İçeriğe atla

Bahçelievler Katliamı

Bahçelievler katliamı
BölgeAnkara
Tarih8 Ekim 1978
Saldırı türü
Silahlı Saldırı
Ölü7
İşleyenlerHaluk Kırcı
Abdullah Çatlı
Ünal Osmanağaoğlu
Bünyamin Adanalı
Ercüment Gedikli
Mahmut Korkmaz
Kadri Kürşat Poyraz

Bahçelievler Katliamı, 8 Ekim 1978 günü Ankara'nın Bahçelievler mahallesinde Türkiye İşçi Partisi üyesi Latif Can, Efrahim Ezgin, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar, Serdar Alten, Faruk Erzan ve Salih Gevence isimli gençlerin öldürüldüğü olaydır.[1]

Olayın failleri Abdullah Çatlı,[2] Haluk Kırcı,[3] Ünal Osmanağaoğlu,[1] Bünyamin Adanalı,[1] Ercüment Gedikli,[4] Mahmut Korkmaz[5] ve Kadri Kürşat Poyraz'dır.[1] Kurbanların biri havluyla boğularak, dördü kafa hizasından kurşuna dizilerek, diğer ikisi de Eskişehir yolunda öldürülmüştür.[1]

Olayların gelişimi

Mahkeme kayıtları ve görgü tanıklarının ifadelerine göre olay şu şekilde gerçekleşmiştir:

Milliyetçi Hareket Partisi'nin genel merkezinin bulunduğu Ankara'nın Bahçelievler semtinin ülkücüler açısından güvenli hale getirilmesi için MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’ten emir alan Ülkü Ocakları Derneği ikinci başkanı Abdullah Çatlı, kendisi tarafından sevk ve idare edilen bir grup Ülkücü militan ile bu dönemde bölgede çok sayıda silahlı eylem yapmıştı. Nenehatun Öğrenci Yurdu, ülkücülerin bölgedeki merkezi konumu haline geldi. Bir yandan sol görüşlü öğrencilerin ikamet ettiği Diyarbakır Öğrenci Yurdu’na yönelik eylemler sürdürülürken, bir yandan da solcuların gittiği kahvehaneler silahlı saldırıya uğradı. İbrahim Bozkurt[6] ve Zafer Boz[7] isimli sol eğilimli öğrenciler de birkaç gün arayla öldürüldü. Solcuların elinde olan Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi gibi okullar bombalanarak süresiz tatil edilmeleri sağlandı.

Abdullah Çatlı liderliğindeki ülkücü militanlar Bahçelievler bölgesindeki en önemli eylemini ise 8 Ekim'i 9 Ekim'e bağlayan gece gerçekleştirdi. Çatlı ekibinde yer alan Duran Demirkıran Bahçelievler 15. Sokak'ta gözcü olarak beklerken, 56 numaralı apartmanın kapısında ise Ömer Özcan nöbet tuttu. Haluk Kırcı, Ercüment Gedikli, Mahmut Korkmaz ve Kürşat Poyraz 2 numaralı dairenin kapısını çaldılar. O sırada ekibin lideri Abdullah Çatlı, apartmanın dışında park halindeki araçta beklemekteydi.[8] Kırcı ve ülkücü militanlar önce kapıyı zorladı, ancak kapı açılamadı. Bunun üzerine zili çaldılar ve kapı aralanınca zorlayarak içeri girdiler.

2 numaralı daireye girdiklerinde içeride önceki gün Ankara'da yapılan Türkiye İşçi Partisi İl başkanları toplantısına katılmak için çeşitli şehirlerden gelen, TİP ve TİP'in gençlik örgütü Genç Öncü üyesi 5 üniversite öğrencisi vardı: Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Bölümü öğrencisi Serdar Alten, Ankara Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi öğrencisi Hürcan Gürses, AİTİA Gazetecilik öğrencisi Efrahim Ezgin, Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü öğrencisi Latif Can ve Osman Nuri Uzunlar.

İçerideki öğrenciler, bu sırada televizyon seyretmekteydiler. Eve giren kişiler evi gezerken silah bulamadıkları için şaşırıp kızmışlardır. Haluk Kırcı “bu nasıl devrimcilik... evde silah bile yok” diye söylenmiş, arkadaşları ise TİP üyesi 5 genci yüzükoyun yere yatırıp ellerini bağlamıştır.[9]

Evdekilerin sayısı ülkücülerin beklediklerinden fazla çıkınca, nasıl hareket edeceklerini danışmak için dışarıda arabada bekleyen Çatlı'nın yanına gittiler. Bunun üzerine Çatlı, Kürşat Poyraz'ı yanına alarak eve bir şişe eter ve biraz pamuk ile gelmiş,yerde yatan gençleri eter ile bayıltmıştır. Tam bu sırada kapı çalmış, eve iki TİP'li daha gelmiştir: Faruk Erzan ve Salih Gevence. Çatlı olaya tekrar hemen müdahale edip son gelenleri otomobile götürmüştür. Kürşat Poyraz şoför koltuğunda, Çatlı yanında, Kırcı ve iki TİP'li arabanın arkasında oturdu. Bahçelievler'den Eskişehir yoluna giden araç 13. kilometrede durdu. İki TİP'li yol kenarındaki tarlanın 600 metre içine kadar götürüldüler. Araç Bahçelievler'e dönerken Faruk Erzan'ın ve Salih Gevence'nin kafalarına üçer kurşun sıkılarak hayatlarına son verildi.[10]

Eskişehir yolundan dönen Çatlı, Bahçelievler'deki esirlerin Eskişehir yoluna götürülüp öldürülmelerini kararlaştırmıştı fakat bölgede gördükleri birkaç polis aracı bu planın değişmesine sebep oldu. Bunun üzerine TİP'lilerin evde öldürülmesi kararlaştırıldı. Ancak sessiz ve çabuk olması gerekiyordu. Bunun üzerine Kırcı'nın “ben iple boğarım” teklifi hemen kabul edildi. Kırcı, Osman Nuri Uzunlar'ı evde bulduğu bir tel bir askı ile boğmaya başladı. Bir süre sonra askının işe yaramadığı ortaya çıkınca bulduğu bir havlu ile solcu gençleri boğmaya devam etti. Ancak Uzunlar'ın uzun bir süre can çekişmesi üzerine yorulan Kırcı, fikir değiştirerek TİP'lileri silahla öldürmeye karar verdi. Herkesi dışarı çıkaran Kırcı, Serdar Alten'in karnına üç, Hürcan Gürses'in göğsüne üç, Efraim Ezgin'in başına dört, Latif Can'ın göğsüne iki kurşun sıktı ve evden çıkıp uzaklaştı.

Aynı sırada karşı apartmanda oturan ve komiserlik sınavları için hazırlanan polis memuru Tuncay Özkul silah seslerini duydu ve ev arkadaşı Komiser Seyfi Eroğlu ile birlikte eve geldiler. Cesetleri bulan onlar oldu. Yerde yatan dört kişi ilk anda ölmüştü. Serdar Alten ise hala can çekişiyordu. Yerde yaralı olarak yatarken, saldırganları tarif etti ve çağırılan cankurtaran ile Hacettepe Hastanesine kaldırıldı.

Hastanede, vücudunda 9 kurşun çıkartılan ve bir akciğeri alınan Alten, buna rağmen savcı Mehmet Bağış'a ifadesini verdi ve Alten, saldırganları ayrıntılı şekilde tarif etti. Kendisine saldıranların Ülkücüler olduğunu ve “Reis” diye hitap ettikleri birisinden söz ettiklerini anlatıp evden çıkartılan arkadaşlarının 34 PD plakalı bir araca bindirildiğini söyledi.

Bunun üzerine ertesi gün haberlerden 1 kişinin ölmediğini öğrenen failler, Ankara'yı terk etmeye karar verdi. Çatlı Nevşehir'e, Kırcı da Erzurum'a gitti.

Alten, 8 gün ölümle pençeleştikten sonra 17 Ekim 1978'de saat 11.30'da hayatını kaybetti.[11]

Katliamın çözülmesi

Nevşehir-Avanos yolundaki Kozaklı Petrol İstasyonunda mavi renkli ve Amerikan malı bir araç şüpheli olarak polise bildirilince, aracın 34 PD 137 olan plakasının, 34 yazan kısmının kartonla yazıldığı, aslında 06 olduğu anlaşılır. 06 PD 137 plakalı araç araştırıldığında aracın Ülkücü Mustafa Mit'e ait olduğu ve örgüt adına bu kişi üzerine alındığı öğrenilir. Mustafa Mit gözaltına alınır ve Deniz Kuvvetleri Savcısı Yüzbaşı Enis Tunga, dava dosyasında Mustafa Mit ile yapılan görüşmeyi detaylı şekilde yazar:

Aracın örgüt için alındığını ve Ali Şerit tarafından sürüldüğünü, Muhsin Yazıcıoğlu ve Abdullah Çatlı’nın günlük kullanımında olduğu belirtildi. Mustafa Mit ayrıca Bahçelievler Katliamının yapıldığı gün aracı, Abdullah Çatlı’nın kullandığını söyledi ve Mustafa Mit, ülkücü camianın bilinen isimlerinden olduğu için Cebeci’de Acem Çayevinde yine örgüt üyesi Şefkat Çetin ile yaptığı konuşmada Bahçelievler olaylarıyla ilgili soru sorduğunda, cevap olarak Şevkat Çetin’den “Bizim Çatlı’nın işi” cevabını aldığını söyledi.[8]

Abdullah Çatlı ise, 8 Kasım 1978 günü Adapazarı'nda yakalandığında aracı kullandığını kabul eder fakat, katliamın gerçekleştiği gün Sivas'ta cezaevinden salıverilen Muhsin Yazıcıoğlu'nu almak için kullanıldığını belirtir. Bu açıklamanın ardından Çatlı, arandığı Ankara Emniyeti yerine İstanbul Emniyetine gönderilir ve kısa süre sonra serbest kalır. Aracı Sivas'a götüren şoför Selahattin Sarı ise aracı Sivas'tan getirdikten sonra anahtarları 9 Kasım 1978 akşamı Ülkücülerin derneğine bıraktığını söylemiştir.[8]

Olayın aydınlanmasında etken olan diğer bir olay ise tamamen şanstır. Bahçelievler Katliamından 2 ay sonra Semiha Üstündağ adlı bir ev kadını dostlarıyla konuşurken her şey açığa çıkar. Bahçelievler semtinde oturan ve alışverişe giden kadın iki kişiyi konuşurken duyduğunu ve birbirlerine 5-6-2 sayılarını söyleyip onaylaştıklarını söyler. Ertesi gün Bahçelievler Katliamının yapıldığı dairenin numarasının 56/2 olduğunu görünce olayla bağlantısını anladığını bildirir. O grup içerisindeki polis memuru Recep Oktay durumu meslektaşı Selami Ünal'a aktarır, o da polis komiseri Dürüst Oktay'a bildirip saldırganlar teşhis edilir. Teşhis edilen kişi ünlü ülkücü Duran Demirkıran’dır. Demirkıran, 18 Aralık 1978 günü yakalanır ve Bahçelievler Katliamı açığa kavuşur. Ayrıca Numune Hastanesi Başhekimi Dr. Turhan Temuçin yaptığı açıklamayla olayda kullanılan eterin ülkücü İbrahim Çiftçi’nin talimatıyla hastanede çalışan bir sempatizan tarafından çalındığını belirtecektir.[12]

Yargı Süreci

Bahçelievler Katliamı ile ilgili yargılamalar, 1986 yılında tamamlandı. Ankara 1 no’lu Sıkıyönetim Mahkemesi kararıyla Haluk Kırcı ve Ahmet Ercüment Gedikli yedişer kez ölüm cezasına; Duran Demirkıran ve Ömer Özcan 28’er yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Kürşat Poyraz, Mahmut Korkmaz, Abdullah Çatlı, Ünal Osmanağaoğlu, Bünyamin Adanalı hakkında, kararın verildiği tarihte yurt dışında oldukları için gıyabi tutuklama kararı verildi.

Susurluk kazasından sonra Bahçelievler katliamı ile ilgili dava yeniden açıldı. 1987 yılında Mahmut Korkmaz’ın İstanbul’a sahte pasaportla giriş yaparken yakalandığı ancak serbest bırakıldığı ortaya çıktı. Mahkeme halen aranmakta olan sanıkların bulunması için kırmızı bülten çıkarılmasına karar verdi. 10 Ocak 1999’da Bünyamin Adanalı, yanlışlıkla serbest bırakıldığı için aranan Haluk Kırcı ile birlikte yakalandı. Yine Nisan 1999’da Ünal Osmanağaoğlu yakalandı. 1 Kasım 1999’da Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi Adanalı ve Osmanağaoğlu’nu 7’şer kez idam cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı’nın davasını da düşürdü. 12 Temmuz 2000 tarihinde Yargıtay 9. Ceza Dairesi temyiz incelemesi sonucunda Adanalı ve Osmanağaoğlu’nun cezalarında suçun asli failleri olmadığı gerekçesi ile indirim yapılması gerektiğini kararlaştırdı. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15 Şubat 2001 tarihinde eski kararında direnmesinin ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21 Haziran 2001 tarihinde 5’e karşı 18 üyenin onayı ile Adanalı ve Osmanağaoğlu hakkında verilen 7’şer kez idam kararını onayladı.[13]

Yakın Geçmiş

Haluk Kırcı, 23 Temmuz 2020 tarihinde Haber Global isimli televizyon kanalında Jülide Ateş'in sunduğu "40 Soruda" programında, Bahçelievler katliamının katliam değil "intikam" olduğunu ileri sürmüş ve şunları söylemiştir: "Katliam katliam denilip geçiliyor. Sanki başka katliam olmadı Türkiye’de. Hep Bahçelievler ön plana çıkarıldı. İstanbul’da 1 Mayıs Mahallesi’nde 5 işçi ülkücü diye öldürüldü. Adana’da 5 tane ülkücü öğretmen öldürüldü. Bahçelievler katliam değildir, biz öldürülen arkadaşlarımızın intikamı için oraya gittik.”[14]

Programın yayımlanması sonrasında Kemal Türkler Eğitim ve Kültür Vakfı ve Türkiye İşçi Partisi tarafından Haluk Kırcı hakkında suç duyurusunda bulunulmuş; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada şiddeti, silahlı direnmeyi veya ayaklanmayı teşvik eden ifadeler dışında, devletin veya toplumun bir kesiminin hoşuna gitmeyen incitici, rahatsız edici, ürkütücü, bilgi ve düşüncelerin ifade özgürlüğü kapsamında olduğu belirtilip, "Şüphelinin işlenen bir suçu ya da işlediği suç nedeniyle bir kişiyi övücü, yüceltici, sempatikleştirici nitelikte bulunmayıp kendi değer yargısını açıkladığı" ileri sürüldü ve Kırcı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildi.[15]

Faillerin akıbeti

  • Abdullah Çatlı: Yakalanamadı. 1996 yılında Susurluk kazasında öldü.
  • Haluk Kırcı: Yedi kez idama mahkûm edildi. 1996'da yakalandığı gün emniyetten kaçtı. 1999'da yeniden yakalandı. 18 Mart 2004 tarihinde tahliye edildi. Ekim 2004'te Ukrayna'da yakalandı. 27 Mayıs 2010'da tekrar tahliye edildi.[16] 8 Şubat 2011 tarihinde tekrar tutuklandı ve 4 Şubat 2015 tarihinde tahliye oldu.[17]
  • Ünal Osmanağaoğlu: 1999 yılında Kuşadası'nda yakalandı ve yedi kez idam cezasına çarptırıldı. Kemal Türkler'in öldürülmesiyle ilgili sanık olarak yargılandığı dava 1 Aralık 2010 tarihinde zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırıldı. "3. Yargı Paketi" olarak bilinen yasal düzenleme doğrultusunda 10 Temmuz 2012'de tahliye edildi.[2] Osmanoğlu, 30 Haziran 2014 tarihinde öldü.[18]
  • Bünyamin Adanalı: 1999 yılında Pendik'de yakalandı ve yedi kez idam cezasına çarptırıldı. "3. Yargı Paketi" olarak bilinen yasal düzenleme doğrultusunda 10 Temmuz 2012'de tahliye edildi.[1]
  • Ercüment Gedikli: 1980 yılında yakalandı. Aldığı idam cezası müebbete çevrildi ve 1991 yılındaki afla salıverildi.
  • Mahmut Korkmaz: Yakalanamadı.
  • Kadri Kürşat Poyraz: Yakalanamadı.
  • İbrahim Çiftçi: Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz'ün öldürülmesi olayından, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nde dört kez ölüm cezasına çarptırıldıktan sonra beraat etti, bu karara paralel olarak Bahçelievler Katliamı davasında da beraat etti.[13]
  • Osman Engin: 15 Nisan 2013 tarihinde Adana'da yakalandı.[19]

Ayrıca bakınız

Konuyla ilgili eserlerden bazıları

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f ""Katliamı unutmayın"". Radikal. 20 Haziran 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ekim 2007. 
  2. ^ a b "Katliam sanığı elde", 27 Şubat 2002 6 Şubat 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. URL erişim tarihi: 4 Ekim 2007
  3. ^ "Kırcı 2059'da özgür!", Radikal, 12 Ocak 1999 6 Ağustos 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. URL erişim tarihi: 4 Ekim 2007
  4. ^ "Yargılamayı devlet engelledi", Radikal, 25 Ocak 1999 9 Kasım 2007 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. URL erişim tarihi: 4 Ekim 2007
  5. ^ "Bahçelievler katliamı sanığı Korkmaz'a 36 yıl hapis", Radikal, 14 Mayıs 2002 27 Haziran 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. URL erişim tarihi: 4 Ekim 2007
  6. ^ Cumhuriyet Araştırma Servisi (15 Eylül 1979). "1968-1978 Kanlı Bir Bilanço...". Cumhuriyet Gazetesi. s. 9. 
  7. ^ Cumhuriyet Araştırma Servisi (16 Eylül 1978). "1968-1978 Kanlı Bir Bilanço...". Cumhuriyet Gazetesi. s. 7. 
  8. ^ a b c Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul (1997). Reis: Gladio’nun Türk Tetikçisi. Su Yayınları. ss. 69-78. ISBN 9789756828120. 
  9. ^ Ekmekçi, Mustafa (11 Ekim 1978). "Bizi faşistler vurdu...". Cumhuriyet Gazetesi. s. 4. 
  10. ^ Cüneyt Özdemir (2009). Önemli İşler Dairesi. Doğan Kitap. s. 90. ISBN 978-605-111-119-3. 
  11. ^ "Ankara Katliamının Tek Görgü Tanığı Alten Öldü". Cumhuriyet Gazetesi. 17 Ekim 1978. s. 1. 
  12. ^ Saygı Öztürk (2008). Kırcı / 5 - 6 - 2 Tamam Reis. Doğan Kitap. ISBN 9789752935297. 
  13. ^ a b BİA Haber Merkezi (2014). "Türkler Suikasti Sanığı ve Bahçelievler Katliamı Hükümlüsü Osmanağaoğlu Öldü". Bianet. 15 Kasım 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2020. 
  14. ^ "Bahçelievler katliamı: Kırcı'nın sözleriyle yeniden gündeme gelen olayla ilgili neler biliniyor?". BBC News Türkçe. 24 Temmuz 2020. 25 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Eylül 2020. 
  15. ^ Gazete Duvar (28 Eylül 2020). "Bahçelievler Katliamı'nı meşrulaştırmaya çalışan Haluk Kırcı hakkında takipsizlik kararı verildi". Gazete Duvar. 4 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Eylül 2020. 
  16. ^ Katliam hükümlüsü Haluk Kırcı'ya tahliye 4 Temmuz 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Radikal, 28 Mayıs 2010. 12 Temmuz 2012 tarihinde erişildi.
  17. ^ "Haluk Kırcı tahliye oldu !". 4 Şubat 2015. 3 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Şubat 2015. 
  18. ^ 30 Haziran 2014 tarihli odatv haberi 5 Temmuz 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. 30 Haziran 2014 tarihinde erişilmiştir
  19. ^ 15 Nisan 2013 tarihli 18 Nisan 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. SoL (haber portalı) haberi 15 Nisan 2013 tarihinde erişilmiştir

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kemal Türkler</span> Türk aktivist ve sendikacı

Kemal Türkler, Türk sosyalist sendikacı ve siyasetçi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun kurucusu ve ilk genel başkanıdır, Türkiye İşçi Partisinin kurucularındandır.

<span class="mw-page-title-main">Mehmet Ağar</span> Türk siyasetçi

Mehmet Kemal Ağar Türk bürokrat ve siyasetçidir. Emniyet genel müdürlüğü, Elazığ milletvekilliği ve bakanlık görevlerinde bulundu. 2002 ile 2008 yılları arasında Doğru Yol Partisi'nin ve Demokrat Parti'nin genel başkanlıklarını yürüttü.

<span class="mw-page-title-main">Abdullah Çatlı</span> Türk organize suç örgütü lideri

Abdullah Çatlı, Türk organize suç örgütü lideri, mafya lideri, derin devlet ajanı ve kontrgerilla mensubu.

<span class="mw-page-title-main">Muhsin Yazıcıoğlu</span> Türk siyasetçi (1954–2009)

Muhsin Yazıcıoğlu, Türk siyasetçi, şair, veteriner hekim ve ülkücü lider. Eski Ülkü Ocakları genel başkanı; 19., 20. ve 23. dönem TBMM Sivas milletvekili; Büyük Birlik Partisinin kurucusu ve ilk genel başkanıdır. 25 Mart 2009 tarihinde helikopter kazasında Kahramanmaraş'ta şüpheli şekilde öldü.

Haluk Kırcı, 8 Ekim 1978 günü Bahçelievler katliamında yedi Türkiye İşçi Partisi üyesi genci öldürmekten hüküm giyen, ilki 1988'de olmak üzere aralıklarla birkaç sefer cezaevine konulup toplamda 16 sene hapiste tutulduktan sonra nihayetinde 4 Şubat 2014 tarihinde tahliye edilen kişidir.

Oral Çelik, adı bir dönem Abdi İpekçi cinayeti ve Papa II. Jean Paul'a yönelik suikast girişimine karışmış olan Türk ülkücüdür.

<span class="mw-page-title-main">16 Mart Katliamı</span>

16 Mart Katliamı, 16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde 7 öğrencinin ölümü, 41 öğrencinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı ve silahlı saldırıdır.

Mustafa Pehlivanoğlu, Türk Ülkücü militan. 10 Ağustos 1978'de dört kahvehaneyi otomatik silahla tarayıp 5 kişiyi öldürdüğü, 12 kişiyi yaraladığı iddia edilerek yargılandı ve 18 Ekim 1979'da idama mahkûm edildi. 12 Eylül Darbesi'nden sonra cezası infaz edildi. 1980-1984 arasında idam edilen 8'i sağ görüşlü 50 mahkûmdan biridir.

Bedrettin Cömert, Türk akademisyen, çevirmen ve yazar.

<span class="mw-page-title-main">Ergün Poyraz</span> Türk yazar

Ergün Poyraz, Türk araştırmacı yazar. Siyasi partiler ve tarikatların yapılanmaları ve aralarındaki bağlantıları inceleyen çalışmaları ile tanındı.

İbrahim Şahin, emekli Emniyet Müdürü, eski Özel Harekat Daire başkanı, derin devlet mensubu, Susurluk davası mahkûmu, Ergenekon, JİTEM ve Ankara Faili Meçhul Cinayetler davası sanığı.

Tarık Ümit, Dündar Kılıç'ın eski ortağı, Çerkes asıllı MİT ajanı.

Kontrgerilla, kelime anlamıyla gerilla güçlerine karşı kurulmuş güçtür. Bir diğer anlamı ise NATO bünyesindeki ülkelerde sol örgütlenmeye karşı oluşturulan yasa dışı örgütlenmenin Türkiye'deki adı ve ayağıdır. Türkiye'deki yapılanması ise Amerika tarafından Ankara'da bulunan Amerikan Askerî Yardım binasında kurulmuş ve başlarda CIA tarafından fonlanmıştır. 1970 ila 1991 yılları arasında etkin olarak faaliyet gösteren yapılanmanın yasal statüsü yoktur, gizli silah depoları ve kayıt dışı mensupları vardır. Ülkü Ocakları tarafından kurulan Ülkücü komando kampları; Kontrgerilla örgütü için paramiliter üyeler yetiştirmiştir. 20. Yüzyılda özellikle de Soğuk Savaş döneminde Türkiye'de ve birçok NATO ülkesinde tartışmalı olaylarda etkisi olduğu düşünülen bu organizasyon; 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Soğuk Savaşın sona ermesiyle birlikte birkaç yıl içinde etkisini kaybetmiştir.

Maraş Katliamı veya Maraş Olayları, 19 Aralık ile 26 Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta meydana gelen Aleviler'e, Kürtler'e ve solculara yönelik katliamdır. Yedi gün süren olaylar sırasında iddianameye göre 111 kişi öldürüldü. Aleviler'e ait 559 ev yakıldı, 290'a yakın iş yeri tahrip edildi. 23 yıl süren davalar sonunda 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezası aldı. Katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise ulaşılamadı. 12 Eylül Darbesi'ne sebep olan olaylardan biri olarak kabul edilmektedir.

Ünal Osmanağaoğlu, Türk ülkücü.

Eşber Yağmurdereli, Türk yazar, senarist, şair, öykü yazarı, aktivist.

Ankara faili meçhul cinayetler davası, 1993-1996 yılları arasında zorla kaybedilen veya infaz edilen Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan, ANAP Keskin İlçe Başkanı Metin Vural, Behçet Cantürk ve şoförü Recep Kuzucu, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Avukat Yusuf Ekinci, Ömer Lütfi Topal, Hikmet Babataş, Avukat Medet Serhat, Fevzi Aslan ve yeğeni Salih Aslan, Lazem Esmaeli, Asker Sımıtko, Tarık Ümit ve Avukat Faik Candan'ın öldürülmesine ilişkin 20 Aralık 2013 tarihinde açılan ve Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş olan davadır. 2019 yılında sanıklar 19 cinayetin 17'sinden delil yetersizliği nedeniyle beraat etmiştir.

Balgat Katliamı, 10 Ağustos 1978'de Ankara'nın Balgat semtinde genellikle sol görüşlü kişilerin gittiği dört kahvehaneye Mustafa Pehlivanoğlu ve diğer Ülkücüler tarafından bir otomobilden otomatik silahlarla yaylım ateşi açılması sonucu 5 kişinin öldüğü saldırı. Katliamın faillerinden Mustafa Pehlivanoğlu, 12 Eylül Darbesi'nden sonra idam edildi.

Feridun Öncel, iş insanı ve mafya mensubu.

<span class="mw-page-title-main">Sedat Şahin</span> Türk organize suç örgütü lideri

Sedat Şahin, organize suç örgütü mensubudur. Şahinler olarak bilinen mafya grubunun lideridir. Emniyetin 2021 verilerine göre 257 silahlı adamı ile, Alaattin Çakıcı ve Sarallardan sonra Türkiye'nin en büyük üçüncü büyük mafya örgütüdür. Bu sıralamayı 253 silahlı adamı ile dördüncü sırada Sedat Peker takip etmektedir.