İçeriğe atla

Constant Permeke

Constant Permeke
Sanatçının Permeke Müzesi'nin bahçesinde bulunan büstü (2019)
Genel bilgiler
Doğum adıConstant Permeke
Doğum31 Temmuz 1886(1886-07-31)
Antwerpen, Antwerpen, Belçika
Ölüm04 Ocak 1952 (65 yaşında)
Oostende, Batı Flandre, Belçika
Evlilik(ler)iMaria Delaere (1912-1948)
AlanıResim
Etkin yıllar1906-1951
Sanat eğitimiBrugge Güzel Sanatlar Akademisi
Gent Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi
Katıldığı akımlarDışavurumculuk

Constant Permeke (d. 31 Temmuz 1886, ö. 4 Ocak 1952); Belçikalı ressam ve heykeltıraştır. Flaman dışavurumculuğunun kurucularından biri olarak kabul edilen sanatçı; eserlerinde sıklıkla Kuzey Denizi'ne, Flandre manzaralarına, balıkçılara ve çiftçilere yer vermesiyle ünlenmiştir.

Özel hayatı

31 Temmuz 1886 tarihinde, Antwerpen'da doğdu. Ressam olan babası Henri Louis Permeke'nin, Oostende Güzel Sanatlar Müzesi'ne küratör olarak atanması üzerine 1893'te ailesiyle birlikte Oostende'ya taşındı. 1903-1906 yılları arasında Brugge Güzel Sanatlar Akademisi'nde, sonraki iki sene ise Gent Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim alan sanatçı; burada, ileride Flaman dışavurumculuğunun kurucuları olarak kabul görecek olan Frits Van den Berghe ve Léon - Gustave De Smet kardeşlerle tanıştı. 1908'de, Sint-Martens-Latem'da askerlik görevini tamamladıktan sonra tekrar Oostende'ya dönerek Gustave De Smet ile birlikte yaşamaya başladı. 1912 yılında, Maria Delaere ile evlendi. I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi sonucu ilan edilen seferberlik göreviyle yeniden orduya katılarak Duffel dolaylarındaki bir cephede savaştı. Yaralanmasının üzerine Birleşik Krallık'a sevk edilen Permeke, 1916 yılından 1919'a kadar ailesiyle birlikte Devon'da yaşadı.

Constant Permeke, 4 Ocak 1952 tarihinde öldü. 1948 yılında kaybettiği eşi Maria'nın, Jabbeke'deki mezarının yanına gömüldü.

Sanatı

Flaman dışavurumculuğunun en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Consant Permeke, etrafında gözlemlediği ve kişisel hayatında deneyimlediği olayların sıklıkla etkisinde kalarak eserlerini oluşturdu. Resimlerinde kullandığı kompozisyonlar, gündelik yaşamdaki kültürel pratiklerin doğayla ilişkisini yansıtan betimlemelerle şekillendi. Kendine özne olarak seçtiği bireyleri, onların kendi çevreleriyle kurdukları ilişkiler düzleminde gözlemleyen sanatçı; Oostende'da yaşayan balıkçıları ve Gent ile Jabbeke çevresindeki çiftçileri pek çok çalışmasında konu edindi. Hayatının farklı dönemlerinde bu şehirlerde yaşamış olan Permeke, beraber yaşadığı ve onlarla duygusal bir bağ kurduğu bu insan topluluklarının açlık ve ıstırap karşısında verdikleri mücadeleyi başarıyla sanatına yansıttı. Her iki dünya savaşına da yakından tanık olması, iki çocuğunu erken yaşlarda kaybetmesi, oğlunun esir alınarak Almanya'ya sürgün edilmesi ve eşinin ölümüne şahitlik etmesi; Permeke'nin sanata olan bakışını ve kendini ifade ediş tarzını önemli derecede etkiledi.[1]

İlk yılları

Permeke, Gustave de Smet ile ev arkadaşlığı yaptığı dönemde Luminizm akımının öncülerinden olan Emile Claus'un eserleri üzerine çalıştı. Fakat eserlerinde ışığın yüzeylerle olan ilişkisini irdeleyen Claus'un aksine, doğanın içselleştirilmesi ve benimsenmesine yönelik çalışmalar yürüttü. Sint-Martens-Latem'da yaşadığı yıllarda az detay barından, öznenin anıtsal bir şekilde betimlendiği ve gevşek fırça darbelerinin kullanıldığı resimler yapmayı tercih eden sanatçı; köylülerin günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları ancak paletinde kahverengi, koyu sarı, siyahın toprak tonları ve ara sıra parlak kırmızı ya da mavi renkler kullanarak yansıtabileceğini savundu.[1]

Birinci Dünya Savaşı ve İngiltere dönemi

Zorunlu olarak İngiltere'ye yerleştiği ilk yıllarda çoğunlukla suluboya kullanarak soyut manzara resimleri yapan Permeke; bu dönemde, coğrafi şekillerin resimdeki kompozisyonun merkezinde yer aldığı ve parlak güneş ışıklarının kullanıldığı büyük kanvas tablolar üretti. Toprak tonları, sarı ve kırmızı renklerin ağırlıkta olduğu bu resimlerde kullanılan gölgelendirme teknikleri ve figürler sanatçının James Ensor ve William Turner'dan esinlenmiş olduğunu gösterse de bu resimlerin genel olarak benimsemiş olduğu sanat anlayışıyla zıtlıklar taşıdığı söylenebilir. İlerleyen dönemlerde verdiği eserlerin aksine burada tamamladığı eserlerde ufuk çizgisinin daima yüksekte yer alması da sanatçının ailesiyle birlikte İngiltere'de geçirdiği dönemde daha mutlu ve yaşam sevinci dolu bir hayat sürdüğünün kanıtı olarak yorumlanır. Permeke'nin çağdaşları ve Flaman dışavurumculuğunun diğer önemli temsilcileri olarak kabul edilen Gust De Smet ile Frits Van den Berghe ise bu dönemde Hollanda'ya yerleşerek Kübizm ve Alman dışavurumculuğundan etkilendiler. Permeke'nin aynı dönemde bu etkiden uzakta yer alması, kendine özgü bir ifade tarzı geliştirmesine olanak sağladı.[1]

Belçika'ya geri dönüşü ve Oostende yılları

Belçika'ya geri döndükten sonra Oostende'ya yerleşen Permeke, burada balıkçıların gündelik yaşantısını yakından takip ederek onların sıkıntılarını resimlerine yansıtmaya başladı. Karakteristik çizgiler ve renkler arasındaki keskin geçişler sanatçının bu dönemde vermiş olduğu eserlerin ortak özelliklerini oluştururken kompozisyonun geneline hakim olan karmaşa ise savaş sonrasında yaşanan düzensizliğin ve çözülmenin farklı bir yorumu olarak nitelendirildi. Yine bu dönemde, çağdaşları De Smet ve Van den Berghe ile paralellik göstererek Afrika sanatına ilgi duymaya Permeke; eserlerinde kırsal hayatın çetinliğine göndermede bulunarak insan uzuvlarını daha büyük ve geometrik şekillerle tasvir etmeye başladı. Özellikle yüz hatlarında kullandığı soyutlama ve kompozisyon yöntemleri, geleneksel Afrika sanatındaki maskeleri çağrıştırmaktaydı. 1920'li yıllar boyunca denize olan ilgisini sıklıkla resimlerine yansıtan sanatçı; başlangıçta sahil şeridi, kumsal ve dalgakıranları resmetti. Yakın aralıklarla iki buçuk yaşındaki oğlunu ve annesini kaybetmesi üzerine denizi, kendi duygularını yansıtma aracı olarak kullanmaya başladı. Artık kullandığı tabloların tamamını kaplayan su kütleleri, sanatçının ruh haliyle doğrultulu olarak bazen durgun bazense fırtınalı ve dalgalı olarak resmedildi. Sanata karşı geliştirdiği bu yeni bakış açısının bazı kesimlerce eleştirilirken Permeke De Zeeuw adını verdiği bir tekne satın alarak Flandre ve Hollanda'daki su yollarında uzun geziler yaptı. Bu yolculuklar, deniz manzarası temalı eserlerine ilham kaynağı oldu.[1]

Jabbeke'ya yerleşmesi

1922-1924 arası dönemde, Deinze yakınlarındaki bir köyde yaşayan arkadaşı Frits Van den Berghe'yi sık sık ziyaret ederek onunla ortak çalışmalar yürüten sanatçı; 1926 yılında kısa bir süreliğine İsviçre'nin Vevey kentine yerleşip burada yeniden doğa manzaraları resmetmeye başladıysa da 1928'de Belçika'ya kesin dönüş yaparak ölene dek hayatını geçireceği Jabbeke'ya taşındı. Mimar arkadaşı Pierre Vandervoort'un projesini çizip inşa ettiği bir evde yaşamaya başlayan Permeke; aynı zamanda stüdyo olarak kullandığı ve De Vier Winden olarak isimlendirdiği bu mekanda yine kırsal yaşamdan manzaralar resmetmeye başladı. Gerçeküstü boyutlarda karakalem ve pastel boya çalışmalarının yanı sıra babasından öğrenmiş olduğu maruflaj tekniğiyle ahşap ve tuval üzerine kağıtlar yapıştırarak da eserler ortaya çıkardı. Çeşitli çizim tekniklerinin yanı sıra seyreltilmiş boyaları kömürle karıştırıp resimlerinde kullandığı figürlere farklı ışık ve gölgelendirme yöntemleri uyguladı.[1]

II. Dünya Savaşı esnasında Belçika'yı işgal eden Almanlar tarafından dejenere sanat yapmakla itham edilen ve faaliyetleri yasaklanan sanatçı; oğlunun tutuklanarak zorunlu işçi olarak Almanya'ya gönderilmesinin ardından sanattan uzaklaşmaya başladı. Her ne kadar savaş sonrası dönemde Antwerpen Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'ne yönetici olarak atandıysa da bir yılın sonunda istifasını sunarak görevden çekildi. Eşi Maria'nın 1948'de ölmesinin ardından duygusal olarak çöküntü yaşayan ve artık kızının bakımına muhtaç olan Permeke, De dame met de rode handschoenen (1951) isimli eserinde de görüldüğü üzere hayatının son yıllarında yaptığı çizimlerde daha yumuşak anlatımlar tercih ederek 1951 yılında profesyonel sanat yaşamına son verdi.

Ödülleri ve mirası

Permeke, 1922 yılında Leopold Nişanı'na layık görüldü. Dönemin Belçika hükûmeti, 1997 yılında aldığı bir kararla üzerinde Permeke'nin portresi ve ünlü tablolarından bir sahnenin yer aldığı tasarımı 1000 Belçika frangı üzerine bastırarak tedavüle sundu.

Kaynakça

  1. ^ a b c d e Inne Gheeraert (14 Haziran 2016). "Constant Permeke" (İngilizce). Oostende: Mu.Zee. ss. 1-15. Erişim tarihi: 25 Mayıs 2024. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Henri Matisse</span> Fransız sanatçı (1869 – 1954)

Henri Matisse 20. yüzyılın en önemli ressamlarından. Renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Paul Cézanne</span> Fransız ressam (1839 – 1906)

Paul Cézanne, Fransız post-empresyonist ressam ve gezgin. Modern sanatın gelişmesine yaptığı katkılar ve etkisi nedeniyle çoğu zaman modern sanatın babası olarak anılmıştır. Empresyonizm ile kübizm arasında bir köprü oluşturmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Fikret Muallâ</span> Türk ressam

Fikret Muallâ Saygı, Türk ressamdır. Çalkantılı ve bohem yaşam tarzı nedeniyle sadece sanatı değil, yaşamı da resim tarihine adeta bir mitoloji olarak geçmiştir.

Édouard Manet, Fransız ressam. 19. yüzyılda modern hayatı konu alan resimler yapmaya başlamış ilk ressamlardandır. Manet, gerçekçilik akımından izlenimciliğe geçişte önemli bir rol oynadı. İlk dönem başyapıtlarından Kırda Öğle Yemeği ve Olympia, kendisinden genç ressamlara esin kaynağı oldu. Daha sonraki yıllarda ise o ressamlar izlenimciliğin en önemli isimleri oldular. Günümüzde, bu iki resim, modern sanatın başlangıcı kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Eugène Boudin</span> Fransız ressam (1824 – 1898)

Eugène Boudin, açık havada resim yapan ilk Fransız manzara ressamlarından biriydi.

Pieter Brueghel ya da Brueghel peyzaj çalışmaları ve köy betimlemeleriyle tanınan Hollandalı Rönesans ressamı, Hollanda ve Flaman Rönesans resmi 'nin en önemli sanatçısıdır, aynı zamanda matbaacı, manzara ve köylü sahneleriyle tür resmi ünlüdür. Büyük resimlerde her iki konunun da odak noktası haline getirilmesinde öncüydü.

<span class="mw-page-title-main">Oostende</span> Batı Flandre iline bağlı kent ve belediye (Flaman Bölgesi, Belçika)

Oostende, Belçika'nın Felemenkçe konuşan topluluğuna dahil Flaman Bölgesi'nde bulunan Batı Flandre ilinde bulunan bir belediye ve bu belediye içinde bulunan bir yerleşim merkezidir. Oostende belediye idari birimi merkezi Oostende kenti ile birlikte Zandvoorde, Vuurtörenwijk, Stene ve Mariakerke yerleşkelerini da ihtiva etmektedir.

Çallı Kuşağı, 1914 Kuşağı veya Türk İzlenimciler, Sanayi-i Nefise Mektebi tarafından düzenlenen Avrupa sınavını kazanarak Paris'e gönderilen, İbrahim Çallı ve kendi olanakları ile giden Namık İsmail, Hüseyin Avni Lifij, Nazmi Ziya Güran gibi ressamlar I. Dünya Savaşı'nın başlaması ile birlikte 1914'te ülkeye geri döndüler. Türk resim tarihinde "1914 Kuşağı", "Çallı Kuşağı" veya "Türk İzlenimcileri" diye adlandırılan bu grubun başlıca üyeleri, İbrahim Çallı, Ruhi Arel, Feyhaman Duran, Hikmet Onat, Hüseyin Avni Lifij, Nazmi Ziya Güran, Namık İsmail, Sami Yetik ve Ali Sami Boyar ve Hasan Vecih Bereketoğlu'dur.

<span class="mw-page-title-main">Ukiyo-e</span> XVII - XIX. yy arasında ürünleri verilen Japon resim sanatı

Ukiyo-e (浮世絵)(Fani Dünya Resimleri), Edo Dönemi'nde ortaya çıkan bir Japon resim sanatı türüdür. Tiyatro, klasik edebiyat, şiir, yerel efsaneler, natürmort, imparatorluk ailesi ve din gibi birçok teması vardır. Ukiyo'nun kelime anlamı, içinde "modern olma"yı da barındırır. Çağdaş tarzı tasvir eden resim türüdür.

James Sidney Edouard, Baron Ensor, Belçikalı ressam ve baskı sanatçısı. Sürrealizm, ekspresyonizm üzerinde önemli etkileri bulunmuştur. Ömrünün neredeyse tamamını Oostende'de geçirmiştir. Sanat grubu olan Les XX'in içinde yer almıştır.

<span class="mw-page-title-main">Gent Güzel Sanatlar Müzesi</span> Gent, Belçikadaki güzel sanatlar müzesi

Gent Güzel Sanatlar Müzesi, Belçika'nın Gent şehrinde bulunan bir güzel sanatlar müzesidir. Müze Citadelpark'ın doğusunda yer almaktadır. Müze binası 1900'lü yıllarda mimar Charles van Rysselberghe tarafından yapılmıştır. Müze 4 yıllık restorasyonun ardından 2007 yılı tekrar açılmıştır.

Jean Désiré Gustave Courbet, Fransız ressam. On dokuzuncu yüzyılda Fransa'yı gerçekçilik akımıyla tanıştırdı. Courbet hayat görüşünü şöyle açıkladı:

Lovis Corinth, çalışmaları izlenimcilik ve dışavurumculuğun bir sentezi kabul edilen Alman ressam ve grafiker.

Gustave Caillebotte, Fransız ressam. İzlenimcilik akımının hem üyesi hem de koruyucularından biridir. Gruptaki diğer sanatçılara göre gerçekçilik akımına daha yakın durmuştur. Caillebotte fotoğrafçılığa olan ilgisi ile de tanınmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Nicolas de Staël</span> Rus ressam (1914 – 1955)

Nicolas de Staël, Rus kökenli Fransız ressam. Taşizm akımına mensup olup kalın impasto tekniği ile yaptığı oldukça soyut manzara tabloları ile tanınır. Ayrıca kolaj, illüstrasyon ve kumaş alanında da eserler vermiştir.

<span class="mw-page-title-main">Georges Rouault</span> Fransız ressam (1871 – 1958)

Georges Henri Rouault fovizm ve dışavurumculuk akımları dahilinde eserler vermiş Fransız ressam ve baskı resim sanatçısı.

Marth Rotko, Letonya Yahudisi asıllı ABD'li ressam.

Emile Claus, Belçikalı bir ressamdır.

<span class="mw-page-title-main">Laureys a Castro</span>

Laureys a Castro veya Lourenço A. Castro, 1650 Anvers, Belçika doğumlu, deniz manzaraları ve deniz savaşları türünde başarılı eserler veren Flaman ressam. Yaklaşık 30 yıl boyunca eserlerini ürettiği İngiltere'de önde gelen bir deniz ressamı olarak kabul edildi.

Flaman dışavurumculuğu, iki savaş arası dönemde Flandre'de etkili olmuş bir sanat akımıdır. James Ensor'un çalışmaları ile Vincent van Gogh'un erken dönem eserlerinde de gözlemlenebileceği üzere isyan ve erotizm yerine kırsal yaşamın sert fırça darbeleri ve toprak tonlarındaki renklerin kullanımıyla anlatılmasını tercih eden Flaman dışavurumculuğu, bu noktada Alman Dışavurumculuğundan ayrılarak alternatif bir çağdaş hareket haline gelmiştir. Fransa'da ortaya çıkan Fovizm ve Kübizm akımlarıyla bağlantılı olarak etnik değerlerin ve halk geleneklerinin İlkelcilik felsefesi çerçevesinden aktarımı söz konusudur. Flman dışavurumculardan Léon Spilliaert daha ziyade Ensor ve sembolizm hareketinden etkilenmişken Rik Wouters ise Fovist sanatçıların canlı renk kullanımından ilham almıştır. Constant Permeke, Gust De Smet ve Frits Van den Berghe; Flaman dışavurumculuğunun en önemli temsilcileri olarak kabul edilir.