İçeriğe atla

Bileşenler yoluyla tanıma kuramı

Nesnelerin geonlara ayrılması

Bileşenler yoluyla tanıma kuramı (bileşenlerden tanıma kuramı) veya BTK,[1] 1987'de Irving Biederman’ın nesne tanımayı açıklamak için önerdiği bir yukarıdan aşağı işlemlemedir. BTK'ya göre, biz nesneleri geonlara (nesnelerin üç boyutlu basit ögelere) ayırarak tespit edebiliyoruz. Biederman’a göre; geonlar, çeşitli düzenlemelerle sınırsız sayıda nesne üretilebilen koni ve silindir gibi üç boyutlu şekillere dayanmaktadır.[2]

Geonlar

Bileşenler yoluyla tanıma kuramı, bizim günlük yaşamda gördüğümüz nesneleri oluşturmak için birleştirilen 36’dan az geon olduğunu öneriyor.[3] Mesela bir kupaya baktığımızda onu silindir ve sap olarak iki parçaya ayırıyoruz. Bu durum daha fazla sayıda geondan oluşan daha karmaşık nesneler için de geçerlidir. Daha sonra, algılanan geonlar bizim neye baktığımızı tanımlamak için depolanmış belleğimizdeki nesnelerle karşılaştırılır. Bu teoriye göre, nesneleri gördüğümüzde iki önemli bileşeni arıyoruz.

  • Kenarlar -bakış yönünü dikkate almadan nesnenin aynı algısını sürdürmemize imkan verir.
  • İçbükeylikler -iki kenarın birleştiği alanlardır. İki ya da daha fazla geonun ayrımını gözlemlememizi sağlar.

Konuşma ve Nesneler Arasındaki Benzerlik

Biederman, bileşenlere göre tanıma önerisinde, teorisini desteklemeye yardımcı olan, konuşma ve nesnelerin bileşimine bir benzetme yapar. Buradaki fikir, İngilizce dilindeki tüm kelimeleri oluşturmak için yaklaşık 44 ayrı "ses birimi" gerektiği ve tüm dillerdeki her bir kelimeyi oluşturmak için sadece yaklaşık 55 ses birimine ihtiyaç duyulmasıdır. Bu ses birimleri arasında küçük farklılıklar olsa da yine de tüm dillerdeki her bir kelimeyi oluşturmak için ayrı bir ses birimi miktarı vardır.

Nesnelerin nasıl algılandığını açıklamak için benzer bir sistem kullanılabilir. Biederman, konuşmanın ses birimlerinden oluşması gibi, nesnelerin de geonlardan oluştuğunu ve ses birimlerinde büyük farklılıklar olduğu gibi, geonlar arasında da büyük farklılıklar olduğunu öne sürer. Tüm dillerin ve insan konuşmalarının toplamının sadece 55 ses birimden oluştuğu düşünüldüğünde, 36 geonun tüm nesnelerin toplamını nasıl oluşturabildiği daha kolay anlaşılır.

Bakış Açısı Değişmezliği

Bileşenlere göre tanıma teorisinin en belirleyici faktörlerinden biri, görüş açısından bağımsız olarak nesneleri tanımamızı sağlamasıdır; bu, bakış açısı değişmezliği olarak bilinir. Bu etkinin nedeninin, geonların değişmeyen kenar özellikleri olduğu ileri sürülmektedir.[4]

Değişmeyen kenar özellikleri şunlardır:

  • Eğrilik (bir eğrinin çeşitli noktaları)
  • Paralel doğrular (aynı yönü takip eden iki veya daha fazla nokta)
  • Eş-sonlandırma (iki noktanın buluştuğu ve sonlandığı nokta)
  • Simetri ve asimetri
  • Eş-doğrusallık (ortak bir çizgiden dallanan noktalar)

Bu özellikler hakkındaki bilgimiz, bir nesneye veya geona bakarken onu neredeyse her açıdan algılayabileceğimiz anlamına gelir. Örneğin, bir tuğlaya bakarken yatay paralel çizgi kümelerini ve dikey çizgileri görebilir ve bu noktaların nerede birleştiğini (eş-sonlandırma) hesaba kattığımızda nesneyi algılayabiliriz.

Teorinin Güçlü Yönleri

Geonları yapısal temeller olarak kullanmak esasen iki önemli avantaj sağlar. İlk avantaj, bir nesneyi tüm olası görüş açılarından nitelemek için tek bir geon tanımının yeterli olmasıdır, çünkü geonlar görüş açısı boyunca sabit nesne özelliklerine ("değişmez görüş açısı") dayanır ve tüm geonlar birbirinden ayırt edilebilir. İkinci avantaj ise temsilde kayda değer bir tasarrufa ulaşılmasıdır. Nispeten küçük bir geon kümesi, karmaşık nesneler oluşturmak üzere birleşebilen basit bir "alfabe" oluşturur. Örneğin, sadece 24 geon kullanılarak 306 milyar olası 3 geon kombinasyonu elde edilebilir ve böylelikle tüm muhtemel nesneler tanınır.

Ayrıca bazı araştırmalar, geonları ve geonların bileşik yapılarını tanıma yeteneğinin beyinde henüz dört aylıkken gelişebileceğini öne sürüyor ki bu da geon ve bileşenlerini tanıma özelliğinin bebeklerin dünyayı algılamak için kullandığı ana becerilerden biri olduğu anlamına gelir.[5]

Deneysel Bulgular

  • Katılımcılar, geonların görünür kalması koşuluyla oluşturulmuş görüntü kalabalığına rağmen nesneleri tanımakta dikkate değer bir ustalık gösterirler.
  • Özellik-ilişki (geonlar arası ilişkiler) bilgilerinin kaldırılması nesne tanımayı bozar.
  • Denemelerde farklı geonlar kullanılırsa görsel ön-hazırlama etkisi ortadan kalkar.

Teorinin Zayıf Yönleri

Bileşenleri tanıma kuramı gerçek bir nesnenin fotoğrafıyla başlama ve nesnenin geon ve ilişkiler tanımını üretme yeteneğine tek başına sahip değildir. Teori, gerçek görüntülerin karmaşıklığını basit geon şekillerine indirgemek için bir mekanizma sağlamaya çalışmaz. Ayrıca, geonlar ve aralarındaki ilişkiler birçok gerçek nesneyi ayırt etme konusunda başarısız olacağı için de BTK yetersizdir. Mesela, bir armut ve elmayı insanlar kolaylıkla ayırt edebilir ama BTK'ya göre, farklı olduklarının anlaşılması için gereken köşe ve kenarlar bunlarda eksiktir. Öte taraftan, Irving Biederman BTK'nın geonlar ile ayırt edilemeyen nesneleri işleyen ikincil bir süreç ile birlikte insanların nesneleri tanımasının ''tercih edilen'' bir teorisi olduğunu iddia ediyor. Ayrıca, bu ayrımın, nesnelerin bakış açısındaki değişikliklerle eşit derecede iyi tanınıp tanınamayacağını öne süren araştırmaları açıkladığını belirtiyor.

Kaynakça

  1. ^ Sternberg, Robert J. (2006): Cognitive Psychology. 4th Ed. Thomson Wadsworth.
  2. ^ Biederman, I. (1987) Recognition-by-components: a theory of human image understanding. Psychol Rev. 1987 Apr;94(2):115-147.
  3. ^ Eyseneck, M W. Keane, M T, 2010. Cognitive Psychology: A Students Handbook. 6th Edition. Hove: Psychology Press
  4. ^ Biederman, I. (2000). Recognizing depth-rotated objects: A review of recent research and theory 28 Haziran 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. Spatial Vision, 13, 241–253.
  5. ^ Haaf, R., Fulkerson, A., Jablonski, B., Hupp, J., Shull, S., Pescara-Kovach, L. (2003). Object recognition and attention to object components by preschool children and 4-month-old infants. Journal of Experimental Child Psychology, 86(2), 108-123.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Optik</span> fizik biliminin bir alt dalı

Optik, ışık hareketlerini, özelliklerini, ışığın diğer maddelerle etkileşimini inceleyen; fiziğin ışığın ölçümünü ve sınıflandırması ile uğraşan bir alt dalı. Optik, genellikle gözle görülebilen ışık dalgalarının ve gözle görülemeyen morötesi ve kızılötesi ışık dalgalarının hareketini inceler. Çünkü ışık bir elektromanyetik dalgadır ve diğer elektromanyetik dalga türleri ile benzer özellikler gösterir.

Sanat eserini içinde bulunduğu kültüre bağlı olarak tanımlamaya yönelik bir kuramdır.

Anlambilim, anlam bilimi, anlam bilgisi ya da semantik, anlamları inceleyen bilimdir. Anlam bilimi felsefî ya da mantıksal ve dilbilimsel olmak üzere iki farklı açıdan ele alınabilir. Felsefî ya da mantıksal yaklaşım, göstergeler ya da kelimeler ile bunların göndergeleri arasındaki bağlantıya ağırlık verir ve adlandırma, düz anlam, yan anlam, doğruluk gibi özellikleri inceler. Dilbilimsel yaklaşım ise zaman içinde anlam değişiklikleri ile dilin yapısı, düşünce ve anlam arasındaki karşılıklı bağlantı vb. konular üstünde durur.

<span class="mw-page-title-main">Georg Lukács</span> Macar siyasetçi, filozof ve edebiyat eleştirmeni (1885-1971)

Georg Lukács, Batı Marksizminin ünlü isimlerinden Macar Marksist filozof ve edebiyat bilimcisidir. Marksizmi Hegelci anlamda yeniden değerlendirmiş ve geliştirmiştir. Ernst Bloch, Antonio Gramsci, Karl Korsch ile birlikte Lukacs, 20. yüzyılın ilk yarısında, Marksist felsefe ve Marksist teorinin yeniden oluşturulmasında en önemli isimlerden biri olmuştur.

Göstergebilim, semiyotik veya semiyoloji; göstergelerin yorumlanmasını, üretilmesini veya işaretleri anlama süreçlerini içeren bütün etmenlerin dizgesel bir biçimde incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır. Fransızlar semiyoloji terimini kullanmışlardır. Semiyotik disiplinlerarası bir sahadır. Anlam bilimi, dil bilimi, fonetik, mimarlık, sosyoloji, psikanaliz ve daha birçok bilim dalı ve disiplinin oluşturduğu disiplinler arası bir disiplindir. Kültürel kodlar, gelenekler ve metni anlam süreçlerine göre düzenlenmiş işaret sistemleri diye nitelenen her şey semiyotiğin inceleme alanına girmektedir. Semiyoloji, yapısalcılığın modeli olarak düşünülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Kanat profili</span>

Kanat profili veya aerofoil, kanat, yelken, dümen, pervane kanadı, rotor veya türbin gibi bir akışkan içindeki hareketi kaldırma kuvveti oluşturabilen nesnenin kesit şeklidir.

Piaget Teorisi; bilme, anlama, yorumlama ve öğrenme eylemlerini gerçekleştirmeyi sağlayan zihinsel etkinliklerin genel adıdır.

<span class="mw-page-title-main">Teorik fizik</span> fizik biliminin bir branşı

Teorik fizik, fiziğin matematiksel modellemeler ve fiziksel nesnelerin soyutlandırılmaları çalışmaları ve doğa olaylarını açıklayan, gerçekselleştiren ve tahmin yürüten fizik dalıdır. Bu deneysel fiziğin zıttıdır ki deneysel fizik araçlarla bu olayları soruşturur.

İletişim, iletilmek istenen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir. Organizmaların çeşitli yöntemlerle bilgi alışverişi yapmalarına olanak tanıyan bir süreçtir. İletişim tüm tarafların üzerinden bilgi alışverişi yapılacak ortak bir dili anlamalarına ihtiyaç duyar.

Psikodilbilim veya ruhdilbilim, psikolojik süreçlerle dilsel etkenler arasındaki iletişimi çalışan disiplindir. Bu disiplin başat olarak dilin nasıl işlendiği, zihin ve beyinde nasıl temsillendiği ile ilgilenir; yani, insanların dili edinmesini, kullanmasını, anlamasını ve üretmesini sağlayan psikolojik ve nörobiyolojik faktörlerle...

Görsel algı çevredeki objelerin görülebilir spektruma yansıttığı ışığı kullanarak çevreyi yorumlayabilme yeteneğidir. Bu, etrafı ne kadar net görmeyi ifade eden görsel keskinlikten farklıdır. Bir kişi 20/20 vizyonu olsa bile görsel algısal işleme ile ilgili problemler yaşayabilir.

<span class="mw-page-title-main">Mutlak zaman ve mekan</span>

Aslen Sir Isaac Newton tarafından Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri adlı kitabında tanıtılan mutlak zaman ve mekan kavramları Newton mekaniğini kolaylaştıran teorik bir temel sağlamıştır. Newton'a göre, mutlak zaman ve mekan sırasıyla nesnel gerçekliğin bağımsız yönleridir. Mutlak, gerçek ve matematiksel zaman, kendisi ve kendi doğası gereği değişmeyen ve değiştirilmeyen şekilde akar ve diğer bir deyişle ‘süre’ denir; göreceli, görünür ve genel zaman, hareketle ifade edilen sürenin makul ve dış ölçüsüdür ki bu da genellikle ‘gerçek zaman’ olarak adlandırılır.

Fail ağ kuramı, nesneleri de sosyal yapının birer parçası olarak kabul eden bir sosyal teori ve araştırma yöntemidir. Literatürde İngilizce Actor Network Theory olarak da geçmektedir ve bazı kaynaklarda İngilizce ifadenin kısaltılmışı olan ANT olarak anılmaktadır. Türkçe kısaltması AAT veya FAT olarak ifade edilebilir.

Gestalt psikolojisi veya gestaltizm, bilişsel süreçler içerisinde özellikle algı ve algısal örgütlenme konularında yoğunlaşmış psikoloji teorisidir. Yirminci yüzyılın ilk yarısında Almanya'da ortaya çıkmıştır. Gestalt psikolojisi kaotik görünen bir dünyada anlamlı bir algıya sahip olmamızın temelde hangi kanunlara dayandığını anlamaya çalışır. Gestalt psikolojisinin ana prensibi zihnin kendi kendisini algıladığı şeylerde bir bütün görmeye organize etmesidir.

Sosyal temsiller teorisi, Fransız sosyal psikolog Serge Moscovici tarafından, sosyal psikolojinin bireylerin bilişsel süreçlerinden çok sosyal biliş süreçlerine önem verilmesi gerektiği eleştirisiyle geliştirdiği teorik bir yaklaşımdır. Teori ilk olarak Moscovici'nin 1950 ve 1960'lı yıllarda Fransız toplumunda psikanalizin sosyal temsillerinin nasıl oluşturulduğunu ve biçimlendirildiğini incelediği çalışması ile ortaya çıkmış ve 1961 yılında La Psychanalyse: son image et son public başlığı altında yayınlanmıştır.

Psikolojide bir uyaran, bir organizmada duyusal veya davranışsal bir tepki ortaya çıkaran herhangi bir nesne veya olaydır.

Nesneleştirme ya da objeleştirme, toplum felsefesinde bir kişiye veya bazen bir hayvana bir nesne veya bir şey olarak davranma eylemidir. İnsani özelliklerden ayırma, başkalarının insanlığını reddetme eyleminin bir parçasıdır. Cinsel nesneleştirme, bir kişiye yalnızca cinsel arzunun nesnesi olarak davranma eylemi, kendini nesneleştirme, kişinin benliğinin nesneleştirilmesi gibi nesneleştirmenin bir alt kümesidir. Marksçılık'da toplumsal ilişkilerin nesneleştirilmesi, cisimleştirilme olarak tartışılır.

Geonlar, Biederman'ın ‘bileşenlere göre tanıma’ teorisinde bir nesnenin basit parçalarına karşılık gelen silindir, tuğla, takoz, koni, daire ve dikdörtgen gibi basit 2 veya 3 boyutlu formlardır. Teori, görsel girdinin beyindeki nesnelerin yapısal temsilleriyle eşleştirildiğini öne sürüyor. Bu yapısal temsiller, geonlardan ve bunların ilişkilerinden oluşur. Ayrıca, az sayıda geon olduğu varsayılır. Birbiriyle farklı ilişkilerde en boy oranı ve 2 boyutlu yönlendirme gibi kaba metrik varyasyonda birleştirildiğinde, milyarlarca olası 2'li 3'lü geon nesneleri oluşturulabilir. Geon temsilleri aracılığıyla yapılmayan şekil tabanlı iki görsel tanımlama sınıfı şunlardır: a) benzer yüzler arasında ayrım yapmak ve b) çalılar veya buruşuk bir giysi gibi kesin sınırları olmayan sınıflandırmalar. Tipik olarak, bu tür tanımlamalar bakış açısından değişmez değildirler.

Biçim algısı, nesnelerin görsel öğelerinin, özellikle şekiller, desenler ve önceden tanımlanmış önemli özelliklerle ilgili olanların tanınmasıdır. Bir nesne retina tarafından iki boyutlu bir görüntü olarak algılanır, ancak görüntü aynı nesne için görüntülendiği bağlam, nesnenin görünen boyutu, bulunduğu açı açısından farklılık gösterebilir. Görüntülendiğinde ne kadar aydınlandığını ve görüş alanının neresinde bulunduğunu gösterir. Bir nesneyi gözlemlemenin her örneğinin benzersiz bir retina tepki modeline yol açmasına rağmen, beyindeki görsel işleme, bu deneyimleri benzer olarak tanıyabilir ve değişmez nesne tanımaya izin verir. Görsel işleme, en düşük seviyelerin çizgileri ve konturları tanıdığı ve biraz daha yüksek seviyelerin sınırları tamamlama ve kontur kombinasyonlarını tanıma gibi görevleri yerine getirdiği bir hiyerarşide gerçekleşir. En yüksek seviyeler, tüm bir nesneyi tanımak için algılanan bilgiyi bütünleştirir. Esasen nesne tanıma, onları kategorize etmek ve tanımlamak için nesnelere etiketler atama, böylece bir nesneyi diğerinden ayırt etme yeteneğidir. Görsel işleme sırasında bilgi oluşturulmaz, bunun yerine uyarıcının en ayrıntılı bilgisini ortaya çıkaracak şekilde yeniden biçimlendirilir.

<span class="mw-page-title-main">Belirsiz imge</span>

Belirsiz imgeler veya dönüştürülebilir figürler grafik benzerliklerden yararlanarak ve görme sisteminin iki veya daha fazla farklı imge yorumunun diğer özelliklerini kullanarak belirsizlik yaratan görsel formlardır. Çok-kararlı algı olgusuna sebep olmalarıyla bilinirler. Çok-kararlı algı bir imgenin birden fazla fakat kararlı algılar yaratmasıdır.