İçeriğe atla

Beyaz kas hastalığı

Kuzuda arka bacakların tipik durumu. Beyaz kas hastalığı.

Beyaz kas hastalığı, White muscle disease (WMD), Stiff Lamb Disease veya Nutrisyonel muskuler distrofi; Selenyum ve/veya Vitamin E 'nin eksikliği nedeniyle çizgili kaslarda doku yıkımı ile karakterize, kuzu, oğlak ve buzağıların önemli kas dejenerasyonu hastalığıdır. Genellikle hastalık kuzu ve buzağılarda 0-1 yaş arasında görülür.[1] Taylarda veya kulunlarda da görülebilir. Özetle hastalık, mineral yetersizliğine bağlı şekillenen bir myopati'dir.

Etyoloji

  • Hastalık selenyumdan fakir meralarda beslenen koyunların yavrularında görülür.
  • Rasyon'da E vitamini noksanlığı da hastalığın oluşumunda etkendir.
  • Sülfatlar yönünden zengin olan arazilerde selenyumun bitkilerce alınımında aksaklıklar şekillenmesi sonucu da selenyum yetersizliği meydana getirir.
  • Selenoforik (Selenyum biriktiren) bitkiler hayvanlarca tüketilmez. Eğer bu gibi bitkiler bir bölgede fazla miktarda bulunursa hayvanlar tarafından tüketilen diğer otlarda selenyum miktarının düşmesine neden olurlar.
  • Acılaşmış yem maddelerinin hayvanlara verilmesi.
  • Rasyonda fazla miktarda Molibden ve/veya Bakır bulunması. (Selenyum antagonistidirler.)
  • Bunlara ek olarak fazla yağmurlu bölgelerde de yağmurun minerali toprağın alt kısımlarına kadar yıkımlaması ve kullanılmaz hale getirmesi hastalığın etyoloji ve epidemiyolojisi ile ilişkilidir.

Patogenezis

Selenyumun biyokimyasal olarak ilişkili olduğu Glutasyon peroksidaz ve Glutasyon redüktaz enziminin bozukluğu kaslardaki deformasyonun temelini oluşturur. WMD'nin patogenezi hücre membran lipidlerinin oksidasyonu (Lipoperoksidasyon) ile ilgilidir. Yetersiz miktarda Vitamin-E ve selenyumun olması; hücre membran yüzeyinde bulunan serbest radikallerin yeterince yıkımlanmamasına neden olur. Bilindiği gibi kalsiyum kas kontraksiyonu için mutlak surette gereklidir. Kontraksiyonların normal bir şekilde devam edebilmesi için kalsiyumun hücre içine gerekli miktarlarda girmesi ve çıkması gerekir. İşte bu mekanizma bozulduğu zaman kalsiyum hücre içine gereğinden çok daha fazla girer. Kalsiyumun fazlası mitokondriler için toksik özellik taşır. Membran peroksidasyonu Kalsiyum iyonlarının sarkoplazma (kas hücresi sitoplazması)ya sızması ve bunu izleyen süreçte myosit'lerde mitokondriyal hasara neden olmasıdır. Derhal hücre enerjisi tükenir bu durumda miyofibriller dejenere olur ve hücre içinde kalsiyum birikimi başlar. Intrasellüler enzimler (bunlardan en önemlisi troponin ve kreatinin kinaz dır) myosit'lerden çıkarak ekstrasellüler alana ve kana geçer. Klinikopatolojik açıdan bu olay son derece önemlidir. Bu durumda karaciğer AST enzim düzeyi de yükselir. Neticede dejeneratif hücreler sonunda nekrozis aşamasına geçer (Zenker nekrozu). Glutasyon peroksidaz ve Glutasyon redüktaz enzimlerinin bozukluğu ve de beraberinde Vitamin E yetersizliği de immun sistemi yetersiz kılmakta, bunun sonucunda da sekonder enfeksiyonlar görülebilmektedir. Vit-E'nin yetersizliğinde gelişen olaylarda immunsupresyon da gelişebileceği için sekonder bakteriyel enfeksiyonlar ortaya çıkabilir.

Klinik Bulgular ve Tanı

Klinik bulgular ve tanıda önemli rol oynayan etken kaslarda zafiyet ve tutukluktur. Kuzularda sağrı ve/veya alt ekstremite kasları şişmiştir. Yeme ve içmede isteksizlik vardır. Hastalık tetanos ile karışabilir. Ancak tetanos'da spastik tipte bir periferal felç vardır.

Nekropsi Bulguları ve Histopatoloji

Ölen veya kesilen hayvanların; bel, sağrı, arka bacak, masseter kası, diyafram ve kalp kasında çizgiler şeklinde veya lekeler tarzında bal mumunu andıran görünüşte yıkıma uğramış bölgeler tipiktir. Özellikle ön bacağın ve arka bacağın en büyük kaslarından yapılacak dikey kesitlerle deformasyon izlenebilir. Söz konusu deformasyon kasların pişmiş tavuk eti-balık eti görünümüdür. Kalpte şekillenen lezyonlar en çok kapakçıklar (trikuspid ve bikuspid kapakçıklarda özellikle) ve endocardium'da görülür. Myocardium'daki lezyonlar tıpkı iskelet kaslarındakine benzer tarzdadır.
Mikroskopik olarak; kas dokusunda segmental dejenerasyonlar ve Zenker nekrozuna ilişkin bulgular gözlenir. İnterstisyum'da hipereozinofili, makrofaj göçü ve ilerlemiş olaylarda post distrofik kalsifikasyon dikkati çeker. Yer yer myosatellit hücrelerde proliferasyon (kök hücreler) gözlenir. Kas lifleri sayısı oldukça azalmıştır. Kas dokunun yerini adeta RES hücreleri ve myosatellit hücreleri almıştır. Bazı kas hücrelerinin çekirdeği piknotik görünümdedir.

Kaynakça

  1. http://people.upei.ca/lopez/muscle/notes_internet.pdf 21 Ekim 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. https://web.archive.org/web/20100715103916/http://www.tarimsalbilgi.org/forums/beyaz_kas_hastaligi-t1693.0.html
  3. Veteriner Sistemik Patoloji, Cilt-II
  4. http://www.aydintarim.gov.tr/hastalikvezararlilar/beyazkashastaligi.htm 15 Mayıs 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  5. https://web.archive.org/web/20110904054035/http://jackmauldin.com/health/white_muscle_disease.htm
  1. ^ ensen, Rue & Brinton L. (1982) Diseases of Sheep Philadelphia, Lea & Febiger ISBN 0-8121-0836-1 p. 86-88.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">C vitamini</span> turunçgillerde ve diğer gıdalarda bulunan besin maddesi

C vitamini veya askorbik asit, suda çözünebilen ve birçok görevi olan vitamin. Çoğu Hayvanlar ve bitkiler, kendi C vitaminlerini glukozdan üretebilirler. İnsanlar, bazı meyve yarasaları, hint domuzu ve insan benzeri primatlar C vitamini üretemediklerinden bunu besinlerden almak zorundadırlar.

<span class="mw-page-title-main">Ateroskleroz</span>

Ateroskleroz, atardamarları (arterleri) etkileyen bir hastalıktır. Yaygın olarak "damar sertleşmesi" olarak adlandırılan arteriosklerozun bir türüdür. Orta boy ve büyük arterlerde görülen "aterom" veya "plak" olarak adlandırılan yapısal bozukluklardan (lezyonlardan) oluşur. Aterom, hangi safhada olduğuna bağlı olarak çeşitli yapılar barındırabilir:

E vitamini, kimyasal yapı itibarı ile bir tokol olup antisterilite vitamin olarak da bilinir. E vitamini yağda çözünen önemli bir antioksidandır ve özellikle hücre zarları ve lipoproteinlerde önemli antioksidan işlevler görmektedir. Epidemiyolojik ve sınırlı ara çalışmalar, E vitamininin kardiyovasküler hastalıkların, bazı kanserlerin ve öteki kronik hastalıkların riskini azalttığını belirlemektedir. Bazı büyük klinik deneylerle E vitamininin sağlığa yararları daha derinlemesine değerlendirilmektedir. Tokollerin farklı bileşikleri E vitamini aktivitesi gösterir. En aktifi alfa-tokoferoldür. Geçmişte asıl olarak α-tokoferol üzerinde yoğunlaşılmışken, bugün öteki tokoferoller ve tokotrienoller daha fazla ilgi çekmektedir. İlk sonuçlara göre bunlar, α-tokoferolden farklı antioksidan ve diğer fonksiyonlara sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Kansızlık</span>

Anemi, yani halk arasında bilinen adıyla "kansızlık", toplam kırmızı kan hücresi/alyuvar/Eritrosit sayısının azalması veya eritrositlerin içindeki hemoglobin miktarının azalması veya her ikisinin birlikte olması sonucu oluşan bir hastalıktır. Anemi ismi Grekçe: ἀναιμία Grekçe: anaimia, ἀν- an-, "-sız" + αἷμα haima, "kan" kelimelerinden türetilmiştir. Eritrositlerin içinde bulunan hemoglobinin, oksijeni akciğerlerden kapiller arterlere taşıması nedeniyle anemi hücre, doku ve organlarda hipoksiye neden olabilir. Oksijenin hücre canlılığı için elzem olması nedeniyle eksikliği pek çok klinik sonuca neden olur.

<span class="mw-page-title-main">Sardalya</span>

Sardalya veya sardalye,, Clupeidae familyasından ticarî değeri yüksek bir balık türüdür.

<span class="mw-page-title-main">Kolesterol</span> kan plazmasında taşınan bir tür sterol

Kolesterol, hayvanların vücut dokularındaki hücre zarlarında bulunan ve kan plazmasında taşınan bir sterol, yani bir steroid ve alkol birleşimidir. Daha düşük miktarlarda bitkilerde de bulunur. İlk defa 1754'te safra taşlarında kolesterol bulunduğu için bu maddenin ismi Yunanca chole- (safra) ve steros (katı) sözcükleri ile kimyadaki -ol ekinden türetilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Zehirlenme</span> Kimyasal bir maddenin canlı üzerindeki patolojik etkisidir

Zehirlenme, kimyasal bir maddenin canlı organizma üzerindeki patolojik etkisidir. Görece küçük miktarlarda kimyasal ya da biyokimyasal etki gösteren zehir, süresi ve ağırlığı değişebilen bir hastalık haline ya da ölüme yol açar. Adli tıp uzmanları, zehirlenme olgularını 3 orijine ayırarak inceler:

  1. Kaza
  2. İntihar
  3. Cinayet
<span class="mw-page-title-main">Verem</span> Mycobacterium tuberculosis adlı bakterinin neden olduğu bulaşıcı hastalık

Verem veya tüberküloz, bakteriyel ve bulaşıcı bir hastalık. Halk arasında ince hastalık olarak da bilinir. Mycobacterium tuberculosis mikrobunun neden olduğu uzun seyirli ve granülomatöz karakterde bakteriyel ve bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Bulaşma yolu, çoğu zaman, bir tüberküloz hastasının çevreye tükürdüğü balgamı ya da öksürdüğünde saçılan basil yüklü damlacıklarla olur.

<span class="mw-page-title-main">Aşırı duyarlılık</span> Tıbbi durum

Aşırı duyarlılık reaksiyonları, bağışıklık sistemi işlevlerinin kendi dokularına zarar verecek (patolojik) düzeylere ulaştığı olgular için yapılan bir tanımlamadır. Bağışıklık sistemi, organizmayı yabancı antijenlerden korumaya yönelik bir dizi işlev için kurgulanmıştır. Örneğin, bir birey daha önce karşılaştığı bir antijenle ikinci kez karşılaştığında, bu antijene karşı gerekenden çok daha güçlü immun yanıtlar meydana verelebilir. Doku zarar­larına neden olan bu yanıtlara aşırı duyarlılık reaksiyonları adı verilir. Aşırıduyarlılık reaksiyonlarının 2 ana grubu vardır:

<span class="mw-page-title-main">İnflamasyon</span> iltihaplanma

İnflamasyon, canlı dokunun her türlü canlı, cansız yabancı etkene veya içsel/dışsal doku hasarına verdiği sellüler (hücresel), humoral (sıvısal) ve vasküler (damarsal) bir seri vital yanıttır. İnflamasyon normalde patolojik bir durum olmasına karşın, inflamatuar reaksiyon fizyolojik olarak vücudun gösterdiği bir tepkidir. Halk arasında iltihap tabiri yangı için kullanılmasına rağmen sık sık apseler için de iltihap denmesinden dolayı inflamasyon (inflammare) terimini kullanmak daha yerinde olacaktır. Hücre dejenerasyonu ile birlikte inflamasyon konusu, hastalıkların patolojik temelini oluşturmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Enzim</span> biyomoleküller

Enzimler, kataliz yapan biyomoleküllerdir. Neredeyse tüm enzimler protein yapılıdır. Enzim tepkimelerinde, bu sürece giren moleküllere substrat denir ve enzim bunları farklı moleküllere, ürünlere dönüştürür. Bir canlı hücredeki tepkimelerin neredeyse tamamı yeterince hızlı olabilmek için enzimlere gerek duyar. Enzimler substratları için son derece seçici oldukları için ve pek çok olası tepkimeden sadece birkaçını hızlandırdıklarından dolayı, bir hücredeki enzimlerin kümesi o hücrede hangi metabolik yolakların bulunduğunu belirler.

<span class="mw-page-title-main">Kanama</span>

Kanama, canlı bir organizmada kanın kalp ve damar boşluğu (lümeni) dışına çıkmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kalp yetmezliği</span> kalbin karıncıktaki kanı damarlara yeteri kadar gönderememesi sonucu oluşan rahatsızlık

Kalp yetmezliği, kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının içindeki kanı, her vuruşunda damarlara yeterli miktarda gönderememesi sonucu oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Nekroz</span> doku ölümü

Nekroz, bir veya daha fazla sayıda hücrenin, dokunun ya da organın geri dönüşemez şekilde hasar görmesi sonucu görülen patolojik ölümdür. Hücre ölümünün oluşmasındaki en temel ilke, hücrenin uyum sağlayamayacağı ya da basit bir dejenerasyonla geçiştiremediği düzeydeki streslerin sonucunda yaşamsal işlevlerini ve bütünlüğünü yitirmesidir.

<span class="mw-page-title-main">İnsan kas-iskelet sistemi</span> İnsanlara kas ve iskeletlerini kullanarak hareket etme yeteneği kazandıran organ sistemi

İnsan kas-iskelet sistemi, insanlara kas ve iskelet sistemlerini kullanarak hareket etme yeteneği veren bir Organ sistemidir. Kas-iskelet sistemi vücuda şekil, destek, denge ve hareket sağlar.

<span class="mw-page-title-main">Diyabet</span> Kandaki glikoz seviyesinin aşırı artmasından kaynaklanan metabolik bozukluk

Diabet ya da Diabetes mellitus, sıklıkla yalnızca diabet ya da diyabet veya halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kandaki glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok sayıda kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. Diyabetes Mellitus ya insülin salgılanmasındaki yetersizlik ya da insülinin etkisindeki veya insülin cevabındaki bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan yüksek kan şekerinin yol açtığı birkaç grup hastalığı tanımlamak için kullanılan ortak bir terimdir.

Kistik fibrozis, akciğer, pankreas, bağırsak, ter bezleri dış salgı bezlerinde görülen, otozomal resesif kalıtımlı bir gen hastalığıdır. Kistik fibrozis hastalığı, aynı anda solunum sistemi, sindirim sistemi gibi vücudun birden çok sistem ve organını etkileyebilir. Doğumla birlikte görülen fibrozis, bu etkileme sonucu işlev bozukluklarına neden olur.

<span class="mw-page-title-main">Kalp kası</span> kalp kasından oluşan kalp duvarının orta tabakası

Kalp kası omurgalılar'ın üç tip kas dokusundan biridir; diğer ikisi iskelet kası ve düz kas'tır. Kalp duvarı'nın ana dokusunu oluşturan istemsiz, çizgili bir kas'tır. Kalp kası (miyokard), kalp duvarının dış tabakası (perikard) ile iç tabaka (endokardiyum) arasında, koroner dolaşım yoluyla kanın sağlandığı kalın orta tabakayı oluşturur. Interkalatlı disklerle birleştirilen ve hücre dışı matrisi oluşturan kollajen lifleri ve diğer maddelerle kaplanan bireysel kalp kas hücrelerinden oluşur.

Nörodejenerasyon, nöronların ölümü de dahil olmak üzere nöronların ilerleyen yapı veya fonksiyon kaybıdır. Nörodejeneratif süreçlerin bir sonucu olarak amiyotrofik lateral skleroz, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, ölümcül ailesel uykusuzluk ve Huntington hastalığı gibi birçok nörodejeneratif hastalık ortaya çıkar. Bu tür hastalıklar tedavi edilemez ve nöron hücrelerinin ilerleyici dejenerasyonu ve / veya ölümüyle sonuçlanır. Araştırmalar ilerledikçe, bu hastalıkları hücre altı düzeyde birbirleriyle ilişkilendiren birçok benzerlik ortaya çıkmaktadır. Bu benzerliklerin keşfedilmesi, birçok hastalığı aynı anda iyileştirebilecek terapötik ilerlemeler için umut vermektedir. Atipik protein düzenekleri ve uyarılmış hücre ölümü dahil olmak üzere farklı nörodejeneratif bozukluklar arasında birçok paralellik vardır. Nörodejenerasyon, molekülerden sistemik olana kadar birçok farklı nöronal devre seviyesinde bulunabilir.

İnfarkt, dolaşım yetmezliğine bağlı yerel iskemik doku nekrozudur; bu olguya infarksiyon (infarction) nitelemsi yapılır. Kısa sürede oluşan güçlü iskemilerin büyük bölümü infarktla sonuçlanır. Çoğu infarktlar arterlerin bir embolus ya da trombusla tıkanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Vena tıkanmaları ve bunlara ilgili infarktlar seyrektir. İnfarktlar genellikle koagülasyon nekrozu, beyindekiler kollikuasyon nekrozu biçimindedir.