
Uranüs, Güneş'e yakınlık bakımından yedinci gezegendir. Gazlı, camgöbeği renginde bir buz devidir. Gezegenin büyük bir kısmı, astronominin "buz" ya da uçucu maddeler olarak adlandırdığı maddenin süperkritik fazındaki su, amonyak ve metandan oluşur. Gezegenin atmosferi karmaşık katmanlı bir bulut yapısına sahiptir ve tüm Güneş Sistemi gezegenleri arasında 49 K ile en düşük minimum sıcaklığa sahiptir. Gezegenin 82,23°'lik belirgin bir eksenel eğimi ve 17 saat 14 dakikalık bir geriye dönüş periyodu vardır. Bu, Güneş etrafındaki 84 Dünya yıllık bir yörünge döneminde kutuplarının yaklaşık 42 yıl sürekli güneş ışığı aldığı ve ardından 42 yıl sürekli karanlık olduğu anlamına gelir.

Vostok Gölü, Antarktika'da bulunan 140'tan fazla buz altı gölünün en büyüğüdür. Rusya'nın Vostok İstasyonu'nun altındadır. Doğu Antarktik Buz Tabakası'nın orta bölgelerinde bulunur. Buz tabakasının yüzeyinin rakımı 3488 metredir, göl ise buz yüzeyinin 4000 metre kadar derininde yer almaktadır ve bu da deniz seviyesinden 500 metre daha derinde olduğu anlamına gelmektedir. Bu tatlı su gölü 15,690 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir ve 5,400 kilometreküplük bir hacme sahip olduğu tahmin edilmektedir. Andrey Kapitsa tarafından 1959-64 yılları arasında yapılan sismik araştırmalar sırasında keşfedilmiştir. Üzerindeki buz son 400,000 yılın paleoklimatolojik kayıtlarını barındırsa da göl suyu 15 ila 25 milyon yıldır izole durumdadır.

Boz ayı, Ursus cinsine bağlı Avrasya'nın kuzeyinin büyük bir kısmında ve Kuzey Amerika'da yaşayan bir ayı türüdür. Carnivora takımının karada yaşayan en büyük üyelerinden biridir ve boyut açısından tek rakibi ortalama boyutları kısmen daha büyük olan kutup ayısıdır..

İklim değişikliği, küresel ısınmayı ve bunun Dünya'nın iklim sistemi üzerindeki etkilerini ifade eder.

Rhea, Satürn'ün ikinci en büyük ayı ve Güneş Sistemi'ndeki çapına göre dokuzuncu en büyük uydudur. Güneş Sistemindeki kesin ölçümlerin hidrostatik denge ile uyumlu bir şekli doğruladığı en küçük cisimdir. 1672'de Giovanni Domenico Cassini tarafından keşfedildi.

Bu liste, Güneş Sistemi'nden en fazla 5 parsek uzaklıkta olan yıldızları ve kahverengi cüceleri kapsamaktadır. Bu mesafe içerisinde Güneş Sistemi de dâhil olmak üzere 56 yıldız sisteminin varlığı bilinmektedir. Bu sistemlerde bilinen toplam 60 hidrojen-füzyon yıldız ve 13 Kahverengi cüce bulunmaktadır. Bu nesneler görece olarak Dünya'ya yakın olmasına rağmen, sadece dokuz tanesinin görünen büyüklüğü 6,5'ten daha azdır ve bu da bu nesnelerin, sadece %12'sinin çıplak gözle görülebileceği anlamına gelmektedir. Güneş'in dışında sadece üç tane yıldız; Alfa Centauri, Sirius ve Procyon, birinci kadir yıldızlarıdır. Tüm bu nesneler, yerel kabarcık içindeki Samanyolu Gökadası'nın Orion–Kuğu Kolu bölgesinde yer alır.

NGC 4090, Berenis'in Saçı takımyıldızı bölgesinde yaklaşık olarak 325,83 MIy (99,9 Mpc)uzaklıkta bulunan bir sarmal gökadadır. Heinrich Louis d'Arrest tarafından 2 Mayıs 1864 tarihinde keşfedildi. NGC 4090, NGC 4065 Grubu'nun bir üyesidir. ve etkin gökada çekirdeğine (AGN) sahiptir.

Carl Ferdinand Cori, Çek biyokimyager ve farmakolog. Eşi Gerty Cori ve Arjantinli fizyolog Bernardo Houssay ile birlikte, glikojenin yıkımı ve vücutta tekrar sentezi yoluyla enerji deposu ve kaynağı olarak kullanılması ile ilgili keşiflerinden dolayı 1947 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü kazandı.

Batı Antarktika buz tabakası, Transantarktik Dağları'nın batısında uzanan ve Batı Antarktika'yı kaplayan Antarktika kıtasal buz tabakasının bir bölümüdür.

Minos patlaması aynı zamanda Thera Santorini patlaması olarak da bilinmektedir. Tarihte bilinen en geniş patlamalardan biridir. Patlama Thera Adası ve Minion yerleşiminde meydana gelmiştir. Girit kıyısındaki ada ve tarım alanlarını da kapsamaktadır. Patlama konusunda kesin bilgiler yoktur ama Yunan mitolojisinde geçtiği söylenmektedir. Mısır'daki gürültünün de bundan kaynaklandığı düşünülmektedir. Patlamanın eski kayıtları net olmamasına rağmen Mısır'daki Tempest Stele'sinde tarif edilen büyük fırtınanın bu olabileceği düşünülüyor. Çin Bambu yıllıklarında da volkanik kış,ve belirtilen soğuk dalga ile bulgular çakışmaktadır. Platon'un Atlantis'inin de temel konularının da bu patlamadan oluştuğu iddia edilir.

Kurum ya da siyah karbon, hidrokarbonların eksik yanmasıyla ortaya çıkan ve saf olmayan karbon parçacıklarından oluşan kütledir. Çeşitli kanser ve akciğer hastalıklarına neden olduğu kanıtlanan kurum çoğunlukla fosil bazlı yakıt kullanımıyla ortaya çıkmaktadır.
Bu, Güneş Sistemi'ndeki en yüksek dağların bir listesidir. Liste, önemli dağların tespit edildiği tüm gök cisimlerini içermektedir. Bazı gök cisimleri için farklı ölçüm türlerinde farklı zirveler verilmiştir. Güneş sisteminin en yüksek dağı, muhtemelen Mars'taki 21,9 ila 26 km yüksekliğindeki büyük kalkan volkanı Olympus Mons'tur. Vesta asteroidi üzerindeki Rheasilvia'nın merkezi zirvesi de, zirveden tabana kadar 20 ila 25 km arasında tahmin edilen yüksekliğiyle en yüksek adaylardan biridir.

Buz sahanlığı, kıta sahanlığının üstünde yüzen kalınlığı 2 metreden kalın buz kütleleridir. Kalınlıkları genellikle 100 ile 1.000 metre arasındadır. Buz sahanlığı kırılıp (buzağılama) oldukça büyük buzullar meydana getirir. Buz sahanlıkları sadece Antarktika, Gronland, Kanada ve Rusya'da bulunur.

Riiser-Larsen Denizi, Doğu Antarktika ve Güney Okyanusu'nda bulunan bir denizdir. Deniz, batıda Astrid Sırtı, doğuda Gunnerus Sırtı ve Kainanmaru Kıyısı ile sınırlı olup batıda Lazarev Denizi ve doğuda Kozmonotlar Denizi ile komşudur. Kuzey sınırı 65. güney enlemi olarak tanımlanmaktadır. Sovyetler Birliği tarafından önerilen isim hiçbir zaman Uluslararası Hidrografi Örgütü tarafından resmi olarak onaylanmadı.

Vanda Gölü, Antarktika'nın Victoria Toprakları'nda bulunan bir göldür. Göl, Wright Vadisi'nde yer almaktadır. Vanda Gölü, deniz suyunun on katından daha fazla tuzluluğu ile Antarktika dışındaki dünyanın en tuzlu gölü olan Assal Gölü'nden bile daha tuzlu olan bir hipersalin gölüdür. Vanda Gölü, aynı zamanda meromiktik oluğ gölün daha derin suları sığ sularla karışmaz. Alttan orta katmana doğru 23 °C ila 7 °C arasında değişen üç farklı su katmanı vardır ve üst katman 4-6 °C arasındadır. Transantarktik Dağları'nın buzsuz vadilerindeki birçok tuzlu gölden sadece bir tanesidir. Antarktika'nın en uzun nehri olan Onyx Nehri, batıdan, iç kısımdan göle akmaktadır. Nehrin ağzında bir meteoroloji istasyonu bulunmaktadır.
Heinrich olayı, büyük buzdağı gruplarının buzullardan koptuğu ve Kuzey Atlantik'i geçtiği doğal bir olgudur. İlk olarak deniz jeoloğu Hartmut Heinrich (1988) tarafından tarif edilen, 640.000 yıldaki son yedi buzul döneminin beşinde meydana gelmiştir. Heinrich olayları son buzul dönemi için özellikle iyi belgelenmiştir, ancak sondan bir önceki buzullaşmada belirgin bir belgelenme olmamıştır. Buzdağları, buzullar tarafından aşınmış kaya kütlelerini içeriyordu ve eridikçe, bu malzeme deniz tabanına buzlu enkaz olarak düşmekteydi.
Wilkes Toprakları krateri, Doğu Antarktika'daki Wilkes Toprakları buz tabakasının altında gizlendiği tahmin edilen, iki adet birbirinden ayrı çarpma krateri vakası için geçerli olma ihtimali bulunan gayriresmî bir terimdir. Bunlar, yayınlanmış başlıca referans kaynaklarda kullanılan terimlere göre aşağıda Wilkes Toprakları anomalisi ve Kütlesel yoğunlaşma başlığı altında verilmiştir.

Antarktik Kutup Çevresi Akıntısı, Antarktika çevresinde batıdan doğuya saat yönünde akan bir okyanus akıntısıdır. ACC için alternatif bir ad da Batı Rüzgarı Sürüklenmesi'dir. ACC, Güney Okyanusu'nun baskın döngüsüdür ve ortalama 100-150 Sverdrup veya muhtemelen daha da yüksek olduğu tahmin edilen bir taşınıma sahiptir. Bu durum ACC'yi Dünya'daki en büyük okyanus akıntısı kılar. Antarktika ile bağlantı kuran herhangi bir kara kütlesinin olmaması nedeniyle kutupsal olan bu akıntı, sıcak okyanus sularını Antarktika'dan uzak tutarak kıtanın devasa buz tabakasını korumasını sağlar.

Meromiktik göl, birbirine karışmayan su katmanlarına sahip bir göldür. Sıradan holomiktik göllerde yılda en az bir kez yüzey ve derin sular arasında fiziksel bir karışım meydana gelmektedir.

Mikrometeorit, Dünya atmosferinden geçerek hayatta kalmayı başarmış bir mikrometeoroittir. Dünya yüzeyinde bulunan mikrometeoritler genellikle, daha küçük boyutları, daha fazla sayıda olmaları ve bileşimlerinin farklı olması bakımından meteoritlerden ayrılırlar. Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) meteoroitleri resmi olarak 30 mikrometre ile 1 metre arasında tanımlar; mikrometeoritler bu aralığın alt ucunu oluşturur. Bunlar, daha küçük gezegenler arası toz parçacıklarını da (IDP) içeren kozmik tozun bir alt kümesidir.