
Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır. Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olmasıdır.

Farsça ya da Persçe, Hint-Avrupa dillerinin İran dilleri koluna ait bir batı İran dilidir. Başta İran olmak üzere, kuzeyde Rusya ve Azerbaycan, doğuda Afganistan ve Tacikistan, Orta Asya'da Özbekistan ve Basra Körfezi üzerinde Kuveyt ve Irak gibi ülkelerde 100 milyonun üzerinde kişi tarafından konuşulmaktadır. Antik Pers halkının konuştuğu dilden türemiştir.
Divan edebiyatı, Türk kültürüne has süslü ve sanatlı bir edebiyat türüdür. Bu edebiyata genellikle "divan edebiyatı" adı uygun görülmekte olup bunun en büyük nedenlerinden birisinin şairlerin manzumelerinin toplandığı kitaplara "divan" denilmesi olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan, divan edebiyatı gibi tabirlerin modern araştırmacılar tarafından geliştirildiğini ve halk-tekke-divan edebiyatları arasındaki ayrımların bazen oldukça muğlak olduğu ve bu edebiyatlar arasında ciddi etkileşimlerin de bulunduğu vurgulanmalıdır.

Sanskrit, Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran koluna bağlı bir dildir. Sanskrit ve lehçeleri, Antik Hindistan'da lingua franca statüsüne sahip olmuştur. Dil aynı zamanda Hititçe ve Miken Grekçesinden sonra kaydedilmiş en eski Hint-Avrupa dili olmaktadır.

Urduca, Hindustani dilinin Pakistan'da kullanılan standart biçimine verilen isim. Pakistan'ın iki resmî dilinden biridir. Hindistan'ın bazı bölgelerinde de resmî dilidir. Hintçe ve Urdu Hindustani adlı dilin iki ayrı standart biçimi olarak kabul edilmekle beraber Urduca özellikle Pakistan ve Hindistan'ın kuzeyinde Müslümanların daha yoğun olduğu yerlerde konuşulmakta ve Hintçeye kıyasla daha fazla Farsça aktarma sözcük içermektedir.

Hintçe, ağırlıklı olarak Hindistan'ın kuzey, merkez ve batısında konuşulan Hint-Avrupa dil ailesine mensup bir Hint-Aryan dilidir. Pakistan'ın resmî dili olan Urduca ile beraber Hindustânî dilinin iki standart yazılı formundan birini oluşturur. İngilizce ile birlikte Hindistan'ın iki resmî dilinden biridir. Hindistan'da Devanāgarī yazı sistemi; Pakistan'da ise Arap alfabesi kullanılmaktadır.

Şehnâme veya Şahnâme, Firdevsî'nin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanıdır. İran edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir. 977 ila 1010 arasında yazılmıştır. 60.000 beyit civarında hacime sahiptir. Tek şair tarafından yazılan en uzun epik şiirlerdendir.
Tezkire, sözcük anlamıyla "zikredilen, zikri geçen" anlamına gelen, Fars ve Türk edebiyatlarında kişilerin yaşamlarını, eserlerini ve edebi kişiliklerini anlatan eserlere verilen ortak addır. Tezkireler ilk kez İran edebiyatında ortaya çıkmıştır.

Delhi Sultanlığı ya da Sultanat-ı Hint, 1206-1526 yılları arasında Hindistan'da hüküm sürmüş olan sultanlıktır.

Dravid dil ailesi, yoğunlukla Güney Hindistan'da ve Sri Lanka'da konuşulan 73 dili içerir. Pakistan, Nepal ve Bangladeş'teki bölgelerde, bunlardan daha az olarak da Afganistan ve İran'da konuşulur. Ayrıca, ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Malezya ve Singapur'da Dravid'li göçmenler tarafından konuşulur.
Kannada ya da Kannadaca; Dravid dil ailesine bağlı, Hindistan'ın güneybatısında konuşulan, Karnataka eyaletinin resmî dillerinden bir tanesidir. Halkın Kannadias diye adlandırdıkları, kabaca 50 milyon kişinin konuştuğu bir dil olup dünyada en çok konuşulan 30 dilden biridir. Kannada dili, Kannada alfabesi kullanılarak yazılmıştır. Bu alfabe ise Kadamba alfabesinin geliştirilmiş bir şeklidir. Kannada dilinde yazılmış ilk yazılı belgeler millattan sonraki ilk milenyumda yazılmış, bu bilginin doğruluğu bulunan yazıtlarla kanıtlanmıştır. Dilin edebî gelişimi, 6. yüzyılda Gangalar ve 9. yüzyılda Raştrakutalar döneminde olmuştur. Dilbilim Uzmanları Heyeti'nin Hindistan Kültür Bakanlığına verdiği tavsiyeye ithafen Kannadaca, Hindistan hükûmetince klasik dillerden biri olarak kabul görmüştür. Haziran 2011'de, Mysore'daki Hint Dilleri Merkez Enstitüsü (CIIL) bünyesinde klasik Kannada dili çalışmaları merkezi kurulmuştur. Günümüzde Kannada edebiyatı eserleri Jnanpith ödülleri ve Sahitya Akademi ödülleriyle taçlandırılmaktadır.

Fars edebiyatı, Farsça sözlü kompozisyonlardan ve yazılı metinlerden oluşan dünyanın en eski edebiyatlarından biridir. 2500 yıldan uzun bir dönemi kapsayan Fars edebiyatına ait kaynaklar bugünkü İran sınırlarının ötelerine, Orta Asya, Batı Asya, Anadolu, Hint alt kıtası, Mısır ve Balkanlar'a yayılmıştır. Gaznelilerin Orta ve Güney Asya'yı fethinden sonra Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Orta Asya'ya yayılmıştır. Yalnız İranlılar değil, Türk, Kafkas, Hint, Pakistanlı ve Slav şair ve yazarların Fars dilinde oluşturdukları eserler de Fars edebiyatı içinde sayılmaktadır.

Nizâmî-i Gencevî, Fars edebiyatında hamse türünün kurucusu şair.

Gupta İmparatorluğu, MS 4. yüzyılın başlarından MS 6. yüzyılın sonlarına kadar var olan eski bir Hint imparatorluğuydu. Zirvesinde, yaklaşık MS 319'dan 467'ye kadar, Hindistan Yarımadası'nın çoğunu kapsıyordu. Bu dönem tarihçiler tarafından Hindistan'ın Altın Çağı olarak kabul edilir. İmparatorluğun yönetici hanedanı, kral Sri Gupta tarafından kuruldu; hanedanın en önemli yöneticileri Chandragupta I, Samudragupta, Chandragupta II ve Skandagupta idi. MS 5. yüzyıl Sanskrit şairi Kalidasa, Guptaların hem Hindistan içinde hem de dışında, Parasikas, Hunas, Kambojas krallıkları, batı ve doğu Oxus vadilerinde bulunan kabileler olan Kinnaras, Kiratas ve diğerleri dahil olmak üzere yaklaşık yirmi bir krallığı fethettiğini söyler.

Ashvaghosha, önemli Hint şair ve aynı zamanda bir filozoftur. Hindistan’ın kuzeyinde yer alan Saketa’da doğduğu tahmin edilmektedir. Sanskritçe ilk eserler veren oyun yazarı ve Hint Sanskrit şairi Kalidasa’dan sonra gelen en önemli Hint şair olarak kabul edilmektedir.
Hindoloji, bir bilim dalıdır. Hintçe dilin, edebiyat, tarih, din ve Hint toplumların manevi, maddi kültürünü sistematik şekilde toplar ve araştırır. Geçmiş ve günümüz Hintçesi ve Hint toplumları ana konusunu oluşturur.

Hindustani, Hindistan'da Hintçe, Pakistan'da Urduca adlı iki standart yazım formu bulunan ve Güney Asya'nın geçer dili olan bir Hint-Aryan dili. 13. yüzyılda Delhi ve Meerut kentlerinde İslam hâkimiyetinden kaynaklanan dil çeşitliliğin bir sonucu olarak ortaya çıktı. 19. yüzyılda Birleşik Krallık, Hindistan'ın dilini standartlaştırabilmek ve bölgede bulunan Fars kültürünün egemenliğini azaltmak için Hindustani kullanımını resmîleştirdi ve teşvik etmeye çalıştı. Bu dil günümüzde Hindistan'ın en yaygın dili olmakla birlikte, avam dili olduğu için kullanıcı adedini tespit etmek oldukça zordur.

Yunani ya da Unani tıbbı Fars-Arab geleneksel tıbbı için kullanılan bir terim olup Moğol dönemindeki Hindistan'a kadar İslam kültürünün hakim olduğu yerlerde kullanılmıştır. Eski Farsçada İyonya için Yauna deniliyordu. Anadolu'dan başlayıp Güney Asya'nın en doğusuna kadar uzanan birçok dilde hala Yunan veya Yūnān olarak kullanılan sözcüğün "Yun" kısmı hala görülmektedir. Avrupa dillerinde ise Grek sözcüğünün esas alındığı görülür. İyonyalı hekimler Hipokrat ve Galen'in öğretilerinden büyük ölçüde etkilenen Fars-Arab tıb sistemi için Yunani Tıbbı denmektedir.
Farslaşmış toplum, Fars diline, kültürüne, edebiyatına, sanatına, kimliğine dayanan veya fazlasıyla bu unsurlardan etkilenmiş toplumdur.
İslam kültürü ve Müslüman kültürü, tarihsel olarak Müslümanlar için ortak olan kültürel ögelere atıfta bulunulur. Râşidîn Halifeliğinden erken Emevîler dönemine ve Abbâsîlerin ilk dönemlerine kadar Müslüman kültürünün erken biçimleri ağırlıklı olarak Arap, Bizans, Pers ve Levantendi. İslâm imparatorluklarının hızla genişlemesiyle Müslüman kültürü, Fars, Mısır, Kafkas, Türk, Moğol, Hint, Bangladeş, Pakistan, Malay, Somali, Berberi, Endonezya ve Moro kültürlerini çok etkilemiştir.