İçeriğe atla

Deforme olabilen ayna

Astronomik teleskoplardaki dalga cephesi hatalarını düzeltmek için deforme olabilen aynalar kullanılabilir.

Deforme olabilen aynalar (DM), dalga cephesi kontrol edilmesi ve optik hataların düzeltilmesi amacıyla yüzeyi deforme olabilen aynalardır. Deforme olabilen aynalar, uyarlanabilir optik sistemlerinde dalga cephesi sensörleri ve gerçek zamanlı kontrol sistemleriyle birlikte kullanılır.

DM'nin şekli, optik sistemin görüntü kalitesini etkileyen dinamik hataları telafi etmek için uygun bir hızla kontrol edilebilir. Pratikte DM yüzey şeklinin, düzeltilecek dinamik hataların değişim hızından çok daha hızlı değiştirilmesi gerekir; çünkü düzeltme süreci, statik bir sapma için bile birkaç yineleme gerektirebilir.

Bir DM genellikle birçok serbestlik derecesine sahiptir. Tipik olarak bu serbestlik dereceleri mekanik aktüatörlerle ilişkilidir ve kabaca bir aktüatörün bir serbestlik derecesine karşılık geldiği düşünülebilir.

Deforme olabilen ayna parametreleri

VLT'nin Deforme Olabilen İkincil Aynası [1]

Aktüatörlerin sayısı, aynanın düzeltebileceği serbestlik derecesinin (dalga cephesi bükülmelerinin) sayısını belirler. Rastgele bir DM'i, dalga cephesi modlarını Zernike polinomları biçiminde mükemmel şekilde yeniden üretebilen ideal bir cihazla karşılaştırmak çok yaygındır. Atmosfer türbülansının düzeltilmesi için düşük dereceli Zernike terimlerinin ortadan kaldırılması genellikle görüntü kalitesinde önemli bir iyileşme sağlarken, yüksek dereceli terimlerin düzeltilmesi görüntü kalitesinde daha az iyileştirmeler sağlar. Tipik olarak yüksek hızlı aerodinamik akış alanlarında karşılaşılan şoklar gibi güçlü ve hızlı değişen dalga cephesi hatalarındaki dalgalanmalar, aktüatörlerin sayısı, aktüatör aralığı ve piston büyüklüğü, düzeltilebilecek maksimum yerel dalga cephesi eğimi gibi parametreler tarafından belirlenir.

Aktüatör aralığı, iki aktüatörün merkezleri arasındaki mesafedir. Büyük aktüatör aralığına ve çok sayıda aktüatöre sahip deforme olabilen aynalar hantal ve pahalıdır.

Aktüatör piston büyüklüğü, genellikle bir başlangıç noktasının sıfır konumu olarak nitelendirildiği, aktüatörün pozitif veya negatif yönlerdeki maksimum yer değiştirmesidir. Piston büyüklüğü tipik olarak ±1 ila ± 30 mikrometre arasında değişir. Maksimum aktüatör piston büyüklüğü, düzeltilebilecek dalga cephesinin maksimum genliğini sınırlar. Aktüatörler arası piston, düzeltilebilir yüksek dereceli hataların maksimum genliğini ve yerel eğimlerini sınırlar.

Etki fonksiyonu, tek bir aktüatörün hareketi sonrasında, aynanın tepkisine karşılık gelen karakteristik yüzey şekildir. Farklı tipte deforme olabilen aynalar farklı etki fonksiyonlarına sahiptir. Ayrıca etki fonksiyonu, aynı aynanın farklı aktüatörleri için farklı olabilir. Ayna yüzeyinin tamamını kapsayan etki fonksiyonuna "modal" fonksiyon, yerel tepkiye ise "zonal" fonksiyon adı verilir.

Aktüatör bağlantısı, bir aktüatörün hareketinin komşularının yerini ne kadar değiştireceğini gösterir. Tüm "modal" aynalar büyük çapraz bağlantıya sahiptir. Bu durum aslında genellikle en yüksek istatistiksel ağırlığa sahip olan düşük dereceli optik sapmaların yüksek kalitede düzeltilmesini sağladığı için iyidir.

Tepki süresi aynanın kontrol sinyaline ne kadar hızlı tepki vereceğini gösterir. Bu süre MEMS ve manyetik aynalar için mikrosaniye mertebelerindeyken, termal olarak kontrol edilen DM'ler için onlarca saniyeye kadar değişebilir.

Histerezis ve sürünme, deforme olabilen aynanın tepkisinin hassasiyetini azaltan doğrusal olmayan çalıştırma etkileridir. Farklı konseptler için histerezis, elektrostatik olarak çalıştırılan aynalar için sıfır, piezoelektrik aktüatörlü aynalar için yüzde olarak birkaç onu bulabilidr. Histerezis, önceki aktüatör konumu komutlarından geriye kalan, artık bir konum hatasıdır ve aynanın geri besleme döngüsünün dışında ileri besleme modunda çalışma yeteneğini sınırlar.

Deforme olabilen ayna konseptleri

ESO'nun Çok Büyük Teleskop Uyarlanabilir Optik Tesisi'nde ince ayna. Ayna 1120 milimetre çapında, ancak yalnızca 2 milimetre kalınlığındadır.[2]

Parçalı konsept aynalar, birbirinden bağımsız düz ayna parçalarından oluşur. Her parça, dalga cephesi üzerindeki bölgelerin ortalama değerine yaklaşmak için küçük bir mesafe ileri ya da geri hareket edebilir. Bu aynaların avantajı, aktüatörlerin birbirleri ile çok az veya sıfır etkileşime sahip olmalarıdır. Parçalı aktüatör bölümlerinden oluşan bu yaklaşım, düzgün kesintisiz dalga cepheleri için yeteri kadar iyi çalışmaz. Parçaların keskin kenarları ve parçalar arasındaki boşluklar, ışık saçılımına katkıda bulunur. Bu nedenle uygulama alanları, saçılmış ışığa duyarlı olmayanlarla sınırlanmıştır. Her parça başına üç serbestlik derecesinin eklenmesiyle, parçalı aynanın performansında önemli bir iyileşme sağlanabilir: piston, x ve y eğimi. Bu aynalar, piston parçalı aynalara kıyasla üç kat daha fazla aktüatöre sahip olmayı gerektirir. Bu konsept, birincil ayna olarak büyük parçalı aynalara sahip olan Keck teleskopları, James Webb Uzay Teleskobu ve gelecekteki E-ELT için kullanıldı. Parçaları doğru şekilde eş fazlı hale getirmek ve parça şekilleri ve boşluklarının neden olduğu kırınım desenlerini azaltmak için çok sayıda yöntem mevcuttur. NASA'nın Büyük UV Optik Kızılötesi Araştırmacısı gibi gelecekteki büyük uzay tabanlı teleskop da, parçalı birincil aynaya sahip olacak. Kontrastı artırmaya yönelik sağlam yöntemlerin geliştirilmesi, ötegezegenlerin doğrudan görüntülenmesi ve karakterizasyonu için bir anahtardır.

Ayrık aktüatörlerden oluşan, kesintisiz düz ayna konsepti, ince, deforme olabilen bir zarın ile oluşturulur. Plakanın şekli, arka tarafına sabitlenen bir dizi ayrı aktüatör tarafından kontrol edilir. Aynanın şekli ön panele uygulanan kuvvetlerin kombinasyonuna, sınır koşullarına (plakanın aynaya sabitlenme şekli) ve plakanın geometrisi ve malzemesine bağlıdır. Bu aynalar, çok büyük (birkaç bine kadar) serbestlik derecesine sahiptir ve hassas dalga cephesi kontrolüne olanak tanır.

Manyetik konseptli aynalar, ses bobinleri ve mıknatıslar tarafından çalıştırılan ince, esnek, sürekli bir zardan oluşur. Bu teknoloji, çok farklı performanslara ulaşmak için mükemmel tasarım esnekliği sağlar. Yapılan tasarım tercihlerine bağlı olarak, yüz mikrona kadar deformasyona sahip rakipsiz bir piston veya zaman diliminde çok yüksek bir hız elde edebilirler. Zar tek bir malzeme tabakası olduğundan çok yüksek optik kaliteye de ulaşılabilir. Bu teknoloji iyi bir kararlılık sergileyebilir ve şeklini haftalarca neredeyse hiç değişmeden koruyabilir. Aktüatör sayısı onlarca aktüatörden birkaç bin aktüatöre kadar değişebilir.

MEMS konsept aynaları, mikro yüzey işleme teknolojileri kullanılarak üretilir. Çok sayıda aktüatör tarafından kontrol edilen ince, yansıtıcı bir zardan oluşurlar.[3] MEMS aynaları, geleneksel uyarlanabilir optik sistemlerinin yüksek fiyat eşiğini kırabilir. Daha uygun maliyetli bir fiyata daha yüksek aktüatör sayısı elde etmeyi mümkün kılarak, yüksek doğruluklu dalga cephesi düzeltmesine olanak tanırlar.[3] MEMS aynaları, sınırlı histerezis ile aktüatörlerden [4] hızlı yanıt süreleri sunar. Ek bir fayda da, mikro işleme teknolojilerinin, daha fazla sayıda aktüatörle daha ucuz ve daha hafif, deforme olabilen aynalar oluşturmak için ölçek ekonomisi avantajına olanak sağlamasıdır.[5]

Zar konseptli aynalar, sağlam, düz bir çerçeve üzerine gerilmiş ince iletken ve yansıtıcı bir zardan oluşur. Zarın altına veya üstüne yerleştirilebilen elektrostatik elektrot aktüatörlerine kontrol voltajları uygulanarak, zar elektrostatik olarak deforme edilebilir. Zarın üzerine yerleştirilmiş elektrotlar varsa bunlar şeffaftır. Aynanın altına yerleştirilen tek grup elektrot ile aynayı çalıştırmak mümkündür. Bu durumda, zarı başlangıçta küresel hale getirmek için tüm elektrotlara bir ön gerilim voltajı uygulanır. Zar referans küreye göre ileri geri hareket edebilir.

Ferro sıvı deforme edilebilir bir ayna

Kristal konseptli aynalar iki veya daha fazla farklı malzeme katmanından oluşur. Bir veya daha fazla aktif katman, piezoelektrik malzemeden üretilir. Elektrot yapısı, yerel tepkiyi kolaylaştırmak için aktif katman üzerinde şekillendirilmiştir. Ayna, bir veya daha fazla elektrota voltaj uygulandığında deforme olur, bu da elektrotların yanlamasına uzamasına neden olur ve bu da yerel ayna eğriliğine neden olur. Kristal aynalar nadiren 100'den fazla elektrotla yapılır.

Ferro sıvı konsept aynaları, bir sıvı taşıyıcı içinde dağılmış küçük ferromanyetik nanopartikül (yaklaşık 10 adet) süspansiyonla yapılan sıvı deforme olabilen aynalardır. Harici bir manyetik alanın varlığında ferromanyetik parçacıklar alanla aynı hizaya gelir, sıvı mıknatıslanır ve yüzeyi manyetik, yerçekimi ve yüzey gerilimi kuvvetleri arasındaki dengenin yönettiği bir şekil alır. Uygun manyetik alan geometrileri kullanılarak ferro akışkanın yüzeyinde istenilen herhangi bir şekil üretilebilir. Bu yeni konsept, düşük maliyetli, yüksek piston büyüklüğüne sahip ve çok sayıda aktüatörle deforme olabilen aynalar için potansiyel bir alternatif sunuyor.[6][7][8]

Ayrıca bakınız

*ALPAO
  • Boston Micromachines Corporation
  • CILAS
  • Electrostatic-Pneumatic
  • Ferrofluid mirror
  • Microelectromechanical systems
  • Wavefront sensor

Kaynakça

  1. ^ "The VLT's new Deformable Secondary Mirror". www.eso.org. 1 Kasım 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Kasım 2016. 
  2. ^ "Super-thin Mirror for Sharper Star Images". ESO Announcements. 5 Mart 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Mart 2012. 
  3. ^ a b Bifano, T.; Cornelissen, S.; Bierden, P. (2010). "MEMS deformable mirrors in astronomical adaptive optics". 1st AO4ELT conference - Adaptive Optics for Extremely Large Telescopes. Paris, France: EDP Sciences. s. 06003. doi:10.1051/ao4elt/201006003. ISBN 978-2-7598-0496-2.  Tarih değerini gözden geçirin: |erişimtarihi= (yardım);
  4. ^ Wallace, Brian P.; Hampton, Peter J.; Bradley, Colin H.; Conan, Rodolphe (30 Ekim 2006). "Evaluation of a MEMS deformable mirror for an adaptive optics test bench". Optics Express (İngilizce). 14 (22): 10132-10138. doi:10.1364/OE.14.010132. ISSN 1094-4087. PMID 19529409. 11 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: free.  Tarih değerini gözden geçirin: |erişimtarihi= (yardım)
  5. ^ Madec, P. (7 Haziran 2015). "Overview of Deformable Mirror Technologies for Adaptive Optics". Imaging and Applied Optics 2015 (İngilizce). Optical Society of America. ss. AOTh2C.1. doi:10.1364/AOMS.2015.AOTh2C.1. ISBN 978-1-943580-00-2. 2 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: free.  Tarih değerini gözden geçirin: |erişimtarihi= (yardım)
  6. ^ P. Laird; R. Bergamasco; V. Berube; E.F. Borra; A. Ritcey; M. Rioux; N. Robitaille; S. Thibault; L. Vieira da Silva Jr (August 2002). "Ferrofluid-based deformable mirrors: A new approach to adaptive optics using liquid mirrors". Bonaccini, Domenico (Ed.). Ferrofluid Based Deformable Mirrors - a New Approach to Adaptive Optics Using Liquid Mirrors. Proceedings of SPIE Astronomical Telescopes and Instrumentation meeting. 4839. s. 733. doi:10.1117/12.459065.  r eksik |soyadı1= (yardım)
  7. ^ P. Laird; N. Caron; M. Rioux; E. F. Borra; A. Ritcey (2006). "Ferrofluidic adaptive mirrors". Applied Optics. 45 (15): 3495-3500. doi:10.1364/AO.45.003495. PMID 16708094. 
  8. ^ Denis Brousseau; Ermanno F. Borra; Simon Thibault (2007). "Wavefront correction with a 37-actuator ferrofluid deformable mirror". Optics Express. 15 (26): 18190-18199. doi:10.1364/OE.15.018190. PMID 19551117. Erişim tarihi: free.  Tarih değerini gözden geçirin: |erişimtarihi= (yardım)

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Böcek</span> eklembacaklılar sınıfı

Böcekler eklem bacaklılar (Arthropoda) şubesinin sınıfı ve tür ve takson bakımından en kalabalık hayvan sınıfıdır. 1.000.000'dan fazla olan tür sayılarıyla Dünya'daki en fazla türe sahip canlılardır. Dünya'nın hemen hemen her yerinde bulunur ve bazen çok yoğun popülasyonlarda görülebilirler. Her yıl birkaç bin böcek türü tanımlanmaktadır. Toplam tür sayısının 2.000.000 ila 30.000.000 kadar olduğu tahmin edilmektedir. Tür, cins, familya gibi taksonomik kategoriler bakımından 6-10.000.000 sayıya ulaşırlar ve Dünya'daki hayvanların %90 kadarını oluştururlar.

<span class="mw-page-title-main">Elektrik</span> elektrik yükünün varlığı ve akışı ile ilgili fiziksel olaylar

Elektrik, elektrik yüklerinin akışına dayanan bir dizi fiziksel olaya verilen isimdir. Elektrik sözcüğü Türkçeye Fransızcadan geçmiştir. Elektriğin Türkçe eş anlamlısı çıngı sözcüğüdür. Ayrıca Anadolu ağızlarında elektrik anlamında yaldırayık sözcüğü tespit edilmiştir. Elektrik, pek çok farklı şekillerde var olabilir. Örneğin, yıldırımlar, durgun elektrik, elektromanyetik indüksiyon ve elektrik akımı gibi. Ek olarak, elektriğin elektromanyetik radyasyon, radyo dalgaları gibi oluşumları olduğu bilinmektedir.

Ultraviyole (UV) veya morötesi; dalga boyu görünür ışıktan kısa, ancak X-ışınlarından uzun olan bir elektromanyetik radyasyon şeklidir. Güneş ışığında bulunur ve Güneş'ten çıkan toplam elektromanyetik radyasyonun yaklaşık %10'unu oluşturur. Ayrıca elektrik arkları, Çerenkov radyasyonu, cıva buharlı lambalar, bronzlaşma lambaları ve siyah ışık gibi kaynaklar tarafından üretilir. Uzun dalga boylu UV fotonları atomları iyonize edecek enerjiye sahip olmadığı için iyonlaştırıcı bir radyasyon olarak kabul edilmese de, kimyasal reaksiyonlara neden olabilir ve birçok maddenin parlamasına neden olabilir. Kimyasal ve biyolojik etkiler de dahil olmak üzere pek çok pratik uygulama, UV radyasyonunun organik moleküllerle etkileşime girmesinden türer. Bu etkileşimler emilimi veya ısıtma dahil moleküllerdeki enerji durumlarının ayarlanmasını içerebilir.

<span class="mw-page-title-main">Plazma</span> gaz haldeki maddelerin manyetik kutuplaştırmaya bağlı doğrusal noktalarda oluşan fiziksel ve kimyasal reaksiyonun kontrollü etkileşim süreci

Plazma, gaz hâldeki maddelerin manyetik kutuplaştırmaya bağlı doğrusal noktalarda oluşan fiziksel ve kimyasal tepkimenin kontrollü etkileşim sürecine verilen genel ad. Daha kolay bir tanımla; atomun elektronlardan arınmış hâlidir.

<span class="mw-page-title-main">Polarizasyon</span>

Polarizasyon dalganın hareket yönüne dik gelen düzlemdeki salınımların yönünü tanımlayan yansıyan dalgaların bir özelliğidir. Bu kavram dalga yayılımı ile ilgilenen optik, deprembilim ve uziletişim gibi bilim ve teknoloji sahalarında kullanılmaktadır. Elektrodinamikte polarizasyon, ışık gibi elektromanyetik dalgaların elektrik alanının yönünü belirten özelliğini ifade eder. Sıvılarda ve gazlarda ses dalgaları gibi boyuna dalgalar polarizasyon özelliği göstermez çünkü bu dalgaların salınım yönü uzunlamasınadır yani yönü dalganın hareketinin yönü tarafından belirlenmektedir. Tersine elektromanyetik dalgalarda salınımın yönü sadece yayılımın yönü ile belirlenmemektedir. Benzer şekilde katı bir maddede yansıyan ses dalgasında paralel stres yayılım yönüne dik gelen bir düzlemde her türlü yönlendirmeye tabi olabilir.

Mikroelektro-mekanik sistemler (MEMS) günümüzde var olan mekanik ve elektrik sistemlerin entegre ve minyatürize versiyonları olup mikron boyutlarında olan bu sistemleri nanoelektromekanik sistemler (NEMS) vasıtası ile nanoteknoloji uygulamaları için de kullanmak da mümkündür. MEMS kavramı ilk olarak 1987 yılında bir mikrodinamik çalıştayı esnasında telaffuz edilmiştir. Fakat MEMS kavramının ortaya çıkması esas olarak entegre devre çalışmalarında yaşanan gelişmeler ışığında olmuştur. Bu gelişmeler içinde kalıba alma, kaplama teknolojileri, ıslak oyma metotları, kuru oyma metotlarında yaşanan gelişmeler mikro aygıt yapımını mümkün kılmıştır. Küçük aygıtların yapılması konusunda ortaya çıkan ilk fikir ünlü fizikçi Richard Feynman tarafından 1959 yılında yapılan "There's plenty of room at the bottom" isimli konuşmada ortaya atılmıştır. Mikro-elektromekanik sistemlerin boyutları 1 ile 100 mikrometre arasında değişim gösterir. Bu küçük boyutlarda standard fizik kuralları genellikle geçersizdir. MEMS yapılarında yüzey alanının hacime oranı oldukça yüksektir bu sebep ile yüzey etkileri hacim etkilerine baskın gelir. Mikro elektro-mekanik sistem yapıları üç bölümden oluşur. Bu bölümler mekanik bölüm, mekanik bölümü çalıştıran tahrik bölümü ve mekanik hareketin davranışını inceleyen algılama bölümü olarak özetlenebilir. MEMS tahrik mekanizmaları verilen tahrik tipine göre farklılık gösterir. MEMS yapıları termal, elektrostatik, manyetik, pnömatik ve optik olarak tahrik edilebilir. Algılama işlemi ise genellikle optik ve elektronik sinyaller vasıtası ile yapılır. MEMS, Makina-Malzeme-Elektronik başta olmak üzere, temelde tüm mühendislik dalları ve temel bilimlerle birlikte pek çok dalı kapsayan çalışmaların yapıldığı disiplinlerarası bir kavramdır.

<span class="mw-page-title-main">Işık hızı</span> elektromanyetik dalgaların boşluktaki hızı

Işığın boşluktaki hızı, fiziğin birçok alanında kullanılan önemli bir fiziksel sabittir. Genellikle c sembolüyle gösterilir. Tam değeri saniyede 299.792.458 metredir. Metrenin uzunluğu bu sabitten ve uluslararası zaman standardından hesaplanmıştır. Özel göreliliğe göre c, evrendeki bütün madde ve bilgilerin hareket edebileceği maksimum hızdır. Bütün kütlesiz parçacıkların ve ilgili alanlardaki değişimlerin boşluktaki hareket hızıdır. Bu parçacıklar ve dalgalar gözlemcinin eylemsiz referans çerçevesi ya da kaynağın hareketi ne olursa olsun c'de hareket ederler. Görelilik teorisi'nde c, uzay-zaman arasındaki ilişkiyi kurar; aynı zamanda meşhur kütle-enerji eşdeğerliliği formülünde de gözükür E = mc2. Işığın hava veya cam gibi şeffaf maddelerdeki ilerleyiş hızı c'den azdır. Benzer şekilde radyo dalgalarının tel kablolardaki ilerleyişi de c'den yavaştır. Işığın madde içindeki hızı v ile c arasındaki orana o maddenin kırılma endeksi denir. Örneğin, görülebilir ışık için camın kırılma endeksi genellikle 1,5 civarındadır. Yani ışık camın içinde c / 1,5 ≈ 200.000 km/s ile hareket eder. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın ışık ve öteki elektromanyetik dalgalar anında yayılıyormuş gibi gözükür ancak, ölçülebilir hızlarının uzun mesafeler ve hassas ölçümlerle ölçülebilir sonuçları vardır. Uzaydaki keşif araçlarıyla iletişim kurarken mesajların Dünya'dan uzay aracına ya da uzay aracından Dünya'ya ulaşması dakikalar ya da saatler alabilir. Yıldızlardan gelen ışık onları yıllar önce terk etmiştir ve bu sayede uzaktaki nesnelere bakarak evrenin tarihini çalışma şansı verir. Işığın ölçülebilir hızı aynı zamanda bilgisayardaki bilgilerin çipler arasında aktarılması gerektiği için bilgisayarların teorik hızını da sınırlar. Işık hızı, uzak mesafeleri yüksek isabetle ölçebilmek için uçuş zamanı ölçümlerinde de kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Optik lif</span>

Optik lif(optical fiber) veya bilinen diğer adıyla ışıklifi(fiberoptic), yüksek kaliteli püskürtülmüş cam veya plastikten yapılmış olan esnek ve şeffaf bir lifdir. Kabaca insan saçından daha kalındır. Işığı lifin iki ucuna iletmek için bir ışık kılavuzluğu veya ışık borusu görevini görür. Işıkliflerin dizayn ve uygulaması ile ilgilenen uygulamalı bilim ve mühendislik dalı “fiber optik” olarak bilinir. Optik lifler, iletişimin diğer formlarına göre iletimin daha uzun mesafelerde ve daha geniş bant genişliği ile olmasına imkân veren “ışıklifi iletişim” alanında yaygın olarak kullanılır. Liflerin metal kablolar yerine kullanılmasının nedeni sinyallerin lifler üzerinde daha az kayıpla ilerlemesi ve aynı zamanda elektromanyetik engellerden etkilenmemesidir. Lifler aynı zamanda ışıklandırma için de kullanılır ve yığınlar halinde sarılır. Bu şekilde sınırlı alanlarda görüntülemeye imkân verecek şekilde görüntü taşımak için kullanılabilirler. Işıklifleri özel tasarlanmış lifli sensörler ve lifli lazerler dâhil, birçok değişik uygulama içinde de kullanılırlar.

<span class="mw-page-title-main">Fiber optik iletişim</span>

Fiber optik iletişim ya da bilinen adıyla ışıklifi, optik lif boyunca ışık sinyalleri göndererek bilginin bir yerden başka bir yere iletilmesi metodudur. Işık, bilgi taşımak için yönlendirilmiş elektromanyetik taşıyıcı dalga görevi görür. İlk olarak 1970 yılında geliştirilen ışıklifli iletişim sistemleri; telekomünikasyon endüstrisinde devrim yaratmış, bilgi çağının gelişinde önemli bir rol oynamıştır. Elektriksel iletimden avantajlı olması nedeniyle ışıklifleri gelişmiş ülkelerdeki çekirdek ağlarda bakır tellerin iletişimdeki yerini aldı.

Bu Lazer konularının bir listesidir.

Optik, Mısır ve Mezopotamyalılar tarafından geliştirilen lenslerle başlamış ve Yunan ve Hint filozofları tarafından geliştirilen ışık ve vizyon teorileri takip etmiştir.

Terahertz metamalzemeleri birleşimin yeni bir sınıflandırılma biçimidir. Suni malzemeler hala terahertz (THz) frekanslarıyla etkileşimde olan gelişim süreci altındadır. Terahertz frekansları malzeme araştırmalarında sık sık 0.1'den 10 terahertz frekansına kadar kullanılmaktadırlar.

Fotovoltaik sistem veya PV sistem, güneş enerjisini kullanılabilir enerjiye çeviren sistemdir. PV sistem, birçok bileşenlerin bir araya getirilmesi ile oluşturulur ve güneş panelleriyle güneş ışığını soğurup elektriğe çevirir. Güneş çeviricisi elektriksel akımı doğru akımdan alternatif akıma doğru değiştirmektedir. Bunun gibi birleştirme, kablolama ve diğer elektriksel aletlerin kurulumu çalışan bir sistem oluşturmaktadır. Ayrıca bu sistem güneş takip sistemi ile kendisinin genel performansını artırabilir ve gömülü pil çözümünü de içinde barındırabilir.

Uyarlanabilir optik, optik sistemlerinin performansını artırmak için geliştirilmiş ve dalga cephesi bozulmalarını en aza indirmek amacıyla kurulmuş bir teknolojidir.

<span class="mw-page-title-main">Işık yükseltici</span>

Işık yükseltici, ışık sinyallerini doğrudan yükselten, ilk önce elektrik sinyaline dönüştürmeye ihtiyaç duymayan bir alettir. Işık yükseltici lazer olarak da düşünülebilir fakat ışık boşluğu olmadan bu genelleme yapılmalıdır. Işık yükselticileri optik iletişiminde ve lazer fiziğinde önemli bir yere sahiptirler.

Fourier optiği dalgaların yayılma ortamını kendisinin doğal modu olduğunu kabul etmek yerine, belirli bir kaynağa sahip olmayan düzlemsel dalgaların üstdüşümlerin olarak addeden Fourier dönüşümlerini kullanan klasik optiğin bir çalışma alanıdır. Fourier optiği, dalgayı patlayan bir küresel ve fiziksel olarak Green's fonksiyon denklemleriyle tanımlanabilen tanımlanabilen ve bu kaynağından dışarıya ışıma yapan dalganın üstdüşümü olarak adddeden Huygens-Fresnel prensibinin ikizi olarak da görülebilir.

Süperlenskırınım sınırının ötesine giden metamateryallerin kullanıldığı bir mercektir. Kırınım sınırı geleneksel lenslerin ve mikroskopların çözünürlük duyarlılığının limitidir. Farklı yollar ile kırınım sınırının ötesine geçebilen birçok lens çeşidi vardır ancak onları engelleyen ve işlevlerini etkileyen birçok etmen vardır.

Astigmatizm (veya Astigmatizma) ile bir optik sistemde, iki dik düzlemde yayılan ışınların farklı odaklara sahip olduğu bir sistem sorunudur. Bir çarpı görüntüsünü oluşturmak için astigmatizma ile optik bir sistem kullanılırsa, dikey ve yatay çizgiler iki farklı mesafede keskin odakta olacaktır. Terim, "yok" anlamına gelen Yunanca α- (a- ) ve στίγμα ( stigma), ("bir işaret, nokta, delinme" anlamına gelen") birleşiminden oluşmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Teleskobun tarihi</span>

Teleskopun tarihi, 1608'de Hollanda'da bir gözlük üreticisi olan Hans Lippershey tarafından bir patent sunulduğunda ortaya çıkan bilinen en eski teleskopun icadından öncesine kadar götürülebilir. Lippershey patentini almamış olsa da, buluşla ilgili haberler kısa sürede Avrupa'ya yayıldı. Bu erken tasarımı kırılmalı teleskoplar bir dışbükey objektif lens ve içbükey mercekten oluşuyordu. Galileo ertesi yıl bu tasarımı geliştirdi ve astronomiye uyguladı. 1611'de Johannes Kepler, bir dışbükey mercek ve bir dışbükey mercek merceği ile çok daha kullanışlı bir teleskopun nasıl yapılabileceğini açıkladı. 1655'e gelindiğinde, Christiaan Huygens gibi gök bilimciler, bileşik göz mercekleri olan güçlü ama hantal Kepler teleskopları inşa ediyorlardı.

<span class="mw-page-title-main">Döner kodlayıcı</span> açısal pozisyonu (hareketi) analog veya dijital koda dönüştüren cihaz

Döner kodlayıcı, mil kodlayıcı da denir ve bir milin veya aksın açısal konumunu veya hareketini analog veya dijital çıkış sinyallerine dönüştüren elektromekanik bir cihazdır.