İçeriğe atla

Bozoklu Şeyh Celâl

Bozoklu Şeyh Celâl veya müridleri arasındaki adıyla Kızılbaş Şah Velî[1] (d. (?), Yozgat — ö. 1519, Erzincan), Celâlî isyanlarına (1519 — 1610) adını veren âsî ve timarlı sipâhîdir.[2]

Yaşamı

Osmanlı Devleti'nde bugünkü Yozgat ilini içine alan Bozok sancağında timar sâhibi olan Celâl, Osmanlı-Safevî savaşları (1514-1823) devrinde işlerinin bozulması üzerine Bozok'tan ayrılıp Tokat yöresine gelerek Turhal yakınlarındaki bir mağarada yaşamaya başladı. Bölgede Alevî Kızılbaş Türkmenlerinin çoğunlukta olduğunu bilen Bozoklu Celâl; burada Alevîlerin inançlarını istedikleri gibi yaşayamadığını, devletin Sünnî mezhebine göre idâre edildiğini, kendisinin Mehdî olduğunu ve bu haksızlıkları gidereceğini duyurduktan sonra taraftar toplamaya başladı. Genellikle işsiz güçsüz insanları etrâfına toplayan Bozoklu Celâl, etrâfındakilere şerîatın tüm yasaklarının helâl olduğuna dâir fetvâlar vererek süratle ün kazandı. Bozoklu Şeyh Celâl, Alevî Türkmenlere karşı yürüttüğü propagandalar sâyesinde 20 bini aşkın mürid edindi ve isyân hazırlıklarına başladı.

Ayaklanması

Târihler 7 Mart 1519 yılını gösterdiğinde, devlete karşı isyân bayrağını çeken Bozoklu Şeyh Celâl ile emrindeki 20 bini aşkın yaya ve atlıdan oluşan kuvvet; Osmanlı Devleti'ni hızla harekete geçirdi. Rum Beylerbeyi Sadi Paşa ve emrindeki Osmanlı kuvvetleri, Şeyh Celâl'e karşı sefere çıktı. İsyân mevkiinde karşılaşan taraflar arasında yaşanan çatışmalar sonucunda bozguna uğrayan Sadi Paşa, Amasya'ya çekilmek mecbûriyetinde kaldı. Bu bozgunun ardından bu defa Karaman Beylerbeyi Deli Hüsrev Paşa isyânı bastırmak için Şeyh Celâl'e karşı sefere çıktı.[3] Ancak aynı mevkide Celâl ve ordusunun Hüsrev Paşa emrindeki Osmanlı ordusunu da mağlûp etmesiyle isyân, Osmanlı topraklarında hızla yayılmaya başladı. O sırada Edirne'de bulunan I. Selim, Rumeli Beylerbeyi Ferhad Paşa'yı isyânı bastırması için tavzif etti. Ferhad Paşa, kapıkulu ve yeniçerilerden oluşturduğu büyük bir kuvvetle hemen sefere çıktı. Bunun yanında Dulkadıroğulları Beyi Şahsüvaroğlu Ali Bey’e de Ferhad Paşa'ya yardım etmesi için ulak yollandı. Bu gelişmelerin haberini alan Şeyh Celâl, bu kadar güçle baş edemeyeceğini düşünerek Şah İsmâil’e sığınmaya karar verdi. Taraftarlarını toplayarak Sivas'a ulaşan Şeyh Celâl, Şahsüvaroğlu Ali Bey'in kendisine yaklaştığının haberini alınca Şebinkarahisar’a doğru yöneldi. Âsîlerin kaçacağını anlayan Ali Bey, henüz Ankara'ya yaklaşmakta olan Ferhat Paşa'yı beklemeden Erzincan yöresindeki Akşehir'de Şeyh Celâl ve emrindekilere saldırdı. Taraflar arasında meydana gelen sert çatışmalar netîcesinde Ali Bey galip gelerek Bozoklu Şeyh Celâl başta olmak üzere bütün âsîler kılıçtan geçirildi[4] ve ilk Celâlî isyânı böylece bastırılmış oldu.

Kaynakça

  1. ^ Lutfî, s. 284
  2. ^ “1519 yılında Bozoklu Celâl adında bir timarlı sipahi kendisini mehdî ilân ederek Şah Velî unvanıyla dünya saltanatı kurmak iddiasıyla Osmanlı idaresine isyan etmiştir.” https://islamansiklopedisi.org.tr/anadolu 2 Haziran 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  3. ^ "HÜSREV PAŞA, Deli". TDV İslâm Ansiklopedisi. 7 Aralık 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Nisan 2024. 
  4. ^ Uzunçarşılı, II, 297

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Safevîler</span> 1501–1736 arasında İranda varlığını sürdürmüş devlet

Safevî İmparatorluğu, Safevîler veya Safevî Devleti, 1501 ve 1736 yılları arasında varlığını sürdürmüş, sıkça modern İran tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen, İran tarihindeki en önemli hanedanlıklardan biri olan Türk kökenli Safevi Hanedanı tarafından yönetilmiş devlet. Bugünkü İran, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, Afganistan, Türkmenistan ve Türkiye'nin doğu kesiminde varlığını sürdürmüş, Şiî Onikiciliği resmî mezhep olarak kabul etmiş ve İran'ın varisi olduğu Safevî Hanedanı'nın devletidir.

<span class="mw-page-title-main">Çaldıran Muharebesi</span> I. Selim ve I. İsmail arasındaki askeri muharebe

Çaldıran Muharebesi, Osmanlı padişahı I. Selim ile Safevi hükümdarı Şah İsmail arasında 23 Ağustos 1514'te, günümüzde İran sınırları içinde yer alan Maku şehri yakınlarındaki Çaldıran Ovası'nda yapılan meydan muharebesidir. Muharebe, Osmanlı imparatorluğu'nun kesin zaferiyle sonuçlanmıştır.

Celâlî isyanları, 16. ve 17. yüzyıllarda, Osmanlı yönetimindeki Anadolu'da Yavuz Sultan Selim döneminde başlayan ve Sultan I.Ahmet dönemine kadar devam eden zaman zarfında devlete karşı ekonomik, sosyal, askerî ve siyasi nedenlerle çıkarılan ayaklanmalara verilen addır.

Kalenderîlik ya da Kalender'îyye 10. yüzyılda İran'da, Horasan Melametiliği'nden kaynaklanan bir sufilik akımı olarak ortaya çıkan 12. yüzyılın sonunda Cemaleddin-i Savi adlı Safevi Devletinden bir sufinin gayretiyle teşkilatlanarak Orta Doğu'da ve Orta Asya'da geniş taraftarlar toplayan bir tasavvuf akımıdır. Kalenderîler, mala, mülke ve şöhrete önem vermeyen, toplumdan önemli ölçüde kendilerini tecrid etmiş, kanaat anlayışına sahip bir topluluktu. Kalenderilik, yaşadığı toplumun nizamına karşı çıkararak dünyayı kaale almaya değer görmeyen ve bu düşünce tarzının günlük hayat ve davranışlarıyla da açığa vuran tasavvuf akımıdır. Kalenderîlik söz konusu mistik temelini ve sosyal niteliğini tarihî akış içinde İslâm dünyasının çeşitli yerlerinde ve değişik zamanlarda yeni unsurlarla zenginleştirerek geliştirmiş ve hep muhalif bir çevre olarak süregelmiştir.

Babâ'îyye ya da Babâîlik, Horasan doğumlu olan Ebû'l-Bekâ Baba İlyâs bin Ali el-Horasânî ve müridi Baba İshâk Kefersudî'nin ayaklanması ile tanınan Vefâî Tarikatı çevrelerine verilen addır. Gerçek Ehl-i Beyt sevgisini ön planda tutan ve Irak'ta yaşayan Seyyid Ebu'l Vefâ'ya nisbetle anılan bu tarikât Anadolu'ya Dede Karkğın ve hâlifeleri ile yayılmış ve "Babâîlik" olarak tanınmıştır. Şiîlik ile doğrudan ilgisi yoktur. Ancak o dönemdeki benzer tasavvufî çevreler Sünnî ve Şiî yorumları içinde birleştirip meczettiği için daha sonraki yorumların farklılaşmasına zemin hazırlamış ve çoğunlukla hadiselerin çok farklı bir mahiyet arzettiği sanılmıştır. Hareketin temelinde o zamanlarda Anadolu'da fa'al olan Baba İshak gibi Şîʿa-i Bâtın’îyye dâ’îlerinin getirdiği fikirler yatmaktadır.

Şahkulu İsyanı, 1511 yılı Nisan ayında, Şah İsmail'i kurtarıcı olarak kabul eden Şahkulu önderliğindeki Kızılbaşlar tarafından II. Bayezid yönetimindeki Osmanlı İmparatorluğu'na karşı gerçekleştirilmiş bir isyandır. Bu isyan, Antalya, Manisa, İzmir, Karaman, Mersin, Konya, Kırşehir, Tokat, Amasya, Yozgat ve Çorum'a yerleşen Aleviler tarafından başlatıldı. Şahkulu Baba isyanı, Anadolu'da Osmanlı'ya karşı yapılan ilk büyük dini isyanlardan biridir. Şahgulu Baba isyanının ortaya çıkışı her ne kadar öncelikle Safevi mezhebinin Osmanlı topraklarına yerleşen Şiiler üzerindeki etkisi ile ilişkilendirilse de, aynı zamanda derin toplumsal kökenlere de sahiptir.

Kızılbaş, eski dinî inanış ve kültürleri ile İslamiyeti kendilerine has bir şekilde birleştirip Şiilik'ten etkilenen Safevi Tarikatı müridleri için kullanılan terim.

<span class="mw-page-title-main">Hacı Bektaş-ı Veli</span> Anadolu ermişi

Hacı Bektâş Velî ; mistik, seyyid, mutasavvıf, âlim ve İslam filozofu. Alevi-Bektâşiliğin fikir ve isim öncülerindendir. Kendisinin yolunu takip edenlere Bektâşi adı verilir.

Şücâ'ed-Dîn Ebû'l-Bekâ Baba İlyâs bin Ali el-Horasânî, 13. yüzyılda Bâbâ'îyye Tarikâtı'nın Anadolu'daki önderlerindendir.

<span class="mw-page-title-main">I. Tahmasb</span> 2. Safevî şahı

I. Tahmasb, Safevî Devleti'nin ikinci hükümdarıdır.

<span class="mw-page-title-main">Şehsüvaroğlu Ali Bey</span> Türk hanı

Şehsüvaroğlu Ali Bey veya Dulkadiroğlu Ali Bey (?-1522), Dulkadiroğulları Beyi Şehsüvar Bey'in oğludur.

Kuyucu Murad Paşa, I. Ahmed döneminde 11 Aralık 1606 - 5 Ağustos 1611 arasında sadrazam olmuş bir Osmanlı devlet adamıdır. 1585 Tebriz Seferi esnasında Safevilere esir düşmüştür. 1607-1608 yılları arasında 100 yıllık celali isyanlarını sona erdirmiştir. Bu süre içinde öldürdüğü toplam celali isyancı sayısının 60.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Canberdi Gazâlî İsyanı</span>

Canberdi Gazâlî İsyanı, Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı Şam Eyaleti'nin Beylerbeyi Canberdi Gazâlî tarafından 1521 yılında çıkarılan isyandır.

Kalender Çelebi İsyanı ya da Kalender Şah İsyanı, 1527'de Kalender Çelebi liderliğinde başlayan ayaklanmadır. Kalender Çelebi İsyanı 1527 yılında Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Anadolu'da çıkan dini içerikli büyük bir isyandır.

<span class="mw-page-title-main">Bosna Sancağı</span>

Bosna Sancağı, Osmanlı İmparatorluğu'nun bir sancağı. 1463 yılında Rumeli Eyaleti'ne bağlı olarak kurulan sancak, 1580 yılında Bosna Eyaleti'ne bağlandı ve bu eyaletin merkez sancağı oldu. 1864 yılında eyaletlerin kaldırılmasının ardından oluşturulan Bosna Vilayeti'nin bir sancağı oldu. 1908 yılında ise vilayetin Osmanlı yönetiminden çıkıp, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yönetimine girmesiyle birlikte sancak da ortadan kalktı.

Safevî-Kızılbaş tarihi; Safevîler adlarını bir Sünnî olan Sultân’ûl-Halvetî Zahid Gilani’nin kızı “Bibi Fâtıma” ile evlenen ve böylece Gilani’nin vefâtından sonra da kendi adıyla anılan Safevî Tarikâtı kuran Safiyüddin Erdebilî’den almaktadır. Şeyh Cüneyd devrinde Şiîliğin “İmâmiye-i İsnâ‘aşer’îyye/Onikicilik” mezhebini resmen benimseyen Safevî’îyye Tarikâtı, Cüneyd’in torunu İsmâ‘il zamanında kurulan Safevî Devleti’nin de altyapısını oluşturdu.

Katırcıoğlu Mehmet Paşa, I. İbrahim ve IV. Mehmed dönemlerindeki Celali isyanları'na önderlik etmiş kişilerdendir.

Nur Ali Halife İsyanı, Rumlu Nur Ali Halife'nin Şah İsmail'in emriyle Safevi Devleti'ne, Kızılbaşlardan asker toplamak için çıkardığı isyandır.

Bağdat Kuşatması, 1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda bir evre. Hüsrev Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu 1623'te İranlıların eline geçen Bağdat'ı 1625-26'daki başarısız kuşatmadan sonra ikinci kez kuşattıysa da, 39 günlük kuşatmanın sonucunda geri alamadı.

Sahte İsmail Mirza İsyanı veya Sahte Şah İsmail İsyanı, kendini Şah ilan eden II. İsmail'in Maraş ve Bozoh bölgelerindeki Osmanlı yönetimine karşı 1578'de yaptığı isyandı. Safevi hükümdarı II. Şah İsmail'nin ölümünün ardından, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçası olan Maraş ve İç Anadolu bölgeleri ile Safevi İmparatorluğu sınırları içindeki bölgelerde sahte Şah İsmaililer ortaya çıktı.