İçeriğe atla

Bimini Adası Yolu

Koordinatlar: 25°45′54″N 79°16′48″W / 25.765°K 79.28°B / 25.765; -79.28

Bimini Adası Yolu veya Bimini Yolu, Bahama Adalarındaki Kuzey Bimini Adası açıklarında su altında bulunan kaya oluşumu. Yol 0,8 km boyunda ve doğrusaldır. Yolu oluşturan kayalar kabaca dörtgendir. Yolun oluşumuna dair çeşitli teoriler mevcuttur.

Keşfedilmesi

2 Eylül 1968 tarihinde Kuzey Bimini Adalarının açıklarında 5.5 metre derinliğinde suda yüzmekte olan J.Manson Valentine suyun altında çok büyük ve uzun bir “kaldırım” olduğunu keşfeder.[1] Kayalardan oluşan ve kuzeydoğu-güneybatı ekseninde ilerleyen bu yol genelde “Bimini Yolu” veya “Bimini Duvarı” olarak bilinir. Bu oluşum çok sayıda jeolog, arkeolog, antropolog, sualtı uzmanları, çok sayıda dalgıç ve sayısız turist tarafından ziyaret edilmiş ve incelenmiştir.Bimini Yoluna ek olarak bununla bağlantılı iki ayrı yapı da bulunmuştur.[2]

Fiziksel özellikleri

Bimini Yolu, kıyıya doğru yatay konumda dörtgen, poligon şeklinde düzenli ve düzensiz şekilde bulunan kayalardan oluşur. Birçok kitapta yolun anlatımındaki kayaların dörtgenliği ve düzenliliği abartılmaktadır.[3] Yolu oluşturulan kayalar 3 ila 4 metre uzunlukta ve 2 ila 3 metre genişlektedir. Büyük kayalarda birbirleriyle uyumlu geçişler görülürken küçük kayalarda bu özellik gözlemlenmemektedir. Kayaların köşelerinde gözlemlenen aşınmalar yolun yoğun olarak maruz kaldığı biyolojik, fiziksel ve kimyasal süreçleden ileri gelmekte ve kayaların imalatındaki olası alet izlerini yok etmiştir.[4]

Yolun yaşı

Değişik tekniklerle yolun yaşı hesaplanmaya çalışılmıştır. Bu denemelerde yolu oluşturan kayaların radyo karbon yöntemiyle yaşı ve yolun bulunduğu bölgedeki kireç taşlarının yaşı uranyum-toryum yöntemiyle belirlenmeye çalışılmıştır.

1978 yılında yapılan radyokarbon testlerinden[5] kaya örneklerinin ortalama 3500 yıllık olarak saptanmıştır. Jeologların teorilerine göre yolun oluşumu önce kayaç katmanlarının su seviyesinin altında oluşması ve yaklaşık 1000 yıl sonrasında su yüzeyiyle temas ederek aşınmaya başladığı yönündedir.[6]

Bimini Yolunun insan yapımı olduğunu savunanlar ise yapılan radyo karbon testlerini geçersiz olduğunu iddia etmektedir.[7]

Jeolojik açıklama

Jeologlar ve arkeologlar arasında kabul gören açıklama Bimin Yolunun doğal bir süreçte kumsal taşlarının oluşarak dörtgenler, poligonlar ve şekilsiz geometrik cisimler şeklinde parçalanmasıyla oluştuğudur. Benzer yolların dünyada çok sayıda bulunduğunu da bu argümanı kuvvetlendirmektedir:[8]

  • Eaglehawk Neck, Tazmanya, Avustralya
  • Fenike Kalesi, Oklahoma, ABD
  • Battlement Mesa, Colorado, ABD
  • Bouddi Yarımadası, Sydney, Avustralya
  • Arches Ulusal Anıtı, Utah, ABD
  • Tortugas, Florida, ABD

Yolun insan yapısı olduğuna dair teoriler

Genel olarak doğal olarak oluşan bir yapı olarak kabul edilse de Bimini Yolunu şeklinden ve yapısını oluşturan taşlardan dolayı bilinerek yapılmış bir yol veya duvarın parçası olarak kabul eden teoriler bulunmaktadır. Ancak bu iddialar bilimsel olarak kanıtlanamamış ve akademik çevrelerce kabul görmemiştir.

Bimini Yolunun doğal yollarla olduğuna dair yeterince delil bulunmadığını iddia eden bilim çevreleri de bulunmaktadır. Bunlar arasında zoolog Joseph Manson Valentine, dilbilimci Charles Berlitz, psikolog Gregory Little, antropolog Cedric Leonard ve denizbilimci Dimitri Rebikoff sayılabilir. Bu çevreler Bimini Yolunda birden çok katman halinde döşenmiş kaya yapısı bulunduğunu iddia etmektedir.[9]

Kaynakça

  1. ^ Valentine, J. M., 1969, Archaeological enigmas of Florida and the Western Bahamas. Muse News (Miami Museum of Science). cilt. 1, s. 26-29,41-47
  2. ^ Gifford, J.A. ve M.M. Ball, 1980, Investigation of submerged beachrock deposits off Bimini. National Geographic Society Research Reports. cilt. 12, s.21–38.
  3. ^ McKusick, M., 1979, The Bimini underwater discoveries. Explorer Journal. cilt. 58, no. 1, s.40-43.
  4. ^ Shinn, E. A., 2009,The mystique of beachrock 7 Kasım 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (27 Eylül 2009 tarihinde erişilmiştir) in Perspectives in Carbonate Geology: A Tribute to the Career of Robert Nathan Ginsburg, P. K. Swart, G. Eberli ve J. A. McKenzie, eds., s. 19-28. International Association of Sedimentologists Special Publication no. 41.
  5. ^ Calvert, P.M., D.S. Introne, J.J. Stipp, 1979, University of Miami radiocarbon dates XIV. Radiocarbon. cilt. 21, no. 1, s.107-112
  6. ^ Davaud, E., and A. Strasser, 1984, Progradation, cimentation, erosion: evolution sedimentaire et diagenetique recente d'un littoral carbonate (Bimini, Bahamas), Eclogae Geologicae Helvetiae. cilt. 77, no.3, s.449-468.
  7. ^ 1421 adlı eserinde Gavin Menzies Bimini Yolunun Atlantik Okyanusunda bulunan Çinli Amiral Zheng He komutasındaki donanmadaki karaya oturan gemilerin korunması ve güvenli bir şekilde boşaltılabilmesi için gemi balastlarından oluşturulduğunu iddia eder.
  8. ^ "Konuyla ilgili internet sitesi 27 Eylül 2009 tarihinde erişilmiştir". 9 Ocak 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Eylül 2009. 
  9. ^ Tazmanya’daki Eaglehawk Neck’de de bu özellik gözlemlenebilmektedir.

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Bahamalar</span> Batı Hint Adalarında bir ülke

Bahamalar, resmi adıyla Bahama Milletler Topluluğu, Atlas Okyanusu'nda yer alan ve coğrafî açıdan Orta Amerika'ya dâhil edilen Batı Hint Adaları'nın kuzeydoğu sınırını oluşturan bir takımada ülkesi. Bahamalar, Turks ve Caicos Adaları ile birlikte Lucayan Adaları'nı oluşturmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kireç taşı</span> genellikle mercan, foraminifera ve yumuşakçalar gibi deniz canlılarının iskelet parçalarından oluşan bir karbonat tortul kayaç

Kireç taşı genellikle mercan, foraminifera ve yumuşakçalar gibi deniz canlılarının iskelet parçalarından oluşan bir karbonat tortul kayaçtır. Başlıca maddeleri kalsiyum karbonatın farklı kristal formları olan kalsit ve aragonit minerallerdir. Yakından ilişkili bir kaya, yüksek oranda mineral dolomit içeren dolomittir. Eski USGS yayınlarında, dolomit magnezyum kireç taşı olarak anılırdı, artık magnezyum eksikliği olan dolomitler veya magnezyum açısından zengin kalkerler olarak ayrılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Kumtaşı</span>

Kumtaşı, kum tanelerinin doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır. Bir kumun doğal çimentolaşmasından doğan ve kuvars taneleri oranı yüksek olan tortul kayaç; kumtaşı inşaatta, yol ve kaldırımlara taş döşemede, çok ince olanları da bileme taşı olarak kullanılır. Kalkerli kumtaşı ise içinde kireçtaşı taneleri bulunan yeşilimsi bir tür kumtaşı.

<span class="mw-page-title-main">Kayaç</span> doğal olarak oluşan mineral agregası

Kayaç, çeşitli minerallerin veya mineral ve taş parçacıklarının bir araya gelmesinden ya da bir mineralin çok miktarda birikmesinden meydana gelen katı birikintilerdir. Kayaç terimi eski Türkçede sahre, yeni Türkçede külte ve yabancı dillerdeki rock, roche, gestein sözcükleri karşılığı kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Granit</span>

Granit, sert, kristal yapılı minerallerden meydana gelen tane görünüşlü magmatik felsik müdahaleci magmatik bir kaya türüdür. Granit kelimesi, tamamen kristalli bir kayanın kaba taneli yapısında bulunan Latince granumdan gelir. Plüton içindeki taneler çoğunlukla gözle görülebilir büyüklüktedir. Feldispatın esas mineralleri ortoklas cinsi ile az miktarda plajioklas ve kuvarstır. Ayrıca mika, hornblend, piroksen ve ikinci gruba giren turmalin, apatit, zirkon, grena, manyetit gibi mineraller de bulunabilir. Ancak genellikle "granit" terimi daha geniş bir yelpazede ifade etmek için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Sodyum karbonat</span> inorganik bileşik

Sodyum karbonat, (çamaşır sodası, kristal soda ve soda külü olarak da bilinir) Na2CO3 formülüne sahip değişik hidratları olan bir inorganik bileşiktir. Bütün formları beyaz, suda çözünür tuzlardır. Tüm formları güçlü bir alkali tada sahiptir ve suda orta derecede alkali çözeltiler verir. Tarihsel olarak sodyum bakımından zengin göl sularından veya sodyum bakımından zengin topraklarda yetişen bitkilerin küllerinden çıkarıldı. Bu sodyum açısından zengin bitkilerin külleri, potas üretmek için kullanılan odun küllerinden belirgin şekilde farklı olduğundan, "soda külü" olarak anıldı. Günümüzde ise, Solvay işlemi ile sodyum klorür ve kireç taşından büyük miktarlarda üretilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Buzul</span> büyük kar ve buz kütlesi

Buzul, dağ zirvelerinde yaz kış erimeyen ve yer çekiminin etkisiyle yer değiştiren büyük kar ve buz kütlesidir. Eğimli arazilerde yıllar boyunca biriken kar kütlesinin önce buzkar, sonra da buza dönüşmesiyle oluşur. Buzullar okyanuslardan sonra dünya üzerindeki ikinci büyük su deposu ve en büyük tatlı su deposudur, tatlı suyun % 98,5'ini oluştururlar. Hemen hemen her kıtada buzullara rastlanır. Dünya'nın belirli bölgeleri, bütün yıl erimeyen ve "buzul" adını alan buzlarla kaplıdır. Bunlar kutup bölgeleriyle yüksek dağların tepeleridir. Buzul oluşabilecek bölgenin deniz yüzeyinden yüksekliği, enlemin artmasıyla azalır. Ekvator yakınlarında 0° enlem çevresinde buzullara rastlamak için Runewenzorilerin 4.400 m yüksekliğine çıkmak gerekirken, Alplerde (45°) 2500 m'ye, Norveç'te (60°) 1500 m'ye çıkmak yeterlidir. Kutupta buzullara deniz yüzeyinde rastlanır.

<span class="mw-page-title-main">Kum</span>

Kum; bölünmüş kaya ve mineral parçacıklarından oluşan granül bir malzemedir. Çakıldan daha ince ve siltden daha kaba olur.

<span class="mw-page-title-main">İnka mimarisi</span>

İnka mimarisi üç temel kavram üzerine kurulmuştur: hassaslık, kullanışlılık ve sadelik. İnka mimarisinin temel anlayış prensibi "Azı karar çoğu zarar." olmuştur.

Katastrofizm veya kıyamet kuramı, paleontoloji'yi büyük oranda geliştiren Fransız anatomist Georges Cuvier (1769-1832) tarafından ileri sürülen ve katmanlar arasındaki her bir sınırın, zaman olarak, sel baskınları ve kuraklık gibi felaketlere karşılık geldiğini ve o dönemde yaşayan türlerin çoğunun ortadan kalkmış olduğunu savunan hipotezdir.

<span class="mw-page-title-main">1421 (kitap)</span>

1421: Çin'in Dünyayı Keşfettiği Yıl 2002 yılında emekli denizaltı komutanı ve amatör tarihçi Gavin Menzies tarafından yazılan eser. Eserde Avrupalı kaşiflerden önce bilinen dünyanın Çinli denizciler tarafından keşfedildiği iddia edilmektedir. Menzies'in iddiaları modern akademik tarih çevreleri tarafından sorgulanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Demiryolu hat açıklığı</span> demiryolu hattındaki raylar arasındaki boşluk

Demiryolu hat açıklığı, bir demiryolu hattını oluşturan yük taşıyan iki tren rayı arasındaki mesafeyi tanımlar. Dünyadaki demiryolu hatlarının %60'ı standart hat açıklığı olarak 1.435 mm mesafeyi kullanır. Farklı mesafelerdeki hat açıklıkları geniş veya dar olarak adlandırılır. İki farklı hat açıklığına sahip hatların buluştuğu yerlerde hat kesintiye uğrar. Bu yüzden bazı geçiş bölgelerinde farklı hat genişlikleri arasında kolayca geçiş yapılabilmesi için çok sayıda hat içeren kısımlar inşa edilmiştir. Hat açıklığı olmayan tek demiryolu türü monoray olarak adlandırılan hat yapısıdır. Bazı hafif yük taşıyan elektrikli demiryolu hatlarında üçüncü veya dördüncü hat bulunabilmektedir. Esas hattın dışında yer alan bu hat elektrik şebekesinin beslenmesi amacıyla kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Evrim düşüncesinin tarihi</span> bilim tarihinin bir yönü

Evrim düşüncesi; türlerin zaman içerisinde değişmelerini ifade eden kavram olarak köklerini eski çağlardan; Yunanistan'dan, Roma'dan, Çin'den ve Orta Çağ İslâm biliminden alır. 17. yüzyıl sonlarında biyolojik taksonominin başlangıcıyla Avrupa'daki biyolojik düşünce; doğal teolojiye tam olarak uyan ve ortaçağ Aristo metafiziği kavramı olan, her türün kendi karakteristiği olduğunu öne süren özcülükten etkilendi. Diğer yandan Aydınlanma Çağı'nda evrimsel kozmoloji ve mekanik felsefe, fizik bilimlerinden doğa tarihine kadar yayıldı. Natüralistler türlerin çeşitliliğine odaklandı ve sonradan "soy tükenmesi" kavramı ile doğa görüşünün temelini sarsan paleontoloji ortaya çıktı. 19. yüzyılın başlarında Jean-Baptiste Lamarck, ilk tamamen biçimlendirilmiş evrim teorisi olan türlerin transmutasyonu teorisini ortaya attı.

<span class="mw-page-title-main">Tafoni</span>

Tafoni, kaya yüzeyinde oyuk biçimindeki bir aşınma şeklidir. Kurak, yarı kurak, sıcak bölgelerde granitoid yerlerde kayaların çukur yerleri ile gölgede kalan bölümlerinde, kılcallığa bağlı olarak oluşan 1 metre ya da daha büyük çukurluklara denilmektedir. Nemli ve ılıman bölgelerdeki daha küçük boyutlu tafonilere “bal peteği erozyonu, arı yuvası” gibi adlar verilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Kıyı erozyonu</span>

Kıyı erozyonu, kıyıda bulunan; kumsal, kum tepeleri ve katmanların, dalga hareketleri, gelgitler, drenaj veya sert rüzgarlar tarafından aşındırılmasıdır. Kıyı şeridinin karaya doğru çekilmesi gelgit ölçeği (mareograf), mevsim ve diğer kısa vadeli döngüsel süreçler üzerinden ölçülebilir ve tanımlanabilir. Kıyı erozyonu, hidrolik hareket, aşınma, rüzgâr, su, doğal veya doğal olmayan diğer kuvvetlerin etkisi ve korozyonundan kaynaklanabilir.

<span class="mw-page-title-main">Karadeniz tufanı hipotezi</span> MÖ 5600lü yıllarda Karadenizin taşıdığı varsayımı

Karadeniz tufanı hipotezi, MÖ 5600'lü yıllarda Karadeniz'in varsayımsal olarak taşması olayıdır. Bu olayın en büyük sebebi Akdeniz'den gelen suların İstanbul Boğazı üzerinden Karadeniz'e doğru bir patika izlemesidir. Bu hipotez Aralık 1996'da The New York Times'ta akademik yayınlar bölümünde yazılmıştır. Bu hipotez ortaya atıldıktan sonra birçok bilim kuruluşu tarafından onaylanmış ve birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu olayın gerçekleşmesinde iki farklı hipotez bulunmaktadır: su kademeli olarak yükseldi, su titreşim nedeniyle yükseldi. Titreşim hipotezine göre Karadeniz 30,000 yıl boyunca ileri geri olarak hareketi nedeniyle suyunu akıttı ve bu yüzden bir hacim boşluğu oluştu fakat bu hipotez nasıl yeniden doldurulduğuna dair bir bilgi vermiyor.

<span class="mw-page-title-main">Meteora</span> Yunanistanın Kalambaka kasabası yakınlarındaki kayalık bölge

Meteora, Yunanistan'ın Kalambaka kasabası yakınlarındaki kayalık bölge. Bölgede çok sayıda Ortodoks kilisesi ve Athos Dağı'ndan sonra Yunanistan'daki en önemli manastırlar bulunmaktadır. Orijinalinde 24 tane olan manastırlardan 6 tanesi ayakta kalmış olup manastırlar, bölgeye hakim olan devasa doğal sütunların üzerine inşa edilmiştir. Meteora, Thessalia ovasının kuzeybatı ucunda, Pinios Nehri'nin ve Pindus Dağları'nın yakınında yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Şuşter Tarihi Su Sistemi</span>

Şuster Tarihi Su Sistemi,, karmaşık bir sulama sistemi olan Sasani döneminden kalma bir ada şehridir. İran'ın Huzistan Eyaleti'nde bulunur. 2009 yılında UNESCO tarafından bir Dünya Mirası olarak ilan edildi ve İran'ın Birleşmiş Milletler'in listesinde yer alan 10. miras alanı oldu.

<span class="mw-page-title-main">Mavi çukur</span>

Mavi çukur, yüzeye açık olan ve bir karbonat ana kayadan oluşan bir kıyı veya adada gelişen büyük bir deniz mağarası veya düdenidir. Varlıkları ilk olarak 20. yüzyılın sonlarında balıkçılar ve dalgıçlar tarafından keşfedildi. Mavi çukurlar tipik olarak gelgitsel olarak etkilenmiş tatlı, deniz suyu veya karışık su içerir. Derinliklerinin çoğu deniz seviyesinin altına iner ve batık mağara geçitlerine erişim sağlayabilir. İyi bilinen örnekler Güney Çin Denizi, Belize, Bahamalar, Guam, Avustralya ve Mısır'da bulunabilir.

Plütonizm, yerküreyi oluşturan magmatik kayaların, intrüzif magmatik etkinlikten geldiğini ve kayaları aşındıran günlenme ve erozyonun sürgit aşamalı bir işlemiyle deniz tabanında çökeldiğini, sıcaklık ve basınçla çökel kayaç tabakalarına yeniden dönüştüğünü ve sonra tekrar yükseldiğini belirten jeolojik bir teoridir. Bazaltın katılaşan ergimiş magma olduğunu öne sürer. Plütonizm adı, yeraltı dünyasının klasik hükümdarı Pluto'ya atıfta bulunurken, "volkanizm", antik Romalı ateş ve volkanların tanrısı Vulcan'ın adını tekrarlar. Oxford İngilizce Sözlüğü, "plütonistler" kelimesinin kullanımını 1799'a, ve plütonizm kelimesinin ortaya çıkışını 1842'ye kadar izler.