İçeriğe atla

Belencer Muharebesi (650ler)

Belencer Muharebesi
Arap-Hazar ilişkileri
TarihMS 652-653
Bölge
Belencer civarı
SonuçHazar galibiyeti
Taraflar
HazarlarRâşidîn Halifeliği
Komutanlar ve liderler
Bilinmiyor Abdurrahman bin Rebîa (ölü)
Kayıplar
10.000[1]

Belencer Muharebesi, 652 yılında (653) İslam Halifesi Osman ile bir Türk devleti olan Hazarlar arasında gerçekleşen, Türkler ile Müslümanlar arasında yapıldığı bilinen ilk muharebedir. Savaş Hazarlar'ın galibiyeti ile sonuçlanmış, Abdurrahman bin Rebîa bu savaşta ölmüştür.

642 yılında Ömer, Kafkasya'da bulunan Arap ordularına emir göndererek Derbent'in ötesine geçilmesini emretti.[2] Arminiya valisi Selmân bin Rebîa'nın kardeşi Abdurrahman bin Rebîa, görevi alır almaz 642'de Belencer'e ilerledi.[3] Bu harekât sırasında Arap ordusu, hiçbir direnişle karşılaşmadı.[4][5] Araplar bu sessizlikten dolayı fazla gururlanmış olacaklar ki, Kafkasya'nın Derbend'e kadar olan kısmını tamamen hakimiyet altına alarak Hazarlar'a karşı ciddi bir üstünlük sağladılar.[6] Araplar hiçbir şekilde direnişle karşılaşmamışlardı ve bundan cesaret bularak egemenliklerini daha kuzeye yaymak istiyorlardı. 642'de bu niyetin ilk adımı atıldı ve 653'te doğrudan Halife Osman, Kafkasya'daki ordularına ileri harekât emri verdi.[7] Abdurrahman bin Rabia, Halife'nin emri üzerine hızla Derbend'in kuzeyine doğru ilerleyerek önce boşaltılmış Tarku şehrini ele geçirdi,[8] bundan hemen sonra ise Belencer'e ulaşarak kenti kuşatma altına aldı.[9] Kaynaklardan anlaşıldığına göre Araplar, bu sefer fazlasıyla hazırlıklı gelmişlerdi. Nitekim kuşatmada Arap ordusu mancınık kullanıyordu[10] ve bu da Araplar'ın önceki keşif seferinden farklı olarak bölgeyi fethetmeyi amaçladıklarını gösteriyordu.[11] Ancak nihayetinde kuşatma, başında Hazar Kağanının bulunduğu bir Hazar ordusunun Belencer önünde belirmesiyle sona erdi:

"Bundan sonra Türkler (Belencer ahalisiyle) o gün (müştereken saldırı için) anlaştılar. Belencerliler hüruc yaptılar ve Türkler de onların yardımına geldiler ve ardından da muharebeye giriştiler. Abdurrahman b. Rabiah yere düştü ve Müslümanlar dağılmış halde kaçışmaya başladılar."[10]

Hazarlar'ın Belencer önlerinde elde ettikleri zafer o güne kadarki başarıları ile engellenemez bir saldırı gücüne dönüşen Arap yayılmasına karşı kazanılan ilk ciddi askeri başarıydı.[12] Bu gerçeği Araplar da görüyordu. Nitekim Araplar, bu savaştan hemen sonra Kafkasya'daki merkezî üslerini Van'ın kuzeyindeki Hilat ve Malazgirt civarına kadar çekmişlerdi, bu da Belencer muzafferlerinin eseriydi.[13][14][15]

Halife Osman, Arap ordularının bu yenilgisinden sonra Habîb bin Mesleme adlı bir Arap komutanını Hazarlar üzerine gönderdi. Halife bin Hayyat, adı geçen komutanın Hazarlara saldırdığından değil, Gürcistan dolaylarında faaliyet gösterdiğinden bahseder.[16] Bu durum, Hazarlara karşı teşkil edilen ordunun Hazar ordusundan korkarak Belencer üzerine yürüyemediğini gösterir.[15][17][18]

Kaynakça

  1. ^ Ahmed ibn A'sam al-Kufi, Kitab al-Fütuh, ss. 17-18
  2. ^ Al Tabari, XIV. s. 38. 
  3. ^ Al-Tabari, XIV. ss. 38-39. 
  4. ^ Al-Tabari, XIV. s. 40. 
  5. ^ İbnü'l Esir, El Kâmil Fit Tarih, 3. Cilt. s. 35. 
  6. ^ The Armenian History. ss. 147-149. 
  7. ^ Al-Tabari, XIV. ss. 94-95. 
  8. ^ Altay Tayfun Özcan, Hazar Kağanlığı ve Etrafındaki Dünya. s. 80. 
  9. ^ "Extract from the Translation of Ibnu-l Aasem". s. 168. 
  10. ^ a b Al-Tabari, XV. s. 95. 
  11. ^ Altay Tayfun Özcan, Hazar Kağanlığı ve Etrafındaki Dünya. s. 81. 
  12. ^ Altay Tayfun Özcan, Hazar Kağanlığı ve Etrafındaki Dünya. s. 84. 
  13. ^ Ahmed ibn A'sam al-Kufi, "Kitab al-Fütuh". ss. 18-19. 
  14. ^ "Extract from the Translation of Ibnu-l Aasem". s. 170. 
  15. ^ a b Halife b. Hayyat, "Tarihu Halife b. Hayyat". s. 203. 
  16. ^ Halife b. Hayyat, "Tarihu Halife b. Hayyat". ss. 202-203. 
  17. ^ Altay Tayfun Özcan, Hazar Kağanlığı ve Etrafındaki Dünya. s. 85. 
  18. ^ V.M. Beylis, "Soobşçeniya Halifı Ibn Hayata al-Usfuri". s. 36. 
  • Kevin Alan Brook. The Jews of Khazaria. 3. düz. Rowman & Littlefield Publishers, 2018.
  • Douglas M. Dunlop. The History of the Jewish Khazars, Princeton, N.J.: Princeton University Press, 1954.
  • Peter B. Golden. Khazar Studies: An Historio-Philological Inquiry into the Origins of the Khazars. Budapest: Akadémiai Kiadó, 1980.
  • Norman Golb ve Omeljan Pritsak, Khazarian Hebrew Documents of the Tenth Century. Ithaca: Cornell University Press, 1982.

İlgili Araştırma Makaleleri

Hazarca, Orta Çağda, Orta Asyalı yarı göçebe Türk boyu olan Hazarların konuştuğu dildir. Hazarca, tarihî Türk dillerinden biri olmasına karşın Türkî dillerin hangi koluna ait olduğu tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar Hazarcanın İran dilleri veya Kafkas dilleriyle yakın ilişkisi olduğunu varsayarlar.

<span class="mw-page-title-main">Arap-Türk ilişkileri</span>

Türk kavimleri ile Araplar arasındaki ilişkiler Arapların İslam öncesi döneminde İpek Yolu vasıtasıyla ticaret ile sınırlıydı.

<span class="mw-page-title-main">Hazar Kağanlığı</span> Musevi Türk devleti

Hazar Kağanlığı ya da kısaca Hazarlar, 7. ve 11. yüzyıllar arasında; Hazar Denizi'nin çevresinde; Van Gölü'nden, Karadeniz kıyılarından, Kiev'e; Aral Gölü'nden, Macaristan'a kadar olan geniş topraklarda hüküm sürmüş, Doğu Avrupa'da yerleşik bir Türk devletidir. Hazar kelimesi, gez(mek) anlamına gelen kaz- kökünden türemiştir. Ka-zar; gezer yani serbest dolaşan, bir yere bağlı olmayan anlamına gelmektedir. Hudūd al-'Ālam adlı esere göre, Hazar kağanları Ansa' sülalesindendir ve Orta Asya'dan gelmişlerdir. Hazarların bir süre Büyük Hun Devleti'ne bağlı kavimler arasında bulunmuş olmaları ihtimali vardır. 586'dan sonraki Bizans kaynaklarında Hazarlar, "Türkler" olarak geçmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Arap-Hazar ilişkileri</span> Kafkasyanın kontrolü için Araplar ve Hazarlar arasında bir dizi savaş

Hazar-Arap ilişkileri, 7. yüzyılın ikinci çeyreğinden 9. yüzyılın ortalarına kadar devam eden ve genellikle savaşların yoğun olarak yaşandığı ilişkilerdir.

<span class="mw-page-title-main">Belencer</span>

Belencer, Kuzey Kafkasya'nın Dağıstan bölgesinde, Derbent ile Semender şehirleri arasında yer alan yer alan ve Sulak Nehri'nin aşağısında bulunan Orta Çağ şehri ve boyu. 8. yüzyıla kadar Hazar Kağanlığı'na başkentlik yapan şehir, Arap saldırılarından sonra önemini kaybetti. En son 10. yüzyılda İdil Bulgar Hanlığını oluşturan boylardan biriydi.

<span class="mw-page-title-main">II. Yezîd</span> 9. Emevi halifesi

II. Yezîd, Yezîd bin Abdülmelik, dokuzuncu Emevî halifesidir. 720 yılında kuzeni olan halife Ömer bin Abdülaziz'in ölümü ile halife olmuş ve böylece kardeşlerinin halifelik üzerindeki haklarını tekrar ortaya çıkarmıştır. Daha önceki halifelerden Abdülmelik'in halifelik yapan üçüncü oğludur. Şam'dan uzakta Hazarlara karşı sefer yapmakta iken 724 yılında ölmüştür. Ancak ölüm haberi Şam'a geç ulaştığından kardeşi Hişâm bin Abdülmelik 724 yılında Emevî halifesi olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Hişâm bin Abdülmelik</span> 10. Emevi halifesi

Hişâm bin Abdülmelik, onuncu Emevî halifesidir. Kardeşi halife II. Yezîd 724'te öldüğü zaman halife olmuş ve 18 yıllık uzun bir halifelikten sonra 6 Şubat 743'te ölmüş, yerini II. Velîd olarak anılan kardeşinin oğlu Velîd bin Yezîd bin Abdülmelik'e bırakmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Emîn</span> Altıncı Abbasi halifesi

Emin veya Muhammed Emîn Tam Adı: Ebû Abdullâh "Emîn" Muhammed bin Hârûn Reşîd altıncı Abbasi halifesidir. Babası Harun Reşid öldüğünde, 809'da, Abbasi Halifesi olmuş; kendi halifeliğini ilan etmiş olan kardeşi Memun ile bir iç savaştan sonra 813'te idam edilip öldürülmesine kadar, 809-813 döneminde dört yıl sekiz ay halifelik yapmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Mesleme bin Abdülmelik</span>

Mesleme bin Abdülmelik, Emevî prens ve 8. yüzyılın ilk on yıllarının en önde gelen Arap generallerinden biridir. Bizans İmparatorluğu ve Hazar Hanlığı'na karşı birçok sefer düzenlemiştir. Özellikle Bizans başkenti Konstantinopolis'in ikinci ve son Arap kuşatmasına liderlik ettiği için büyük ün kazanmıştır.

Üçüncü Göktürk-Sasani Savaşı, Batı Göktürk Kağanlığı ve Sasaniler arasında gerçekleşen üçüncü ve son savaş. Önceki iki savaşın aksine Orta Asya'da değil Güney Kafkasya'da gerçekleşmiştir. Bu savaş, son Bizans-Sasani savaşının etkilerine karşı oldu ve gelecek yüzyıllarda Orta Doğu'daki güç dengelerini etkiledi.

İlteber, Türk Kağanlığı ve Hazar Kağanlığı'nın siyasi hiyerarşisinde kendisine vergi toplama ve bunun belirli bir miktarını Türk kağanına ödeme görevi bulunan boy başkanlarına verilen addır. Bu terime ilk kez, 680'de Kuzey Kafkasya Hunları'nda rastlanmaktadır. Hristiyan kaynaklarında, Albanya'da hüküm süren Hun derebeyinin adı Alp Ilteber olarak geçmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Tiflis Emirliği</span>

Tiflis Emirliği 736'dan 1080'e kadar, bugünkü Gürcistan'ın doğu bölgelerini Tiflis şehrinden yöneten emirlik. Araplar tarafından Gürcistan topraklarının istila edilmeleri sırasında kurulan emirlik, 1122'de Kral IV. Davit tarafından, Gürcüler tarafından yeniden ele geçirilene kadar Kafkasya'daki Müslüman yönetiminin önemli bir karakoluydu. O zamandan beri, şehir bugüne kadar Gürcistan'ın başkenti oldu.

Belencer Muharebesi, Hazar-Arap Savaşları sırasında gerçekleşen bir savaştır. 722 veya 723'te, Taberî'ye göre, Cerrah bin Abdullah komutasındaki Emevî askerleri Kafkas Dağları'nı geçti ve Belencer'e saldırdı. Şehrin sakinleri, 3.000 vagonu birbirine bağlayarak ve onları yüksek arazideki kilit kalenin etrafında döndürerek kasabalarını savunmaya çalıştılar, ancak saldırıda yenildiler. Emevîler şehrin nüfusunun çoğunu katlettiler; hayatta kalanlar, Samandar da dahil olmak üzere diğer kasabalara kaçtı. Galip Emevî ordusu çok fazla ganimet aldı. Bu muharebeden sonra Emeviler Samandar'ı ele geçirmeye devam ettiler ve Müslümanlar bir kez daha Güney Kafkasya'da baskın bir güç haline geldi.

Kays b. Sa'd b. Ubade el-Ensari el-Hazrecî, Mısır valisi.

Ebû Ukbe Cerrâh b. Abdillâh el-Hakemî bir Arap asilzadesi ve Hakami kabilesinin generaldir. 8. yüzyılın başlarında çeşitli zamanlarda Basra, Sistan ve Horasan, Arminiya ve Adharbayjan valisidir. Hayatı boyunca efsanevi bir savaşçı olarak, en çok Kafkasya cephesinde Hazarlara karşı yürüttüğü ve 730'da Erdebil Muharebesi'nde ölümüyle sonuçlanan seferleriyle tanınır.

Selmân bin Rebîa Kufe kadısı, Raşidîn komutanı.

Ermenistan Seferi, Göktürkler'in Sasani İmparatorluğu'na karşı Kafkasya bölgesinde Çorpan Tarkan tarafından başarıyla gerçekleştirdikleri bir harekâttır.

Kırım Seferi, 576 yılında Göktürk Kağanlığı tarafından Bizans İmparatorluğu'na karşı başlatılmış bir askerî harekâttır. Sefer 581 yılında sona ermiş olup, Kırım'ın büyük çoğunluğu Göktürk hakimiyetine girmiştir.

Bu sayfada 650'li yıllarda Râşidîn Halifeliği'nde yaşanan olaylar yer almaktadır.