İçeriğe atla

Bölünme (politika)

Lipset & Rokkan'a göre Batı Avrupa toplumlarında bölünmeler

Siyaset bilimi ve sosyolojide bölünme, bir toplumdaki vatandaşları farklı siyasi çıkarlara sahip kesimlere ayıran ve bu kesimler arasında siyasi çatışmaya neden olan tarihsel olarak belirlenmiş sosyal veya kültürel bir çizgidir.[1] Sosyal veya kültürel bölünmeler bu şekilde siyasallaştıklarında siyasi bölünmeler haline gelirler.[2] Bölünme teorisi, siyasi bölünmelerin ağırlıklı olarak bir ülkenin parti sistemini ve vatandaşların bireysel oy verme davranışlarını belirlediğini ve onları oy bloklarına böldüğünü savunur.[3] Bu bloklar, benzer sosyo-ekonomik özelliklerle ayırt edilir, oy verir ve dünyayı benzer şekilde görür. Bireysel oy verme davranışları yerine toplu ve yapısal örüntülere odaklanması bakımından oy verme davranışına ilişkin diğer yaygın siyasi teorilerden ayrılmaktadır.[4]

Bölünme teorileri genellikle tarih boyunca ulusal siyasi sistemler içindeki baskın çatışmaların sürekliliğine odaklanmıştır. Örneği siyaset sosyologları Seymour Martin Lipset ve Stein Rokkan (1967) bu terimi Batı Avrupa siyasetindeki bölünme yapıları üzerine yazdıkları ve sıklıkla atıfta bulunulan makalelerinde kullanmışlardır.[5] Yazarlar makalelerinde, Avrupa parti sistemlerinin oluştuğu dönemde hala büyük ölçüde bir yüzyıl önce Avrupa toplumlarını karakterize eden sosyal ve kültürel bölünmelere dayandığını savunmaktadırlar. Dolayısıyla bu "donmuş parti sistemlerinin" tarihsel olarak belirlenmiş toplumsal bölünmelerin siyasi ifadeleri olarak görülebileceğini ileri sürmektedirler.[5]

Bazı yazarlar Lipset ve Rokkan'ın teorisindeki bölünmelerin Batı Avrupa'daki çağdaş oy verme davranışları için hala baskın olduğunu iddia etse de diğerleri bu geleneksel bölünmelerin daha az önemli hale geldiğini ve yeni çatışma hatlarının ortaya çıktığını savunmaktadırlar.[6] Entegrasyon ve çok kültürlülük gibi kültürel, iklim değişikliği konusunda politikalar gibi çevresel birkaç yeni siyasi bölünmenin ortaya çıktığı savunulmaktadır.

Donmuş parti sistemleri

Lipset ve Rokkan'ın klasik teorisindeki bölünmelerin kökeni 19. yüzyıl Batı Avrupası'ndaki iki gelişmeye dayanmaktadır.[5] Bir yandan, o dönemde Avrupa toplumları ulusal devrimler olarak adlandırılan bir döneme tanıklık etmiştir. Bu olaylar, merkezi devletin daha önce ademi merkeziyetçi ve/veya dini topluluklara verilen siyasi rolleri üstlenmeye başlaması nedeniyle devrim niteliğindeydi.[3] Lipset ve Rokkan'a göre, bu tarihsel ulusal devrimler aşağıdaki iki toplumsal ve siyasi bölünmeye yol açmıştır:

  • Merkez - Çevre: Merkezi idari bölgelerdeki elitler ile daha uzak bölgelerdeki elitler arasında. Bu durum kendini genellikle bölgesel milliyetçilik olarak ifade eder. Örneğin İspanya'da birçok bölgede bölgeselci ya da ayrılıkçı partiler vardır. Lipset ve Rokkan'a göre bu bölünme, bazı devletlerin diğer kültürleri çoğunluk ulusuna asimile etmede diğerlerinden daha iyi olduğu modern ulus devletlerin yaratılmasından kaynaklanmaktadır.
  • Devlet - Kilise: Dindar ve laik seçmenler arasındadır. Hollanda'da 1970'lere kadar beş büyük parti vardı: Katolik Halk Partisi (KVP), Protestan Devrim Karşıtı Parti (ARP) Hristiyan Tarihi Birliği (CHU) ve son ikisi laik olan sosyal demokrat İşçi Partisi (PvdA) ve liberal Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD).

Öte yandan yazarlar Sanayi Devrimi'nin aynı zamanda iki kalıcı bölünme yarattığını da belirtmektedirler:

  • Patron - İşçi: Sol ve sağ partilerin oluşumuna neden olan bir sınıf ayrımı. Bu bölünme özellikle Batı ülkelerinde mevcuttu. Keynesyen ekonomi ile Liberal ekonomi arasındaki seçim gibi çoğunlukla ekonomik çatışmalarla ilgiliydi. Bazen bu bölünmenin zengin ve fakir arasındaki bir çatışmayı temsil ettiği ileri sürülmektedir.[7] Çeşitli partiler her iki çıkarı da temsil ettiklerini iddia etmişlerdir. İngiliz İşçi Partisi, Arjantin Sosyalist Partisi ve İsveç Demokratik İşçi Partisi gibi sosyalist partiler solu temsil ederken İngiliz Muhafazakar Partisi ve ABD'deki Cumhuriyetçi Parti sağı temsil etmektedir.
  • Toprak - Sanayi: Sanayi ve tarım sektörleri arasında, devletin gümrük üzerindeki kontrolünün devam etmesi gibi ticaret politikaları konusunda, sanayi girişimleri için kontrol özgürlüğüne karşı çatışmadır. Bu durum Avustralya Taşra Partisi, Finlandiya Merkez Partisi ve Polonya Köylü Halk Partisi gibi tarım ve köylü partilerini yaratır.

Lipset ve Rokkan, 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında Batı Avrupa'da ortaya çıkan partilerin, toplumlardaki bu yapısal bölünmeler temelinde oluştuğunu iddia etmektedir. Makalelerini yazdıkları dönemde (1967), bu parti sistemlerinin büyük ölçüde değişmediğini gözlemlemişlerdir. Partiler hala yukarıda bahsedilen dört ayrıma dayanıyor gibi görünüyordu ve bu da birçok Avrupa parti sisteminin "donmuş" gözükmesine sebep oluyordu.[5] Bunun için verdikleri temel açıklama, işçi partilerinin gelişmesi ve 20. yüzyılın başında genel oy hakkının getirilmesiyle birlikte sivil toplumun tüm gruplarının bu devletlerin siyasi arenalarında bir şekilde temsil edilmiş olmasıdır.[5] Paul Pierson'a göre, Lipset ve Rokkan'ın bu açıklaması, belirli kritik kavşaklardaki bölünmelerin istikrarlı parti sistemlerine yol açması nedeniyle yol bağımlılığını tipikleştirmektedir.[8] Barbara Geddes, Lipset ve Rokkan'ın argümanını Latin Amerika ülkelerine genişletmiş ve Lipset ve Rokkan'ın argümanının, vakalar Lipset ve Rokkan'ın çoğunlukla Avrupa parti gövdeleri üzerine yaptıkları çalışmada özetledikleri başlangıç koşullarıyla tutarlı olmasına rağmen buradaki parti sistemlerini başarılı bir şekilde açıklamadığını bulmuştur.[9]

Ancak Lipset ve Rokkan'ın Batı Avrupa parti sistemleri teorisinin kayda değer istisnaları da olmuştur. Yazarların iddia ettiği gibi örneğin İspanya, İtalya ve Almanya'nın faşist veya nasyonal-sosyalist otoriter politikaları bu tarihsel bölünmelere dayanmıyordu. Dolayısıyla, tüm Batı Avrupa devletleri söz konusu dönem için "donmuş parti sistemlerine" sahip değildi.[5]

Yeni bölünmeler

1960'lardan itibaren Lipset ve Rokkan'ın teorisinde tartışılan parti sistemleri, geleneksel bölünmelerin oy verme davranışları için eskisine göre daha az belirleyici hale gelmesiyle kısmen çözülmüştür.[3][10] Siyaset biliminde bu durum çözülme (dealigment) olarak adlandırılır.[11] Bunun nedenlerine dair çeşitli argümanlar vardır. Örneğin, yaygın sekülerleşme nedeniyle dini ayrışmanın öneminin önemli ölçüde azaldığı bir argümandır.[11] İkinci bir teori ise sınıfsal aidiyetlere bağlantılıdır. Tarihsel olarak kendini işçi sınıfı olarak tanımlayanlar sol ya da sol eğilimli partilere oy verme eğilimindeyken daha güçlü ekonomik konumda olanlar siyasi yelpazenin sağındaki partilere oy verirdi. Ronal Inglehart, özellikle orta sınıflarda refahın artmasının, oy verme davranışının ve parti aidiyetlerinin artık temelde sınıfa dayalı olmamasına yol açtığını savunmaktadır.[12] Bu durum Sağ-Sol ayrımının varlığını sorgulatırken seçmenlerin oylarını çevre veya göçmenikle ilgili kaygılar gibi sınıf dışı faktörlere dayandırmalara da alan açmaktadır.[12]

Bölünmelerin uzlaşmasına yönelik üçüncü bir açıklama ise yukarıdan aşağıya bir yaklaşımdır. Sağ-Sola ayrımının ortadan kalkmasına seçmenler değil bizzat siyasi partiler neden olmuştur.[13] Daha geniş bir seçmen yelpazesine hitap etme çabasıyla siyasi yelpazenin her iki tarafındaki partilerin politikalarını bilinçli olarak orta zemine doğru kaydırdıkları ve böylece sınıf ayrımlarını aşan daha geniş bir seçmen yelpazesinin desteğini sağladıkları ileri sürülmüştür.[13] Bunun bir sonucu olarak bazı yazarlar bu dönemden itibaren bölünmelerin siyasi sonuçlar açısından genel önemini yitirdiğini ileri sürmektedir.[3][14]

Bununla birlikte, diğer akademisyenler, yeni bölünmelerin geleneksel bölünmelerin yerini aldığını ve siyasi sonuçlar (yeniden hizalanma) için belirleyici hale geldiğini savunarak bölünme teorisinin siyaset bilimi ve sosyoloji için devam eden değerini vurgulamışlardır.[15][16][17] Birkaç akademisyen tarafından tartışıldığı üzere, aşağıdaki yeni siyasi bölünmeler 20. yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında önem kazanmış gibi görünmektedir:

  • Küreselleşmenin kazananları - kaybedenleri: Siyaset sosyoloğu Hanspeter Kriesi tarafından ortaya atılan bir ayrımdır. Bu ayrım, küreselleşmenin Batı Avrupa devletlerindeki vatandaşları farklı şekilde etkilediği iddiasıyla ortaya çıkmıştır.[15] Mal ve hizmetlerin küresel dolaşımının artması nedeniyle göç oranları artmış ve düşük gelirli işler kısmen düşük gelirli ortamlara taşınmıştır.[3] Böylece küreselleşme, küreselleşmiş bir ekonomiden ve işgücü piyasalarının açılmasından kar eden post-endüstriyel sektördekiler ("kazananlar") ie ucuz işgücü akışından olumsuz etkilenen sektördekiler ("kaybedenler") arasında bir ayrım yaratmaktadır.[15] Bu yeni ayrım, üretim araçlarına sahip olan (kapitalist) ile olmayan (işçi) arasındaki bir ayrımla ilgili olmaması açısından geleneksel sınıf ayrımından farklıdır. Daha ziyade, küreselleşme ve açık sınırlardan kar eden sektörün bir parçası olanlarla bu sektörlerden dışlananlar arasındaki bir bölünmedir. Kriesi ve diğerleri (2008) bu nedenle bu ayrışmanın entegrasyon, Avrupalılaşma, açık sınır politikaları ve çok kültürlülük gibi çatışmaların büyük ölçüde siyasallaştığını ileri sürmektedir.[15] "Kaybedenler" için bu yeni ayrışma örneğin refah şovenizme dönüşebilir[18], bu da yerel üretimi korumak için ticaret engellerini ve işgücü piyasasında "önce yerliler" politikalarını destekleyen popülist protesto partilerine desteği güçlendirebilir. Bu ideoloji Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi, Fransa'da Ulusal Birlik ve Danimarka Halk Partisi gibi siyasi partiler tarafından temsil edilmektedir.[19]
  • Materyalizm - post-materyalizm: Bu bölünme siyaset bilimci Ronald Inglehart'ın post-materyalist teorisinden kaynaklanmaktadır. Inglehart teorisinde, farklı değer kümeleri nedeniyle politika öncelikleri konusunda nesiller arasında siyasi bir ayrışmanın ortaya çıktığını varsaymaktadır.[20] Bir yandan Inglehart, "X nesli" gibi çoğunlukla genç nesillerin aidiyet, kendini ifade etme ve genel yaşam kalitesi gibi post-materyalist değerler geliştirdiğini iddia etmektedir.[20] Bu değerler örneğin adil ticaret, barış, çevrenin korunması ve düşük gelirli ülkelerle dayanışma gibi politikalara dönüştürülebilir ve Almanya'da Die Grünen (Birlik 90/Yeşiller), Birleşik Krallık'ta Korsan Parti ve Kadın Eşitliği Partisi gibi siyasi partilere potansiyel destekle sonuçlanabilir. Bu tür bir post-materyalizm ideolojisi, eski kuşakların sahip olduğu varsayılan fiziksel rızık ve güvenlik gibi materyalist değerlerle çelişmektedir. Bu değerler ulusal güvenlik, özel mülkiyetın korunması, aile ve devlet içinde gelenek ve otorite lehine politikalara dönüştürülebilir.[20]

Avusturya, Danimarka, Norveç ve İsviçre gibi bazı 21. yüzyıl Batı Avrupa ülkelerinde, ekonomik çatışmalar üzerinden eski birincil siyasi bölünmeye meydan okuyan yeni bir kültürel bölünmenin ortaya çıktığı sürülmektedir.[21] Bu dönüşüm, 1960'ların sonlarından itibaren bu dönemde ortaya çıkan ve özgürlükçü ve evrenselci değerleri savunan Yeni Sol ile 1980'lerden itibaren ortaya çıkan ve gelenekçi ve cemaatçi değerleri savunan popülist bir sağ tepkiyle meydana gelmiştir.[22] Bu popülizm olarak bilinir ve 2020'lerden birçok örnek vurgulanabilir. Birkaç popülist cumhurbaşkanı ve partinin seçilmesi (Türkiye'de Erdoğan, ABD'de Trump, İtalya'da Beş Yıldız Hareketi), vatandaşların oylaması (Brexit'e yol açan 2016 İngiltere referandumu). Bu durum, değerlerin oy verme davranışı üzerindeki etkisinin artmasıyla açıklanabilir. Vatandaşlar sadece ekonomik parametreleri değil, aynı zamanda kültürel parametreleri de dikkate almaktadır. Bu yeni eğilim, otoriter popülist-liberteryen çoğulcu bölünme, yavaş yavaş eski Batı ülkelerinin siyasi bölünmesi olan Sağ-Sol kavgasının yerini almaktadır. Bu yeni bölünme için kullanılan terim Pippa Norris ve Ronald Inglehart tarafından ortaya atılmıştır.[23] Amerika ve Avrupa'daki seçim sonuçları açısından ortaya çıkan modelin bu yeni bölünmenin bir sonucu olduğu ileri sürülmüştür.[23]

  • Otoriter popülistler: Bu kesime dahil olanlar genellikle sosyal açıdan muhafazakar ve işçi sınıfından olup sağ partilere oy verme eğilimindedirler. Otoriter popülistler, elitleri güvenilmez olarak görmekte ve liderliklerine büyük saygı duymaktadır. Siyasi değerler açısından bu bölünme uyum, milliyetçilik ve güvenliğe vurgu yapmaktadır.[23]
  • Liberal çoğulcular: Liberal çoğulcular da işçi sınıfı olma eğilimindedir ancak temel liberal değerlere sahiptir. Otoriter popülistlerin aksine liberal çoğulcular genellikle göç ve çeşitlilikten yanadır ve uzmanlara büyük saygı duyarlar. Britanya bağlamında liberal bir çoğulcu Avrupa Birliği üyeliği yanlısı olacaktır. Marjinal grupların ve azınlık haklarının desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.[23]

Pippa Norris ve Ronald Inglehart, seçim sonuçları ve oy verme davranışında ortaya çıkan örüntüler açısından hem popülizmin yükselişinin hem de bu yeni ayrışmanın Birleşik Krallık'ın 2016'da neden Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde oy kullandığını ve Donald Trump'ın başkanlık seçiminde nasıl başarılı olduğunu açıklamak için kullanılabileceğini savunuyor.[23]

Robert Ford ve Will Jennings'e göre, Batı demokrasilerinde eğitim, yaş, coğrafya ve göç konusundaki tutumlar etrafında yeni bölünmeler oluşmaktadır. Bu bölünmeler, son on yıllarda gelişmiş ekonomilerde artan etnik çeşitlilik ve bazı yapısal ekonomik değişiklikler nedeniyle siyasi olarak belirgin hale gelmiştir.[24] Ancak Raul Gomez, yapısal değişiklikler kültürel konuların belirginliğini artıabilirken bunların gerçek siyasi sonuçlarının bireysel siyasi partilerin bunlara nasıl tepki vereceğine bağlı olacağını savunmaktadır.[25]

Ayrıca bakınız

İleri okumalar

Kaynakça

  1. ^ Bartolini, Stefano; Mair, Peter (1990). Identity, competition, and electoral availability. The stabilisation of European electorates 1885-1985. Cambridge: Cambridge University Press. 
  2. ^ Kriesi, Hanspeter; Koopmans, Ruud; Duyvendak, Jan Willem; Giugni, Marco (1995). New Social Movements in Western Europe. Londra: UCL Press Limited. 
  3. ^ a b c d e Van der Brug, Wouter; Van Praag, Philip; Van der Eijk, Cees (2017). "Verkiezingen, scheidslijnen en kiesgedrag". Van Praag, Philip (Ed.). Politicologie en de veranderende politiek. Amsterdam: Amsterdam University Press. ss. 147-172. 
  4. ^ Magin, Raphael; Freitag, Markus; Vatter, Adrian (2009). "Cleavage Structures and Voter Alignments within Nations". Z VGL Polit Wiss. 3 (2): 231-256. doi:10.1007/s12286-009-0062-1. 11 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Mart 2024. 
  5. ^ a b c d e f Lipset, Seymour Martin; Rokkan, Stein (1967). "Cleavage structures, party systems, and voter alignments: an introduction". Lipset, Seymour Martin; Rokkan, Stein (Ed.). Party Systems and Voter Alignments: Cross-National Perspectives. The Free Press. ss. 1-64. 
  6. ^ Kriesi, Hanspeter (1998). "The transformation of cleavage politics. The 1997 Stein Rokkan lecture". European Journal of Political Research. 33 (2): 165-185. doi:10.1111/1475-6765.00379. 
  7. ^ Gallagher, M., Laver, M., Mair, P. (2006), Representative Government in Modern Europe. New York: McGraw-Hill, pp. 268-269.
  8. ^ Pierson, Paul (2000). "Increasing Returns, Path Dependence, and the Study of Politics". The American Political Science Review. 94 (2): 251-267. doi:10.2307/2586011. hdl:1814/23648. ISSN 0003-0554. JSTOR 2586011. 11 Mart 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Mart 2024. 
  9. ^ Geddes, Barbara (2003). Paradigms and Sand Castles. Ann Arbor, MI: University of Michigan Press. ss. 148-173. doi:10.3998/mpub.11910. ISBN 978-0-472-09835-4. 
  10. ^ Franklin, M.N. (1992). "The decline of cleavage politics". Franklin, M.N. (Ed.). Electoral change: Responses to evolving social and attitudinal structures in western countries. New York: Cambridge University Press. ss. 383-431. 
  11. ^ a b Knutsen, Oddbjorn (1988). "The Impact of Structural and Ideological Party Cleavages in West European Democracies: A Comparative Empirical Analysis". British Journal of Political Science. 18 (3): 323-352. doi:10.1017/S0007123400005159. 
  12. ^ a b Inglehart, Ronald (1977). The Silent Revolution: Changing Values and Political Styles Among Western Publics. Princeton: Princeton University Press. ss. 195-215. 
  13. ^ a b Denver, D. T. (2020). Elections and Voters in Britain. Londra: Palgrave Macmillian. 
  14. ^ Tuckel, Peter; Tejera, Felipe (1983). "Changing patterns in American voting behavior". Public Opinion Quarterly. 47: 230-246. doi:10.1086/268782. 
  15. ^ a b c d Kriesi, H.; Grande, E.; Lachat, R.; Dolezal, M.; Bornschier, S.; Frey, T. (2008). West European Politics in the Age of Globalization. Cambridge: Cambridge University Press. 
  16. ^ Hooghe, Liesbeth; Marks, Gary (2018). "Cleavage theory meets Europe's crises: Lipset, Rokkan and the transnational cleavage". Journal of European Public Policy. 25 (1): 109-135. doi:10.1080/13501763.2017.1310279. 11 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Mart 2024. 
  17. ^ Irvine, W. P., & Gold, H. (1980). Do Frozen Cleavages Ever Go Stale? The Bases of the Canadian and Australian Party Systems. British Journal of Political Science, 10, 187-218.
  18. ^ Van Hooren, Franca (2017). "De verzorgingsstaat onder druk". Van Praag, Philip (Ed.). Politicologie en de veranderende politiek. Amsterdam: Amsterdam University Press. ss. 77-96. 
  19. ^ Caramani, Daniele (2017). Comparative Politics. Oxford University Press. ss. 225-228. 
  20. ^ a b c Inglehart, Ronald (1977). The Silent Revolution: Changing Values and Political Styles Among Western Publics. Princeton: Princeton University Press. 
  21. ^ Oesch, Daniel (2012). "The Class Basis of the Cleavage between the New Left and the Radical Right: an analysis for Austria, Denmark, Norway and Switzerland". Rydgren, Jens (Ed.). Class Politics and the Radical Right. Routledge. ss. 31-52. 
  22. ^ Bornschier, Simon; Kriesi, Hanspeter (2012). "The populist right, the working class, and the changing face of class politics". Rydgren, Jens (Ed.). Class Politics and the Radical Right. Routledge. ss. 10-29. 
  23. ^ a b c d e Norris, Pippa, Ronald, Inglehart (2019). Cultural Backlash: Trump, Brexit and Authoritarian Populism. Cambridge: Cambridge University Press. 
  24. ^ Ford, Robert; Jennings, Will (11 Mayıs 2020). "The Changing Cleavage Politics of Western Europe". Annual Review of Political Science. 23 (1): 295-314. doi:10.1146/annurev-polisci-052217-104957Özgürce erişilebilir. ISSN 1094-2939. 
  25. ^ Gomez, Raul (8 Aralık 2022). "How have secularisation and educational expansion affected support for the mainstream right in Western Europe?". West European Politics. 47 (2): 229-254. doi:10.1080/01402382.2022.2150943Özgürce erişilebilir. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Siyasi parti</span> politik hayatın en önemli ögesi olan ve belli bir siyasi görüşü temsil eden siyasal örgüt

Siyasi parti, belirli bir ülkenin seçimlerinde yarışacak adayları koordine eden bir örgütlenmedir. Bir parti üyelerinin genellikle politika konusunda benzer fikirlere sahip olması yaygındır ve partiler belirli ideolojik veya politika hedeflerini destekleyebilir.

Muhafazakârlık veya tutuculuk, geleneksel toplumsal etmenlerin korunmasını destekleyen politik ve toplumsal felsefedir. Daha belirgin bir anlamda ilgili toplumun içinde bulunduğu çağın gereklerini göz ardı etmeksizin, geçmişten gelen tarihsel, kültürel ve uygar birikimlerini kaybetmeden, kısaca öz dinamiklerinin değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan politik bir görüştür.

Sosyal demokrasi, reformist ve aşamalı yöntemlerle laissez-faire kapitalizminin yarattığı eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefleyen politik bir ideolojidir.

<span class="mw-page-title-main">Liberal demokrasi</span> Siyasi ideoloji ve hükûmet biçimi

Liberal demokrasi veya Batı demokrasisi, temsilci demokratik bir hükûmet biçimi altında işleyen liberal siyasi bir ideolojinin birleşimidir. Birden fazla ayrı siyasi partinin katıldığı seçimler, hükûmetin farklı kollarına güçler ayrılığı, günlük yaşamda açık bir toplumun bir parçası olarak hukukun üstünlüğü, özel mülkiyetle piyasa ekonomisi, insan haklarının, medeni hakların, medeni özgürlüklerin ve siyasi özgürlüklerin eşit şekilde korunması gibi özelliklere sahiptir. Uygulamada sistemini tanımlamak için liberal demokrasiler genellikle hükûmetin yetkilerini belirleyen ve toplumsal sözleşmeyi güvence altına alan bir anayasaya başvururlar, bu anayasa ya kodifiye edilmiş ya da kodifiye edilmemiş olabilir. 20. yüzyılın ikinci yarısında genişleme döneminden sonra liberal demokrasi, dünyadaki yaygın bir siyasi sistem haline geldi.

Muhafazakâr Parti, resmî adı Muhafazakâr ve Birlikçi Parti, Tory'ler olarak da bilinirler,

<span class="mw-page-title-main">Avrupa Halk Partisi</span> Avrupadaki en büyük uluslararası siyasi parti

Avrupa Halk Partisi (EPP), Hıristiyan demokrat, liberal-muhafazakar ve muhafazakar üye partilere sahip bir Avrupa siyasi partisidir. Ulusötesi bir örgüt olup diğer siyasi partilerden oluşur. 1976'da ağırlıklı olarak Hristiyan demokrat partiler tarafından kurulan parti, o zamandan beri üyeliğini liberal-muhafazakar partileri ve diğer merkez sağ siyasi perspektiflere sahip partileri kapsayacak şekilde genişletti. 31 Mayıs 2022'de parti, aynı zamanda EPP'nin de üyesi olan Manfred Weber'i Başkan olarak 2019'da Spitzenkandidat seçti.

Merkez sağ, siyasi spektrumun sağında yer alırken merkeze daha yakındır. Merkez sağ partiler genellikle liberal demokrasiyi, kapitalizmi, piyasa ekonomisini, özel mülkiyet haklarını ve az ölçekte bir refah devletini destekler. Merkez sağ oluşumlar muhafazakârlığı ve ekonomik liberalizmi desteklerken sosyalizm ve komünizme karşı çıkarlar.

Merkez sol, siyasette sol ve merkez arasındaki görüşler bütünüdür. Fırsat eşitliği yoluyla toplumsal adaletin sağlanabileceği düşüncesini savunmaktadır. Merkez sol siyaset, toplumun varsıl ve yoksul kesimleri arasındaki gelir farkını en aza indirmeyi amaç edinmiştir. Siyaseten ve toplumsal olarak radikal kararlar alınabilir. Bunun yanında reformist tutumlar ile de ekonomik ve sosyal politikalar sağlanabilir. Çoğulculuk taraftarı bir görüştür, toplumun sosyal hak ve çıkarları el üstünde tutulur.

Stein Rokkan, Norveçli Siyaset bilimcisi ve Sosyologdur. Bergen Üniversitesi'nde karşılaştırmalı siyaset konusunda profesörlük yapmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Alman Ulusal Halk Partisi</span> Almanyada bir siyasi parti (1918–1933)

Alman Ulusal Halk Partisi, Almanya'nın Weimar Cumhuriyeti döneminde ulusal muhafazakâr ve milliyetçi bir siyasi parti. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin (NSDAP) yükselişinden önce Weimar Cumhuriyeti'nin en büyük milliyetçi partisiydi.

<span class="mw-page-title-main">Hristiyan demokrasi</span>

Hristiyan demokrasi, merkez sağ bir ideolojidir. Bu ideoloji, ülke içinde "Hristiyanlık ilkelerinin" uygulamasına dayalıdır. Kamu içinde Hristiyan ahlakı, geleneği ve adetlerinin, modern ve demokratik bir biçimde uygulanmasını savunmaktadır. Hristiyan demokrasi ideolojisi, muhafazakârlık ve Katolik toplumsal öğretisinin etkisi altında, 19. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkmıştır. Ekonomik olarak ise sosyal piyasa ekonomisini savunur. Latin Amerika'da bu sol ideolojiye dönüşmüşken, Avrupa'daki Hristiyan demokrat siyasi partiler genellikle muhafazakâr, liberal ve ılımlıdır.

<span class="mw-page-title-main">Fidesz - Macar Yurttaş Birliği</span>

Fidesz – Macar Yurttaş Birliği, Macaristan'da muhafazakâr siyasi parti.

Liberal muhafazakârlık, özel mülkiyet, serbest ekonomi girişimciliği ile halkın geleneksel, kültürel ve ahlaki değerlerini yönetime dahil eden; anayasal ve temsili hükûmeti savunan muhafazakâr bir siyasi ideolojidir.

Merkezcilik, toplumsal eşitliğin yanı sıra belirli bir sosyal hiyerarşinin kabul edilmesini veya desteklenmesini içeren siyasi bir bakış açısı veya duruştur. Bununla birlikte, merkezcilik, önemli ölçüde sağ veya sol yanlısı politika değişikliklerine karşı çıkar.

<span class="mw-page-title-main">Kanada Liberal Partisi</span> Kanadanın en eski siyasi partilerinden birisi

Kanada Liberal Partisi, halk dilinde Grits olarak nitelendirilen, Kanada'nın en eski siyasi partilerinden birisidir. 1861 bu yana var olan merkez sol-liberal eğilimli siyasi partidir.

Siyasi yelpaze, siyasi pozisyon veya politik spektrum, farklı siyasi pozisyonları birbirine göre tanımlamak ve sınıflandırmak amacıyla kullanılan bir sistemdir. Bu pozisyonlar, bağımsız siyasi boyutları temsil eden bir veya daha fazla geometrik eksende yer alır. "Siyasi pusula" ve "siyasi harita" ifadeleri, özellikle popüler iki boyutlu modellerine atıfta bulunmak üzere, siyasi yelpazeyi ifade etmek için kullanılan terimlerdir.

<span class="mw-page-title-main">Sağ popülizm</span> sağ siyaset ile popülist söylem ve temaları birleştiren siyasi ideoloji

Sağ popülizm, sağ siyaseti popülist retorik ve temalarla birleştiren bir siyasi ideolojidir. Popülizm, politikacıların elitlerden ziyade sıradan insanlara hitap etmesi gerektiği fikridir. Sağ kanat popülistler genellikle düzene karşı konuşurlar ve halktan destek almak için elitizm karşıtı duyguları kullanırlar. Genellikle ülkelerinin kültürünü, kimliğini ve ekonomisini yabancılardan gelen tehditlere karşı savunurlar. Bu ideoloji sağcı siyaset, sosyal muhafazakârlık, ekonomik milliyetçilik ve mali muhafazakârlık ile ilişkilidir.

İlliberal demokrasi veya kısmî demokrasi ya da “düşük yoğunluklu” demokrasi olarak da adlandırılır, rejim terimi olarak kullanılır. “boş demokrasi” ya da “hibrit rejim” anlamına gelir. İlliberal demokrasi terimini ilk kez siyaset bilimci yazar Fareed Zakaria 1997’de yazdığı “İlliberal Demokrasinin Yükselişi” makalesinde kullandı.

<span class="mw-page-title-main">İşçi Partisi (İrlanda)</span> İrlandada bir siyasi parti

İşçi Partisi,, İrlanda Cumhuriyeti'ndeki merkez sol ve sosyal demokrat bir siyasi partidir. 28 Mayıs 1912'de Clonmel, County Tipperary'de James Connolly, James Larkin ve William O'Brien tarafından İrlanda Sendika Kongresi'nin siyasi kanadı olarak kurulmuştur ve tüzüğünde kendisini "demokratik sosyalist parti" olarak tanımlamaktadır. İşçi Partisi, İlerici İttifak'ın, Sosyalist Enternasyonal'in ve Avrupa Sosyalistleri Partisi'nin üyesidir.

<span class="mw-page-title-main">Liberal Parti (Birleşik Krallık)</span> Britanyalı siyasi parti (1859-1988)

Liberal Parti Liberal Parti, 19. ve 20. yüzyılın başlarında Muhafazakar Parti ile birlikte Birleşik Krallık'taki iki büyük siyasi partiden biriydi. 1850'lerde Whigler, serbest ticareti destekleyen Peelciler ve reformist Radikallerin bir ittifakı olarak başlayarak, 19. yüzyılın sonunda William Ewart Gladstone yönetiminde dört hükûmet kurmuştu. İrlanda Ana Kuralı konusunda bölünmüş olmasına rağmen, parti 1905'te hükûmete döndü ve 1906 genel seçimlerinde ezici bir zafer kazandı.