İçeriğe atla

Cüneyd el-Mürrî

Cüneyd el-Mürrî
Horasan Emevi valisi
Görev süresi
729-734
Hükümdar Hişâm bin Abdülmelik
Yerine geldiğiEşres bin Abdullah es-Sülemî
Yerine gelenEsad bin Abdullah el-Kasri
Kişisel bilgiler
Ölüm 734
Merv
Askerî hizmeti
Çatışma/savaşları Dar Geçit Muharebesi

Cüneyd el-Mürrî (Arapçaجنيد المرّي; ö. 734) Emevîler devri vali ve komutanı.

Sind valiliği

Kays kabilesinin Mürre kolunun reislerinden olup Emevî Halifesi II. Yezîd (h. 720-724) devrinde Irak genel valisi Ömer bin Hübeyre tarafından 723'te Sind ve Mültan valiliğine tayin edildi. Hişâm bin Abdülmelik (h. 724-743) halife olunca Irak genel valiliğine getirilen Hâlid bin Abdullah el-Kasrî zamanında da Cüneyd'in valiliği devam etti. Halife Ömer bin Abdülazîz (h. 717-720) fethedilen bölgelerin hükümdarlarına İslâmiyet'i kabul etmeleri halinde ülkelerinin başında kalabileceklerini bildirmişti. Bölgenin hükümdarlarından Cûşebe (Cüyşebe) bin Zâhir müslüman olmuş ve hükümdarlığı tasdik edilmişti. Cüneyd, İndus Nehri kıyısına vardığı zaman Cûşebe kendisinin müslüman olduğunu bildirerek onun nehri geçmesine engel odu. Bunun üzerine Cüneyd, Cûşebe ile anlaştı. Fakat Cûşebe daha sonra İslâm dininden çıkınca Cüneyd onun üzerine yürüdü ve yapılan savaşta kendisini öldürdü. İkinci rivayette ise Cüneyd'in Cûşebe'yi yapmadığı bir şeyle itham etmesi üzerine aralarında savaş çıktığı ve Cûşebe'nin esir alınarak öldürüldüğü ifade edilmektedir. Cüneyd'in bu sert tutumu karşısında Cûşebe'nin kardeşi (veya oğlu) Sasa, Irak'a gidip uğradıkları haksızlıkları anlatmak istediyse de Cüneyd çeşitli hilelerle onu da ele geçirerek idam ettirdi.[1]

Cüneyd el-Mürrî 728//29'a kadar devam eden valiliği sırasında bazı akınlarda bulundu. Önce Kîrec üzerine yürüyerek bu şehri ele geçirdi. Daha sonra Mermez, Mendel ve Dehnec şehirlerini fethederek buralara vergi memurları tayin etti. Bu başarılarından sonra bir kısım askerî birlikler güneyde Gucerât'a, diğer bir birlik ise Orta Hindistan'daki Mâlvâ platosuna kadar ilerlemiştir.[1]

Halife Ömer bin Abdülazîz'in Mevâlî'ye karşı âdil tutumu onun ölümüyle terkedilince Mâverâünnehir'de birbiri arkasından isyanlar çıkmaya başladı. Horasan Valisi Eşres bin Abdullah es-Sülemî, Türkeş hakanının da âsileri desteklemesi üzerine çok zor durumda kaldı. Hatta hakan karşısında birkaç defa yenilgiye uğradı. Bunun üzerine Halife Hişâm bin Abdülmelik, Sind valiliğinden ayrılmış olan Cüneyd'i Eşres'e yardıma gönderdi. Beraberinde 500 Suriyeli süvari ile Horasan'a giden Cüneyd, Buhara önlerinde hakan ile mücadele eden Eşres'in yardımına koştu. 719'da takviye kuvvetlerinin gelmesi üzerine hakan geri çekilmek zorunda kaldı ve Buhara Türk tehdidinden kurtarılmış oldu.[1]

Horasan valiliği

Başarısızlıkları sebebiyle Eşres, Horasan valiliğinden alınarak onun yerine Cüneyd tayin edildi. 729/730'da Beykend yakınlarında Türkler ile karşılaşan Cüneyd onları yenerek ilk başarısını kazanmış, hatta Taberî'ye göre Türk hakanının kardeşinin oğlunu, Belâzürî'ye göre ise hakanın oğlunu esir almıştır. Yeni vali 730'da her tarafta görülen isyanları bastırmakla geçirdi. Aynı yıl içinde Semerkant Türkeş hakanı tarafından kuşatılmıştı. Buradaki garnizon kumandanı Sevre bin Hür çok kötü durumda olduğu için Cüneyd'den yardım istedi. Kuvvetlerinin büyük bir kısmını çeşitli yerlerde çıkan isyanları bastırmaya gönderdiği için valinin yanında yeterli sayıda asker yoktu. Cüneyd kumandanlarının uyarılarına rağmen Sevre'ye yardım için hareket ederek Kiş üzerinden Semerkant'a yöneldi. Yolda, su kuyularının tahrip edilmesi sebebiyle çok sıkıntı çekti. Semerkant'a yaklaştığı sırada Tahtakaraça Geçidi'nde (Günümüzde Özbekistan) ansızın hakanın hücumuna uğradı. Yardım isteme sırası bu defa Cüneyd'e gelmişti. Sevre, Semerkant'ta çok az bir kuvvet bırakarak Cüneyd'in yardımına koştu. Türkler savaş alanındaki çalılıkları ateşlemek suretiyle Sevre'nin birliklerinin büyük bir kısmını yok ettiler. Türkler'in Sevre ile mücadelesinden istifade eden Cüneyd, Semerkant'a girmeye muvaffak oldu. Bu muharebede Nasr bin Seyyar ve mevâlî'nin gayretleri Arap ordusunu perişan olmaktan kurtarmıştı. Semerkant'ın yeniden kaşatılmasından bir başarı kazanılamayacağını anlayan Türkler bu defa Buhara üzerine yürüyerek orada bulunan Katan bin Kuteybe'yi kuşatma altına aldılar. Bunun üzerine Cüneyd, Semerkant'tan ayrılıp Buhara'nın yardımına koştu. Kasım 731'de Buhara'ya varan Cüneyd hakanı çekilmeye mecbur etti.[1]

Cüneyd, Sind ve Horasan valiliği sırasında Çin ile askerî ve siyasî münasebetlere girişti. Hindistan'da bulunduğu devrede Oğuzlar'ın ülkesine kuvvet göndererek bir şehir ve kaleyi fethetti. Horasan valiliğinin son yılında da 733'te Çin'e bir elçi heyeti gönderdi. Heyet başkanının Mo-se-lan Tarkan adında bir Türk olduğu ifade edilmektedir. Bu elçi heyetinin ne maksatla Çin'e gönderildiği ve nasıl bir sonuç aldığı hakkında kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.[1]

Cüneyd, Yezid bin Mühelleb'in kızı Fâzıla ile evlenince 734 yılı başlarında Horasan valiliğinden azledildi ve kısa bir süre sonra da Merv'de öldü. Emevîler devrinin büyük kumandanlarından biri olan Cüneyd'in Türkeş Kağanlığı'nın kuvvetlendiği bir dönemde Mâverâünnehir'de İslâm hâkimiyetini devam ettirmesi onun idarî ve askerî kabiliyetini göstermektedir.[1]

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f Yıldız, Hakkı Dursun (1993). "CÜNEYD el-MÜRRÎ". TDV İslâm Ansiklopedisi. 8. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı. ss. 122-123. 30 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Aralık 2022. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Emevîler</span> İslam tarihinin ikinci hâlifeliği (661–750)

Emevîler ya da Emevîler Hilâfeti, Dört Halife Dönemi'nden (632-661) sonra kurulan Müslüman Arap devleti. Ali bin Ebu Talib'in 661'de öldürülmesinden sonra başa geçen Emevîler, 750'de Abbâsîler tarafından yıkılıncaya kadar hüküm sürdüler. Başkenti Şam olan devlet, en geniş sınırlarına Halife Hişâm bin Abdülmelik döneminde sahip oldu. Devletin sınırları Kuzey Afrika, Endülüs, Güney Galya, Mâverâünnehir ve Sind'in fethedilmesiyle doğuda Afganistan'a batıda ise Güney Fransa'ya kadar ulaşmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Semerkant</span> Özbekistan şehri

Semerkant, Özbekistan'ın 12 ilinden biri olan Semerkant ilinin yönetim merkezi olan şehir. Zerefşan Nehri vadisinde, başkent Taşkent'in 275 km güneybatısında yer alır. Nüfus açısından Özbekistan'ın en büyük ikinci şehri, tarihi ve sosyo-kültürel açıdan en önemli şehridir. 2500 sene öncesine dayanan tarihiyle dünyanın en eski şehirleri arasında yer alan Semerkant, İpek Yolu'nun önemli bir kavşağında yer almasından dolayı tarih boyunca siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan önemli bir yerleşim yeri oldu.

<span class="mw-page-title-main">Mâverâünnehir</span> Tarihî bölge

Maveraünnehir, Orta Asya'da, Ceyhun ve Seyhun nehirleri arasında kalan tarihi bölge.

<span class="mw-page-title-main">Memlûk</span> İslam dünyasında hükümdara bağlı köle kökenli asker

Memlûk, İslam dünyasında hükümdara bağlı köle kökenli asker. Memlûkler profesyonel asker olarak İslâm toplumuna girmişler ve zamanla güçlenerek iktidarı ele geçirebilecek konuma gelen oligarşik bir topluluk olmuşlardır.

<span class="mw-page-title-main">Süleyman bin Abdülmelik</span> 7.Emevi halifesi

Süleyman bin Abdülmelik, yedinci Emeviler devleti halifesidir. Kardeşi I. Velîd yerine halife olmuş ve sonra 715 ile 717de döneminde iki yıl beş ay süren halifelik yapmıştır. Yerine halife olarak kuzeni Ömer bin Abdülaziz gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">II. Yezîd</span> 9. Emevi halifesi

II. Yezîd, Yezîd bin Abdülmelik, dokuzuncu Emevî halifesidir. 720 yılında kuzeni olan halife Ömer bin Abdülaziz'in ölümü ile halife olmuş ve böylece kardeşlerinin halifelik üzerindeki haklarını tekrar ortaya çıkarmıştır. Daha önceki halifelerden Abdülmelik'in halifelik yapan üçüncü oğludur. Şam'dan uzakta Hazarlara karşı sefer yapmakta iken 724 yılında ölmüştür. Ancak ölüm haberi Şam'a geç ulaştığından kardeşi Hişâm bin Abdülmelik 724 yılında Emevî halifesi olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Hişâm bin Abdülmelik</span> 10. Emevi halifesi

Hişâm bin Abdülmelik, onuncu Emevî halifesidir. Kardeşi halife II. Yezîd 724'te öldüğü zaman halife olmuş ve 18 yıllık uzun bir halifelikten sonra 6 Şubat 743'te ölmüş, yerini II. Velîd olarak anılan kardeşinin oğlu Velîd bin Yezîd bin Abdülmelik'e bırakmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Müslümanların Maveraünnehir'i fethi</span> Arapların 7.-8. yüzyıl Asya fetihleri

Müslümanların Maveraünnehir'i fethi ya da Arapların Maveraünnehir'i fethi, günümüzde Özbekistan'ı, Tacikistan'ı, Kazakistan'ı ve Kırgızistan'ı kapsayan Orta Asya'nın tümünün ya da bazı bölgelerinin 7. ve 8. yüzyıllarda On İki İmamların dördüncüsü olan İmam Zeynel Abidin ve taraftarları olan Müslümanlar tarafından fethedilmesidir.

Abbâsîler devrinde Alevîler Hicrî 129 / Milâdî 747 yılında Ebû Müslim Horasânî’nin İmâm İbrahim tarafından bütün bu kıt’alar ile Irak dâîlerinin fiilen riyasetine tâyin edilmesiyle artık Türkistan’ın tamamı Şîʿa-i Bâtın’îyye adına hazırlanmış oluyordu. Ebû Müslim Horasânî’nin komutasında Emevîler aleyhine başkaldıran ihtilâl fırkalarının çoğunluğunu oluşturan Türkler, Abbâsîler’in kazandıkları başarılarda da en büyük pay sahibi olmuşlardı. Sonunda hilâfet mâkamı Türkler’in sağlamış olduğu destek sayesinde Abbâsîler tarafından ele geçirilmiş oldu. Fakat Şîʿa’nın fedâ ettiği bu kadar canlar, Ehl-i Beyt’e ait bir hakkın elde edilmesi için nehirler gibi akıtılan kanlar ve Ehl-i Beyt nâmına yapılan onca büyük fedâkârlıkların dahi Alevîlerin hilâfeti ele geçirmeleri için yeterli olamaması gönüllerde kapanmaz yaralar açtı. Abbâsîler’in ikinci halifesi olan Hâlife El Mansûr’un Türkler’e karşı takındığı hasmane tavırlar ve bilhassa Ebû Müslim Horasânî’in katli üzerine ihtilâlciler derhal fa’aliyete geçmek suretiyle “Mübeyyize” (Beyazlar) fırkasını oluşturdular.

Emevîler devrinde Alevîler

Kuteybe bin Müslim, Emevilerin en önemli Arap komutanlarından birisi ve Horasan'ın Emevi valisidir.

<span class="mw-page-title-main">Ubeydullah bin Ziyâd</span>

Ubeydullah bin Ziyad bin Ebih, Emevîler'in Irak valisi.

<span class="mw-page-title-main">Muhammed bin Kasım es-Sekafî</span>

Muhammed bin Kasım es-Sekafî, Sind'i fetheden Emevî kumandanı.

Suluk Çor 8. Yüzyılda yaşamış bir Türgiş Kağanıdır. Emevi saldırılarına karşı yaptığı başarılı savaşlarla bilinir. 6 Emevi valisinin başarısızlığa uğrayıp değişmesine neden olduğu için Emeviler tarafından Ebu Muzahim adıyla anılmıştır.

Bu, 701'den 800'e İslam dünyasında meydana gelen büyük olayların bir zaman çizelgesidir.

<span class="mw-page-title-main">I. Hişâm</span>

I. Hişâm Endülüs Emevî Devleti'nin ikinci emiridir. 6 Ekim 788 - 16 Nisan 796 tarihleri arasında hüküm sürmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Dar Geçit Muharebesi</span> 731 yılında günümüzde Özbekistanda gerçekleşen çatışma

Dar Geçit Muharebesi ya da Defile Savaşı Tahtakaraça Geçidi'nde Emevî Halifeliği'nin büyük bir ordusu ile Türkeş Devleti arasında Temmuz 731'de üç gün boyunca süren çatışmadır. Türkeş Devleti, Semerkant'ı kuşatıyordu ve şehrin komutanı Sevre bin Hür, Horasan'ın yeni atanan valisi Cüneyd el-Mürrî'den yardım talebinde bulunmuştu. Cüneyd'in 28.000 kişilik ordusu geçitte Türkeş Devleti'nin saldırısına uğradı ve Emevî ordusu kendini kurtarmayı ve Semerkant'a ulaşmayı başarsa da çok büyük kayıplar verdi; Bir yardım amacıyla Türkeş güçlerine arkadan saldırmaları emredilen Sevre'nin 12.000 askeri neredeyse yok edildi.

Ebü'l-Leys Nasr b. Seyyâr b. Râfi' el-Kinânî el-Leysî bir Arap generali ve 738-748'de Horasan'ın son Emevî valisiydi. Nasr, el-Harith ibn Surayj'ın isyanına ilk aşamalarında kararlı bir şekilde karşı koymada başarısız olmasına rağmen, Türkeş Devleti'ne karşı savaşlarda seçkin bir rol oynadı. Bir asker ve devlet adamı olarak saygı görmesine rağmen, vali olarak atanmasını daha çok, onu halifeye bağımlı kılan belirsiz aşiret geçmişine borçluydu. Nasr, toplumsal gerilimi hafifleten ve Mâverâünnehir'de Türkeş saldırısı altında büyük ölçüde azaltılmış olan Emevî kontrolünü büyük ölçüde eski haline getiren ve istikrara kavuşturan uzun süredir gecikmiş vergi reformlarını uygulamaya koyduğu için, görev süresi yine de başarılıydı. Ancak Emevî Halifeliği bir iç savaş dönemine girerken, son yılları aşiretler arası rekabet ve ayaklanmalarla geçti. 746'da Nasr, başkentinden İbn Surayj ve Cuday el-Kirmânî tarafından sürüldü, ancak kendi aralarında ihtilafa düşüp, İbn Surayj'ın ölümüyle sonuçlandıktan sonra geri döndü. Bu çatışmayla meşgul olan Nasr, lideri Ebû Müslim Horasânî'nin durumu kendi lehine kullandığı Abbâsî İhtilâli'nin patlak vermesini ve yayılmasını durduramadı. 748'in başlarında vilayetinden tahliye edildi ve Abbasi güçleri tarafından takip edilirken kaçtığı İran'da 9 Aralık 748'de öldü.

<span class="mw-page-title-main">Baykend Muharebesi</span> İslam fetihleri sırasında 729 yılında Mâverâünnehirde yaşanan savaş

Baykand veya Baykend Muharebesi, 729 yılında Türk Türgeş Kağanlığı ve onun Soğdlu müttefikleri ile Emevi Halifeliği Arapları arasında, Transoxiana'da Buhara yakınlarındaki bir kasaba olan Baykand'da gerçekleşti. Horasan valisi Ashras ibn Abdullah al-Sulami komutasındaki Arap ordusu, bir önceki yıl patlak veren ve Türgeş desteği alan Soğd prenslerinin büyük çaplı isyanını bastırmak için Ceyhun Nehri'ni geçti. Arap ordusu Buhara'ya doğru ilerlerken Türgeş tarafından kuşatıldı ve su kaynaklarından mahrum bırakıldı. Beş yıl önceki "Susuzluk Günü"nde olduğu gibi Araplar için neredeyse bir felaketle sonuçlanacak bir dizi çatışma yaşandı; ancak sonunda birkaç Arap liderinin cesareti ve el-Hâris bin Sureyc ve Katan bin Kuteybe komutasındaki öncü birliklerin eylemleri sayesinde Araplar sınırı aşarak Buhara'ya ulaştılar ve şehri kuşattılar.

Bu sayfada, 740'larda Emevi Halifeliği'nde yaşanan olaylar yer alıyor.