İçeriğe atla

Bizans sanatı

Bizans dönemi kilisesi Ayasofya (İstanbul)
Kayser I. Justinianus, Ravenna'da bulunan San Vitale Kilisesi mozaiği.
Pantokrator İsa mozaiği Kariye, İstanbul
Kayser Justinianus ya da I. Anastasius, fildişi kesimi Barberini-Diptychon,  (Paris, Louvre)
Meryem'in ölümü fresko detayı (Dormition) (yaklaşık 1265) Sopoćani (Sırbistan)
İsa'nın mezarındaki melek freskosu detayı (yaklaşık 1235) Mileševa (Sırbistan)

Bizans sanatı genel olarak 4. yüzyıl ile 15. yüzyıl arasında varlığını sürdüren Bizans İmparatorluğu döneminde yapılan sanata verilen addır. Bunun dışında Bizans sanatından etkilenen Yakın Doğu, Kafkasya, BalkanHazar denizi ve Rusya gibi komşu bölgelerde de etkisini göstermiştir.[1] İstanbul'un Fethi'nden sonra da devam eden Bizans sanatı etkisi Karolenj ve Otto dönemi sanatı ve mimarisini de etkilemiştir.[2] Bizans sanatı daha çok dini sanat olarak da ele alınabilir. Mozaik, kitap sanatları, ikonalar, freskler vb. başlıca inceleme alanı arasındadır.

Bizans sanatı, dünyanın birçok ülkesinde üniversite düzeyinde araştırma konusudur. Türkiye'de Bizans sanatı ve tarihinin eğitimi hem sanat tarihi hem de arkeoloji bölümlerinde verilmektedir.

Giriş

Kayser Justinianus'un tasvir edildiği kaybolan Augustaion anıtı (Jüstinjen Sütunu), Nymphirios'un çizimi, Konstantinopolis'te bulunuyordu. Budapeşte Üniversite Kütüphanesi (Ms. 35, fol. 144 v.)

Antik dönem sanatından doğan ve daha sonraları Hristiyan geleneğinde gelişen Bizans sanatı ve kültürü, günümüze değin önemini özellikle Ortodokslar nezdinde korumayı sürdürmektedir. Bizans sanatı Orta Çağ'dan bu yana batı Avrupa'da gelişmekte olan romanesk ve gotik sanata bir kutup oluşturmakla kalmamış, bu iki kültür arasında hem ideolojik hem de psikolojik bir sınırın ifadesi olmuştur. Bu nedendendir ki bu alan çoğu zaman batı sanatının gerisinde ele alınmıştır. [3] Özellikle batı sanatı çerçevesinden Bizans sanatına yönelik negatif bakış açıları Giorgio Vasari ile başlamıştır.[4]

Giorgio Vasari'nin orijinallik ve gelişim açısından yaptığı değerlendirmeler sertlik, devamlılık ve şematizm gibi ana başlıklar üzerinde yoğunlaşmıştır. Buna karşın batı sanatında daha özgür biçimler kullanılmaktadır. Vasari'nin düşüncesine göre bu durum batı sanatının üstünlüğünü kanıtlamak için yeterlidir.[5] Ancak Vasari, inanış ile birlikte ilahileştirilen Bizans sanatı eserleri olan ikonalar, Freskler ve Mozaikler üzerine pek bir yorum getirememiştir. Edward Gibbon tarafından kaleme alınan bir diğer dikkat çekici eserde ise Bizans sanatı aşağılanmakla kalmamış, tüm bu dönem Roma imparatorluğu'nun "bin yıllık çürüme" süreci ve antik dönem sanatının çöküşü olarak ifade etmiştir.[6][7] Bizans sanatının pozitif olarak değerlendirilmesi ilk olarak 20. yüzyılın başlarında modern ve soyut sanat anlayışının hayatımıza girmesi ile birlikte olmuştur. Bu dönemde birçok batılı sanatçı Bizans sanatında kullanılan figürlerden etkilenmiş ve model olarak kullanmıştır. Bu durum Bizans sanatı ve kültürünün önemi ve dünya sanatındaki yerinin kavranmasına yardımcı oldu.[8][9][10] 

Bizans sanatından etkilenerek eser veren modern sanatçılar arasında Andy Warhol sayılabilir.[11] Marilyn Monroe Portresi,[12] şema ve tip olarak Bizans ikonografisine uymaktadır.[13][14][15]

Bizans Sanatının gelişimi

Erken dönem Bizans sanatı ve Justinianus Dönemi

Erken dönem Bizansı hem geç antik dönem hem de Orta Çağ'ın başlarında Akdeniz bölgesine hakim bir kültürdü.

Bizans döneminden kalma haçlar ve arkeolojik kalıntılar

Bu dönemde Bizans sanatını antik dönem sanatından ayırmak oldukça zordur. Kayser Jüstinyen döneminde yaşanan altın çağ, onun imparatorluğa özgü anıtsallığı ve mimarisi geç antik dönemi sanatından etkilenmiştir. Bazı araştırmacılara göre İsa'nın elçişi sayılan kaysere duyulan saygı Roma İmparatorluk kültünün bir devamı olarak görülmelidir. Bu durum Konstantin'in Konstantin Sütunu zamanından beri antik dönem paraları, fildişi oymaları ve mozaikler de olduğu gibi anıtsal heykellerde de kendisini kanıtlar niteliktedir. Örneğin Jüstinyen Augustaion'da üzerinde kendisinin at üstünde suretinin yer aldığı, bugün kaybolan zafer sütununu diktirmiştir. (Jüstinyen Sütunu) Ana kilise olarak inşa edilen Aya Sofya da erken dönem Bizans sanatının antik (mermer sütunlar antik kiliselerden getirilmişti), Hristiyan, oryantal ve yeni bir karışımı gibidir. San Vitale Kilisesi dışında illerde bulunan kiliseler çoğunlukla bazilikal şemayı takip etmişlerdir.

İkonoklazm

Bizans devleti tabiri caizse ilk olarak Jüstinyen'den sonra Orta Çağa girebilmiş ve geç antik köklerinden uzaklaşmıştır. İslam'ın yayılışı ve Bizans devletinin genişlemesini küçük asya, balkanlar ve güney İtalya ile sınırlayan 7. ve 9. yüzyıllar arası geçiş dönemi şiddetli teolojik tartışmalara sahne olmuştur. 

Makedon ve Komnenoslar Dönemi

Makedon hanedanları ile güçlenen Bizans, Akdeniz bölgesinde tekrar güçleri eline almaya başlamıştır. Bu dönemde yaşanan canlanma Makedon Rönesansı olarak da adlandırılır. Bu dönem sanatında görülen yeni stiller Orta dönem Bizans sanatını (843-1204) da etkileyecektir.

Konstantinopolis'in 1204 yılındaLatinler tarafından ele geçirilmesi ile birlikte Bizans sanatı Yunan hanedanının yerleştiği Selanik ve Trabzon gibi şehirlerde kendini göstermeye başlamıştır denebilir.

Paleologos dönemi

Latinlerin Konstantinopolis'te sürdürdükleri hükümdarlık sonrası şehir bir hayli zarar görmüş ve eski ihtişamını kazanamamıştır. Şehir, eski dönemde elinde bulundurduğu kültür merkezi olma özelliğini yitirmiştir. Bu nedendendir ki çoğu sanatçı, farklı Ortodoks Slav ve balkan ülkelerine göç etmiştir, bu durum bu ülkelerde Bizans sanatının gelişmesi ve yayılmasına yol açmıştır. Özellikle erken Rönesans olarak nitelenebilecek Mileševa ve Sopoćani manastırı freskleri, antik stilin üzerinde, doğal gerçekçilik ve figürlerin plastik tasvirleri açısından, Avrupa'da Paleologos Rönesansı olarak da bilinen döneme dair güzel örneklerdendir. İlk olarak başkentin Paleologos Hanedanı tarafından geri alınmasıyla Konstantinopolis şehri yenilenmeye ve geç dönem Bizans sanatının merkezi olmaya başlamıştır (1261–1453). Ancak geç döneme ait çoğu eser de İstanbul'un fethi'nden sonra kaybolmuş ya da zarar görmüştür. 

İstanbul'un fethi'nden sonra Yunanistan'ın doğu kilisesi sanatı post bizans dönemi sanatı olarak adlandırılmıştır. Bizans sanatı ile akraba olan diğer Ortodoks ülkelere ait Hristiyan sanatı, bugünkü sınırlar eskileriyle aynı olmamasına rağmen, genellikle bugünkü ülkelerin isimleriyle (eski rus sanatı, eski bulgar sanatı gibi) ele alınır.

Resim

Dečani Manastırı ikonları Stefan Dušan, 1350.

Bizans sanatında resim daha çok Fresko olarak karşımıza çıkmakta ve önemli bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte ikonlar Bizans sanatının sembolünü teşkil etmektedirler. Resimli tasvirler teolojik metinlere dolayısıyla Hristiyanlık inancına bağlanmıştır. Bu anlamda dini resimlere gösterilen saygı neredeyse en az dinin kendisi kadar eski tarihlere uzanmaktadır. Resimlere yönelik ilk ifadelere Hristiyanlık dininin devlet dini haline geldiği 4. yüzyılda rastlanmaktadır. Burada ilk olarak bir tasvir ihtiyacı doğduğundan söz edilebilir. 6. yüzyılda Resimlere duyulan saygı kilise tarafından da onaylanıyordu. (Ancak burada normal ibadet ile resimlere yapılan ibadeti ayırmak gerekir.) 

Dini alanda ilk olarak kabul edilen en ideal ikonografik şekil, Veronikanın mendili (İsa'nın son olarak terini sildiği mendil) üzerinde bulunan "Vera ikonu" olarak da adlandırılan, Arketip hakikat sembolü olarak da kabul edilen İsa'nın sureti idi. Vera İkonu (Latince vera – "gerçek" ve Yunanca εικόνα – "Resim", yani "gerçek resim") bir rivayete göre insan tarafından değil, tanrı tarafından gönderilmiştir. Bu Arketip, bir portre'nin ideal formları olarak düşünülmüş, dolayısıyla sanatsal dünyayı da etkilemiştir. İkonların kült tarihi bu çeşit mucizevi resimler, doğaüstü olaylar ile başlamaktadır. Erken Hristiyanlık döneminde de resimlerin bir mucize ile taçlandırılması ve bu sayede kendilerini açıklamaları makbuldü. Aynı zamanda insan tarafından yapılmayan resme dair sanatsal bir ayrım da kendini gösteriyordu.

İkonlar

Bizans ikonu (Konstantinopolis, 14. yüzyıl başları) Ohri, İkon müzesi.

İkon diyerek fresk, mozaik yahut tuval vb. panel üzerine işlenmiş diğer sanat ürünlerini (alm: Bildtafel, eng:panel painting) bir kenara ayırmak doğru değildir, hem fresk hem mozaik hem de tuval üzerine yapılmış resimler ikon özelliği taşıyabilir.[16]

Panel resimleri olarak işlenen İkonların yayılmasına yönelik kayıtlar hem erken hem de orta Bizans döneminde oldukça azdır. Bir yanda bu ikonların çoğu İkonoklazm süreci boyunca zarara uğratılmış, diğer bir yandan bu dönemden günümüze kalan organik materyaller (tahta gibi) zaman koşulları sebebiyle korunamamıştır. Stil olarak daha çok geç ve post bizans dönemi özelliklerini yansıtsalar da, bu dönemden ele geçirilen bazı ikonalar mevcuttur. (Örneğin; Katerina Manastırı'ndan ele geçen Petrus İkonası)

İkonlar ilk olarak 8. yüzyılda kiliselerin Naos bölümünde Bema ve Altar arasında bulunan özel ibadet resimleri olarak tanımlanmıştır. Altar önündeki sütunlar arasında yer alan tahta ikonalar ise, ilk olarak geç bizans döneminde kullanılmaya başlanmıştır. Kiliselerde gelişen ikonostasis ile birlikte özellikle 12. ve 15 yüzyıllar arasında ibadet için kullanılan ikonlara ihtiyaç artmış ve durum yine aynı tarihlerde ikon üretiminin artışına sebep olmuştur.[17]

Eskişehir'de bulunmuş, Bizans döneminden kalma İsa figürü. Eskişehir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Büyük boy imal edilen ikonlar yanında, küçük boy imal edilen ikonlar da mevcuttur. Bu küçük ikonlar daha çok altın, gümüş, mücevher, fildişi gibi değerli materyallerden üretilmişlerdir. Büyük panel ve tuval resimlerinin oluşturduğu ikonlar erken dönemlerde çok nadir karşımıza çıkmaktadır. Buna karşın 12. yüzyılda sayıları hızla artmıştır. 12. yüzyıl başları ile yayılmaya başlayan büyük boy tahta ikonlar, 14. ve 15. yüzyıla gelindiğinde neredeyse 1 metreye ulaşmıştır. [18]

Mimari

Bizans mimarisi kendi içinde erken dönem, orta dönem ve geç dönem Bizans mimarisi olarak üçe ayrılır. Bkz. Bizans Mimarisi

Bizans sanatının Slav halklarınca devralınışı

Bizans İmparatorluğu yıkıldıktan sonra bile Bizans sanatı Ortodoks kültüründe yaşamaya devam etmiştir. Balkanlarda yerleşen ve Hristiyan inancını kabul eden Slav halkları Bizans sanatının tamamen takipçisi olmuşlar, kiliselerdeki soylu tasvirlerini bile Bizans kayseri kıyafetleri ile tasvir etmişlerdir. Güney Slavları ve kuzey Slavları (Ruslar) arasında bugün bile Bizans sanatı hala varlığını sürdürmektedir.

Balkanlarda Bizans'tan devralınan ve 12. yüzyıldan itibaren artık Slavlarca da geliştirilen Bizans sanatı özellikle mimaride kendini açık bir biçimde göstermiştir. Bunu özellikle günümüz Makedonya coğrafyasına yayılan Orta Çağ Sırbistan mimarisi ile gözlemlemek mümkündür. Bizans geleneğini takip eden, öte yandan günbegün kendine özgün yeniliklerini de ortaya koyan Orta Çağ Sırbistan mimarisi bu anlamda yine Bizans sanatının inceleme alanı içine girer. Temel olarak Orta Çağ Sırbistan mimarisi kendi içinde 3 temel başlık altında Raška (1170–1282) Vardar (1282–1371) ve Morava (1371–1459) olarak ele alınır.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Helen C. Evans (Hrsg.): Byzantium: Faith and Power (1261–1557). S. 4–63. Metropolitan Museum of Art, New York 2004. ISBN 0-300-10278-X
  2. ^ Maryan W. Ainsworth: A la facon grèce: The Encounter of Northern Renaissance Artists with Byzantine Icons.
  3. ^ Jovan Ćirilov, Vizanija NIN, 2.
  4. ^ Gabriele Bickendorf, Maniera Greca Wahrnehmung und Verdrängung der Byzantinischen Kunst in der italienischen Kunstliteratur seit Vasari.
  5. ^ G. Charles Rump, Eine Überdosis Himmel-Vom Ikonenmaler zum Manieristen: Der spanische Künstler El Greco im Museum Thyssen-Bornemisza.
  6. ^ Edward Gibbon, Roma İmparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi
  7. ^ Helen C. Evans, Kustorin des Departments Mittelalterlicher Kunst im Metropolitan Museum of Art, New York im Interview mit NIN, 5.
  8. ^ Claudia Beelitz: Eduard Steinberg.
  9. ^ Holger Alexander Klein: Byzanz, der Westen und das „wahre“ Kreuz 24 Eylül 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  10. ^ Kolloquium an der Philosophischen Fakultät der Universität zu Köln, 2008 Kolloquium Byzanz und der Westen. 28 Temmuz 2012 tarihinde WebCite sitesinde arşivlendi
  11. ^ SWR2 Highlights, Radiobericht zur Warhol Ausstellung im Byzantinischen Museum Athen [//de.wikipedia.org/w/index.php?title=Wikipedia:Defekte_Weblinks&dwl=http://www.ardmediathek.de/ard/servlet/content/3256334;jsessionid=32EA9ED624E5D844C98DC6577D1BD3BB 16 Aralık 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Seite nicht mehr abrufbar], Suche im Webarchiv: @1[] @2 16 Aralık 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Vorlage:Toter Link/www.ardmediathek.de [https://wayback.archive.org/web/*/http://www.ardmediathek.de/ard/servlet/content/3256334;jsessionid=32EA9ED624E5D844C98DC6577D1BD3BB Andy Warhol neu entdecken.
  12. ^ Andy Warhol. 14 Mayıs 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  13. ^ Bill Broadway Washington Post Staff Writer, Saturday, September 19, 1998; Page C07 A Look at Andy Warhol's Spiritual Side 4 Mart 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  14. ^ A New Start: FT: Andy Warhol’s paintings at Grand Palais 17 Ekim 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. xinkaishi.typepad.com. 27. 
  15. ^ Daniel Schreiber: Eine Ausstellung in Athen verknüpft Religion mit Pop-Art[]. monopol-magazin.de. 27. 
  16. ^ Annemarie Weyl Carr: Images: Expressions of Faith and Power.
  17. ^ Annemarie Weyl Carr: S.144
  18. ^ Annemarie Weyl Carr: S. 143

Konuyla ilgili yayınlar

  • Sevcan Yıldız, Bizans Tarihi, Kültürü, Sanatı ve Anadolu'daki İzleri, Detay yayıncılık, 2009.
  • Engin Akyürek, Bizansta Sanat ve Ritüel, Kabalcı Yayınevi, 1996.
  • Cyril Mango, Bizans Mimarisi, 2006
  • Runchman, Hon. S. (1944). "Bizans sanatı" (PDF). Arkitekt. 1944 (147-148). ss. 77-79, 82. 1 Ağustos 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 28 Aralık 2019. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Mozaik</span>

Sanatta mozaik; bir yüzeyin, farklı renklerdeki küçük parçacıkların yan yana getirilmesi yöntemiyle süslenmesi ve bu şekilde üretilmiş eserdir. Taş, cam, tuğla, metal veya deniz kabuğu gibi çok çeşitli malzemelerden mozaik yapılabilir. Kakmacılıktan farklı olarak, mozaik sanatında parçacıklar yüzeydeki çukurcuklara yerleştirilmez, yüzeye yapıştırıcı ile tutturulur.

<span class="mw-page-title-main">Ayasofya (Trabzon)</span> Türkiyenin Trabzon şehrinde yer alan bir cami

Ayasofya ya da eskiden Ayasofya Kilisesi, Trabzon'un Fatih Mahallesi'nde bulunan tarihi yapı.

<span class="mw-page-title-main">Kariye Camii</span> İstanbulda camiye çevrilen bir Rum Ortodoks kilisesi

Kariye Camii veya eskiden Azize Kurtarıcı Hora Kilisesi, İstanbul'un Fatih ilçesinin Edirnekapı semtinde camiye çevrilmiş bir Rum Ortodoks kilisesi ve müze.

<span class="mw-page-title-main">İkona</span>

İkona Doğu Ortodoks Kilisesi, Oryantal Ortodoksluk, Katolik ve Doğu Katolik Kiliselerinin kültürlerinde en yaygın şekli illüstrasyon olan dinî bir sanat eseridir. Türkçeye Fransızca icône sözcüğünden geçmiş olan kavramın kökeni Yunanca eikon "benzerlik, resim, portre" sözcüğüdür. Bu sözcük ise yine Yunanca eikenai kökünden gelir. En yaygın konular Mesih, Meryem, azizler ve meleklerdir. Özellikle bir veya iki ana figür üzerinde yoğunlaşan portre tarzı görüntülerle ilişkili olsa da, terim aynı zamanda Doğu Hristiyanlığı tarafından üretilen ve anlatım sahneleri de dahil olmak üzere çeşitli sanatsal basındaki dini imgelerin çoğunu kapsar.

<span class="mw-page-title-main">İkonoklazm</span> aşırılıkçı pagan karşıtı bir eylemler silsilesi

İkonoklazm, bir kültürün kendi dini ikona ve diğer sembollerine ya da anıtlarına dini ya da politik güdülerle planlı saldırısıdır. Sıklıkla iç politik ya da dini değişimlerin ana parçasıdır. Genellikle, İspanyolların Amerika'nın fethinde yaptıkları gibi, bir kültürün diğer bir kültürün resimlerini yok etmesinden ayrılır. Bu terim, bir hükümdarın ölmesi ya da iktidardan düşmesinden sonra, özellikle onun resimlerinin yok edilmesini kapsamaz., örneğin Antik Mısır'da Akhenaten.

<span class="mw-page-title-main">Bizans mimarisi</span> Doğu Roma mimarisine genel bakış

Bizans mimarisi, Bizans İmparatorluğu mimarisidir. İmparatorluk, Büyük Konstantin, Roma İmparatorluğu başkentini Roma'dan Byzantion'uma doğuya taşıdığı 330 yılından sonraki Roma İmparatorluğu'nun sanatsal ve kültürel varlığını adresler. Byzantion, "Yeni Roma", sonradan Konstantinopolis ismini almıştır, bugün İstanbul olarak adlandırılmaktadır. İmparatorluk, bir Milenyumdan fazla yaşamış, Avrupa'da Orta Çağ ve Rönesans mimarlığını etkin şekilde etkilemiş, 1453 yılında İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı mimarisini etkilemiştir.

Sanatın tarihi, insanlar tarafından yapılmış herhangi bir sayıda olabilen manevi, anlatısal, felsefi, sembolik, kavramsal, belgesel, dekoratif, işlevsel vs. amaçlar için yapılan ve görsel estetiğin ön planda olduğu nesnelere odaklanır. Görsel sanatlar, güzel sanatlar ve uygulamalı sanatlar gibi çeşitli şekillerde sınıflandırılabildiği gibi insan yaratıcılığının olduğu veya mimari, heykel, resim, film, fotoğraf ve grafik sanatlar gibi farklı medya formlarına odaklanan alanlarda bu kapsam içerisinde yer almaktadır. Son yıllardaki teknolojik gelişmeler ile video sanatı, bilgisayar sanatı, performans sanatı, animasyon, televizyon ve video oyunları gibi yeni sanat formlarının oluşmasına yol açmıştır.

<span class="mw-page-title-main">San Vitale Kilisesi</span> İtalyada bir bazilika

San Vitale Kilisesi veya Aziz Vitale Kilisesi, Ravenna'da, muhtemelen 537 yılında yapımına başlanmış, 547 yılında aziz Vitalis'e adanmış, Geç Antik - Erken Bizans döneminin en önemli kiliselerinden biridir. Yapıda Bizans İmparatorluğu mimari formlarının yanı sıra, o zamana özgü tipik italyan mimarisinin izlerini de görmek mümkündür.

<span class="mw-page-title-main">Vardar mimari okulu</span>

Vardar mimari okulu, kısaca "Makedon okulu" ya da "Vardar stili" olarak da bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Lesnovo Manastırı</span> Makedonyada bir manastır

Lesnova Manastırı ya da resmi adıyla Başmelek Mikail ve Lesnova'lı keşiş aziz Gabriel manastırı Orta Çağ Makedonya'sının en önemli anıtlarından biridir. günümüze ulaşan yapı bir 14. yüzyıl bir Sırp soylusu olan Jovan Oliver tarafından yaptırılmıştır. Manastırın katholikonu genel olarak iyi korunmuş freskleri ile ünlüdür ve bugün hala Makedon Ortodoks Kilisesi'ne bağlı olarak aktifliğini sürdürmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Yeni Aziz Apollinare Bazilikası</span> Geç antik çağda bir bazilika

Yeni Aziz Apollinare Bazilikası (Sant’Apollinare Nuovo), 35 metre uzunluğunda ve 21 metre genişliğinde, Teoderik tarafından 500lü yıllarda inşa ettirilen bir geç antik çağ bazilikasıdır. Yapıyı ilginç kılan özelliklerinden birisi Konstantinopolis'ten getirilen Prokonnesos mermeri yapımı olan sütunları ve yapı içerisindeki eşşiz mozaiklerdir.

<span class="mw-page-title-main">Svetitshoveli Katedrali</span>

Svetitshoveli Katedrali,, Gürcistan'ın başkenti Tiflis'in kuzeybatısında yer alan Mtsheta tarihi kentinde bulunan bir Gürcü Ortodoks katedralidir. Erken Orta Çağa ait bir eser olan Svetitshoveli, UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir. Halen Tiflis'teki Üçleme Katedrali'nden sonra ikinci en büyük kilise binasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Bizans ikonoklazmı</span> Bizans İmparatorluğunda ikonaların tahrip edildiği ve ikonalarla ilişkili her türlü dinî pratiğin yasaklandığı dönem

Bizans ikonoklazmı, Bizans İmparatorluğu'nda ikonaların tahrip edildiği ve ikonalarla ilişkili her türlü dinî pratiğin yasaklandığı dönemdir. Grekçe bir terim olan ikonoklazm, "tasvir kırıcılık" anlamına gelmekle beraber kültürel değer taşıyan çeşitli maddi ögelerin siyasi ya da dinî sebeplerle bilinçli olarak imha edilmesini tanımlamaktadır. Bu düşünceye sahip olan insanlara ikonoklast, karşıtlarına ise ikonolatrai denmekteydi. İki farklı dönem hâlinde cereyan eden Bizans ikonoklazmının ilk devresi III. Leon'un 726 yılında Halki Kapısı üzerinde bulunan İsa heykelini indirmesi ile başlayıp 787'de İkinci İznik Konsili'nin ikonoklazmı lanetlemesi ile son bulurken ikinci devre ise 814'te V. Leon tarafından yine Halki İsası'nın yerinden indirilmesi ile başlayarak 843'te yine bir konsilin ikonoklazm karşıtı kararları ile sonlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">İprari Kilisesi</span>

İprari Başmelekler Kilisesi veya yerel olarak bilindiği adıyla Tarngzel, Gürcistan'ın Samegrelo-Zemo Svaneti bölgesindeki Mestia Belediyesine bağlı İprari köyünde bulunan bir 11. yüzyıl kilisesidir. Köy, tarihi ve kültürel yayla bölgesi Svaneti'nin parçasıdır. Mimari olarak sıradan bir salon kilisesi olan İprari, Orta Çağ Gürcü anıtsal sanatının en önemli eserlerinden biri olan ve 1096'da Tevdore tarafından boyanmış bir dizi freski içermektedir. Kilise, Gürcistan'ın Ulusal Öneme Sahip Taşınmaz Kültür Anıtları listesine eklenmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Lagurka</span>

Kala Aziz Cyricus ve Julitta Kilisesi, ayrıca yerel olarak bilindiği adıyla Lagurka (ლაგურკა), Gürcistan'ın Samegrelo-Zemo Svaneti bölgesindeki Mestia Belediyesinde konumlanmış bir Orta Çağ kilisesidir. Kilisenin bulunduğu alan, Lagurka'nın başlıca Hristiyan tapınağı olarak kabul edildiği tarihi, kültürel ve dağlık Yukarı Svaneti bölgesinin bir parçasıdır. Lagurka adı, "Cyricus" adının Svancasından türemiştir. Orta Çağ anıtsal Gürcü sanatının tepe noktalarından olan yapı, 1111-1112'de Tevdore tarafından boyanmış fresklerle bezenmiş bir salon kilisesidir. Kilise, Gürcistan'ın Ulusal Öneme Sahip Taşınmaz Kültür Anıtları listesine eklenmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Panagia Vlaherna Meryem Ana Ayazması</span>

Panagia Vlaherna Meryem Ana Ayazması, İstanbul Fatih'te bulunan bir Bizans kilisesi ve ayazmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">İtalya'da sanat</span>

İtalyan sanatı yüzyıllar boyunca birçok büyük hareketi etkilemiş ve ressamlar, mimarlar ve heykeltıraşlar dahil olmak üzere birçok büyük sanatçı yetiştirmiştir. Bugün İtalya, pek çok büyük sanat galerisi, müze ve sergisiyle uluslararası sanat camiasında önemli bir yer tutmaktadır. Ülkedeki başlıca sanat merkezleri arasında Roma, Floransa, Venedik, Milano, Napoli ve diğer İtalyan şehirleri bulunmaktadır. İtalya, dünya birincisi olarak bugün 55 Dünya Mirası alanına ev sahipliği yapmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">İtalyan mimarisi</span>

İtalya, 1861 yılına kadar çeşitli küçük devletlere bölünmesi nedeniyle, döneme veya bölgeye göre basitçe sınıflandırılamayacak kadar geniş ve çeşitli bir mimari tarza sahiptir. Bu, mimari tasarımlarda oldukça çeşitli ve eklektik bir yelpaze yaratmıştır. İtalya, antik Roma döneminde su kemerleri, tapınaklar ve benzeri yapıların inşası, 14. yüzyılın sonlarından 16. yüzyıla kadar Rönesans mimari hareketinin kurulması; Neoklasik mimari gibi hareketlere ilham veren 17. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında başta Birleşik Krallık, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere tüm dünyada soyluların kır evlerini inşa ettikleri tasarımları etkileyen bir inşaat tarzı olan Palladyanizm'in anavatanı olması gibi önemli mimari başarıları ile tanınır.

<span class="mw-page-title-main">Gürcistan mimarisi</span> gürcistan mimarisine genel bakış

Gürcistan mimarisi, Gürcistan'da bulunan mimari tarzları ifade eder. Ülke mimari anıtlar açısından son derece zengindir. Gürcü mimarisinin karakteristik özellikleri, anıtsallık, net kompozisyon, katı orantılar, makul derecede dekorasyon kullanımı ve hepsinden önemlisi doğa ile uyumlu etkileşimdir.

<span class="mw-page-title-main">Ança ikonası</span>

İsa Mesih'in Ança İkonası, Gürcistan'da Ançishati olarak bilinen ve Orta Çağ'a tarihlenen ankostik tekniğinde yapılmış bir Gürcü ikonasıdır. Geleneksel olarak bir Keramidion olarak adlandırılan ikona, İsa Mesih'in yüzünün baskısını içerir ve görüntünün Kutsal Mendil (Mandylion) ile temas yoluyla mucizevi bir şekilde aktarıldığı kabul edilir. 6-7. yüzyıla tarihlenen ikona, kabartma işlemeli bir gümüş muhafaza ile kaplıdır ve daha sonraki yüzyıllarda kısmen yeniden boyanmıştır. 1664 yılında Tiflis'e nakledilen ikona, adını getirildiği yerden, yani bugün Türkiye topraklarında bulunan Gürcü manastırı Ança'dan almıştır. Eser, şu anda Tiflis'teki Gürcistan Ulusal Sanat Müzesi'nde muhafaza edilmektedir.