
Timur sonrasında Timur Küregen, Timurlu İmparatorluğu'nun kurucusu olan Türk veya Türk-Moğol asker ve komutan. 1370'ten itibaren düzenlediği seferlerle günümüzdeki Orta Asya, Rusya, İran, Hindistan, Afganistan, Kafkasya, Ortadoğu ve Anadolu'nun büyük bir bölümünü ele geçirmiştir. Çağatay ulusunu oluşturan boylardan Barlaslar'ın önderi olan Turagay ile Tekina Hatun'un çocuğu olarak 1336'da Semerkant yakınlarındaki Şehr-i-Sebz'e bağlı Hoca Ilgar köyünde dünyaya gelen Timur, 1370'te Çağatay Hanlığı'nın batısını denetim altına alan askeri bir lider olarak kendini göstermiştir.
Uzun Hasan, Akkoyunlu hükümdarı olup, bugünkü İran, Irak, Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye'nin bir bölümünü kapsayan bir coğrafyada 1453-1478 yılları arasında hüküm sürmüştür. Akkoyunluların en güçlü hükümdarı olarak kabul edilir.

Timur İmparatorluğu, Timurlu Devleti, Timurlular veya Turan İmparatorluğu, Fars ve İslam medeniyeti unsurları ile Türk-Moğol devlet ve askeri teşkilat unsurlarını bünyesinde barındıran Emir Timur tarafından kurulmuş bir devlettir.

Donatien Alphonse François le Marquis de Sade, Fransız aristokrat ve felsefe yazarıdır. Erotik edebiyatın önemli yazarlarındandır. Genellikle sert pornografik yazılar yazardı.
Takvîmü't-Tevârîh veya Takvim üt tevarih-i Katip Çelebi, Katip Çelebi tarafından yazılmış, yaratılıştan kitabın yazıldığı tarih olan 1648'e kadar olmuş olayların listesini içeren eserdir.

Timurlu hanedanı, kendini Gürkani, Timur'un soyundan gelen Türk-Moğol kökenli bir Sünni Müslüman hanedanı idi. "Gürkani" kelimesi, Türkçeden Moğolcaya da geçen "damat" anlamına gelen "küḏegü (küregen)" kelimesinin Farsçalaştırılmış şekli olan "Gürkan"dan türemiştir. Gürkan lakabını kullanmasının sebebi ise Cengiz Han'ın soyundan gelen Saray Mülk Hanım ile evlendiğinden, Timurlular Moğol İmparatorluğu'nun kurucusu Cengiz Han'ın soyundan gelen akrabaları olduğundan, bu hanedan tarafından kullanılmıştır. Timurlu hanedanı üyeleri Fars kültüründen güçlü bir şekilde etkilenerek tarihte iki önemli imparatorluk kurmuşlardır:
- İran ve Türkistan merkezli Timur İmparatorluğu (1370-1507)
- Hint alt kıtası merkezli Babür İmparatorluğu (1526-1857)

Birtvisi Gürcistan'ın Kvemo Kartli bölgesinde bulunan yıkık bir Orta Çağ kalesidir. Parthtsi Kalesinin 6- 7 kilometre doğusunda yer almaktadır. Kaleye giden yolun sonunda küçük bir giriş kapısı vardır. Algeti nehri geçidindeki kireçtaşı kayalıklarla iç içedir. Günümüzde ülke başkenti Tiflis'in güneyindeki Algeti Milli Parkı'nın bitişiğinde yer alan Tetri-Tsqaro belediyesinin sınırları dahilindedir.

İzmir Kuşatması, Aralık 1402'de Türk emiri Timur'un İzmir'in limanını ve deniz kalesini Rodos Hospitalier Şövalyeleri'nden almasıdır. Türkler limanı ablukaya almış ve müstahkemlere kuşatma makineleriyle taş fırlatmıştır, sayıları sadece 200 civarı olan şövalyelerse oklar ve yanıcı roketlerle karşılıkta bulunmuştur. Şövalyeler çok daha güçlü rakiplerine iki hafta direndikten sonra dış surlar lağımlarla yıkılmış ve aşılabilmiştir. Garnizonun bir kısmı denizden kaçmış, ancak şehir ve sakinleri yok edilmiştir.

Emir Timur Müzesi ya da Timur Müzesi, Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te yer alan bir müzedir. 1996 yılında açılan müze Türk-Moğol komutan Timur'a ithaf edilmiştir.
Kolhis İsyanı, MÖ 88-85 yılları arasında Kolhisli soyluların Pontus Kralı VI. Mithridatis'e karşı ayaklandığı isyandır. Soylular, haklarının arttırılmasını ve Mithridatis'in oğlu Genç Mithridatis'in Pontus Kralı olmasını talep etmiştir. Gemi yapımı ve yelkencilik için Kolhis'ten Pontus'a önemli miktarda destek sağlanmaktaydı. Kolhis, ayrıca askerî güç ve denizci desteği de vermekteydi. Kolhis, Kral Mithridatis'in en önemli kalelerinden biriydi, bu yüzden Kolhisli soyluların taleplerini karşılamak için Roma seferinden dönmüştür. Kral, Kolhisli soyluların haklarını arttırmış, oğlu Mithridatis'i Kolhis eyaletini yönetmesi için göndermiştir.
Timurlu Rönesansı veya Türk Rönesansı, Asya ve İslam tarihinde 14. ve 15. yüzyıl ile 16. yüzyılın başlarını kapsayan tarihi bir dönemi tanımlayan ifadedir. İslam'ın Altın Çağı'nın kademeli olarak gerilemesinin ardından Orta Asya'da Timurlu hanedanı tarafından yönetilen Timur İmparatorluğu, sanat ve bilimin yeniden canlanmasına ön ayak oldu. Bu canlanma, Müslüman dünyasına yayıldı ve geç dönem Orta Çağ Asyası üzerinde derin etkiler bıraktı. Fransızca rönesans kelimesi "yeniden doğuş" anlamına gelir ve bir dönemdeki kültürel canlanmayı tanımlar. Terim "yeniden doğuş" anlamına geldiği için rönesans tabirinin bu dönem için kullanılması, bu dönemin aslında yeniden bir doğuştan çok son bir çırpınış veya bir jübile olduğunu düşünen akademisyenler arasında çekinceler yarattı.

Timur sanatı, Timur İmparatorluğu (1370-1507) döneminde ortaya çıkan bir sanat tarzıdır. Timur sanatı, hem Fars sanatını hem de Çin sanatını kullanmasının yanı sıra, diğer Orta Asya medeniyetlerinin sanat tarzlarından etkilendiği için de dikkat çekti. Timur İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra, bu medeniyetin sanatı Batı ve Orta Asya'daki diğer kültürleri etkilemeye devam etti.

Timurluların Avrupa ile İlişkileri, Türk-Moğol hükümdarı Timur ve Avrupa hükümdarları arasında, yayılmacı bir politika izleyen Osmanlı İmparatorluğu'na karşı bir uzlaşma yürütmeye çalışmak amacıyla 15. yüzyılın başlarında gelişti. Timurlular 14. yüzyılın başlarından beri Müslüman olmasına rağmen, Osmanlı Türkleri ve Mısır Memlûkluları ile aralarında güçlü bir muhalefet vardı.
Şemkir Ateşkesi, Gürcistan Kralı VII. Giorgi ve Timur İmparatorluğu'nun hükümdarı Timur arasında yapılan bir ateşkesti. 1401'in sonlarında Timur bir kez daha Gürcistan Krallığını işgal etti. VII. Giorgi barış talep etmek zorunda kaldı ve kardeşi Konstantin'i gönderdi. Timur, Osmanlılarla büyük bir yüzleşmeye hazırlanıyordu ve görünüşe göre fırsat bulduğunda tekrar gelip daha kapsamlı kararlar alana kadar Gürcistan'daki fiili durumu korumak istiyordu.

Garni Muharebesi, 1225 yılında Garni yakınlarında yapılan bir savaş. Daha sonra Gürcistan Krallığı'nın parçası olarak yapıldı. Muharebe; Khwarazmid İmparatorluğu, Moğol İmparatorluğu tarafından krallığından sürülen ve kaybedilen toprakları yeniden ele geçirmeye çalışan son Sultanı Celal ad-Din Mingburnu tarafından yönetiliyordu. Savaş, Harezmid zaferi ile sona erdi ve ihanet nedeniyle Gürcü tarihinde yıkıcı bir olay olarak işaretlendi. Sonuç olarak, Gürcü Kraliçesi Rusudan'ın (1223–1245) kraliyet mahkemesi Kutaisi'ye taşındı ve ülke, Moğol istilası sırasında yağmalanmaya maruz kaldı.

Kafkasya'da Hristiyan bir krallık olan Gürcistan, 1386-1403 yılları arasında, büyük imparatorluğu Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar uzanan Türk-Moğol fatihi Timur'un orduları tarafından birçok felakete maruz kaldı. Bu çatışmalar, Timur (Tamerlane) ile Altın Orda'nın son hanı ve Timur'un İslam dünyasını kontrol eden en büyük rakibi Toktamış Han arasındaki savaşlarla yakından bağlantılıydı. Timur, işgallerinin bölgedeki gayrimüslimlere karşı cihat olduğunu resmen ilan etti. Timur, Gürcistan'ın bazı bölgelerini işgal edebilmesine rağmen ülkedeki insanları Müslüman yapamadı ve hatta Gürcistan'ı bir Hristiyan devlet olarak tanıdı.
I. Aleksandre, Bagrationi Hanedanı'ndan, 1387'den 1389'a kadar Batı Gürcistan İmereti kralıdır. Bundan önce Gürcistan krallarının yetkisi altında İmereti eristavi ("dük") idi.
II. Konstantine, Bagrationi Hanedanı'ndan, 1396'dan 1401'deki ölümüne kadar İmereti kralıdır.

Timurlu fetihleri veya Timurlu savaşları, 14. yüzyılın yedinci on yılında Timur'un Çağatay Hanlığı üzerindeki kontrolü ile başlamış ve 15. yüzyılın başında Timur'un ölümüyle sona ermiştir. Timur, savaşlarının büyük ölçekliliği ve bu savaşlarda genel olarak yenilmemesi nedeniyle, tüm zamanların en başarılı askeri komutanlarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu savaşlar, Timur'un Orta Asya, İran, Kafkaslar ve Levant ile Güney Asya ve Doğu Avrupa'nın belirli bölgeleri üzerindeki üstünlük kurması ve Timur İmparatorluğu'nun kuruluşu ile sonuçlanmıştır. Tarihçiler, seferlerin o sıradaki dünya nüfusunun yaklaşık %5'ini oluşturan 17 milyon insanın ölümüne neden olduğunu tahmin etmektedir.
Pir Muhammed Mirza bir Timurlu hanedanı üyesiydi ve büyükbabası Emir Timur'un ölümünden sonra kısa süreliğine Timur İmparatorluğu'nu yönetti. Tahtın asıl varisi olan ancak babasından önce ölen Cihangir Mirza'nın oğluydu. Veraset sırası Ömer Şeyh Mirza'nın idi ama o da ölmüştü. Pir Muhammed'in kardeşi Muhammed Sultan, Timur'un vârisi olarak atandı, ancak o da savaşırken aldığı yaralardan dolayı öldü. GeriyeTimur'un devleti yönetemeyecek kadar uysal olduğunu düşündüğü Şahruh ve kafa travması sonrası zihinsel sıkıntılar yaşayan Miran Şah kalmıştı. Timur, oğullarından hiçbirinin hükümdar olamayacağını düşündü ve halefi olarak Pir Muhammed'i seçti.