
Girit, Yunanistan'ın en büyük, Akdeniz'in beşinci büyük adasıdır. Ege Denizi'nin güneyinde yer alır.

Hanya, Girit'in ikinci büyük şehri ve aynı adı taşıyan ve Girit'in dört idarî bölümünden biri olan Hanya ilinin (nomos) merkezidir.

Astrolojide burçlar, ekliptiğin iki yanında, aşağı yukarı 10 derece genişliğinde, içinde Güneş'in ve gezegenlerin döndüğü zodyak kuşağı ile belirlenir. Ekliptik, dünyadan bakan birinin gözüktüğü şekliyle Yeryüzünün Güneş çevresinde bir yılda çizdiği görünür yörüngesinden başka bir şey değildir; diğer bir deyişle yer-merkezli sistemin bir verisidir

Miken uygarlığı, MÖ yaklaşık 1600-1100 yılları arasında Antik Yunanistan'da Tunç Çağı'nın son evresinde hüküm sürmüş olan uygarlıktır. Saray devletleri, şehir örgütlenmesi, yazı sistemi ve sanat eserleriyle Yunanistan'daki ilk gelişmiş uygarlıktır. Dönem özelliklerinin en belirgin gözlemlendiği Miken sitesi uygarlığa adını vermiştir. Bazı araştırmacılar, Miken Yunanistan'ını Hitit metinlerinde adı geçen Ahhiyava Ülkesi ve Homeros'un bahsettiği Akaları ile bir kabul etmekte olsalar da bu görüş tartışmalıdır.

Knossos Minos Uygarlığı'na başkentlik yapmış antik şehirdir. Girit'in kuzeyinde, Kandiye şehri yakınlarındadır. Knossos Sarayı, antik kentin en önemli yapısıdır. Antik kazı alanından çıkan objelerin birçoğu Kandiye Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Çıkan objelerden en ünlüsü tüm Girit ile özdeşleştirilen yılanlı ana tanrıça figürüdür. Knossos Sarayı'nı ortaya çıkaran arkeolog Arthur Evans, sarayın sanatı ve mimarisi hakkında değerli bilgilerin günyüzüne çıkarılmasında büyük rol oynamıştır. Burada sarayın temellerinde neolitik çağa kadar giden yerleşim tabakaları bulunmaktadır. Ancak Knossos'taki sarayın ilk olarak milattan önce 1900 yılı civarında inşa edilmeye başlandığı bilinmektedir. Knossos Sarayı çok sayıda avlu ve odalardan oluştuğu için labirenti andırmaktaydı. Bu nedenle Theseus ve Minotor canavarı efsanesine konu olmuştur.

Minos medeniyeti, Tunç Çağı'nda Yunanistan'a bağlı olan, Ege Denizi içindeki Girit Adası'nda, MÖ yaklaşık 3.500'lerde doğmuş bir uygarlıktır. Girit uygarlığı, MÖ 2700 ile MÖ 1450 yılları arasında en parlak dönemlerini yaşadı ve yavaş yavaş eski gücünü yitirmesinin ardından Girit üzerinde Miken kültürü baskınlaşmaya başladı.

Çatalhöyük, bugün Konya'nın Çumra ilçesine bağlı Küçükköy yakınlarında, milattan önce 7000 yıllarından itibaren Cilalı Taş Devri ve Bakır Çağı'nda yerleşim yeri olarak kullanılmış arkeolojik kalıntılardır.

Sir Arthur John Evans, İngiliz arkeolog. Girit adasında Minos uygarlığına ait Knossos sarayını bularak üne kavuştu.
Yunan mitolojisinde Europa Argos Yunan kökenli bir Fenike prensesi ve Girit Kralı Minos'un annesiydi. Avrupa kıtasına onun adı verilmiştir. Zeus tarafından boğa şeklinde kaçırılmasının hikâyesi bir Girit hikâyesiydi; Klasikçi Károly Kerényi'nin belirttiği gibi, "Zeus ile ilgili aşk hikayelerinin çoğu, onun tanrıçalarla evliliklerini anlatan daha eski hikayelerden kaynaklanmaktadır. Bu özellikle Europa'nın hikayesi için söylenebilir."

Luviler, Anadolu'da yaklaşık olarak M.Ö. 2300'e doğru ortaya çıkmış bir halktır. Benzersiz bir yerli hiyeroglif yazısı ve Mezopotamya'dan ithal edilmiş çivi yazısı ile yazılmış olan Anadolu dillerine mensup Luvice dilini konuştukları da bilinmektedir.
Saray ekonomisi, bir ekonomik düzenleme sistemi olarak toplumda yaratılan ekonomik değerlerin büyük bir bölümün merkezi otoritenin kontrolüne akmasıdır. Diğer ifadeyle halkın zorunlu olarak tükettiği dışında tüm malların üretimi ve dağıtımı güçlü, merkezi bir otoritenin kontrolündedir. Gerek “Doğu”da, gerek Minos Uygarlığı ve Miken Uygarlığı’nda saray, tüm krallıkta ekonomik faaliyetlerin, devlet protokolünün ve dini ritüellerin odağını oluşturmaktadır.

Gök Boğası, Göklerin Boğası, Gökyüzü Boğası, Cennet Boğası veya Cennetin Boğası, antik Mezopotamya mitolojisinde kahraman Gılgamış'ın savaştığı efsanevi bir canavardır. İlki erken Sümerce bir şiirde geçen, diğeri ise standart Akadcayla yazılmış bir Sümer şiiri olan Gılgamış Destanı'nda yer alan olmak üzere Gök Boğası'na ait hikâyenin iki farklı versiyonu vardır. Sümer şiirinde boğa, belirsiz sebeplerden dolayı tanrıça İnanna tarafından, Gılgamış'a saldırması için gönderilir. Gılgamış Destanı'nın VI. tabletindeki Akadca söylentilerde tanrıça İştar, Gılgamış'a cinsellik içeren bir teklifte bulunur; fakat Gılgamış teklifi reddeder. Bunun üzerine sinirlenen İştar, babası Anu'ya giderek Gök Boğası'nı ondan ister. Böylece İştar, Gılgamış ile Gılgamış'ın arkadaşı Enkidu'ya saldırması için boğayı Uruk'a gönderir fakat ikili, boğayı öldürür. Boğayı yendikten sonra Enkidu, boğanın sağ uyluğunu İştar'a fırlatarak onunla alay eder. Boğanın katledilmesi, tanrıların Enkidu'yu ölüme mahkûm etmesine neden olur. Bu olay, Gılgamış'ta ölüm korkusunun ortaya çıkmasına sebebiyet verir ve destanın geri kalan kısmını yönlendirir.

Antik Yunan mitolojisinde, Pasiphaë bir Girit kraliçesiydi.

Stefanos Antoniou Xanthoudidis Yunan arkeolog. Arkeolojik yayınları dışında Erotokritos'un edisyon kritiği ile birlikte yayınlamıştır.

Federico Halbherr Girit'te yürüttüğü arkeolojik kazılar ile tanınan İtalyan klasik arkeolog ve epigrafist.

Hüseyindede vazoları, Türkiye'nin Çorum ilinde Yörüklü yakınlarındaki Hüseyindede Tepe'de yapılan kazılarda bulunan, kabartmalarla süslenmiş Erken Hitit vazolarıdır. Toplamda dört adet vazo parçası bulunmaktadır. Bunlardan ikisi neredeyse tamamlandı ve restore edilebildi. Yaklaşık MÖ 1650'ye tarihlenen vazolar Çorum Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Aziz Nikola Kilisesi ya da Osmanlı dönemindeki adıyla Hünkâr Camii(Χιουγκιάρ Τζαμισί), Girit'in liman kenti Hanya'da 1320 yılında Venedikliler tarafından inşa edilmiş bir kilise. Yunanistan'da hem bir çan kulesi hem de bir minaresi olan tek ibadethanedir.

Phaistos Diski, Girit adasındaki Minos sarayı Phaistos'tan, muhtemelen orta veya geç Minos Bronz Çağı dönemine tarihlenen, pişirilmiş kil bir disktir. Disk yaklaşık 15 cm (5,9 in) çapındadır ve her iki tarafı da damgalı sembollerden oluşan bir spiral ile kaplıdır. Amacı ve orijinal üretim yeri hâlâ tartışmalıdır. Şu anda Heraklion'daki arkeoloji müzesi'nde sergilenmektedir.

Ege sanatı, Bronz Çağı boyunca, yani MÖ 11. yüzyıla kadar, Antik Yunan sanatından önce Ege Denizi'ni çevreleyen topraklarda ve içindeki adalarda yaratılan sanattır. Çoğunlukla modern Yunanistan topraklarında bulunduğu için bazen Yunan Bronz Çağı sanatı olarak da adlandırılır; ancak sadece Miken Yunanlıları sanatını değil, aynı zamanda Yunan olmayan Kiklad ve Minos kültürlerinin sanatını da içerir.

Gortina, Homerosik şiirlerde Γορτύν biçiminde görünen antik Girit'in bir kasabasıydı; ancak daha sonra genellikle Gortyna (Γόρτυνα) olmuştur. Bizanslı Stephanus'a göre başlangıçta Larissa (Λάρισσα) ve Cremnia veya Kremnia (Κρήμνια) olarak adlandırılmıştır.