İçeriğe atla

Buzul yarığı

Glaciereaston

Buzul yarığı, bir buz tabakasında veya buzulda bulunan derin bir çatlak veya yarıklardır. Plastik bir alt tabakanın üstündeki iki yarı sert parçanın farklı hareket oranları olduğunda oluşacak kesilme stresiyle bağlantılı hareket ve ortaya çıkan stresin bir sonucu olarak kıvrımlar oluşur. Kayma gerginliğinin ortaya çıkan yoğunluğu yüz boyunca kırılmaya neden olur.[1]

Özellikleri

Bir buzulun 50 metre'den az olan kalınlıktaki üst kısmı plastik akış göstermek için yeterli basınç altında değildir. Aksine, en üst zondaki bu buz kırılgandır ve kırık zonu olarak adlandırılır. Bu zon içindeki buz, alttaki buz tarafından sırtta taşıma tarzında taşınır. Buzul; engebeli arazi üzerinde hareket ettiğinde, kırık zonunda gerilme olur ve sonuçta çatlama ve açılmalar meydana gelir. Bunlara buzul yarığı adı verilir. Genellikle buzul üzerinde dolaşmak, 50 metre derinliklere kadar inebilen bu yarıklar nedeni ile tehlikelidir. Bu derinliğin ötesinde, plastik akış buzul yarıklarının daha derinlere inmesini engeller.[2]

Buzul Yarığı Mt. Baker WA

Buzul yarıklarının genellikle dikey veya yakın dikey duvarları vardır. Bunlar daha sonra eriyebilir. Kemerler ve diğer buz oluşumları oluşturabilir.[1] Bu duvarlar bazen buzulun stratigrafisini temsil eden katmanları ortaya çıkarmaktadır. Yarık boyutu genellikle buzulda bulunan sıvı su miktarına bağlıdır. Bir yarık; 45 metre kadar derin, 20 metre genişliğinde olabilir ve birkaç yüz metreye kadar uzayabilir.

Buzul yarıkları daha önceki yıllarda meydana gelen birikme ve kar sürüklenmelerinden oluşan bir kar köprüsü ile kaplanabilir, ancak tamamen doldurulamaz. Sonuç olarak, buzul yarıkları görünmez hale gelir ve buzul karşısında ilerlemeye çalışan herkes için ölümcül olur. Bazen eski bir kırık üzerinde bir kar köprüsü sarkmaya başlayabilir. Bir kırık içindeki su varlığı önemlidir. Su dolu çukurlar, buzulların veya buz tabakalarının altına varabilir ve önemli derecede yaz erimesinin meydana geldiği yüzey ile buzulun yatağı arasında doğrudan bir hidrolik bağlantı sağlayabilir.[3]

Yarık türleri

Mt Rainier

Boyuna yarıklar

Buzulların genişlediği alanlarda akışa paralel olarak şekillenirler. Genellikle iç bükeydirler ve 45°den daha büyük bir açı oluştururlar.

Sıçrayan yarıklar

Buzulun kenarından uzanan yarıklardır. Kesilme gerilmesi ve yanal uzantıdan gelen uzunlamasına sıkıştırma stresinden kaynaklanmaktadır. Buzul akışına göre konkavdır ve 45°den daha az bir açı oluştururlar.

Enine yarıklar

En yaygın buzul yarığı türüdür. Ana streslerin buzul akış yönüne paralel olduğu uzunlamasına bir uzatma bölgesinde, genişleme gerilimi stresini oluşturan bir alanda oluşurlar. Bu yarıklar, buzul üzerinden akış yönüne kadar uzanır. Genellikle bir vadinin daha dik hale geldiği yerde oluşurlar.[3]

Riskler

Yarıklar, genellikle ince ve karanlık bir kar tabakası (kar köprüsü) tarafından gizlenir, bu da dağcılar için tehlikeli olabilir.

Karla kaplı yarıklar tehlikelidir. Tehlike, gündüz sıcaklığına ve karın kuvvetine bağlıdır. Öğleden sonra olan çökme riski sabah olan çökme riskinden daha fazladır. Yeni kar yağışı sonrasında, boşluklar üzerindeki kar örtüsü bazen bir kubbe şeklinde batar. Buzul hareket ettiğinde kolon çöküyor. Kolonun çökmesi, kolonun şekline ve derinliğine bağlı olarak ölümcül olabilir. Boşluklar bir V şekli altında aşağı doğru ilerlediğinde enerjisinin düşmesi nedeniyle sıkıştırılmıştır. Bu durumda hareket eksikliği ve buzla doğrudan temas nedeniyle donma riski vardır.[4]

Kaynakça

  1. ^ a b van der, Veen (1990). Crevasses on Glaciers. s. 213–245. doi:10.1080/10889379909377677. 21 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Aralık 2016. 
  2. ^ ^ Cahit HELVACI, GENEL JEOLOJİ TEMEL İLKELERİ /ESSENTIALS OF GEOLOGY (Mart 2013). Nobel Akademik Yayıncılık ISBN 978-605-133-433-2. 11. Basımdan çeviri. s.266.
  3. ^ a b Holdsworth (Ekim 1956). "Primary Transverse Crevasses". Journal of Glaciology. s. 107–129. 
  4. ^ Larcher, Michael (1999). "Risiko Spaltensturz – Risikomanagement auf Hochtouren". bergundsteigen, 3. s. 18-21. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kıta sahanlığı</span>

Kıta sahanlığı, jeolojik olarak ülkeyi oluşturan kara parçasının deniz altındaki uzantısıdır ve kıtanın bitip okyanusun başladığı kıtasal çizgiye kadardır. Kıta sahanlığı, kara platformu olarak da bilinir, bir kıtayı ya da kara parçasını çevreleyen görece sığ ve eğimli deniz tabanına verilen addır.

<span class="mw-page-title-main">Dağ</span> çevresindeki karasal alanlardan daha yüksek olan kara kütlelerine verilen ad

Dağ, çevresindeki karasal alanlardan daha yüksek olan kara kütlelerine verilen addır. "Dağlık" sıfatı, dağlarla ilişkili ve kaplı alanları tanımlamak için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Buzul</span> büyük kar ve buz kütlesi

Buzul, dağ zirvelerinde yaz kış erimeyen ve yer çekiminin etkisiyle yer değiştiren büyük kar ve buz kütlesidir. Eğimli arazilerde yıllar boyunca biriken kar kütlesinin önce buzkar, sonra da buza dönüşmesiyle oluşur. Buzullar okyanuslardan sonra dünya üzerindeki ikinci büyük su deposu ve en büyük tatlı su deposudur, tatlı suyun % 98,5'ini oluştururlar. Hemen hemen her kıtada buzullara rastlanır. Dünya'nın belirli bölgeleri, bütün yıl erimeyen ve "buzul" adını alan buzlarla kaplıdır. Bunlar kutup bölgeleriyle yüksek dağların tepeleridir. Buzul oluşabilecek bölgenin deniz yüzeyinden yüksekliği, enlemin artmasıyla azalır. Ekvator yakınlarında 0° enlem çevresinde buzullara rastlamak için Runewenzorilerin 4.400 m yüksekliğine çıkmak gerekirken, Alplerde (45°) 2500 m'ye, Norveç'te (60°) 1500 m'ye çıkmak yeterlidir. Kutupta buzullara deniz yüzeyinde rastlanır.

<span class="mw-page-title-main">Deniz seviyesi</span> Terim

Deniz seviyesi, atmosfer ile deniz yüzeyinin birleştiği yükseklik. Deniz seviyesi, Dünya'nın bir veya daha fazla su kütlesinin ortalama yüzey seviyesidir. Yeryüzündeki tüm yüksekliklerin ve denizaltındaki tüm derinliklerin tanımlanmasında kullanılan referans seviyedir. Deniz seviyeleri birçok faktörden etkilenebilir ve jeolojik zamanlar içerisinde büyük farklılıklar gösterdiği bilinmektedir. Dünya üzerindeki herhangi bir bölgenin deniz seviyesi; gel-git, atmosfer basıncı ve rüzgâr gibi nedenlerle kısa süreli değişiklikler gösterir. Kısa vadedeki değişimler ise Dünya'nın iklim değişikliklerine bağlıdır. Örneğin; 20. yüzyılda mevcut deniz seviyesindeki yükselmenin küresel ısınmadan kaynaklandığı varsayılmaktadır. Deniz seviyesinin ölçülmesi; devam eden iklim değişikliğine ilişkin ön görüler sunabilir. Bu değişimler nedeniyle deniz seviyesini, deniz yüzeyinin uzun vadedeki tüm hareketlerinin ortalaması alınarak hesaplanmış olan ortalama deniz seviyesi şeklinde tanımlamak daha doğru olur. Ortalama deniz seviyesi, uluslararası şekilde MSL kısaltması ile gösterilir. Türkçe yayınlarda zaman zaman ODS kısaltması kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Mağara</span>

Mağara, yüzeyle bağlantısı olan ve gün ışığı ile bağlantısı kaybolacak derinliğe ve en az bir insanın sürünerek girebilmesine olanak verecek genişlik ve yüksekliğe sahip olan yeraltı boşluklarıdır. Speleoloji mağaraları inceleyen bilim dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Obruk</span> yerde çöküntü sonucu oluşan doğal çukur

Obruk, yer altında kireçtaşı gibi eriyebilen kayaçların zamanla boşluklar meydana getirmesi ve bu boşlukların tavanlarının çökmesiyle oluşan karstik yer şekli.

<span class="mw-page-title-main">Ross Buz Sahanlığı</span>

Ross Buz Şelfi, Antarktika'daki Ross Denizi'nin yarısını örten, birkaç yüz metre kalınlıkta sürekli bir buz tabakası. Buz şelfi, 525.000 km²'lik alanıyla Fransa'dan biraz küçük olup böylelikle Antarktika'nın en büyük buz şelfi bölgesidir. Alman kutup araştırma istasyonu Neumayer'in verilerine göre 5.000 km² alanı olan Ekström Buz Şelfi ile karşılaştırıldığında, Ekström Buz Şelfi ufacık kalır.

<span class="mw-page-title-main">Jökulsárlón</span>

Jökulsárlón İzlanda'nın bir dizi buzul gölünün en büyük ve en ünlüsüdür. Vatnajökull'un güney kenarında, Breiðamerkursander 'da Skaftafell Milli Parkı ve Höfn arasında bulunur. 150 m derinliği ile İzlanda'nın en derin üçüncü gölüdür.

<span class="mw-page-title-main">Kumul</span>

Kumullar, rüzgâr tarafından uçurularak bir yerde yığılan ve toplanan kum yükseltileridir. Kumul oluşumu için, ortamda kum'un bulunması ve çevrede kapalı bir bitki örtüsünün olması gerekir. Bazı çöl kumulları kilometrelerce uzunlukta ve birkaç yüz metre yükseklikte olabilir. Gevşek yapılı kumullar sürekli yer değiştirir. Bazı çöllerde kumulların yer değiştirme hızları yılda 100 metreye kadar çıkar. Kumullar Dünya'da yoğunluklu olarak sıcak ekvator kuşağında bulunurlar ve Venüs'te Mars'ta ve Satürn'ün uydularından Titan'da farklı karışım ve yoğunlukta bulunabilirler.

<span class="mw-page-title-main">Tortul kayaçlar</span>

Üç ana kayaç türünden biri olan tortul kayaçlar, yeryüzünde en çok görülen kayaç türüdür. Dünya'nın yüzeyinin yaklaşık yüzde 75'ini yerkabuğunun ise yaklaşık yüzde 8'ini kaplarlar. Bu kayaçlar genellikle tabakalı olarak bulunurlar ve içerisinde organizma kalıntıları (fosil) bulundururlar. Sarkıt ve dikitler bu kayaçların oluşturduğu jeolojik yapılara örneklerdir. Tortul kayaçların büyük bir kısmı dış etmenler tarafından yeryüzünün aşındırılmasıyla meydana gelen çeşitli büyüklükteki unsurların (sediman) taşınarak çukur sahalara biriktirilmesi sonucu oluşmuşlardır. Bu olaya genel anlamda tortullaşma denir. Biriken unsurlar önceleri boşluklu gevşek bir yapıya sahiptirler. Fakat zamanla sıkışıp sertleşirler. Bir birikme sahasında, sonradan biriken unsurlar öncekiler üzerinde birikerek ağırlıkları vasıtasıyla basınç yaparlar. Bu basınç sonucu unsurlar, aralarındaki boşlukların küçülmesi ve büyük ölçüde ortadan kalkmasıyla sıkışır ve sertleşirler. Tortul depoların veya kayaçların oluştukları ortamlar yerden yere farklılık gösterirler.

<span class="mw-page-title-main">Fiyort</span>

Fiyort, denizin buzul vadilerini basması sonucunda oluşan ve çoğunlukla iç kesimlere kadar sokulan; ince, uzun, genellikle çok derin ve kenarları çok dik körfez. Fiyortlar; genellikle Norveç, Grönland, Alaska gibi kuzey ülkelerinde görülen ilginç bir kıyı tipidir. Norveç'teki Sognefjord' un derinliği 1.234m, Şili'deki Messier kanalının derinliği ise 1.270m'dir. Bu fiyortlardan özellikle Norveç'tekiler dünyanın en güzel görünümlerini oluştururlar. Suya gömülü bu vadiler bu kadar derin olması, buzul kökenli olmalarıyla açıklanır. Bu vadilerde oluşan çok iri, kalın ve ağır buzulların, okyanus sularına karışmadan önce vadi tabanını deniz düzeyinin altına inecek kadar aşındırdığı sanılmaktadır. Buzullar eridikten sonra bu vadileri deniz suyu kaplamıştır. Fiyortların orta ve üst kesimleri denize açılan kesimlerinden genellikle daha sarptır. Bu durum, buzulların kaynaklarına yakın bölgelerde daha hızlı hareket etmesinden ve bu nedenle aşındırma etkisinin daha fazla olmasından ileri gelir. Fiyortları eşik bölgeleri sığdır bu nedenle de çoğunun dibinde, durgun su ve hidrojen sülfür içeren siyah çamur bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Stratovolkan</span> lav, tüf ve kül tabakasından oluşmuş, yüksek, konik biçimli bir volkan

Stratovolkan, pek çok sertleşmiş lav, tüf ve kül tabakasından oluşmuş, yüksek, konik biçimli bir volkandır. Bu volkanlar dik yamaçlarıyla ve periyodik patlamalarıyla tanınırlar. Bunlardan fışkıran lavın akışkanlığı azdır ve çok uzağa yayılmadan önce soğur ve sertleşir. Magmaları asidik ya da yüksek-orta düzeyde silika içeriklidir. Buna karşın bazik içerikli magmanın akışkanlığı yüksektir ve Hawaii'deki kalkan biçimli Mauna Loa dağı gibi yayvan dağları oluşturur. Pek çok stratovolkanın yüksekliği 2500 metreden fazladır. Türkiye'den Ağrı Dağı ve Nemrut Dağı birer stratovolkan tipindeki volkanlardır.

<span class="mw-page-title-main">Vadi</span> coğrafyada tepeler arasındaki alçak alan

Vadi ya da koyak, akarsuyun içinde aktığı, kaynaktan ağıza doğru sürekli inişi bulunan ve birkaç kilometre ile binlerce kilometre arasında olabilen coğrafi alandır. Kısaca vadi, iki dağın arasında zamanla oluşan çukurluktur. Vadiler, akarsuların yaptığı aşınmayla yanlamasına, derinlemesine gelişir. Genellikle dağ ya da tepelerle çevrelenirler.

<span class="mw-page-title-main">Buzul morfolojisi</span>

Buzul Morfolojisi sıcaklık, yağış, topografya ve diğer benzer faktörlerden etkilenir. Buzul morfoloji iki ana kategoride toplanır ve bunu buz akış altında yatan kaya topoğrafya ile sınırlıdır.

<span class="mw-page-title-main">Fay breşi</span>

Fay breşi fayların kırılma blokları birbirleri üzerinden sürtünerek kaymaları, fay zonundaki kayaçların parçalanıp ufalanmasına yol açar. Fay düzlemi boyunca yer alan ve mekanik olarak ezilmiş, ufalanmış bu malzemelere fay breşi adı verilir.

<span class="mw-page-title-main">Buzul jeomorfolojisi</span>

Buzullar kendi ağırlığı altında yavaş yavaş hareket eden sıkıştırılmış kardan oluşan büyük buz kütleleridir. Buzullar şekillerine ve altındaki topoğrafyaya göre; örtü ve küçük örtü (takke) buzulları ve şelf buzulu olarak sınıflandırılırlar.

<span class="mw-page-title-main">Buz çekirdeği</span>

Bir buz çekirdeği, tipik olarak bir buz tabakasından veya yüksek bir dağ buzulundan çıkan bir çekirdek örneğidir. Buz, yıllık kar tabakalarının artan birikiminden oluştuğundan alt tabakalar üst tabakalardan daha eskidir ve bir buz çekirdeği yıllar boyunca buz formunda kalmıştır. Çekirdekler el maktapları veya güçlendirilmiş matkaplarla delinir; 3.2 km'nin üzerindeki derinliklere ulaşabilirler ve 800 bin yaşındaki buzları içerebilirler.

<span class="mw-page-title-main">Buz örtüsü</span> Büyük buzul kütlesi

Buz örtüsü veya örtü buzulu, 50.000 km²'den büyük buzulsal buz kütlesi. Dünya üzerine yayılmış olan büyük boyutlardaki buz tabakalarıdır. Bu tabakalar genelde yüksek kutuplarda bulunur ve etrafında yüzeyin yüksekliği azalmaktadır. Örtü buzulları yüksek kutuplarda bulunan volkanik adalar, vadiler ve dağları kaplar. Örtü buzulları, yüzeylerinde bulunan buzun tabakalarının aşındırılması ve yerleştirilmesi sonucu oluşan yüksekliği ile önemli bir geçiş noktası oluştururlar. Örtü buzulları, aşırı soğuk iklim koşulları nedeniyle etrafında pek çok bitki ve hayvan türünün yaşamasına olanak vermezler.

<span class="mw-page-title-main">Enkaz Akışı</span>

Enkaz akışları, su yüklü toprak kütlelerinin ve parçalanmış kayaların dağ kenarlarından aşağıya doğru koştuğu, akarsu kanallarına aktığı, nesneleri yollarına sürüklediği ve vadi tabanlarında kalın, çamurlu tortular oluşturduğu jeolojik olaylardır. Genellikle kaya çığları ve diğer heyelan türleriyle karşılaştırılabilir yığın yoğunluklarına sahiptirler, ancak yüksek gözenek sıvısı basınçlarının neden olduğu yaygın çökelti sıvılaşması nedeniyle, neredeyse su kadar akışkan bir şekilde akabilirler.

<span class="mw-page-title-main">Sirk Buzulu</span>

Dağların tepesinde ve yüksek yamaçlarda, küçük çanakların içinde yeni oluşmaya başlayan buz türü, "çanak buzu" olarak bilinir. Çanak buzu, suyun buzlaşma sıcaklığının altındaki sıcaklıklarda, havadaki nem oranının yüksek olması nedeniyle oluşur. Çanak buzu, dağların yamaçlarında oluşur Bu noktaların sıcaklığı, düşük olur ve bu da suyun buzlaşma sıcaklığının altında kalmasına neden olur.