İçeriğe atla

Beck'in bilişsel üçlüsü

Beck'in bilişsel üçlüsünü gösteren bir diyagram
Beck'in bilişsel üçlüsünü gösteren bir diyagram

Negatif üçlü olarak da bilinen Beck'in bilişsel üçlüsü,[1][2] depresyondaki bir kişinin inanç sisteminin üç temel unsurunun bilişsel-terapötik bir görünümüdür. 1960'lı yılların erken dönemlerinde başlayan, klinik çalışmalardan ve deneysel gözlemlerden elde edilmiştir. Kişilerin nasıl hissettiklerini, yaşadıkları durumları nasıl yorumladıklarını ve kendilerine yapılandırdıklarını belirten psikopatoloji modelidir. 1967'de Aaron Beck tarafından önerilmiştir.[3] Üçlü, Beck'in bilişsel depresyon teorisinin parçasıdır[4] ve kavram BDT'nin parçası olarak, özellikle Beck'in "Olumsuz Otomatik Düşüncelerin Tedavisi" (TNAT) yaklaşımında kullanılır.

Üçlü, aşağıdakiler hakkında "otomatik, kendiliğinden ve görünüşte kontrol edilemez olumsuz düşünceleri"[5] içerir:

Bu olumsuz düşünce örnekleri şunlardır:

  • Benlik - "Değersiz ve çirkinim" veya "Keşke farklı olsaydım" gibi kişinin kendisini yetersiz olarak görmesiyle kendini fazlaca eleştirme eğiliminde olması, yaşadığı hoş olmayan tecrübelerini kendisinin fiziksel, ahlaki ve duygusal eksikliğine bağlaması ve kendini hastalıklı olarak görmesi gibi.
  • Dünya - "Kimse bana değer vermiyor" veya "insanlar beni her zaman görmezden geliyor" yönünde, dünyayı ve insanları kendi ulaşmak istediği amaçları doğrultusunda ilerleme yolunda birer engel gibi görür. Depresif kişinin, hayatı kendisine nasıl yapılandırdığı gözlemlenirse, nasıl yorumladığı da anlaşılabilir.
  • Gelecek - "Umutsuzum çünkü işler hiç değişmeyecek" veya "işler ancak daha kötüye gidebilir!" düşünceleriyle, yaşadığı olumsuz deneyimlerin hep süreceğini düşünür. Önüne çıkan engellerin hiçbir zaman geçmeyeceği fikrindedir.

Beck'in bilişsel depresyon modeli

Bilişsel bakış açısına göre depresif bozukluklar, bilişsel üçlü denilen insanların kendilerine, yaşam deneyimlerine (ve genel olarak hayata) ve geleceklerine ilişkin işlevsiz olumsuz görüşleri ile tanımlanır.

Depresyondaki insanlar genellikle kendilerini sevilmeyen, çaresiz, mahkûm veya yetersiz görür. Hoş olmayan deneyimlerini, varsayılan fiziksel, zihinsel ve/veya ahlaki eksikliklerine bağlama eğilimindedirler.[6] Kendilerini aşırı suçlu hissetme eğilimindedirler, değersiz olduklarına, suçlanmaya değer olduklarına ve kendileri ve başkaları tarafından reddedildiklerine inanırlar. Kendilerini başarılı olabilecek, kabul edilebilecek veya kendileri hakkında iyi hissedebilecek insanlar olarak görmekte çok zorlanabilirler ve bu, ruh halini daha da kötüleştiren geri çekilme ve izolasyona yol açabilir.[7]

Bilişsel çarpıtmalar

Beck'in bilişsel modeli de dahil olmak üzere bilişsel teorilere göre, depresif bireyler tarafından kullanılan bazı bilişsel önyargılara örnekler. Bilişsel davranışçı terapi'nin bir parçası olarak depresyonlu kişilere bu önyargıları nasıl belirleyecekleri ve değiştirecekleri öğretilebilir.

Beck, depresyondaki kişilerin, bazen hatalı veya yararsız düşünme kalıpları olarak da adlandırılan bir tür bilişsel önyargı geliştirdiklerini öne sürer. Beck, bu önyargılardan bazılarını "otomatik düşünceler" olarak adlandırdı ve bunların tamamen bilinçli kontrol altında olmadığını öne sürdü. Depresyonlu insanlar, olumlu niteliklerini hızla gözden kaçırma ve başarılarını önemsiz veya anlamsız olarak nitelendirme eğilimindedir. Ayrıca, başkalarının ilgisini, iyi niyetini ve endişesini acımaya dayalı olarak veya başkaları "gerçek kişiyi" tanıyorsa kolayca kaybolmaya yatkın olarak yanlış yorumlayabilirler ve bu, daha fazla suçluluk duygusunu körükler.

Beck'e göre temel bilişsel çarpıtmalar şunlardır:[1][8]

  • Keyfi çıkarım - yetersiz kanıttan veya kanıt olmamasından sonuçlar çıkarmak.
  • Seçici soyutlama - bir durumun birçok unsurundan yalnızca birine dayanarak sonuçlar çıkarmak.
  • Aşırı genelleme - tek bir olaya dayanarak kapsamlı sonuçlar çıkarmak.
  • Büyütme - istenmeyen bir olayın önemini abartma.
  • Küçültme - olumlu bir olayın önemini hafife alma.
  • Kişiselleştirme - başkalarının olumsuz duygularını kendine mal etme.[9]

Depresif insanlar, yaşamlarını zevkten ve ödülden yoksun olarak görür ve önemli hedeflerine ulaşmada aşılmaz engelleri olduğunu düşünür. Bu genellikle motivasyon eksikliği olarak kendini gösterir ve depresif kişinin başkaları tarafından tembel olarak görülebileceği için daha fazla geri çekilme ve izolasyon hissetmesine yol açar. Her şeyin "idaresi çok zor" görünür ve hissettirir ve diğer insanlar (veya muhtemelen) cezalandırıcı olarak görülür. Sorunlarının sonsuza kadar devam edeceğine ve geleceğin yalnızca daha fazla zorluk, yoksunluk ve hüsran getireceğine inanırlar. “İrade felci” depresif hastaların karamsarlık ve umutsuzluklarından kaynaklanır. Çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasını bekleyerek, kendilerini büyüme odaklı hedeflere adama konusunda isteksizdirler ve etkinlik seviyeleri azalır. Çeşitli durumların sonucunu etkileyemeyeceklerine inanarak, bu tür durumlardan kaçınma arzusu yaşarlar.[7]

İntihar istekleri, kontrol edilemez, sonu gelmez ve dayanılmaz gibi görünen sorunlardan kaçma arzusunun aşırı bir ifadesi olarak görülür.[10]

Olumsuz benlik şemaları

Beck ayrıca depresif bir kişinin genellikle çocukluk deneyimlerinden kaynaklanan olumsuz bir kendi şemasına sahip olacağına inanıyordu.[11] Bu şema, eleştiri, taciz veya zorbalık gibi olumsuz eski deneyimlerden kaynaklanabilir.[12] Beck, olumsuz kendilik şemalarına sahip kişilerin, kendilerine sunulan bilgileri olumsuz bir şekilde yorumlamakla yükümlü olduklarını ve bunun da yukarıda belirtilen bilişsel çarpıtmalara yol açtığını öne sürer. Depresif veya nevrotik kişilerin belirli olaylara olumsuz tepki verme biçimini tanımlayan karamsar açıklama tarzı, bu şemaların benlik imgesi üzerindeki etkisine bir örnektir. Bu açıklayıcı tarz, kendi kontrolleri veya başkalarının davranışları dışındaki olumsuz olaylar için kendini suçlamayı (kişiselleştirme), bu tür olayların sonsuza kadar devam edeceğine inanmayı ve bu olayların duygusal refahlarını önemli ölçüde etkilemesine izin vermeyi içerir.

Üçlünün ölçüm yönleri

Üçlünün üç alanındaki olumsuz bilişi ölçmeye çalışmak için birçok araç geliştirilmiştir.[13]

Beck Depresyon Envanteri (BDÖ), üçlünün üç yönüne dayalı olarak depresyonu puanlamak için iyi bilinen bir ankettir. Diğer örnekler arasında gelecekle ilgili düşünceleri ölçmek için Beck Umutsuzluk Ölçeği[14] ve benlik hakkındaki görüşleri ölçmek için Rosenberg Öz Saygı Ölçeği[15] yer alır. Bilişsel Üçlü Envanter (CTI), Beckham ve diğerleri[13] tarafından Beck üçlüsünün üç yönünü sistematik olarak ölçmeye çalışmak için geliştirilmiştir. CTI, "tek bir tedavi seansındaki terapist davranışı ile bilişsel üçlüdeki değişiklikler" ve "üçlemedeki değişikliklerin genel depresif ruh hali içindeki değişikliklerle olan ilişkisini ölçmeyi amaçlar.[13] Bu envanter o zamandan beri Kaslow ve diğerleri tarafından geliştirilen CTI-C'de çocuklar ve ergenlerle kullanım için uyarlanmıştır.[16]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b Gross, Richard (2015). Psychology: The Science of Mind and Behaviour 7th Edition. Hodder Education. ss. 796, 797. ISBN 978-1471829734. 
  2. ^ Cardwell, Flanagan, Mike, Cara (2015). Psychology A Level Year 1 and AS: The Complete Companion Student Book. OUP. s. 108. ISBN 978-0-19-833864-2. 
  3. ^ Beck, Aaron, T.; Rush, A. John; Shaw, Brian F.; Emery, Gary (1987). Cognitive Therapy of Depression. Guilford Press. ISBN 978-0898629194. 
  4. ^ "Overview of Beck's Cognitive Theory of Depression". www.personalityresearch.org. 11 Nisan 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mart 2016. 
  5. ^ "Cognitive Behavioral Therapy | CBT | Simply Psychology". www.simplypsychology.org. 13 Şubat 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ekim 2016. 
  6. ^ Beck, Aaron T.; Steer, Robert A.; Beck, Judith S.; Newman, Cory F. (1 Haziran 1993). "Hopelessness, Depression, Suicidal Ideation, and Clinical Diagnosis of Depression". Suicide and Life-Threatening Behavior (İngilizce). 23 (2): 139-145. doi:10.1111/j.1943-278X.1993.tb00378.x. ISSN 1943-278X. PMID 8342213. 
  7. ^ a b Sadock, Sadock, Ruiz, Benjamin J., Virginia Alcott, Pedro (2009). Kaplan and Sadock's Comprehensive Textbook of Psychiatry. Lippincott Williams and Wilkins. ISBN 9780781768993. 
  8. ^ Davison, Neale, G.D, M (2001). Abnormal Psychology (8th Ed.)Ücretsiz kayıt gerekli. J Wiley. ISBN 978-0471318118. 
  9. ^ "Cognitive Behavioral Therapy | CBT | Simply Psychology". www.simplypsychology.org. 13 Şubat 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mart 2016. 
  10. ^ Beck, Aaron, T (1 Ocak 1979). Cognitive Therapy of DepressionSınırlı deneme süresince özgürce erişilebilir, normalde ise abonelik gereklidir. New York: The Guilford Press. ss. 11. ISBN 978-0898629194. 
  11. ^ "Overview of Beck's Cognitive Theory of Depression". www.personalityresearch.org. 11 Nisan 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ekim 2016. 
  12. ^ "Explaining Depression - Beck's Cognitive Triad | Psychology | tutor2u". www.tutor2u.net. 22 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ekim 2016. 
  13. ^ a b c Beckham, Ernest Edward; Leber, William R.; Watkins, John T.; Boyer, Jenny L.; Cook, Jacque B. (1986). "Development of an instrument to measure Beck's cognitive triad: The Cognitive Triad Inventory". Journal of Consulting and Clinical Psychology. 54 (4): 566-567. doi:10.1037/0022-006x.54.4.566. PMID 3745613. 
  14. ^ Beck A.T. (1988). "Beck Hopelessness Scale." The Psychological Corporation.
  15. ^ Rosenberg, M. (1965). Society and the adolescent self-image. Princeton, NJ: Princeton University Press. online pdf here: https://www.docdroid.net/Vt9xpBg/society-and-the-adolescent-self-image-morris-rosenberg-1965.pdf 25 Mart 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  16. ^ Kaslow, Nadine J.; Stark, Kevin D.; Printz, Brian; Livingston, Ronnie; Tsai, Shung Ling (1 Aralık 1992). "Cognitive Triad Inventory for Children: Development and Relation to Depression and Anxiety". Journal of Clinical Child Psychology. 21 (4): 339-347. doi:10.1207/s15374424jccp2104_3. ISSN 0047-228X. 

[1]

  1. ^ "Haluk Arkar, Düşünen Adam Dergisi" (PDF). 15 Ağustos 2023. 25 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ağustos 2023. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Sosyal biliş sosyal etkileşimde rol oynayan bilgiyi işleme, kodlama, depolama ve hatırlama gibi bilişsel süreçlerdir. İnsanların kendilerini kuşatan fiziksel, sosyal çevrelerini ve çevreleriyle olan ilişkilerini, diğer insanlar ve kendileri hakkında nasıl izlenim oluşturduklarını, nasıl hissettiklerini ve düşündüklerini ve bu türden bir düşünce biçiminin yargıları ve davranışları nasıl etkilediğini incelemektedir. Toplumsal bağlamdan etkilenen ve toplumsal bağlamı etkileyen bilişsel süreç ve yapıları incelemektedir Ancak sosyal biliş terimi diğer psikoloji ve bilişsel sinirbilim alanlarında yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu alanlarda sosyal biliş terimi çoğunlukla otizm ve diğer bozukluklar nedeniyle kesintiye uğrayan çeşitli sosyal becerilere karşılık gelmektedir. Bilişsel sinirbilim alanında ise sosyal bilişin biyolojik temelleri araştırılmaktadır. Benzer şekilde Gelişim psikolojisi alanında da sosyal biliş becerileri gelişimsel perspektifle incelenmektedir.

Sanrı, kanıtlar ışığında değiştirilemeyen yanlış ve sabit bir inançtır. Bir patoloji olarak, yanlış veya eksik bilgi, konfabulasyon, dogma, yanılsama, halüsinasyon veya algının diğer bazı yanıltıcı etkilerine dayanan bir inançtan farklıdır, çünkü bu inançlara sahip bireyler kanıtları gözden geçirdikten sonra inançlarını değiştirebilir veya yeniden ayarlayabilirler. Yine de:

<span class="mw-page-title-main">İntihar</span> kişinin kendi ölümüne neden olan kasıtlı eylemi

İntihar veya öz kıyım, bir bireyin, neticesinin ölüm olacağının bilincinde olarak, kendisinin ölümüne yol açacak bir eylem yapmasıdır. Risk faktörleri arasında; majör depresif bozukluk, akıl hastalıkları, bipolar bozukluk, şizofreni, kişilik bozuklukları gibi akıl hastalıkları, alkolizm ve madde bağımlılığı bulunmaktadır. Bireyin kendisine yönelik bir saldırganlık hâli olan intihar davranışı, birçok şiddet davranışının aksine her yaştan kişiyi etkilemekte olup, bireyin bilerek ve isteyerek kendi hayatına son vermesi olarak da tanımlanabilir.

<span class="mw-page-title-main">Obsesif kompulsif bozukluk</span> istenmeyen ve tekrarlanan düşünceler, duygular, fikirler (obsesyonlar) veya bir şey yapmaya itici hissettiren davranışları (kompulsiyonlar) içeren anksiyete bozukluğu

Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB), bireyin rahatsız edici düşüncelere sahip olduğu ve/veya belirli rutinleri, sıkıntıya yol açacak veya genel işlevi bozacak ölçüde tekrar tekrar yapma ihtiyacı hissettiği zihinsel ve davranışsal bir bozukluktur. Adından da anlaşılacağı gibi, OKB'nin birincil belirtileri obsesyonlar ve kompulsiyonlardır. Obsesyonlar, endişe, iğrenme veya rahatsızlık duyguları yaratan, kalıcı, istenmeyen düşünceler, zihinsel görüntüler veya dürtülerdir. Yaygın obsesyonlar arasında bulaşma korkusu, simetri takıntısı, din, cinsiyet ve zarar hakkında zorlayıcı düşünceler yer alır. Kompulsiyonlar, obsesyonlara yanıt olarak ortaya çıkan, tekrarlayan eylem veya rutinlerdir. Yaygın kompulsiyonlar arasında aşırı el yıkama, temizlik, bir şeyleri düzenleme, sayma, güvence arama ve bir şeyleri kontrol etme sayılabilir. OKB'li birçok yetişkin, kompulsiyonlarının bir anlam ifade etmediğinin farkındadır, ancak obsesyonların neden olduğu sıkıntıyı gidermek için yine de bunları gerçekleştirirler. Kompulsiyonlar o kadar sık meydana gelir ki, tipik olarak günde en az bir saat sürer ve kişinin yaşam kalitesini bozar.

Israrcı depresif bozukluk (IDB) olarak da bilinen Distimi, özellikle depresyona benzer bilişsel ve fiziksel problemlerden oluşan ruh hali bozukluğu olmakla beraber daha-uzun süreli semptomlar gösteren zihinsel ve davranışsal bozukluktur. Kavram, "depresif kişilik" terimine ikame olarak Robert Spitzer tarafından 1970'lerin sonunda türetildi.

<span class="mw-page-title-main">Majör depresif bozukluk</span> Düşük benlik saygısı ve normalde eğlenceli aktivitelere ilgi veya zevk kaybı ile birlikte her şeyi kapsayan düşük ruh hali

Majör depresif bozukluk, majör depresyon veya klinik depresyon, en az iki hafta boyunca, farklı türden günlük hadise ve tecrübeler karşısında, sabit bir şekilde düşük ruh halinde bulunulması ile karakterize edilen bir zihinsel hastalıktır. Hastalık, tıbbi teşhisi ancak bir uzman tarafından konulabilecek bir hastalıktır. Hastalık, halk arasında kullanılan depresif olma durumu ile alakalı olmayıp, bu ruh hallerinden her yönden ve tamamen ayrılan bir hastalık türüdür.

<span class="mw-page-title-main">Depresif duygudurumu</span> düşük ruh hâli

Depresif duygudurumu, depresyon ya da bunalım, bir olay karşısında duyulan beklentilerin olumsuz yönde olması veya beklentilerin olumsuz yönde gittiği sanrısıdır. Bu duygu çoğu zaman; hiçbir zaman ve hiçbir şekilde gerçekleşemeyecek olan veya böyle olacağı sadece düşünülen beklentiler söz konusu olduğunda kendini belli eder. Umutsuzluk, özellikle öncesinde bu beklentiyi elde edemeyen insanların yaşayacağı bir duygudur.

<span class="mw-page-title-main">Hipokondriya</span>

Hipokondriyazis veya hipokondriya kişinin ciddi bir hastalığa yakalanma konusunda aşırı ve gereksiz endişe duyması durumudur. Eski bir kavram olan hipokondrinin anlamı defalarca değişti. Bu zayıflatıcı durumun, gerçek bir tıbbi teşhis olmamasına rağmen beden veya zihin durumunun yanlış algılanmasından kaynaklandığı iddia edildi. Hipokondriyazisi olan kişiye hipokondriyak denir. Hipokondriyaklar, bulgu ne kadar küçük olursa olsun, saptadıkları herhangi bir fiziksel veya psikolojik bulgu hakkında gereğinden fazla alarma geçerler ve ciddi bir hastalıkları olduklarına veya teşhis edilmek üzere olduklarına ikna olurlar.

<span class="mw-page-title-main">Kazanılmış başarısızlık sendromu (psikoloji)</span> Kazanılmış başarısızlık sendromu

Kazanılmış başarısızlık sendromu veya öğrenilmiş çaresizlik sendromu, organizmanın göstermiş olduğu tepkilerin sonuca ulaşmaması durumunda, sonucu değiştiremeyeceğine karşı oluşan inanç ile gelen bir ruh hâli durumudur. İnsanlarda zamanla oluşan başarısızlıklar karşısında kişinin bir şeyleri başarma isteğini günden güne kaybetmesi sonucunda, belli bir konuda veya genel olarak başarısız olacağına dair bir inanç geliştirmesi ile kendini gösterir.

Kabul ve kararlılık terapisi veya KKT klinik davranış analizinin psikoterapide kullanılan bir şeklidir. Kararlılık, davranış değişim stratejileri ile psikolojik esneklik sağlamak için çeşitli şekillerde harmanlanmış kabul ve farkındalık stratrejilerini kullanan kanıta dayalı psikolojik müdahale yöntemleri bütünüdür. Hayes, Wilson ve Strosahl tarafından seksenlerin sonunda geliştirilen bu yaklaşım ilk olarak kapsayıcı uzak durma olarak adlandırılmıştır.

Görgü tanığının ifadesi, kişinin tanık olduğu olaya dair bilgi ve gözlemleri hakkında, adli bir süreç kapsamında verdiği ifade. İdeal bir durumda, tanığın hatırladıklarının ayrıntılı olması beklenir ancak bu her zaman gerçekleşmez. Tanığın hatırladıkları, tanığın bakış açısından bakıldığında ne yaşandığını kanıtlamak için kullanılır. Anıları bellekten çağırma işlemi geçmişte güven duyulan bir işlemdi. Ancak günümüzde, psikologların “Anılar ve bireysel algılar güvenilmezdir. Kolaylıkla manipüle edilebilir ve değişime uğrayabilirler” savını destekleyen adli tıp uzmanları tarafından bu güven çürütüldü. Bu nedenle birçok devlet, bu günlerde görgü tanıklığının mahkemelerde kullanımıyla ilgili değişikliklere gitmeyi planlıyor. Görgü tanıklığı aynı zamanda bilişsel psikoloji alanının özel bir odağı olma özelliğini taşıyor.

Akılcı (Rasyonel) Duygusal Davranışçı Terapi, Albert Ellis tarafından geliştirilmiş br psikoterapi yöntemidir.

<span class="mw-page-title-main">Aaron T. Beck</span> Amerikalı ruh hekimi (1921 – 2021)

Aaron Temkin Beck, Amerikalı psikiyatr. Bilişsel davranışçı terapinin kurucusu olarak kabul edilmektedir. 1954 yılında geçtiği Pensilvanya Üniversitesi'nin psikiyatri bölümünde vefatına kadar emekli öğretim üyesi olarak çalışmalarına devam etmekteydi. Ayrıca Beck, dört çocuğundan birisi olan, Dr. Judith Beck tarafından yönetilen bir araştırma ve eğitim merkezi olan, Beck Enstitüsü'nün de kurucusudur.

Beck Umutsuzluk Ölçeği, bireylerin geleceği dair olumsuz bakış açılarının skorlandığı bir ölçektir. Aaron T. Beck ve Arlene Weissman tarafından 1974 yılında bir makale ile yayımlanmıştır. Testin eksikliklerini bilen bir kişi gözleminde kişiler bireysel olarak testi doldurabilir. Test 20 sorudan oluşuyor ve her bir soru için evet veya hayır olmak üzere iki şıktan birisi işaretlenir.. Ölçeğin 1, 3, 5, 6, 8, 10, 13, 15, 19. sorularında her “hayır” yanıtı için birer puan verilirken diğer sorularda ise her “evet” yanıtı için birer puan verilir. Ölçekten alınan puan ne kadar yüksekse kişinin umutsuzluk düzeyi o kadar yüksek kabul edilir.

İyi Hissetmek, ilk kez 1980 yılında Amerikalı Profesör David Burns tarafından yayınlanmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi uygulamaları içeren bir self-help kitabıdır. Türkçe çevirisi Esra Tuncer, Özlem Mestçioğlu, İrem Erdem Atak ve Gönül Acar tarafından yapılmıştır. Ayrıca Türkçe çevirinin alt başlığında Depresyonun Etkinliği Klinik Olarak Kanıtlanmış İlaçsız Tedavisi yazısı bulunur. David Burns, kitabı Dr. Aaron T. Beck'e ithaf etmiştir. Ayrıca Dr. Aaron T. Beck bu kitaba bir önsöz yazmıştır.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) ruh sağlığını geliştirmek amacıyla yapılan bir psikososyal müdahaledir. BDT tipi terapide, bireye fayda sağlamayan bilişsel bozulmalara odaklanır ve bu bilişsel bozulmalar değiştirilmeye çalışılır. Bireyin duygusal denge haline gelmesini ve kendi günlük yaşam problemlerini çözebilmesi için kişisel başa çıkma stratejileri geliştirmesini sağlamayı hedefler. Yöntem depresyon tedavisinde kullanılmak için tasarlanmış olsa da günümüzde anksiyete dahil birçok ruh sağlığı bozukluğunda kullanılmak üzere geliştirilmiştir. BDT bilişsel ve davranışçı psikoterapilerin kanıta dayalı teknik ve stratejilerini birlikte kullanarak psikopatolojileri tedavi etmektedir.

Geçmişe dönüş ya da istemsiz tekrar eden bellek, bireylerin eski deneyimleri ya da eski deneyimlerin ögelerini ani ve genellikle güçlü bir şekilde yeniden deneyimlediği psikolojik fenomendir. Bu deneyimler sevindirici, üzgün, heyecan verici veya herhangi başka bir duygu olabilir. Geçmişe dönüş terimi, özellikle, anı istemsiz hatırlandığında ve/veya bu anı insanın tekrar yaşayabileceği kadar yoğun olduğunda, bunun gerçek zamanda yaşanmadığını, sadece bir anı olduğunu fark edemeyeceği durumlarda kullanılır.

Çocuk ve ergen psikiyatrisi, çocuklarda, ergenlerde ve ailelerinde ruhsal bozuklukların tanı, tedavi ve önlenmesine odaklanan bir psikiyatri dalıdır. Psikiyatrik bozuklukların gelişimini ve seyrini etkileyen biyopsikososyal faktörleri ve çeşitli müdahalelere verilen tedavi yanıtlarını araştırır. Çocuk ve ergen psikiyatristleri, pediatrik popülasyondaki ruhsal bozuklukları tedavi etmek için öncelikle psikoterapi ve/veya ilaç kullanır.

Psikomotor retardasyon, bir bireyde düşüncenin yavaşlamasını ve fiziksel hareketlerin azalmasıdır. Psikomotor gerilik, konuşma ve duygulanım da dahil olmak üzere fiziksel ve duygusal tepkilerde gözle görülür bir yavaşlamaya neden olabilir.

Bilişsel psikolojide bilişsel kırılganlık, bir kişiyi psikolojik sorunlara yatkın hale getiren hatalı bir inanç, bilişsel önyargı veya düşünce kalıbıdır. Kırılganlık, psikolojik bir bozukluğun belirtileri ortaya çıkmadan önce görülür. Birey stresli bir deneyimle karşılaştıktan sonra, bilişsel kırılganlık, psikolojik bir bozukluk olasılığını artıran uyumsuz bir tepki oluşturur.