
Uygur Kağanlığı, 8.ve 9. yüzyılların ortaları arasında yaklaşık bir yüzyıl boyunca var olan bir Türk imparatorluğuydu. Çinliler tarafından Jiu Xing, dokuz Oğuz veya Dokuz Tuğluk olarak adlandırılan bir kabile konfederasyonuydu.

İshak Paşa Sarayı; Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan bir saraydır. Yapımına 1685 yılında başlanan ve 1784'te tamamlanan saray; içinde barındırdığı cami, türbe, kütüphane, mahzenler, koğuşlar, harem ve selamlık bölümleri ile büyük bir yapı kompleksidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilmesine karşın genel olarak Selçuklu mimarisinden izler taşıyan İshak Paşa Sarayı'nda; Batı kökenli barok, gotik, rokoko ve ampir gibi sanat akımlarının etkileri de gözlemlenir. 2000 yılından beri UNESCO'nun Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunmaktadır.
Türk kültürü kökeni Orta Asya'nın kültürel birikimine dayanan bir kültürdür. Selçuklu döneminden itibaren Doğu Akdeniz ve İslam kültürleri ile etkileşim halinde olup Modern Türkiye'ye kadar gelişti.

Orta Asya, dar anlamıyla geçmişte Sovyetler Birliği'nin parçası olan beş ülkeyi tanımlar. Geniş anlamda ise Afganistan, Pakistan'ın kuzeyi, Çin'in batısı, Moğolistan ve Rusya'nın bir kısmı ile kuzeydoğu İran'ı içeren bölge ve bölgeyi tanımlamak için kullanılan coğrafi terim. Asya'nın dünya okyanuslarından uzak iç kesimini belirtmek için kullanılır, bölgenin bu denizlere kapalı oluşu başlıca ana özelliğidir. Orta Asya, aynı zamanda Türk halklarının anayurdudur.

Mezopotamya sözcüğü Grekçe Potamos (nehirler) ve Mezos (arası)sözcüklerinin birleşiminden doğmuştur ve bu yeni sözcük genel anlamda Fırat ve Dicle nehirlerinin Anadolu'yu terk ettiği bölgeden başlayıp iki nehrin birleşerek Basra körfezine döküldüğü noktaya dek uzanan nehirler arasındaki geniş alanı kapsar.

Yıldız Sarayı, ilk kez Sultan III. Selim'in (1789-1807) annesi Mihrişah Sultan için yaptırılmış, özellikle Osmanlı padişahı II. Abdülhamit (1876-1909) döneminde Osmanlı Devleti'nin ana sarayı olarak kullanılmış olan saray. Günümüzde Beşiktaş ilçesinde yer alır. Dolmabahçe Sarayı gibi tek bir yapı halinde değil, Marmara Denizi sahilinden başlayarak kuzeybatıya doğru yükselip sırt çizgisine kadar tüm yamacı kaplayan bir bahçe ve koruluk içine yerleşmiş saraylar, köşkler, yönetim, koruma, servis yapıları ve parklar bütünüdür.

Tapınak, ibadethane ya da mabet; yüce bir varlığa tapınılan ve bazı diğer dinî ritüellerin gerçekleştirildiği kutsal yapı. Türkçe tapınak sözcüğü tapmak kökünden gelir. İbadethane sözcüğü Farsça ve mabet sözcüğü Arapça kökenlidir.

Karluklar, 766-1215 yılları arasında, Orta Asya'da varlığını sürdüren Türk boylarıdır. "Karluk" adı Arap kaynaklarında "حارلوق Harluk", Farsça eserlerde "حاللوه Halluh", Çin yıllıklarında ise "Géluólù" biçimlerinde kullanılmıştır. Kadim Türk çağlarında Karluklara "Üç Oğuz" yani "Üçboy" da denilmiştir. Türkçe anlamı "karlık" olan Karlukların Türk soyundan geldiği ve bir Gök-Türk boyu olduğu Çin kaynağında (T'ang-shu) belirtilmiş ve oturduğu saha olarak Altaylar'ın batısındaki Kara-İrtiş ve Tarbagatay havalisi gösterilmiştir. Karluklar burada üç kabileden kurulu bir birlik halinde bulunuyorlardı. Daha İstemi zamanında Türk hakimiyetinin Hazar'ın kuzeyi ve Maveraünnehir'e doğru genişlemesinde şüphesiz büyük rolleri vardır. 630-680 yılları arasında, diğer Türk boyları gibi kendi başlarına buyruk olarak zaman zaman Çin'e karşı geldikleri görülmektedir.

Göktürkler veya Kök Türkler, Orta Çağ'da Orta Asya'da göçebe bir Türk halkları konfederasyonuydu. Bumin Kağan'ın önderliğindeki Göktürkler, geleceğin coğrafi konumunu, kültürünü, hakim inançlarını ve geleceğini şekillendirecek birçok göçebe hanedanlıklarından biri olan Göktürk Kağanlığı'nı kurdular.

Sarmatlar, Vistül ile İdil nehirleri arasında, Kafkasya'nın kuzeyi ve güneydoğusunu da içine alan bölgede MÖ 6. yüzyıldan MS 4. yüzyıla dek yaşayan, Doğu İran öbeğine bağlı bir İskit dili olan Sarmatçayla konuşan atlı göçebe halk.

Saray, hükümdarların veya dinî liderlerin ikâmet ettiği büyük ve gösterişli yapı. Günümüzde zaman zaman otel veya kamu hizmetinde kullanılan bazı büyük yapıları tanımlamakta da kullanılır.

Osmanlı mimarisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun beylik olarak kurulup, imparatorluk olarak yayıldığı ve hüküm sürdüğü dönemlerde inşa ettiği veya fikir öncülüğü yaptığı mimari üslupları ve eserleri kapsar. Osmanlı mimarisi kendinden önce gelen Erken dönem Anadolu Türk mimarisi, Selçuklu mimarisi, Bizans mimarisi, İran mimarisi ve Memlük mimarisi'nden etkilenmiştir. Osmanlı mimarisinin, Akdeniz ile Ortadoğu mimari geleneklerinin sentezi olduğunu düşünen mimarlık eleştirmenleri de vardır. Her ne kadar farklı dönemlerdeki ihtiyaca ve teknolojiye göre farklı yapı türleri inşa edildiyse de, genelde Osmanlı'nın hakim olduğu bölgelerde camiler ve çevresinde yapıların inşa edilmesi sıklıkla rastlanan bir olguydu. Camiler, çevrelerine yapılan sosyal yapılarla birlikte bir külliye teşkil ediyorlardı.

Tiele (Çince: 丁零; pinyin: Dīnglíng, Wade-Giles: Dinlin, Kaoçe, Chile, Tiele, ayrıca moğollarda tegreg, tarihi Türk topluluklarındandır. Dinlinler aslen, güney Sibirya'da Lena Nehri boyunca, Baykal Gölü'nün batısında yaşarlardı. Millat'tan önce 3. yüzyılda, batıya doğru yayılmaya başladılar ve Hiung-nu imparatorluğunun bir parçası oldular.

Çin mimarisi, Doğu Asya'da yüzyıllar boyunca şekillenmiş bir mimari sistemdir. Dekoratif detaylar haricinde yapısal ilkeleri büyük ölçüde bir değişime uğramamıştır. Tang Hanedanlığı'ndan beri Vietnam, Kore, Japonya ve Moğolistan mimarileri üzerindeki ana etkendir. Mimarinin başlıca malzemesi ahşaptır. Ahşabın yanı sıra bambu kamışı, sarı toprak gibi doğal maddeler kullanılarak, yapılar doğa ile en yüksek derecede uyumlu inşa edilmiştir

Avrasya bozkırları, Avrasya'nın ılıman otlaklar, savanlar ve çalılıkların biyolojisindeki engin bozkır ekosistemidir. Romanya ve Moldova'dan Ukrayna, Rusya, Kazakistan, Doğu Türkistan ve Moğolistan'dan Mançurya'ya uzanmaktadır. Ek olarak Macaristan'da yer alan Pannoniyen bozkırları Avrasya bozkırlarının bir uzantısı olarak kabul edilir.
Uygur mimarisi, 8. yüzyıldan itibaren yerleşik hayata ilk geçen Türk topluluğu olan Uygurların mimari tarihini ve günümüzde Uygurların yaşadıkları Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve diğer bölgelerdeki özgün mimariyi kapsar.

Alman Mimarisi, Almanya'da kullanılmış uzun bir geçmişi olan çeşitli ve zengin bir mimari stildir. Avrupa'da kullanılmış Roma mimarisinden postmodern mimarisine tüm büyük mimari akımlar Almanya mimarisi üzerinde kendisini göstermiştir. Karolenj, Romanesk, Gotik, Rönesans, Barok, Klasik, Modern, Postmodern ve Uluslararası mimarileri içermektedir.

İtalya, 1861 yılına kadar çeşitli küçük devletlere bölünmesi nedeniyle, döneme veya bölgeye göre basitçe sınıflandırılamayacak kadar geniş ve çeşitli bir mimari tarza sahiptir. Bu, mimari tasarımlarda oldukça çeşitli ve eklektik bir yelpaze yaratmıştır. İtalya, antik Roma döneminde su kemerleri, tapınaklar ve benzeri yapıların inşası, 14. yüzyılın sonlarından 16. yüzyıla kadar Rönesans mimari hareketinin kurulması; Neoklasik mimari gibi hareketlere ilham veren 17. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında başta Birleşik Krallık, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere tüm dünyada soyluların kır evlerini inşa ettikleri tasarımları etkileyen bir inşaat tarzı olan Palladyanizm'in anavatanı olması gibi önemli mimari başarıları ile tanınır.

Tongwancheng, 5. yüzyılın başlarında Çin'de Beş Hu On Altı Krallık döneminde Hiung-nu liderliğindeki Xia devletinin başkentiydi. Şehir, Ordos Platosu'nun merkezinde, daha önce stratejik bir bölge olan Ordos Çölü'nün Maowusu Kumlarının güney ucundadır ve Güney Hiung-nu'nun şimdiye kadar bulunan en büyük şehir merkezidir. Şehrin kalıntıları iyi korunmuş durumda ve İç Moğolistan sınırına yakın Şensi eyaletine bağlı Jingbian ilçesinde bulunmaktadır. Şehir, araştırıldı ve bazı unsurları restore edildi, ancak henüz tam olarak kazılmamştır.

Avrasya göçebeleri, Avrasya bozkırlarında yaşayan ve büyük ölçüde Avrupa ve Asya'daki sınır tarihi kaynaklarından bilinen göçebe halk gruplarıydı.