İçeriğe atla

Bilişsel taklit

Bilişsel taklit, sosyal öğrenme alt biçimi ve taklit alt türüdür. Bilişsel taklit motor ve vokal taklitle kontrast oluşturur. Diğer tüm taklit şekillerinde olduğu gibi, bilişsel taklit bir başkasının uyguladığı kuralları veya yanıtları öğrenmeyi ve kopyalamayı içerir. Motor ve bilişsel taklit arasındaki en temel fark, gözlemci tarafından öğrenilen ve kopyalanan kuralın (ve uyaranın) türüdür. Bu nedenle, tipik bir taklitle öğrenme deneyinde katılımcıların nesneler üstünde yeni eylemleri veya yeni spesifik hareket dizinlerini (yeni motor taklit) kopyalaması gerekirken, bir bilişsel taklit paradigmasında katılımcıların belirli hareket ve hareket kalıplarından bağımsız olarak yeni bir kuralı taklit etmesi beklenmektedir.

Takip eden örnekte bilişsel taklit ve motor-mekansal taklit arasındaki farkı görebiliriz. Birinin omzundan bakan ve para çekme makinesi (ATM) şifresini çalan birini hayal edin. Diğer tüm taklit biçimlerinde olduğu gibi birey gördüğü diziyi öğrenir ve başarılı bir şekilde tekrar eder. Örneğimizdeki gözlemci, çoğumuz gibi, muhtemelen bir ATM'yi nasıl kullanacağını bilir (ATM ekranında belli bir sırayla X sayıda tuşa basmak gerekir), yani ekrana verilen belirli motor tepkiler hırsızın yeni öğrendiği bir durum değildir. Buna karşın hırsızın öğrenebileceği iki tür soyut kural vardır. Bir taraftan hırsız mekansal bir kural öğrenebilir; önce sağ üst köşedeki tuşa dokun, sonra sol üst köşedeki ve en ortadaki, son olarak da sağ alt köşedeki tuşa dokun. Hırsızın davranışları soyut bir motor mekansal kural tarafından yönetildiği için bu durum motor-mekansal taklide bir örnek oluşturur. Diğer taraftan hırsızımız gözlemlediği davranıştaki mekansal dizgiyi görmezden gelebilir ve onun yerine nerede olduklarından bağımsız olarak dokunulan belirli öğelere odaklanıp soyut bir sayısal kural oluşturabilir: 3-1-5-9 gibi. Bu bilişsel taklide bir örnek oluşturur çünkü birey belirli bir motor davranışı kopyalamadan soyut bir sıralı kuralı kopyalamış olur. Bu örnekte hırsızın davranışı (yanıtı) gözlemlediği davranışla örtüşür çünkü numaralar her seferinde hep aynı yerdedir; eğer numaralar farklı yerlerde olsaydı - mesela her yeni şifre girme denemesinde ATM klavyesinde numaralar farklı yerlerde olsaydı- hırsızımız yine de şifreyi doğru bir şekilde yeniden üretebilirdi çünkü mekansal bir kural yerine (gözlemlenebilir bir motor-mekansal şablon) bilişsel (soyut, öğeye özel sıralı kural) bir kural öğrenmişti.

Rhesus maymunlarında

“Bilişsel taklit” terimi ilk olarak Subiaul ve meslektaşları (Subiaul, Cantlon, et al., 2004) tarafından kullanılmış ve “toy bir öğrencinin uzman birinin bir kuralı kullanışını taklit etmesi gibi olan bir tür gözlemleyerek öğrenme biçimi” olarak tanımlanmıştır. Bilişsel taklidi motor taklitten ayırmak için Subiaul ve meslektaşları iki rhesus makağını dokunmatik bir ekranda aynı anda görünen farklı fotoğraf setlerine, belirlenen sırayla yanıt vermeleri için eğitti.[1] Her denemede fotoğrafların yerleri farklı yerde olduğu için dizinlerin motor taklitle öğrenilme şansı yoktu. İki maymun da, bir uzmanı gözlemledikleri zaman kendi deneme yanılma yöntemleriyle öğrendikleri zamana kıyasla çok daha hızlı öğrendiler. Her iki maymunun da performansına yönelik bir mikro-analiz, her iki maymunun da dört fotoğraftan ikisinin sırasını başlangıç seviyesinden daha hızlı öğrendiğini gösterdi. İkinci bir deney sosyal kolaylaştırmayı bu sonuçlar için bir açıklama olmaktan çıkardı. Ancak üçüncü bir deney, başka bir maymunun yokluğunda, bir bilgisayarın doğru sıralamayı vurguladığı deney düzeneğinde (hayalet kontrol) öğrenmenin gerçekleşmediğini gösterdi.

Bilişsel ve motor-mekansal taklidin ayrıştırılması

Subiaul ve meslektaşları, iki soyut kuralın öğrenilmesini ölçen bilgisayar kaynaklı iki görev yardımıyla, bilişsel- öğe odaklı- kuralların (örneğin çocuk- kedi- elma;[2]) ve motor- mekansal- kaynaklı- kuralların (örneğin yukarı-aşağı-sağa[3]) taklidi arasında önemli ayrımlar olduğunu göstermiştir. Spesifik olarak, buldukları sonuçlara göre, 3 yaş grubu çocuklar başarılı bir şekilde öğeye özgü kuralları taklit edebilirken (bilişsel taklit), aynı 3 yaş grubu motor-mekansal kuralları taklit etmekte başarısız olmuştur.[4] Bu ayrım motor-mekansal kuralların, bilişsel kurallara kıyasla doğası gereği daha zor olması gibi bir sebepten kaynaklı değildir. Takip eden çalışmalar, 3-yaş grubunun mekansal kuralları deneme yanılma yöntemiyle kolaylıkla öğrenebildiğini ve öğrendikleri kuralları 30 saniyelik gecikme periyodundan sonra doğru bir şekilde hatırlayabildiğni göstermiştir.[5] Bu sonuçlar 3 yaş grubunun motor-mekansal kuralları öğrenmedeki zorluğunun sebebinin genel olarak öğrenmedeki zorluklardan (kodlama ve hatırlama) kaynaklanabiliyor olma olasılığını görmezden gelmektedir. Bir başka çalışmada, 3 yaş grubu çocuklara bilerek sıralamada hata yapan ama “ ah, bu doğru değil!” diyerek yanlışlıkla böyle yaptığını belirten modeller gösterilmiştir. Bu deney düzeneğinde modeller, örneğin sağ-üst, sol-alt, sol-üst şeklinde olması gereken sıralamayı sağ-üst, sol-üst, sol-alt şeklinde gösterdikten sonra bu sıralamanın doğru olmadığını belirtmişlerdir. Bu düzenekte, Meltzoff'un “canlandırma” paradigmasında olduğu gibi,[6] çocuğun gözlemlenen durumu değil (sağ-üst, sol-üst, sol-alt) amaç edinilen sıralamayı (sağ-üst, sol-alt, sol-üst) öğrenmesi beklendiğinden,[5] bu deney hedef öykünmesi koşulludur . Karşılık verme imkanı sunulduğu zaman, 3 yaş grubu istenilen (yani doğru) cevabı üretmiştir. 3 yaş grubunun hedef öykünmesi koşulundaki başarısı, bu yaş grubunun motor-mekansal taklit yeteneğindeki problemin yeni bir mekansal kuralı bir model vasıtasıyla vekaleten öğrenmelerinden kaynaklı olabileceği ihtimalini dahil etmemektedir (örn., ilgi yetersizliği, dikkatini toplayamamak, amaç çıkarımında bulunamamak). Çocukların hedef öykünme koşulundaki başarısı, sosyal öğrenmenin sosyal çıkarım yoluyla (amaç çıkarımı yapmak) ve nedensel çıkarım yoluyla (hata algılama), herhangi bir mekan-spesifik taklitle öğrenme mekanizmasından bağımsız olarak gerçekleşebileceğini göstermiştir.[7]

Bilişsel ve motor-mekansal taklit arasındaki ayrımı daha derinden incelemek için Subiaul ve meslektaşları[7] okul-öncesi çocuklarla (2-6 yaşları), bilişsel (öğe-odaklı) ve motor-mekansal (mekan-odaklı) görevleri içeren, büyük ölçekli, denek-iç, kesitsel bir çalışma dizayn etmişlerdir. Bu sonuçlar, çocukların bilişsel taklit performansının veya motor-mekansal taklit performansının diğerine dair tahminde bulunmakta kullanılamayacağını göstermiştir. Bir başka önemli nokta da, yaşın daha gelişmiş bir bilişsel ve motor-mekansal taklit yeteneğini ön görmesine rağmen, çocukların tek tek her iki tipteki kuralı da deneme yanılma yöntemiyle öğrenmesi bu kuralları taklit etme yeteneklerine dair bir öngörüde bulunmamıştır.

Subiaul ve meslektaşları bu sonuçların taklit öğrenmenin alan-spesifik olup alan-genel olmadığı hipoteziyle aynı doğrultuda olduğunu savunmuşlardır. Fakat dikkat çekilmesi gereken bir önemli nokta da Heyes ve diğer araştırmacıların savunduğu; "yeni" öğrenilmiş kuralların taklit ve cevaplamasının alan-spesifik iken, "aşina" olunan taklit ve cevaplamasının büyük ihtimalle alan-genel, özelleşmemiş mekanizmalar tarafından yönetildiği fikridir.

Ayrıca bakınız

  • Imitation
  • Mimic octopus
  • Modelling (psychology)
  • Monkey see, monkey do

Kaynakça

  1. ^ Francys Subiaul (27 October 2009). "Rhesus Monkey 4 ITEM SCP" – via YouTube.
  2. ^ "Arşivlenmiş kopya". 11 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Temmuz 2021. 
  3. ^ "Arşivlenmiş kopya". 11 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Temmuz 2021. 
  4. ^ Subiaul, Anderson et al. 2012, Subiaul, Patterson et al. 2014
  5. ^ a b Subiaul, Anderson et al. 2012
  6. ^ Meltzoff 1995, Bellagamba, Camaioni et al. 2006
  7. ^ a b Subiaul, Patterson et al. 2015
Notlar
  • Subiaul, F., Cantlon, J., Holloway, R. L., Terrace, H. S. (2004). Cognitive Imitation in Rhesus Macaques. Science, 305 (5682, pp. 407–410).
  • Subiaul, F., et al. (2015). "Becoming a high-fidelity - super - imitator: what are the contributions of social and individual learning?" Dev Sci.
  • Subiaul, F., et al. (2012). "Multiple imitation mechanisms in children." Dev Psychol 48(4): 1165-1179.

İlgili Araştırma Makaleleri

Psikoloji veya Ruh bilimi, içgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir. Bilinçli ve bilinçsiz olayların yanı sıra daha çok duygu ve düşüncenin incelemesini içeren Psikoloji, çok kapsamlı bir bilimsel alandır. Bu alanda uzman olan ve aynı zamanda bilgi araştırması yapanlara psikolog denir. Psikologlar, beyinin ortaya çıkan özelliklerini ve ortaya çıkan özelliklerle bağlantılı tüm fenomenleri anlamaya çalışırlar ve bu şekilde daha geniş nöro-bilimsel araştırmacı grubuna katılırlar. Psikoloji bilimi, bir sosyal bilim olmasına rağmen aynı zamanda doğa bilimleri olarak da kategorize edilebilir. Özellikle beyin biyolojisi bilgisini oldukça kullanır ve geliştirir.

<span class="mw-page-title-main">Bilişsel bilim</span> zihin ve süreçleri hakkında disiplinlerarası bilimsel çalışma

Bilişsel bilim, zihin ve zekânın işleyişini ele alan, zeki sistemlerin dinamiklerini ve yapılarını araştıran disiplinler arası bir yaklaşımdır. Çok geniş bir alanı kapsamasından ötürü bilişsel bilim alanında çalışan araştırmacıların bilişsel psikoloji, dil bilimi, sinir bilimi, yapay zekâ, antropoloji ve felsefe gibi alanlarda temel bilgilere sahip olması beklenir.

Gelişim psikolojisi, bireyin kronolojik yaşıyla onun davranışının türü arasındaki ilişkiyi inceler. Duyu organlarının yaşın ilerlemesine paralel olarak nasıl geliştiği, konuşma gibi oldukça karmaşık önemli bir davranışın, hangi yaş aşamalarında ne gibi gelişim basamakları gösterdiği gelişim psikologlarının üzerinde çalıştığı sorunlara birkaç örnek oluşturur. Gelişimsel psikolojinin diğer bir konusu da çocukların içinde büyüdüğü çevre özellikleriyle onun geliştirdiği davranış türleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Günümüzde gelişim psikolojisi; çocuğun gelişimi ile ilgilendiği kadar, yaşlılık konusuyla da ilgilenir.

Davranışçılık veya behaviorizm, I. Dünya Savaşı sıralarında bir grup Amerikalı psikoloğun, yapısalcılığa ve işlevselciliğe karşı çıkmaları ve bilincin iç gözlem yöntemi ile incelenmesine kuşku ile bakmaları sonucu ortaya çıkan, bilinç hallerinin değil, davranışların, gözlenebilir durumların incelenmesi gerekliliğini savunan psikoloji kuramı akımıdır.

<span class="mw-page-title-main">Roger Wolcott Sperry</span>

Roger Wolcott Sperry, bölünmüş beyin çalışmalarıyla ünlü bir nöropsikologtur. Bu çalışmalar sayesinde David Hunter Hubel ve Torsten Nils Wiesel ile birlikte 1981 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü kazanmıştır.

Refleks ya da tepki, dıştan gelen bir uyarı sonucunda refleks yayı aracılığıyla doğan ve devinim, iç salgı gibi iç tepkilere yol açan istem dışı sinir etkinliğidir.

Üstbiliş, en kısa tanımıyla, kişinin kendi düşünme süreçlerinin farkında olması ve bu süreçleri kontrol edebilmesi anlamına gelir. 1976 yılında çocukların ileri bellek yetenekleri konusunda yaptığı bir araştırmada ilk kez üstbellek terimini kullanmış ve bu kavramı literatüre kazandırmıştır. 1979 yılında çalışmalarını geliştiren Flavell, üstbilişi de içerecek biçimde, kuramını yeniden yapılandırmıştır. Üstbiliş, çeşitli kaynaklarda bireyin kendi bilişsel süreçlerini kontrol edebilme ve yönlendirebilme yeterliliği; bireyin problem çözmesinde planlama, izleme ve değerlendirmenin kullanıldığı yüksek düzeyde bir yönetsel süreç; bilişsel aktivitenin anlaşılması ve kontrol edilmesi; bilişi etkileyen faktörlerin anlaşılması ve küçük modeller eşliğinde bilişin izlenip kontrol edilmesi olarak tanımlanmaktadır.

Bellek ya da hafıza, yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücüdür.

<span class="mw-page-title-main">Sosyal psikoloji</span> toplumun insanların düşüncelerini ve davranışlarını nasıl etkilediğini araştıran bilim dalı

Sosyal psikoloji bireylerin düşüncelerinin, iç dünyalarının ve davranışlarının başkalarının gerçek, hayalî ve anlaşılan oluşundan nasıl etkilendiğine dair bir bilimsel çalışmadır. Bu alanda araştırma yapanlar genellikle psikolog veya sosyolog'lardan oluşmaktadır. Buna rağmen bütün sosyal psikologlar hem birey, hem de topluluk bazında çalışırlar. Benzerliklerine rağmen iki alan amaçları, yaklaşımları, yöntemleri ve terimlerinde farklılaşırlar. Biyofizik ve kavrama psikolojisi gibi sosyal psikoloji de disiplinlerarası bir alandır.

<span class="mw-page-title-main">Albert Bandura</span>

Albert Bandura, sosyal öğrenme kuramı ve öz yarar teorisi üzerindeki çalışmalarıyla tanınan Kanadalı ünlü psikolog.

Piaget Teorisi; bilme, anlama, yorumlama ve öğrenme eylemlerini gerçekleştirmeyi sağlayan zihinsel etkinliklerin genel adıdır.

<span class="mw-page-title-main">Davranış</span> varlıkların (birey ya da grup) iç veya dış uyaranlara içtenlikle verdiği eşgüdümlü yanıtlar (eylemler ya da eylemsizlikler)

Davranış, psikolojik anlamda canlıların dış dünyaya karşı gösterdikleri her türlü bilişsel, duyuşsal ve psikomotor (bedensel-fiziksel) tepkilerin genel adıdır. Söz konusu bilişsel, duyuşsal ve psikomotor boyutlar birbiri ile etkileşim halindedir. Bunun sonucunda davranış ortaya çıkar.

<span class="mw-page-title-main">Motor beceri</span>

Motor beceri, belirli bir işi gerçekleştirmek için uyumlu motor hareketi sağlayan davranışları öğrenme sıklığıdır. Motor becerilerinin gelişimi, serebral korteksin istemli kas gruplarını kontrol eden motor korteks bölgesinde meydana gelir.

Problem çözme, problem çözücü için açık bir çözüm yöntemi bulunmadığında, belirli bir durumu, bir sonuç durumuna dönüştürmeye yönelik bilişsel süreçtir.

Psikoloji temel bilimi, psikoloji alanında yapılan araştırmaların bazıları, uygulanan psikolojik disiplinlerde yapılan araştırmalardan daha "temel" dir ve doğrudan bir uygulaması yoktur. Psikoloji içerisindeki temel bilim yönelimini yansıttığı düşünülen alt disiplinler arasında biyolojik psikoloji, bilişsel psikoloji, nöropsikoloji vb. alt dallar sayılabilmektedir. Bu alt disiplinlerdeki araştırmalar, metodolojik titizlik ile karakterizedir. Psikolojinin temel bilim olarak kaygı, davranış, biliş ve duyguların altında yatan yasaları ve süreçleri anlamaktır. Temel bilim olarak psikoloji, uygulamalı psikoloji için bir temel sağlar. Uygulamalı psikoloji, aksine, temel psikolojik bilimlerin ortaya koyduğu psikolojik ilkelerin ve teorilerin uygulanmasını içerir; bu uygulamalar zihinsel ve fiziksel sağlık ayrıca eğitim gibi alanlarda sorunların üstesinden gelmeyi veya refahı artırmayı amaçlamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Bobo bebeği deneyi</span> 1961 ve 1963te Albert Bandura tarafından yetişkin bir modelin bir Bobo bebeğine (devrildiğinde kendi kendine kalkan bir oyuncak) saldırganca hareketlerini izledikten sonra çocukların davranışlarını incelediği zaman yapılan deneylerin kolekti

Bobo bebeği deneyi, nüfuzlu bir psikolog olan Albert Bandura tarafından yapılan deneylerin ortak adıdır. 1961 ve 1963 yıllarında bir yetişkin insan modelin Bobo bebeğine saldırgan bir şekilde davranmasını izledikten sonra çocukların davranışını gözlemlemiştir. Deneyin farklı varyasyonları vardır. En dikkate değer deney, insan modelinin ödüllendirildiğini, cezalandırıldığını veya Bobo bebeğini fiziksel olarak taciz etmenin bir sonucu olmadığını gördükten sonra çocukların davranışlarını ölçmekti. Bu deneyler Bandura'nın sosyal öğrenme kuramını test etmek için kullandığı ampirik yöntemlerdir. Sosyal öğrenme kuramı, insanların büyük ölçüde gözlemleyerek, taklit ederek ve biçimlendirerek öğrendiklerini söyler. Bu kuram insanların sadece kendilerinin ödüllendirildikleri veya cezaaman öğrenmediklerini, aynı zamanda başkalarının ödüllendirildiğini veya cezalandırıldığını izleyerek de öğrenebileceklerini gösterir. Bu deneyler önemlidir; çünkü gözlemsel öğrenmenin etkileri ile ilgili daha birçok çalışma ile sonuçlanmıştır. Çalışmalardan elde edilen yeni verilerin, örneğin çocukların şiddet içeren medyayı izleyerek nasıl etkilenebileceğine dair kanıt sunaraktan gerçekçi çıkarımları vardır.

Psikomotor gelişme, fiziksel yapıdaki değişikliklerin (büyümenin) santral sinir sisteminin gelişimiyle koşut ve uyumlu olması olgusudur. Prenatal dönemden başlar ve yaşam boyu sürer. Büyürken öğrenme, öğrendikçe gelişme ve geliştikçe olgunlaşma olgusudur; son aşamada olgunlaşma ve öğrenme yaşla uyumlu bir düzeye gelir.

<span class="mw-page-title-main">Hayvan bilişi</span> insan olmayan hayvanların zekası

Hayvan bilişi, insan-olmayan hayvanların zihinsel kapasitelerini kapsayan bir alandır. Bu alanda kullanılan hayvan koşullandırma ve öğrenim çalışmaları, karşılaştırmalı psikolojiden geliştirilmiştir. Aynı zamanda etoloji, davranışsal ekoloji ve evrimsel psikolojinin etkisinde kalmıştır; bazen bu alandan bilişsel etoloji adıyla da bahsedilir. Hayvan zekası terimiyle ilişkilendirilen pek çok davranış aynı zamanda hayvan bilişinin de kapsamındadır.

Bedenlenmiş biliş, bilişin birçok özelliğinin, organizmanın bedeninin çeşitli yönleri tarafından şekillendirildiğini ifade eden teoridir. Bilişin özellikleri, kavramlar ve kategoriler gibi üst düzey zihinsel yapılarla ve bilişsel görevlerde gözlenen performansla ilişkilidir. Bedenin çeşitli yönleri ise; motor sistem, algı, beden-çevre etkileşimi ve organizmanın yapısında yerleşik olan dünya hakkındaki varsayımlara işaret eder.

Öğrenme stilleri, bireylerin öğrenmelerindeki farklılıklarını göz önüne alarak, bu konudaki teorilere atıfta bulunmaktadır. Atıfta bulunduğu teorilerden birçoğu; insanların, öğrenme tarzlarına göre sınıflandırılabileceği görüşündedir. Ancak önerilen öğrenme biçimlerinin; nasıl tanımlanması, sınıflandırılması ve değerlendirilmesi gerektiği konusunda farklılık göstermektedirler. Ortak noktaları ise; bireylerin öğrenme tarzlarında, farklılıkları olduğu kanısıdır.