
Türkiye nüfusunun % 29’unu 12-24 yaş grubu oluşturmaktadır. Geriye kalan orta yaş ve yaşlı nüfusu oluşturan grupla birlikte genç nüfusun spora olan ihtiyacı oldukça fazladır. Şöyle ki; günümüzde gerek bilim ve teknolojideki gelişmeler, gerekse tıp alanındaki gelişmeler ortalama yaşam sınırını yükseltmiştir. Böylece spor yapmaya olan ihtiyaç artmaktadır. Spora ihtiyaç gösteren grupların spor yapabilmesi ise öncelikle spor kulüpleri ile okullarda olabilmektedir. Ancak Türkiye’de spor kulübü sayısı, 1999 verilerine göre 5.988’dir. Bunun 4.828’i futbol branşında, 1.160’ı ise diğer spor branşlarında faaliyet göstermektedir. Yani, her 10.455 kişiye bir spor kulübü düşmekte, futbol branşı baz alındığında ise her 12.967 kişiye bir futbol spor kulübü düşmektedir. İl bazında ise, Uşak'ta 3874 kişiye bir spor kulübü düşerken, Ankara’da 14.004 kişiye, İstanbul’da 14.474 kişiye bir spor kulübü düşmektedir. Böylece, Ankara, İstanbul gibi büyük iller Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır. Nüfusa göre spor kulübü başına düşen en fazla insan sayısı ise Kilis'te bulunmaktadır (36.681).
Dadaş, Erzurum yöresinde yerleşik veya menşei olarak bu yörenin insanını ya da özellikle bu yöreye ait bir folklor oyunu olan Erzurum barlarını oynayan oyunculardan her birini ifade eder. Bu sebeple dadaş ifadesi üzerinde fikir beyan edenler, bunu Erzurum ve bar sözcükleriyle ilişkilendirirler. Antik isimlerin fonetik açılımı açısından konuya ilişkin olarak anlamda ise şu fikir ileri sürülmüştür. “Theodosiopolis: Te-odo-si Opolis. Erzurum’un antik adıdır. Dadasi/Dağ-atasi-şehri; Atası dağlılar şehri; Dede’os/dadaş şehri bu bakımdan dadaşlar dağlılar olarak tanımlanmış. Dadaş genel anlamda Erzurum Türklerine denir. Genel olarak Erzurum yöresinde 1- Erkek kardeş, 2- Yiğit, delikanlı, babayiğit kimse. 3- Mert, cesur. 4- Arkadaş, dost. anlamlarında kullanılır. Ayrıca Ağabey, bar oynayan delikanlı, Erzurumlu arkadaş, hemşeri, geniş anlamı ile Erzurum bölgesinin efesi şeklinde de ifade edilir. Zaman zaman kişiye hitaben doğrudan söylenilebildiği gibi, bazen de yüceltme sıfatı olarak kullanılır. numune-yi misal bir Erzurumlu, bar tutan, at binen, cirit atan, kabadayı, tığ gibi bir delikanlıdır. Gerek Erzurum ve yöresinde ve gerekse Anadolu 'da dadaş olmanın müstesna bir durum olduğu, "efendilik" anlamında fıtrî (doğmatik), asaletli bir ruh hali olduğuna da inanılır. Bu düşünceden hareketle tarihî bir misyona sahip olan dadaşlar için zaman zaman serhat boylarında bekçi; düşkünün, fakirin, kimsesizin kimsesi; eli ve sofrası açık mert bir köylü, bir esnaf; camilerde görev yapan imanlı, toksözlü, nur yüzlü bir din görevlisi; siyasi açıdan medeni cesareti olan cesur bir hatip, yiğit bir komutan, görevini namus bilen bir devlet memuru, bir öğretmen, bir polis; kendisini ailesine ve çocuklarına adamış Erzurumlu bir ana veya babadır" tanımı, Türk halkının geniş bir kesimi tarafından yapılmaktadır. Ayrıca Dadaş, aile içinde ve dışında herkesin saygınlığını kazanmış, her konuda kendine güven duyulan, sofrası eşe - dosta yoksula düşküne açık, iyi bir aile reisi olarak da bilinmektedir. Türk İstiklâl Harbi boyunca Anadolu'da çıkarılan çeşitli gazetelerde Millî Mücadeleyi destekleyen yazılar kaleme alan ve Türkiye 'de Cumhuriyet döneminin ilk edebiyat tarihi kitabı “Türk Teceddüt Edebiyatı Tarihi” nin de yazarı olan İsmail Habip Sevük " Yurttan Yazılar, 1943 " adlı eserinde " Batı Anadolu'nun zeybeğine karşılık Erzurum'un dadaşı var. Dadaş, külhanbeyi değil kabadayıdır " ifadesi ile birlikte " dadaşlığın bir davranış biçimi, bir yaşama şekli, bir ahlâk anlayışı olarak kabul edilebileceği " vurgusunu yaparak " Dadaşlık ", yazar tarafından bir ibadet türü paralelinde değerlendirilmiş, hatta adeta bir mezhep olarak kendisince yorumlanmıştır. İsmail Habip Sevük 1943 yılında kaleme aldığı eserinde: " Bu mezhebin ibadetleri iyi silah kullanmak, güzel cirit oynamak; millî oyunları iyi bilmek ve paraya ehemmiyet vermemektir. Mezhepte en esaslı iki akide kimseden korkmayacak ve kimseyi öldürmeyeceksin. Korkmak en büyük ayıp, öldürmek ondan daha ayıp... Maksat hayat değil galebedir. Yiğitsen yen, hatta yenil, gene öylesin ; öldürdünse, yenmedin, yiğitliği lekeledin..." şeklinde konuyla ilgili açıklamalara yer vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'nin ilk Cumhurbaşkanı olan Türk siyasetçi ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk 'ün 23 Nisan 1920'de, Ankara'da, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışında, Erzurum mebusu sıfatıyla Meclis ve Hükûmet Başkanlığına seçilmesi çok dikkat çekicidir. Atatürk'ün, Erzurum Milletvekili olarak ilk mecliste dadaşlar diyarı Erzurum 'u, Erzurumluları temsil etmesi; dadaşların ona, onun da dadaşlara verdiği önemi ortaya koymuştur.

Kokpar, Türk ve Orta Asya halk kültüründe atla oynanan bir tür oyundur. Kökpar, Kokbor, Kökper, Kökbörü olarak da söylenir. Eşanlamlı olarak Oğlaktartıs (Ulaktartış), Olakkaptı (Ulakgaptı) veya Buzkaşı (Bozkaçı) tanımları da kullanılır. “Kokpar Serke” olarak da bilinir. Serke direk demektir ve ortadaki bayrağı ifade eder. Geniş bir düzlükte takımlar halinde veya bireysel olarak oynanır. Kokpara her atla katılınamaz. Darbelere ve debelenmeye hazırlanmış, eğitimli ve kaslı atlar olmaları gerekir. Buzkaçı sözcüğü Buz (Buzağı) ve Kaçırmak fiillerinden türeyerek Tacik diline geçmiştir. Buzkaşi adıyla bilinen bu oyun aslında Orta Asya'da pek çok bölgede bilinen ve oynanan, eski bir Türk oyunudur. Afganlar ise bu oyuna Vuzloba derler. Çerkesler bu oyuna Hüezeha derler. Ulaktartış ise Oğlak Kapmaca demektir.

Kırmızı, al veya kızıl, parlak gökkuşağının en dışındaki renk. Sarı ve mavi gibi ana renklerden biridir. Güneş içteki gökkuşağındaki kırmızı renk ve gözümüzün açısı 42 derecedir. Elektromanyetik tayfın görülebilen renklerinden biridir. Kırmızı ışığın dalga boyu 630-760 nanometre civarındadır. Kırmızı en düşük frekanslı renktir. Kırmızının altındaki frekanslara kızılötesi denir. Karşıt rengi mavidir. Kırmızının, tamamlayıcı rengi yeşildir.

Ak Oğlanlar - Türk ve Altay mitolojisinde İyilik Tanrıları. Ak Erler de denir. Ülgen Han'ın oğullarıdırlar. Kıyatlar adı da verilir. Yedi kardeştirler. Yedi Altay boyunun koruyucusudurlar. Yedi Kat yeraltını sembolize ederler. Kıyat sözcüğü aynı adlı bir Moğol boyunu çağrıştırmaktadır. Moğollarda Kıyat ve Kıyan adlı iki akraba boy vardır. Ak Oğlanların adları şu şekildedir:
- Karağus Han: Kuşlar Tanrısı
- Karşıt Han: Temizlik Tanrısı.
- Pura Han : At Tanrısı.
- Burça Han: Zenginlik Tanrısı.
- Yaşıl Han: Doğa Tanrısı.
- Kanım Han: Güven Tanrısı.
- Baktı Han: Lütuf Tanrısı.
Aran İyesi - Türk ve Tatar halk kültüründe ahırın koruyucu ruhu. Damız İyesi veya Kitre İyesi veya Ahır İyesi olarak da bilinir.

Ekin İyesi - Türk ve Tatar mitolojilerinde ekinin koruyucu ruhu. Arış İyesi de denir. Çavdar İyesi, Arpa İyesi, Buğday İyesi, Yulaf İyesi, Yonca İyesi, Ot İyesi, Çayır İyesi, Çimen İyesi gibi türleri vardır. Hatta hasat sonrası biçilmiş ot ve ekinler için Kes İyesi, Saman İyesi gibi iyeler de mevcuttur. Ayrıca dirgen, tırmık, yaba, döven, kosa, orak, bel, kürek, kazma gibi tarım araçlarının her birinin dahi iyeleri olduğu düşünülür. Zayıf kalmış ekinlerin bulunduğu yerlere Ekin Anasının ayak izleri denir. Ekin Anası ekinlerde yangın çıktığında ters tarafa üfleyerek söndürür, ekinlerin içinde yuvarlanmayı sever. Bir demet ekin onun için biçilmeden bırakılır ve buna bırakılan ekin demetine Kır Sakalı denir.

Gök-Kal - Türk ve Altay mitolojisinde bir doğa katmanı. Aynı zamanda eski Türk İnancı Tengricilik'te bir ruh kategorisidir. Kök-Kal veya Gök-Kalığ ya da Kovak-Kalığ olarak da söylenir. Karşıtı Yer Su'dur.
Dağ Han - Türk ve Altay mitolojisinde Dağ Kağanı. Tav Han olarak da söylenir. Dağ han oğulları Salur, Eymür, Alayuntlu, Yüreğir. Bu dört oğlundan dört boy uzamıştır
Yuğ – Türk ve Altay halk kültüründe ve inancında Cenaze Töreni. Yoğ veya Yığ olarak da söylenir. Cenaze töreni, cenaze yemeği gibi anlamları vardır. Yuğ, zaman zaman "Ağıt" ile eşanlamlı kullanılsa da daha geniş kapsamlıdır, sadece okunan ezgiyi değil, yapılan töreni de ifade eder.

Ulukayın – Türk, Altay, Çuvaş, Yakut, Moğol ve Macar mitolojilerinde, halk inancında ve şamanizmde Yaşam Ağacı. Uluğkayın, Ulıkadhın, Olokaygın şeklinde de söylenir. Baykayın, Baykadhın, Paykaygın olarak da bilinir. Eşanlamlı olarak Bayterek veya Ulubuk da denir. Yerle göğü birbirine bağlayan yaşam ağacıdır. Yakutlarda Luk Mas denilir.

Mergen Han, Türk ve Altay mitolojisinde Akıl Tanrısı. Pergen Han olarak da bilinir. Aklı ve zekâyı temsil eder. Göğün yedinci katında oturur. Bilgelik sahibidir. Oku ve yayı vardır. Bilgeliğiyle attığı ok hedefini şaşırmaz. İnsanlara bilgelik verir. Bilimi ve felsefeyi simgeler. Tanrı Kayra Han'ın oğlu olarak kabul edilir. Mergen, ayrıca masal ve efsane kahramanlarında bir unvan olarak kullanılır; Kan Mergen, Ay Mergen, Kartaga Mergen, Südey Mergen gibi.
At; Türk, Moğol ve Altay halk kültüründe, halk inancında ve mitolojilerinde kutlu hayvandır. Yunt veya Yabu ya da Yılkı (Cılkı) olarak söylendiği Türk dilleri de vardır. Moğollar Adu veya Mor (Morın) derler. Toynaklı, dört ayaklı, memeli yük hayvanıdır.

Yer İyesi – Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde arazi ve toprağın koruyucu ruhu. Cer (Çer) İyesi / Eğesi / Ezi / Issı / İççisi de denir. Eşanlamlı olarak Orun İyesi / Eğesi / Ezi / Issı / İççisi tabiri de kullanılır. Moğollar Gazar Ezen derler. Toprağın koruyucu ruhudur.
Esin; ilham, etkilenme, çağrışım, içe doğma ile gelen yaratıcı düşünce, doğaüstü veya buna bağlı söz, duyum ve algı.

Göl iyesi, Türk ve Altay mitolojisinde gölün koruyucu ruhudur. Köl (Kül) İyesi de denir. Her göl için farklı bir iye vardır. Çu'ların ilk atası ve yer tanrısının mezarı, bir göl içinde, bir ağaç dibindeydi. Oğuz Han ilk eşini bir gölün ortasındaki adada yer alan bir ağacın kovuğunda bulmuştur. Göllerde peri kızlarının oynaştığı ve erkekleri kandırarak suyun derinliklerine çekerek boğdukları söylenir.

Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu, Türkiye' de geleneksel spor dalı olarak kabul edilen ve geçmişi 5000 yılı aşkın kadim Türk Medeniyetlerinden, Selçuklu ve Osmanlı'da yaygın olarak icra edilen Atlı Cirit, Rahvan binicilik, Aba Güreşi ,Şalvar Güreşi, Geleneksel Kızak, Atlı Kızak ve Kökbörü spor dallarını barındıran ve 1996 yılında kurulmuş bir spor federasyonudur. Her yıl Türkiye'nin 50 farklı ilinde geleneksel sporları halk ile buluşturmaktadır.

Cirit, at üzerinde oynanan spor dallarından biridir. At üzerindeki sporcunun ciridini rakibe karşı isabetli bir şekilde atmasını, muharebe anında kendisine ve bineğine olan hakimiyetini sağlayarak rakibine üstün gelmesini amaç edinen, kuralları olan bir spordur. Genellikle Kars, Bayburt, Ardahan, Uşak ve Erzurum'da oynanır.
Türkiye'de 1950 yılı içinde toplam 23 adet film çekimi yapılmıştır.

The Witcher 3: Wild Hunt, CD Projekt RED tarafından geliştirilen, Warner Bros. Interactive Entertainment tarafından Kuzey Amerika'da, Namco Bandai Games tarafından ise Avrupa'da yayımcılığı yapılan üçüncü şahıs nişancı türü aksiyon rol yapma oyunudur. Oyun The Witcher 2: Assassins of Kings'in devamı olarak 19 Mayıs 2015'te yayınlanmıştır ve serinin son oyunudur. Serinin diğer oyunları gibi Andrzej Sapkowski'nin The Witcher serisine dayanmaktadır. Yayınlandıktan altı hafta sonra 6 milyondan fazla kopya satmıştır ve Golden Joystick Awards, The Game Awards, Game Developers Choice Awards ve SXSW Gaming Awards dahil olmak üzere 250'den fazla site tarafından yılın oyunu seçilmiştir. 2021 yılı itibarıyla 30 milyondan fazla kopya satmış, 2022 yılı itibarıyla bu sayıyı 40 milyona çıkartarak tüm zamanların en çok satan video oyunlarından biri haline gelmiştir.