden kaynaklanır.[3]

Demir meteoritlerde bulunan demir, Demir Çağı'nın başlangıcını işaret eden izabe teknikleri geliştirilmeden önce, meteorik demirin dövülgenlik ve süneklik özellikleri nedeniyle insanlar için kullanılabilir demir kaynağı olarak önem taşımıştır.[4]

Oluşum

Tanık olunan düşüşlerin sadece yaklaşık %5,7'sini oluşturan demir meteoritleri, taşsı meteoritlere kıyasla oldukça nadir olsalar da tarih boyunca meteorit koleksiyonlarında büyük ölçüde yer almıştır.[5] Bu durum, birkaç faktöre bağlıdır:

  • Taşsı meteoritlerinin aksine, sıra dışı olduklarından kolayca fark edilirler. Günümüzde çöllerde ve Antarktika'da yapılan meteorit aramaları, genel olarak meteoritlerin çok daha kapsamlı bir örneğini ortaya çıkarmaktadır.
  • Aşınmalara karşı çok daha dayanıklılardır.
  • Atmosfere girişlerinde sağlam kalma olasılıkları çok daha yüksektir ve ablasyon etkisine karşı daha dirençlidirler. Bu nedenle büyük parçalar halinde bulunma olasılıkları daha yüksektir.
  • Metal bileşimleri nedeniyle yüzeydeki metal tespit ekipmanları ile gömülü oldukları halde dahi bulunabilirler.

Taşsı meteoritlere göre daha yoğun oldukları için bilinen tüm meteoritlerin kütlesinin neredeyse %90'ını, yani yaklaşık 500 tonunu oluştururlar.[6] Aralarında en büyüğü olan Hoba meteoriti dahil olmak üzere, bilinen en büyük meteoritlerin tamamı bu türdendir.

Köken

Demir meteoritleri, görünür ve yakın kızılötesi spektral özelliklerde benzerlik gösterdikleri için M-tipi asteroitlerle ilişkilendirilmiştir. Daha büyük antik asteroitlerin çarpışmaları sonucu parçalanan çekirdeklerinin kırıntıları olduğu düşünülmektedir.[7] Kısa ömürlü 26Al ve 60Fe izotoplarının radyoaktif bozunmasından kaynaklanan ısı, Güneş Sistemi'nin erken döneminde ana cisimlerinin erimesi ve farklılaşması için olası bir neden olarak kabul edilir.[8][9] Çarpışmaların neden olduğu ısı da erimenin ve farklılaşmanın başka bir nedenidir.[10] IIE demir meteoritleri, muhtemelen S-tipi asteroit 6 Hebe'nin kabuğundan kaynaklandıkları için dikkate değer bir istisna olabilir.

Kimyasal ve izotop analizi, en azından yaklaşık 50 farklı ana cismin ilgili olduğunu göstermektedir. Bu bir zamanlar asteroit kuşağında en az bu kadar büyük, farklılaşmış, bugünkünden çok daha fazla asteroit olduğu anlamına gelir.

Bileşim

Bu meteoritlerin büyük çoğunluğu, kamasit ve taenit adı verilen FeNi-alaşımlarından oluşur. Küçük mineraller oluştuğunda, genellikle şarbesit ve kohenit ile çevrelenmiş yuvarlak troilit veya grafit nodülleri oluşturur. Şarbesit ve troilit ayrıca kesilmiş yüzeylerde cm uzunluğunda ve mm kalınlığında lamel şeklinde ortaya çıkan, plaka şekilli kapanımlar halinde de bulunur. Troilit plakalarına Reichenbach lamellae denir.[11]

Kimyasal bileşime genellikle Fe, Ni ve Co elementleri hakimdir ve bu elementler, toplamın %95'ten fazlasını oluşturur. Ni her zaman bulunur; konsantrasyon neredeyse her zaman %5'in üzerindedir ve yaklaşık olarak %25 kadar yüksek olabilir.[12] Önemli bir Nikel yüzdesi, meteorit demirlerini genellikle daha düşük miktarda Ni içeren insan yapımı demir ürünlerinden ayırt etmek için kullanılabilir, fakat yine de meteorit kökenini kanıtlamak için yeterli değildir.

Kullanım

Demir meteoritleri tarihsel olarak kültürel nesnelere, araçlara veya silahlara dönüştürülen meteorik demir için kullanıldı. Maden işleme yöntemlerinin geliştirilmesi ve Demir Çağı'nın başlamasıyla, en azından bu teknikleri geliştirebilen kültürlerde demir meteoritlerinin kaynak olarak önemi azaldı. Antik Mısır ve Demir Çağı öncesindeki diğer medeniyetlerde demir, altın kadar değerliydi; çünkü her ikisi de meteoritlerden geliyordu (örneğin Tutankhamun'un meteorik demir hançeri gibi).[13] İnuitler, Cape York meteoritini çok daha uzun bir süre boyunca kullandılar. Demir meteoritleri bazen değiştirilmeden koleksiyonlar ve hatta dini semboller olarak kullanıldılar (örneğin, Willamette meteoritine tapınan Clackamas halkı gibi).[14] Bugün demir meteoritleri akademik kurumlar ve bireyler için değerli koleksiyon parçalarıdır. Bazıları Hoba meteoriti örneğinde olduğu gibi aynı zamanda turistik cazibe merkezleridir.

Sınıflandırma

İki sınıflandırma kullanılmaktadır: Klasik yapısal sınıflandırma ve daha yeni kimyasal sınıflandırma.[15]

Yapısal sınıflandırma

Daha eski olan yapısal sınıflandırma, Widmanstätten deseninin varlığı veya yokluğuna dayanır ve bu desen, asitle aşındırılmış ve cilalanmış kesitlerin görünümünden değerlendirilebilir. Bu, nikelin demire göre nispi bolluğuyla ilişkilidir. Kategoriler şunlardır:

  • Heksahedritler (H): Düşük nikel içerir, Widmanstätten deseni yoktur, Neumann çizgileri bulunabilir.
  • Oktahedritler (O): Ortalama ila yüksek nikele kadar Widmanstätten desenine sahiptir, en yaygın sınıftır. Kamasit lamellerinin genişliğine göre en kalınından en incesine kadar bölünebilirler.[16]
    • En kalın (Ogg): lamel genişliği > 3,3 mm
    • Kaın (Og): lamel genişliği 1,3–3,3 mm
    • Orta (Om): lamel genişliği 0,5–1,3 mm
    • İnce (Of): lamel genişliği 0,2–0,5 mm
    • En ince (Off): lamel genişliği < 0,2 mm
    • Plesitik (Opl): oktahedritler ve ataksitler arasında geçiş yapısı[17]
  • Ataksitler (D): çok yüksek nikel, Widmanstätten deseni yok, nadir.

Kimyasal sınıflandırma

Eser elementler Ga, Ge ve Ir oranlarına dayalı daha yeni bir kimyasal sınıflandırma şeması, demir meteoritleri farklı asteroit ana cisimlerine karşılık gelen sınıflara ayırır.[12] Bu sınıflandırma, nikel içeriğini farklı eser elementler (örneğin, Ga, Ge ve Ir) karşısında gösteren diyagramlara dayanır. Farklı demir meteoriti grupları, veri noktası kümeleri olarak görünür.[3][18]

Başlangıçta bu grupların dört tanesi, Roma rakamları I, II, III, IV ile belirlenmişti. Daha fazla kimyasal veri elde edildiğinde bunlar, örneğin Grup IV, IVA ve IVB meteoritlerine bölündü. Daha sonra bazı gruplar, orta dereceli meteoritler bulunduğunda tekrar birleştirildi (örneğin IIIA ve IIIB, IIIAB meteoritleri).[19]

2006 yılında demir meteoritleri, sınıflandırılmamış olanlar dahil olmak üzere 13 gruba ayrıldı:[3]

  • IAB
    • IA: Orta ve kalın oktahedritler, %6,4–8,7 Ni, 55–100 ppm Ga, 190–520 ppm Ge, 0,6–5,5 ppm Ir, Ge-Ni korelasyonu negatif.
    • IB: Ataksitler ve orta oktahedritler, %8,7–25 Ni, 11–55 ppm Ga, 25–190 ppm Ge, 0,3–2 ppm Ir, Ge-Ni korelasyonu negatif.
  • IC: %6.1-%6.8 Ni. Nikel konsantrasyonları, As (4-9 μg/g), Au (0.6-1.0 μg/g) ve P (0.17-0.40%) ile pozitif korelasyon ve Ga (54-42 μg/g), Ir (9-0.07 μg/g) ve W (2.4-0.8 μg/g) ile negatif korelasyon.
  • IIAB
    • IIA: Heksahedritler, %5,3–5,7 Ni, 57–62 ppm Ga, 170–185 ppm Ge, 2–60 ppm Ir.
    • IIB: En kalın oktahedritler, %5,7–6,4 Ni, 446–59 pm Ga, 107–183 ppm Ge, 0,01–0,5 ppm Ir, Ge-Ni korelasyonu negatif.
  • IIC: Plesitik oktahedritler, %9,3–11,5 Ni, 37–39 ppm Ga, 88–114 ppm Ge, 4–11 ppm Ir, Ge-Ni korelasyonu pozitif
  • IID: İnce ila orta oktahedritler, %9,8–11,3Ni, 70–83 ppm Ga, 82–98 ppm Ge, 3,5–18 ppm Ir, Ge-Ni korelasyonu pozitif
  • IIE: çeşitli irilikte oktahedritler, %7,5–9,7 Ni, 21–28 ppm Ga, 60–75 ppm Ge, 1–8 ppm Ir, Ge-Ni korelasyonu yok
  • IIIAB: Orta oktahedritler, %7,1–10,5 Ni, 16–23 ppm Ga, 27–47 ppm Ge, 0,01–19 ppm Ir
  • IIICD: Ataksitlerden ince oktahedritlere, %10–23 Ni, 1,5–27 ppm Ga, 1,4–70 ppm Ge, 0,02–0,55 ppm Ir
  • IIIE: Kalın oktahedritler, %8,2–9,0 Ni, 17–19 ppm Ga, 3–37 ppm Ge, 0,05–6 ppm Ir, Ge-Ni korelasyonu yok
  • IIIF: Orta ila kalın oktahedritler, %6,8–7,8 Ni,6,3–7,2 ppm Ga, 0,7–1,1 ppm Ge, 1,3–7,9 ppm Ir, Ge–Ni korelasyonu yok
  • IVA: İnce oktahedritler, %7,4–9,4 Ni, 1,6–2,4 ppm Ga, 0,09–0,14 ppm Ge, 0,4–4 ppm Ir, Ge-Ni korelasyonu pozitif
  • IVB: Ataksitler, %16–26 Ni, 0,17–0,27 ppm Ga, 0,03–0,07 ppm Ge, 13–38 ppm Ir, Ge–Ni korelasyonu pozitif
  • Gruplandırılmamış meteoritler. Bu aslında yukarıdaki daha büyük sınıflardan hiçbirine uymayan ve yaklaşık 50 farklı ana cisimden gelen 100'den fazla meteoritten oluşan oldukça geniş bir koleksiyondur (toplamın yaklaşık %15'i).

Ek gruplar ve küçük gruplar bilimsel literatürde tartışılmaktadır:

  • IIG: Kalın şarbesit içeren Heksahedritler. Meteorik demir düşük nikel konsantrasyonuna sahiptir.[20]

Magmatik ve magmatik olmayan (ilkel) demirler

Demir meteoritleri eskiden iki sınıfa ayrılırdı: magmatik demirler ve magmatik olmayan veya ilkel demirler. Artık bu tanım terk edilmiştir.

Demir sınıf Gruplar
Magmatik olmayan veya ilkel demir meteoritler IAB, IIE
Magmatik demir meteoritler IC, IIAB, IIC, IID, IIF, IIG, IIIAB, IIIE, IIIF, IVA, IVB

Taşsı-demir meteoritler

Demir ve 'taşsı' malzemelerin bir araya geldiği karma bileşimli meteoritler için özel kategoriler de bulunmaktadır.

Galeri

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Meteoritical Bulletin Database'de Tamentit meteoriti[]
  2. ^ Wasson, John T. (Ocak 2017). "Formation of non-magmatic iron-meteorite group IIE". Geochimica et Cosmochimica Acta (İngilizce). 197: 396-416. Bibcode:2017GeCoA.197..396W. doi:10.1016/j.gca.2016.09.043. 22 Nisan 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ekim 2023. 
  3. ^ a b c M. K. Weisberg; T. J. McCoy, A. N. Krot (2006). "Systematics and Evaluation of Meteorite Classification/s". D. S. Lauretta; H. Y. McSween, Jr. (Ed.). Meteorites and the early Solar System II (PDF). Tucson: University of Arizona Press. ss. 19-52. ISBN 978-0816525621. 8 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 15 Aralık 2012. 
  4. ^ "Meteoric Iron- Properties and Use". www.tf.uni-kiel.de. 12 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Haziran 2021. 
  5. ^ Emiliani, Cesare (1992). Planet earth: cosmology, geology, and the evolution of life and environment. Cambridge University Press. s. 152. ISBN 978-0-521-40949-0. 
  6. ^ David J. Darling (2004). The Universal Book of Astronomy: From the Andromeda Galaxy to the Zone of Avoidance. Wiley. s. 260. ISBN 978-0-471-26569-6. 
  7. ^ Goldstein, Joseph (October 1967). "The iron meteorites, their thermal history and parent bodies". Geochimica et Cosmochimica Acta. 31 (10): 1733-1770. Bibcode:1967GeCoA..31.1733G. doi:10.1016/0016-7037(67)90120-2. 
  8. ^ Sahijpal, S.; Soni, P.; Gagan, G. (2007). "Numerical simulations of the differentiation of accreting planetesimals with 26Al and 60Fe as the heat sources". Meteoritics & Planetary Science. 42 (9): 1529-1548. Bibcode:2007M&PS...42.1529S. doi:10.1111/j.1945-5100.2007.tb00589.x. 
  9. ^ Gupta, G.; Sahijpal, S. (2010). "Differentiation of Vesta and the parent bodies of other achondrites". J. Geophys. Res. Planets. 115 (E8). Bibcode:2010JGRE..115.8001G. doi:10.1029/2009JE003525. 
  10. ^ Wasson, J. T. (1969). The chemical classification of iron meteorites—III. Hexahedrites and other irons with germanium concentrations between 80 and 200 ppm. Geochimica et Cosmochimica Acta, 33(7), 859–876.
  11. ^ J. G. Burke, Cosmic Debris: Meteorites in History. University of California Press, 1986.
  12. ^ a b J. T. Wasson, Meteorites: Classification and Properties. Springer-Verlag, 1974.
  13. ^ "Iron came from Space before the Iron Age". atlasobscura.com. 22 Aralık 2017. 25 Aralık 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Haziran 2021. 
  14. ^ "Meteorites in History and Religion". 23 Ağustos 2002 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Aralık 2012. 
  15. ^ Vagn F. Buchwald, Handbook of Iron Meteorites. University of California Press, 1975.
  16. ^ James H. Shirley, Rhodes Whitmore Fairbridge, Encyclopedia of planetary sciences, Springer, 1997. 978-0-412-06951-2
  17. ^ Geochimica et Cosmochimica Acta, Cilt 45, Ed. 9–12
  18. ^ Scott, Edward R. D.; Wasson, John T. (1 Ocak 1975). "Classification and properties of iron meteorites". Reviews of Geophysics. 13 (4): 527. Bibcode:1975RvGSP..13..527S. doi:10.1029/RG013i004p00527. 
  19. ^ McSween, Harry Y. (1999). Meteorites and their parent planets (Sec. bas.). Cambridge: Cambridge Univ. Press. ISBN 978-0521587518. 
  20. ^ Wasson, John T.; Choe, Won-Hie (31 Temmuz 2009). "The IIG iron meteorites: Probable formation in the IIAB core". Geochimica et Cosmochimica Acta. 73 (16): 4879-4890. Bibcode:2009GeCoA..73.4879W. doi:10.1016/j.gca.2009.05.062. 
  21. ^ Chinga meteorite[] at Meteoritical Bulletin Database.

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Akciğer kanseri</span> Akciğer dokularında gelişen bir hastalık

Akciğer kanseri, akciğer dokularındaki hücrelerin kontrolsüz çoğaldığı bir hastalıktır. Bu kontrolsüz çoğalma, hücrelerin çevredeki dokuları sararak veya akciğer dışındaki organlara yayılmaları ile (metastaz) sonuçlanabilir. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) raporuna göre akciğer kanseri tüm dünyada kanser türleri arasında en sık ölüme neden olan kanser türüdür ve tüm dünyada her yıl yaklaşık 1,6 milyon ölüme neden olmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Meteoroit</span> Güneş Sisteminde bulunan,  büyüklüğü kumdan kaya boyutuna kadar değişebilen enkaz parçacığı

Meteoroit, dış uzayda bulunan küçük bir kaya veya metal cisimdir. Meteoroitler, asteroitlerden önemli ölçüde daha küçük ve boyutları taneciklerden bir metreye kadar değişen nesneler olarak ayırt edilirler. Meteoroitlerden daha küçük nesneler, mikrometeoroit veya uzay tozu olarak sınıflandırılır. Pek çoğu kuyruklu yıldızlardan veya asteroitlerden gelen parçalardır, diğerleri ise Ay veya Mars gibi gök cisimlerinden çarpma etkisiyle fırlatılmış olan uzay enkazıdır.

<span class="mw-page-title-main">Elektron</span> Temel elektrik yüküne sahip atomaltı parçacık

Elektron, eksi bir temel elektrik yüküne sahip bir atomaltı parçacıktır. Lepton parçacık ailesinin ilk nesline aittir ve bileşenleri ya da bilinen bir alt yapıları olmadığından genellikle temel parçacıklar olarak düşünülürler. Kütleleri, protonların yaklaşık olarak 1/1836'sı kadardır. Kuantum mekaniği özellikleri arasında, indirgenmiş Planck sabiti (ħ) biriminde ifade edilen, yarım tam sayı değerinde içsel bir açısal momentum (spin) vardır. Fermiyon olmasından ötürü, Pauli dışarlama ilkesi gereğince iki elektron aynı kuantum durumunda bulunamaz. Temel parçacıkların tamamı gibi hem parçacık hem dalga özelliklerini gösterir ve bu sayede diğer parçacıklarla çarpışabilir ya da kırınabilirler.

<span class="mw-page-title-main">Altın</span> Au sembolü ile gösterilen ve atom numarası 79 olan element

Altın, Au sembolü ile gösterilen ve atom numarası 79 olan element. Saf halinde parlak, hafif kırmızıya çalan sarı renkli, yumuşak, sünek ve dövülgen bir metaldir. Altının parlak sarı rengi, asitlere karşı dayanıklılığı, doğada serbest halde bulunabilmesi ve kolay işlenebilmesi gibi özellikleri, insanların İlk çağlardan beri ilgisini çekmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Tuva Cumhuriyeti</span> Rusya Federasyonu’nda Güney Sibiryada özerk bir Türk cumhuriyeti

Tuva Cumhuriyeti veya Tıva Cumhuriyeti ; Rusya Federasyonu’nda Güney Sibirya'da özerk bir Türk cumhuriyetidir. Tuva cumhuriyeti, adını, Türk halklarından biri olan Tuvalardan alır. Tıva Cumhuriyeti olarak da Türkiye Türkçesinde kullanımı vardır. Moğolistan'a komşu olan cumhuriyetin yüzölçümü 170.500 km²'dir. Nüfusu 313.612 kişidir. Konumu ise kuzeyinde Rusya Federasyonuna bağlı Krasnoyarsk Krayı, kuzeybatısında Hakas Özerk Cumhuriyeti, batısında Altay Özerk Cumhuriyeti, güneyinde Moğolistan, doğusunda Buryatya çevrelemiştir. Çevresindeki ülkelere göre Türk nüfusunun en yoğun olduğu Güney Sibirya ülkesidir.

<span class="mw-page-title-main">Dünya'nın yaşı</span> Dünyanın yaşının bilimsel olarak belirlenmesi

Jeologların edindiği kapsamlı ve geniş bilimsel kanıtlara dayanarak, Dünya'nın yaşının yaklaşık 4,54 milyar yıl (4,54×109 yıl) olduğuna karar verilmiştir. Bu sayı, bilinen en eski dünya kabuğuna ait minerallerin yaşı (Batı Avustralya'nın Jack Hills bölgesinde) küçük zirkon kristalleri ve Güneş Sistemi'nin yaşı meteor parçacıkları ve Ay'dan gelen örnekler üzerinde jeologların yaptığı radyometrik yaş tayini ölçümleri sonucunda ortaya çıkartılmıştır. Bu ölçümler göktaşı malzemesinin radyometrik yaşla tarihlendirilmesine ait kanıtlara dayanır ve bilinen en eski yeryüzü ve Ay örneklerinin radyometrik yaşlarıyla tutarlıdır.

<span class="mw-page-title-main">Olivin</span>

Olivin, yüksek sıcaklık silikat minerali ailesidir. Rengi siyahtan zeytin yeşiline değişir. Olivin adını, tephroit (Mn2SiO4), monticellit (CaMgSiO4), larnit (Ca2SiO4) ve kirschsteinite (CaFeSiO4)içeren mineraller grubuyla ilgili bir yapıya denir. Ortorombik simetride kristalleşen olivin grubu minerallerden (Mg,Fe)-olivinlerde Mg2SiO4 ve Fe2SiO4 uç üyeleri arasında tam bir katı çözelti oluştururlar. Ayrıca Fe ve Mn olivinler arasında da sürekli bir seri bulunmaktadır.. Ultrabazik ve bazik kayaçlarda görülen önemli bir mafik mineraldir. Dünit adı verilen ultrabazik kayalar %90,100 olivinden oluşur. Dolomitik Kireç taşı bölgesel ve kontak metamorfizmaları sırasında yüksek dereceli metamorfizma koşullarında forsterit bakımından zengin olivinler oluşur. Olivinlerin kimyasal bileşimleri -plajioklaslarda An (anortit) cinsinden olduğu gibi- içerisinde barındırdığı forsterit (Fo) yüzdesi ile ifade edilir. Örneğin Fo47 şeklindeki bir ifade mineralin % 47 forsteritten, % 53 fayalitten oluştuğunu gösterir.

<span class="mw-page-title-main">Abiyogenez</span> basit organik bileşikler gibi cansız maddelerden yaşamın ortaya çıktığı doğal süreç

Biyolojide abiyogenez veya yaşamın kökeni, yaşamın basit organik bileşikler gibi cansız maddelerden ortaya çıktığı doğal süreçtir. Hakim bilimsel hipotez, Dünya'da cansız varlıklardan canlı varlıklara geçişin tek bir olay değil, yaşanabilir bir gezegenin oluşumu, organik moleküllerin prebiyotik sentezi, moleküler kendini kopyalama, kendini birleştirme, otokataliz ve hücre zarlarının ortaya çıkışını içeren artan karmaşıklıkta bir süreç olduğudur. Sürecin farklı aşamaları için birçok öneri yapılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Magmatik kayaçlar</span> Magmanın yeryüzüne çıkarken soğumasıyla meydana gelen kayaçlardır.

Magmatik kayaçlar, magmanın yükselerek yer kabuğunun içerisine girip veya yeryüzüne ulaşıp soğuyarak katılaşması sonucu oluşan kayaç türüdür. Üç ana kaya türünden biridir, diğerleri tortul ve metamorfiktir. Magmatik kaya magma veya lavın soğutulması ve katılaşmasıyla oluşur. Magmatik kayaçlar çok çeşitli jeolojik ortamlarda meydana gelir: kalkanlar, platformlar, orojenler, havzalar, büyük magmatik bölgeler, genişletilmiş kabuk ve okyanus kabuğu. (Resim1) Magmatik kayaçlar temel olarak silikat minerallerinden oluşmuşlardır. Magmanın bileşimi temel bazı elementlerin dağılımını yansıtsa da oranları değişmekte ve bu da belli başlı magma tiplerinin oluşmasına neden olur.

<span class="mw-page-title-main">Meteorit</span> dış uzaydan gelen ve dünyaya çarpan katı enkaz parçası

Meteorit; kuyruklu yıldız, asteroit veya meteoroit gibi dış uzay kaynaklı bir cismin, bir gezegen veya uydunun yüzeyine ulaşmak üzere atmosferden geçişinde sağlam kalabilmiş katı bir enkaz parçasıdır. Orijinal nesne atmosfere girdiğinde, sürtünme, basınç ve atmosfer gazlarıyla kimyasal etkileşim gibi çeşitli faktörler, ısınmasına ve enerji yaymasına neden olur. Daha sonra bir meteor haline gelir ve kayan yıldız olarak da bilinen bir ateş topu oluşturur. Gök bilimciler en parlak örneklerine "bolit" adını verirler. Meteor, daha büyük olan cismin yüzeyine ulaştıktan sonra meteorit haline gelir. Meteoritlerin boyutları büyüklük açısından farklılıklar gösterir. Jeologlara göre bolit, bir çarpma krateri oluşturacak kadar büyük bir meteorittir.

Bilinen inorganik ve organometalik bileşiklerin elementlere göre sıralanmış listesidir. Sıralama elementlerin kısaltmalarının alfabetik sırasına göredir.

<span class="mw-page-title-main">Faz yüzey bilimi</span>

Faz yüzey bilimi, katı - sıvı arayüzleri, katı - gaz arayüzleri, katı - vakum arayüzleri ve sıvı - gaz arayüzleri dahil olmak üzere iki fazın arayüzünde meydana gelen fiziksel ve kimyasal olayların incelenmesidir. Yüzey kimyası ve yüzey fiziği alanlarını içerir. İlgili bazı pratik uygulamalar yüzey mühendisliği olarak sınıflandırılmaktadır. Bilim heterojen kataliz, yarı iletken cihaz üretimi, yakıt hücreleri, kendi kendine monte edilen tek tabakalar ve yapıştırıcılar gibi kavramları kapsar. Faz yüzey bilimi arayüz ve kolloid bilimi ile yakından ilgilidir. Arayüzey kimyası ve fizik her ikisi için de ortak konulardır. Yöntemler farklı. Buna ek olarak, arayüz ve kolloid bilimleri, arayüzlerin özelliklerinden dolayı heterojen sistemlerde ortaya çıkan makroskopik olayları inceler.

<span class="mw-page-title-main">M-tipi asteroit</span>

M tipi asteroitler, diğer asteroit sınıflarına göre daha yüksek oranlarda demir-nikel gibi metal fazları içerdiği görülen ve yaygın olarak demir göktaşlarının kaynağı olduğu düşünülen spektral bir asteroit sınıfıdır.

<span class="mw-page-title-main">Meteorit sınıflandırması</span> Meteoritlerin kökenlerine ve ortak özelliklerine göre bilimsel sınıflandırılması

Göktaşı biliminde, bir meteorit sınıflandırması benzer meteoritleri gruplandırmaya çalışır ve bilim insanlarının tartışmalarında standart bir terim kullanmalarına olanak tanır. Meteoritler özellikle mineralojik, petrolojik, kimyasal ve izotopik özellikler olmak üzere çeşitli özelliklere göre sınıflandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Brahin (meteorit)</span>

Brahin, 1810 yılında Belarus'ta bulunan taşsı-demir (pallasit) bir meteorittir. Bu, eski Sovyetler Birliği'nde bulunan ikinci meteorittir. Ayrıca, Bragin veya Bragim olarak da adlandırılır. Küçük kesilmiş dilimlerin uygun fiyatı nedeniyle koleksiyoncular arasında oldukça yaygındır.

Piroksen pallasit küçük grubu, pallasit meteoritlerinin (taşsı-demirler) bir alt bölümüdür. Piroksen içeren tek pallasit oldukları için bu şekilde adlandırılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Taşsı-demir meteorit</span>

Taşsı-demir meteoritler veya siderolitler, neredeyse eşit miktarda meteorik demir ve silikatlardan oluşan meteoritlerdir. Bu, onları çoğunlukla silikatlardan oluşan taşsı meteoritlerden ve çoğunlukla meteorik demirden oluşan demir meteoritlerden ayırır.

<span class="mw-page-title-main">Oktahedrit</span> demir meteoritlerin yapısal sınıfı

Oktahedritler, demir meteoritlerin en yaygın yapısal sınıfıdır. Bu yapılar, meteorik demirin soğuma sırasında kamasitin taenitten çözülmesine yol açan belirli bir nikel konsantrasyonuna sahip olması nedeniyle oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Mikrometeorit</span> Dünya yüzeyine ulaşan en küçük dünya dışı malzemeler

Mikrometeorit, Dünya atmosferinden geçerek hayatta kalmayı başarmış bir mikrometeoroittir. Dünya yüzeyinde bulunan mikrometeoritler genellikle, daha küçük boyutları, daha fazla sayıda olmaları ve bileşimlerinin farklı olması bakımından meteoritlerden ayrılırlar. Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) meteoroitleri resmi olarak 30 mikrometre ile 1 metre arasında tanımlar; mikrometeoritler bu aralığın alt ucunu oluşturur. Bunlar, daha küçük gezegenler arası toz parçacıklarını da (IDP) içeren kozmik tozun bir alt kümesidir.

<span class="mw-page-title-main">Uzay aşındırması</span>

Uzay aşındırması veya uzay ayrıştırması, dış uzayın zorlu ortamına maruz kalmış herhangi bir nesnede meydana gelen bir ayrışma türüdür. Atmosferi bulunmayan cisimler çok çeşitli çevresel koşullara maruz kalmaktadır: