İçeriğe atla

Birleştirme yanılsaması

Birleştirme yanılsamaları, katılımcıların iki nesnenin özelliklerini tek bir nesnede birleştirdikleri psikolojik etkilerdir. Görsel birleştirme yanılsamaları, işitsel birleştirme yanılsamaları ve görsel ve dokunsal uyaranların kombinasyonları tarafından üretilen birleştirme yanılsamaları vardır. Görsel birleştirme yanılsamalarının, fiksasyona ve (diğer şeylerin yanı sıra) bir nesneye odaklanmak için ayrılan süreye bağlı olan görsel uzamsal dikkat eksikliği nedeniyle meydana geldiği düşünülmektedir. Bir nesneyi yorumlarken kısa bir süre içinde, görsel alandaki şekiller ve renkler gibi farklı bir alanın farklı yönlerinin karıştırılması zaman zaman çarpık olabilir ve bu da görsel birleştirme yanılsamalarıyla sonuçlanır. Örneğin, Anne Treisman ve Schmidt tarafından tasarlanan bir çalışmada, katılımcıların sayı ve şekillerin farklı renklerde görsel bir sunumunu izlemeleri gerekiyordu. Bazı şekiller diğerlerinden daha büyüktü ancak tüm şekiller ve sayılar eşit aralıklarla yerleştirilip sadece 200 ms boyunca gösterildi (bunu bir maske izledi). Katılımcılardan şekilleri hatırlamaları istendiğinde, küçük yeşil bir daire yerine küçük yeşil bir üçgen gibi cevaplar verildi. Nesneler arasındaki boşluk daha küçükse, birleştirme yanılsamaları daha sık meydana gelir.

Tamamen yeni bir nesne oluşturan farklı renkteki iki farklı şekil arasındaki bir birleştirme yanılsaması örneği

Görsel

Özellik bütünleştirme ile birlikte, algılanan yanıltıcı nesnenin görüşteki yeri kurucu nesnelerin konumlarının kombinasyonudur. Ancak özelliklerin benzerliği, birleştirme yanılsamasının olasılığını artıran şeydir.[1] Birleştirme yanılsamasının oluşması için ilgi odağı olmayan iki nesnenin görüş alanı içinde olması gerekir. İki nesne ne kadar yakınsa, birleştirme yanılsamasının meydana gelme olasılığı o kadar artar.[2] Nesneler birbirine daha yakın olduğunda birleştirme yanılsamasının meydana gelme olasılığının artması, nesnelerin birbirinden daha uzak olduğu zamana kıyasla işleme farkından kaynaklanabilir. Bir teoriye göre, nesneler arasındaki mesafe arttıkça birleştirme yanılsamalarındaki azalma, iki-yarımküresel girdi işlemenin kullanılmasından yani daha yakın nesnelerin bağlanma olasılığını artırmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü serebral hemisferlerden yalnızca biri, ilgili birleştirme yanılmasına dahil olan iki nesneyi görür ve işler.[3] Yakınlık, birleştirme yanılsaması olasılığını artırsa da nesneler birbirinden uzak olmasına rağmen dikkat alanında olmaya devam ettikleri sürece birleştirme yanılsamaları meydana gelir. Nesneler dikkat alanının dışında olduğunda birleştirme yanılsamasının oluşması, nesnelerin özelliklerini birleştirmek için birbirlerine bitişik olmalarını gerektirir.[4] Nesneler, sadece birbirleriyle olan ilişkilere değil, aynı zamanda dikkatin bulunduğu yerdeki nesnelerin yoğunluğuna da bağlı olarak birleştirme yanılsamasına daha yatkın hale gelir. Nesnelerin yoğunluğu arttıkça, daha fazla dikkat bölünmesi gerçekleşir ve bu da birleştirme yanılsamasının oluşma olasılığını artırır.[5]

Alternatif teoriler

Verileri analiz etmek için kullanılan yöntemler açısından birleştirme yanılsamalarını destekleyen araştırmanın yeterli olmadığı ileri sürülmüştür. Eğer bu eleştiri doğru bulunsaydı, birleştirme yanılsamalarının sadece yanılsamadan ibaret olduğu ve daha fazlası olmadığı teorisini destekleyecekti.[6] Ayrıca görsel birleştirme yanılsamaları üzerine yapılan birkaç çalışmada, dikkat odağı olmayan iki nesnenin birbirine bitişik olduklarında bir araya gelme olasılıklarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Nesnelerin ilgi odağı olmadıklarında bir araya gelmeleri daha yaygın görünse de, ilgi odağı olduklarında birleştirme yanılsamasının meydana gelme olasılığı daha yüksektir.[2] Görsel birleştirme yanılsamaları, maruz kalma sürelerinin uzun ve kısa olmasının yanı sıra ilgili nesnelere gösterilen farklı dikkat seviyelerinde de ortaya çıkabilir.[7]

Hafıza

Birleştirme yanılsamaları hafızada da meydana gelebilir. Görüş sırasında, görüntüler fiziksel uyaranlarla doldurulmuş bir görüntünün belleğindeki bir boşlukta birleştirilebilir.[8] Birleştirme yanılsamaları genellikle bellek hatalarıyla oluşur, çünkü birleştirme yanılsamalarının meydana geldiği durumlar, genellikle bir kişinin dikkatini bölen bir veya birden fazla görevi içerir.[9] Bellek hataları, birleştirme yanılsamalarının oluşumuna yardımcı olabilirken, bu yanılsamaların oluşumları bellek hatalarına bağlı değildir.[10] Bu bellek hataları, bir alandaki çok sayıda nesnenin işlenmesi ve belleğe depolanması gereken şeylerin miktarını artırmasından kaynaklanabilir. Nesnelerdeki bu artış, belleğin kayması ve birleştirme yanılsaması oluşturması için öncelikli bir durum yaratır.[5] Birleştirme yanılsamaları kısa süreli işitsel hafızada da meydana gelir. Bir ton dizisi sırayla çalınırsa, 'ne' ve 'ne zaman' birleştirme yanılsamaları oluşabilir. Örneğin, bir ton dizisi C notasıyla başlar ve daha sonra C# notasını içerirse ve C# notası dizinin sonunda tekrarlanırsa, dinleyicilerin bu son notanın dizideki ilk ton olduğuna dair yanlış bir varsayımda bulunma eğilimi vardır.[11] Ton dizilerindeki perde ve sürenin de birleştirme yanılsamaları vardır.[12]

İşitsel

İşitsel birleştirme yanılsamaları, ya bir alandaki farklı konumlarda iki ses sunulduğunda ve yalnızca tek bir ses duyulduğunda ya da farklı konumlarda iki farklı ses sunulduğunda ve bu seslerin bazıları yanlış uzamsal konumda duyulduğunda ortaya çıkar. Oktav illüzyonunda, dinleyiciye, oktavları ayrı olan, dönüşümlü olarak tekrar tekrar sunulan ve iki alternatif tondan oluşan 20 saniyelik bir diziye sahip kulaklıklar aracılığıyla sunulur. Tonlar 250 ms sürelidir. Aynı dizi iki kulağa sunulur, ancak sağ kulak yüksek tonu aldığında sol kulak düşük tonu alır ve aynı şekilde sol kulak yüksek tonu aldığında sağ kulak düşük tonu alır. Çoğu dinleyici bu sırayı hem perdede hem de konumda sürekli değişen tek bir ton olarak duyar.[13] Zaman sınırlamalarının bu işitsel birleştirme yanılsamasına katkıda bulunduğu öne sürülmüştür.[12] 'Ne' ve 'Nerede' yolları ile ilgili diğer açıklamalara bakınız.[14][15][16] Ölçek yanılsamasında dinleyiciye, kulaktan kulağa değişen ve farklı tonları olan bir ölçeğe sahip bir kulaklık sunulur. Ölçek hem artan hem de azalan biçimde sunulur. Mesela yükselen ölçeğin bir tonu sağ kulaktayken, azalan ölçeğin bir tonu ise sol kulaktadır.[17] Bu, bir kulakta tüm yüksek tonların ve diğer kulakta tüm düşük tonların duyulacağı şekilde, ses perdesi ve konumun birleştirme yanılsamasına yol açar. Benzer birleştirme yanılsamaları kromatik yanılsama 13 Haziran 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., glissando yanılsaması ve cambiata yanılsamasına 22 Temmuz 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. yol açar.[18]

Görme ve dokunma

Görme ve dokunma arasında da birleştirme yanılsamaları olabilir. Bu, görülen bir nesne birinin hissettiği dokulara bağlandığında olur. Bu fenomen, serebral hemisferlerden sadece biri görsel ve dokunsal uyaranları algılayıp işlediğinde de daha yaygın olur.[19]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Hazeltine, R. E., Prinzmetal, W., & Elliott, K. (1997). If it's not there, where is it? Locating illusory conjunctions. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 23(1), 263-263-277. DOI:10.1037/0096-1523.23.1.263
  2. ^ a b Cohen, A., & Ivry, R. (1989). Illusory conjunctions inside and outside the focus of attention. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 15(4), 650-650-663. DOI:10.1037/0096-1523.15.4.650
  3. ^ Liederman, J. & Sohn, Y. (1999). Presentation of words to separate hemispheres prevents interword illusory conjunctions. International Journal of Neuroscience, Vol 97(1-2), 1999, 1-16. DOI:10.3109/00207459908994299
  4. ^ Cohen, A., & Ivry, R. B. (1991). Density effects in conjunction search: Evidence for a coarse location mechanism of feature integration. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 17(4), 891-901. DOI:10.1037/0096-1523.17.4.891
  5. ^ a b Pelli, D. G., Cavanagh, P., Desimone, R., Tjan, B., & Treisman, A. (2007). Crowding: Including illusory conjunctions, surround suppression, and attention. Journal of Vision, Vol 7(2), 2007, 1.
  6. ^ Donk, M. (2001). Illusory conjunctions die hard: A reply to prinzmetal, diedrichsen, and irvy (2001). Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 27(3), 542-542-546. DOI:10.1037/0096-1523.27.3.542
  7. ^ Prinzmetal, W., Henderson, D., & Ivry, R. (1995). Loosening the constraints on illusory conjunctions: Assessing the roles of exposure duration and attention. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 21(6), 1362-1362-1375. DOI:10.1037/0096-1523.21.6.1362
  8. ^ Craver-Lemley, C., Arterberry, M. E., & Reeves, A. (1999). "Illusory" illusory conjunctions: The conjoining of features of visual and imagined stimuli. Journal of Experimenta Psychology: Human Perception and Performance, 25(4), 1036-1036-1049. DOI:10.1037/0096-1523.25.4.1036
  9. ^ Navon, D. & Ehrlich, B. (1995). Illusory conjunctions: Does inattention really matter?" Cognitive Psychology, Vol 29(1), Aug 1995, 59-83. DOI:10.1006/cogp.1995.1012
  10. ^ Treisman, A. & Schmidt, H. (1982). Illusory conjunctions in the perception of objects" Cognitive Psychology, Vol 14(1), Jan 1982, 107-141. DOI:10.1016/0010-0285(82)90006-8
  11. ^ Deutsch, D. (1970). "Dislocation of Tones in a Musical Sequence: a Memory Illusion". Nature. 226 (5242): 286. 
  12. ^ a b Thompson, W. F., Hall, M. D., & Pressing, J. (2001). Illusory conjunctions of pitch and duration in unfamiliar tone sequences. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 27(1), 128-128-140. DOI:10.1037/0096-1523.27.1.128
  13. ^ Deutsch, D. (1974). "An auditory illusion". Nature. 251 (5473): 307-309.  Weblink 12 Nisan 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. PDF Document 29 Ekim 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  14. ^ Deutsch, D. (1975). "Two-channel listening to musical scales". Journal of the Acoustical Society of America. 57 (5): 1156-1160.  PDF Document 8 Ağustos 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  15. ^ Deutsch, D. (1975). "Musical Illusions". Scientific American. 233 (4): 92-104.  Weblink 19 Eylül 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. PDF Document 25 Aralık 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  16. ^ Deutsch, D. (1976). "Separate "what" and "where" decision mechanisms in processing a dichotic tonal sequence". Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance. 2 (1): 23-29.  Weblink PDF Document 8 Ağustos 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  17. ^ Deutsch, D. (1981). "The Octave Illusion and Auditory Perceptual Integration. In Tobias, J.V., and Schubert, E.D.". Hearing Research and Theory, Volume 1. 1: 99-142.  PDF Document 8 Ağustos 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  18. ^ Grouping mechanisms in music. In D. Deutsch (Ed.). 2013. ss. 183-248. ISBN 9780123814609.  Weblink 7 Kasım 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. PDF Document 21 Temmuz 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  19. ^ Cinel, C., Humphreys, G. W., & Poli, R. (2002). Cross-modal illusory conjunctions between vision and touch. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, Vol 28(5), Oct 2002, 1243-1266. DOI:10.1037/0096-1523.28.5.1243

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Uzun süreli bellek ya da Uzun dönemli hafıza, iki depolama hafıza modeli teorisinin bir parçası olarak, öğeler arasındaki ilişkilerin depolandığı bellektir. Teoriye göre uzun süreli bellek, kısa süreli bellekten farklı işlevlere sahiptir. Bu da kısa süreli belleğin 20 ila 30 saniye içerisindeki bilgileri çağırmasından farklı olarak, depolanmış bilgileri uzun sürelerde tekrar, tekrar çağırabilmesidir. Bu iki bellek arasında bir fark görünmüyor gibi olsa da, her ikisi bilgiyi farklı yer ve alanlarda depolamaları bağlamında modelleri farklıdır.

Görsel algı çevredeki objelerin görülebilir spektruma yansıttığı ışığı kullanarak çevreyi yorumlayabilme yeteneğidir. Bu, etrafı ne kadar net görmeyi ifade eden görsel keskinlikten farklıdır. Bir kişi 20/20 vizyonu olsa bile görsel algısal işleme ile ilgili problemler yaşayabilir.

<span class="mw-page-title-main">Optik illüzyon</span>

Optik illüzyon ya da göz yanılsaması, görsel olarak algılanan görüntüler ile nesnel gerçekliğin farklı olduğu durumlar için kullanılan terimdir. Göz tarafından toplanan ve beyinde işlenen bilgiler uyaran kaynağının fiziksel ölçümü ile uyuşmayan bir algı oluşturur. Temel olarak 3 tipi vardır: Değişmez optik illüzyonlar ile temsil ettiği nesnelerden farklı algılanan görüntüler oluşturulur, fizyolojik optik illüzyonlar gözlerin ve beynin belirli bir tür aşırı uyarılması ile etki gösterir ve bilişsel illüzyonlar, bilinçsiz çıkarımlar sonucu oluşur.

Semantik bellek ya da anlamsal bellek anlamlar, anlayışlar ve diğer kavram tabanlı bilginin işlendiği uzun süreli bellek bölümüdür. Dünya hakkında genel bilgiyi ve gerçek bilgilerin bilinçli hatıralarını içerir. Genel kültür, kurallar, kavramlar, genellemeler bu bellektedir. Semantik bellek ve epizodik bellek birlikte belleğin iki önemli bölümünden biri olan bildirimsel belleği oluştururlar. Epizodik bellek ; uzay-zaman, aksiyonlar ve aktörlerden oluşur. Uzay-yer ve zaman bağlı olayları kapsar. Örneğin, geçmişteki tatil anılarını bu bellek saklar. Semantik bellek ise; öğrenilmiş sözcük bilgilerini saklar. Örneğin yapılan tatilin ayrıntılarını epizodik bellek saklarken tatilin yapıldığı yerin ismiyle ilgili bilgileri semantik bellek saklar. Semantik bellek kullanımı ile anlamsız kelime ve cümlelere anlam verebilir. Geçmişte öğrenilen şeyler hakkında bilgiler kullanılarak yeni kavramlar hakkında bilgi edinilebilir. Bildirimsel belleğin muadili olarak, prosedürel bellek ya da örtük bellek kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Değişim körlüğü</span>

Değişim körlüğü, görsel uyaranın bir değişiklik tanıtıldığında ve gözlemci bunu fark etmediğinde oluşan şaşırtıcı bir algısal fenomendir. Örneğin, gözlemciler genellikle bir görüntüde oluşan, kapatılıp tekrar açılan büyük farklılıkları fark etmede başarısız olurlar. İnsanların değişiklikleri belirlemedeki zayıf yetenekleri, temel sınırlamaları yansıtmak için öne sürülmüştür. Değişim körlüğü çok araştırılan bir konu haline gelmiş, görgü tanığı ifadelerinde ve araba kullanırken dikkat dağılması gibi alanlarda önemli pratik sonuçları olabileceği iddia edilmiştir.

Ara verme etkisi öğrenmenin zamana yayıldığında daha iyi olması, sıkıştırılmış tekrarlama yerine aralıklı tekrarlamanın tercih edilmesidir. Pratik olarak bu etki "tıkınma" denebilecek sınav gecesi çalışmasının uzun bir zaman çerçevesinde aralıklı çalışmak kadar etkili olmayacağını öne sürer. Bu etki öğreneni zorlar, ancak uzun süreçte daha iyi öğrenme sağlar.

Dizi yanılsaması, aynı diatonik veya kromatik dizinin ton olarak yükselen ve düşen hallerinin; sağ-sol yönselliğinde değişerek, aynı anda duyurulması sonucu deneyimlenen yanılsamadır. Bu yanılsamanın tecrübe edilmesinde etkili olan olgu; uyaran bütününün gruplanmasında öncelik olarak tonsal yakınlığın belirlenmesinin, yönün belirlenmesinden baskın gelmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Ponzo yanılsaması</span>

Ponzo yanılsaması, ilk olarak 1911'de İtalyan psikolog Mario Ponzo (1882-1960) tarafından gösterilen geometrik-optik bir yanılsamadır. Ponzo insan zihninin bir nesnenin büyüklüğünü arka planına göre yargıladığını önermiştir. Bunu, demiryolu raylarına benzer şekilde bir çift yakınsak çizgiye iki özdeş çizgi çizerek gösterdi. Yakınsak kenarları doğrusal perspektife göre mesafeye doğru paralel çizgiler olarak yorumladığımız için üst çizgi daha uzun görünür. Bu bağlamda, üst çizgiyi daha uzaktaymış gibi yorumluyoruz, bu yüzden daha uzun görüyoruz - her ikisinin de aynı boyutta retina görüntüleri üretmesi için daha uzak bir nesnenin daha yakın bir nesneden daha uzun olması gerekir.

Baddeley'in Çalışma Belleği Modeli, Alan Baddeley ve Graham Hitch tarafından 1974'te ileri sürülen, daha kesin bir birincil bellek modeli sunmak amacıyla önerilen bir insan belleği modelidir. Çalışma belleği, birincil belleği tek bir birleşik yapı olarak düşünmek yerine birden çok bileşene böler.

Gruplama, bilişsel psikolojide bir bilgi kümesinin bireysel parçalarının ayrıldığı ve daha sonra anlamlı bir bütün halinde gruplandırıldığı bir süreçtir. Bilgilerin gruplandırıldığı grupların amacı malzemenin kısa süreli tutulmasını geliştirmek ve böylece çalışma belleğinin sınırlı kapasitesini atlamaktır. Bir grup, birlikte gruplandırılmış ve bir kişinin hafızasında saklanan temel tanıdık birimler topluluğudur. Bu gruplar tutarlı aşinalıklarından dolayı da kolay geri getirebilir. Bireylerin, grup içindeki öğelerin daha üst düzey bilişsel temsillerini yarattığına inanılmaktadır. Öğeler, tek tek öğelere kıyasla bir grup olarak daha kolay hatırlanır.Bu gruplar son derece öznel olabilir; çünkü bireylerin bilgi kümeleriyle bağlanabilen algılarına ve geçmiş deneyimlerine dayanırlar.Parçaların boyutu genellikle iki ila altı öğe arasında değişir ancak genellikle dil ve kültüre göre farklılık gösterebilir.

Görsel agnozi, görsel olarak sunulan nesnelerin tanınmasında bir bozukluktur. Bunun nedeni görme, dil, hafıza veya zeka eksikliği değildir. Kortikal körlük birincil görme korteksindeki lezyonlar sonucu oluşurken, görsel agnozi beyindeki arka oksipital ve/veya temporal lob (lar) gibi daha ön kortekslere zarar gelmesi sonucu olur.

Broadbent'in filtre modeli, dikkatle ilgili bir erken seçme teorisi.

<span class="mw-page-title-main">Kokteyl partisi etkisi</span>

Kokteyl partisi etkisi; beynin, kişinin işitsel dikkatini belirli bir uyarıcıya odaklayıp, diğer bir dizi uyaranı filtreleyerek dışarıda bırakma becerisini ifade eden kavramdır. Tıpkı gürültülü bir partiye katılan bir kişinin ortam gürültüsünü yok sayarak tek bir sohbete odaklanabilmesi gibi. Dinleyiciler, hem farklı uyaranları farklı akışlara ayırma hem de daha sonra hangi akışların kendileri için en uygun olduğuna karar verme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle, kişinin duyusal belleğinin kişi farkında olmadan tüm uyaranları ayrıştırdığı ve ayrı bilgi parçalarını dikkat çekmelerine göre sınıflandırdığı öne sürülmüştür. Bu etki çoğu insanın tek bir sesi izleyip, diğerlerini görmezden gelmelerine izin veren mekanizmadır. Bir başka ifadeyle, dikkat yöneltilmeyen uyaranda geçen önemli kelimelerin hemen tespit edilebilmesine, örneğin birinin bir gürültü içinde kendi adı geçtiği zaman bunu fark etmesine, dair fenomenini tanımlar.

Modaliteler arası dikkat, dikkatin farklı duyulara dağıtılması anlamına gelir. Dikkat, duyusal uyaranları seçici olarak vurgulamanın ve görmezden gelmenin bilişsel sürecidir. Modaliteler arası dikkate göre, dikkat çoğu zaman aynı anda birden fazla duyusal modalite vasıtasıyla gerçekleşir. Bu modaliteler, görsel, işitsel, uzamsal ve dokunsal gibi farklı duyusal alanlardan gelen bilgileri işler. Bunların her biri belirli bir tür duyusal bilgiyi işlemek için tasarlanmış olsa da, aralarında önemli bir örtüşme vardır. Bu durum araştırmacıların dikkatini modaliteye özel mi yoksa paylaşılan "modaliteler arası" kaynakların sonucu mu olduğunu sorgulamasına sebep olmuştur. Modaliteler arası dikkat, dikkat işleme sürecini hem geliştirebilen hem de sınırlandırabilen modaliteler arasındaki örtüşme olarak kabul edilir. Modaliteler arası dikkatin verilen en yaygın örneği, Kokteyl Partisi Etkisi olarak bilinen bir kişinin daha az önemli olan diğer uyaranlar yerine önemli tek bir uyarana odaklanabilmesi ve onunla ilgilenebilmesi durumudur. Bu fenomen, diğer uyaranlar göz ardı edilirken bir uyaran için daha derin işlem seviyelerinin oluşmasına izin verir.

Geonlar, Biederman'ın ‘bileşenlere göre tanıma’ teorisinde bir nesnenin basit parçalarına karşılık gelen silindir, tuğla, takoz, koni, daire ve dikdörtgen gibi basit 2 veya 3 boyutlu formlardır. Teori, görsel girdinin beyindeki nesnelerin yapısal temsilleriyle eşleştirildiğini öne sürüyor. Bu yapısal temsiller, geonlardan ve bunların ilişkilerinden oluşur. Ayrıca, az sayıda geon olduğu varsayılır. Birbiriyle farklı ilişkilerde en boy oranı ve 2 boyutlu yönlendirme gibi kaba metrik varyasyonda birleştirildiğinde, milyarlarca olası 2'li 3'lü geon nesneleri oluşturulabilir. Geon temsilleri aracılığıyla yapılmayan şekil tabanlı iki görsel tanımlama sınıfı şunlardır: a) benzer yüzler arasında ayrım yapmak ve b) çalılar veya buruşuk bir giysi gibi kesin sınırları olmayan sınıflandırmalar. Tipik olarak, bu tür tanımlamalar bakış açısından değişmez değildirler.

Algısal yük teorisi, dikkat ile ilgili psikolojik bir teoridir. Nilli Lavie tarafından doksanların ortalarında erken/geç seçim tartışmasına potansiyel bir çözüm olarak sunulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Anne Treisman</span> İngiliz psikolog (1935 – 2018)

Anne Marie Treisman, bilişsel psikoloji alanında uzmanlaşmış bir psikolog.

İkonik hafıza, görsel alanla ilgili görsel duyusal bellek kaydı ve hızla bozulan görsel bilgi deposudur. Görsel kısa süreli bellek (VSTM) ve uzun süreli bellek (LTM) içeren görsel bellek sisteminin bir bileşenidir. İkonik bellek, çok kısa, kategori öncesi, yüksek kapasiteli bellek deposu olarak tanımlanır. Çok kısa bir süre için tüm görsel algımızın tutarlı bir temsilini sağlayarak görsel kısa süreli belleğe katkıda bulunur. İkonik hafıza, sakkadlar sırasında değişim körlüğü ve deneyimin sürekliliği gibi fenomenleri açıklamaya yardımcı olur. İkonik hafıza artık tek bir varlık olarak düşünülmemekte bunun yerine en az iki ayırt edici bileşenden oluşmaktadır. Sperling'in kısmi rapor paradigmasının yanı sıra modern teknikleri içeren klasik deneyler bu duysal hafıza deposunun doğası hakkında fikir vermeye devam etmektedir.

Çoklu Mağaza veya Modal Model olarak da bilinen Atkinson-Shiffrin Modeli, 1968 yılında psikolog Richard Atkinson ve Richard Shiffrin tarafından önerilen bir bellek modelidir. Modele göre insan hafızasının üç ayrı bileşeni vardır:

  1. Duyusal Kayıt adı verilen duyusal bilgilerin belleğe girdiği bileşen
  2. Hem duyusal kayıttan hem de uzun vadeli bellekten girdi alan ve tutan Kısa Süreli Depo
  3. Kısa süreli depoda tekrarlayarak, prova yaparak hatırlanan, bilgilerin süresiz olarak tutulduğu Uzun Süreli Depo
<span class="mw-page-title-main">Belirsiz imge</span>

Belirsiz imgeler veya dönüştürülebilir figürler grafik benzerliklerden yararlanarak ve görme sisteminin iki veya daha fazla farklı imge yorumunun diğer özelliklerini kullanarak belirsizlik yaratan görsel formlardır. Çok-kararlı algı olgusuna sebep olmalarıyla bilinirler. Çok-kararlı algı bir imgenin birden fazla fakat kararlı algılar yaratmasıdır.