
Lezbiyen, başka bir kadına fiziksel ve/veya duygusal çekim hisseden kadındır. Lezbiyen, eşcinsel kadın anlamına gelmektedir. Hem kadınlara hem de erkeklere çekim hisseden kadınlar ise biseksüeldirler. Kişinin kendini tanımlaması veya kendine biçtiği cinsel kimlik, davranışlarıyla örtüşmüyor olabilir.
Gey, eşcinsel anlamında bir sıfat, terim ve isim. Genellikle eşcinsel erkekleri belirtmek üzere kullanılan terim, aynı zamanda eşcinsel kadınları tanımlamak için de kullanılmaktadır. Türkçeye İngilizcedeki "gay" kelimesinden; İngilizceye ise Eski Fransızcadaki "gai" kökeninden geçmiştir. Aslen "neşeli, umursamaz" ve "canlı renkli, gösterişli" anlamlarına gelen gey terimi ilk olarak 1960'lı yıllardan itibaren erkek eşcinseller tarafından kendilerini tanımlamak amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. İngilizcedeki "gay" kelimesinin diğer anlamlarında kullanımı da zamanla yok olmaya yüz tutmuştur. Kadın eşcinsel anlamına gelen lezbiyen kelimesi ise 1800'lü yıllardan beri kullanılmaktadır.
Ayrılıkçı feminizm kadın ve erkek arasındaki cinsel farklılıkların giderilemeyeceği inancına bağlı olarak heteroseksüel ilişkileri desteklemeyen bir feminizm türüdür. Ayrılıkçı feministler, genellikle, erkeklerin feminist harekete katkı yapamayacağına ve iyi niyetli erkeklerin dahi ataerkilliğin dinamiklerini birebir kopya ettiklerine inanırlar. Ayrılıkçı feministler, enerjilerini kullanmayı ve diğer kadınlarla olan bağlarını kuvvetlendirmeyi ataerkil çerçevenin dışından dolaşarak gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu durum, çok tipik olarak politik ve sosyal hedefleri elde etmek için yalnızca kadınlarla çalışmayı, sadece kadınları içeren yaşam alanları ve aileler oluşturmayı, çalışma yaşamında ise erkekler için/erkeklerle birlikte çalışmamayı ve erkek çalışan tutulmamasını içerir.

LGBT veya GLBT ya da LGBTQ+, 1990'larda LGB kısaltmasından sonra ortaya çıktı ve 1980'lerin ortaları ile sonlarından bu yana gey sözcüğü yerine kullanılarak LGBT topluluğunu temsil etmeye başladı. Birçok etkinci, gey topluluğu kullanımının eksik bir tanımlama olduğunu düşünerek LGBT topluluğu kullanımına geçti.

Stonewall ayaklanmaları, ABD'nin New York şehrinin Greenwich Village semtinde yer alan Stonewall Inn adındaki bir bara 28 Haziran 1969'da yapılan bir polis baskınından sonra başlayan bir dizi gösteri ve direniş eylemleridir. Bu gösteriler ABD tarihinde eşcinsellere ve cinsel azınlıklara baskı uygulayan bir sisteme karşı ilk açık direniş olarak tanımlanmaktadır. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere tüm dünyadaki eşcinsel hakları hareketini tetikleyen olay olarak da kabul edilir.
Lillian Faderman, İngilizce ve edebiyat dallarında uzman Amerikalı akademisyen. Başta olmak üzere lezbiyen ilişkiler ve romantik arkadaşlıklar ile ilgili kitapları ile tanınır.

Compton's Cafeteria ayaklanması, Ağustos 1966'da San Francisco'nun Tenderloin mahallesinde yer aldı. Bu olay ABD tarihinin ilk kaydedilen transgender isyanlarından idi ve 1969 yılında New York şehrindeki Stonewall Inn'de yer alan Stonewall ayaklanmalarından önce yer aldı.
"Femme" kelimesi aşağıdaki anlamlara gelebilir:
- Fransızcada "kadın" veya "karı".
- Bir butch ve femme ilişki dinamiğindeki geleneksel kadınsı rol.
Joan Nestle, Lambda Ödülü kazanmış yazar, editör ve Lesbian Herstory Archives'in kurucularından.
Sheila Jeffreys, Birleşik Krallık'ta cinsellik tarihi ve politikası incelemeleriyle tanınan lezbiyen feminist, akademisyen ve etkincidir.

Gey bar veya Gay bar, lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender müşterilere yönelik bir eğlenme, içme tesisidir. LGBT bireylerin bir araya gelme, eğlenme noktalarından biri olarak kabul edilir. Bilinmesi açısından "erkek barı, kız barı, gey kulübü, gey barı, eşcinsel barı, lezbiyen barı" gibi isimlerle de tanımlanabilmektedir. eşcinsel turizminin önemli bir parçasını oluşturur.
LGBT topluluğu veya LGBT toplumu, lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender (LGBT) bireylerin ortak çıkarları, sorunları ve hedefleri doğrultusunda birleşmesi, bir bütün haline gelmesi. LGBT olup farklı sorunları olan gruplar, topluluklar, altkültürel hareketler, gey mahalleleri ve LGBT örgütlerinden oluşmaktadır. Bu amaçla oluşturulan LGBT topluluğu eşcinsel bireylerin insan hakları hareketinin temelini attı.

Amerika Birleşik Devletleri'nde LGBT tarihi, 20. yüzyıla kadar cezai takibat, toplumsal kınama ve ayrımcılığın karşısında kendi cinsel yönelimlerini çoğunlukla ancak gizlice ifade edebilen kişilerin tarihidir. İngilizcede "in the closet" ifadesine sebep olan bu gizlilik nedeniyle tarih araştırmacıları çoğunlukla yetersiz kaynaklarla çalışmaya zorundalar. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar eşcinsel kadınların hayatları yeterince belgelenmemiştir. Eşcinsel topluluğu, eşcinsellerin kendilerini ifade edebildikleri altkültürel ortamlardan oluştu ve bunun daha 20. yüzyılın ilk yıllarında var olduğu tespit edilmiştir.
Feminist etik, geleneksel etik teorilerinin, çoğunlukla erkek egemenliğinde olduğu için, kadının ahlaki deneyimine az değer verildiği inancına dayanan bir etik yaklaşımdır ve bu nedenle etiği dönüştürmek için bütüncül bir feminist yaklaşımla yeniden şekillendirmeyi seçer.
Boi, bir kişinin cinsiyet kimliği için söylenen LGBT ve butch ve femme topluluklarındaki argo kelimedir. Bazı lezbiyen topluluklarında, artan çeşitli cinsiyet ifadelerinin kabul görmesi yanı sıra, insanların kendilerini bir boi olarak tanımlamalarına izin veriyor. Boi terimi, birbirini dışlamayan birkaç cinsel yönelimi belirtmek için kullanılabilir:
- Erkeksi bir lezbiyen.
- BDSM topluluğunda itaatkâr bir butch.
- Genç bir trans erkek veya cinsiyet değişiminin ilk aşamalarında olan bir trans erkek.
- Kadınsı özelliklere sahip olabilecek daha genç biseksüel veya gey kişi. Bu terim, heteroseksüel veya heteronormatif kimliklerden ayırt etmek isteyen herkes tarafından da kullanılabilir.
Cinsiyet bükücü, cinsiyetlerden beklenen rolleri büken kişidir. Cinsiyet bükme kimi zaman toplumsal aktivizm olarak görülür. Homofobi, transfobi, kadın düşmanlığı ve erkek düşmanlığına karşı çıkış olarak okunabilir. Kimi cinsiyet bükücüler doğumda kendilerine atanan cinsiyeti kabul ederler ancak onun gerektiği rollere bürünmeyi reddederler. Bu isyan androginos giysiler, tavırlar ve alışılagelmedik cinsiyet rolleri içerebilir. Kimi cinsiyet bükücüler kendilerini trans veya non-binary olarak tanımlayabilir. Akademik teorisyenlere göre bu kişiler "geleceğin bedenini inşa" faaliyeti de güdüyorlar.

Lhamana, geleneksel Zuni kültüründe genellikle kadınların kendi kültürlerinde sergiledikleri sosyal ve törensel rolleri üstlenen erkeklerdir. Kadın ve erkek kıyafetlerinin bir karışımı giyiyorlar ve işlerinin çoğu genellikle Zuni kadınlarının dolu olduğu alanlarda oluyor. Bazı çağdaş lhamana bireyleri, kızılderilicilik iki ruhlu topluluğa katılır.

Burkina Faso'da lezbiyen, gey, biseksüel ve trans (LGBT) bireyler, LGBT olmayan bireylerin uğramadığı yasal zorluklarla karşılaşabilir. Burkina Faso'da hem erkekler hem de kadınlar arası hemcins cinsel ilişkileri yasaldır.
Ann Weldy ya da takma adıyla Ann Bannon, 1957'den 1962'ye kadar The Beebo Brinker Chronicles olarak bilinen altı lezbiyen romanı yazan Amerikalı bir yazardır. Kitapların kalıcı popülaritesi ve lezbiyen kimliği üzerindeki etkisi ona "Lezbiyen Ucuz Romanların Kraliçesi" unvanını kazandırdı.
Kız gibi kız, kendisini geleneksel olarak kadınsı bir şekilde sunan bir kız veya kadın için kullanılan terimdir. Bunlar arasında pembe giymek, makyaj yapmak, parfüm kullanmak, etek ve elbiseler giymek ve ilişkiler üzerine sohbet etmek gibi genellikle kadınsılıkla bağdaştırılan etkinliklerde bulunmak yer alabilir.