İçeriğe atla

Bilincin zor problemi

Zor problem genellikle ters çevrilmiş görsel spektrumların mantıksal olasılığı ile açıklanmaktadır. Eğer bir kişinin renk algısının tersine çevrilebileceğini varsaymakta mantıksal bir çelişki yoksa, görsel işlemenin mekaniksel açıklamalarının renkleri görmekle ilgili deneyimin neye benzediği konusunda kesin bilgiler vermediği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bilincin zor problemi, zihin felsefesinde, insanların ve diğer organizmaların neden ve nasıl niteliklere, fenomenal bilince veya qualia'ya sahip olduğunu açıklamaktır.[1] Bu problem, fiziksel sistemlerin sağlıklı bir insana ayırt etme, bilgiyi bütünleştirme, izleme, dinleme ve konuşma gibi davranışsal işlevleri neden ve nasıl yerine getirme yeteneği verdiğini açıklayan 'kolay problemlerle' tezat oluşturmaktadır.[1] Her bir fiziksel sistem, sadece fenomenin temelini oluşturan "yapı ve dinamiklere" bakılarak açıklanabildiğinden, kolay problemler fonksiyonel açıklamalara, yani mekanizmaya dayalı ya da davranışsal açıklamalara elverişlidir.[1]

Zor problemin temsilcileri, bunun kolay problemlerden kategorik olarak farklı bir durum olduğunu, zira hiçbir mekanik ya da davranışsal açıklamanın bir deneyimin karakterini prensipte bile açıklayamayacağını savunmaktadır. Tüm ilgili işlevsel gerçekler açıklandıktan sonra bile, "Bu işlevlerin yerine getirilmesine neden deneyim eşlik etmektedir?"[1] sorusu kalacaktır. Zor problemin savunucuları, görüşlerini desteklemek için sıklıkla çeşitli felsefi düşünce deneylerine başvururlar. Bu deneyler arasında felsefi zombiler, tersine çevrilmiş qualia, renk deneyimlerinin tarif edilemezliği ve yarasa olma deneyimi gibi yabancı bilinç durumlarının bilinemezliği yer almaktadır.

"Zor problem" ve "kolay problem" terimleri filozof David Chalmers tarafından 1994 yılında Tucson, Arizona'da düzenlenen The Science of Consciousness konferansında yapılan bir konuşmada ortaya çıkmıştır.[2] Ertesi yıl Chalmers'ın konuşmasının ana konuları The Journal of Consciousness Studies'de yayınlanmıştır. Yayın bilinç araştırmacılarının büyük ilgisini çekerek derginin özel bir cildinin konusu olmuştur [3][4] ve bu daha sonra kitap olarak yayınlanmıştır.[5] Chalmers 1996 yılında, temel argümanlarını detaylandırdığı ve karşı argümanlara yanıt verdiği, zor problemi ele alan kitap uzunluğundaki The Conscious Mind'ı yayınlamıştır. Chalmers'ın "kolay" sözcüğünü kullanmasının sebebi iğneleme amaçlıdır.[6] Bilişsel psikolog Steven Pinker'ın da belirttiği gibi, bu problemi çözmek Mars'a gitmek veya kanseri iyileştirmek seviyesinde bir kolaylığa sahiptir. "Yani, bilim insanları ne aramaları gerektiğini az çok biliyorlar ve yeterli beyin gücü ve finansmanla muhtemelen bu yüzyıl içinde bunu çözebilirler." [7]

Zor problemin varlığı tartışmalıdır. Joseph Levine,[8] Colin McGinn[9] ve Ned Block[10] gibi bazı zihin felsefecileri ve Francisco Varela,[11] Giulio Tononi[12][13] ve Christof Koch[12][13] gibi bilişsel nörobilimciler tarafından kabul edilmiştir. Öte yandan, bu problemin varlığı Daniel Dennett, Massimo Pigliucci,[14] Thomas Metzinger, Patricia Churchland [15] ve Keith Frankish[16] gibi diğer zihin felsefecileri ve Stanislas Dehaene, Bernard Baars,[17] Anil Seth[18] ve Antonio Damasio[19] gibi bilişsel nörobilimciler tarafından reddedilmektedir. Klinik nörolog Steven Novella bunu "zor olmayan problem" olarak değerlendirmiştir.[20] 2020 PhilPapers anketine göre, ankete katılan filozofların çoğunluğu (%62,42) zor problemin gerçekten var olduğuna inanmaktayken, %29,72'si böyle bir problemin var olmadığını belirtmiştir.[21]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b c d Chalmers, David (1995). "Facing up to the problem of consciousness". Journal of Consciousness Studies. 2 (3): 200-219. 
  2. ^ Problem of Consciousness (Tuscan 1994)
  3. ^ JCS vol. 4, pp. 3-46, 1997
  4. ^ Chalmers, David (1997). "Moving forward on the problem of consciousness". Journal of Consciousness Studies. 4 (1): 3-46. 
  5. ^ Shear, Jonathan (1997). Explaining Consciousness: The Hard Problem. MIT Press. ISBN 978-0262692212. 
  6. ^ "Episode 83, The David Chalmers Interview (Part I - Consciousness)". The Panpsycast Philosophy Podcast (İngilizce). 19 Temmuz 2020. Erişim tarihi: 5 Eylül 2020. 
  7. ^ Pinker, Steven (29 Ocak 2007). "The Brain: The Mystery of Consciousness". Time. Erişim tarihi: 19 Aralık 2018. []
  8. ^ Levine, Joseph (15 Ocak 2009). "The Explanatory Gap". The Oxford Handbook of Philosophy of Mind: 281-291. doi:10.1093/oxfordhb/9780199262618.003.0017. ISBN 978-0199262618. 29 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2024. 
  9. ^ McGinn, Colin (20 Şubat 2012). "All machine and no ghost?". New Statesman. 29 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Mart 2012. 
  10. ^ Block, Ned (2002). "The Harder Problem of Consciousness". The Journal of Philosophy. 99 (8): 391-425. doi:10.2307/3655621. 
  11. ^ Varela, F.J. (1 Nisan 1996). "Neurophenomenology: a methodological remedy for the hard problem". Journal of Consciousness Studies. 3 (4): 330-349. 29 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2024. 
  12. ^ a b Tononi, Giulio; Boly, Melanie; Massimini, Marcello; Koch, Christof (July 2016). "Integrated information theory: from consciousness to its physical substrate". Nature Reviews Neuroscience. 17 (7): 450-461. doi:10.1038/nrn.2016.44. PMID 27225071. 
  13. ^ a b Tononi, Giulio; Koch, Christof (March 2015). "Consciousness: here, there and everywhere?". Philosophical Transactions of the Royal Society B: Biological Sciences. 370 (1668): 20140167. doi:10.1098/rstb.2014.0167. PMC 4387509 $2. PMID 25823865. 
  14. ^ Massimo Pigliucci (2013). "What hard problem?" (PDF). Philosophy Now (99). 2 Ekim 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 19 Mayıs 2024. 
  15. ^ Churchland, Patricia (1996). "The Hornswoggle Problem" (PDF). Journal of Consciousness Studies. 3 (5–6): 402-408. Erişim tarihi: 10 Ocak 2021. 
  16. ^ Frankish, Keith (2016). "Illusionism as a Theory of Consciousness" (PDF). Journal of Consciousness Studies. 23 (11–12): 11-39. 5 Ocak 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 20 Aralık 2018. 
  17. ^ Edelman, Gerald; Gally, Joseph; Baars, Bernard (2011). "Biology of Consciousness". Frontiers in Psychology. 2 (4): 4. doi:10.3389/fpsyg.2011.00004. PMC 3111444 $2. PMID 21713129. 
  18. ^ Seth, Anil (November 2016). "The real problem". Aeon. 29 Mayıs 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Nisan 2018. 
  19. ^ Sean Carroll (29 Nisan 2019). "Sean Carroll's Mindscape". Preposterousuniverse.com (Podcast). Sean Carroll. Etkinlik zamanı: 1:04.46. I’m just saying that the idea of a hard problem that you cannot transpose, I think is wrong. 
  20. ^ "Psychological Scales. The Hard Problem of Consciousness". arabpsychology.com. 29 Ekim 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Ekim 2023. 
  21. ^ "PhilPapers Survey 2020". survey2020.philpeople.org. 1 Kasım 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Mayıs 2022. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Bilişsel bilim</span> zihin ve süreçleri hakkında disiplinlerarası bilimsel çalışma

Bilişsel bilim, zihin ve zekânın işleyişini ele alan, zeki sistemlerin dinamiklerini ve yapılarını araştıran disiplinler arası bir yaklaşımdır. Çok geniş bir alanı kapsamasından ötürü bilişsel bilim alanında çalışan araştırmacıların bilişsel psikoloji, dil bilimi, sinir bilimi, yapay zekâ, antropoloji ve felsefe gibi alanlarda temel bilgilere sahip olması beklenir.

<span class="mw-page-title-main">Bilinç</span> Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci. Düşünen öznenin kendisini anlama ve bilme durumu.

Bilinç, genel olarak, insanda farkındalığın, duygunun, algının ve bilginin merkezi olarak kabul edilen yetidir. Zihnin kendi içeriklerinin farkında olduğu, içebakış yoluyla bilinen, duyumları, algıları ve anıları ihtiva eden bölümüdür.

  1. Kişinin kendisine, yaşantılarına, çevresine, öteki kişilere, bir bütün olarak içinde yaşadığı dünyaya ilişkin farkındalığı, yaşanan deneyimlerden kendiliğinden doğan kendinin farkında olma görüngüsü;
  2. Öznenin duygularına, algılarına, bilgilerine ve kavrayışlarına bağlı olarak kendini anlama, tanıma ya da bilme yetisi;
  3. Bilme edimi ile bilinen içerik arasındaki ilişkiyi her ikisini de içerecek biçimde bir üst düzeyde kurabilme becerisi;
  4. Acı çekme, isteme, bekleme, düş kırıklığına uğrama, korkma gibi belli bir nesnesi bulunan bütün “geçişli” yaşama edimlerini olanaklı kılan ana ilke;
  5. Düşünen öznenin kendisine dönerek, kendisini kendi düşünceleri ile kavraması, kendisine bir başkası olarak dışarıdan bakabilmesi durumu;
  6. “İçebakış” yoluyla zihnin kendi deneyimlerinin gerçekliğini kavrama edimi;
  7. Zihinsel yaşamın geçmiş duyumları, algıları, bilgileri bellekte tutma yeteneği;
  8. Kişinin kendi içinde yaşadıklarına ya da dışarıda olup bitenlere yönelik incelmiş sezgisi, bütün yaşadıklarına ilişkin genel görüşü;
  9. Üzüntü, sevinç, hüzün gibi tek tek yaşantı durumlarına ilişkin kendilik izlenimleri, şeylerin kişiye nasıl göründüğüne yönelik görüngübilimsel yaşantılar bütünü.
<span class="mw-page-title-main">Zihin felsefesi</span> Zihnin doğasıyla ilgilenen felsefe dalı

Zihin felsefesi, zihin, zihinsel olaylar, zihinsel işlevler, zihinsel özellikler, bilinç ve bunların fiziksel bedenle, özellikle beyinle ilişkilerini inceleyen felsefenin bir alt araştırma koludur. Bedenin zihinle ilişkisi bakımından zihin-beden sorunu, zihnin doğası ve onun fiziksel bedenle ilişkili olup olmadığı gibi diğer sorunlara rağmen, zihin felsefesinin merkezinde yer alan bir sorun olarak görülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">John Perry</span> Amerikalı filozof

John R. Perry Stanford Üniversitesi'nde Henry Waldgrave Stuart profesörü. mantık, dil felsefesi ve zihin felsefesini kapsayan felsefe alanlarında katkıları vardır.

Bilgisayar bilimi felsefesi, bilgisayar bilimi çalışmasında ortaya çıkan felsefi sorularla ilgilidir. Fizik felsefesi veya matematik felsefesi gibi bir bilgisayar bilimi felsefesi geliştirmeye yönelik bazı girişimlere rağmen, bilgisayar bilimi felsefesinin içeriği, amacı, odağı veya konusu hakkında hala ortak bir anlayış yoktur. Bilgisayar programlarının soyut doğası ve bilgisayar biliminin teknolojik tutkuları nedeniyle, bilgisayar bilimi felsefesinin kavramsal sorularının çoğu, bilim felsefesi, matematik felsefesi ve teknoloji felsefesi ile de karşılaştırılabilir.

Bilişsel nörobilim, odak noktası mental süreçlerde görev alan beyindeki sinirsel bağlantılar olmak üzere, genel anlamda bilişin altında yatan biyolojik süreçleri inceleyen bilim alanıdır. Bilişsel aktivitelerin beyindeki sinirsel devreler tarafından nasıl etkiilendiği veya kontrol edildiği sorularını ele alır. Bilişsel nörobilim, hem nörobilim hem de psikolojinin bir dalıdır ve davranışsal nörobilim, bilişsel psikoloji, fizyolojik psikoloji ve duyuşsal nörobilim gibi disiplinlerle örtüşür. Bilişsel nörobilim, bilişsel bilimdeki teorilere, nörobiyoloji ve hesaplama modellemesine dayanan kanıtlara dayanır.

Zihin felsefesinde, işlemsel zihin teorisi (İZT), işlemselcilik (computationalism) olarak da bilinir, insan zihninin bir bilgi işleme sistemi olduğunu ve biliş ile bilincin bir tür işlemleme (computation) olduğunu belirten fikirler kümesidir. Warren McCulloch ve Walter Pitts (1943) nöral faaliyetlerin işlemsel olduğunu ilk dile getirenlerdir. Nöral işlemlemenin bilişi açıkladığını iddia etmişlerdir. Teori modern biçimine ise Hilary Putnam tarafından 1967 yılında getirilmiş ve onun PhD öğrencisi filozof ve bilişsel bilimci Jerry Fodor tarafından 60’lı, 70’li ve 80’li yıllar boyunca geliştirilmiştir. 1990’larda Putnam, John Searle ve diğer bazı kimselerin çalışmaları dolayısıyla analitik felsefe alanında sert bir şekilde eleştirilmeye başlansa da, modern bilişsel psikoloji ve evrimsel psikoloji alanlarında oldukça popülerdir. 2000’ler ve 2010’larda ise İZT analitik felsefe alanında tekrar önem kazanmaya başlamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Patricia Churchland</span> Kanadalı filozof

Patricia Smith Churchland, nörofelsefeye ve zihin felsefesine katkıları dolayısıyla bilinen Kanadalı-Amerikalı bir analitik filozoftur. 1984'ten beri ders verdiği California Üniversitesi, San Diego'da (UCSD) Felsefe Bölümü Emerita Profesörüdür. Ayrıca 1989'dan beri Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsünde yardımcı profesörlük yapmıştır. Moskova Devlet Üniversitesi, Moskova Felsefe Bölümü Bilinç Çalışmaları Merkezi Mütevelli Heyeti üyesidir. 2015 yılında, Amerikan Sanat ve Bilimler Akademisi'ne üye seçilmiştir. British Columbia Üniversitesi, Pittsburgh Üniversitesi ve Oxford Üniversitesi'nde eğitim görmüştür, 1969-1984 yılları arasında Manitoba Üniversitesinde felsefe dersi vermiş ve filozof Paul Churchland ile evlenmiştir. The New Yorker 'da yazan Larissa MacFarquhar, felsefi çift hakkında şunları gözlemlediğini belirtmiştir: "Çalışmaları o kadar benzer ki bazen akademik dergilerde ve kitaplarda tek kişi olarak ele alınırlar."

<span class="mw-page-title-main">David Chalmers</span> Avustralyalı filozof (d. 1966)

David John Chalmers zihin felsefesi ve dil felsefesi alanlarında uzmanlaşmış Avustralyalı filozof ve bilişsel bilimcidir. New York Üniversitesi'nde felsefe ve sinirbilim profesörü olan Chalmers, aynı zamanda Ned Block ile birlikte New York Üniversitesi'nin; Zihin, Beyin ve Bilinç Merkezi'nin eş direktörüdür. 2013 yılında, Amerikan Bilim ve Sanat Akademisi'ne üye seçilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Algı felsefesi</span> Felsefi Yaklaşım

Algı felsefesi, algısal deneyimin doğası ve algısal verilerin durumuyla, özellikle de dünya hakkındaki inançlar veya dünya hakkındaki bilgilerle nasıl ilişkili olduklarıyla ilgilidir. Herhangi bir açık algı açıklaması, çeşitli ontolojik veya metafizik görüşlerden birine bağlılığı gerektirir. Filozoflar, nesnelerin algılarının ve bunlarla ilgili bilgi veya inançların bireyin zihninin yönleri olduğunu varsayan içselci açıklamaları ve bunların bireyin dışındaki dünyanın gerçek yönlerini oluşturduklarını belirten dışsalcı açıklamaları birbirinden ayırır. Son zamanlardaki felsefi çalışmalar, tek görme paradigmasının ötesine geçerek algının felsefi özelliklerini genişletmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Yapay zeka felsefesi</span> Overview of the philosophy of artificial intelligence

Yapay zeka felsefesi, yapay zekayı ve yapay zekanın, etik, bilinç, epistemoloji ve özgür irade bilgi ve anlayışı üzerindeki etkilerini araştıran teknoloji felsefesinin bir dalıdır. Ayrıca teknoloji, yapay hayvanların veya yapay insanların yaratılmasıyla ilgilidir, bu nedenle disiplin, filozoflar için oldukça ilgi çekicidir. Bu faktörler yapay zeka felsefesinin ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. Bazı akademisyenler, AI topluluğunun felsefeyi reddetmesinin zararlı olduğunu savunur.

<span class="mw-page-title-main">Qualia</span> algının özellikleri ve genellikle duyusal deneyim

Qualia, felsefede ve belirli psikoloji modellerinde öznel, bilinçli deneyimin bireysel örnekleri olarak tanımlanır. Qualia terimi, belirli bir durum için "ne tür" anlamına gelen Latince quālis sıfatının cinssiz çoğul biçiminden (qualia) türetilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Panpsişizm</span>

Panpsişizm, zihin felsefesinde, zihnin veya zihin benzeri bir yönün, gerçekliğin temel ve her yerde bulunan bir özelliği olduğu görüşüdür. Aynı zamanda, "zihnin, evrende var olan dünyanın temel bir özelliği olduğu" teorisi olarak da tanımlanır. En eski felsefi teorilerden biridir ve Thales, Platon, Spinoza, Leibniz, William James, Alfred North Whitehead, Bertrand Russell ve Galen Strawson gibi filozoflara atfedilmiştir. 19. yüzyılda panpsişizm, Batı düşüncesinde varsayılan zihin felsefesi görüşüydü, ancak 20. yüzyılın ortalarında mantıksal pozitivizmin yükselişiyle panpsişizm bir düşüş yaşadı. Bilincin zor sorusuyla son zamanlarda ilgi gören nörobilim, psikoloji ve kuantum fiziği alanlarındaki gelişmeler, 21. yüzyılda panpsişizme olan ilgiyi yeniden canlandırdı.

Bilgi argümanı, Frank Jackson tarafından "Epifenomenal Qualia " (1982) adlı makalesinde önerilen ve "What Mary Didn't Know" (1986) adlı makalesinde genişletilen felsefi bir düşünce deneyidir. Deney, rengin fiziksel tanımlarına geniş erişime sahip olan, ancak insan duyusuyla renk algılayamayan, yani dünyayı siyah beyaz gören bir bilim insanı olan Mary'yi anlatıyor. Düşünce deneyinin ana sorusu, Mary'nin siyah beyaz dünyanın dışına çıkıp renkli görmeyi deneyimlediğinde yeni bilgiler edinip edinemeyeceğidir.

Nörobilimde henüz çözülmemiş problemler mevcut, ancak bu sorunlardan bazılarının varsayılan bir çözümü destekleyen kanıtları mevcut olmakla birlikte bu alan hızla gelişimini sürdürüyor. Böyle bir listeye ait olabilecek şeyi numaralandırmak bile çok büyük bir problem. Yine de, bu sorunlar şunladır:

Felsefi zombi, zihin felsefesindeki bir düşünce deneyinde fiziksel olarak normal bir insanla aynı olan ancak bilinçli deneyime sahip olmayan bir canlıdır.

<span class="mw-page-title-main">Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir?</span>

"Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir?" Amerikalı filozof Thomas Nagel'in ilk olarak 1974 yılının Ekim ayında The Philosophical Review'da ve daha sonra Nagel'in Ölümcül Sorular'ında (1979) yayınlanan bir makaledir. Makale, "insan kavramlarının erişemeyeceği gerçekler" nedeniyle zihin-beden probleminin çözülemezliği, nesnelliğin ve indirgemeciliğin limitleri, öznel deneyimin "fenomenolojik özellikleri", insan hayal gücünün sınırları ve belirli, bilinçli bir şey olmanın ne anlama geldiği de dahil olmak üzere, bilincin ortaya çıkardığı çeşitli zorlukları ortaya koymaktadır.

<span class="mw-page-title-main">İdeastezi</span>

İdeastezi, kavramların uyarıcılarının algı benzeri duyusal deneyimler uyandırdığı nöropsikolojik bir olgudur. Bu isim Antik Yunanca ἰδέα (idéa) ve αἴσθησις (aísthēsis) sözcüklerinden gelmektedir ve 'kavramları algılamak' veya 'fikirleri algılamak' anlamına gelmektedir. Bu kavram nörobilimci Danko Nikolić tarafından geleneksel olarak sinestezi kapsamına giren bir dizi olguya alternatif bir açıklama olarak ortaya konmuştur.

Diğer zihinler problemi, felsefi bir problem olup geleneksel olarak epistemolojik bir soru olarak ifade edilmektedir: Sadece başkalarının davranışlarını gözlemleyebildiğime göre, başkalarının zihinleri olduğunu nasıl bilebilirim? Sorun, diğer zihinlere ilişkin bilginin her zaman dolaylı yoldan elde edilmesidir. Diğer zihinler problemi, insanların doğuştan gelen ayna nöronları, bir zihin teorisi mekanizması veya üstü kapalı bir teori tarafından desteklenen başkalarının zihinsel durumlarını kendiliğinden çıkarma yeteneği olan bir "zihin teorisine" sahip olmaları nedeniyle sosyal etkileşimleri olumsuz etkilememektedir. Davranışın bilişten doğduğu ve bunun da bilinç ve beyin gerektirdiğine dair kanıtlar da giderek artmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Hayvan bilinci</span>

Hayvan bilinci veya hayvan farkındalığı, bir hayvanın içindeki öz farkındalığın veya kendi içindeki bir dış nesnenin veya bir şeyin farkında olmasının niteliği veya durumudur. İnsanlarda bilinç şu şekilde tanımlanmaktadır: duyarlılık, farkındalık, öznellik, qualia, tecrübe veya hissetme yeteneği, uyanıklık, benlik duygusuna sahip olma ve zihnin yürütme kontrol sistemi. Tanımdaki tüm güçlüklere rağmen, pek çok filozof bilincin ne olduğu hakkında geniş ölçüde ortak bir temel sezginin var olduğuna kanaat getirmektedir.