İçeriğe atla

Coşkuntepe

Düz Yerleşme
Adı:Coşkuntepe
il:Çanakkale
İlçe:Aycacık
Köy:Bademli
Türü:Düz yerleşme
Tahribat:
Tescil durumu:
Tescil No ve derece:
Tescil tarihi:
Araştırma yöntemi:Yüzey araştırması

Coşkuntepe, Çanakkale İl merkezinin güneyinde, Ayvacık İlçesi'nin güney-güneydoğusunda, Bademli Köyü'nün 4 km. güneybatısında yer alan bir yerleşmedir. Yerleşme, Ege Denizi'ne ve Midilli Adası'na dönük dik bir yamaç üzerindeki kayalık yükselti üzerindedir. Denizden yükseklği 230 metredir. Asarlık / Palamedyum Harebeleri'ne çok yakın konumdadır. Denizden 1,5 km. içeride olan yerleşmenin üç tarafı yamaçla çevrili olup sadece kuzey kesimden yaklaşma vermektedir. Bu haliyle savunmaya elverişli bir konumdadır. Yüzeydeki çanak çömlek dağılımına göre 100 metrekarelik bir alana yayılmış olduğu düşünülmektedir.[1][2] MÖ 6000 dolaylarına tarihlenen neolitik yerleşme, Batı Anadolu'nun en batısında yer alan Neolitik Çağ yerleşmesi olarak görülmektedir.[3]

Araştırmalar

Yerleşme, Gülpınar'daki Apollon Smintheus tapınağı kazıları sırasında Coşkun Özgünel tarafından saptanmıştır. Yerel bir adı olmayan yerleşmeye çanak çömlek buluntularını inceleyen Alman arkeolog Jürgen Seeher tarafından Coşkuntepe adı verilmiştir.[1][4] Bu araştırmalardan daha sonra Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Turan Takaoğlu tarafından 2004-2005 yıllarında yüzey araştırmaları yapılmıştır.[2] Turan Takaoğlu'nun çalışması, özellikle kıyı bölgelere yerleşen neolitik toplulukların doğal çevreye uyumda ne tür modeller geliştirdiklerini anlamaya yönelmiştir.[4]

Tabakalanma

Yüzey araştırmaları yerleşmenin, Geç Neolitik Çağ, Roma ve Helenistik Dönem'de yoğun, Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı ve Orta Tunç Çağı'da daha seyrek bir iskan gördüğünü sonucuna varılmıştır.[1]

Buluntular

Neolitik Çağ

Neolitik Çağ çanak çömleği tümüyle aynı hamurdan, organik katkı içermeyen, fakat hamurunda minik taşçıklar olan mal grubudur. Çoğunluğunun içi ve dışı açkılıdır. İnce bir astar görülür ama boya bezeme yoktur. Renk olarak koyu kırmızı, kırmızımsı kahverengi, sarımsı kırmızı renkler kullanılmıştır. Şekil olarak kalın dudaklı, içe dönük ağızlı kaseler çoğunluktadır. Dik kenarlı ve S profillli çanaklar yanında az sayıda tabak bulunmuştur.[1] Çanak çömlek buluntuları arasında yer alan tek renkli kırmızı astarlı ve perdahlı basit geniş karınlı, S profilli çanak çömlekler, dik ya da hafif içe dönük ağızlı çanaklar, dudak üstü düz kesilmiş profilli kaplar, kalınlaştırılmış dipler, halka kaideler, dikine ip delikli tüp ve yumurta tutamaklar, Göller Bölgesi çanak çömleği ile benzerlik göstermektedir.[2]

Ele geçen bir kil damga mühür parçası, Kuzeybatı Anadolu için daha önce bilinmeyen bir buluntudur. Kil damga mühürlerin varlığı Göller Bölgesi'nde Bademağacı Höyüğü, Konya bölgesinde Çatalhöyük, İzmir bölgesinde Ulucak Höyük ile Dedecik - Heybelitepe'de tanınmaktadır. Çoşkuntepe'de ele geçen kil damga mühürün en yakın örneği Macaristan'daki Körös-Starcevo Kültürü'nün Erken Neolitik yerleşimlerinde görülmektedir.[5]

Yontmataş olarak çakmak taşından yapılmıştır. Yüzeyde normalden fazla atık bulunmasına dayanılarak yontmataş alet üretiminin yerleşmede yapıldığı söylenmektedir. Bununla birlikte obsidiyen alet az sayıda bulunmuştur. Buna dayanılarak dışarıdan getirildiği düşünülmektedir.[1]

Neolitik Çağ yerleşmesi için bir tarihleme yapmak zordur. Bunda, yakın civarda kazısı yapılmış ve tabakalanması belirlenmiş bir yerleşmenin olmaması da etkendir. Çanak çömlek buluntularının Fikirtepe Höyüğü, Demircihöyük, Hacılar Höyük ve Çatalhöyük'le benzerlik gösterdiği belirtilmektedir.[1]

Turan Takaoğlu'nun yürüttüğü yüzey araştırmalarında yüzeye eşit olarak dağılmış 800 çanak çömlek parçası ile 900 çakmak taşı alet toplanmıştır.[5]

Değerlendirme ve tarihlendirme

Neolitikleşme süreçleriyle ilgilenen arkeologlar, iç kesimlerdeki verimli ovalarda kurulan yerleşmelerle kıyı bölgelerindeki yerleşmelerin Neolitikleşme Süreci'nin, benimsedikleri geçim ekonomileri yönünden farklı olup olmadığını bilmek istemektedir. Verimli ovalarda tarıma dayalı bir geçim ekonomisi varken kıyı bölgelerde alternatif geçim ekonomilerinin geliştirilip geliştirilmediği, bu konuda önemli bir sorudur. Coşkuntepe yerleşmesinin yakın çevresinde tarım için elverişli arazi yetersizdir. Bunun sonucu yerleşme Neolitikleşme Süreci'nde farklı, alternatif bir ekonomi geliştirmiştir.[4] Tarıma uygun olmayan bu bölgenin seçilmesinde yakın civarda bolca bulunabilen andezit ve bazalt kayaçların rol oynamış olduğu ileri sürülemektedir. Araştırmalarda ihtiyacın çok üstünde öğütme taşı üretilmiş olduğu anlaşılmaktadır.[2] Yerleşmenin kuzey ve batı yamaçlarında öğütme taşlarının üretildiğine işaret eden buluntular vardır. Örneğin tamamlanmamış örnekler, hatalı üretimler, yonga parçaları ve bunları üretmekte kullanılan sap yivli baltalar ve el çekiçleri türünden taş aletler gibi.[6] Coşkuntepe topluluğunun bu tarım dışı ürünlerini, iç bölgelerdeki tarımcı topluluklarını tarım ürünleriyle takas ettikleri, geçim ekonomilerinde bu takasın belirli bir yer aldığı düşünülmektedir.[4] Diğer yandan deniz ürünlerinden yararlandıklarını gösteren, çok sayıda deniz kabuğu gibi buluntular da vardır.[2] Bununla birlikte Coşkuntepe yerleşiminin geçim ekonomisinin tarım ve balıkçılıktan çok öğütme taşı takasına dayandığı ileri sürülmektedir.[7]

Coşkuntepe çalışmalarının arkeolojiye sağladığı diğer bir kazanım da öğütme taşı üretim tekniği konusunda edinilen bilgilerdir. Buluntulardan hareketle, öğütme taşlarının dört farklı aşamadan geçerek üretildiği anlaşılmaktadır. İlk aşamada seçilen parçanın düz yüzeyi esas alınarak alt ve yan yüzeylerden büyükçe yongalar çıkarılır ve köşeler yuvarlatılarak oval bir biçim alması sağlanır, böylece bir taslak elde edilir. Bu sırada kırıldığı için olduğu gibi bırakılan parçalar, bu üretim aşaması hakkında bilgi vermektedir. İkinci aşamada bu taslak, muhtemelen sivri nokta uçlu çekiçlerle çekiçlenerek geniş yonga izleri giderilmektedir. Üçüncü aşamada çekiçlemeye karşın yüzeyde kalan yüksek çıkıntılar giderilmektedir. Son aşamada ise sürtme yöntemiyle son şekil verilmektedir. Ele geçen çok sayıdaki tek ya da çift yüzlü el taşları muhtemelen bu iş için kullanılmakta idi.[6]

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f "TAY – Yerleşme Dönem Ayrıntıları". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2012. 
  2. ^ a b c d e "Archaeoport". 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2012. 
  3. ^ 23. Araştırma Sonuçları Toplantısı (2005) Cilt 1, Sh.: 411
  4. ^ a b c d "Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü". 1 Mart 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2012. 
  5. ^ a b 23. Araştırma Sonuçları Toplantısı, Sh.: 412
  6. ^ a b 23. Araştırma Sonuçları Toplantısı, Sh.: 413
  7. ^ "Currnet Archaelogy In Turkey". 3 Haziran 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2012. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Halaf kültürü</span>

Halaf Kültürü, Kuzey Mezopotamya'nın Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'ında, Tell Halaf'da kesintisiz olarak gelişen bir tarihöncesi kültürdür. Tell Halaf yerleşimi, MÖ 6.000 civarı ile MÖ 5.400 arasında Halaf Dönemi olarak adlandırılan bir dönem boyunca gelişmiştir. Halaf Kültürü'nü yine aynı bölgede Obeyd Kültürü izlemiştir. Halaf Kültürü adını, günümüzde Türkiye – Suriye sınırının hemen güneyinde yer alan ve Erken Kalkolitik Çağ'a tarihlenen Tell Halaf yerleşiminden almaktadır. Halaf Kültürü'nün Samarra ve Hassuna kültürlerinden kaynaklanmadığı ama onlardan etkilendiği görüşü hakimdir.

Akarçay Tepe Höyük ya da Akarçay Höyük, Şanlıurfa il merkezinin batısında, Birecik ilçesinin 15 km. güneyinde bulunan bir höyüktür. Yaklaşık 350 x 150 metre büyüklüğündeki höyük 6 metre yüksekliktedir. Çanak çömlek yayılımına göre yerleşmenin 2,9 hektarlık bir alana yayıldığı belirtilmektedir.

Fikirtepe Höyüğü, İstanbul İli'nin Anadolu yakasında, Kadıköy İlçe merkezinin birkaç kilometre doğusunda, Fikirtepe Tepesi'nin doğu kenarında yer alan bir düz yerleşmedir. Denizden 26 metre yükseklikteki yayvan bir tepenin güney-güneydoğu kesiminde, Kalamış Koyu'nda Marmara Denizi'ne dökülen Kurbağalıdere'ye doğru uzanan yamaçta bulunmaktaydı. Günümüz yerleşiminin altında kalmış ve tümüyle tahrip olmuştur. Yerleşmenin Kalamış Koyu'na mesafesi 1.300 metre, Kadıköy Koyuna ise 2 km.dir. eski çağlarda çevrenin ormanlık olduğu, bu yüzden balıkçılık, avcılık ve sınırlı ölçüde de olsa tarım olanaklarına sahip olduğu düşünülmektedir.

Salat Cami Yanı, Diyarbakır İli, Bismil İlçesi'nin yaklaşık 20 km. doğusunda, Dicle'nin bir kolu olan Salat Çayı kıyısında yer alan bir höyüktür. Höyükteki Neolitik yerleşim alanı 220 x 130 metrelik bir alana yayılmıştır. Kazı çalışmaları başlamadan önce höyükten sürekli olarak toprak alınması ve yapılaşma sonucunda tepenin büyük bir kısmı ortadan silinmişti.

Gölde Höyük, Burdur İl merkezinin yaklaşık olarak 30 km. güneyinde, eski adı Gölde olan Yeşildağ Köyü'nün içinde yer alan bir höyüktür. Höyük Kestel Dağı'nın güneybatı yönündeki uzantısı olan 1.580 rakımlı Kızıltepe'nin eteklerinde, yüksek dağlarla çevrili bir plato üzerindedir. Alagöz Pınarı'ndan çıkan ve Burdur Gölü'ne dökülmeden önce Bozçay ile birleşen Geçdin Deresi'nin aktığı Gölde Boğazı olarak bilinen derin bir koyağa bakmaktadır. Yerleşme, Burdur civarındaki yerleşmelerden farklı olarak çam ağaçlarıyla kaplı yüksek bir platoda kurulmuştur. Bu durum, höyük lokalizasyonu konusundaki düşüncelerin tümüyle aksine bir durum olarak görülmektedir. Yerleşme, dağ yollarından gidildiğinde hem Hacılar Höyük hem de Kuruçay Höyük'e 18 km. mesafededir. Bu mesafe her üç yerleşmenin birbirini kültürel olarak etkilemesi yönünden oldukça kısa bir mesafedir. Bununla birlikte, Gölde Höyük'te yüzey araştırmalarıyla ele geçen en geç buluntu Geç Neolitik Çağ'a aittir.

Musular, Aksaray İli, Aksaray İlçesi, Kızılkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km. güneyinde, Musular Mekii'nde yer alan bir düz yerleşmedir. Hasan Dağı ve Melendiz Dağı'nın kuzeyine düşen volkanik bir arazide Ihlara Vadisi'nin verimli ovasında, Melendiz Çayı'nın batı kıyısındadır. Aşıklı Höyük'ün 300-400 metre batısında yer almaktadır.

Sırçan Tepe Höyüğü, Aksaray ilinin kuzeydoğusunda, Bebek Köyü'nün 500 metre kuzeyinde yer alan bir höyüktür. Tepe, 196 metre çapında ve 4 metre yüksekliğindedir. Höyük, eski bir krater ağzı olduğu düşünülen ovanın güneybatısını sınırlayan Kılavuz Tepesi eteğinde, Geçit Deresi alt sekisinde olup ufak ve yayvan bir höyüktür.

Levzin Höyük, Adıyaman il merkezinin güneybatısında, Besni İlçesi'nin 25 km. güneyinde, Yoldüzü Köyü'nün 1,4 km. güneyinde yer alan bir höyüktür. Çakırhöyük (Keysun) Ovası'ndaki höyük yaklaşık 5-6 metre yükseklikte olup 15 dönümlük bir alanı kaplamaktadır.

Erbaba Höyüğü, Konya İl merkezinin batısında, Beyşehir İlçesi'nin 10 km. kuzey-kuzeybatısında, Gölkaşı Köyü'nün 2,5 km. kuzeydoğusuna yer alan günümüzden yaklaşık 7500 yıl öncesine tarihlenen Neolitik Çağ höyüğüdür. Beyşehir Gölü'nün 1,5 km. doğusunda deniz seviyesinden 1105 m yüksekliğindeki doğal bir doğal bir tepe üzerindeki höyük 80 metre çapındadır. Höyüğün, köylülerce değişik kesimlerinden toprak çekilerek kısmen tahrip olduğu belirtilmektedir.

Araptepe Höyüğü, İzmir İl merkezinin kuzeyinde, Menemen İlçesi'nin yaklaşık olarak 13 km. kuzeybatısında, Eski Foça'ya giden yol üzerinde yer alan bir höyüktür. Helvacı Höyücek Höyüğü'nün 2 km. kadar batısında, Bekirler Düz Yerleşmesi'nin 500-600 metre kuzeyindedir. Helvacı Köyü'nün batısındadır. Helvacı Ovası'ndaki yerleşme, daha çok dağlara yakındır.

Arvalya Höyük, İzmir ili Selçuk ilçesinin ve antik Efes kentinin güneybatısında, Selçuk - Kuşadası kara yolunun hemen kenarında yer alan bir höyüktür. Gülhanım ya da Gül Hanım olarak bilinen bir tarlanın güney kesiminde bulunması nedeniyle bazı kaynaklarda bu adla geçmektedir. Yerleşimin iskan edildiği dönemlerde Ege Denizi kıyısında olduğu anlaşılmaktadır. Selçuk'a yaklaşık 4 km. mesafededir. Eski adı Kenchios olan Arvalya Çağı kenarında, Küçük Menderes Deltası'na açılan bir vadidedir.

Uğurlu / Zeytinli, Çanakkale İli'ne bağlı Gökçeada'nın batı tarafında, Uğurlu Köyü'nün 900 metre doğu-kuzeydoğusunda yer alan bir höyüktür. Uğurlu Limanı'ndan yaklaşık olarak 1.400 metre, Ada'nın merkezine 23–24 km. uzaklıktadır. Bölge yerel olarak Zeytinli Mevkii olarak bilinmektedir. Yerleşme İsa Tepe'sinin doğu yamacında, bir yamaç yerleşmesi görünümündedir. Çanak çömlek buluntularına bakılarak 300 x 100 metrelik bir alana yayılmış olduğu söylenmektedir. Neolitik Çağ'a tarihlenen çanak çömlek buluntuları ise 100 x 100 metrelik bir alanda görülmektedir. Uğurlu / Zeytinli, şimdilik Doğu Ege Adaları'daki en eski yerleşmedir. Neolitikleşmenin Avrupa'ya aktarımından çok önemli bir konum göstermektedir. En erken yerleşimin Anadolu'dan gelen göçle MÖ 6.500 yıllarında başladığı anlaşılmaktadır. Bu yerleşim MÖ 5.000 dolaylarında Anadolu'dan bağımsız şekilde gelişen bir kültür olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sürük Mevkii, Adıyaman il merkezinin güneyinde, eski Samsat İlçesi'nin kuzeydoğusunda yer alan bir höyüktür. Yerleşme günümüzde Atatürk Barajı suları altında kalmıştır. Buluntu dağılımına göre 130 x 90 metre boyutlarındadır. Gritille'ye 2 km. mesafededir.

Girik Tepe, Adıyaman il merkezinin güneyinde, Karababa Dağı'nın kuzeybatısında, Bebek Köyü'nün 3,3 km. güneybatısına düşen bir höyüktür. Fırat Vadisi'ne uzanan dar bir vadinin kuzey kesiminde yer almaktadır.

Kumartepe, Şanlıurfa il merkezinin 1,5 km kuzeybatısında, Bozova İlçesi'nin kuzeydoğusunda, İğdeli Köyü'nün kuzeyinde yer alan bir düz yerleşmedir. Günümüzde Atatürk Baraj Gölü altında kalmıştır. Barajın yapımından önce Fırat'ın güney kıyısında, İncesu Vadisi ile Fırat Vadisi'nin birleştiği yerdeydi.

Orman Fidanlığı, Eskişehir il merkezinin 5–6 km. güneybatısında, Eskişehir Belediyesi'nin Orman Fidanlığı içinde yer alan bir düz yerleşmedir. Yerleşme Yukarı Porsuk Çayı Vadisi'ni kuzey tarafından çeviren ve Karabayırlar olarak bilinen tepelerin vadiye bakan yamacındadır. Yukarı Porsuk Vadisi'yle Eskişehir Ovası'nın birleştiği yerdedir.

Düden Höyük, Burdur il merkezinin güneybatısında, Yeşilova İlçesi'nin kuzeydoğusunda, Karaatlı Köyü'nün yaklaşık olarak 4 km. kuzeydoğusunda, Düden Mevkii'nde yer alan bir höyüktür. Salda Gölü ile Yaraşlı Gölü arasındaki küçük ovadadır. Güneyinde ise Karagöl Mevkii olarak bilinen eski bir göl yatağı vardır. Burası, araştırma yapıldığı 1980'li yılların başlarında bataklıktı. Neredeyse ova seviyesiyle aynı yükseklikedir.

Kumluktepe Höyüğü, Kayseri il merkezinin güneybatısında, İncesu İlçe merkezinin 1,5 km. kuzeydoğusunda, Kayseri – Niğde demiryolunun güneyinde, İncesu tren istasyonunun 250 metre güneyinde yer alan bir höyüktür. Tepe, yaklaşık 150 metre çapında ve 5 metre yüksekliktedir. Yerleşme bazı yayınlarda İncesu Höyüğü ve Kumtepe Höyüğü olarak geçmektedir.

Kanlıtaş Höyük, Eskişehir il merkezinin kuzeyinde, Aşağıkuzfındık Köyü'nün 1 km. doğusunda, "Kanlıtaş Mevkii" olarak bilinen yörede yer alan bir höyüktür. Yerleşme, vadinin ortasındaki kayalık bir yükseltinin kuzey yamacındadır. Tepe, 30 metre çapında olup 4 - 7 metre yüksekliktedir.

Ilıcapınar Höyüğü, Konya il merkezinin kuzeydoğusunda, Cihanbeyli İlçesi'nin yaklaşık olarak 11 km. güneyinde, Ilıcapınar Köyü'nün doğusunda yer alan bir höyüktür. Yerleşme, Konya'dan Cihanbeyli'ye giden yoldan Yapalı Köyü sapağından ileride, Bolluk Gölü'nün kuzey köşesindedir.