İçeriğe atla

Belirsiz imge

tavşan-ördek illüzyonu
Rubin'in vazo örneği
Bu figür genç veya yaşlı bir kadın olarak görülebilir, bkz. Karım ve Kayınvalidem

Belirsiz imgeler veya dönüştürülebilir figürler grafik benzerliklerden yararlanarak ve görme sisteminin iki veya daha fazla farklı imge yorumunun diğer özelliklerini kullanarak belirsizlik yaratan görsel formlardır. Çok-kararlı algı olgusuna sebep olmalarıyla bilinirler. Çok-kararlı algı bir imgenin birden fazla fakat kararlı algılar yaratmasıdır.

Bu durumun ilk örneklerinden olan tavşan-ördek illüzyonu, ilk olarak Fliegende Blätter isimli bir Alman mizah dergisinde yayınlanmıştır.[1] Diğer klasik örnekler Rubin Vazosu[2] ve Karım ve Kayınvalidem çizimleridir, ikincisi 1888 tarihli bir Alman kartpostalındandır.

Belirsiz imgeler genellikle araştırma materyali olarak deneylerde kullanıldığından psikoloji alanında önemlidir.[3] Belirsiz imgelerin zihinsel olarak canlandırılıp canlandırılamayacağı konusunda çeşitli kanıtlar olduğu halde[4] çalışmaların çoğunluğu zihinsel imgelerin belirsiz olamayacağını kuramlaştırmıştır.[5]

Belirsiz görüntüleri tanımlama ve çözümleme

Orta düzey görüş aşaması, görüntüdeki tüm temel özellikleri farklı nesne gruplarında birleştiren görsel işleme aşamasıdır. Bu görme aşaması, üst düzey görmeden (görüntüyü anlama) önce ve erken görmeden (bir görüntünün temel özelliklerini belirleme) sonra gelir. Görüntüleri algılarken ve tanırken, gördüğümüz nesneyi sınıflandırmamız gerektiğinde orta düzey görme devreye girer. Yüksek düzey görme, sınıflandırılmış nesnenin grubun belirli bir üyesi olarak tanınması gerektiğinde kullanılır. Örneğin, orta düzey görme yoluyla bir yüzü algılarız, ardından yüksek düzey görme yoluyla tanıdık bir kişinin yüzünü tanırız. Orta düzey görme ve üst düzey görme, belirsiz algısal girdilerle dolu bir gerçekliği anlamak için önemlidir.[6]

Görüntüyü orta seviye görüşte algılama

Bir görüntü gördüğümüzde yaptığımız ilk şey, sahnenin tüm bölümlerini farklı gruplara ayırmaya çalışmaktır.[7] Bunu yapmak için kullanılan en temel yöntemlerden biri kenarları bulmaktır. Kenarlar, bir evin kenarı gibi bariz algıları içerebilir ve bir kişinin yüz özelliklerinin kenarları gibi beynin daha derine işlemesi gereken diğer algıları içerebilir. Kenarları bulurken, beynin görsel sistemi, keskin bir ışık kontrastıyla (karşıtlığıyla) görüntüdeki bir noktayı algılar. Bir nesnenin kenarının konumunu tespit edebilmek, nesneyi tanımaya yardımcı olur. Belirsiz görüntülerde, kenarları algılamak, görüntüyü algılayan kişi için her ne kadar doğal bir süreç olarak görünse de bununla birlikte, beyin belirsizliği çözmek için daha derin bir işlemler gerçekleştirir. Örneğin, nesne ile arka plan arasında parlaklık farkında zıt değişiklik içeren bir görüntü düşünün (örneğin, üstten bakıldığında, arka plan siyahtan beyaza ve nesne beyazdan siyaha kayar). Sonunda, nesnenin ve arka planının karşıt parlaklıklardaki ışık seviyeleri, eşit bir parlaklık derecesine sahip olduğu bir noktaya gelecektir. Bu noktada, algılanacak bir kenar yoktur. Buna karşı koymak için, görsel sistem görüntüyü bir dizi kenardan ziyade bir bütün olarak algılar ve kişinin kenarlar ve kenar olmayanlar yerine bir nesneyi bütün olarak görmesi sağlanır. Görülecek tam bir görüntü olmamasına rağmen, beyin, fiziksel dünyayı ve gerçek belirsiz aydınlatma olaylarını anladığı için bunu başarabilir.[6]

Nadir bir belirsiz görüntü örneği olan bu resim hakkında ikiden fazla sayıda farklı şekilde anlaşılabilir:“KB” harfleri, matematiksel gösterim "1 < 13" ve “VD” harflerinin ayna görüntüsü.[8]
"Kanizsa Üçgeni". Alanda ayrı ayrı dağılmış parçalar bir üçgenin dış hatları gibi (şekli tamamlama) gözükür.

Belirsiz görüntülerde, genellikle yanıltıcı dış hatlardan bir yanılsama üretilir. Yanıltıcı dış hatlar fiziksel bir farkın varlığı olmadan algılanan dış hatlardır. Beyaz bir şeklin beyaz bir arka plan üzerindeki siyah nesneleri kapatıyor gibi göründüğü örneklerde, beyaz şekil arka plandan daha parlak görünür ve bu şeklin kenarları yanıltıcı dış hatlardan oluşturur.[9] Bu yanıltıcı dış hatlar beyin tarafından gerçek dış hatlara benzer şekilde işlenir.[7] Görsel sistem, parlaklık farkı ile aynı şekilde, beyne sunulan bilgilerin ötesinde çıkarımlar yaparak bunu başarır.

Gestalt Organizasyon Yasaları

Orta seviye görmede, görsel sistem, bir objenin basit algısını hızla tanımlayıp belirsizliğin giderilmesine yardımcı olmak için, Gestalt organizasyon yasaları ismindeki birtakım sezgisel metottan faydalanır.[3] Bu durum, bir grubun her parçasının incelendiği yavaş bir süreçten ziyade, yapı ve benzer imgelerin incelenerek algının hızlı ve kolay gerçekleşmesine neden olur. Bu, belirsiz imgelerin çözülmesine yardımcı olur çünkü görsel sistem bir yapının küçük çeşitliliklerini kabul edip yine de bütün olarak algılar. Gestalt organizasyon yasaları görsel sistemin deneyiminin sonucudur. Bir yapı sık sık algılandığında hafızada depolanır ve bir sonraki sefer objenin tamamının incelenmesine gerek kalmadan kolayca tekrar algılanır.[6] Mesela bir satranç tahtasına bakıldığında, birbirini izleyen siyah ve beyaz kareleri değil, damalı deseni algılarız.

Devamlılık

Devamlılık yasası, süregelen sınırların belirlenmesi için görme sistemine bir temel sağlar. Bu durum, bir dizi çizgi algılandığında, tek bir çizginin bir yöne doğru devam etmesine dair bir eğilim olduğu anlamına gelir. Bu şekilde, görme sistemi çizgilerin kesiştiği noktaları belirleyerek karmaşık bir imgenin sınırlarını tanımlayabilir. Mesela, “X” şeklinde kesişmiş iki çizgi, “V” şekli oluşturmak için yön değiştiren iki karşılıklı şekilden ziyade, çapraz yol alan iki çizgi şeklinde algılanacaktır. Belirsiz imgenin bir örneği de iki kıvrımlı çizginin bir noktada kesişmesidir. Kesişme noktası, çizgilerin yön değiştirmek yerine birbiri üzerinden geçtiği “X” ile aynı şekilde algılanacaktır. Devamlılık illüzyonları genellikle seyirciyi kandırmak için sihirbazlar tarafından kullanılır.[10]

Benzerlik

Benzerlik kuralı, birbirine benzer imgelerin, aynı türden objeler veya aynı objenin parçaları şeklinde beraber gruplanabileceğini önerir. Bu yüzden, iki imge veya obje daha benzer oldukça, beraber gruplanma olasılıkları artar. Mesela, pek çok çember arasındaki iki kare beraber gruplanacaktır. Renk, boyut, konum ve diğer özellikler konusunda benzerlik çeşitlenebilir ama sonunda üyelik derecelerinin çeşitlerine göre gruplanacaklardır.[6]

Yakınlık, ortak kader ve tamamlama

Yakınlık Yasası

Yakınlık organizasyon yasası (Gestalt) iki obje arasındaki mekânsal uzaklıktır. İki obje ne kadar yakın olursa aynı gruba ait olma ihtimalleri daha fazladır. Bu algı, kişi belirsizlik olduğunu düşünmediğinde de belirsiz olabilir. Mesela, görüntüleyen kişi tarafından çeşitli uzaklık ve konumlarda olan iki obje birbirine yakın gözüktüğü halde, daha uzakta gözüken üçüncü bir obje diğerlerinden birine daha yakın olabilir.

İmgede ortak kader paylaşan objeler halihazırda aynı grubun üyeleridir. Bu durum, kendi grubunun dışında ayrı bir uzay işgal eden iki obje gibi eşsiz mekânsal konum içerebilir. Nesneler birbirine yakın olabilir, ancak iki nesneyi ayıran bir renk eşiği gibi çeşitli görsel yardımcılar aracılığıyla ayrı bir grubun parçası gibi görünebilir.

Ayrıca, objeler her objeden bir çizgi çekiliyormuşçasına birbirine görsel olarak bağlı olabilir. Benzer fakat hiyerarşik bu yasalar, bazı Gestalt yasalarının diğerlerini çiğnediğini gösterir.[6]

Doku segmentasyonu ve şekil-zemin atamaları

Görsel sistem ayrıca bir görüntüdeki doku modelini tespit ederek belirsizlikleri çözmeye yardımcı olabilir. Bu, birçok Gestalt ilkesi kullanılarak gerçekleştirilir. Doku, tüm nesneleri ayırt etmeye yardımcı olan bilgiler sağlayabilir ve bir görüntüdeki değişen doku, hangi farklı nesnelerin aynı grubun parçası olabileceğini ortaya çıkarır. Doku bölünmesi kuralları genellikle birbirleriyle hem iş birliği yapar hem de rekabet eder ve dokuyu incelemek, arka plan belirsizliği, ön plan belirsizliği ve nesnenin belirsizliğini ortadan kaldırarak görüntünün katmanları hakkında bilgi verebilir.[11]

Boyut ve çevrelenmişlik

Bir doku bölgesi, başka bir doku bölgesini tamamen çevrelediğinde, bu muhtemelen arka plandır. Ek olarak, bir görüntüdeki daha küçük doku bölgeleri muhtemelen şekildir.[6]

Paralellik ve simetri

Paralellik, bir görüntünün figürünü belirsizleştirmenin başka bir yoludur. Bir görüntüdeki farklı dokuların konturlarının yönü, hangi nesnelerin birlikte gruplanacağını belirleyebilir. Genel olarak, paralel konturlar aynı nesnenin veya nesne grubunun birlikte gruplanacağını gösterir. Benzer şekilde, konturların simetrisi de bir görüntünün figürünü tanımlayabilir.[6]

Uç kenarlar ve göreli hareket

Uç kenar, bir nesnenin başka bir nesnenin önünde veya arkasında olduğunu düşündüren dokudaki bir değişikliktir. Bunun nedeni, bir doku bölgesinin kenarlarında derinlik görünümü veren gölgeleme etkisi olabilir. Bazı uç kenar etkileri, çevrelenmişliği veya boyut segmentasyonlarını değiştirebilir. Algılanan kenarlar, hareket nedeniyle bir kenara karşı dokudaki değişikliği inceleyerek nesneleri ayırt etmeye de yardımcı olabilir.[6]

Gerçek dünyada saklanmak için belirsiz görüntülerin kullanılması: kamuflaj

Doğada, kamuflaj organizmalar tarafından yırtıcılardan kaçmak için kullanılır. Bu, çevreleyen ortamı taklit ederek bir doku segmentasyonu belirsizliği yaratarak elde edilir. Bir avcı, doku ve konumdaki gözle görülür farklılıkları algılayamadan avını göremez.[6]

Oklüzyon

Birçok belirsiz görüntü, bir nesnenin dokusunun aniden durduğu bazı tıkanıklıklarla üretilir. Tıkanma yani oklüzyon, bir nesnenin başka bir nesnenin arkasında veya önünde olduğunun görsel olarak algılanmasıdır ve doku katmanlarının sırası hakkında bilgi sağlar.[6]  Tıkanma yanılsaması, tıkanmanın var olmamasına rağmen algılandığı yanıltıcı konturların etkisinde belirgindir. Burada, belirsiz bir görüntü, bir tıkanıklık örneği olarak algılanır. Bir nesne kapatıldığında, görsel sistem yalnızca nesnenin görülebilen kısımları hakkında bilgi sahibidir, bu nedenle işlemin geri kalanı daha derinde yapılmalı ve hafızayı içermelidir.

Tesadüfi bakış açısı

Tesadüfi bakış açısı, belirsiz bir görüntü oluşturan tek bir görsel konumdur. Tesadüfi bakış açısı nesnenin kimliğini ayırt etmemiz için yeterli bilgi vermez.[12] Bu resim, genellikle yanlış bir şekilde algılanır ve gerçeklikten farklı bir illüzyon yaratır. Örneğin, bir resim ikiye bölünmüş ve üstteki kısım büyütülmüş, algılayıcıdan uzağa yerleştirilmiş olabilir. Bu resim algılayan tarafından optik illüzyon yaratarak bir nesnenin iki ayrı yarımı yerine bir bütün resim olarak boşlukta tek bir görsel konum olarak algılanır. Sokak sanatçıları genellikle bakış açısı oyunlarını zeminde üç boyutlu gözüken iki boyutlu sahneler yaratmak için kullanır.

Bir objeyi üst düzey görüşle ayırt etmek

Schroeder'in merdivenleri

Objeyi sadece algılamaktan öteye gitmek objeyi ayırt etmekten geçer. Bir objeyi ayırt etmek belirsiz resimleri çözümlemekte kritik bir rol oynar ve büyük ölçüde hafıza ile ön bilgiye bağlıdır. Bir objeyi ayırt etmek için görsel sistem objenin tanıdık bileşenlerini belirler ve bu objenin hafızadaki temsiliyle algısal temsilini karşılaştırır.[7] Bu, objenin çeşitli şablonlarını kullanarak yapılabilir. Örneğin, “köpek” genel olarak köpekleri temsil eder. Şablon metodu her zaman başarılı olmaz çünkü bir grubun üyeleri diğer üyelerinden önemli ölçüde farklı görsel özelliklere sahip olabilir ve farklı açılardan çok farklı da görünebilir. Bakış açısı problemini aşmak için görsel sistem bir objenin boşluktaki üç boyutlu tanıdık bileşenlerini belirler. Eğer objenin bu bileşenleri hafızadaki objeyle aynı konum ve yönde algılanıyorsa, ayırt etmek mümkün olur.[6] Araştırmalar imgeleme konusunda daha yaratıcı olan insanların belirsiz resimleri çözümlemede daha başarılı olduğunu göstermiştir. Bu, resimdeki örgüleri daha hızlı tanımlama becerilerinden kaynaklanan bir durum olabilir.[13] Bir belirsiz resmin zihinsel temsili sırasında, normal resimler gibi tüm kısımlar tanımlanır ve sonrasında zihinsel temsile konur. Sahne ne kadar kompleks ise işlemek ve temsile eklemek o kadar uzun sürer.[14]

Necker Cube: Derinlik ipuçları olmayan bir tel çerçeve küpü.

Derinlikten yoksun çizilmiş figürler belirsiz olabilir. Bu fenomenin klasik örnekleri Necker küpü[6] ve rhombille döşemesidir (küplerin izometrik çizimi olarak görülür).

Hafızayı ve son deneyimi kullanma

Belleğimiz, görsel sistemin nesneleri tekrar tekrar analiz etmek ve sınıflandırmak zorunda kalmadan tanımlamasına ve tanımasına yardımcı olduğundan, belirsiz bir görüntüyü çözmede büyük bir etkiye sahiptir. Hafıza ve ön bilgi olmadan, birkaç benzer nesne grubuna sahip bir görüntünün algılanması zor olacaktır. Herhangi bir nesnenin belirsiz bir temsili olabilir ve bir nesnenin yeterli bellek tanıması olmadan yanlışlıkla yanlış gruplara kategorize edilebilir. Bu bulgu, doğru algılama için önceki deneyimin gerekli olduğunu göstermektedir.[15] Nesne tanımada belleğin rolünü göstermek için Greebles kullanımıyla çalışmalar yapılmıştır.[6] Katılımcıyı benzer bir görsel uyarana maruz bırakarak hazırlama eylemi, bir belirsizliği çözme kolaylığı üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir.[15]

Algıda bozukluklar

Prosopagnozi insanların yüzleri tanıyamamasına sebep olan bir bozukluktur. Görme sisteminin orta-seviye görüşten sorumlu kısmı gördüğü nesnenin bir yüz olduğunu tanımlar, ancak yüksek-seviye görüşten sorumlu kısım yüzün kime ait olduğunu tanımlayıp tanıyamaz. Bu durumda, görme sistemi belirsiz bir objeyi, bir yüzü, tanımlar; ancak hafızayı kullanarak bu nesneyi tanıyamaz, kişi kimi gördüğünü saptayamaz.[6]

Medyada

Verbeek'in şeritleri baş aşağı bakıldığında farklı görünebilir (bu resim otomatik olarak ters çevrilecektir)

1903’ten 1905’e kadar Gustave Verbeek çizgi roman serisi olan ‘The Upside Downs of Old Man Muffaroo and Little Lady Lovekins’i yazdı. Bu çizgi romanlar altı panel çizgi romanın okunabileceği şekilde yazıldı, yani bir kişi kitabı ters çevirip okumaya devam edebilir. Verbeek toplamda 64 tane çizgi roman yazdı. 2012’de Marcus Ivarsson bu çizgi romanların bir seçkisini ‘In Uppåner med Lilla Lisen & Gamle Muppen’ isimli kitabında yeniden yorumladı. (ISBN 978-91-7089-524-1)

Belirsiz görsel fenomeninin kullanımı M.C. Escher ve Salvador Dalí‘nin bazı işlerinde de görülebilir. Ann Jonas’un ‘Round Trip’ isimli çocuk kitabının illüstrasyonlarında da bu fenomen kullanılmıştır, okuyucu önce kitabı normal şekilde okuyup ardından ters çevirerek hikayaye devam eder ve bu sayede görselleri yeni bir açıdan görür.[16]

Galeri

  • Ambigram
  • Monoküler rekabet
  • Çok kararlı algı
  • Olumsuz boşluk

Kaynakça

  1. ^ Fliegende Blätter Oct. 23, 1892, p. 147
  2. ^ Parkkonen, L.; Andersson, J.; Hämäläinen, M.; Hari, R. (2008). "Early visual brain areas reflect the percept of an ambiguous scene". Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America. 105 (51): 20500–20504.
  3. ^ a b Wimmer, M.; Doherty, M. (2011). "The development of ambiguous figure perception: Vi. conception and perception of ambiguous figures". Monographs of the Society for Research in Child Development. 76 (1): 87–104. doi:10.1111/j.1540-5834.2011.00595.x.
  4. ^ Mast, F.W.; Kosslyn, S.M. (2002). "Visual mental images can be ambiguous: Insights from individual differences in spatial transformation abilities". Cognition. 86 (1): 57–70. doi:10.1016/S0010-0277(02)00137-3. PMID 12208651. S2CID 37046301.
  5. ^ Chambers, D.; Reisberg, D. (1985). "Can mental images be ambiguous?". Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance. 11 (3): 317–328. doi:10.1037/0096-1523.11.3.317. S2CID 197655523.
  6. ^ a b c d e f g h i j k l m n Wolfe, J., Kluender, K., & Levi, D. (2009). Sensation and perception. (2 ed.). Sunderland: Sinauer Associates.[]
  7. ^ a b c Halko, Mark Anthony (2008). Illusory contour and surface completion mechanisms in human visual cortex (Thesis). ProQuest 621754807.
  8. ^ Postic, Guillaume; Ghouzam, Yassine; Chebrek, Romain; Gelly, Jean-Christophe (2017). "An ambiguity principle for assigning protein structural domains". Science Advances. 3 (1): e1600552. Bibcode:2017SciA....3E0552P. doi:10.1126/sciadv.1600552. ISSN 2375-2548. PMC 5235333. PMID 28097215.
  9. ^ Bradley, D.R.; Dumais, S.T. (1975). "Ambiguous cognitive contours". Nature. 257 (5527): 582–584. Bibcode:1975Natur.257..582B. doi:10.1038/257582a0. PMID 1165783. S2CID 4295897.
  10. ^ Bamhart, A.S. (2010). "The exploitation of gestalt principles by magicians". Perception. 39 (9): 1286–1289. doi:10.1068/p6766. PMID 21125955. S2CID 8016846.
  11. ^ Tang, Xiangyu (2005). A model for figure-ground segmentation by self-organized cue integration (Thesis). doi:10.25549/usctheses-c16-597264. ProQuest 621577763.
  12. ^ Koning, A.; van Lier, R. (2006). "No symmetry advantage when object matching involves accidental viewpoints". Psychological Research. 70 (1): 52-58. doi:10.1007/s00426-004-0191-8. PMID 15480756. 
  13. ^ Riquelme, H (2002). "Can people creative in imagery interpret ambiguous figures faster than people less creative in imagery?". The Journal of Creative Behavior. 36 (2): 105-116. doi:10.1002/j.2162-6057.2002.tb01059.x. 
  14. ^ Kosslyn, S.M.; Reiser, B.J.; Farah, M.J.; Fliegel, S.L. (1983). "Generating visual images: Units and relations". Journal of Experimental Psychology: General. 112 (2): 278–303. doi:10.1037/0096-3445.112.2.278. PMID 6223974.
  15. ^ a b Daelli (2010). "How recent experience affects the perception of ambiguous objects". Brain Research. 1322: 81-91. doi:10.1016/j.brainres.2010.01.060. PMID 20122901. 
  16. ^ Higgins, Carter. "Round Trip – Design Of The Picture Book". Design of the Picture Book. Retrieved 2 December 2020.


İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Halüsinasyon</span>

Halüsinasyon veya varsanı, bir duyu organını uyaran hiçbir nesne veya uyarıcı olmaksızın, kişinin sadece kendisinin duyabildiği, görebildiği, dokunabildiği ve koklayabildiği, gerçek olmayan duyuların algılanmasına veya sanıların alınmasına verilen isimdir. Halüsinasyonlar, benzer fenomenlerden ayrı tanımlanmaktadır. Örneğin rüya görmek uyanık olma hali barındırmaz; psödohalüsinasyonda istemsiz duyusal algıların gerçek olmadığı kişi tarafından bilinir; yanılsamalar saptırılmış ve yanlış yorumlanmış gerçek duyusal algılar barındırır; zihinsel imge kişinin istemi kontrolü altındadır gibi. Ruh hastalıklarında sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Beş duyunun da varsanısı olabilir; görme, işitme, dokunma, koklama ve tat duyusu. Halüsinasyonlarda kişi, bir hastalığının olduğunu bilmeden, gördüğü, işittiği ve hissettiğine bütünüyle inanır. Gözlerinde bozukluk olan kişide veya migrende görülen ışık parıltıları varsanı içine girmez. Bunlarda hasta, olayın nedenini bilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Algı</span> Duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi

Algı, psikoloji ve bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına gelir. Algı, duyu organlarının fiziksel uyarılmasıyla oluşan sinir sistemindeki sinyallerden oluşur. Örneğin, görme gözün retinasına düşen ışıkla, işitme kulağa gelen ses ile oluşur. Algı bu sinyallerin sadece pasif bir şekilde alınması değildir. Öğrenme, dikkat, hafıza ve beklenti ile şekillenebilir. Algı, bu "yukarıdan aşağıya etkileri" kapsadığı gibi duyusal girdinin "aşağıdan yukarıya" işlenmesini de içerir. "Aşağıdan yukarıya işlemler", basitçe, düşük seviye bilgi kullanılarak daha yüksek seviyede bilginin oluşturulmasıdır. Yukarıdan aşağıya işlemler ile kastedilen, kişinin kavram ve beklentilerinin algıyı etkilemesidir. Algılama, sinir sisteminin kompleks işlemlerine dayanır, ancak bilinçsel farkındalığın dışında gerçekleştiği için çoğu zaman kişilere zahmetsizce gerçekleşir gibi gelir.

<span class="mw-page-title-main">Görüntü</span> görme duyusu ile ilgili olan; görüntü ve gözle izlenebilen her şeyin taşıdığı özellik

Görüntü veya imge, bir şeyin görsel temsilidir. Bir görüntü; çizim, resim ve fotoğraf gibi iki boyutlu (2B) bir sunum ya da oyma ve heykel gibi üç boyutlu (3B) bir nesne olabilir. Bir görüntü; bir yüzeye yansıtma, elektronik sinyallerin etkinleştirilmesi veya dijital ekranlar dahil olmak üzere diğer ortamlar aracılığıyla görüntülenebilir. İki boyutlu görüntüler hareketsiz veya hareketli olabilir. Durağan görüntüler, baskı veya fotokopi gibi mekanik yollarla çoğaltılabilir. Bazı durumlarda, üç boyutlu görüntüler de canlandırılabilir.

Görsel algı çevredeki objelerin görülebilir spektruma yansıttığı ışığı kullanarak çevreyi yorumlayabilme yeteneğidir. Bu, etrafı ne kadar net görmeyi ifade eden görsel keskinlikten farklıdır. Bir kişi 20/20 vizyonu olsa bile görsel algısal işleme ile ilgili problemler yaşayabilir.

<span class="mw-page-title-main">Optik illüzyon</span>

Optik illüzyon ya da göz yanılsaması, görsel olarak algılanan görüntüler ile nesnel gerçekliğin farklı olduğu durumlar için kullanılan terimdir. Göz tarafından toplanan ve beyinde işlenen bilgiler uyaran kaynağının fiziksel ölçümü ile uyuşmayan bir algı oluşturur. Temel olarak 3 tipi vardır: Değişmez optik illüzyonlar ile temsil ettiği nesnelerden farklı algılanan görüntüler oluşturulur, fizyolojik optik illüzyonlar gözlerin ve beynin belirli bir tür aşırı uyarılması ile etki gösterir ve bilişsel illüzyonlar, bilinçsiz çıkarımlar sonucu oluşur.

Bilgisayar grafikleri, bilgisayarların ve özel bir grafik donanımı ve yazılımının yardımıyla bir bilgisayar tarafından görüntü verisinin temsilini kullanarak oluşturulmuş grafiklerdir. Bilgisayarların etkileşimi ve anlaşılması ve verinin yorumlanması bilgisayar grafikleri sayesinde oldukça kolaylaşmıştır. Bilgisayar grafik gelişimi birçok çoklu ortam (media) tiplerinde önemli bir etkiye sahiptir ve animasyon, sinema ve video oyun endüstrisinin gelişmesini sağlamıştır.

Gestalt psikolojisi veya gestaltizm, bilişsel süreçler içerisinde özellikle algı ve algısal örgütlenme konularında yoğunlaşmış psikoloji teorisidir. Yirminci yüzyılın ilk yarısında Almanya'da ortaya çıkmıştır. Gestalt psikolojisi kaotik görünen bir dünyada anlamlı bir algıya sahip olmamızın temelde hangi kanunlara dayandığını anlamaya çalışır. Gestalt psikolojisinin ana prensibi zihnin kendi kendisini algıladığı şeylerde bir bütün görmeye organize etmesidir.

Zihinsel imge, dış dünyanın kişinin zihnindeki temsilidir Çoğu durumda, bazı cisim, olay veya manzarayı algılarken yaşadığımız deneyime ciddi anlamda benzer ancak bahsi geçen ilgili cisim, olay veya manzara gerçekte duyularımızda var olmadığı zaman gerçekleşir. Bazı zamanlarda, özellikle uykuya dalmak ve uyanma (hipnopompik) zamanında, zihinsel imgeleme, hızlı, hayali görünüşlere ait olan istemsiz karakteriyle, algıya meydan okur ve sürekli değişen bir alan sunar. Bu alanda herhangi bağımsız bir cisim seçilemez.

<span class="mw-page-title-main">Ponzo yanılsaması</span>

Ponzo yanılsaması, ilk olarak 1911'de İtalyan psikolog Mario Ponzo (1882-1960) tarafından gösterilen geometrik-optik bir yanılsamadır. Ponzo insan zihninin bir nesnenin büyüklüğünü arka planına göre yargıladığını önermiştir. Bunu, demiryolu raylarına benzer şekilde bir çift yakınsak çizgiye iki özdeş çizgi çizerek gösterdi. Yakınsak kenarları doğrusal perspektife göre mesafeye doğru paralel çizgiler olarak yorumladığımız için üst çizgi daha uzun görünür. Bu bağlamda, üst çizgiyi daha uzaktaymış gibi yorumluyoruz, bu yüzden daha uzun görüyoruz - her ikisinin de aynı boyutta retina görüntüleri üretmesi için daha uzak bir nesnenin daha yakın bir nesneden daha uzun olması gerekir.

Görsel agnozi, görsel olarak sunulan nesnelerin tanınmasında bir bozukluktur. Bunun nedeni görme, dil, hafıza veya zeka eksikliği değildir. Kortikal körlük birincil görme korteksindeki lezyonlar sonucu oluşurken, görsel agnozi beyindeki arka oksipital ve/veya temporal lob (lar) gibi daha ön kortekslere zarar gelmesi sonucu olur.

<span class="mw-page-title-main">Bilgisayarlı görü</span> görsellerden veri bilgisi çıkartmak

Bilgisayarlı görü, bilgisayarların dijital görüntülerden veya videolardan nasıl bir anlam kazanabileceğiyle ilgilenen disiplinler arası bilimsel bir alandır. Mühendislik yöntemleriyle, insan görsel sisteminin yapabileceği görevleri anlamaya ve otomatikleştirmeye çalışmaktadır.

Özellik bütünleştirme teorisi, 1980’de Anne Treismann ve Garry Gelade tarafından geliştirilmiş bir dikkat teorisidir. Teori, bir uyarıcı algılanırken özelliklerinin “erken, istemsiz ve paralel kaydedilirken nesnelerin ayrı ayrı ve daha geç bir evrede” tanımlandığını önerir. Özellik bütünleştirme teorisi, insan görsel dikkatinin en etkili psikolojik modellerinden biri olmuştur.

Geonlar, Biederman'ın ‘bileşenlere göre tanıma’ teorisinde bir nesnenin basit parçalarına karşılık gelen silindir, tuğla, takoz, koni, daire ve dikdörtgen gibi basit 2 veya 3 boyutlu formlardır. Teori, görsel girdinin beyindeki nesnelerin yapısal temsilleriyle eşleştirildiğini öne sürüyor. Bu yapısal temsiller, geonlardan ve bunların ilişkilerinden oluşur. Ayrıca, az sayıda geon olduğu varsayılır. Birbiriyle farklı ilişkilerde en boy oranı ve 2 boyutlu yönlendirme gibi kaba metrik varyasyonda birleştirildiğinde, milyarlarca olası 2'li 3'lü geon nesneleri oluşturulabilir. Geon temsilleri aracılığıyla yapılmayan şekil tabanlı iki görsel tanımlama sınıfı şunlardır: a) benzer yüzler arasında ayrım yapmak ve b) çalılar veya buruşuk bir giysi gibi kesin sınırları olmayan sınıflandırmalar. Tipik olarak, bu tür tanımlamalar bakış açısından değişmez değildirler.

Biçim algısı, nesnelerin görsel öğelerinin, özellikle şekiller, desenler ve önceden tanımlanmış önemli özelliklerle ilgili olanların tanınmasıdır. Bir nesne retina tarafından iki boyutlu bir görüntü olarak algılanır, ancak görüntü aynı nesne için görüntülendiği bağlam, nesnenin görünen boyutu, bulunduğu açı açısından farklılık gösterebilir. Görüntülendiğinde ne kadar aydınlandığını ve görüş alanının neresinde bulunduğunu gösterir. Bir nesneyi gözlemlemenin her örneğinin benzersiz bir retina tepki modeline yol açmasına rağmen, beyindeki görsel işleme, bu deneyimleri benzer olarak tanıyabilir ve değişmez nesne tanımaya izin verir. Görsel işleme, en düşük seviyelerin çizgileri ve konturları tanıdığı ve biraz daha yüksek seviyelerin sınırları tamamlama ve kontur kombinasyonlarını tanıma gibi görevleri yerine getirdiği bir hiyerarşide gerçekleşir. En yüksek seviyeler, tüm bir nesneyi tanımak için algılanan bilgiyi bütünleştirir. Esasen nesne tanıma, onları kategorize etmek ve tanımlamak için nesnelere etiketler atama, böylece bir nesneyi diğerinden ayırt etme yeteneğidir. Görsel işleme sırasında bilgi oluşturulmaz, bunun yerine uyarıcının en ayrıntılı bilgisini ortaya çıkaracak şekilde yeniden biçimlendirilir.

<span class="mw-page-title-main">Bileşenler yoluyla tanıma kuramı</span>

Bileşenler yoluyla tanıma kuramı veya BTK, 1987'de Irving Biederman’ın nesne tanımayı açıklamak için önerdiği bir yukarıdan aşağı işlemlemedir. BTK'ya göre, biz nesneleri geonlara ayırarak tespit edebiliyoruz. Biederman’a göre; geonlar, çeşitli düzenlemelerle sınırsız sayıda nesne üretilebilen koni ve silindir gibi üç boyutlu şekillere dayanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Algı felsefesi</span> Felsefi Yaklaşım

Algı felsefesi, algısal deneyimin doğası ve algısal verilerin durumuyla, özellikle de dünya hakkındaki inançlar veya dünya hakkındaki bilgilerle nasıl ilişkili olduklarıyla ilgilidir. Herhangi bir açık algı açıklaması, çeşitli ontolojik veya metafizik görüşlerden birine bağlılığı gerektirir. Filozoflar, nesnelerin algılarının ve bunlarla ilgili bilgi veya inançların bireyin zihninin yönleri olduğunu varsayan içselci açıklamaları ve bunların bireyin dışındaki dünyanın gerçek yönlerini oluşturduklarını belirten dışsalcı açıklamaları birbirinden ayırır. Son zamanlardaki felsefi çalışmalar, tek görme paradigmasının ötesine geçerek algının felsefi özelliklerini genişletmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Anne Treisman</span> İngiliz psikolog (1935 – 2018)

Anne Marie Treisman, bilişsel psikoloji alanında uzmanlaşmış bir psikolog.

İkonik hafıza, görsel alanla ilgili görsel duyusal bellek kaydı ve hızla bozulan görsel bilgi deposudur. Görsel kısa süreli bellek (VSTM) ve uzun süreli bellek (LTM) içeren görsel bellek sisteminin bir bileşenidir. İkonik bellek, çok kısa, kategori öncesi, yüksek kapasiteli bellek deposu olarak tanımlanır. Çok kısa bir süre için tüm görsel algımızın tutarlı bir temsilini sağlayarak görsel kısa süreli belleğe katkıda bulunur. İkonik hafıza, sakkadlar sırasında değişim körlüğü ve deneyimin sürekliliği gibi fenomenleri açıklamaya yardımcı olur. İkonik hafıza artık tek bir varlık olarak düşünülmemekte bunun yerine en az iki ayırt edici bileşenden oluşmaktadır. Sperling'in kısmi rapor paradigmasının yanı sıra modern teknikleri içeren klasik deneyler bu duysal hafıza deposunun doğası hakkında fikir vermeye devam etmektedir.

<span class="mw-page-title-main">James J. Gibson</span> Amerikalı psikolog (1904 – 1979)

James Jerome Gibson Amerikalı bir psikologtu.

Görüntü alma sistemi, geniş bir dijital görüntü veritabanından görüntülere göz atmak, aramak ve almak için kullanılan bir bilgisayar sistemidir. Görüntü almanın en geleneksel ve yaygın yöntemleri, görüntülere resim yazısı, anahtar sözcükler, başlık veya açıklamalar gibi meta veriler eklemeye yönelik bazı yöntemleri kullanır, böylece erişim açıklama sözcükleri üzerinden gerçekleştirilebilir. Görüntüye manuel açıklama eklemek zaman alıcı, zahmetli ve pahalıdır; Bu sorunu çözmek için otomatik görüntü açıklaması üzerine çok sayıda araştırma yapılmıştır. Ek olarak, sosyal web uygulamalarının ve anlamsal webin artması, birçok web tabanlı görsel açıklama aracının geliştirilmesine ilham kaynağı olmuştur.